Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefi Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 05-08-2012, 17:46
Lucy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Lucy Lucy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jul 2012
Mesajlar: 15
Standart Kader Nedir?

Arkadaşlar bu başlık belkide 10 larca kez açılmış olabilir.

Ben sadece başka bir açıdan yaklaşarak fikirlerinizi almaya çalışacağım.Benim bu güne kadar öğrendiğim bilgilerle bir kader inanışım var.

Benim beynimde oluşturduğum inancı,birkaç saat önce okuduğum bir makaleye göre başkalarınında savunduğunu gördüm.Bu inancım dahada pekişti.Aklımda birçok konu varken bu konuyu açma sebebim,aslında herşeyin bu konuya bağlı olduğunu düşündüğüm için açtım.Bu konuyu hallettiğimizde,yada tam olarak kavradığımızda,evrendeki bütün soruların veya sorunların cevap bulacağına inanıyorum.

Öncelikle benim görüşümü savunan kesimi sizlere tanıtmak istiyorum.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Cebriyye

Burda detaylıca anlatılmış.Ama öze geçerek Cebriyye: "Herşeyin kadere yorumlanacağını(Benim görüşüme göre Allahın bile kaderden kaçamayacağı) söylemişlerdir.Olan her olay,yapılan herşey insanın(Hatta Tanrının) kontrolü dışındadır.(Benim görüşüme göre Kader insana değil tanrıyada özgüdür.O bile kaderini değiştiremez.)"

Müslümanlar tanrılarını aklamak için bundan kaçmışlardır.Ama bence mükemmel bir düşüncedir.Ve quantum ile bu görüş arasında mükemmel bir bağ olduğunu düşünüyorum.

İmam caferin bir sözüde dikkatimi çekti bu konuda.

(İmam Cafer) es-Sadık'a muska'*nın Allah'ın kaderini ne dereceye kadar defettiği sorulduğunda, O şu cevabı verdi: "Onlar da Allah'ın kaderindendir."

Sizlerin görüşleri nedir bu konuda?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 04-11-2014, 20:24
martin martin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 92
Standart

Sayıların sıralı ve ardışık dizilişi kaderin yada determinizmin en güzel ifadesidir,
her sayının bir insanı ve her insanında bir seçimi temsil ettiği bu sistemde herşeyin
bir zincirin halkaları gibi derinden birbirine bağlı olduğunu ve sistemin en küçük biriminde meydana gelen bir değişimin domino etkisiyle sistemin tamamına yayıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz,
bizim yaptığımız bir seçim permütasyon oluşturan sıralı bir dizinin içindeki sembol gibidir,bir permütasyondaki her sembolün nasıl anlamlı bir dizilişi varsa bir seçiminde seçimler dizisi içinde anlamlı bir dizilişi vardır ,bir zincirin halkaları gibi hepsi birbirine bağlıdır bir halkayı çıkarmak zincirin kopmasına ve dağılmasına neden olacağından her halkanın kendi mevki ve konumu deterministik bir zorunluluktur,
bir permütasyon oluşturan sembollerin kendi aralarında kaç farklı şekilde dizilebilecekleri önceden belirlenebilir,yani bizim yaptığımız seçimlerin önceden bilinmesi bir yana elediğimiz ve yapmadığımız olasılıklarda gizli bir permütasyonun bileşenleri olduğundan önceden belirlenmiştir ,hatta bu olasılıkların paralel evrenlerde seçime dönüşerek gerçekleştiğini varsayarsak hiçbir olasılığın boşa gitmediğini önceden tahmin edilmesi yada bilinmesi gereken hiçbirşeyin olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz,
çünkü zihin maddeyi her yönüyle algılamak zorundadır,hiçbir boşluk bırakamaz,
bir serinin içindeki sembollerde kaç farklı şekilde dizilebiliyorsa o kadar farklı şekilde dizilmek zorundadır,
 
Sayıların sıralı ve ardışık dizilişi ve her sayının bir öncekinin sonucu ve bir sonrakininde nedeni olması deterministik bir zorunluluktur,
örneğin 3 sayısı kendinden önceki 2 nin bir sonucu kendinden sonraki 4 ün ise bir nedenidir,
yani 3 sayısı 2 ye karşı edilgen 4 e karşı ise etkendir,
bizim seçimlerimizde yukardan aşağıya doğru gelen bir hiyerarşiyle dizilir,
iradesi daha güçlü olan daha zayıf olanı şekillendirir (etkiler),
Kaderimizi belirleyende irademizin zayıf yani edilgen yönüdür,
bizim irademizi belli bir yöne doğru manipüle eden daha güçlü bir irade bizim kaderimizi belirler,
bizden daha zayıf bir iradeye karşı olan hakimiyetimiz ise özgürlüğümüzü ifade eder,
yani irademiz ne kadar güçlüyse o kadar özgür ne kadar zayıfsa o kadar esiriz,
sonuç olarak her seçim ve olasılık önceden belirlenmiştir,
ancak her seçimin ve olasılığın önceden belirlenmiş olması özgür iradenin yadsınması anlamına gelmez,çünkü ne kader özgür iradeyi dışlar nede özgür irade kaderi,,
 
 
 
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 04-11-2014, 20:42
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart

Bu görüşün bir değişik versiyonunu vaktiyle Nietsche de ortaya atmıştır. Ona göre kâinat sürekli kendisini aynı şekilde tekrar edip durmaktadır. Yaşamakta olduğunuz bu hayat daha önce sonsuz defa yaşanmış ve sonsuz defa daha yaşanacaktır. Nietsche'nin bu fikrinin adı bengi dönüş (eternal recurrence) dır.

Ben şuna da ihtimal vermekteyim: Tanrı kavramı dediğimizde her istediğini yapabilen, her ne dilerse gerçekleştiren, ol deyince olan, yokol deyince yokolan bir kavramdan ziyade herşeyin nötr olduğu, hatta adeta herşeyin hiçlik olduğu bir sıfır noktası kavramı düşünülebilir. Tanrı, insanlar ya da diğer canlılar gibi herhangi bir polariteye meyilli olmak yerine, bilâkis hiçbir polariteye meyledemeyen, dolayısıyla aslında bir "irade"sinden de söz edilemeyen, tamamen mekanik, iyi ve kötünün, güzel ve çirkinin, doğru ve yanlışın onun için hiçbir farkı olmadığı bir kavram olarak düşünülebilir. Tabi böyle bir kavrama "Tanrı" da denilebilir mi o ayrı bir husustur...

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 04-11-2014, 22:49
RainFall RainFall isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 10 Dec 2013
Mesajlar: 840
Standart

Konumu?Ilahi bilgi kaderden bahsediyorsan isin icerisine bilinc girer sen ilahi bilgi kaderden kacamazsin.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 04-11-2014, 22:52
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.336

Onur Üyeliği 

Standart

Lucy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben sadece başka bir açıdan yaklaşarak fikirlerinizi almaya çalışacağım.Benim bu güne kadar öğrendiğim bilgilerle bir kader inanışım var.

Benim beynimde oluşturduğum inancı,birkaç saat önce okuduğum bir makaleye göre başkalarınında savunduğunu gördüm.Bu inancım dahada pekişti.Aklımda birçok konu varken bu konuyu açma sebebim,aslında herşeyin bu konuya bağlı olduğunu düşündüğüm için açtım.Bu konuyu hallettiğimizde,yada tam olarak kavradığımızda,evrendeki bütün soruların veya sorunların cevap bulacağına inanıyorum.
Aslında örneklerle gidebiliriz. Kaba determinizm açısından.

Daha önceleri tartıştığım determinist bir arkadaşım, insanların seçme şansı olmadığını, ne yapıyorsa bunu mecburen yaptığını vb ileri sürerdi. Yani bu bir yerde kader gibi. Herneyse, dinsel anlamda kader, her şeyi, ama her şeyi Tanrı'nın belirlediği bir kaderciliktir, yani ne yapıyorsak yapalım bu bizim irademizle değil ancak tanrının iradesiyle gerçekleşiyor vb. anlayışı. Buna göre o halde tanrı da kaderin bir kurbanıdır, değiştiremez, müdahale edemez.
Teolojik olmadığını iddia eden kaba determinizme göre ise kişi yaptığı ne olursa olsun yapmak zorunda olduğu için yapar. Özgür irade yoktur dolayısıyla özgürlükte yoktur, bu halde sonuç kaderden kaçılamaz vb...

Özgürlük Nedir?
Özgürlük genel kanının aksine, aklımıza esen her şeyi yapmak ya da keyfimize göre her istediğimizin olması vs değildir, özgürlük SEÇİM ŞANSI VE TERCİH EDEBİLME hali-durumudur. Bu bir yönüyle iradi(seçim) diğer yönüyle de nesnel-öznel koşullara bağlıdır(tercih edebilme şansı, ortamı vs) ve elbette bir nokta da zorunlulukta belirleyicidir, ama bu özgürlük demek değildir, çünkü burada zorunluluk bir etkendir. Tercih edebiliyor, seçim yapabiliyorsak özgürlük orada anlam kazanıyor, haliyle bu nokta da kaderden bahsetmenin anlamı kalmıyor. İnsanı suda yüzen bir saman çöpüne benzeten kaderciler açısından özgürlüğün görüldüğü gibi hiç bir anlamı yoktur, halbuki insanlar da, hatta diğer canlılarda seçim ve tercih haklarına sahiptirler ve kullanırlar.

Örneğin kaba determinizmle, ben bu başlığa yazmak zorundaydım, o nedenle de yazdım... Halbuki daha başında yazıp, yazmamak konusunda tercih şansım vardı, bu kaba determinizmin temelden anlamsızlaşması demektir, o durumda da yazmadıysan buna mecbur olduğun için yazmadın demeye meylederler, ne yazık ki bir türlü başında kendimin tercih yaptığını, yazıp yazmamamın herhangi bir kader ya da güce değil sadece tercihime bağlı olduğunu görmezden gelirler...

Determinizm bir yere kadardır ve sınırlarını, çerçevesini aşırı derecede büyütmemek gerekir ve ölçeği iradi olandan çok nesnel olanla-alanla sınırlamak gerekir...

Doğada ardışık olarak birbirini takip eden süreçler yoktur, olmadığı gibi bu insan hayatı içinde geçerlidir. Dün dediğiniz ile bugün dediğiniz tamamen farklıdır ve ne bu gün, dünün ardılıdır ne de dün bu günün önceli. Sadece hali hazır ortam, dünya, evren, uzay ve içinde biz varız, her şey hareket ediyor, değişiyor, hiç bir şey ya da süreç birbirini ardışık olarak takip etmiyor, bir çok etkenle(çeşitli çelişkiler, çatışmalar, ilişkiler) sürekli hareket halinde. Yani biz insanlar bu hareketi bir biçimde konum, durum, ifade adına durağanlaştırıp, takvimleştiriyoruz, referanslar alıyoruz vs, sayılara döküyor, topluyor, çıkartıyoruz, gerçekte ise üzerinde olduğumuz ardışıklık içermeyen ve üzerine birikmeyen(o an neyse o) sadece süreğen bir hareket halidir...

Atıyorum A coğrafyasında X noktasına yıldırım düşmesi, bu sürecin ardışık olarak tekrarlanacağı anlamına gelmez, yani ister zaman, isterse yağmur başına periyod, frekans belirlensin, böyle bir şey ardışık olarak gerçekleşmeyecektir... Neyse...

Verdiğiniz link sizin düşünceleriniz açısından, örneğin benim net bir bir anlam, ifade çıkartmamı engelliyor, siz ne düşünüyorsunuz -ki o linki sunabildiniz. Yani size göre, sizin düşünceniz nedir?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 04-11-2014, 23:54
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.090
Standart

Tanrı vardır varsayımını kabul ederek kaderi tanımlarsak; insanın özgür iradesiyle seçtiği ve seçeceği eylemleri tanrının önceden bilmesidir.
Bilimsel bi teori var zamanla ilgili. Geçmiş ve gelecek zaman aslında şuanda bir yerlerde mevcut olabilir.Muhtemelen de öyle zaten.Bu bilimsel argüman da kaderi anlamlandırmak için yeterli.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 05-11-2014, 03:58
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

Kader!
Kadersiz kader!
Ruh gibi kaderde dincilerin sahiplenip, içinin boşaltılıp, Tanrı ile doldurulduğu, içi boş kader!

Eskiler "Gökte nikah kıyılmadan yerde nikah kıyılmaz" derler, dinciler bunun yazılmış bir yazı olduğu için yerde kıyıldığını söylerler, yani olay STATİKTİR.
Oysa bunu bir ruhun birini seçip beğenip, ona olan bağımlılığın yere yansıması desem bu DİNAMİKTİR.
Birinde seçim vardır, birinde yoktur, mantığı budur.

Şimdi insanlara "Gönül Nikahı" diye bir şeyden bahsetsek, olur mu efendim, düpe düz sapkınlık olur o, ya hoca yada nikah memuru kıymadan nikah olmaz derler.
İbni Sina, İran seyahati sırasında ülkenin bir şehrine padişahın yeğeninin tedavisi için davet edilmiş. yemiyor, içmiyor, konuşmuyormuş, harekette etmiyormuş, Tanı olarak aşktan şüphelenmiş ve oranın yerlisi olan hastadan şehrin tüm mahallelerini yüksek sesle saymasını isteyip aynı anda nabzını kontrol etmiş.

Mahallelerden birinin adını söylerken hastanın nabzı hızlanmış. İbni Sina daha sonra oradaki tüm sokakları, sonra da sokaklardaki evleri ve bu evlerde oturan kişileri sormuş.
Hasta sadece bazı isimleri ve bazı yerleri söylediği sırada nabzı hızlanmış.

İbni Sina böylece bu adamın (hastanın) bir kadına âşık olduğu sonucuna varmış. Adam çok utanmakla birlikte bunu doğrulamış. İbni Sina padişaha bilgi verdiğinde adamla âşık olduğu kızın kuzen oldukları ortaya çıkmış. Ancak birbirleriyle evlenmeleri yasak değilmiş. Padişah düğüne izin verince, aşk hastalığı birden bire ortadan kalkmış.
Bu hikayenin başka bir versiyonunda, gencin aşık olduğu kızın fakir olduğunu, gencinde bunu babasına bir türlü söyleyemediği için, içine atmasından dolayı hastalandığını okumuştum.
Bu arada İbni Sina bu psikolojik konularda da oldukça iyiymiş.
Özetle gönül işleri karışık işler olup, birine bağlanılıp kalınmanın açıklaması çok kolay olmasa gerektir.

Kader konusuna dönünce bunlar benim görüşümdür, her şeyi %100 kadere bağlamam mesela, zaten hiç bir şeyi %100 e bağlamam, bir şeyin en fazla hükmü %50 dir bana göre, başka değildir, kaderde %50 dir o da statikten ziyade dinamiktir.
Hal böyle olunca içeriğini de bilmem, bilmekte istemem.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-11-2014, 02:27
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Kader eger "gelecegin ne olacaginin bilinmesi" ise;

Bu en basta insanoglunun her turlu yetisine ve zihin soyutlamasina hakarettir.

Cunku insanoglunu bir kukla yapar.

Ayrica diyelim bir karar verme durumunda, eger kader "verilen karar ne ise o" ise; o zaman sormak gerekir, bu karari alan sahsin kendisi midir, yoksa zaten bu karari alsin diye o programlanmis midir?

Eger programlanmis ise, o zaman da "imtihan" denilen kavramin bir anlami kalmaz. Yani madem kisi kukla ise, ve zaten alacagi karar onceden biliniyorsa o zaman onun "kaderini degistirme" gibi bir durumu yoktur. Oyle ise, bu imtihan nedendir?

Cunku imtihani gececegi/kalacagi ya da butunlemeye kalacagi zaten kader olarak cizilmis ve bilinmektedir.

Butun bunlarin disinda kader, bir afyondur ve kisiyi karar almak ve kendi irasdesini kullanmaktan uzak tutar. Yani kisi her turlu yasam mucadelesini yitirir. Sonucta "zaten kaderimde ne yazili ise o olacak" dusuncesi onu kendinden koparir.

Tabi burda kadere parallel olarak bir de "felek" algisi vardir ki; bu algida kisi en azindan felegi sikayet edebilir, ama onun ile mucadele etmez.

"Kaderine razi ol/bu senin kaderinmis/kader boyle istedi, elimden ne gelir/kaderden kacilmaz/kaderinde ne yazarsa o olur/kimse kaderini degistiremez" v.s. gibi bilincaltina yerlesmis soylemler, zaten kisinin yasamini elinden alir.

Birde buna "sakin ha itiraz edip te, gunaha girme" gibi bir, caresiz birakan soylem eklendiginde, kisi artik yoktur.

Aslinda dikkatli incelenirse, etik temeldeki tum uygulamalar ayni bu kader gibidir; yani "tore boyle diyor"

Buradaki ana sorun zihniyet sorunu ve birey olamamasorunudur. Bireyler yasam ve iliskilerini kendileri belirlerler. Hak ve ozgurlukcudurler.

Toplumumuz ise normlar la hiyerarsiler ile yasatilir. Yani bireyden once olana itaat ilk algidir.

Sayginin anlami bilimez, sadece itaat edilmesi beklenir.

Bunun en son ornegini, dictator; balkonda sigara icenlere satasarak gostermistir. Neden cunku kendisi bir bas olarak hiyerarsik itaat beklemektedir.

Halbuki birey, itaat gostermez, sadece saygi gosterir. Bu saygi da bireyin kendi zincirinin halkalari temelindedir, normlar ya da etik degerler ya da hiyerarsik dizilis uzerine degildir.

Iste o yuzden kader gibi kavramlar, birey toplumlarinda gecersizdir. Cunku bireyin kendi yasadigi bir yasam ve iliskisi vardir. Bu yasam ve iliskideki her turlu dusunce ve davranisi da kisi kendisi belirler.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 06-11-2014, 03:23
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.336

Onur Üyeliği 

Standart

zfr87´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tanrı vardır varsayımını kabul ederek kaderi tanımlarsak; insanın özgür iradesiyle seçtiği ve seçeceği eylemleri tanrının önceden bilmesidir.
Bilimsel bi teori var zamanla ilgili. Geçmiş ve gelecek zaman aslında şuanda bir yerlerde mevcut olabilir.Muhtemelen de öyle zaten.Bu bilimsel argüman da kaderi anlamlandırmak için yeterli.
Zaman ne geçmiş, ne gelecek ne de başka biçimde, bir yerlerde mevcut değil. Kısaca mevcudiyeti yok diyelim, sadece hareket ve değişim ar, bu hareket ve değişim varlığın bnyesinde-üzerinde açığa çıkıyor, haliyle zaman da bu hareketleri ve değişimi çeşitli açılarla referans alıp hafıza etmekten başka bir şey olmasa gerek -ki geleceği bilmek anlamsızdır zira gelecek diye bir şey yok(mevcudiyet anlamıyla), biz insanların ine hareket ve değişimi referans aldıkları ölçü birimleri temelinde gelecek öngörüleri, gelecek tahminleri, takvimi vs var, yalnız bu geleceği bilmek değil, bu günkü gidişat temelinde referans alınan şeylerin, olayların, ortamın, uzayın, öznelerin, koşulalrın(nesnel-öznel) vb hareketinin nereye doğru olduğunu, nelere gebe olduğunu çözümlemek, gözlemlemek, irdelemek vb üzerine kurulu tahminlerdir..... Yine de bu geleceği bişmek değil, güne, düne göre öngörmektir..

Evet İslam'ın Allah'ı da abartının ulaştığı son noktalarda, katrilyonlarca şeyin, milyar yıllar ve milyar yıllar dahilinde, yani katrilyonlarca, katrilyon sayıda ve katrilyonlarca katrilyon sayının katrilyonlarca, katrilyon AN'larını, geçmiş ve geleceği, insanın, börtü böceğin, dalın yaprağın, otun, sütün, rüzgarların, tek bir refleksini dahi hem anlık bilen hemde geleceğini de bilen, nasıl ifade edilir ki, koskoca evrende tek bir yaprak kıpırdasa haberi olan hadi bunu geçtik 1000 yıl sonra bile katrilyonlarca şeyin halini biliyormuş.... Abartının ulaşacağı son nokta burası ve aslında kader tanrı'nın bilmesi değil, en basit haliyle kişinin önceden bilinene bağlı-mahkum olması diyebiliriz. Eh böyle bir tanrı abartısının sonunda sormak gerekir, bu yaratıcının, yaratıcısı yok mu, bir kaderi yok mu? Gerçi yaratanı insan, kaderide insanın elinde olmakla birlikte, tamamen soyut bir şeyden bahsediyoruz, senaryosu, rolü insanalrca verilmiş, bir edebiyat, anlatı(kısaca hayal alemi) kahraman belkide, senaryo da kader...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 06-11-2014, 11:32
martin martin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 92
Standart

Dialectics´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu görüşün bir değişik versiyonunu vaktiyle Nietsche de ortaya atmıştır. Ona göre kâinat sürekli kendisini aynı şekilde tekrar edip durmaktadır. Yaşamakta olduğunuz bu hayat daha önce sonsuz defa yaşanmış ve sonsuz defa daha yaşanacaktır. Nietsche'nin bu fikrinin adı bengi dönüş (eternal recurrence) dır.

Ben şuna da ihtimal vermekteyim: Tanrı kavramı dediğimizde her istediğini yapabilen, her ne dilerse gerçekleştiren, ol deyince olan, yokol deyince yokolan bir kavramdan ziyade herşeyin nötr olduğu, hatta adeta herşeyin hiçlik olduğu bir sıfır noktası kavramı düşünülebilir. Tanrı, insanlar ya da diğer canlılar gibi herhangi bir polariteye meyilli olmak yerine, bilâkis hiçbir polariteye meyledemeyen, dolayısıyla aslında bir "irade"sinden de söz edilemeyen, tamamen mekanik, iyi ve kötünün, güzel ve çirkinin, doğru ve yanlışın onun için hiçbir farkı olmadığı bir kavram olarak düşünülebilir. Tabi böyle bir kavrama "Tanrı" da denilebilir mi o ayrı bir husustur...
Sevgili dialectics ;bengidönüş teorisi diyebilirmiyiz bilmiyorum ama ben paralel evrenlerin olma ihtimalinide düşünüyorum,çünkü bence tüm olasılıkların seçime dönüşmesi gerekir,sonsuz sayıda olasılık varsa sonsuz sayıda da seçim olmalı ve bunlar için sonsuz sayıda evren,zamanın hiçbir formu(geçmiş-şimdi-gelecek) yoktur sadece maddeyle zihnin diyalektiği vardır,maddenin sonsuz sayıda formu ve zihnin sınırsız algısı,yani sonsuzluk ve sınırsızlık bizim anahtar kavramlarımızdır,,,
tanrı kavramıyla ilgili görüşlerini aynen paylaşıyorum,sayılar üzerinden şöyle bir temsil yapılabilir,2 ve üzeri sayılar zihinle maddenin diyalektiğini
bunların arkasında yer alan 1 bu diyalektiği yaratan-başlatan gücü (tanrı)
ve bununda arkasında yer alan 0 boşluğu yada hiçliğin simgeler
sayıları bu şekilde 3 e ayırabiliriz,
2 ve üzeri sayıların hepsi 1 den oluşur,yada 1 bu sayıları 0 dan çıkarmıştır,
yada tam bir ardışıklıkla 0 dan önce 1 çıkmış bir ikiyi doğurmuş,iki üçe ,üç de sonsuz şeye can vermiştir (laozinin teorisinin biraz değişik versiyonu),laozi taodan bahseder tao 1 i yaratır ,bir ikiyi doğurur,iki üçe,üç sonsuz şeye can verir,bir de tanrının nur olma teorisi var,örneğin bir oda düşünelim odada bir yatak ,bir masa,sandalye ,koltuk,televizyon,bilgisayar,..vs var ama oda karanlık olduğu için hiçbiri seçilmiyor ,eşyaların seçilmesi için odanın aydınlanması gerekir,işte tanrıda 0 ın içinde bulunan 2 ve üzeri sayıların bilinebilmesini sağlayan bir nurdur,bunun gibi daha değişik teorilerde ortaya atılabilir,
1 sayısı her ne kadar tanrının sembolü gibi gözüksede evrendeki herşeyin birliğini bütünlüğünü ,herşeyin birbirine bağlılığını da sembolize eder ve zıt kutupların barışını,düalizmin nötr olan kaynağını,,,yani 1 e çok farklı anlamlar yüklenebilir,zaten tüm düğüm 1 sayısının gizemindedir bu gizemi çözen evrenin sırrınıda çözmüş demektir,
spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Doğada ardışık olarak birbirini takip eden süreçler yoktur, olmadığı gibi bu insan hayatı içinde geçerlidir. Dün dediğiniz ile bugün dediğiniz tamamen farklıdır ve ne bu gün, dünün ardılıdır ne de dün bu günün önceli. Sadece hali hazır ortam, dünya, evren, uzay ve içinde biz varız, her şey hareket ediyor, değişiyor, hiç bir şey ya da süreç birbirini ardışık olarak takip etmiyor, bir çok etkenle(çeşitli çelişkiler, çatışmalar, ilişkiler) sürekli hareket halinde. Yani biz insanlar bu hareketi bir biçimde konum, durum, ifade adına durağanlaştırıp, takvimleştiriyoruz, referanslar alıyoruz vs, sayılara döküyor, topluyor, çıkartıyoruz, gerçekte ise üzerinde olduğumuz ardışıklık içermeyen ve üzerine birikmeyen(o an neyse o) sadece süreğen bir hareket halidir...
sayın spartacus doğada bir ardışıklık var demedimki siz yanlış anlamışsınız doğada bir bağlılık var dedim herşey zincirleme birbirine bağlı ,evrenin en küçük parçasındaki bir değişiklik domino yada kelebek etkisiyle evrenin tamamını etkiler,sayıların ardışıklığı da bu bağlılığın temsili bir fotoğrafıdır en azından benim için böyle,,
Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kader!
Kadersiz kader!
Ruh gibi kaderde dincilerin sahiplenip, içinin boşaltılıp, Tanrı ile doldurulduğu, içi boş kader!

Eskiler "Gökte nikah kıyılmadan yerde nikah kıyılmaz" derler, dinciler bunun yazılmış bir yazı olduğu için yerde kıyıldığını söylerler, yani olay STATİKTİR.
Oysa bunu bir ruhun birini seçip beğenip, ona olan bağımlılığın yere yansıması desem bu DİNAMİKTİR.
Birinde seçim vardır, birinde yoktur, mantığı budur.

Şimdi insanlara "Gönül Nikahı" diye bir şeyden bahsetsek, olur mu efendim, düpe düz sapkınlık olur o, ya hoca yada nikah memuru kıymadan nikah olmaz derler.


Bu hikayenin başka bir versiyonunda, gencin aşık olduğu kızın fakir olduğunu, gencinde bunu babasına bir türlü söyleyemediği için, içine atmasından dolayı hastalandığını okumuştum.
Bu arada İbni Sina bu psikolojik konularda da oldukça iyiymiş.
Özetle gönül işleri karışık işler olup, birine bağlanılıp kalınmanın açıklaması çok kolay olmasa gerektir.

Kader konusuna dönünce bunlar benim görüşümdür, her şeyi %100 kadere bağlamam mesela, zaten hiç bir şeyi %100 e bağlamam, bir şeyin en fazla hükmü %50 dir bana göre, başka değildir, kaderde %50 dir o da statikten ziyade dinamiktir.
Hal böyle olunca içeriğini de bilmem, bilmekte istemem.
Sevgili Felasife çok güzel özetlemişsiniz hiçbirşey %100 değildir,
polarite yasasına göre kavramları ayırırsak;
Kader-Akıl-Düzen bir tarafta , Özgürlük-Aşk-Kaos diğer tarafta yer alır ve hepsi doğada birlikte bulunur yani %50 ye %50
ayrıca Kader bizim ve doğanın yani mikro ve makro kozmosun sabit-değişmez yasalarıdır,mesela yemek içmek,uymak,sevişmek,çoğalmak,ölmek,
yağmurun yağması,mevsimlerin ard arda gelmesi,ağaçların ve çiçeklerin yazın açıp kışın solması,güneşin doğudan doğup batıdan batması,gündüz ve gecenin ard arda gelmesi,yerçekimi kuvveti,polarite yasası.,karma yasası.vs hepsi bizim ve evrenin kaderidir.,,

bu arada sevgili Zfr 87 ile Evrensel- insanın görüşleride çok güzel,
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
kader el-alem İslam 19 01-07-2012 01:16
Can Dündar- Kader hayko Politika 0 10-06-2010 21:46
Kader... K.C. Kur'an'da Mucize Yoktur 13 22-05-2008 05:35
Kader ve Tevekkül frodo İslam 83 05-04-2008 21:40
futbol klübü nedir?,din nedir?,inanç nedir? İslam 3 22-05-2007 14:35

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:06 .