Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 25-04-2018, 12:17
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart

Facebook Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Grup Kayıtları

Akılsız şuursuz bir tabiatın milyarlarca canlıyi var etmesi hakında bilgisi olan arkadaşları dinlemek istiyorum.

bir şeylerin varedildiğini söylüyorsun?
varetme nedir varolma nedir onu bir açıkla bana sen ben sana bilgi vereyim istiyorsan
varetme diye bir fiil yok
varolma var
birilerimiz birşeylerin bunu varettiğini uydurmak zorunda değil sadece...
akılsız şuursuz bir tabiat bir şeyler varetmedi..
ben varedildim varoluşturuldum diye bir varlık tanısı yok
tabiat varedildi diye bir tanı yok...
ben varımdır varlık tanısı insanın
kimse varedildiğini söylemek ya da düşünmek zorunda değil..

ben varoldum, ben varım..etimolojik ve dilsel anlam kalıpları bunlardır..
felsefeyle yada bilgiyle ilgileniyor musun ve bunlar üzerine hiç düşündün mü,?

evren vardı.var. milyarlaca canlı var.
bakın var kipiyle belirtiliyor. kimse varedildi diye dolaylamıyor
bu ifadeler zaten bilişe ve farkındalığın kendine yani varlık duyuşu, tansına ve bilişine ve belirtmesine dayanıyor..

asıl tanrıyı varetmek zorunda değilsiniz!

--

varedilmeden varolduğu gözlemi üzerinde duracaksanız zaten orda bir açıklama olamayacağını göreceksiniz ya da geriye sadece nasıllar kalacağını..

var kavramı yok ile bileştirilmezse ve varın dayanağının yokluk olacağı öne sürülmezse neden ve nasıl varın varolduğunu anlayacaksınız.. vara bir neden nasıl bulamazsınız...

var sadece var
var olduğu için var ve yok olmadığı için vardır

Milyarlarca canlının yok olmamalarının olanaksızlığı ve yokolamamalarının zorunluluğu onları varetti ..
dilsel kalıplar bunlar bunlarla bir yere gidemeyiz. kendiniz öğrenmelisiniz...

varın kendi varedilemez..
var kendini ortaya koyamaz.nedensizdir kökensizdir öylece vardır
varı bir şeyde ortaya getiremez çünkü var yok olmalıdır demektir bu...
yok değildir
var yok değildir..var kavramını inceleyin...

--

var kavramındaki etme-ediş bir iştir değil mi?
var kavramı etme edişten önce ve bu edişinde başında
var kavramı edişten önce var
ve var edişin tanrısı ve öncesi o zaman
ki ediş dediğiniz eylemler ve edilme durumları ve hareket birbirinden bölünemez. olma denilen yekpare bir bütündür... oluştaki tüm hareketler birbirine bağlıdır

-

arkadaşım zamanı düşünmen ve anlaman gerekiyor..
zamanda ne kadar geriye gidersek gidelim bir zaman yoktu ve zaman başladı diyemiyoruz.. bu bizi zamansızlıkla birlikte olanın öylece hep varolduğu sonucunu doğrulamaya ve anlamaya götürüyor. biz bu çıkmazları yıllarca yaşadık

--

dil felsefesi.. edişvarlık diye bir tanım kuramaz ve getiremezsiniz örneğin. edilmişvarlık gibi bir kurgu dilde anlam olarak barınamaz da barınamaz da.. herkes tüm doğaya ve varlığa aitlik hissediyor ve irade deneyimliyor

--

bakın. insan varlığına köken arıyor ve zamanda geriye gidip zamanın ve varlığın başladığı bir yer diye zamanı kesiyor. sonsuz olan ve hiç başlamamış olan zamanı başlama yeri ve olmaya başlama durumu diye bozuyor. böyle bir durum yok.
insan düşüncesi gidip sonsuzlukta zamanı başlatıyor. sonsuzluk başlayamaz. sonsuzluk aynı zamanda öncesizliktir ve başlangıçsızlıktır... zaman da öncesizdir de sonrasızdır da ..öncesi olmayan zamanda başlama yeri bulunamaz. köken arayışı nafile çabadır...

zaman kavramını bir kez olsun kavrarsanız ne dediğimi anlayacaksınız..
--
Milyarlarca canlının ya da herhangi bir şeylerin hiç olmadığı bir zaman da bulamayız . Bir şeyler öyle değilse böyle, o form da değilse bu form da mutlaka vardır. O zamandan bu zamana gitmek ve gelmek gibi belirtmeler ve varlığı geçmişe ya da bugüne taşımak gibi düşünmeler. Geçmişte varlıkta ne vardıysa neyle birlikte vardıysa bugünde o var...

Yani yokluk durumu ya da hiçlik diye bir karanlık içinde bunların geliştiğini ve olduğunu düşünmek zorunda değiliz.

Tabiat diye bir şey var diyoruz.
Evrende ve varlıkta şu an ne görüyorsak bu onun tüm zamanlarına ilişkin. ve evrenin ve varlığın tüm maddesi şu an gerçekte ve dışarıda var.Yok olmuş her şeyin bir izi ve biçimi mutlaka var orda. Bir şey mutlaka ve mutlaka başka bir şeye dönüşerek yok oluyor... Bunun gibi öncesinde bir şeyler yoktu dersek bile o daha önce varolan bir şeyin yokluğudur .öyle olmalıdır. Yokluk varola nbir şeyin ortadan kaybolmassını tanımlar. Hiç ortada olmayan ve varolmayan yokolmaz. var olmayan şeyler yokta olamazlar... Götürüp tüm evreni ve oluşu bir yokluk karakutusuna sıkıştıramayacağız..

Yokluk neyim yokluğu ve yokolması onu soruyorum. bir şeyin yok olması için önce varolması gerekiyor... Yokluk tanımı gereği daha önce varolan bir şeyin yer değiştirmesi yada biçim değiştirmesidir... ve daha önce varolanlar hep vardır... Kurumsal olaak, madde özdek ya da hiç bir şeyin yokluğu ve öncesi bulunamayacak..hep kendilerini tekrarlarlar...

--

tabiat yoktu derseniz de bir şeyler bir biçimde vardı demek zorundasınız.
Tabiata konu olan şey ve tabiatı bugüne getiren durumlar silsilesi var

evrim ve din arasında bocalanmalı değil öncelikle... oluşturulma, oluşma ve varetme gibi saptamalar yanılgılıdır. olmadığı durum yok. varolmadığı durum yokta ondan... varolan bir daha varedilemeye ihtiyaç duymaz ve olan oluşmaya bağlı kılınamaz. oluşmamıştır hep vardır ve varolma durumu olmak halidir...bu durum öncededir.. olanı bir daha oluşturuyorsunuz ve oluşturulmaya muhtaç kılıyorsunuz-iyi bakın..

zaten olan ve varolan varedilmeye ve oluşmaya bir daha oluşturulmaya ihtiyaç duyar mı?

olma var ama.olma oluşmadı
olan var bu önce...

eğer hızlıca aman benim kafam karıştı işte tanrı diye varmış o yapmışmış demeyeceksek ve bunları biraz olsun anlamak istiyorsak bunları düşünebilir ve gözden geçirebilirdik....

Evren yoktu desek te evrenin içinde olduğu oluştuğu bir yerden ve evreni oluşturan koşullardan ve dinamiklerden sözederiz. Belki de orda başka evrenler vardır...

--

oolmayan şeylerin yokluğundan sözedilemeyecek.. Yok demek bir yerde ve zamanda bir biçimde mutlaka varolan bir şeyin zaman mekana göre biçim ve form değiştirmesini tanımlar...

zaman mekan gibi şeyler başlatılamıyor ya da yokluğa indirgenemiyor.

Eğer başlangıçta tanrı vardı diyorlarsa onun yokluğundan da sözedecekler çünkü tek varlık onun ve yokluk kavramı onun yokluğuna ilişkin olabilir.. Tanrı yokluk sahibidir demek zorundalar çünkü tek saltık varlıktır İlişkilendirilebilir tek yokluk tek varlığın yani onun yokluğu kılınabilir.. Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların yokluğundan ve varlığından sözedecekler..

tanrı yoklukla yarattı demek bir çıkmazdır.

yokluk tanrıdan başkasının yokluğu olamaz çünkü tanrı tek
varlık ... oradaki tek yoklukta ancak varolanın varlığıyla ilişkili kılınabilir.

tanrının tek olduğu durumda tek yoklukta tanrının yokluğun ilişkin tanımlanabilir... tanrının varlığı vardı ve yokluğu vardı diyebilirsiniz...
Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların yokluğundan ve varlığından sözedecekler..

yok artık olmayan bir şeyi belirtir
ya da artık orada olmayan.
yerinde olmayan ve burada olmayan

hiç varolmamış şeyin hiç yokluğu ya da hep yokluğu?
işte bu tanrıdır....
çünkü biz vardık...ve varız...

diğer durumda yoktan varettiğinden ve yoktan varetme diye bir şeyden sözedemeyecekler. tanrı tek vardır ve ancak kendini kullanarak ve kendi bölünerek ,değişerek ya da yansıyarak yaratabilir ya da olabilir...

ya yokluk kuramsalından ya da tanrı kuramsalından er-geç vazgeçecekler
bu ikisi de birdir...

--

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 25-04-2018, 12:39
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart Facebook Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Grup Kayıtları 2

Olma diye bir şeyin başı bulunamaz. Olma, olmama durumu ile kesintiye ve sekteye uğratılamaz. işte buna sonsuzluk diyoruz. kopmaz bir zaman var ve başı sonu da yok. olmayacak.buna alışsanız iyi edersiniz...

olma durumu kendi olmaması ile tanımlanıp bölünüp getirilemez. olma olmadır-vardır...

Olmaların başlaması ya da olmanın olmaya başlaması diye bir şey yok. daha az önce en dedim...

Olma olmaya başladı. olma yoktu oldu.
Bu mu sizin bilginiz? Çocuklarınıza bunu mu verecektiniz..?.

Olma olmaya başladı derseniz siz iyi bir felsefe öğrenin...yeniden öğretsinler size varoluşunuzu. çöplere karışırsınız ve nesilleriniz kurur. neyle ayakta tutacaksınız onları.? bilgiyle değilse?

tanrı çocuklara söylenmiş kolay ve hızlı bir yalandır-avutmacadır.
Anne-baba burda neler oluyor?'un kısa yanıtı ve kes sesini ve otur yerine bunu bizde bilmiyoruzun özetidir.. bunu deyin...

çocukları hızlıca yatağa gönderip hızlıca işlerine bakabilmek için uyduruyorlar çünkü bilmek meşakketli ve emek işi...kolaycılar sizi...

Anne ben nereden geldim. Biz nasıl varız karmaşasına bu açıklamaları vermek ister miydiniz?

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 25-04-2018, 14:39
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart

Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Şayetleri 3

Ateist Kardeşlerim Tanrı olmasaydı siz kime inanmayıp ateist olacaktınız?


Kavramsal ve etimolojik varlığının bilişseliği su götürmez bir gerçektir.
Ontik ters yapılanmayı ve -ontik karşı zekayı ve bilişi yani ontik ters bilişi-bilgiyi onun üzerine kurup inşa ettiğimiz ve kendimizi onun üzerine oturttuğumuz doğrudur...

Evet tanrının üzerinde ve bazen de karşısında duruyor oturuyor ve
yaşıyoruz .Yeni komşumuz tanrıdır bu doğrudur. Kötü komşu insanı bilgi
sahibi yaptı.. Bunu doğruluyoruz...

Tanrı bir alt kata mı taşınmalı ne?!

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 25-04-2018, 18:11
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart

deizmin kısa bir eleştirisi kabilinden k-alıntıdır...

bir de tanrı'nın ontolojik olarak hiçlenmesi mümkün değildir diyorsunuz
bizler kendi ontolojimize dayanarak bunu kolayca yapıyoruz/hiçliyoruz
bunu unutmayın...

bir de, bize, tanrı'nın ontolojik olarak hiçlenmesi -bulgulanması/aksinin bulgulanması- mümkün değildir diyorsunuz
kendi ontolojimzide kendi varlığmız üzerinde ve üzerinden bunu kolaylıkla yapıp görebiliyoruz
tanrıyla zaman kaybetmenize gerek yok
bu bilişi kolaylıkla edinip doğrulayabiliyoruz yeniden söylüyoruz
varlık duyuşu-kendi
kolay

kendi varlığımı dolaysızca bilmem bildirmem kendi ontolojimi tanımlar ve tanıtlar

mantık olarakta bulundurulabilir ancak mantık bağına gerek yok varlık duyuşunun varlıktan sezilmesi emilmesi ışığı altında -tanrısızlık ve kendisizlik berrak bir sezişte ve görüştedir.. kendimiz olmamız..ve aramızda tanrı olmaması..
gün ışığında...
ontolojik bir hakikatı reddediyorsunuz diğer türlü
tanrı bir yaygara sadece_hiç bir zaman da olmayacak
bununla zaman kaybetmenize de gerek yoktu
varlık tanrı gibi bağlar içermez_içeremez
onlar ne sahiptir ne efendi
kendilerine sahip ve efendi adını takanlar defolup gitmeden önce biz vardık burda
bunu bilmelisiniz
daha öğrenecekleriniz var
özgürsünüz
kurtulun o dolaşıklardan-dolaşık felsefelerden arının
tanrıyla kendinizi dolandırmayın
..

sevgiler..
kendi varlığımı dolaysızca bilmem bildirmem kendi ontolojimi tanımlar ve tanıtlar
kendimi bildiriyorum tanrıyı değil başka bir özette.. bunu tanıyor musunuz?

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 27-04-2018, 09:39
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart gerçeksel bir özeleştirme

Arkadaşlar bir derleme yapmak, bir fikir sunmak, istiyordum ve sabah sabah kafamda dönen İnanna-Enkidu ve Gılgameş öyküleri ile güne başladım.

Kendim de modern topluma ve onun ilişkilerine göre oldukça Enkidu'luk duyumsadığım için de bunu yapacaktım...

Doğal hayat ve karşısında sözde uygarlaştırılmış bir tuhaf modern toplum ve hayat ve uygarlaşmış (ama doğasına yabancılaşmış) insan ikilemi ve kadın erkek rolleri gibi şeyler hakkında işime gelecek ve demek istediklerimi dememe yarayacak şeyler arıyordum..

ya da içsel Enkidu mu arayıp aklayacaktım kendimce...ve içsel Enkidu mu uygarla barıştıracaktım
Endkidu'nun doğallığını ve yabanlığını sözde modern/uygar insana karşı savunacaktım

Kafamda başlangıç için hatırladığım iki yazım vurgusu vardı.

Birincisi, Enkidu'nun, yaban ve doğal varoluştan sosyal hayatın izole içeriğine çekilmesi vurgusu taşıyan bir yazıydı..

Diğeri de;
İnanna Gılgameş birlikteliğinin bugün-kü kadın erkek rollerini ve toplumsal olgusallığı özelikle de kadın rolünü temsil ettiği ama tabiri caizse kadını aşağıladığını, kadını kıstırıp yanlış bir imgeye hapsettiğini belirten muhtemelen Kürt-toplumsal bir yazım sitesinde ya da blog da geçen bir yazıydı..
Sanırım İnanna Gılgameş figürünü, sonsuza kadar sürmesi umulan ideal-romantik ikili birliktelik sonucundan eleştiriyordu ve kadının toplumsal rolünün küçümsenmesi, erkeğe gölge olarak tanımlanması, cinsellikleştirilmesi ve seksleştirilmesi yanında, kadına git bir ideal eş adama ait ol, evinin kadını ol, çocuk yap, erkek üzerinden tanımlan, yönetsel ve başka işe karışma gibi rollerin biçilmesini de eleştiriyordu
Hala bu yazıyı arıyorum

ama işin ilginci bu yazıyı ararken başka şeyler buldum ve hayretler içinde kaldım
şoklar içinde

Abdullah Öcalan İşaretli Erkeği Öldürmek simli bir kitap buldum.
Kırk yaşındayım ve meseleye hiç öyle bakmamıştım.

Bu esere neredeyse güzel bir çağdaş esincilik ve bilinç/ışık sözetmeciliği ve birleştirmeciliği ve ya da kendini savunan insan tadında ve ayarında göz attım
tamamını henüz bitiremesem de
https://tr.scribd.com/document/34893...bdullah-Ocalan
Ayrıca bir de böyle bir içerik bulmuştum
https://www.wikisosyalizm.org/Öcalan...aşmasına_Doğru)

Bu kimliği, yani insan kimliğini, yani Abdullah Öcalan olanımızı, daha önce hiç bu anlamda tanımamış-tanışmamış ve değerlendirmemiştim..
Ki arkasında ki diğer toplumsal öyküyü de..

Biz sadece bize yansıyan bir toplumsal çatışma-kavga savaş kaos biliyor-görüyoruz ve orada kan ve savaş olduğu için bu toplumsal olgu yüklerindeki tarafların tanınmasına ya da bu tanımanın empatik işlevine ve derinliklerine de girmiyoruz sanırım

Benim tarafımda yazımcı kimliğinin terör vb. örtüştürmesinden de soyunarak ve sıyrılarak oldukça büyükçe bir s-empati de toplayıp kazandığını söyleyeceğim
Bu konuyu siyasallaştırmayacağım ve diğer toplumsal siyasal kafakarışıklığından bunu ayırarak bunu sözediyorum

Daha da fazlası
Bunu ararken özellikle başka da bir çok Kürt-toplumsal kökenli yazım ve kadına bakış ve dünyayı adlandırma yazısı buldum
Sanki hepsinden bilinç taşıyordu/akıyordu...

Jineoloji kavramıyla Kürt kadınının yakın ilgisini-ilişkisini ve diğer genel bilinçliliğini de görüyordum

Bu kadın yazarların ya da yazıların bir çoğu kendimi aptal ve bir şey bilmiyormuş gibi hissetmeme sebep oldu..
ya da meydanın birilerine bırakılması hissiyatına kapıldım

İnsanlara modern kentlerde uyuduklarını bildirebilirim.

Araştırmama da devam edeceğim ancak hala buradaki şok ve onun çözümlenmesi istenciyle öncelikli ilgiliyim aslında
..

Bunun sonucunda oldukça siyasi/toplumsal bir aydınlanma yaşadığımı/geçirdiğimi hatta kendimi küçük-küçük düşmüş ve yarı izole hisesttiğimi, hatta (kapana kısılmış) toplumsal olaylara karşı ilgisiz ve duyarsız hissettiğimi ve şimdi bunu çözümlediğimi de sonuç olarak ifade itiraf ta edebilirdim...

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 07-05-2018, 15:55
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ /MANİFESTOSU -edim1

"TANRISIZLIK VE BAŞSIZLIK BİLDİRGESİ"


ONTOLOJİK BAŞSIZLIK İLKESİ
ONTOLOJİK BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ

Giriş ve başlangıç için "Ontoloji" kavramı hakkında açıklama;

Aşağıdaki metinlerde ki "Ontoloji" kavramı , yaşam bilim, olumbilim-olmabilimi ve varlıksal/varoluşsal ilgi ,araştırma-keşif ve duyarlılık bilimi vb. anlamlarında içerilmiştir

Genişte ise,

Ontoloji kavramı; varsa, yaşamın amacının/ereğinin/gereğinin/nedenliğinin araştırılması ve sorgulanması ve bunlar yoksa yaşam denilenin nereye nasıl temelleneceği ve yaşam ve olma/olum denilenin daha objektif incelenmesi ve çözümlenmesi; neden, neye dayanarak (ne ve kim için neden ) yaşandığının araştırması ve oluşun/varoluşun/olanın hangi temel ilkeye ve ilkelere ya da yasalara indirgenerek ve çözümlenerek araştırılabileceği ve anlaşılabileceği yani özünde tüm kişinin ve tüm olanın varoluşsal sorununun incelenmesi-tanınması ve bunun olası çözümü ve çözümleri ve eğer gerçekten neden ve kökenler yoksa da ve asılsızsak ne yapacağız onu sormak soruşturmak ve eğer neden ve kökenimiz de yoksa bu nedensiz ve kökensizliğin açıklanışı ve biz-birlikte kavranışı ve bizbizleğin varoluşsal tümseğinde ve patikasında nereye nasıl yürüneceği sorununa birlikte yanıt verme buluşması için tasaralanmıştır/içerilmiştir…

-Denemesel Taslaklardır- Katkı Beklemektedir---

Özgür Varoluşlar Bildirgesi –Manifestosal- Başlangıç –deneme

Özgür katkı beklemektedir.

Olum, oluşum ve yapılanma/yapım aşamasındadır. –sürecek-denenecek-ve bir daha denenecek-

TASLAK 1 –ÖZGÜN –deneme 1 /Kazan Kaynatma

--

ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE VAROLUŞUN TANRISIZLIĞI, BAŞSIZZLIĞI BİLDİRGESİ ya da PROBLEMATİĞİ

ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ


Girişgah/Girizgahsı

Ben özgürüm… Varlığımı tanrıdan almadım..
Bana tanrıya inanmıyor diyen yalçın kaya, sana sesleniyoruz ben/biz özgürüz
Seslerim sana çarptığında Tanrıdan büyük çarpmasını umardım!
Tanrıdan büyük sesler ve mucizeler yapmaya karar verdiğimde ve kişisel tanrımı öldürdüğümde/yıktığımda sana da ulaşacağıma söz ve yeminler doluştum çünkü
Tanrının sana seslenemediği ve ulaşamadığı yerlerde sana seslenen ve seslenenebilen benim/bendim…

--

Ontolojik hakikatlar (varlıksal ve varoluşsal gerçekler) tanrıyla uyuşmuyor. Bizden önce de düşünmüş düşünür insan varlıkları gibi biz de bunu düşündük ve bu uyumsuzluğu gördük. Aklımız ve erdemimiz neticesinde bu sonucu tekrar sınadık ve doğruladık…

Varlık bir köken/neden belirtemiyor

Ve bu bağlamlara (başlama olma, köken, neden ve tanrı gibi bağlamlara) indirgenip çözülüp hapsedilemiyor.
Olmamış varolmamış (hep var) varlık diyoruz..

Varlıktan olma durumu (ya da olmanın olmaya başlangıcı ve başlaması durumu sentezi) elde edilemiyor

Neden tanrı yoktur? Ve var olamaz!

Var kavramının hiç olmadığı (yani varın/onun yok olduğu mutlak) bir zemine çekilememesi yani varın hiç olmadığı salt mutlak yokluk (varsızca bir mutlak yokluk) tahayyülsüzlüğü ve varın bu bağlama indirgenip çözümlenememesi (ki bu varın üretilmediği ,öncesizliği yapılamayacağı ve başlamadığı ve zamanda başlamadığı anlamına ve sonuçlarına gelir) mantık ve bilimsel-akıl ışığında varlıkta gerçek bir tanrı varlığı/varlıksallığı olamayacağının en nitelikli ,en keskin ontolojik kavramsal delili ve yansımalarından biridir..

Bunu anlamıyoruz diyebilirsiniz. O halde bize güvenin şimdilik… Gök-kültlerine değil! İnsan onuru adına yazılan ve kaleme alınan bu satırları bir izleyin/kovalayın…

Var kavramının yok kavramına indirgenip çözümlenememesi ve var ve yok kardeşliğinin/kavramlarının birbirini belirtmesi

Var ve yok kavram karşıtlığı ve bunun kafakarşıklığı.


Var ve yok tıpkı uzun ve kısa gibi (orada ve burada olma gibi, öyle değil böyle olma gibi) birbirini gösteren ve belirten, birbirine sıkıca bağlı nitelemeler ve karşıtlıklardır. Biri olmadan diğeri de varolamaz. Ve bir şey orada değilse burada ve o biçimde değilse bu biçimde mutlaka vardır. Var ve yok bir gözlemci işaretlemesidir ve uzay zamanda hareket ve değişimi işaretler..

Varlık bir nedene dayandırılamıyor ve indirgenemiyor..

Varlık bir başlangıca indirgenemiyor

Tüm bu çıkmazları birleştirdiğimiz de tüm bu çıkmazların ve açmazların adı ise Tanrı diye sıvanarak geçiştiriliyor.

Ben biz seni geçiştirmeyeceğiz ve adam/adem insan-varlık yerine koyup alacağız ya da geçiştirmeyi de istemiyoruz, düşünmüyoruz. Bu yüzden doğru bildiklerimiz sözediyor olacağız. Eğer buna sıcak bakmıyor ya da bunları henüz kavramak ve anlamak istemiyorsan şimdilik kendin gibilere koş ve bizi yalnız ve rahat bırak bildiklerimiz ve olduklarımızla istersen. .kendi işine karış ve dön…

Bizler tanrının olmadığını düşünüyoruz. Bakın düşünüyoruz diyoruz. aksi değil. inanç hiç değil

Tanrı bir inanç çukurcağı değildir. Bilgi, biliş, algı onun tersini söylüyor olacaktır.

İnanç demek olan ise ancak; bilgi ile yüzlşememek ve kendi varlığından/varoluşundan kaçmak, sızmak, sığınmak, kapanmak ve uyku denenler olacaktır..

Neden öyle düşündüğümüzü bir çok yolla size anlatmaya çalışacağız

Geliştirme deneme adımı- önadımı, önadımlayışlar

Varoluşta bir baş varlık var mı?

Varoluşta bir ilk ve baş yaratan (varlık) var mı?
Yaratanlar-başı ve olanlarbaşı, olmakta olanlar başı olan bir var var mı? Ve varlar başı var mı?
Başvar ve başvarlık, başvarlıklarbaşı da var mı?
Varoluşun ilk ve baş zamanları ve yerleri var mı?

Zamansızlığı ve oluşsuzluğu hiç kesintiye uğratmadan ve başlatmadan varlığa bir baş-varın ve başvalrıkın nasıl konumlanabileceğini düşünmenizi istiyoruz
Sana başka anlatma yolum var mı?

Eğer varoluşu hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?
Eğer zamanı hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?

Ontolojinin çözümlemesi budur. Tanrı adına vereceği adlar ve yakın karşılıklar bunlardır. İlk yer kişisi ve ilk zaman varlığı kisisi ve ilk akıl. Boşlukların ilk aklı ve hareketin ve varlıkların/oluşun ilk oldurucusu. Başvarlık varı
İlk döndüren, ilk yapan, bir şeyleri ilk yapan, kımıldatan varlık adları tanrıdır….ilk ve baş adları tanrı ile bileştirilir..

Ve varlıkta ilk ve baş yoksunluğu bulunduğunda ve kavrandığında bu adlar da birden söner/yiter..

Bir tanrı varsa bunu İnsanın tanrıyı bilip bilemeyeceği ya da bilme ediminin ne olacağına ilişkin karmaşalar vardır
Ve genel olarak denmektedir ki bu bilinemez, kavranamaz aslında sadece akıl ,duyu,sezgi yoluyla sınırlı kavranır ve tecrübe edilir.
Bilim kalıplarında da bir ispat sunulamaz.
Bunlar kapana kısılmış iradeleri simgeliyor. Ve ipotek-tutu altına alınmış zihinleri..

Ve zaten bütün bilgi ve araştırma yolları bunu yani Tanrı fikrini sorgulamaya ve tersini özütlemeye/senteze dahi daha girişmeden tıkanmış ve kapatılmış bu durumda, akıl kilitlenmiştir. Akıl ipotek tutu altındadır. Zihin körleştirilmiştir ve gerçeklere bakışsızdır/edimsizdir.. Tanrı bir çıkmaz ilan edilmiştir. Bu ifadeler altında ise en son ve uç sığınak ise ne yazık ki Deizm olacaktır ya da git Panteist bir tanrıya inan, Yine de yok demecilik yeğ tutulacaktır. Ya da ben bilmiyorum de ve karışma buna toplumun gibi yap. Biliyormuş ilan et kendini..

Yani tanrı fikri bir bilinemez bulunamaz ve incelenemez bir tıkanma hem de bir açmaz çıkmaz ve neredeyse hiç ve asla çözülemeyecek bir denklem haline sokulur

İşin aslı bu yukarıdaki yargıların hepsi akıl eşliğinde birer çöplüktür işe yaramazdır

Tanrı yine varlığın ve varolanın içkin hedefi-zaferi gibi sunuluyorken ,varolan var içindeki bir varlık varlıkbaşı ve kurucusu ilan ediliyorken ve zaten varolanı onun içinden kendi yaratmış bir baş var varlık üretilmektedir...

İşin aslı tanrı ne zaman yok'u ya da kendini yaratabilirse o zaman tanrı olur. Ya da yoktan kendini ve varlığı türetir getirirse tanrı olabilirdi.
Yani esasen tanrı demek kendi ontolojisine sahip olmak, ontolojisini kendi yaratmış ve kendi ontolojisine ve yokluğuna da eşit olmak demektir…
Bir şey kendini yoktan yaratabildiği zaman tanrı olabilir sanırım
Bunları düşünebilirsiniz. Zaten ortadaki bir var ve onun içidneki devimleyici olarak tanıtılan tanımlanan ve tanıtlanan tanrı sorunsalı

Tanrı denilen Kendinden önceyi, kendi varlığını ya da kendini kuşatanı ve kendi olma durumunu vareden olamayacaktır. Tanrı kendi varlığını kuşanamaz ya da kuşatamaz. Boşluklarda bulmuştur kendini ve var içinde var yaparak ve varın içine var katarak kendini Tanrı ilan etmiştir…

Akıl ve düşüncenin küçümsendiğini gördük. Erdemin ve bilmenin küçümsendiğine tanık olduk. Bilginin de küçümsenişi ve istenmeyişini görüyoruz bizler.. .Biilgiden ve gerçek öğrenmeden korkulduğunu hatta kaçıldığını üzülerek görüyoruz. Gerçeklerle yüzleşmek ve yüzleştirilmek noktasına gelince kıvırgan kanılar dolanıyor ortalıkta…

Olan bir var ya da olan bir kendilik durumu içinden tanrı yaratıyor
Yan tanrıyı önceleyen bir var tabanı var. ve tanrı var tabanı yoklukla ilişkilendirilmeksizin kuruluyor
Bu bağlam tüm varlık kendidir, öylecedir sebepsizdir ve kendi bağlamı ve devimi ile vardır ifadesiyle tanrısızca bir beriye de çekilebilirdi…

Bunlar kavranamaz diyorsunuz
Tanrı'yı kavramak ve bildirmek denilen bir kere ontolojik olarak varlık kavramaya-kavramına ve anlamına gidiyor
Tanrı bilinebiliyorsa her şey bildirlebilir ve bilineebilir. İşin aslı hiç bir şey ve hiç bir açıklama Tanrıdan daha kompleks değildir.
Tanı kavramı ontolojik olarak varlık kavramının kendinde ve bütününe işaret ve isebet ediyor olacaktır.…

Tanrıya atfedilen oluşsuzluk, başlamama ve yapılmama durumlarının varlıka geri teslim edilmesi, ve sahipsizliğine-nednesizliğine geri iadesi gerekiyor sadece
Varlık adı Tanrı adında gövde buluyor

Bunlar ne saçmalıklar diyorsunuz
Duyuyoruz
Dalga geçeceğinizi biliyorum
Dalga geçer gibi muhtemelen okuyarak boşvereceğinizi
Bu adam/lar ne diyor ki ne bilebilir ki ne kavrıyorsunuz ki!
Felsefe ve düşünmek boş iştir
Bu adam bir şey çözemez düşünerek bunları bilemez ve bilinemez ve bunlar kavranamaz..

Yukarıdakilerin hepsi koca koca yalanlardır ve zihinsel kafeslerinizdir..
Engellerdir
Yıllardır öğrendiklerimiz bize bunu anlatıyor

Öncelikle İlk ve baş dediğimiz kavramlar örneğin bir dairede bulunamaz
Bu nasıl olabilir diyebilirsiniz
Bana bir daire üzerinde ilk ve baş gösterin
Bunu okuyan herkesten bir kez olsun varoluşun bir daire gibi sonsuz-başsız ve ilk öncesiz olduğunu/olacağını ve onun içinde kendinden bir işler güçlerin zaten var olduğunu düşünmesini isteyeceğim

Sen inanmıyorsun bu senin sorunun cümlesini net olarak reddediyorum
Bunun yerine sen bilmiyorsun bilmek istemeyen sensin ve bu da benim sorunum değil ifadesini koyacağız
Bana sen inanmıyorsun cümlesini verene ben sen henüz bilmiyorsun karşılığını veriyor olacağım

Biz buna bir inanç sorumu olarak ele almadık
Biz tanrıyı bir bilme, bilgi sorunu olarak ele aldık ve görüyoruz
Bu yüzden bu senin sorunun düşüncen ve inancın deme bana artık
Bu ortak varoluşsal bir sorun..

İnancına ve inanca saygı ifadesi bilgisizliğe ve karanlığa bir göz yumma öneriyor...

Tanrı bilgibilimsel varlıksal ya da yaşambilimsel bir sorundur
Tanrının bir inanış sorunu addedilmesini reddediyoruz
Tanrı bir biliş bilgi problematiğidir

Ve doğru düşünme , mantık yöntemleri ile yani akıl-mantık ve felsefe ilkeleri ile bu konu çözümlenmelidir

Gençler geliyorlar diyorlar ki felsefe zaten anlaşılmaz. Felsefe mi aman aman. Bilim zaten ispat yapamaz Bense zaten bilemem ve Tanrı bir bulmacadır. Gel de çık işin içinden çıkabiliyorsan.?!? Neden kendinizi ispat yükümlülüğüne sokuyorsunuz? Neden bir şeyleri ispat etmeniz gerekeceğine inandırılıyorsunuz? Neden bunlara izin ve geçit veriyorsunuz? Bu kapana hapsediyor ve buna izin veriyorsunuz?

İkna ve kanıt paradoksları kişisel kanınızı aşıyor mu? İspat olunması ve olması gerekeceğini kim söylüyor neden? Ve neye dayanarak bunu yapıyor?

Tanrı ya da Rab ya da Efendi denilen tıpkı bir hayvan varlığının örneğin kedi köpeğin insanı belirtmesi ve işaretlemesi gibi bir şey olabilir
Antik gizemler çözülebilir
Varlıkta insanüstü uygar varlıklar olabilir

Belki de kişisel tanrı, bütüncül varlıksal tanrı ayrımına gidilmelidir…

İki tür tanrıyı kısmen uyarlıyoruz. Bir tanesi Spinozacı ya da Pantesit bir tüm doğa Tanrı anlayışı. Ve bu tanrı oldukça bütüncül bir varlık.. Bir diğeri de bu Rab dediğimiz. Bu bir hayvan,evlat ve köle sahibi ve efendisi gibi duruyor. Kişisel Tanrı diyeceğimiz bu.

Bunun Rab olanına kişisel diğerine bütüncül bir Tanrı diyebilirdik

Ve şimdi bu Rab dediğimizle büyükçe işimiz olacak. İnsanlığı karartıp uyuşturuyorsunuz-karanlıklaştırıp bilgisizleştiriyorsunuz-dinlemiyorsunuz. Çürüyoruz bizler. Varolmak, koşmak ve özgürce deneyimlemek istiyoruz ve iliklerinizi sızlatacağız.

Düşünce ve kalem özgürlüğü ver bana. Yasal koruma ver. Tıpkı eskinin diğer Ozanları gibi ve tıpkı Batının sakladığı Batıya sığınmış bir dil ve ağız gibi burda ülkemde saygı ver duy da yazayım yazalım lan!

can saygısı sağla ,kalemimin akışını ve sana sataşışını o zaman gör!

Batı Cehildir diyorsunuz. Burda kim nasıl yazsın lan! çok bilse ne olur! Devriye devriye peşinde nöbetteler her ağzın ve sözün ve dilin burda
bilse-fışkırsa taşsa ne olur burda insan..

Devriyeyi devriye de bu iklimde sürgünden başka ceza olmayacağını, can garantisi ver-sağla. Kalemimden çıkan her tona katlan ve dediklerimi söylememi garanti et sonra izle akışı takışı sana
Sen kalem mi kelam mı görmek istiyon? sen söz mü? hürriyet garantisi ve kalemden çıkana kalemle karşılık ver kes ve ceza kıstası-hürriyet kısıtlamama yoldaşlığı sun sağla izle Doğunu ve buranın bilge ve yarenlerini/yoldaşlarını...

Yazamıyom ulan yazamıyom! yazamıyoz bağırsız yazamıyoz da ondan suskunuz
Her ağzını yüreğini açanda ve kuşanan da can telaşı
suskun bilgeler ve uyuyuklar toprağı ondan bura. ondan bura suskun..
Kant mış-Hegel miş ve Hegel ve Kant sallayıp doğrucakları büyütecekler i görmüyor musun?

Kaleme son ve en büyük cezanın sürgün olduğunda bu toprakta olacakları izle
Bu toprağın yetiştireceklerini

Tanrı olduğunu düşündüğü söylenen bir çok ünlü düşünür Rab gibi bir Tanrıdan sözetmiyor.

Çocuklar diyor ki o da ve bu da inanıyormuş. Hangisi kişisel bir Tanrıya inanıyor. Felsefe ve bilim/bilinç-düşünce tarihinde sayılan hangi insan adamı ve evlası RAB sı bir tanrıyı onaylamıştır…
bu topraklara yakışıyor mu? Anadolu mirasına ve bilgisine kültüne de yakışıyor mu bu!

Arkadaşlar bu metin edebi bilimsel düşünsel ve filozofik herhangi gelişimi olan kişiden herhangi düzenleme desteği beklemektedir, istemektedir ve açıktır…

Ontolojinin yani kişi ve varlık yaşamının yine kendine yani "varlık kendi varlık" ve "kendinden varlık" anlayışına indirgenmesi ve bunu işaret etmesi, Ontoljinin başka bir varlığa indirgenmemesi ve kendi dışında bir ben belirtmemesi bizim en büyük en asıl delilimizdir-göstereceğimizdir.. benbenimcilik.benbencilik...

Yani kendini bilmek denilen en büyük delilimizdir…

Gerçeklerle yürüyorum ve Tanrıdan büyük bir gerçeği bildiriyorum. Ben benim. -adım- -ve idealim-.

Başkasından ödünç almadım ben varlığımı… tanrıdan .. RAB tanımıyoruz… Kendine Rab adı takanlar ve taktıranlar ve onlara birilerine Rab adı verenler ve özgür varlığı, özgür bilişimi bilgiyi reddedenler bir kendilerine gelmeli…

Onlara haddini burdan bildireceğim... Gel de sustur... Gel de sustur ve bin uydurtu'yu gör sonra arkamda ne varmış-bakarsın öğrenirsin hem... sen mi varsın ben mi varım....

Başkasından ötürü varlık duymuyorum. Kendimi yaşıyorum ve kendimi yaşıyorum. Kendim için yaşıyorum. Özgürlüğe ve özgürlüğüme bağlıyım ve ilişkim ilişiğim bir tanrıya değil. Ve tanrı ve RAB denilenlerin –sözde- nedensizliğine ben ve sen de bağlı ve ilişiğim bunu farkettim.

Göktekiler iyiyse ,adamsa-Tanrıysa ya kendilerine gelsinler ya bana… da Adam olsunlar/varlık olsunlar.. Benden özgün/içke varlık duyuş duyuyorlarsa bilgi bilim,biliş biliyorlarsa gelsinler söylesinler ve öğretsinler de…

Alternatif-sel

Ben özgürüm… (Tanrısızlığımı başsızlığımı ve kendime hükümetimi ve yeterliğimi ve doğadan ödünç –doğa içrek- benliğimi ve varlığımı ilan ediyorum)

Tanrıdan büyük ya da tam Tanrı kadar adımı ve benliğimi/özgürlüğümü ilan ediyorum ve duyuruyorum….biliyorum…./bildiriyorum....buluşuyoruz ve oluyoruz yapıyoruz....

-En az beş forumda yayınlancak.. ve geşiştirile geliştirile...

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 10-05-2018, 15:47
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart varlığı derinden sarsacak sarsıntı..

büyük bir sarsıntıya (varlığımızı derinden sarsacak büyük bir sarsıntıya) hazırlanmamız gerektiğini yazıp duruyorum ama bunun ne olduğunu bilmiyorum. ne olduğunu değil ne anlama geleceğini de.ne ifade ettiğini de...
ne olduğunu bilmek değil de onu da geçtim bunu niye yazdığımızı da...

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 10-05-2018, 22:24
Natan Natan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üyeler
 
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: USA
Mesajlar: 4.839
Standart

uydurtu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
büyük bir sarsıntıya (varlığımızı derinden sarsacak büyük bir sarsıntıya) hazırlanmamız gerektiğini yazıp duruyorum ama bunun ne olduğunu bilmiyorum. ne olduğunu değil ne anlama geleceğini de.ne ifade ettiğini de...
ne olduğunu bilmek değil de onu da geçtim bunu niye yazdığımızı da...
Belki de sadece rahatlattigi icindir. Muhtemelen canin sikiyordur yada bir cesit psikolojik tatmin geregidir.

Ufak bir duyuru: 2022'den once Natan kullanici adiyla yaptigim tum aciklamalar, makaleler, yazilar, veyahut felsefi/ideolojik/dinsel/politik goruslerin hic birini artik desteklemiyor, benimsemiyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 18-05-2018, 13:06
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart

Arkadaşlar sanırım en az üç facebook gurubundan bunları paylaşmak üzereyiz.

S: (L) Daha açık, lütfen.
C: Sizin ölçümünüzle 7000 yıl önce sizler bir çölde yada büyük bir ormanda yaşıyorken, bu sürüngen
"ahbaplar" gümüşi nesneler içinde gökyüzünden inip binlerce yıl sonrasından teknoloji harikaları gösterip,
bir de tüm bunların üstüne, size kalkülüs, geometri ve astrofizik öğretseler, etkileyici olmaz mıydı?!?

S: (L) Aslında olan bu muydu?
C: Evet.

S: (L) Kertişler (bu sürüngen ahbaplar) gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?
C: Evet.

S: (L) Sodom ve Gomorra (Ad Kavmi) ve civardaki diğer şehirler nasıl yıkıldı? Ve kim tarafından?
C: Nükleer; EM etki. Kim olacak?
S: (L) Kertişler mi?
C: Evet.
S: (L) Neden?
C: Korku ve itaat aşılamak için.
S: (L) Sodom ve Gomorralılar gerçekte kötü değiller miydi?
C: Bu tarihin bir aldatmacası.

Kertişler ve sürüngen ahbaplar olarak bu metinde sözedilenler, din ve mitolojik kayıtlarda genellikle Rab olarak adı geçen varlıktır ve uygarlıktır...

-Kasyopya Deneyi Verileri-

Kasyopya Deneyi verileri eski Kutsal ,dini kitaplar benzeri olarak güncel bir veridir/toparlamadır ve kitaptır
Kasyopya Deneyi yeni yüzyılın güncel kutsal kitabı gibi, mitolojik verilerin güncel çözümlemesi gibi bir içeriktir
Tarihi çağın kutsal/dinsel/mitolojik/bilimsel/bilgisel yeni bilgilendirme kitabı ve yepyeni içeriği ve hatta dini olmaya aday olan bir içerik gibidir..

ve aşağıdaki linklerden okunup indirilebilmektedir.

https://mega.nz/#!L7YziDQA!zqFBwf-Vt...WyMV24gvB9KZD0
https://mega.nz/#!XiQT2AJb!yPW6INksR...G-kNDChtkU_86Q
https://mega.nz/#!XiQT2AJb!yPW6INksR...G-kNDChtkU_86Q

sonradan not: 8 ayrı gruptan paylaşım denenmiştir..

sessiz kalmayacakalaré!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!!!!!!!!1

yürekleri b_öğürdeyecek sessiz kalanların/kalanlarımızın artık. öğürleri sancıyacak....!!!!!!!

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...

Konu "ictenlik" tarafından (18-05-2018 Saat 13:58 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 18-05-2018, 16:21
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.768
Standart

yukarıdaki metin başına bu tanıtım girildi...

Arkadaşlar öncelikle sunulan içeriği (iki postu öncelikle alt alta alarak ve üsttekine buna ilerek) herhangi platformdan paylaşabilecek olan sunumcu desteğine ve özellikle dindar dostlar yardımına çok fazla ihtiyaç duyuyoruz
seviliyor ve sayılıyorsunuz....
saygıyla

paylaşılmış facebook gruplarından tekrar paylaşım yoluna da gidilebilir-link sağlayabiliriz..

Arkadaşlar Merhabalar;

Size gelecek ile haberleşme ve gelecekten veri trafiği olduğu söylenen bir metinden sözedeceğiz. izin verirseniz. Metin biraz karmaşık/deneysel ve başları yani giriş bölümleri özellikle bölük pörçük ve oldukça da yorucu ve kafa karıştırıcı ve birbirini de tam tutmuyor bunu biliyoruz. Tüm bunları da biliyoruz... Ama bu eğer yapıldıysa ve gerçekleştiyse bunun karmaşaları olabileceğini, bize ve bunu yapanlara da çok ama çok zor gelebileceğini de, bireysel hatalar olabileceğini de hepimiz kabul etmeliyiz.. Bu dinsel bir metin değildir. Metin bizim geleceğimizin (yani insanlık geleceğinin bizimle bir yolla iletişime geçmesi ve) bize bir yardımı olarak isimlendirilmektedir ve içeriklendirilmektedir.. Aşağıdaki şeyler ,(metin altındaki yorum) şaka yollu olarak ve alegorize karalanmıştır...

Elimizdeki en iyisi bu şimdilik....
şu an 4-5 ayrı gruptan yayın yapabildik ve
ve metin 500 binlik namaz-din face gruplarına üstteki ekle birlikte taşındı ve sunuldu ancak oradaki RTÜK leri aşacağını sanmıyoruz ancak en azından birileri bir kiş ibile olsa duymak zorunda kalacaktır...

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:28 .