Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefi Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 08-11-2014, 09:18
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

Arkadaşlar bir düzeltme yapayım.

Öncelikle tüm forumdan özür dilemek isterim zira #23 mesajdaki olayı anlatıp, cevabı bilmiyorum deyip, bir sürü cevap verince, detaya girince, bu biraz saçma oldu.
Bunun sebebide ben oldum elbette, özrüm bunun içindi.

Neticede bu olay dediğim gibi CEVAPSIZ bir olaydı, fakat altında bir ders yatıyordu, bunu tam net ifade edemeyince laf uzadı, bu da beni sonradan rahatsız etti.

Yok şöyle olsaydı, böyle olsaydı, şunu yapsaydım, keşke ler filan bu olayı açıklamaya kafi değil, konuyu boğmaktan öteye gidemez.

Malum, Sultan Mahmut'un meşhur, "Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut?" hesabı bir durum bu, ne yaparsa yapsın koca padişah Tıkandı Baba'ya yardım edememiş, hatta hikayenin sonunda Tıkandı Baba ölüyorda.
Nette bu olayın çeşitli versiyonları var, merak eden bakabilir.

O yüzden bende ne yaparsan yapayım, o sokaktan öte geçemezdim.
Bunun bir izahı yok, açıklaması yok.

Sultan Mahmut bunu kendince, inancınca öyle ifade etmiş, bende o da olmayınca, "olmayınca olmuyor" diyebilirim anca.

Özetle bu olay CEVAPSIZDIR, nedenlere niçinlere boğmak ASIL dan uzaklaştırır ki bu da gereksizdir, bunun sonu gelmez.
Bundan anca DERS çıkartılabilir ki bende zaten dersimi çıkartmıştım.

Sevgiler.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 08-11-2014, 12:29
martin martin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 92
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Gercekligi one surulen toz temelinde, ya da gerceginin ne oldugu dogrulanan inanindadir.

Hakikat sadece din bunyesinde kullanilan gercekliktir
.hakikat ve gerçek sanırım farklı kavramlar gerçi ben ikisinide aynı anlamda kullanıyorum,
hakikat ve gerçek için sanırım şöyle bir ayrım yapılabilir,hakikat nesneldir,
gerçek öznel,hakikat tektir gerçek çok,gerçek değişebilir ama hakikat değişmez,


nette şöyle bir gerçek ve hakikat tarifi buldum ;
hakikat; tektir yani unique’tir.gerçek ise çoktur ama aynı hakikat’in değişik görüntüleridir. şafağı resmeden bir ressam şafağı yaratamaz.onun yarattığı tablodur.şafak bir hakikat’tir,tablo ise bizim ondan çıkardığımız gerçek.kendi gerçeğimizi kendimiz yaratırız.her şey bireysel seçimimize bağlıdır.savaş istersek savaş,barış istersek barış,aşk istersek aşk,kavga istersek kavga,sevgi istersek sevgi.
5 kör adam ve filin hikayesine benzedi,kör adamların tarifi gerçektir,
hakikat ise filin tarif edilmeksizin çıplak gözle görülmesidir,hakikate aydınlanmada diyebiliriz aslında,
https://www.itusozluk.com/goster.php/ger%E7ek+ve+hakikat+aras%FDndaki+farklar

ve doğru hakikat din bünyesinde kullanılır,

Tekamul olup olmadigini ise zaten insanoglu belirler
Tekamülü aslında maddeyle zihnin diyalektiği olarak düşünüyorum bilmiyorum katılırmısın,
Yani her turlu soyutlama bilgilenme bilinclenme ve farkindalik bir de gelisen bilimi ve bilimselligini gelistigi duzeyde "curutmek" icin, insanoglu zihninde yarattigi tanrisini durmadan tekamul ettirir. Eger ettirmez ise, zaten ona olan bagliligi, inani, teslimiyeti caresizligi "azalir." Zaten bu azalimin farkindaligi mesela O.Dogu cografyasinda uc ibrahimi dini bir biri arkasina ortaya atmistir.

Tanrilar, insanoglunun zihninde; once coklu, sonar sekilli, sonar insanoglu yetili ve ozellikli, sonar tekli somut (putlar mesela) ve en son da tekli soyut olarak tekamule ugratilmis, ondan sonar bu teklige; doneme ve zamana uygun dusecek anlam ve icerikler verilmistir. Yani deism, panteizm, panenteizm, hyloteizm gibi. Bu sondan bir onceki tekamul; tanri algisini, bir soyut ya da somut ile ozdeslestirmektir.

Bundan sonar gelen ve tamamen insanoglu ozelligi ve yetisini iceren akilli tasarimcilik, programlayicilik, planlayicilik; evrimi "curutme de" kullanilmis, en son tekamul de; deism timeline dayanan "great design" buyuk tasarim" ve bunun bir tasarlayicisi olmasi tekamuludur.

Bu tekamulde tanri ne kadar "olgunlassa da" sonucta bilimin bilisselligi bilgiselligi ve bilimselligi; bu tanrinin aslinda bir kavram olarak "kim kendi duzeyince, ihtiyacinca, algisinca, bu kavrama ne anlam ve icerik veriyorsa, tanri onun icin o dur" Temelli ve gozlemi olmayan bir kavram olarak, tanri kavramini bilim bunyesinden cikarmistir.
+0
Buradaki tanri icerigi, teolojik noncognitivizm, ignostisizm, apateizm, v.s. olarak tanri kavramini "anlamsiz, gereksiz, luzumsuz, yasam ve iliski de her hangibir olumlu olumsuz olarak deger verilmesine ihtiyac olmayan "manri" gibi bir kavram olarak algilamaktadir.

+0
Ayrica sosyal bilimler de, factor insanoglu oldugundan, bu tanri kavraminin insanoglu yasam ve iliskisine getirdigi her turlu sosyo-psikolojik bozukluk ta gozlem altindadir.
Kisaca insanoglu tanrisina ihtiyac duydukca ve bu ihtiyaca kendini inandirdikca ve bu inanc temelinde de kendine dogruladikca; tanri tekamul etmeye devam edecektir. Kisaca insanoglunun tanrisi, insanoglu eliyle bir bukalemun gibi her turlu anlama, icerige kaliba sokulmaya devam edecektir.

Hatta bu konudaki son gelisme "herkesin kendi duzeyince bir kendi tanrisi vardir " "Birey olamayan kendini sadece kendi tanrisi Adina konusturur" Cunku kendi konustugunun farkinda ve bilincinde degildir, yani bireysel bilince erismemistir.
Evet guzel bir hikaye imis. N.Hoca'nin "sen de haklisin" ina benzemis.
N.Hocanın hikayesine ben pek benzetemedim ,burada Budhanın bir kavramı tutarsız ve çelişkili bir şekilde ama doğru ve yerinde kullanması ve 3 kişinin tekamül ateşini fitillemesi ve hatta belkide bu 3 kişinin aydınlanmasına vesile olması,hikayenin özü bence bu,budhanın bu tutumu
apateizme yada pragmatizme örnek gösterilebilir,
N.Hocanın hikayesi daha çok 5 kör adam ve fil hikayesine benziyor,bu hikayeler hakkaten insana çok şeyler katıyor,insanın hayata olan bakışını bile kökten değiştirebiliyor hikaye deyip geçmemek gerek,bizim günlük hayatımızda bir araba dolusu lafla anlatamadıklarımızı kısacık bir hikaye hemde çok daha fazlasını anlatabiliyor
Kisaca tanri kim kendi icin nasil isterse ya da istemezse odur
.
islamda bir hadis var ,Allah ;ben kulumun zannı üzereyim kulum beni nasıl zannederse öyle bulur diyor,
hadislerden ayetlerden yada herhangi bir dini kaynaktan referans göstermeyi sevmem ama eğer Allahı konuşturabilseydik bence söyleyeceği tek şey bu olurdu,ve çok ilginçtir bu sözün kaynağı bir ayet değil bir hadistir,
Insanoglu "Tanri oynamak ve oynatmaktadir" bu bilginin bilimin bilimsel ve bilissel gelismenin onundeki en buyuk engeldir.
Tanrı oynamak ve oynatmaktadır ifadesine paralel tanrı yaratmak ve yaratılmaktadır ifadesinide koyabiliriz,biz tanrıyı yaratınca kendimizide yaratmış oluyoruz hani nötr monizmde bahsetmiştin biz hem bilen hem de bilineniz
Cunku bilim "tanri disi" oldugu olcude, bilimsel kisi de "tanri disi" oldugu olcu de bilissel olur.

Tanri disilik, bilimin ya da kisinin her turlu sunum ve yasam/iliskisinden tanri ile ilgili olumlu olumsuz ne varsa, onu cikarip atmis olmasidir
Nötr olmak ve Algının saflığını bütünlüğünü korumak,sadece tanrıda değil algımızı sınırlara bölen,algılayan -algılanan,bilen-bilinen gibi özne-nesne ikiliği yaratan her kavram düşünce,fikir,görüş,teori,inanç,öğreti,,vs terk edilmesi gerek,sadece tanrı dışı olmak yetmiyor,tanrıyı çıkarıp yerine başka bir kavram koyduğumuzda tanrı dışı olmuş olmuyoruz,sadece ego bir kurmacasını almış yerine bir başkasını koymuş ve oynamaya devam etmiş,
Soyle dusun.

Bu kavrami ne duymus, ne sahiplenmis, ne savunmus, ne karsi cikmis, ne inanmis, ne inanmamis, ne varlamis, ne yoklamis ne de bunlara ihtiyac duymus bir beyin ve zihin bilisselligi, zindeligi ve sagligi.

Iste ancak o zaman insanoglu; kendi yarattigi bu kavrami ve de kendi uzerindeki her turlu olumlu olumsuz etkisini ve bu etkinin insanliktan evrensellikten hukuktan hak ve ozgurluklerden ne kadar uzak tuttugunu ve bunlari onledigini algilayabilir, sorgulayabilir ve analiz edebilir.

Yani "insanoglunun tanri sorunu" nu kendi oznelligini ve nesnelligini tanri disinda tutarak ortaya koyabilir.

Iste serbest dusunurluk, serbest dusunce ve serbest dusunme/dusunebilme; 20. yuzyilin ortasindan bu yana yukaridakini basarmaya en yakin zihin adayidir
.
akşama devam ederim,şimdilik hoşça kal,,
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 08-11-2014, 17:35
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

.hakikat ve gerçek sanırım farklı kavramlar gerçi ben ikisinide aynı anlamda kullanıyorum,
hakikat ve gerçek için sanırım şöyle bir ayrım yapılabilir,hakikat nesneldir,
gerçek öznel,hakikat tektir gerçek çok,gerçek değişebilir ama hakikat değişmez,
Ingilizcede konu ile ilgili bir suru kavram var (truth, reality, actuality, substance, occorunce v.s.)


nette şöyle bir gerçek ve hakikat tarifi buldum ;
hakikat; tektir yani unique’tir.gerçek ise çoktur ama aynı hakikat’in değişik görüntüleridir. şafağı resmeden bir ressam şafağı yaratamaz.onun yarattığı tablodur.şafak bir hakikat’tir,tablo ise bizim ondan çıkardığımız gerçek.kendi gerçeğimizi kendimiz yaratırız.her şey bireysel seçimimize bağlıdır.savaş istersek savaş,barış istersek barış,aşk istersek aşk,kavga istersek kavga,sevgi istersek sevgi.
Yukaridaki tanim isiginda, monist bir tozden bahsediyor. Yani bunyesinde degisim yasayan ama kendi degismeyen gerceklige, hakikat demis. Digeride algiya bagli olan gerceklik tanimi. Yani, gercegin ne oldugunun inanc/ideoloji/izm v.s. ile dogrulanmasi

5 kör adam ve filin hikayesine benzedi,kör adamların tarifi gerçektir,
hakikat ise filin tarif edilmeksizin çıplak gözle görülmesidir,hakikate aydınlanmada diyebiliriz aslında,
https://www.itusozluk.com/goster.php...Dndaki+farklar

ve doğru hakikat din bünyesinde kullanılır,
Yukarida da eger herkesin gorebilecegi bir durum var ise, bu da fenomen ve ondan alinan gozlemdir.

Tekamülü aslında maddeyle zihnin diyalektiği olarak düşünüyorum bilmiyorum katılırmısın,
Bence, diyalektik monism ya da dualism ile sinirlamak yanlis olur, pluralism demek daha dogru. En azindan yukaridakilerin yanina kavramsal bilgiyi eklemek gerekir.

N.Hocanın hikayesine ben pek benzetemedim ,burada Budhanın bir kavramı tutarsız ve çelişkili bir şekilde ama doğru ve yerinde kullanması ve 3 kişinin tekamül ateşini fitillemesi ve hatta belkide bu 3 kişinin aydınlanmasına vesile olması,hikayenin özü bence bu,budhanın bu tutumu
apateizme yada pragmatizme örnek gösterilebilir,
N.Hocanın hikayesi daha çok 5 kör adam ve fil hikayesine benziyor,bu hikayeler hakkaten insana çok şeyler katıyor,insanın hayata olan bakışını bile kökten değiştirebiliyor hikaye deyip geçmemek gerek,bizim günlük hayatımızda bir araba dolusu lafla anlatamadıklarımızı kısacık bir hikaye hemde çok daha fazlasını anlatabiliyor
Buradaki benzerlik, senin hikayende budha kisileri yonlendiriyor, N.Hoca'nin "sen de haklisin" da ise, her anlatan Hocay'i yonlendiriyor. Yani ters bir iliski var.

Aslinda burada onemli olan hikayeler degil de, o hikayeleri zihin acikligi ile dinleyebilmek ve kendi takintilarina takilmadan degerlendirebilmek ve mumkunse de kendilerinkiler ile de mukayese yapabilmektir. Yani biase olmamaktir.

Biase olmus bir beyine ne hikaye anlatirsan anlat, kendi dogrularina carpip geri donecektir.

islamda bir hadis var ,Allah ;ben kulumun zannı üzereyim kulum beni nasıl zannederse öyle bulur diyor,
hadislerden ayetlerden yada herhangi bir dini kaynaktan referans göstermeyi sevmem ama eğer Allahı konuşturabilseydik bence söyleyeceği tek şey bu olurdu,ve çok ilginçtir bu sözün kaynağı bir ayet değil bir hadistir,
Cunku hadisler onu kendi aklinca yorumlayanlarin yorumudur. Yani diyelim Kuran'i yazan ya da yazdirilan Muhammed'in yazdigina hadisleri yazanlar kendi akilci yorumlarini katarlar. Cunku onlarin kendi Allah'larinin algisi farklidir.

Yani "Allah, kim onu nasil konusturursa, o konusturan icin odur."

Tanrı oynamak ve oynatmaktadır ifadesine paralel tanrı yaratmak ve yaratılmaktadır ifadesinide koyabiliriz,biz tanrıyı yaratınca kendimizide yaratmış oluyoruz hani nötr monizmde bahsetmiştin biz hem bilen hem de bilineniz
Cumlenden sanki "yaratan ve yaratilan tanri" algisi cikiyor. Halbuki tanriyi yaratan da ona yaratilani veren de insanogludur. Aslinda hata bende, benim cumlem "Tanriyi oynamak ve oynatmak" olsa idi, burada oynayan ve oynatan oznenin insanoglu oldugu algilanacakti. Senin cumlen de "tanriyi yaratmak ve tanri yaratilmaktadir" olacakti. Tabi ki burada tanriya yarattiran o yaratilanlar arasina kendisini de koyuyor. Yani buradan, bilme ve bilinmenin yontemi olan "bilis" cikiyor.

Nötr olmak ve Algının saflığını bütünlüğünü korumak,sadece tanrıda değil algımızı sınırlara bölen,algılayan -algılanan,bilen-bilinen gibi özne-nesne ikiliği yaratan her kavram düşünce,fikir,görüş,teori,inanç,öğreti,,vs terk edilmesi gerek,sadece tanrı dışı olmak yetmiyor,tanrıyı çıkarıp yerine başka bir kavram koyduğumuzda tanrı dışı olmuş olmuyoruz,sadece ego bir kurmacasını almış yerine bir başkasını koymuş ve oynamaya devam etmiş,
martin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
akşama devam ederim,şimdilik hoşça kal,,
Tanri disi olmak aslinda tanrinin yerine kendini koymak, ama tanri olarak degil; de bir birey olarak. Zaten birey bunu yapabilirse, kendi biri ve de turu disinda ortaya koyan henuz baska bir fenomen olmadiginin farkina ve bilincine varacak, kendi disi ya da ustu bir guc aramayacaktir.

Boyle bir zihnin bireyinin ortaya attigi hersey de, buna parallel olacaktir.

Buradaki tek sorun, bireyin; bencil ve de bireyci akilcilik ile, kendi birini turune karsi olarak gormesi ve kendi her turlu cikari Adina turunu kullanmyi kendine mubah ve mesru kilmasidir.

Iste bu nihilism tehlikesidir ve dunyayi insanligi ciktigindan beri kana boyamaktadir. Hem de her turlu ideoloji inancsal ve izmi; emperyalizmin cikarina bahsederek.

Iste burada mikroayrimcilik ve antiayrimcilik kutuplasmasi soz konusudur.

Yani firkin farkina varan, ya emperyalist zihniyet gibi farklari bir biri ile savastirir ikisini de besler ve ikisinden de nemalanir. Ya da birey turunun bir bireyi oldugunun farkinda ve bilincinde olarak; farklarin farkindaliginda farklari ayirmak yerine birlestirir ve butunlestirir.

O yuzden bugun biribirine her yonuyle zit gozuken, inancsallari ideolojileri ve izmleri; emperyalist zihniyet kullanmakta beslemekte ve biri biri ile savastirarak "kaybet kaybet" politikasi temelinde kendi cikarini korumakta ve her turlu bu savasimdan nemalanmaktadir.

Bunun en guzel ornegi, O.Dogu'da biri biri ile savastirdigi islam mezhepleridir. Bu yerine gore karsit gozuken iki ideoloji de olabilir, bir etnisite savasimi da olabilir, ya da herhangibir etik deger farki savasimi olabilir.

Iste o yuzden tanrilasma yerine sadece insanlasma yetmez. Ayni zamanda once birey bilincinin bireysel bilinc temelinde tursel butunlugu kapsamasi ve parcasal olarak biase olmamis olmasi gerekir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Konu evrensel-insan tarafından (08-11-2014 Saat 17:41 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 09-11-2014, 11:41
martin martin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 92
Standart

Sevgili Evrensel insan ; Ben şöyle bir ikilem yaşıyorum,
yapboz oyununu bilirsin İngilizcesi puzzle,
Hakikat-Gerçek ilişkisinden bahsetmiştik,
şöyle bir formülümüz olsun;
Hakikat=saf algı =tümel
Gerçek=Form=parçalı algı=tikel
bizim zihnimizde yer alan çok sayıdaki gerçekler bir puzzle nin parçaları olsun,
bu parçalar karmaşık ve dağınık bir şekilde dizilmiş,ama
her bir parçanın ait olduğu bir yeri var ,yani hiçbir parçanın alternatifi yok,
çünkü her parça yerli yerinde oturtulursa anlamlı bir resim ortaya çıkıyor,
bizim algımızı bölen parçalara ayıran gerçeklerde bu şekilde düşünüldüğünde her birinin zihnimizde özel ve zorunlu bir yeri var,
bu teoriye göre zihin içinde çok sayıda bulunan tikel gerçekleri birer sembol gibi kullanarak birleştirir ve tümele yada hakikate ulaşır,
benim sorum şu bu ulaştığımız tümele biz boşluk mu deriz birlik mi ?
yada boş bir zihin mi nötr bir zihin mi?
bence bizim ulaştığımız tümel boşluk değil, birlik ve nötr
boşluk bu formülün tam tersi zihnin içinde ne var ne yoksa hepsinin çöpe atılması,
yani puzzle parçalarını birleştirmeye çalışarak herhangi anlamlı bir resim yapmak yerine ,
dağınık duran bu parçalarıda yerlerinden söküp atmak,
bu iki teori birbirinden çok farklı biri boşluğa diğeri birliğe götürür,ve birinde gerçeklerin önemi varken diğerinde yoktur,

boşluk kavramı budizmde önemli bir yer tutar,birde advaita vedanta ,vahdeti vücud gibi öğretilerde var,
Budistler boşluk ve form birdir derler buradaki boşluk daha çok birliği çağrıştırıyor,
çünkü 1 türeyişin hem sonucu hem nedenidir,hem tözü hem kendisidir,
hani gökkuşağındaki tayf gibi renkliliğin renksizlikten oluşması,
yani bu benim biraz kafamı kurcalayan bir konu ,
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 09-11-2014, 15:53
martin martin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 92
Standart

Boşlukla ilgili şöyle bir parantez açmak istiyorum;
Varlık yoktur dediğimizde varlığın gerçekliğini inkar etmiş olmuyoruz,sadece varlığı yokluğa indirgemiş oluyoruz,tıpkı varlık birdir dediğimizde varlığı birliğe indirgemiş olmamız gibi,
Bu yüzden varlık birdir demek başka bir şey,yoktur demek başka bir şey,
bu nüansa dikkat çekmek istemiştim,
Mesela neden Budistler varlık birdir demiyorlarda varlık yoktur diyorlar,
ve bunu sembolik olarak da saçlarını kazıtarak ifade ediyorlar,
aynı şekilde vahdeti vücudcular neden varlık yoktur demiyorlarda varlık birdir diyorlar,
birinde boşluk(yokluk,hiçlik) vurgusu diğerinde birlik vurgusu öne çıkıyor,

Bir önceki mesajımda değinmeyi unuttum,
diyalektik konusunda senin düşüncen daha doğru,diyalektiği bire yada ikiye indirgemek çok mantıklı gözükmüyor çokluk demek daha doğru olur,gerçi çıkış noktasına dönersek ikiye bire hatta sıfıra kadar geliriz,ama diyalektik hiç bitmeyeceği sonsuza kadar süreceği için çokluk olması daha makul,Evrim yada Tekamülü aslında ikiye ayırmamız gerektiğini düşünüyorum,Evrenin evrimi ve insanın evrimi aslında insan için evrim yerine tekamül demek daha doğru olur,
şöyle düşünüyorum;
evrenin evrimi diyalektikle gerçekleşir ve bu evrim pozitif yada negatif değil nötrdür,
insanın tekamülü ise pozitif olmak zorunda ,çünkü aydınlanmak pozitif bir tekamül gerektirir,gerçi aydınlanmak neye ve kime göre sorusuda sorulabilir yada aydınlanmak diye bir şey varmıdır,mesela hep merak etmişimdir ,Budha ki kendisinin büyük bir hayranıyım aydınlandığına nasıl kanaat getirdi yada aydınlandığını nasıl anladı,aydınlanmış unvanını ona kim verdi kendisi mi çevresi mi?
her neyse konumuza dönersek insanın tekamülünü şöyle tarif edebiliriz diye düşünüyorum;
Sabit fikirli olmamak yani senin deyiminle Biased olmamak,düşünce biriktirmemek,algıyı parçalara bölüp sınırlara ayırmamak,herşeye karşı nötr olmak,
her türlü dogmadan arınmak,duyguları ve arzuları yani nefsi kontrol altına almak,
bu benim tekamül tarifim ,benim unuttuğum yada sizin buna eklemek istediğiniz varsa
bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek isterim,,,
Sevgiyle-Sağlıcakla kalın,,
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 09-11-2014, 21:18
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

martin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili Evrensel insan ; Ben şöyle bir ikilem yaşıyorum,
yapboz oyununu bilirsin İngilizcesi puzzle,
Hakikat-Gerçek ilişkisinden bahsetmiştik,
şöyle bir formülümüz olsun;
Hakikat=saf algı =tümel
Gerçek=Form=parçalı algı=tikel
bizim zihnimizde yer alan çok sayıdaki gerçekler bir puzzle nin parçaları olsun,
bu parçalar karmaşık ve dağınık bir şekilde dizilmiş,ama
her bir parçanın ait olduğu bir yeri var ,yani hiçbir parçanın alternatifi yok,
çünkü her parça yerli yerinde oturtulursa anlamlı bir resim ortaya çıkıyor,
bizim algımızı bölen parçalara ayıran gerçeklerde bu şekilde düşünüldüğünde her birinin zihnimizde özel ve zorunlu bir yeri var,
bu teoriye göre zihin içinde çok sayıda bulunan tikel gerçekleri birer sembol gibi kullanarak birleştirir ve tümele yada hakikate ulaşır,
benim sorum şu bu ulaştığımız tümele biz boşluk mu deriz birlik mi ?
Bu cok detayli ve derin bir konu. Herseyden once tume varimdan mi bahsediyorsun? Yoiksa tumden gelimden mi? Bunu yapabilmen icin bir birimin, birin ve de bunun tume varmasi ile ilgili bir mantigin, felsefen ve tozun olmasi gerekir.

Bu oyle bir olmali ki, bu birim ne yaprsan yap ne kadar degistirirsen degistir, birimi degismez.

Bu bilimsel bakis acisi degildir. Sadece gercegin ne oldugunun inancla (buradaki inanc dini yani faith degil; bir seyi onaylama Adina belieftir) ideoloji ile v.s. dogrulanmasidir.

Ayrica burada vardigin tum, basladigin birin tumudur. Yani ne ile birimsel olarak basladiysan onun tumune varirsin. (Unity of things) Bu dedigin ontolojinin one surumlerinde yapiliyor, ama buradaki mutlaklik; bilginin ve bilimin gelismesini degisimini ve yenilenmesini onluyor. Sadece ispata, onaylamaya ve dogrulamaya dayaniyor ki; buradaki her turlu onaylama, dogrulama ya da ispat; sadece bunu yapan icin gecerli oluyor. Yani bilimsel tum insanoglunu tartismasiz bagliyan bir olgu ve de bunun gozlem ile yanlislanabilirliginin getirdigi, degisim yenilenim gelisimi v.s. icermiyor.

Kisaca sadece metafizik/ontolojik/varliksal dogrulamaya yonelik bilimsel olmayan bir degerlendirme. O yuzden nereye varirsan var, bu sadece senin kendini kendine dogrulamanin disinda bir anlam tasimaz.

yada boş bir zihin mi nötr bir zihin mi?
Bos zihin ile notr zihin ayni degildir. Cunku notrluk zihnin yukten kurtulmasini tarafli bir yuke sahip olmamasini v.s. getirir. Kisaca bilissel temelde bilinc ve farkindalik icerir. Ayrica konu ya da kavram temelinde biase tarafliliginin yani puzzle in, sadece bir penceresinden bakmayi degil; tum resmi, hic bir pencerede yer almadan ortaya koyabilmeyi getirir. (Qua felsefesi)

bence bizim ulaştığımız tümel boşluk değil, birlik ve nötr
boşluk bu formülün tam tersi zihnin içinde ne var ne yoksa hepsinin çöpe atılması,
yani puzzle parçalarını birleştirmeye çalışarak herhangi anlamlı bir resim yapmak yerine ,
dağınık duran bu parçalarıda yerlerinden söküp atmak,
bu iki teori birbirinden çok farklı biri boşluğa diğeri birliğe götürür,ve birinde gerçeklerin önemi varken diğerinde yoktur,
Buradaki bir sorun da yine biase olmaktir. Yani bir seye baslarken bir suru sorgulanmaz kuram ya da bilincalti sartlanmisliginin getirdigi degerler ve veriler ile yola cikmak.

O yuzden burada ...e gore cok onemlidir. Yani analojik olarak temel ne alinmistir ve neye gore alinmistir ve hedef ne ve neye gore belirlenmistir?

boşluk kavramı budizmde önemli bir yer tutar,birde advaita vedanta ,vahdeti vücud gibi öğretilerde var,
Budistler boşluk ve form birdir derler buradaki boşluk daha çok birliği çağrıştırıyor,
çünkü 1 türeyişin hem sonucu hem nedenidir,hem tözü hem kendisidir,
hani gökkuşağındaki tayf gibi renkliliğin renksizlikten oluşması,
yani bu benim biraz kafamı kurcalayan bir konu ,
Bosluktan ne algiliyorsun. Her seyden once gozlem veren bir bosluk var ise, bu bir mekandir. Mesela evren mekanini bir bosluk olarak degerlendirebilir ve bunyesindeki her bir farkli parcayi da bir form olarak alabilirsin.

Yani kap ve icerik. Icerik her bir formu ile birlikte kapin bunyesindedir. Kap ile bagi sadece bunyesinde bulunmaktir. Ayrica sadece bu kap bunyesinde her turlu hareket degisim veya karisimi iliski ve celiskiyi icermektir.

Mesela gokyuzundeki "kirmizilik" goruntusunun, mekansal bir yeri ya da cisimsel bir agirligi v.s. yoktur. Tamamen zihnin soyulamasi ve degerlendirdigi soyutu gorsellige tasimaktir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 09-11-2014, 21:45
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

martin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Boşlukla ilgili şöyle bir parantez açmak istiyorum;
Varlık yoktur dediğimizde varlığın gerçekliğini inkar etmiş olmuyoruz,sadece varlığı yokluğa indirgemiş oluyoruz,tıpkı varlık birdir dediğimizde varlığı birliğe indirgemiş olmamız gibi,
Kavramsal olarak insanoglunun ortaya koydugu bir varligin varligi ya da yoklugu, tamamen metafizik, ontolojik ve varliksal one surumlerin teorileri ve bunu kendilerine dogrulamalari temelindedir. Zaten bir sey kavramsal olarak var degilse, onun varliksal var ve yok tartismasi da olmaz.

Gerceklik te iste bu one surumlarin temelindeki bir dogrulamadir. Birinin kendine dogruladigini digeri yanlislar. Yalniz burada bilimsel bir durum olmadigi icin, dogrulayan da yanlislayan da sadece kendi icin bunu yapar.

Bu yüzden varlık birdir demek başka bir şey,yoktur demek başka bir şey,
bu nüansa dikkat çekmek istemiştim,
Bir varligin varligi, birligi, tekligi, ilkligi, mutlaskligi ve de kendi degismez bunyesindeki her turlu degisimi v.s. tamamen yukarida aciklandigi gibidir.

Burada bilimi farkli kilan, varlik ile ilgili olmamasi ve sadece aldigi gozlemi ortaya koymasidir.

Zaten gozlem aliniyorsa, varligin var yok tartismasi mantik disidir. Varlik ile ilgili digger her turlu degerlendirme de akilcidir ve gozlem vermez (teklik, ilklik, mutlaklik, degismez toz v.s.)

Mesela neden Budistler varlık birdir demiyorlarda varlık yoktur diyorlar,
ve bunu sembolik olarak da saçlarını kazıtarak ifade ediyorlar,
Burada yok dedikleri varlik hangisi, toz mu yoksa gercek olan mi? Eger toz ise, bunun yoklanmasi pozitivizmdir. Pozitivizm detoz yoktur, sadece gercek varlik vardir. O zaman da gercek varligin ortaya konmasi gerekir. Pozitivizm bunu isimcilik olarak ortaya koyar.

aynı şekilde vahdeti vücudcular neden varlık yoktur demiyorlarda varlık birdir diyorlar,
birinde boşluk(yokluk,hiçlik) vurgusu diğerinde birlik vurgusu öne çıkıyor,
Onlarda tozden ve "unity of things" den yola cikiyorlar. Bence senin Budizmdeki neyi varladiklarini ortaya koyman lazim. Bu toz degil se, gereklik icerme durumundadir.

Bir önceki mesajımda değinmeyi unuttum,
diyalektik konusunda senin düşüncen daha doğru,diyalektiği bire yada ikiye indirgemek çok mantıklı gözükmüyor çokluk demek daha doğru olur,gerçi çıkış noktasına dönersek ikiye bire hatta sıfıra kadar geliriz,ama diyalektik hiç bitmeyeceği sonsuza kadar süreceği için çokluk olması daha makul,Evrim yada Tekamülü aslında ikiye ayırmamız gerektiğini düşünüyorum,Evrenin evrimi ve insanın evrimi aslında insan için evrim yerine tekamül demek daha doğru olur,
şöyle düşünüyorum;
Konu ne ve hangisi olursa olsun; insanogluna gozlem veren bir degisim, donusum ve baskalasim mevcuttur ve bunun her bir asamasi da bir olusumdur.

evrenin evrimi diyalektikle gerçekleşir ve bu evrim pozitif yada negatif değil nötrdür,
Oznel ozel soyutlama ve soyutu olmayan her bir seyin, her turlu hareketi zaten yuksuzdur. Yuku veren insanogludur.

insanın tekamülü ise pozitif olmak zorunda ,çünkü aydınlanmak pozitif bir tekamül gerektirir,gerçi aydınlanmak neye ve kime göre sorusuda sorulabilir yada aydınlanmak diye bir şey varmıdır,mesela hep merak etmişimdir ,Budha ki kendisinin büyük bir hayranıyım aydınlandığına nasıl kanaat getirdi yada aydınlandığını nasıl anladı,aydınlanmış unvanını ona kim verdi kendisi mi çevresi mi?
her neyse konumuza dönersek insanın tekamülünü şöyle tarif edebiliriz diye düşünüyorum;
Sabit fikirli olmamak yani senin deyiminle Biased olmamak,düşünce biriktirmemek,algıyı parçalara bölüp sınırlara ayırmamak,herşeye karşı nötr olmak,
her türlü dogmadan arınmak,duyguları ve arzuları yani nefsi kontrol altına almak,
bu benim tekamül tarifim ,benim unuttuğum yada sizin buna eklemek istediğiniz varsa
bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek isterim,,,
Sevgiyle-Sağlıcakla kalın,,
Eger fenomenler arasinda henuz her seyi kendi beyin ve zihin yetiileri ile ortaya koyan insanoglu ve de bunu sadece kendi icin, Adina ve eliyle bir monolog olarak yapiyorsa; yani kendi fenomeni dahil, her bir algiladigini sadece kendi yetileri ile dile getiriyorsa;

Birincisi bu dile getirim, dile gelen fenomen her ne ise onu baglamaz ve ortada dialog yoktur.

Ikincisi bilimsel olarak fenomeni degil de, gozlemini insanoglu dile getiriyorsa; o zaman zaten fenomenin varliksal temelini de ortaya koymasi mumkun degildir. Koydugunu dusunuyorsa, bunu zaten metafizigin, ontolojik ve varliksal one surdugu teorileriden biri ile yapiyor ve bunun dogrulugunu da kendine kendi akilciligi ya da inanci ideolojisi ile kanitliyordur.

Sonucta gozlemi dile getiren isanoglu, dile getirdigi gozlemi veren fenomenal tabanin ne oldugunu ancak kendi Adina ve yetileri ile ortaya koyar, fenomenin kendi Adina koyamaz. Ayrica arada zaten fenomenin kendi kendisini ortaya koyacagi ve bunu da insanogluna iletebilecegi bir dialogu yoktur.

Iste bu temelde her bir seyde insanoglunun ya kendisi ya da kendi yetisi algisi bilgisi kavrami v.s. vardir.

Insanoglunun fiziksel/kimyasal/sinirsel ve organ butunlugundeki fenomenal goruntusunun de yasam ve iliskisini her turlu onun beyninin zihninin soyutlamasi soyut degerleri ve degerlendirmeleri yonlendirir.

Yani vucudu yonlendiren ve yoneten zihindir ve onun soyut degerleri ve degerlendirmeleridir. Zaten her turlu teori, tez, antitez, formuller, kurallar, yasalar, ideolojiler, inancsallar, izmler etik her turlu deger, psikolojik estetik ve mantiksal duygusal duyumsal her turlu deger insanoglunun soyutlamasidir.

Iste insanoglu tarihi de bu soyutlamanin ve soyut deger ve degerlendirmenin, duzene, sisteme, kurum ve kurumlasmaya ve fenomenlestirmeye donusturulerek somuta tasinmasi ve yine kendi algisina bilgisine sunulmasidir.

Iste simdilik insanoglunu digger her turlu fenomenden farkli kilan, onun bu zihninin soyutlamasi, soyut deger ve degerlendirmesi ve soyutunun sonucu ile de bunu somutlastirmasi ve vucudu ile somuta tasimasidir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 11-11-2014, 12:03
martin martin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 92
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu cok detayli ve derin bir konu. Herseyden once tume varimdan mi bahsediyorsun? Yoiksa tumden gelimden mi? Bunu yapabilmen icin bir birimin, birin ve de bunun tume varmasi ile ilgili bir mantigin, felsefen ve tozun olmasi gerekir.

Bu oyle bir olmali ki, bu birim ne yaprsan yap ne kadar degistirirsen degistir, birimi degismez.

Bu bilimsel bakis acisi degildir. Sadece gercegin ne oldugunun inancla (buradaki inanc dini yani faith degil; bir seyi onaylama Adina belieftir) ideoloji ile v.s. dogrulanmasidir.

Ayrica burada vardigin tum, basladigin birin tumudur. Yani ne ile birimsel olarak basladiysan onun tumune varirsin. (Unity of things) Bu dedigin ontolojinin one surumlerinde yapiliyor, ama buradaki mutlaklik; bilginin ve bilimin gelismesini degisimini ve yenilenmesini onluyor. Sadece ispata, onaylamaya ve dogrulamaya dayaniyor ki; buradaki her turlu onaylama, dogrulama ya da ispat; sadece bunu yapan icin gecerli oluyor. Yani bilimsel tum insanoglunu tartismasiz bagliyan bir olgu ve de bunun gozlem ile yanlislanabilirliginin getirdigi, degisim yenilenim gelisimi v.s. icermiyor.

Kisaca sadece metafizik/ontolojik/varliksal dogrulamaya yonelik bilimsel olmayan bir degerlendirme. O yuzden nereye varirsan var, bu sadece senin kendini kendine dogrulamanin disinda bir anlam tasimaz.



Bos zihin ile notr zihin ayni degildir. Cunku notrluk zihnin yukten kurtulmasini tarafli bir yuke sahip olmamasini v.s. getirir. Kisaca bilissel temelde bilinc ve farkindalik icerir. Ayrica konu ya da kavram temelinde biase tarafliliginin yani puzzle in, sadece bir penceresinden bakmayi degil; tum resmi, hic bir pencerede yer almadan ortaya koyabilmeyi getirir. (Qua felsefesi)
Bu Qua felsefesi hoşuma gitti,ifade edemediklerimi yada ifade etmekte zorlandıklarımı çok güzel anlatmış,şu linkten bakma fırsatını buldum yazanı da sanırım sensin; http://www.felsefe.net/felsefe-ye-giris/5214-qua-felsefesi-nedir.html
benim kelime dağarcığım çok zengin değil o yüzden derdimi anlatamazsam kusuruma bakma ama görüyorum ki sen beni çok iyi anlamışsın,ben de seni çok iyi anlıyorum,kullandığın ve bana yabancı gelen kavramlarıda sayende öğrenme fırsatını bulmuş oluyorum,yani benim için çok faydalı bir tartışma,
tüm resmi hiç bir pencerede yer almadan ortaya koyabilmek, işte budur,



Buradaki bir sorun da yine biase olmaktir. Yani bir seye baslarken bir suru sorgulanmaz kuram ya da bilincalti sartlanmisliginin getirdigi degerler ve veriler ile yola cikmak.
+0
O yuzden burada ...e gore cok onemlidir. Yani analojik olarak temel ne alinmistir ve neye gore alinmistir ve hedef ne ve neye gore belirlenmistir?
+0

Bosluktan ne algiliyorsun. Her seyden once gozlem veren bir bosluk var ise, bu bir mekandir. Mesela evren mekanini bir bosluk olarak degerlendirebilir ve bunyesindeki her bir farkli parcayi da bir form olarak alabilirsin.
+0
Yani kap ve icerik. Icerik her bir formu ile birlikte kapin bunyesindedir. Kap ile bagi sadece bunyesinde bulunmaktir. Ayrica sadece bu kap bunyesinde her turlu hareket degisim veya karisimi iliski ve celiskiyi icermektir.
+0

Mesela gokyuzundeki "kirmizilik" goruntusunun, mekansal bir yeri ya da cisimsel bir agirligi v.s. yoktur. Tamamen zihnin soyulamasi ve degerlendirdigi soyutu gorsellige tasimaktir.
+0
[QUOTE=evrensel-insan;530340]
Kavramsal olarak insanoglunun ortaya koydugu bir varligin varligi ya da yoklugu, tamamen metafizik, ontolojik ve varliksal one surumlerin teorileri ve bunu kendilerine dogrulamalari temelindedir. Zaten bir sey kavramsal olarak var degilse, onun varliksal var ve yok tartismasi da olmaz.
+0
Gerceklik te iste bu one surumlarin temelindeki bir dogrulamadir. Birinin kendine dogruladigini digeri yanlislar. Yalniz burada bilimsel bir durum olmadigi icin, dogrulayan da yanlislayan da sadece kendi icin bunu yapar.
+0



Bir varligin varligi, birligi, tekligi, ilkligi, mutlaskligi ve de kendi degismez bunyesindeki her turlu degisimi v.s. tamamen yukarida aciklandigi gibidir.

Burada bilimi farkli kilan, varlik ile ilgili olmamasi ve sadece aldigi gozlemi ortaya koymasidir.

Zaten gozlem aliniyorsa, varligin var yok tartismasi mantik disidir. Varlik ile ilgili digger her turlu degerlendirme de akilcidir ve gozlem vermez (teklik, ilklik, mutlaklik, degismez toz v.s.)
+0


[QUOTE]Burada yok dedikleri varlik hangisi, toz mu yoksa gercek olan mi? Eger toz ise, bunun yoklanmasi pozitivizmdir. Pozitivizm detoz yoktur, sadece gercek varlik vardir. O zaman da gercek varligin ortaya konmasi gerekir. Pozitivizm bunu isimcilik olarak ortaya koyar[/QUOTE] Eğer boşluk töz ise Budhacıların tözü boşluktur,aynı şekilde Taocuların da öyle,
Budhacılar Anicca diye bir kavram ortaya atarlar,ve değişmeden kalan hiçbir şeyin olmadığını söylerler,herşey gelip geçicidir dolayısıyla değişmeden kalan bir tözleri yoktur ama boşluk bu değişime ev sahipliği yaptığı için bir töz olarak düşünülebilir,
senin verdiğin kap-içerik örneğindeki gibi,Mesela Budhacılar en azından bazıları Nirvanayı boşluğa benzetirler ama değişmeden kaldığını kabul etmezler,yani Nirvana bile değişime tabidir Budhacılara göre,,
Aşamalı bir töz dönüşümü fikrini ortaya atarsak boşluk-birlik-ikilik-çokluk öğretilerinin hepsini aynı çatı altında toplayabiliriz diye düşünüyorumdum ama monist tözün 3 versiyonlu oluşu buna müsaade etmiyor,
ayrıca senin daha önce söylediğine katılıyorum bu izm lerin her biri algıyı farklı bir şekle sokar ve birinden diğerine geçiş esnekliği tanımaz,
ancak ben her türlü farkın-farklılığın sadece şekilsel olduğunu düşünüyorum çokluk ve farklılık algısı zihnin bir illüzyonu bana göre,
mesela tüm geometrik şekillerin esası tek bir noktadır,yani
tüm şekiller tek bir noktada birleşir yada tüm şekiller tek bir noktaya iner-indirgenir,
aynı şekilde 1 sayısı tüm sayıların esasıdır,tözüdür,
tüm sayıların içinde gizlendiği için bir semboldür,
tüm sayılar 1 in işleme tabi tutulmasıyla oluşur (0 hariç ),bu bakımdan 1 tüm sayıların birliğini ifade eder ,bu birlik farklılığın bir fark yaratmadığını anlamındadır,
Ham bilgi işlenmiş bilginin tözüdür,sembolüdür,
ham bilgi işleme tabi tutulduğu anda ortaya özne-nesne ikiliği çıkar,
Vahdeti vücudçuların yaptıkları birleme bence sadece olgusal ,ontolojik yada fenomenal düzlemde anlaşılmamalı ,bu birlik;kurgusal-zihinsel-teorik -kavramsal her türlü ayrımın ,ayrımcılığın,farkın,farklılığını da kapsar,
varlığın birliği öğretisi sadece nötr monizmden ibaret bir öğreti değildir,
hatta öğreti bile değildir,bir yasadır,ilkedir,,
karma yasası gibi polarite yasası gibi evrensel-sabit ve değişmez,
sadece varlık birdir demek yetmez herşey birdir demek daha doğru olur,


Onlarda tozden ve "unity of things" den yola cikiyorlar. Bence senin Budizmdeki neyi varladiklarini ortaya koyman lazim. Bu toz degil se, gereklik icerme durumundadir.



Konu ne ve hangisi olursa olsun; insanogluna gozlem veren bir degisim, donusum ve baskalasim mevcuttur ve bunun her bir asamasi da bir olusumdur.
+0


Oznel ozel soyutlama ve soyutu olmayan her bir seyin, her turlu hareketi zaten yuksuzdur. Yuku veren insanogludur.
Burada bence bir diyalektik söz konusu özne-nesne yada madde-zihin diyalektiği ,bu diyalektik bir nevi karşılıklı alış veriş bir etkileşim,yüksüz bir ortamdan yüklü bir ortama geçildiğinde artık öncelik sonralık yoktur,özne hem yükleyen hem yüklenendir,nesnede aynı şekilde hem yükleyen hem yüklenen,
tavuk yumurta ilişkisinde,zihin-madde ,özne-nesne,yada polaritenin herhangi iki kutbunda birinin diğerine önceliği yoktur,


[QUOTE]Eger fenomenler arasinda henuz her seyi kendi beyin ve zihin yetiileri ile ortaya koyan insanoglu ve de bunu sadece kendi icin, Adina ve eliyle bir monolog olarak yapiyorsa; yani kendi fenomeni dahil, her bir algiladigini sadece kendi yetileri ile dile getiriyorsa;

Birincisi bu dile getirim, dile gelen fenomen her ne ise onu baglamaz ve ortada dialog yoktur[/QUOTE
]. +0

Ikincisi bilimsel olarak fenomeni degil de, gozlemini insanoglu dile getiriyorsa; o zaman zaten fenomenin varliksal temelini de ortaya koymasi mumkun degildir. Koydugunu dusunuyorsa, bunu zaten metafizigin, ontolojik ve varliksal one surdugu teorileriden biri ile yapiyor ve bunun dogrulugunu da kendine kendi akilciligi ya da inanci ideolojisi ile kanitliyordur
.
+0

Sonucta gozlemi dile getiren isanoglu, dile getirdigi gozlemi veren fenomenal tabanin ne oldugunu ancak kendi Adina ve yetileri ile ortaya koyar, fenomenin kendi Adina koyamaz. Ayrica arada zaten fenomenin kendi kendisini ortaya koyacagi ve bunu da insanogluna iletebilecegi bir dialogu yoktur.
+0
Iste bu temelde her bir seyde insanoglunun ya kendisi ya da kendi yetisi algisi bilgisi kavrami v.s. vardir.
burada sorulması gereken soru insanoğlu bilgiyi,algıyı,kavramı tüm bunları nerden elde etti,burada karşılıklı bir diyalektik söz konusu yukarda bahsettiğim gibi,
[QUOTE]Insanoglunun fiziksel/kimyasal/sinirsel ve organ butunlugundeki fenomenal goruntusunun de yasam ve iliskisini her turlu onun beyninin zihninin soyutlamasi soyut degerleri ve degerlendirmeleri yonlendirir.

Yani vucudu yonlendiren ve yoneten zihindir ve onun soyut degerleri ve degerlendirmeleridir. Zaten her turlu teori, tez, antitez, formuller, kurallar, yasalar, ideolojiler, inancsallar, izmler etik her turlu deger, psikolojik estetik ve mantiksal duygusal duyumsal her turlu deger insanoglunun soyutlamasidir.

Iste insanoglu tarihi de bu soyutlamanin ve soyut deger ve degerlendirmenin, duzene, sisteme, kurum ve kurumlasmaya ve fenomenlestirmeye donusturulerek somuta tasinmasi ve yine kendi algisina bilgisine sunulmasidir.

Iste simdilik insanoglunu digger her turlu fenomenden farkli kilan, onun bu zihninin soyutlamasi, soyut deger ve degerlendirmesi ve soyutunun sonucu ile de bunu somutlastirmasi ve vucudu ile somuta tasimasidir[/QUOTE].[/QUOTE]Yin-Yang eksenli bir okuma yaptığım için soyutun içinde bir miktar somut ararım,ama seni çok iyi anlıyorum,
benim görüşüm bir önermenin kurgusal ve olgusal olmak üzere iki yönü bulunmak zorundadır,%50 kurgu %50 olgu,
ve her önermenin lehinde ve aleyhinde eşit sayıda görüş belirtilebilir,bu da sonsuz bir paradox ve sonsuz bir diyalektik demektir,,


 
 
 
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 11-11-2014, 20:03
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

[QUOTE=martin;530476]+0
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
+0
+0

+0

Bu Qua felsefesi hoşuma gitti,ifade edemediklerimi yada ifade etmekte zorlandıklarımı çok güzel anlatmış,şu linkten bakma fırsatını buldum yazanı da sanırım sensin; http://www.felsefe.net/felsefe-ye-gi...esi-nedir.html
benim kelime dağarcığım çok zengin değil o yüzden derdimi anlatamazsam kusuruma bakma ama görüyorum ki sen beni çok iyi anlamışsın,ben de seni çok iyi anlıyorum,kullandığın ve bana yabancı gelen kavramlarıda sayende öğrenme fırsatını bulmuş oluyorum,yani benim için çok faydalı bir tartışma,
tüm resmi hiç bir pencerede yer almadan ortaya koyabilmek, işte budur,
Baska sitelere bakmaya gerek yok, buradan da bulabilirsin. Ben bir ara iki sene kadar burden uzak kalmisitim, iste o ara o linkini verdigin sitede yazdim.

Guzel, zaten tum tesmi gormek isteyenler ancak qua felsefesini algilayabilir. Bu da biase olmamis olmak ile paraleldir. Cunku qua felsefesi, biase olmaya tamamen zittir. "Evrensel-insan zihniyeti" basliginda bunu aciklamistim.

Ayrica sana yabanci gelen kavramlari da sorabilirsin. Soruna gore aciklamaya calisirim.



Eğer boşluk töz ise Budhacıların tözü boşluktur,aynı şekilde Taocuların da öyle,
Budhacılar Anicca diye bir kavram ortaya atarlar,ve değişmeden kalan hiçbir şeyin olmadığını söylerler,herşey gelip geçicidir dolayısıyla değişmeden kalan bir tözleri yoktur ama boşluk bu değişime ev sahipliği yaptığı için bir töz olarak düşünülebilir,
senin verdiğin kap-içerik örneğindeki gibi,Mesela Budhacılar en azından bazıları Nirvanayı boşluğa benzetirler ama değişmeden kaldığını kabul etmezler,yani Nirvana bile değişime tabidir Budhacılara göre,,
Aşamalı bir töz dönüşümü fikrini ortaya atarsak boşluk-birlik-ikilik-çokluk öğretilerinin hepsini aynı çatı altında toplayabiliriz diye düşünüyorumdum ama monist tözün 3 versiyonlu oluşu buna müsaade etmiyor,
ayrıca senin daha önce söylediğine katılıyorum bu izm lerin her biri algıyı farklı bir şekle sokar ve birinden diğerine geçiş esnekliği tanımaz,
ancak ben her türlü farkın-farklılığın sadece şekilsel olduğunu düşünüyorum çokluk ve farklılık algısı zihnin bir illüzyonu bana göre,
mesela tüm geometrik şekillerin esası tek bir noktadır,yani
tüm şekiller tek bir noktada birleşir yada tüm şekiller tek bir noktaya iner-indirgenir,
aynı şekilde 1 sayısı tüm sayıların esasıdır,tözüdür,
tüm sayıların içinde gizlendiği için bir semboldür,
tüm sayılar 1 in işleme tabi tutulmasıyla oluşur (0 hariç ),bu bakımdan 1 tüm sayıların birliğini ifade eder ,bu birlik farklılığın bir fark yaratmadığını anlamındadır,
Ham bilgi işlenmiş bilginin tözüdür,sembolüdür,
ham bilgi işleme tabi tutulduğu anda ortaya özne-nesne ikiliği çıkar,
Vahdeti vücudçuların yaptıkları birleme bence sadece olgusal ,ontolojik yada fenomenal düzlemde anlaşılmamalı ,bu birlik;kurgusal-zihinsel-teorik -kavramsal her türlü ayrımın ,ayrımcılığın,farkın,farklılığını da kapsar,
varlığın birliği öğretisi sadece nötr monizmden ibaret bir öğreti değildir,
hatta öğreti bile değildir,bir yasadır,ilkedir,,
karma yasası gibi polarite yasası gibi evrensel-sabit ve değişmez,
sadece varlık birdir demek yetmez herşey birdir demek daha doğru olur,
Burada algilanmasi gereken, eger ortada one surulmus bir toz varsa; bu ne olursa olsun, kendisi degismeyendir.

Eger ortada tamamen bir degisim var ise, o zaman toz yoktur.

Bunu fiziksel vekimyasal degisimfarki olarak ta aciklayabiliriz.

Fiziksel degisimde birim degismez.

Kimyasal degisimde ise ortaya yepyeni bir fenomen cikar.

O yuzden bahsettigin budizm de ya da taoizm de; eger bir toz varsa, degisim yoktur. Yani burada illa bir indirgemeci mantik ile determinist sekilde bir birim aranmasi, zaten tozun mantigidir. Ayni mantik hem tumden gelirken hem de tume varirken birler. Bu zaten ointolojinin kuramidir.


Burada bence bir diyalektik söz konusu özne-nesne yada madde-zihin diyalektiği ,bu diyalektik bir nevi karşılıklı alış veriş bir etkileşim,yüksüz bir ortamdan yüklü bir ortama geçildiğinde artık öncelik sonralık yoktur,özne hem yükleyen hem yüklenendir,nesnede aynı şekilde hem yükleyen hem yüklenen,
tavuk yumurta ilişkisinde,zihin-madde ,özne-nesne,yada polaritenin herhangi iki kutbunda birinin diğerine önceliği yoktur,
Burada bir diyalektikten ziyade, epistemolojik mantigin trialektigi vardir. Yani beyin ve zihnin ortak ozelliklerini yansitan kavramsal bilgi her ikisinin de ozelliklerini tasir. Yani beynin fiziksel/kimyasal/sinirsel yonu ile dusuncenin/aklin v.s. zihinsel yonu birlesip, hem kendilerini hem de algiladiklari her seyi kavramsal bilgi ile ifade ederler.

Bu uclemi "yer/parca/zaman" olarak detayli aciklayan, asagidaki linkteki mesaji okuyabilirsin.

http://www.turandursun.com/forumlar/...&postcount=563

Aslinda "evrensel-insan zihniyeti" basligindaki tum mesajlarin 119. sayfadan konu ve kavramlarini index olarak bulabilirsin.

Burada konu oncelik sonralik ta degildir. Bu uclemin hem insanoglunun farkinin farkini digger fenomenlerden ortaya koymak hem de uclu butunlugun her hangi bir parcasinin yoklugunda bu birligin bozulacagi anlami vardir. Yani biri yas da digeri ya da ikisi olmadan ucu de olmaz.

Buradaki uclemin ucuncusu yontem ve yonelisi saglar.

Ornek verirsek; bilen, bilinen ve bilis. Ya da alan, alinan ve alis, goren gorunen ve gorus.

Burada ilginc olan insanoglu hem bu uclunun her biridir, hem de insanoglu olmayan digger fenomenleri yukaridaki orneklere gore, bilen ve bilis yontemi, , alan ve alis yontemi, goren ve gorus yontemi. Iste buradaki "bilinen, alinan, gorunen v.s. hem insanoglunun kendisi hem de baska fenomenler olabilir. Yalniz digger ikisi her halukarde de insanogludur.

Iste buradaki ucuncu factor, kavramsal bilgidir ve insanogluna aittir.

Bu uclem baska sekillerde de ortaya konabilir. Bunun orneklerini yukarida verdigim basliktan bulabilirsin. Asli seyin "bir pozitif nokta" sidir. Ya da bireyin "bireysel, evrensel ve insansal" nitelikleridir.


burada sorulması gereken soru insanoğlu bilgiyi,algıyı,kavramı tüm bunları nerden elde etti,burada karşılıklı bir diyalektik söz konusu yukarda bahsettiğim gibi,
Yukarida acikladim, insanoglunun beyinsel ve zihinsel yetilerinin ortaya attigi bir durumdur. Bu da evrimsel bir gelisim ve degisimdir.

Yin-Yang eksenli bir okuma yaptığım için soyutun içinde bir miktar somut ararım,ama seni çok iyi anlıyorum,
benim görüşüm bir önermenin kurgusal ve olgusal olmak üzere iki yönü bulunmak zorundadır,%50 kurgu %50 olgu,
ve her önermenin lehinde ve aleyhinde eşit sayıda görüş belirtilebilir,bu da sonsuz bir paradox ve sonsuz bir diyalektik demektir,,
Bence "ying-yang" sadece ontolojik olarak sinirlanmis bir ikilemdir. O yuzden de onemli olan insanoglu faktorunun digger fenomenlerden farkini yani uclemini algilamak ve her bir birinin digerinden farkinin farkina varmak ve bu farklari biribirinden ayirmamak.

O yuzden zihinsel ve fiziksel tum ozellikleri ancak kavramsal bilgide aramak ve bulmak gerekir. Cunku kavramsal bilgi, insanogluna kendi dahil; yansiyanin, yansitmaya doinusumudur. Yani artik yansiyan ortada yoktur ve kavramsal bilgi olarak yansitilmistir.

Iste ontolojinin sorunu bu farki algilayamamak, yansiyani yansittigi halde, sanki yansiyanmis gibi toze indirgemektedir.

Varlik ta, madde de dunya da, evren de v.s. insanoglunun yansittigidir.

Yani yansima+ilk algi (!?+var-varin isareti)+varin sorusu (ne var)+kavram= Kavramsal olarak yansiyani yansitma.

Bilgi de iste bu kavram uzerine turetilir- Kavramsal bilgi.

Iste bu acidan insanoglu hic bir zaman yansiyani yansiyan olarak oretaya koyamaz, ancak yansitir. Yan I aldigini kendi yetileri ile donusturur. Bu donusturum de sadece insanoglu Adina, ait ve eliyle yine kendi icin bir monologdur. Kisaca yansiyanin kendisini baglamaz cunku dialog yoktur.

Burada zaten tartisma, yansiyanin da insanoglu oldugu zamandir. Cunku insanoglu kendisini yansittiginda, yansiyan insanoglu buna karsi cikabilir. Yalniz, insanoglu disinda yansiyan hic bir yansitilan karsi cikamaz. Cunku dialog ve ortak kavramsal bilgi yoktur.

Iste buradaki paradox ta; insanoglunun mesela bilen ve bilineni bilis yonteminden bunu yapilandirilmis yapi ve isleyisinden kaynaklanir. Tartisma da farkli algilar teoriler v.s. de burden cikar. Sonucta kavram ayni olsa bile, yuklenen anlam ve icerik farklilasir. Bu da bilgi farklilasmasi ve cesitlenmesidir.


 
 

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 11-11-2014, 21:06
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

martin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
+0
benim görüşüm bir önermenin kurgusal ve olgusal olmak üzere iki yönü bulunmak zorundadır,%50 kurgu %50 olgu,
ve her önermenin lehinde ve aleyhinde eşit sayıda görüş belirtilebilir,bu da sonsuz bir paradox ve sonsuz bir diyalektik demektir,
Ayni bilimsel hata burada bahsettigin diyalektikte de gecerli.

Cunku bilim sadece teori (soyut) ve olgu (somut) tan olusmaz. Gozlem faktoru bu ikisini de belirliyen, yenileyen ve degistiren ve de gelistiren faktordur.

Iste bilimi digger tum bilgi temellerinden farkli kilan da bu gozlemsel degisimdir.

Digerleri teorilerini ya da bu teorilerinin somutlarini mutlak ve kalici kilarken, bilim gozlem ile hem teorisini hem de olgusunu yanlislayabilir.

Iste buradaki trialektik mantikta olan bu degistiren factor, diyalektikte yoktur. Cunku diyalektik monizme indeksli olarak toz temelinde sadece kendi degismez bunyesinde degisime ugrar. Yani degisim, degismez tozun degisen forumlaridir.

Burada her turlu gozlem, one surulen soyut ile onun tozunun inancal/ideolojik v.s. dogrulanabilecegi bir gozlemdir ve sadece dogrulayani ve onun dogrulayan ideolojisini/inancini v.s.baglar. O yuzden de yanlislanimi olmadigindan, gelisimi yenilenimi degisimi mumkun degildir.

Buradaki reform sadece degismez toz temelindeki one surulendir. Ve de bu one surulenin ayni temeldeki kendine dogrulayarak aldigi gozlemdir.

Burada her zaman verdigim demokrasi gozlemi ornegini verebilirim.

Bir one surumun dogrulamasina gore bir ortamda demokrasi var olarak dogrulanirken, ayni ortamdaki dogrulama demokrasinin olmadigi seklindedir. Buradaki karsit ve bir birine zit dogrulamayi yanlislayabilecek bir olanak yoktur.

Ancak kendilerine dogrulayanlar yine isterse kendilerine yanlislayabilirler. Bu da dogrulayan tozun (ideolojik inancsal) niteligine ve algidaki somutuna baglidir.

Aslinda istersen buradaki toze bagimliligi ve tozun degismezligini bir cesit "ideolojik inancsal sabitlik kaderciligi" olarak degerlendirebilirsin.

Bu da bilimi ve bilimselligini kadercilikten kurtaran tek faktorun gozlem oldugunu ve bunun olani yenileyen degistiren ve gelistiren bir factor oldugunu bize algilatir. Cunku gozlemin yanlislayabilme olanagi vardir. Tabi ki yanlislanana kadar olgu ve paralelindeki teori deney verdigi olcude gecerlidir, ama kalici, mutlak, degismez, sabit v.s.degildir. Yani boyle bir akilciligi yoktur. Varsa zaten ne bilim ne de bilimin bilimsel niteligini tasimaz.

Iste yer ve zaman ile birlikte insanoglu, teori ve olgu ile birlikte gozlem, beyin ile zihin ile birlikte kavramsal bilgi faktorlerini algilayabilmek trialektik mantigi algilayabilmek ve tozun ontolojik yapilandirilmisligindaki insanoglu faktorunu ve de degisimin, yenilenimin ve gelisimin nedenini algilayabilmektir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Konu evrensel-insan tarafından (11-11-2014 Saat 21:21 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
kader el-alem İslam 19 01-07-2012 01:16
Can Dündar- Kader hayko Politika 0 10-06-2010 21:46
Kader... K.C. Kur'an'da Mucize Yoktur 13 22-05-2008 05:35
Kader ve Tevekkül frodo İslam 83 05-04-2008 21:40
futbol klübü nedir?,din nedir?,inanç nedir? İslam 3 22-05-2007 14:35

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:16 .