Tekil Mesaj gösterimi
  #15  
Alt 12-04-2009, 20:30
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Konuyu özetlemek gerekirse, yukardaki yazilarda söylenen özetle su:

Eğer İslam devletleri, bir model arıyorlarsa, işte model budur: “Laik ilkelere dayalı Türkiye Cumhuriyeti ve onun devamı olan hukukun üstünlüğü ilkesini kabul eden Türk demokrasisi. Başka modele gerek yoktur. Eğer Akyol’un işaret ettiği gibi Arap dünyası ve Pakistan için bir model aranıyorsa, model ‘ılımlı İslam’ değil, model hukuka dayalı laik Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Demek ki, "ilimli islam" denilen sey, birilerinin Arap dünyasi ve Pakistan gibi seriat rejimleri icin önerdigi bir formülmüs. Ancak bu formülün ise yarayip yaramayacagi ABD’de de ciddi bir tartisma konusu durumunda.

Peki yazar Alev Coskun neden bizi ABD'nin Türkiye'ye böyle bir model dayatmakta olduguna dair eklentiler yapiyor? Bunu Huntington'un "medeniyetler catismasi" tezine dayandiriyor. Hatta Huntington'un Türkiye'deki rejimi degistirmek gibi bir amaci oldugunu ileri sürüyor. Huntington'un tezlerini 4 maddede siralarken 3. maddede sunu yaziyor.

3. Çoğu uygarlık grubunun bir veya birkaç lider ülkesi var, İslam dünyasının sorunlarından biri de bir lider ülkeden yoksun oluşudur.


Sonra da bu maddeye aciklik getirdigini düsünerek söyle bir ekleme yapiyor.

Eğer Türkiye, Batılı bir ülke olma ısrarından vazgeçer; modernleşme ve demokrasinin bir İslam ülkesinde de mümkün olduğunu göstermeye daha çok ağırlık verirse, İslama büyük bir model olur.

Halbuki Huntington'un gercekte böyle bir iddiasi yok. Yazar Alev Coskun ya olayi pek anlamamis yada saptiriyor. Huntington ortaya bir tez atiyor. Bu tezinde önümüzdeki sürecte politikalarin sekillenmesinde belirleyici olanin politik ideolojiler degil kültürler olacagini öne sürüyor. Bu teze göre Huntington, dünyadaki ülkeleri farkli inanislar ve kültürler temelinde gruplara ayiriyor. Buna göre Türkiye, Rusya ve Meksika ile birlikte icinden geldigi kültürel sürecten kopus yasamis ülkelerden birisi. Huntington, bu kopusun nedenini Kemalist devrimlere bagliyor ve Türkiye'nin batili bir ülke haline gelme cabasinin organik temelleri olmaksizin yasanan bicimsel bir sey oldugunu ileri sürüyor. Benzer sürecleri yasayan Meksika ve Rusya ile beraber Türkiye'de bir "kimlik sorunu" olustugunu, bu ülkelerin "kararsiz" durumda kaldiklarini iddia ediyor. Bizde sik sik vurgulanan "Türkiye'nin dogu ile bati arasinda, Avrupa ile Asya arasinda bir köprü oldugu" sözünü ise farkli bir sekilde yorumluyor. Köprü olmak ayni zamanda "kararsiz" olmak demektir diyor. Huntington'un yaptigi bir tarihsel ve politik tahlil cabasi.

Huntington'un Kemalistleri bu kadar rahatsiz etmesinin nedeni de Kemalist devrimlerin yapay kaldigina ve basarisiz olduguna dair iddialari. Bizde resmi ideolojiye uygun (güya) arastirmalar yapmak ve resmi tezleri tekrarlamak seklinde bir aliskanlik oldugu icin, böylesine aykiri iddialar hemen sert bir tepki ile karsilanir ve artniyetli, hesapli, bölücü, yikici addedilir ve bir takim politik hesaplarin olduguna havale edilmeye calisilir. Bilim adaminin görevi, düsünmek, ölcmek, degerlendirmek, yorumlamak degil, resmi görüse hizmet etmektir. Böyle oldugu icin de rejimin savunuculari hemen harekete gecip, tezlere yamalar koyarak etkisizlestirme faaliyetine girisirler.

Huntington'un tezlerinin oldukca genis bir özetini asagidaki adresten bulabilirsiniz. Bence oldukca güzel bir özet. Herkese okumasini öneririm.

http://www.derinsular.com/ansikloped...-catismasi.php

Huntington, Alev Coskun'un carpittigi gibi Türkiye'yi örnek bir Islam ülkesi yapalim falan da demiyor. Islam ülkeleri icin örnek olabilecek bir ülke ariyor ve bunlarin özelliklerini tek tek siraliyor.
Ayrica Türkiye'deki "kararsizlik" durumunun nasil asilabilecegine dair öneriler de getiriyor ki, bunlarin islama dönmekle alakasi yok.

Not: Ben Huntington'un tezlerini falan savunmuyorum. Bu tezlerin gelismeleri kavramaya ne kadar yetecegine dair de ciddi süphelerim var. Bana yeterli gelmiyor. Ancak birilerinin israrla Huntington'u felaket taciri gibi göstermesini ise sadece resmi ideoloji aliskanliklarindan gelen bir refleks oldugunu düsünüyorum.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla