Tekil Mesaj gösterimi
  #9  
Alt 03-01-2019, 13:21
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

pianola´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kurgulandığı derken "kurgulanmakta olduğu" demek istedim , yani oldu-bitti değil , sadece "<kendiliğinden-öyle> olarak düşünülen her kavram birer kurgudur". dolayısıyla söylediğim; indirgemelerin --her neye dair ve her ne tarzda dile gelirse gelsin-- zaten insan tekinin özgün bedensel varoluşunun bir neticesi olduğu.. bu anlamda doğaya dair hiçbir imgelem de onu belirli bir şekilde tasavvur eden insanı aşmaz , çünkü bedensel/zihinsel faaliyet tarzlarımızı koşullayan tüm epistemolojik vasıfları zaten "kendi sürecimizde" ediniriz..
Doğa zaten "tanımlanmış", imgelenmiş, o bilgiyi edinmişiz, doğa doğadır (mı anlayacağız bunu?)

pianola´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

sorun biraz da meseleyi "suç ve ceza" gibi "insani" oldukları tahayyül edilen kavramlar üzerinden ele aldığımızda oluşuyor sanırım.
ben tam da bu yüzden yukarıda özellikle insanın "doğanın bir niteliği" olduğunu belirtmiştim ,
Tamam işte bende insanın tanımladığı, yargıladığı hüküm verdiği "suç ve ceza", veya "suç ve suçlu" gibi bir kavramın doğada olmadığını söylüyorum.
İlla insanın "var" ediği şey üzerinde mi konuşabileceğiz, veya "hüküm" verdiğine mi "tamam" diyeceğiz.
Odak sadece insan!

Burada ki sorun doğada bu şeylerin olmamasından ziyade, insanın buna var demesidir, var dediği şeyi de savunmasıdır.

pianola´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ancak burada tespit denilen zaten sorunu --suçu-- göstermek, ona işaret etmek değil mi? "suç" ve "sorun" farklı/başka kavramlar da değiller aslında. fark sadece uygulandıkları imlemler üzerinde oluşuyor. böylelikle aralarındaki fark olduğunu düşündüğümüz şeyi kurgulayan da [<doğa ve insan> örneğinde görüldüğü gibi] sadece bir dil oyunu..
Sevgili pianola

Odağımızda insan olduğu sürece, insanın koyduğu kuralları vazgeçilmez, değişmez diye mimlediğimiz sürece, biz anca kendi koyduğumuz kurallara "esir" oluruz.
Kendi koyduğumuz kurallar bizi yönetir!
Yazıda insan odağından bahsetmiştim bu yüzden, bundan kurtulmak, insan dışına çıkmak gerekiyor, balıkların denizde yaşayıp denizi bilmemesi gibi, bizlerde insan kuralları içinde yaşadıkça, bahsettiğim doğayı bilmeyiz.

Fakat bilmeyiz de demeyiz, ya en yaparız en yakın bildiğimizle "kıyas" ederiz. O en bildiğimiz de insandır elbet. İnsana göre ölçmek biçmek gene insanın koyduğu kurallara göre hareket etmek, insanın kendi sınırlarına hapsolmak demektir.

İnsanlar bir arada yaşamamın, grup halinde olmanın gücünü ve güvenliğini, ta mağara devirlerin de keşfetti, bu günlere grup gücüyle geldiler. Bu gün bile bu geçerli ama başka bir şeyde oluştu ki ona "alışkanlık" denilebilir. Yani insan, insanlarla beraber yaşamaya alıştı.
Bunun teknik adıysa bağımlılık.
Ben bunu inkar edelim demiyorum, zira hep insan gibi düşünerekten, DOĞA gibi bir gerçeği es geçtik, onu cansız, ruhsuz, taş toprak, börtü böcek, bitki hayvan gibi bir kavramlara hapsettik.
Onlar ne düşünebilir, ne de bilinçler oluşturabilir dedik.
Kısacası bağımlılık tedavide edilebilir! Lakin bunun önce bilinmesi de gerekir ki bunun bir sorun olduğu belli olsun.
Sorun şu ki bunu kabullenen yok ya da olmayacak, çünkü stil, tarz, inanç, ideoloji diye insanlar bağımlılıklarına kendilerini özdeşleştirmişler.

Konu başlığım bu yönden bile manidardır "Evrimsel düşünmek", yani "bitki gibi düşünmek", yani "hayvan gibi düşünmek" meseleleri işin içine girer.

Her hayvan kendi kuralını koyuyor, bu açık, başkasını da umursamıyor, bizde "aynı" böyle yapıyoruz, "benciliz", bu açıdan farkımız yok, onlar gibi yaşamaya (farkında olmadan) devam ediyoruz, sadece kendi bakış açımızdan bakıyoruz doğaya. Tabii kendi kurallarımıza hapsolduğumuz için, onu görmüşte olmuyoruz.
Hasılı başka gözlerden de bakabiliriz biz, ama insan içinde yaşamaya o kadar alışmışız ki oradan çıkmak düşüncesi bile korkutuyor insanları.
Kabuğuna hapsolmuş bir türüz adeta.

Neyse, "İlim maluma tabidir!" derler, bu bahsettiğim "Evrimsel düşünmek" denen şeyde yeni gelebilir, o yüzden daha fazla ısrar etmeyeceğim. Bilinmedik şeyler değil elbet ama nedir; üzerinde düşünülmüş şeyler de değil, bakir bir alandır.

Yazıda dediğim gibi bu imkansız bir şey değil, insanlar için esas imkansız olan, kendi koyduğu kuralları terk etmesidir. Orada durmaktan mutlular, kararlı bir sistemde yaşamaktan da güven içerisindeler!
Bu da bencilliği doğuruyor maalesef, dünya insan için, hayallerini gerçekleştirdiği istediği kadar talan edebileceği, bedava bir market!

Sevgiler

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla