Tekil Mesaj gösterimi
  #35  
Alt 30-03-2006, 13:35
sonsuzluk sonsuzluk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2006
Mesajlar: 30
Standart BASINDA FETTULLAH ATAĞI

Bugun ve star gazeteleri cemaatin kontrolune gecti laikler tasfiye ediliyor.. Bu durum uzerine bir makale de ilgimi çekti..Fettullahın bu atagı nereye varabilir sizce? Yorumlarınızı bekliyorum..

Ahmet HAKAN-HÜRRİYET *30-03-2006

’Fethullahçı medya’ neden imkansızdır


DUYDUNUZ mu?

"Hocaefendi" medya alanında "büyüme" kararı almış.

Yıllardır Zaman Gazetesi ve Samanyolu Televizyonu ile yetinilirken...

Olayın çapının büyütülmesine karar verilmiş.

"Çap büyütme operasyonu" iki gazeteyle başlamış:

Bugün Gazetesi ve Star Gazetesi...

"Bugün", cemaate mensup etkin bir işadamı tarafından satın alınarak "hizmet"e adanmış.

"Star" ise, Kıbrıslı bir işadamı tarafından satın alındıktan sonra "cemaat"in etkin bir isminin emrine tahsis edilmiş.

Amaç "ehli dünya" olmayan medya organlarının sayısını artırarak "hizmet"in önünün açılmasını sağlamakmış.

Bu yazdıklarımı okuyan "azılı Gülen düşmanları"nın öfkeli tepkiler verdiklerini, "Gülen dostları"nın ise "Maşallah! Maşallah!" diyerek gururlandıklarını işitir gibiyim.

Ama bence...

Ne "azılı Gülen düşmanları" öfkelenmeli...

Ne de "Gülen dostları" gururlanmalı.

***

Hadi açıkça söyleyelim:

Güçlü, etkin, vurduğu yerden ses getiren, ekonomik dengeleri oturmuş bir "Fethullah Gülen medyası" imkánsızdır.

Çünkü:

Her şeyden önce...

"Dindarlık" ile "gazetecilik" arasında iflah olmaz çelişkiler vardır.

Aradaki muazzam fark, "gazetecilik neyi gerektirir" sorusuyla, "din neyi talep eder" sorusunu peş peşe sorduğumuzda ortaya çıkar.

Şöyle bir "acı gerçek" tablosuyla karşı karşıya geliriz:

Din der ki: Abartma!

Gazetecilik der ki: Abart!

Din der ki: Dikkat çekme!

Gazetecilik der ki: Dikkat çek!

Din der ki: Başkalarının hayatlarıyla ilgilenme!

Gazetecilik der ki: Başkalarının hayatları senin görev alanındır.

Din der ki: Egonu yen, mütevazı ol!

Gazetecilik der ki: Yüksel ki yerin burası değildir.

Ne dersiniz, devam edeyim mi?

İşte tam da bu nedenle "gazetecilik mesleği"nin hakkını veren adamların ya da kadınların, "dinin temel yaklaşımlarıyla uyum sağlama" konusunda her daim sorunları olmuştur.

Dikkat! "Faizli bankada çalışan bir müminin yaşadığı çelişki"den çok daha derin bir çelişkiden söz ediyorum.

***

Bu kadarla kalsa iyi.

Hadi diyelim ki bir biçimde "dindarlık" ile "gazetecilik" arasındaki iflah olmaz çelişki aşılabildi.

Bu kez bir sosyolojik sorun devreye gidecektir.

Çünkü:

Öyle bir hedef kitleye sesleniliyor ki...

O kitlenin "gazete okuma kültürü" yok.

Gazete, o kitlenin dünyasında "sabah kahvaltısının vazgeçilmez unsuru" olarak görülmüyor.

Bayiden gazete almak, bir ihtiyaç olarak hissedilmiyor.

Peki bu durumda ne yapılacak?

Ya zorlamanın zorlaması yapay yöntemlerle...

Mesela "dava şuuru" filan devreye sokularak gazete satışı artırılacak.

Ya da gazete denilen araç, bir tür "politik tavır koyma" aracı haline getirilecek.

Hangi yönteme yaslanılırsa yaslanılsın sonuçta ortaya bildiğimiz anlamda bir gazetecilik faaliyeti çıkmayacaktır.

***

Yani demem odur ki:

Paniğe gerek yok.

"Gülen dostları" boşuna gururlanmasın.

"Gülen düşmanları" da boşuna öfkeye kapılmasın.

Operasyondan bir şey çıkmaz.

Çünkü:

Güçlü bir "Fethullah Gülen medyası"nın önünde, aşılması hayli güç, çok esaslı felsefi sorunlar var.
Alıntı ile Cevapla