Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 09-05-2006, 23:50
last_danger last_danger isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jan 2006
Mesajlar: 39
Standart Dinlerdeki Mezhep Farklılıkları

Hıristiyan Mezhepleri:

Anglikanlar:

Tarikat değildir, Hıristiyanlığın İngilizlere özgün Protestanist yorumudur. Vatikan´a bağlı değildir. Halen yaklaşık 40 milyon Anglikan vardır.

Katolikler:

Hıristiyanlığın Roma Kilisesi tarafından savunulan temel mezhebi; Papa, dinin temsilcisi ve Havari Petrus´un yerini almıştır. Kilise evrenseldir, uzayda ve zamanda tekdir. Papa asla yanılmaz, Hıristiyanlığın tek temsilcisidir. I. Yüzyıl´da Papalık laikti ama II. Yüzyıl´dan sonra piskoposluk sistemi sonucunda Papalık sistemi doğdu ve ardından Vatikan etkisi altında Kutsal Roma İmparatorluğu kuruldu. Yüzyıllar boyunca siyasi ve hatta askeri bir güç olarak Hıristiyanlık dünyasının çoğunluğunu baskıyla yöneten Katolikler, günümüzde görünür bir güç talebini oluşturmuyorlar, Vatikan artık daha çok ekonomik bir yatırım potansiyeli görünümünde...

Ortodoksluk:

Hıristiyanlığın ikinci önemli mezhebi; Geleneksel tüm din dogmalarına bağımlılık anlamına gelir. Papalık kabul edilmez ve Hıristiyanlığın tek yetkilisi olarak Peygamber İsa kabul edilir. Daha sonraları Bizans tarafından benimsenmiştir. Patrik bağımsız kiliser birliğinin başkanıdır.

İkonlara saygı gösterilir ama tapılmaz, simgelere önem verilir. MS 1054´de, Roma´dan ayrılan kiliseler tarafından kuruldu sonra Slavlar arasında yayıldı. Günümüzde, Yunan Kilisesi ağırlığındadır ve hala eski merkez İstanbul´u yani Konstantinapolis´i amaçlamaktadırlar oysa Patriklik hala İstanbul´dadır.

Protestanlık:

Hıristiyanlığın diğer ana mezhebi. Temelde, kilisede reformizme dayanır, dinsel feodalizme karşı burjuva çıkarlarını korur. Papalığın siyasi egemenliğine karşıdır ve ilk Hıristiyanlık anlayışına dönülmesini amaçlar. Bağımsız kiliselerden oluşur. Tanrı, insanlardan birşey beklemez ve insansever olduğu için bağışlar, günah çıkarılmaz ve bağışlanmaz. Tek yetki Kutsal Kitap´tadır. Ruhbanlara gerek yoktur, papazlar evlenebilirler. Cehennem yoktur, ölüm ötesinde sadece mutlu bir yaşam vardır. Protestanlık, 16. Yüzyıl´da Alman papaz Martin Luther tarafından kurulmuştu.

Hıristiyan Tarikatları:

Adopsiyanizm:

Tarikatın inancı: Hz. İsa normal bir insandır, Tanrı onu evlat edinmiştir.



Albigeoisler: Tarikatın inancı: Bedenle ilgili herşey günahtır, ruhla ilgili olan herşey iyiliktir, evlenmek yasaktır çünkü bedenidir; İsa Tanrı değildir,

Antoinizm:

Tarikatın inancı: İnsan Tanrı´dır, hastalıklar gizemli metodlarla iyi edilebilir, ruhlar sonsuzdur, beden değiştirirler. 20.Yüzyıl´ın başında, Spiritüalist Louis Antoine tarafından kuruldu.

Arianizm:

Tarikatın inancı: Katolik mezhebi, onlara göre İsa Tanrı değildir. 4.Yüzyıl´da Papaz Arius tarafından kuruldu.

Barnabasçılar:

Tarikatın inancı: Barnabas İncili´ni kabul ederler, diğer İncilleri reddederler. Barnabas İncili, Müslümanların da kabul ettiği bir apokrafik yani Vatikan´ca kabul olunmayan bir İncil´dir. Müslümanların iddialarına göre, Barnabas İncili´nde, Hz Muhammed´in peygamberliği müjdelenmektedir.

Benediktinler:

Tarikatın inancı: Çileci papazlık tarikatı, dünya malı edinilemez, sadece manastırda yaşanır. 6. Yüzyıl´da Nursialı Benedictus tarafından kuruldu.

Bogomilizm:

Tarikatın inancı: Hz. İsa Tanrı değildir. Kilisenin ayinleri ve ruhban rütbeler geçersizdir. Komüncü ve gizemcidirler. Katharlar´ın kökeni olmuştur.

Cizvitlik:

Tarikatın inancı: En tutucu Hıristiyan tarikatı; yoksulluk, bekaret ve itaat ilkelerine bağlıdırlar. Sadece İsa´ya bağlıdırlar.

Eukhitailer:

Tarikatın inancı: Kurtuluş için tek yol yakarıdır; vaftiz ve günah çıkarmak yasaktır.

Flagellanti:

Tarikatın inancı: Kamçılanarak, Tanrı´nın bağışına yaklaştıklarına inanırlar. Acı çekmek önemlidir.

Fransiskenler:

Tarikatın inancı: Gerçek Hıristiyanlık anlayışı; bir dilenci gibi yoksulluğu gerektirir, bunun için de gezginlik şarttır.

Hieronymus:

Tarikatın inancı: Dünyadan el etek çekilerek Tanrı gibi yaşanmalıdır. Dünya nimetleri geçersizdir.

Karmalitler:

Tarikatın inancı: Din için sofuluk ve tutuculuk şarttır; yalınayak gezmek ve tek tip cübbe giymek gerekir.

Katarlar:

Tarikatın inancı: En önemli tarikatlardan birisi; anlamı "Temiz Ruhlular" demektir. Tüm beden istekleri için perhiz gerekmektedir. Evlenmek günahtır; Tanrı, kötülük yuvası olan insan bedenine girmez; İsa Tanrı değildir ve Katoliklik boş bir inançtır. Özel mülkiyet yasaktır.

Manişeizm:

Aslında bir dindir; kendinden önceki tüm din ve inançları birleştirmek amacındadır. Evrendeki herşey, ışık ve karanlık üzerine kuruludur. Yani evrende ikilik-düalite geçerlidir. Işık, bilgiyi ve aklı, karanlık ise boş inançları ve bilgisizliği simgeler. Mani öldükten sonra, Manişeizm Hıristiyanlaşmıştır, bir anlamda İsa´nın ortaklıkçılığına veya ilkel bir tür komünizme yöneliktir ve bir ütopya sayılmaktadır. İranlı Mani tarafından kurulmuştur.

Markionculuk:

Tarikatın inancı: Gnostik tarikat; kötü Tanrı Yahudiler´in Tanrısıdır ve Adem´in günahından sorumludur ve bu yüzden günah kavramından insanlar sorumludur. Yani iki Tanrı vardır; birisi bilinçsiz ve kötüdür öteki iyi ve gerçektir. Tevrat kutsal kitap olarak kabul edilmez.

Maruniler:

Tarikatın inancı: Keşiş gizemciliğine dayanır. Keramet ve kahanetler din için öncelik taşır.

Meczuplar:

Tarikatın inancı: Tapınmak ve dini kurallar yasaktır. Siyasi içeriği ve amaçları vardır.

Molinosculuk:

Tarikatın inancı: Tanrı´ya varmak için, şekilcilik ve tapınma yasaktır, tek yol içe kapanmaktır.

Montanusculuk:

Tarikatın inancı: Kibele Rahibi Montanus´un peygamberliği geçerlidir ve ardından da iki kadın peygamber gelmiştir.

Mormonlar:

Tarikatın inancı: İncil´deki "eşleşin ve çoğalın" ilkesine göre birden çok kadınla evlenilmelidir. Hıristiyanlık Mormon ilkelerine göre geliştirilmiştir. Geçen yüzyılda, ABD´de Joseph Smith tarafından kuruldu.

Nasturiler:

Tarikatın inancı: Hz. İsa ve Meryem Ana Tanrısal değildirler. İsa tek bedende Tanrısal ve insansal olarak iki kişiliklidir, acı çekmesi insan olduğu içindir. 5. Yüzyıl´da İstanbul Patriği Nestorius tarafından kuruldu, halen vardır.

Nicolausculuk:

Tarikatın inancı: Din bilinmezciliktir. Kadınlar paylaşılır.

Paulusculuk:

Tarikatın inancı: Asıl Hıristiyanlık farklıdır, İsa ve Havarileri Yahudi dininde bir reform yapmışlardı ve inanç olarak da Yahudiydiler. Hıristiyanlığın kurucusu Paulus´dur, Adem´in suçunu bağışlatmak için Tanrı İsa´yı dünyaya yollamaştır ve Kıyamet´te İsa yeniden doğacaktır. Ruh ölümsüzdür. Hırıstiyan ve Musevi dogmaları beraberce yürürlüktedir.

Pietizm:

Tarikatın inancı: Protestan tarikatı; Kişisel duygular, dindarlığın temelidir ve kişisel ahlak kuvvetlendirilmelidir. Dinsel reform sürekli olmalıdır. Kilise baskısına ve dogmalara karşı çıkılmalıdır.

Presbiteryanizm:

Tarikatın inancı: Calvinci Hristiyan Protestanlığı. Yunanca "İhtiyar" anlamına gelir. Kilisenin papazlarla ve laik bir grup tarafından ortak olarak yönetilmesi biçimi geçerlidir. Toplumsal birlik önemlidir. Yoksullara yardım etmek öncelik taşır.

Püritenlik:

Tarikatın inancı: Protestan kökenlidir. Hıristiyanlığın en katı anlayışına sahiptirler. Aşırı tutucu ve tüm yeniliklere karşıdır, İngiliz burjuvazisini temsil eder. Feodal İngiliz kilisesine karşıdır. Tiyatroları kapattıracak kadar sofu bir inanıştır. Toprağın paylaşımına inanırlar. Siyasi ve ideolojik temellere dayanır. 16. Yüzyıl´da İngiltere´de kuruldu, bir yüzyıl sonra Cromwell ile birlikte siyasi güce kavuştular. Daha sonra ise, güçlerini yitirdikleri için Amerika´ya göç ettiler.

Quakerler:

Tarikatın inancı: Anglo-Sakson protestanlığı. "Dostlar Derneği" adıyla tanınır. Endüstri patronlarına karşı, işçileri savunmak amacını taşır. Toprak köleliğini, fabrika köleliğine geçirmeyi başardılar. Tek rehber, Kutsal Ruh´tur. Siyasi ve ideolojik temellere dayanır.

Sabiilik:

Tarikatın inancı: Aslında yarı-Hıristiyan bir mezheptir. "Vaftiz Edenler" anlımana gelir. Yahudi mezhebi olduğu da iddia edilir, Müslümanlara göre, sapkınlıktan doğru yolu bulmuşlardır. Vaftizcilikleri Peygamber Yahya´ya dayanır. Tanrı´ya ulaşmak için, tensel ve ruhsal arınma şarttır. Evreni ruhlar yönetir ve yedi gezegende otururlar, Tanrı´ya ancak onların aracılığı ile ulaşılır. Musa ve İsa´ya inanmazlar.

Shakerlar:

Tarikatın inancı: Amerikan tarikatı. Ana ilke mal ortaklığı ve bekar yaşamaktır. 18. Yüzyıl´da Ann Lee adlı bir kadın tarafından kurulmuştur.

Valdoculuk:

Tarikatın inancı: Yoksulluk, Tanrı´ya gidişin tek yoludur. Mal ve mülk edinilmemeli, paraya önem verilmemelidir. İncil´in dışında hiçbir kural ve düzen yoktur.

Valentinizm:

Tarikatın inancı: Bir mezhep de sayılır. İsa´nın herşeyi ilk aslına döndüreceğine inanırlar, yani hiçlikten varolunduğu için yine hiçliğe dönülecektir. Karmaşık bir felsefi temele dayanmaktadır.

Hint Dinleri:

Brahmanizm:

Temel Hindu dini. Hint inanç sisteminin temelidir. Çoktanrıcılık geçerlidir, en büyük tanrı yaratıcı Brahma´dır. Brahma yaratır, koruyucu tanrı Vişnu sürdürür, yıkıcı Siva yok eder. Doğa ölümsüzdür ve ruh göçü vardır. Kutsal kitaplar Brahmanalar ve Upaşinadlar´dır. Brahmanizm, karmaşık, sosyo-ekonomik ve politik bir inançtır. Bu yapısı nedeniyle, 1947´de anayasa ile yasaklanmıştır.

Budizm:

Buda´nın öğretisi. Günümüzde, 30´dan fazla ülkenin resmi dinidir ve hemen her ülkede taraftarları vardır. Yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen efsanevi Buda, inancın kurucusudur. İnanılmaz basitlikteki bir ana fikre dayanır; İnsanlar istediklerine kavuşamayınca mutsuz olup acı çekerler, öyleyse acı çekmemek için istememek gerekir. Ama günümüz Budizmi artık bu kadar basit değildir, özdekçi ve tanrısız bir inançtır. Varedilmemiş ve yokolmayacak bir varoluş vardır, evrensel herşey buradan doğmuştur. Evren evrimseldir ve sonsuza dek evrim sürecektir. Ruhlar dünyaya sürekli gider, gelirler. Ruhsal tekamül için, ruh tüm canlıların bedenlerine girip çıkar. Tekamülün sonunda kusursuzluk (Nirvana) vardır. Kim olursa olsun, herkes Nirvana´da eşittir. Budizm´in temelinde bireysel mutluluk (Hinayana) ve toplumsal mutluluk (Mahayana) şeklinde iki ayrı görüş vardır. Buda, Mesih ve Mehdi inancına benzer şekilde, "Maitreya" adıyla son bir kez dünyaya yine gelecektir. Budizm´in yorumlarını ayrıca göreceğiz.

Hinduizm:

Gelişmiş Brahmanizm. Ulusal Hint dinidir. Boş inançlara, dinsel bir nitelik kazandırır. Vedalar´a, Brahmana´lara ve Upaşinadlar´a ek olarak, (Mahabbarata) ve (Ramayana) adlı kutsal metinler de Hinduizm´de geçerlidir. Sonuç olarak, tüm Hint inançlarının, mitlere dayandırılmış genellemesi olarak kabul edilebilir.

Jainizm:

Tanrısız Hint dini. Budizm´den önce vardı. Cina veya Mahavira adlı bir soylu tarafından kurulmuştur. İnanca göre, yaratan ve yaratılan yoktur, evren başsız ve sonsuzdur. İntiharı ve aç kalmayı öğütlediği görülür, çıplak gezilir ve perhiz yapılır, ruhun beden değiştirmesine inanılır ama bundan kurtulmak gereklidir ve tek yol bir an evvel Nirvana´ya ulaşmaktır. Ruh bilinçli, beden ise bilinçsiz tek bir özdür. Ruh göçü, günahlar ve sevaplar Karma´nın yani ruhsal yolculuğun sunucudur, kurtuluşun gerekliliği bu yüzdendir. Jainizm, hala geçerli olmasına rağmen Budizm kadar etkin değildir.

Vedizm:

Hint çoktanrıcılığı. İnsanlığın en eski dini olarak savunulur. Ruh göçü dışında, tüm Hint inançlarını içerir. Çok tanrıcıdır amasayısız olan tüm tanrılar eşittir. "Vedalar" adlı dört kutsal kitap vardır. Ana ilke, "Varlığı yaratan eylem" dir. Bu eylemin simgesi kurban vermektir, kurban tanrıları yaratır ve besler. Aslında varolan sayısız tanrı, tek bir tanrının sayısız görüntüsüdür. "Bilgeler, yüce varlığı başka başka adlarla anarlar - Rig Veda´dan"

Hint Tarikatları:

Advaita:

Tarikatın inancı: Altı ana mezhepten birisi. "İkilik Yokluğu" anlamına gelir. Madde ve ruh bilgisizlik nedeniyle ikiye ayrılmıştır, aslında ikisi birdir.

Çin Budizmi:

Taocu Budacılık. Atalara tapılır. Çok farklı yorumları vardır. Budizm´de acı çekme yeri olan cehennem, Çin düşüncesinde zevk yerine dönüşür yani cehennem kurtarılır. Çin Budizmi´nin temelinde Taoculuk çok etkindir.

Japon Budizmi:

Japonlaşmış Budizm. Tanrısız olan Budizm´e geleneksel Japon dini olan Şintoizm´in tanrıları yerleştirilmiştir. Ölülerin ruhları, yüz yıl Şintoist olarak yaşayacaklar, yüzyıl sonra da Budacı olarak yeniden bayka bir bedende doğacaklardır. Japon Budizmi, farklılık açısından neredeyse ayrı bir din olarak kabul edilebilir.

Kaodaizm:

Budizm, Taoizm ve Spiritüalizma´nın birleşimi. Anlam olarak "Ulu Varlık" demektir. Ruhu çağırılarak Ulu Varlık ile görüşülür. Aslında, 1926´da Saygon´da kurulan bu din, Vietnam ulusçuluğunu ve bilincini simgeler ama siyasi yönü aşırıdır, bölücülükle suçlanmıştır.

Lamaizm:

Tibet Budizmi. Daha doğrusu Budizm´in, animist ve totemist bir sentezi. Buda´nın ruhu ruhani lider Dalai Lama´da sürekli bedenlenir. Lamaizm´de maji ve büyü vardır. Dalai Lama ölürken, ruhu hemen bir çocuğa geçer ve o çocuk bulunup Dalai Lama ilan edilir. Lamaizm´in kurucusu, 8. Yüzyıl´da yaşayan rahip Padma Sambhava´dır. Günümüzde Tibet Budizmi batıda Budizm´le beraber büyük ilgi görmektedir, buna bir neden olarak Çin´in Tibet´e özgürlüğünü vermemesi gösterilebilir.

Ramanandacılık:

Rama tarikatı. 15. Yüzyıl´da kuruldu, Tanrı Vişnu Rama olarak bedenleşmiştir ve tüm insanlar eşittir.

Sivacılık:

Brahmanizm´in Siva´yı tek ve üstün tanrı kabul eden mezhebi. Tek tanrıcıdır ve doğa tanrıcılığıdır. 5. Yüzyıl´da kurulmuştur.

Tengala Mezhebi:

Brahman mezhebi. Kurtuluş için Tanrı´dan başka birşeye güvenilmez. Dürüstlük ve hayır işlemek insanı kurtaramaz. Karşıt görüşü, Vandagala´dır.

Thuglar:

En tehlikeli Hindu inancı. İnsan öldürmeye dayanır, Tanrı Siva´nın öldürücü yanı olan Kali´ye tapılır. Günümüzde de sürmektedir. Kali´ye tapmak için insan öldürme inançları sonunda para için adam öldürme çizgisine varmıştır. İşin en garip yanı, uzun bir dönem insan öldürmeleri hak tanınmış ve hatta hükümet tarafından vergiden muaf tutulmuştur.

Vişnuizm:

Brahmanlığın Tanrı Vişnu mezhebi. Sivacılığın yıkıcılığına karşı oluşturulmuştur. Ayrılıklara karşıdırlar ve evrenin sonsuz genişlediğine inanılır.

Zen Budizm:

Japon Budacılığının öteki kolu, Budizm´in felsefi türü olarak düşünülebilir. Tüm metafizik kavramlar, aklın ürünüdür ve insan aklı dinsel yaşama engeldir. İçsel Denetim´le yani Zen´le, engeller ve kavramlar aşılarak, dinsel gerçeğe ulaşılabilir. Zen´in içeriğinde, kesin bir gizemcilik ve mistisizm vardır.

Musevi Tarikatları:

Essenerler:

Dışa kapalı, topluluk olarak para kazanmak ve yemek yeme ilkesine bağlı bir tarikattır. Mal ortaklığı ve evlilik yasağı vardır. Essenerler gizemli bir tarikattır, İsa´nın söylevinin Essener öğretilerinden doğduğu ve hatta Hıristiyanlık öğretisinin bu katı Musevi tarikatından ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Essenerler, Roma işgali sırasında bir tür direniş örgütü olarak tanınıyorlardı.

Farisilik:

Bir diğer tutucu ve katı tarikat; Hıristiyanlık öncesinde önemli bir rolü olan üç önemli Musevi tarikatından biridir. Ölümden sonra dirilişe, meleklerin varlığına ve öteki dünyadaki ödül-ceza sistemine inanırlar.

Farisiler

İncil´de İsa´nın haça gerilmesine neden olan sofu-yahudiler olarak geçerler.

Mandeizm:

Reddedilen bir Yahudi tarikatı. Yarı Hıristiyan, biraz da Babil ve İran inançlarının sentezidir. Hıristiyanlık öncesi Hıristiyanlar olarak da tanınırlar. İsa´yı sahte paygamber, Yahya´yı gerçek peygamber olarak tanırlar, bekar yaşarlar ve perhiz yapıp, çile çekerler. Kelime olarak "Göklerin Elçisi" anlamındadır.

Sadukilik:

Üçüncü büyük Musevi tarikatı. Farisiliğe karşıdır. Yahudi aristokrasisini temsil eder, ruhun ölümsüzlüğüne, ölülerin dirileceğine ve meleklere inanmazlar. Yazılı metinlere inanırlar, nakli yani sözlü inançlara karşı çıkarlar.

Boş bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır...[b][hr:c22c314d1e]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-09-2009, 20:44
-InVi- -InVi- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
-InVi- - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

"Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra yapmakta olduklarını onlara haber verecektir
En'am 159
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-09-2009, 21:19
Deist Bedo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deist Bedo Deist Bedo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2009
Mesajlar: 170
Standart

Invi bu ayetten ne anladın bide bize tesfirini yap baban hayrına.

Bana göre dinlerin böyle parçalara ayrılması ve dinin buna izin vermesi, o dinin temmelli hurafe olduğuna yeterli bir kanıttır.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13-09-2009, 22:22
unbe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
unbe unbe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.440

Başarı Ödülü 

Standart

bu kadar çok mezhep olduğunu bilmiyordum yaw.
bunlar üstüne bi ton kitap yazılır.

"Varsan,çarp!!!"
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-08-2015, 00:20
Lep Lep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Dec 2014
Mesajlar: 212
Standart

Adopsiyanizm: Hristiyanlık da biri Dinamik Monarkiyanizm olarak bilinen, öbürü de Toledo başpiskopozu Elipand'ın öğretisine bağlanan iki heretik görüşe verilen ad. Birincisi 2. Ve 3. Yüzyılllarda gelişmiş,ikincisi ise 8.yüzyılda ispanya'da ortaya çıkmiştır. Elipand, isa'nın insan ve tanrı yönlerini ayırt etmeyi amaçlar. Insan olarak isa dan "Tanrının evlat edindiği oğlu" diye söz eder. Isa'nın insanlıgını,Tanrı'nın oğlu olan isa'dan,yani isa'nın tanrılıgından ayırır. Ona göre, kitabı mukaddes te sözü edilen Meryemin oğlu,Tanrının oğlu degil,yalnızca evlat edindiği oğludur. Çok tepki toplaması üzerine Papa I.Hadrianus isa'ya ilişkin bu görüşe karşı çıktı. Urgel psikoposu Felix ise Elipand'ı destekledi. Felix,bu konuda Yorklu Alcuin ile de edebi bir tartışmaya girdi. 798 de Papa III. Leo'nun Roma da topladıgı konsey Felix'in geliştirdigi "Adopsiyanizm"i yasakladı. Felix i de aforoz etti. Gördügü baskı üzerine 799 da savından vazgeçen Felix gözetim altına alındı. Elipand ise tövbe etmedi ve Toledo başpikoposlugu görevini sürdürdü. Ancak onun ölümünden sonra neredeyse tümüyle unutulan adopsiyanist görüş 12.yüzyılda Petrus Abaelardus ve izleyicilerinin öğretilerinde geçici bir süre için yeniden canlandı.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29-08-2015, 00:37
Lep Lep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Dec 2014
Mesajlar: 212
Standart

Aslında her biri bir digerine ilham oluyor. Mesela yezidilik de seyh adiyy de imam gazali ve abdulkadir geylani den etkilenmiştir. Sufi Tarikatı kurnuàtur. Onun oluşturdugu yezidilik inancında ise çok tanıdık inanışlarda mevcuttur.Mesela Tanrının hz Ali de nesnelleştigini , Hz muhammedi de onun görevlendirdigini ileri sürmüştür. Neden Ali sorusu da bizi daha başka mezheplere götürebilir
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 29-08-2015, 00:55
Kurdistannn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kurdistannn Kurdistannn isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Aug 2015
Mesajlar: 732
Standart

Türkiyede 4 hak mezhep diye lanse edilen mezhepler: Hanefi,Şafii,Hanbeli ve Maliki.
Ama aslında bunların liderleri birbirlerine ağız dolusu küfür etmiş insanlardır.Nerede ise birbirlerine ana avrat sövmüşlerdir.

Sonradan siyaset gereği, ulema toplanmış ve kardeşlik ilan etmiştir.

Osmanlı,Şiilere karşı daha güçlü dursun diye...Sonrada kalmış öyle 4 hak mezhep safsatası
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 29-08-2015, 01:09
Lep Lep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Dec 2014
Mesajlar: 212
Standart

Kurdistannn´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Türkiyede 4 hak mezhep diye lanse edilen mezhepler: Hanefi,Şafii,Hanbeli ve Maliki.
Ama aslında bunların liderleri birbirlerine ağız dolusu küfür etmiş insanlardır.Nerede ise birbirlerine ana avrat sövmüşlerdir.

Sonradan siyaset gereği, ulema toplanmış ve kardeşlik ilan etmiştir.

Osmanlı,Şiilere karşı daha güçlü dursun diye...Sonrada kalmış öyle 4 hak mezhep safsatası
Hem de ne tekfirler. Imam gazali'ye göre ibnul arabiyi öldürmek yüz kafiri öldürmekten daha büyük sevaptır. Zira o ve hocası velillik makamının peygamberlik makamından daha üstün oldugunu iddia edenlerdendir. Eserlerinden ötürü Kırk dan fazla alim tarafından tekfir edildiler. Ebu hanefi dini yıkan adam olarak görüldü. En komik tarafı ise bu alimler birbirlerinin eserlerini inceleyerek onlar üzerine reddiyeler yaparak birbirlerini tekfir ederlerken günümüz kendine ehli sünnet diyen mezhep alimleri tüm tartısmaları konularda tüm akide ve kelamları kabul ettiklerini söylüyor ve alimlerin birbirleri aleyhindeki reddiyelerini de gecersiz kabul ediyorlar. Hem de tek bir hadisi merkeze alarak o da alimlerin birbirleri hakkındaki sözleri ciddiye alınmaz hadisiyle )) bir tek sohbetlerini dinleyen koyunları güdersin bununla ama ya o koyunlar bi okursa )))
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 29-08-2015, 01:22
world world isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2010
Mesajlar: 3.122
Standart

Lep´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Adopsiyanizm: Hristiyanlık da biri Dinamik Monarkiyanizm olarak bilinen, öbürü de Toledo başpiskopozu Elipand'ın öğretisine bağlanan iki heretik görüşe verilen ad. Birincisi 2. Ve 3. Yüzyılllarda gelişmiş,ikincisi ise 8.yüzyılda ispanya'da ortaya çıkmiştır. Elipand, isa'nın insan ve tanrı yönlerini ayırt etmeyi amaçlar. Insan olarak isa dan "Tanrının evlat edindiği oğlu" diye söz eder. Isa'nın insanlıgını,Tanrı'nın oğlu olan isa'dan,yani isa'nın tanrılıgından ayırır. Ona göre, kitabı mukaddes te sözü edilen Meryemin oğlu,Tanrının oğlu degil,yalnızca evlat edindiği oğludur. Çok tepki toplaması üzerine Papa I.Hadrianus isa'ya ilişkin bu görüşe karşı çıktı. Urgel psikoposu Felix ise Elipand'ı destekledi. Felix,bu konuda Yorklu Alcuin ile de edebi bir tartışmaya girdi. 798 de Papa III. Leo'nun Roma da topladıgı konsey Felix'in geliştirdigi "Adopsiyanizm"i yasakladı. Felix i de aforoz etti. Gördügü baskı üzerine 799 da savından vazgeçen Felix gözetim altına alındı. Elipand ise tövbe etmedi ve Toledo başpikoposlugu görevini sürdürdü. Ancak onun ölümünden sonra neredeyse tümüyle unutulan adopsiyanist görüş 12.yüzyılda Petrus Abaelardus ve izleyicilerinin öğretilerinde geçici bir süre için yeniden canlandı.

Getsemani bahçesindeki o insani ve Tanrısal doğanın çatışmasında ortaya çıkan manevi acıyı sizinle İsa'nın doğasının nasıl açıklanması gerektiği gibi bir konuda tartışmak isterim.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 29-08-2015, 11:42
Lep Lep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Dec 2014
Mesajlar: 212
Standart

world´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Getsemani bahçesindeki o insani ve Tanrısal doğanın çatışmasında ortaya çıkan manevi acıyı sizinle İsa'nın doğasının nasıl açıklanması gerektiği gibi bir konuda tartışmak isterim.
Benim de çok ilgimi çeken bir tartışma olurdu. Bana göre Elipand'ın görüşleri temelsiz değil. Zira hem eski ahit hem de yeni ahit üzerinden bazı ayetlerle temellendirilebilir. Bence bi konu açmalısın. Üzerine tartışılabiliriz
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:07 .