Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 10-06-2012, 03:21
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart Dinin Eleştirisi - Dünyanın Eleştirisi

Marks, 'Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkıya Giriş'te şöyle belirtiyor; ''Dine karşı eleştirinin temeli şudur: Dini insan yaratır, din insanı yaratmaz. Din, gerçekte, kendini henüz bulamamış ya da tekrar kaybetmiş kişinin kendi hakkındaki bilinci ve kendine saygı duymasıdır. Fakat insan, bu dünyanın dışında mekân tutmuş soyut bir varlık değildir. İnsan, insanın dünyasıdır, yani devlettir, toplumdur. Bu devlet, bu toplum, dünyanın tersine dönmüş bilinci olan dini yaratır. Çünkü devletin, toplumun kendisi tersine dönmüş dünyadır.

''Din, bu dünyanın genel teorisidir, ansiklopedik veri dökümüdür, popüler biçimdeki mantığıdır, manevi anlamda onur meselesidir, heyecanıdır, moral onaylanmasıdır, kutsal tamamlayıcısıdır. Din, bu dünyanın mazeret ve tesellisinin evrensel temelidir. Din, insani öz sahici bir gerçeklik kazanamadığı için, insani özün fantastik biçimde gerçekleşmesidir. Bu nedenlerle, dine karşı mücadele, dolaylı olarak, ruhsal aroması din olan dünyaya karşı mücadeledir.

''Dinsel ıstırap çekme, aynı zamanda, hem gerçek ıstırabın ifadesidir hem de gerçek ıstıraba karşı protestodur. Din, ezilmişlerin of çekmesidir, kalpsiz dünyanın kalbidir, ruhsuz koşulların ruhudur. Din halkın afyonudur.

''Halkın illüzyon biçimindeki mutluluğu olarak dinin ortadan kalkmasını istemek, halkın sahici mutluluğunu talep etmek demektir. Halkı içinde bulunduğu koşullar hakkındaki illüzyonlarından vazgeçmeye çağırmak, illüzyonu gerektiren koşulları terk etmeye çağırmak demektir. Dinin eleştirisi, bu nedenle, dinin hâlelediği bu acılar vadisinin embriyonik eleştirisidir.

''Eleştiri, zincirlerin üstündeki hayali çiçekleri koparıp atıyor. Bunu, insanlar zincirleri fantazileri ya da tesellileri olmaksızın taşısınlar diye değil, fakat zincirlerin kendisini kaldırıp atsınlar ve sahici çiçeği çekip alsınlar diye yapıyor. Din eleştirisi, insanın illüzyonlarından kurtulup aklı başına gelerek kendi gerçekliğini düşünmesi, kendi gerçekliğini etkilemesi, kendi gerçekliğini biçimlendirmesi için, kendi gerçek güneşi olarak kendi çevresinde dönmesi için insanın gözünü açıyor. Din, insan kendi çevresinde dönmediği sürece, insanın çevresinde dönen aldatıcı bir güneşten başka bir şey değildir.

''Öyleyse tarihin görevi, gerçeğin öteki dünyası yok olup gittikten sonra, bu dünyanın doğrusunu ortaya çıkarmaktır. Tarihin hizmetindeki felsefenin acil görevi, insanın kendinden yabancılaşmasının kutsal biçiminin maskesi düşürülünce yabancılaşmanın kutsal olmayan biçimlerinin de maskesinin düşürülmesidir. Böylece, cennetin eleştirisi yeryüzünün eleştirisine, dinin eleştirisi hukukun eleştirisine, teolojinin eleştirisi siyasetin eleştirisine dönüşür.''

Görüldüğü üzere marksizmde din eleştirisi önde gelir. Dini eleştirmeyi öteleyerek devrim ve politik mücadele ummak yanlış ve marksizm dışıdır. Bunu bu şekilde vaaz eden 'resmi marksizm' (Stalinizm) olmuştur. Stalincilerin gözünde devrim, iktidarın 'öncü parti' tarafından ele geçirilmesi ve emekçi kitlelerin bir sınıf olarak 'komünist partisinin merkez komitesince' yönetilmesi olduğu için, devrimi sadece yönetim aygıtının el değiştirmesi olarak kavramış ve emekçilerin 'öncü partiyi' iktidara getirmek üzere desteklemelerini kafi görülmüştür. Hal böyle olunca, iktidarı alana dek emekçi yığınların hassas olduğu din konusuna pek girmemek 'akıllıca' bir tutum olarak görülmüştür.

Oysa marksizmde proleter devrim kitlelerin eseridir. Devrim, yönetim aygıtının el değiştirmesi değildir. Üretenlerin yönetmesidir. En kapsamlı demokrasi ve özyönetimdir. Emekçi kitlelerin sınıfsızlaşmak için mücadeleye atılması, bu mücadelede özneleşmesi, kendini yönetebilirlik yetisini geliştirmesidir. Sosyalizme ancak her tür yabancılaşmanın aşılmasıyla varılabilir ve devlet de bir yabancılaşmadır. Dolayısıyla kitlelerin bilincini dönüştürecek ve 'tersine dönmüş bilinci' ortadan kaldıracak olan devrimci mücadele sürecidir. Sonrasında kitleleri eğitmek üzere iktidarın öncü parti tarafından fethedilmesi görüşü ise marksist bir görüş değildir. Bunun sonucu sosyalizme değil devlet kapitalizmine varmıştır. Proleter devrim bir süreçtir ve emekçilerin özneleşmesini esas alır. Özneleşmek için kitlelerin bugünden üstte Marks'ın belirttiği gibi dünyanın tersine dönmüş bilincini(yani dini) aşmak üzere faaliyet göstermesi gerekir. Çünkü 'afyonlu' kitleler özneleşemezler. Afyonlu kitleler belki bir Stalinci partinin peşine takılıp onun nesnesi olmaya gönüllü olabilirler ama özgürlük ve eşitlik toplumunu kuramazlar. Nitekim bugün kitleleri pasifize eden ve solu güçsüz bırakan etkenlerin başında din gelmektedir. Sokağa çıkıp sosyalizme neden sempatiyle bakılmadığını soruşturun, on cevabın dokuzunun dine ilişkin olduğunu duyarsınız. Üstelik sosyalistler, Stalinciliğin etkisiyle, din konusuna girmemiş oldukları halde adları çıkmıştır. Bu konu, siz girmediğinizde görmezden gelinecek bir konu değildir. Sen konuşmazsan, dinciler ve egemen sınıf senin adına konuşur ve sana öyle kötü bir resim çizerler ki kitleleri kaybedersin.

Din eleştirisi ve insanın kendine yabancılaşmasını aşmak, en başta zihinde başlatılmalıdır. Buradan başlanmadığı takdirde, devleti ve sınıfları yok etmek mümkün olamayacaktır. Emekçiler, ''içinde bulundukları illüzyonlardan vazgeçmeden'' özneleşemez ve ''illüzyonu gerektiren koşulları'' dönüştüremezler. İnsanın kendine yabancılaşmasının kutsal biçiminin maskesi düşürülmeden, kutsal olmayan biçiminin(kapitalizmin) maskesi düşürülemez. Özellikle de bizim gibi reforme edilmemiş bir dinin egemen olduğu ve siyasete bolca karıştığı toplumlarda din eleştirisi siyasaldır ve devrimci bir siyasallığa işaret eder. Türkiye'de islamın eleştirisi Türkiye kapitalizminin eleştirisine dönüşecek, emekçileri düşünsel zincirlerinden çözecektir. Ancak düşünsel prangalarını kırmış kitleler gerçek prangalarını kırmak üzere harekete geçebilir. Zaten emekçi kitlelerde bireysellik de ancak dinsel yanılsamaların kuvvetli eleştirisiyle tetiklenebilir. Gerçekleşmesi ise devrimci mücadele yol aldıkça sağlanacaktır.

Devrimcilerin din konusunda konuşmayı siyaset dışı görmeleri ve uzak durmaları büyük bir yanlıştır. Marksizmle ilgisi yoktur. ''İşçi sınıfını din temelinde bölmek'' mazereti ise ateist anlatımlar söz konusu olduğunda geçersizdir. Çünkü işçi sınıfını bölen, daha da fenası uyuşturan zaten dinin ta kendisidir. Tüm inançlara yönelik materyalist eleştiri, işçi sınıfının yanılsamayı aşarak yaşamını geri istemesinin yolunu açacaktır.

Evvela devrimin yapılması ve ''sosyalizmin kurulması'', dinsel yabancılaşmadan çıkışın ise bunu takip etmesi yönündeki klasik kurgu çökmüş ve yanlışlanmıştır. Bu kurgu, devrimi yabancılaşmış kitlelerle nasıl yapacağını açıklamayarak olması gerekeni ters yüz etmiştir. Emekçilerin dinsel yanılsamalardan kurtulması ''sosyalizmin kuruluşundan sonra'' gerçekleşecekse, sosyalizmi kim kuracak? Elbette 'öncü parti'! Ekonomik ve sendikal mücadelelerini yeterince siyasallaştırıp sosyalist devrime yönlendiremeyecek denli afyonlu kitlelere 'dışarıdan bilinç götürme' işi 'öncü partiye' aittir ve kitleler partiyi iktidar yapsa yeterlidir. Parti ve çok bilmiş genel sekreteri totaliter bir rejim kurup 'üretici güçleri geliştirdikçe' kitleler de kendiliğinden bilinçlenecek, dinsel yanılsamalardan kurtulacaktır zaten! Bu kurgu Marks öncesi materyalizmi temel alır ve sosyalizmle ilgisi yoktur.

Sosyalizmde kitleler özneleşir. Bu mücadele bugünden başlar ve kitleler bugünden dinle hesaplaşır. Hesaplaşıp zihnindeki prangaları çözdükçe özneleşir zaten. Egemen sınıf kendi iktidarını silahlı güçten de önce kitleleri boyun eğdirerek, boyun eğmeleri gerektiğine inandırarak sağlar. Kitleler boyun eğmeseydi hiçbir silahlı güç iktidarı korumaya yetmezdi. Aslında sadece boyun eğenler vardır. Ve devrim için en başta hedef alınması gereken bu boyun eğiştir. Bu yüzden Marks, üstteki alıntılarda da görüldüğü üzere, evvela -bu boyun eğişin en eski ve köklü biçimi olan- dinden özgürleşilmesini salık vermiştir. Din eleştirisi başlıca devrimci görevlerden biridir. Ve maalesef Türkiye devrimcileri, teorik yanlışlıklardan ve bulanıklıklardan ötürü bu görevi hep boşlamıştır. Git gide dinselleşen işçi sınıfı da solu çok küçük bırakmıştır. Dinle mücadele etmeden kitleselleşmek ve emekçileri özgürleştirmek, özneleştirmek olanağı yoktur. Emekçilerin devlete ve sermayeye karşı ''Yaşamım benimdir!'' diyebilmesi için evvela kafasındaki Tanrı'ya karşı bunu söylemesi gerekir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-06-2012, 04:14
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

Bu konudan şu sonuç da çıkıyor: Bu forumdaki din forumu da aslında politiktir. Hem de devrimci politika! Keza din eleştirisi yapan site ve forumlar ister istemez sol siyasete hizmet eder. Çünkü Marks'ın da altını çizdiği gibi, -en azından marksistlerin gözünde- dinin eleştirisi, dinin halelediği acılar dünyasının eleştirisidir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kapitalizmin Eleştirisi mutluluk35 Politika 4 21-03-2017 10:07
Ateizmin eleştirisi tewderi İslam 1 18-10-2006 14:11

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:37 .