Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 15-01-2019, 03:01
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

siz de nedeni konusunda emin değilsiniz. benim fikrime göre, ...
Sizinki nasıl bir fikirse, nihayetinde benimki de o kadar bir fikir, ben bu bir kanun veya sorgulanamaz demiyorum ki, bu böyle olmuş, yazılanlar bu şekilde bildiğim bu, adam fetva veriyor, ondan sonra kırılma büyüyerek devam ediyor, nasıl duruyor kısmını, kısaca değindim, daha fazlasına gerek yok.
Tabii ki Araplar veya İslam dünyasında ilim denilen şey halka yayılmış bir şey değil, o zaman Avrupa da hakeza öyle, bunlar zaten pek öyle süslü zamanlar değil, astığım astık kestiğim kestik zamanlar. Dünya böyle bir dünya o zaman. İlim küçük noktalarda veya merkezlerde.

batı dünyasının gelişmesinin tek bir sebebi var ekonomi. doğunun dolaysız hiçbir etkisi olmadı.
Bunu böyle başka yerde söylemeyin gülerler, İbni Sina, Farabi bunlar ders olarak okutuluyordu, adamların düşünce dünyasına da etki eden adamlar bunlar.
* Farabi Felsefesi ve Ortaçağ düşüncesine Etkisi
* İbn Sina Felsefesi ve Ortaçağ Avrupasındaki Etkileri
Müzik, resim gibi sanatların hiç mi etkisi yok! sadece ekonomi, ilginç.

evrimsel düşünceden yana olmaktan bahsediyorsunuz ama şu ifadeniz olaylara ırkçı zeminde bakmaktan başka bir şey değil.
Evet Evrimsel düşünceden bahsediyorum, Evrim herkesi aynı da geliştirmez, etkiler etmez diyorum, buna da bir kılıf bulabilirsiniz, ama gerçeği böyle yapacak bir şey yok.
Anlamak istemezseniz öyle olur, anlamaya çalışırsanız mesele ırkçılık değil IRK, bunu kavradığınız da-ki zekisiniz-ne dediğimi anlarsınız.

Irkçılık ya düşman olmak ya da çok sevmekle olur. Düşman da değilim, öyle aşıkta değilim.

1789 da Fransa da sökülen şey Evrimin neyi?
Derim ki Evrimden korkuyorsunuz ki, böyle diyorsunuz derim, bu da çok rahat. Anlamak istememek böyle bir şey. O yüzden direk suçlamak yerine, daha uygun şeyler söylenebilir.
Ama merak ettim Evrimin ne imzası sökülmüş.

Zaten bu Evrim meselesi Avrupa'da, aynı Araplar'da olduğu gibi, ilk başlarda heyyo filan oldu da, lakin sonradan Avrupa Evrim'i kırptı.
Kırptı diyorum çünkü, ne nüfus, ne de güçlü olan meselesi kalmadı ortada, kitaplarda ki ÖLÜ bilgi oldu, yok edildi.

doğru değil.
Aramanıza gerek yok, Avrupa'nın ketumluğu öyle matbaayla filan değil, pek çok şeyde var, zaten tek matbaa ile olmayacak bir sürü şeyler var.
Osmanlıya matbaa gelse ne olacaktı ki, gene aynı kitapları basacaklardı, halkta okuma yazma yoktu ki, okuyan kesim belliydi. Hat yazı olayı zaten vardı, biraz da ona sebep çokta önemsemiş olabilirler. Gazete dergi filan onlar daha sonra.

biz lige hiçbir zaman giremedik.
Bende zaten girdik demedim, sanırım hızla okudunuz.
Ne önce, ne sonra, ne de şimdi girdik... Gelecekte de girmeyiz.

evet ama neden öyle olduktan sonra batı öne geçti onu anlamak lazım işte.
Anlıyoruz ki misalleri veriyoruz, zor değil. İdeolojik sevgi ve nefret dışında bir bakış, hepsi o. Süreçler değişkendir tarihlerde, bu gün böyle diye hep böyle olmaz, yani Süper güç Çin olacak mesela, adamlar her türlü konuda ileri gidiyor, değişen zamanlar bunlar, elbette nedenleri de olacaktır.

diyemeyiz.
Deriz.
Paragrafı iyi okuyun, satırla olmaz bu iş, Osmanlı mı demişim, ne demişim, "kimse" deyip, sonrada başka şeyler de demişim.

..."Onlar paylaşımcı olsalardı kimse geride kalmazdı diye de rahatlıkla diyebiliriz, lakin böyle de hiç olmadı, böyle "anonim" bir millette yer yüzünde görülmedi? Hele Batılı hiç görülmedi! Eğer görülmüş olsaydı, şimdi bunlar da yazılıyor olunmazdı.
İşin daha da tuhafı onlar paylaşımcı, anonim olsalar bile, (böyle bir paylaşım da yokya) bu seferde gene aynı şeyler olacaktı. Yani gene birileri ileride, birileri de geride olacaktı!
Araplar örneğini verdik, evrim onları çöl iklimine göre evirmiş, onlar anca onda mutlu olurlar. Ne yapılırsa yapılsın onlar aslına dönecektir, netekim de dönmüşlerdir.
"..

suçlama yapıldığını sanmıyorum. ana rahminde eşit olan insanlar geri şartlara doğdukları zaman ileri gitmek isterler. ileri gitmek için de neden geri kaldıklarını anlamaları gerekir ki, eylem planı hazırlayabilsinler.
Bu dediğinizi pek anlamadım ama zaten orada ne dediğim açıktı.

benim bildiğim tarihte evrim düşüncesini ilk işleyen yunan filozof Demokritos'tur (mö460-mö370).
Doğrudur, bende zaten bu gibi şeylere atıfla Antik çağların eserlerini alıp geliştirdiler dedim, yoksa kimse yoktan bir şey varetmedi, benim buna bugün de inancım tam.
Zaten bu yazının bile amacı odur. İnsansak bu böyle, "gelişe gelişe" bu günlere gelindi, Evriliş...

Şu kaynağa bakabilirsiniz, orada Miskeveyh (920-1020) diye aratın, onun bir yazısı var mesela sy. 105 den başlıyor, 107 dende sözleri devam ediyor. Orada daha başkaları da var elbet. Evriliş ilk baştan bildikleri kadarıyla, o zamanın bilgisine göre işlenmiş.
İşin tuhafı o devirlerde anladığım, herkes bunu böyle ele almıyor, tıpkı bugün de olduğu gibi, durum bugün de aynı Batı daha çok karşıdır bu işe, insanların da bilimi insanı olsa bile inançları var, karşı çıkılıyor.

Son olarak bu iş İslam da bitti, fakat Sufizm de devam etti, çoğun da Evrilişle ilgili bir şeyler bulunur. Bu mesele Sufizm de bir TABU olmadığı gibi, öğretinin de bir parçasıdır. O yüzden özel ilgi alanımdır diyebilirim, Teknik tarafını çok bilmem, sayılar tarihler beni aşar, genede severim okumasını araştırmasını ama yaşayan canlı tarafı tam bana göredir.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 15-01-2019, 23:02
karakedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karakedi karakedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2018
Mesajlar: 690
Standart

ben sizin düşüncenizi şu şekilde anladım yanılıyor muyum bilmiyorum.

doğada medenileşme gibi bir olgu vardır. bayrak yarışı gibidir. evrim sayesinde bu bayrak ileri taşınır. medeniyetler zaman zaman geriler, ilerler. bir medeniyet bayrağı evriştirir, gerilmeye başladığı zaman başka medeniyet devralır.

yani tüm dünyanın ortak yaşadığı bir şey var: evrim. işte bayrağı bir süre doğu taşıdı, görevini yerine getirdi. sonra batı aldı, bir süre o taşıyacak. belki 100 yıl o da devredecek asya'ya. böyle böyle medeniyetler evrimdeki görevlerini yerine getiriyorlar. elinden geldiği kadar yapıyor işte. o yüzden suçlamak doğru olmaz.

doğru anladıysam eğer tabii böyle bir medeniyet anlayışı olabilir neden olmasın. ibni haldun'da da buna yakın bir felsefe var sanırım. bana göre yanlış olması, böyle bir felsefenin olmayacağı anlamına gelmez tabii ki.

o yüzden ısrarla doğunun batı aydınlanmasını etkilediğini vurguluyorsunuz. beytül hikmet ile rönesans arasında bağ kurmaya çalışıyorsunuz. çünkü sizin tezinize göre medeniyet tektir, o da evrişmektedir. doğu bir süre evriştirdi onu, sonra batıya devretti.

fakat doğu ve batı arasında hiçbir zaman böyle bir süreklilik olmadı. mesela sizin gönderdiğiniz 67 sayfalık makaleden dikkat çekici bir alıntı yapayım

farabi Diyor ki
Örnek devlette en üstte bir baş'ın ya da hükümdarın denetiminin bulunduğu bir yöneticiler hiyerarşisi olmalıdır. Bu hükümdar, belli karakter özelliklere sahip olmalıdır: Üstün akıl gücü, fevkalade hafıza, adalet sevgisi, yalan dolandan tiksinti... Bütün bu özellikler devletin çapraşık mekanizmasını yönetmekle sorumlu yalnız tek bir kişide bulunmalı. bulunamadığı taktirde, ihtiyaç olan özellikleri birleştiren iki veya daha fazla kişi tayin edilmesi yolları aranmalı. Eğer iki (kişi) varsa, her ikisi de örnek devleti yönetmeli. Eğer üç (kişi) varsa, o zaman bu üç (kişi) yönetmeli. Eğer daha fazlasına ihtiyaç varsa, daha fazlası yönetmeli»
Böylece, yalnız bir tek kişinin yönetimi aristokratik bir cumhuriyet halini alır.


koyu çizdiğim cümle makaleyi yazan kişinin fantezisi. Farabi'nin devlet felsefesi bu ise bence ütopyadan başka bir şey değil. hatta bana kalsa ütopya bile değil. kendi kendine feylezofi yapmış, gerçek dünyada uygulanabilirliği yok. hele ki sultanlığın, şahlığın gelenek olduğu doğu medeniyetlerinde.

ben dünya tarihine geçmiş önemli olaylara bakıyorum. hiçbirinin altında islam etkisi yok. mesela farabi'nin devlet felsefesinin magna carta'yı etkilediğini söyleyebilir miyiz? sanki apayrı bir dünyada yaşıyorlar. tamam farabi ile arasında 300 yıl var. ama ortaçağ feodalizminde tarih çok yavaş akıyor. belki de bu konudaki genel kültürüm zayıf ben bilmiyor olabilirim. benim kastım daha doğrudan bir etki. makyavelin ortaçağ devlet felsefesi gibi mesela. yada montesqü'nün kanunlarının birleşik devletler anayasasının temelini oluşturması. böyle şeyler.

yada sizin aklınıza gelen doğrudan etkiler varsa paylaşabiliriz.

mesela magna carta'nın metnini okuduğumuz zaman şunu anlıyoruz. 1215 yılında ingiltere bölgesinde insan medeniyetinin üretebildiği en ileri ÜRÜN budur. bundan daha iyisini yapamamışlar, daha azına da razı olmamışlar. ne yazıyor bu üründe örnek verelim.
-dul kadın evlenmek istemiyorsa kimse zorlayamaz.
-İngiltere kilisesi hür olacak, haklarında kısıntı yapılmayacak, hürriyetlerinin bütünlüğüne dokunulmayacaktır.
-Hiçbir hür kişi, ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden hapis edilemeyecek (bize tercüme edersek şeriat kanunlarına göre değil, ülke kanunlarına göre yargılanmak istiyoruz diyor).
-Yargıç, bölge âmiri, şerif ve diğer memurları memleketin kanunlarını bilen ve bunları iyi koruyabilecek kimseler arasından tayin edeceğiz.
https://www.wannart.com/tarihi-magna...mli-maddeleri/
şimdi iki medeniyet arasında eğer evrim varsa islam mesela magna cartayı nasıl etkilemiş bunu paylaşabiliriz.
---------------------------------------------------
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/14539
bu makaleyi biliyorum, fakat henüz okuyamadım. ben bu makaleyi başka zaman görseydim ilk cümleyi okuyup çöpe atardım. ne demiş

İsmail YAKIT Diyor ki
Evrim nazariyesi, bu fikir kendisine mal edilmek istenen Darwin tarafından kurulmuş veya temellendirilmiş değildir. Bu, asırlardan beri vardı.
darwinin tek bir önemi varsa o da Evrim konusunu toparlayıp temellendirmesi ve bilimsel bir zemine oturtmasıdır. şimdi bu adam profesör/akademisyen olmasına rağmen darwin hk nasıl böyle ahmakça konuşabiliyor anlamıyorum. böyle ahmakça konuşan birinin evrim hk düşünceleri ciddiye alarak okunabilir mi bilmiyorum. neyse...

siz link verdiğiniz için okudum. Miskeveyh bölümüne bakalım.

bu arada hemen üst bölümde farabi'den de örnek vermiş, gözüm takıldı. farabi canlıları üstünlük sırasına göre dizmiş. en aşağıda olan madde, sonra bitki, sonra hayvan, en üstünü insan. tamamen basit ve ilkel bir doğa gözlemi üzerine kurulu, insana en çok benzeyenin en değerli olduğu ereksel bir bakış açısı. bu düşünce kendinden 1500 yıl önce yaşamış demokritosun (mö450) bile gerisinde!!! hadi onu geçtim. 1bin yıl sonra hangi zihniyetin ürünü darwine laf sokar da bu düşünceleri darwin'in temeli diye öne sürer anlamak mümkün değil. ikisi arasındaki farkı anlamak lazım. burada diğer canlıların insana evrilmesinden bahsediyor, insanın maddeden evrimleştiğinden değil.

Miskeveyh'ten kısa bir alıntı yapalım

"Miskeyevh Diyor ki
Zeytin, nar, ayva, erik incir ağaçları, üzüm asması ve benzerleri böyledir. Bu Etki'nin evrimi asma ve hurma ağacına ulaşana kadar dereceli olarak devam eder. Oraya ulaştığında bitkinin en yüksek ufku (mertebesi) olur. Ki bu bitkisel ruhun Etki'si evrimleşmeye devam eder ve burada bir bitki değil artık hayvanlar alemine girilir . Çünkü hurma ağacı diğer bitkiler arasında öyle yüksek bir dereceye ulaşmıştır ki hayvanlar alemiyle bir bağ elde eder...
oradan da hayvan olup insan seviyesine yükselir diyecek herhalde. şimdi hurma islamda kutsal ya. o yüzden hurma ağacının ruhu var! bu yüzden de bitkilerin en yüksek mertebesidir. bu mertebeden hayvana geçer. oradan da insana geçecek herhalde bilmiyorum. evrende herkes insana varır çünkü evreni allah yaratmıştır. o da insan için yaratılmıştır. o yüzden diğer bütün canlılar insan mertebesine çıkmak ister.

hep bir mutlak kabul. her şey yüce yaradan allaha varmak zorunda.

gerçekten böyle şeylerin ciddiye alınabilir bir tarafı var mı bilmiyorum. bir doğa gözlemcisi olarak Miskeveyh desen amenna sadakna. doğayı incelemiş, anlatıyor derim.

benim dikkatimi çeken ortak bir şey var. sorgulama deyince bizde sanki düşüncede özgürlük gibi bir şey anlaşılıyor ama beytül hikmet düşünürlerinin sorgulamayı kullanmasının tek sebebi hakikatı aramak değil, yada allahtan başka hakikat var mı diye sorgulamak değil. sorgulayarak allah hakikatine başka yollardan da ulaşabilir miyiz? bu. bütün yaptıkları bu. bazıları bu her şeyde hikmet arama çok takıp sıyırıyor. bazıları iyi işler yapıyor. belki de ayrı bir başlık açıp ibni sina'yı tartışmak lazım mesela. onun alanı biraz daha rahat çünkü tıp bilimi ile uğraşıyor. ve fakat bildiğim kadarıyla o da saraydan kaçmak zorunda kalıyor çünkü halife hastalanıyor, bu iyileştiremiyor, öldürmek istiyorlar falan. ibni sina da canını kurtarmak için kaçıyor...

mesela ihsan safa bu alıntısında dönemin ruhunu özetlemiş. bütün bilimlerin tek faydası var, allah hikmetine varmak. gerisinin önemi yok. o yüzden bence şahsi meziyetleriyle öne çıkabilenler dışında bir etkisi olmamış.

Ey kardeşim, filozofların matematiksel bilimlerde akıl yürütmelerinin amacı, öğrencileri onlar aracılığıyla tabiat bilimlerine doğru yol almalarını sağlamak, tabiat bilimlerinde akıl yürütmelerinin amacı ise, filozofların en üst amacı olan ilahi bilimlere yükselmelerini ve elde etmelerini sağlamaktır. Bu yolun sonunda hakiki bilgiler elde edilmiş olur."
bence olaya evrimsel düşünce yöntemiyle yaklaşırsak, islam dünyasının evrime çok bir itici faydası olmadığını söyleyebiliriz. belki ittiğinden daha çok geri çekmiş, yavaşlatmış olabilir. bununla beraber 11-12yyda islam bilginlerinin batıyı etkilediği söyleniyor. bu döneme ayna tutabiliriz. etki de sanırım skolastik alanda kalıyor. yani onların sofuları bizim sofuları okuyor. yoksa batı bilim, sosyal, siyaset, ekonomi yaşantısının ne doğudan, ne islamdan, nede osmanlıdan aldığı bir şey yok.

ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 16-01-2019, 19:03
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

Sevgili karakedi

Uzun uzadıya yazmışsınız, katılmadığınız yerler daha çokmuş, kısaca beğenmemişsiniz, eyvallah.

Ama TARİH denen şeye hislerle bakarsak yanılırız, anlaşılan İslam denen şeyle hiç aranız yok, onuda anlarım. Dolayısıyla onlar da kusur aramak hiç zor olmaz, zira insan dediğimiz varlık "ODAKLI" çalışan bir makinedir. Odağının dışını pek göremez, algısı da seçicidir bu yüzden, yani siz neye odaklandıysanız, onu arar gözleriniz, ona uymadı mı? Çok kolaydır silip atmak.

Şimdi ben İslamın ne savunucusu ne de yericisiyim, hatta ben bu foruma gelmeden önce 7-8 senedir hiç elime kuran alıp bile bakmazdım, çünkü o defteri kapatmıştım ama forum da öyle kuran rüzgarları esiyor ki şaştım kaldım. Hatta bunu bir kaç kere de dile getirdim, bu forum adamı zorla müslüman yapar diye
Son 1 senedir hiç ilgilenmiyorum bile, din konularıyla. Politikada ilgi alanım değil mesela, diyeceğim TARİHSEL bir örnekleme olmadan "Evrimsel Düşünceyi" nasıl anlatacaksınız, mecburen medeni dünyaya da giriyorsunuz.
Ama gel gör ki mesele İslam, Hristiyan, ırk meselesine gelip dayanıyor, çünkü TARİH denen şeyden anlaşılan bu, dinler ve ırklar. Oysa medeniyet denen şey sadece bunlar mı?

EVRİM ANCA TARİHLE ANLAŞILIR.
Çünkü işim içinde "süreçler, değişimler, gelişimler" vardır, bunlar tespit edilse bile, tarih denen şey olmadan anlamı bile olmaz ki?
Lakin Evrim denen makine yavaş işliyor... Öyle yavaş ki çarklarının dönmesi asırlar alıyor, milyonlar alıyor, öylesine ağır bir işleyişi var. Sindire sindire oluyor Evrilişler, hızlı bir şekilde asla olmuyor.

Mesela çok hızlı olsaydı biz bunu da ASLA anlayamayacaktır, zira beyin kapasitemiz, belli bir hızın üstünü algılamaz. Bunun detayına girmeye bile gerek yok, Lakin beynimiz Evrim gibi çok ama çok yavaş işleyen bir hızı da algılayamıyor... Sıkıntı burada. Onun için TARİH şart!

Peki algılayamıyoruz diye bu şey YOK MUDUR?
Hayır geride izler bırakıyor, bu izleri herkes bilir, ama nedir, Evrim demez, diyemez. Çünkü insanlar için hazmı çok zor bir konudur bu, insanı aradan çıkartan bir yapıdır, bu da insanın bilgisini aşıyor, bu da KORKU demektir, insan bilmediğinden korkar!

Şimdi,
İnsanın evrimi de insanın tarihiyle anlaşılır, Medeniyetler tarihi dediğimiz bu şey de YAZILIDIR.
Nasıl ki Evrim, aşamaları, süreçleri, hücrelere, DNA lara, genetiğe, botaniğe yazmış, işlemiş, insan da kendi aşamalarını tarihine yazmıştır.
Yani çıkıp dersiniz ki İslam ne yapmış, o ne yapmış, bu ne yapmış, diyebilirsiniz de, bu yazılı TARİH denen şeyi yoklamaz, aksine ona bakmayı gerekir. Çünkü yapılanlar kayda girmiştir.
Bir de "Ortak hafıza" denen kayıt var toplumlarda, orada yazılı bir şeyler yok, ya ne var, İMGELER, SEMBOLLER, SEVGİLER, NEFRETLER vs.ler var.
Toplumlar ne yapar bu "Ortak hafızaya" göre hareket ederler, okumazlar, araştırmalar. Ortak hafıza yeterlidir onlar için.

DİJİTAL ÇAĞDAYIZ...
Ortak hafıza denen şeyler içinde ki yanlış bilgiler, artık tek tek çıkıyor ortaya, neydi bu bilgiler Müslümanlar yatmış, el ense yapmış, ganimet peşinde koşmuşlar, bunun doğru yönleri yok mu, var elbet, ama hepsi de böylemi miymiş, "din başka bilim başka", bunu anlayın, bu adamlar Bilim de yapmışlar, bunda anlaşılmayacak bir şey yok ki?

Aslında bende bu konuda sizden farklı değildim, çünkü habire söylenen soru, ne yapmışlar? Cevapta, bişi yapmamışlar! Haliyle ortaya çıkan önyargıymış, yapamazlar ki miş.

Neil de Grasse Tyson'un sunduğu COSMOS adlı bir belgeseller serisi var, onu seyredince Jeton düştü, lan dedim bu ne? Bize ne diyorlardı, gerçekte ne olmuş, biraz da detaya inince, resmen ortada hayaller varmış dedim.
Tyson, Ateistte biri, bunu zaten Cosmos'ta da söylüyordu, "yıldızlarla buluşma" denen programda da çok rahat, gururla da söyleyen biri, hatta programa rahip çağırıp sorular da sordu, Rahip bazı şeylerde mantık aranmaz filan deyip anca kurtulabildi.

Diyeceğim Tyson "objektif" biriymiş, geçmiş gelecek bunları bir birinden kopartmadan, aksine bir birine bağlayarak, her şeyin Evrilerek oluştuğunu, pat diye gökten inmediğini, vs. harika bir biçimde ele aldılar, tabi o program sonuçta bir ekip işi, adamlar derslerine iyi çalışmışlar, körü körüne önyargı olmadan, o iyi bu kötü diye bakmamışlar, zaten bakamazlar ki, BİLİM bir şeyleri niye örtsün ki? -ki esas aydınlanma da bu olsa gerektir, örterek, kötüleyerek aydınlanma mı olur?

Dediğim gibi DİJİTAL ÇAĞDAYIZ, bu çağda yalanlar, palavralar, hayaller hepsi ortaya bir bir çıkıyor, çıkacak. Bilgi çağı bu demek.
Bilginin karşısın da eskinin bağnaz, nefret dolu, sevgisiz yaklaşımları, önyargıları kalmıyor, kalmayacak. Bu yüzden Bilgiyi, bilgilenmeyi hiç iyi görmeyenler de var, çünkü foyaları ortaya çıkacak. Neticede bilgi acımaz, hayalleri ezer geçer.

Bakın bu da EVRİMSEL bir süreç, Evrim bizi bu noktaya getirdi, boşa değil bunlar. O yüzden bilgi çağın da kafamızda ki şeylerle geçmişe bakarsak, bu gerileme olur, en fazla yerinde saymak olur, ama ASLA ilerleme olmaz. Yani yargıladığımız şeyi kendimiz yapmış oluruz. Çağ ilerler, bilgi ilerler, anlayışlar, bakışlar değişir ama önyargılı olanlar değişmez. Bu ise kayıptır. Ama Evrimde de değişmeyen şeyler vardır, yok değildir, lakin insan açısından aslolan değişmeme değil, aslolan değişimdir.

Akıl var mantık var, geçmişe mi bakıyoruz, kafamızda ki bize empoze edilmiş bakışlarla bakmayacağız. Onları kenara koyacağız. Ne islam iyi/kötü diye, ne Avrupa iyi/kötü diye, ne de ırklar iyi/kötü diye bakacağız. Ne tek kaynakla yetineceğiz, ne de tek kişiyle yol çizeceğiz (Bunlarla bakan anca hayalini görür) Başka türlü geçmişte ne olmuş göremeyiz!

Gerçek ne levhi mahfuzda, ne kutsal kasede, ne de 10 emir sandığında olmadığı gibi, ne de Avrupanın patentlerle, lisanslarla örülmüş, dünyaya kibirle bakan anlayışların da değildir! Ya nerede? İşte o da Evrimsel düşüncede, yani bütünü görmekten geçiyor...

Batı bir tarih yazdı kendince, bu onların kendi yazdığı bir tarihti, sevdiler, hislerle de doluydu, aydınlandılar, devrimler yaptılar, sanayileştir, medeni oldular vs. Ee bizde bunları okuduk haliyle, adamlara hayran kaldık, biz bişi yapmamış, adamlar ne işler yapmış dedik. Özellikle de okuyan kesim bundan etkilendi, okumayan için zaten bunlar bir şey ifade bile etmiyordu.
Bir dayatılan tarih vardı, bir de gerçek tarih vardı, dayatılan da iyi/kötü var, gerçek tarihte iyi/kötü yok, "olan" var. Mesele bundan ibaret.
İyiyi mi arıyoruz, kötüyü mü arıyoruz, yoksa olanı mı arıyoruz?
Ne aradığımızı biliyor muyuz?

Dediğim gibi "olan" da iyi/kötü yok, ne olmuşsa o var. İşte bu EVRİMSEL olan.

Çok zor değil artık bilgiye ulaşmak, bilgi dijitalleşti, tekel kırıldı, daha da dijitalleşecek elbet.
---

Verdiğim kaynakları incelemişsiniz, görmek istediğinizi de görmüşsünüz, saygı duyarım, ben bunu değiştiremem tabii, işim de olmaz ne ben yargıcım nede siz mahkum, ne de tam tersi, ortada olan iki medeni insanın PAYLAŞIMI hepsi o. Adamlar mutlak kabulcü demişsiniz, dikkat etiniz mi, Allah kavramı da geçmiyor Miskeveyh'te Allahsız bakıyor olaya, yoksa İslamcılar 6 günde her şey oldu bittiye inanıyor, dahası "ol dedi oldu" gibi bir anlayışları varken, bu adam başka bir şey söylüyor, siz beğenmediniz, belki etiketi başka bir şey olsa böyle söylemezdiniz...

İşte bu Allahsız bakış sıkıntı oldu İslam da, ilk mesajımda bunu bilerek belirttim zaten, ..."Kısacası Araplar Antik çağların eserlerini alıp, onları geliştirerek "sorgulamanın" da önünü açtılar."... diye dedim. Ve bunu bilerek dedim, sizin görmediğinizi ben çok rahat görebiliyorum.
Bu Allahsız bakıştır!

Gelelim Rönesans Avrupa'sına, 1800 lerin sonlarına Darwin'e kadar, insan yaratılışına Avrupa nasıl bakıyordu? Yaratılış denen şeyi onlar nasıl algılıyorlardı? ben de mesela onu merak ettim. Hatta şimdi nasıl bakıyorlar?
Şimdi çoğu inanmıyor zaten, Allahsızlığı veya İlahsızlığı kabullenemiyorlar, illa bir İlah olmalı diyen bir dünya dolusu insan varken, bugün inanmayan Avrupa Rönesanta mı inanacaktı bu işe? Mümkün değil.
Aslında işin garibi de köklerin de Paganizm olan bir coğrafya da, bu mesele çok daha kolay kabul görecekken, dirençle karşılaştı, elan da o direnç devam ediyor, sebebi de malum dindir. Hepsi mi böyle elbette değildir, ama bu mesele bugün DÜNYA GÜNDEMİNE oturamıyorsa, bizim gibilerin forum alanlarında tartışmasına soğuk meze oluyorsa, bir yerler de sıkıntı var demektir.

Sonuçta isteyen inanır istemeyen inanmaz, bu tercih sebebi insan dediğimiz canlı "robot" değil zaten, istediği yoldan gider. Hele de böyle bir Evrim gibi bir bilgi de yokken niye inanmadılar da denemez, ama şimdi denebilir mesela, o yüzden "Erim keşfedildi ama henüz anlaşılamadı" dedim ve hepte diyeceğim. Anlayan bir dünya böyle olmaz, en azından Batı olmaz ama oluyor işte.
Bu bile Evrimin işlerinden, herkesi aynı şekilde Evirmiyor....

Bu konuyu ben gittiğim yolu söylemek amaçlı açtım, ama iş tarihte İslam ne yaptı, Batı Rönesans yaptı gibi İNSAN eksenine sıkıştı kaldı, ideolojik bir çıkmaz bu tabii.
Ben bu konuyu o zaman İNSANSAL DÜŞÜNCE de derdim mesela, lakin EVRİMSEL DÜŞÜNCE dedim, niye Evrimde sadece insan yok, bu kadar basitti niyetim.

İnsan nasıl Allahsız düşünebiliyorsa, İnsansız da düşünebilir, her ikisi olmadan da düşünebilir, insan böyle bir şey, o sınırlandırılamaz....

---

Size altta bir bilgi daha vereyim, neler yapılmışla ilgili, daha önce ırkçı dediniz, şimdide İslamcı diyeceksiniz gibi ama Bilgi denen şey de bu kadar kolaycılık yok. Etiketi yapıştır, söyle git, bu kolaycılık olur.

Diyorum BİLGİ ÇAĞINDAYIZ, bilgi dijitalleşti, ona ulaşmak bir tık'a bakıyor artık, o yüzden "BATI ve DOĞU" bilgilerinizi bence GÜNCELLEYİNİZ...

Ayrıca güncellemeden korkmayınız, ki BİLİM de kendini ara ara günceller, çünkü bilgiler değişir, yöntemler değişir, DOĞA değişir. İnsan niye değişmesin!

EVRİM DEMEK DEĞİŞİM DEMEKTİR, DEĞİŞİM DEMEKTE GELİŞMEK DEMEKTİR !...

Gelişmek nasıl olur?
Aynı bilgilerin peşinde koşmak, iyi/kötü anlayışınızı beslemek, ona göre davranmak, anca etrafınızda ki duvarları yükseltir, bu ise gelişim değildir, bu yerinde saymaktır. İnsan tam da bu noktada o duvarları yıkacak ki gelişsin. Başka türlü gelişmez. Tabii önce değişmesi gerek ki insan gelişim denen şeyin önünü açsın.
İnsan aynı şeyleri yaparak, aynı fikirleri uygulayarak gelişemez, yerinde sayar.

Ortak hafıza denen şeyden de kurtulun, onlar geçmişe ideolojik bakışlardır, Bilgi çağında kıymeti de kalmadı, belli ki araştırmayı okumayı da seviyorsunuz, ne güzel, bunu iyi değerlendirin.

Sevgiler

---

Ahmed Bin Musa: (10. yy) Sistem mühendisliğinin Öncüsü. Astronom ve Mekanikçi.
Akşemseddin: (1389 - 1459) Pasteur'den önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı.
Ali Bin Abbas: (? - 994) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan hipokratesin (Hipokrat) Doğum olayı görüşünü kökünden yıktı.
Ali Bin İsa: (11. yy) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.
Ali Bin Rıdvan: (? - 1067) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi.
Ali Kuşçu: (? - 1474) Ünlü Bir türk astronomi ve matematik bilginidir.
Ammar: (11 yy) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı.

Battani: (858 - 929) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biri trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.
Beyruni: (973 - 1051) Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı ümit burnu, amerika ve japonyanın varlığından bahseden ilk bilim adamı. Beyruni amerika kıtasının varlığını kristof colomb'un Keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Çağın En Büyük Alimidir.

Cabir Bin Eflah: (12. yy) Ortaçağın büyük matematik ve astronom bilginidir . Çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.
Cabir Bin Hayyan: (721 - 805) Atom bombası fikrinin ilk mucidi ve kimyanın babası sayılır. Maddenin en Küçük parçası atomun parçalana bileciğini bundan 1200 sene önce söylemiştir.
Cahiz: (776 - 869) Zooloji İlminin öncülerindendir. Hayvan gübresinden amonyak elde etmiştir.
Cezeri: (1136 - 1206) İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçi Bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak ingiliz matematikçisi Charles Babbage olarak bilinir..

Ebu Kamil Şuca: (? - 951) Avrupaya matematiği öğreten islam bilgini.
Ebu'l Vefa: (940 - 998) Matematik ve Astronomi bilginidir trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.
Ebu Maşer: (785 - 886) Med-cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgindir.
Evliya Çelebi: (1611 - 1682) Büyük Türk seyyahı ve meşhur seyahatnamenin yazarıdır.

Farabi: (870 - 950) Ses olayını ilk defa fiziki yönden ele alıp açıklayıp izah getiren ilk bilgindir.

Hazerfen Ahmed Çelebi: (17. yy) Havada uçan ilk Türk. Planörcülüğün öncüsü.
Huneyn Bin İshak: (809 - 873) Göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.

İbni Baytar: (1190 - 1248) Ortaçağın en büyük botanikçisi ve eczacısıdır.
İbni Cessar: (? - 1009) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman doktor.
İbni Fazıl: (739 - 805) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.
İbni Firnas: (? - 888) Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.
İbni Haldun: (1332 - 1406) Tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi kuran mütefekkir. Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisidir. Sosyolog ve şehircilik uzmanı.
İbni Hatip: (1313 - 1374) Vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.
İbni Heysem: (965 - 1051) Optik ilminin kurucusu büyük fizikçi. İslam dünyasının en büyük fizikçisi, batılı bilginlerin öncüsü, göz ve görme sistemlerine açıklık kazandıran alim. Galile teleskopunun arkasındaki isim.
İbni Macit: (15. yy) Ünlü bir denizci ve coğrafyacı. Vasco da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek hindistana ulaştı.
İbni Sina: (980 - 1037) Doktorların sultanı. Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan küçük organizmalar, civa ile tedavi, pastör' e ışık tutması, ilaç bilim ustası, dış belirtilere dayanarak teşhis koyma, botanik ve zooloji ile ilgilendi, Fizikle ilgilendi, jeoloji ilminin babası.
İbni Yunus: (? - 1009) Galile'den önce sarkacı bulan astronom.
İbnünnefis: (1210 - 1288) Küçük kan dolaşımını bulan ünlü islam alimi.

Kadızade Rumi: (1337 - 1430) Çağını aşan büyük bir matematikçi ve astronomi bilgini. Osmanlının ve Türklerin ilk astronomudur.
Kambur Vesim: (? - 1761) Verem mikrobunu Robert Koch'dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.
Kemaleddin Farisi: (? - 1320) İbni Heysem ayarında büyük islam matematikçisi, fizikçi ve astronom.
Kindi: (803 - 872) İbni Heysem'e kadar optikle ilgili eserleri kaynak olan bilgin. Fizik, felsefe ve matematik alanında yaptığı hizmetleri ile tanınmıştır.

Mes'ûdi: (? - 956) Kıymeti ancak 18. 19. Yüzyıllarda anlaşılan büyük tarihçi ve coğrafyacı. Mesudi günümüzden 1000 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklamıştır. Mesûdinin eserlerinden yel değirmenlerinin de müslümanların icadı olduğu anlaşılmıştır.
Mimar Sinan: (1489 - 1588) Seviyesine bugün dahi ulaşılamayan dahi mimar. Mimar Sinan tam manası ile bir sanat dahisidir.

Ömer Hayyam: (? - 1123) Cebirdeki binom formülünü bulan bilgin. Newton veya binom formülünün keşfi Ömer Hayyama aittir.

Piri Reis: (1465 - 1554) 400 sene önce bu günküne çok yakın dünya haritasını çizen büyük coğrafyacı. Amerika kıtasının varlığını Kristof Kolomb ‘dan önce bilen ünlü denizci.

Razi: (864 - 925) Keşifleri ile ün salan asırlar boyunca Avrupa'ya ders veren kimyager doktor ünlü klinikçi. Devrinin En büyük bilgini İbni Sina ile aynı ayarda bir bilgin.

Sabit Bin Kurra: (? - 901) Newton' dan çok önce diferansiyel hesabını keşfeden bilgin. Dünyanın çapını doğru olarak hesaplayan ilk islam bilgini. Matemetik ve astronomi alimi.

Uluğ Bey: (1394 -1449) Çağının en büyük astronomu ve trigonometride yeni çığır açan ünlü bir alim ve hükümdar.

Zehravi: (936 -1013) 1000 sene önce ilk çağdaş ameliyatı yapan böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını ve ilk böbrek ameliyatını gerçekleştiren bilim adamı..

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 16-01-2019, 19:40
karakedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karakedi karakedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2018
Mesajlar: 690
Standart

sn Felasife

liste için teşekkür ederim. doğu bilginlerini araştırmayı düşünüyordum. böyle bir liste üzerinden gidebilirim. arada bazı abartılı ifadeler var gibime geldi. mesela benim bildiğime göre piri reis'in haritaları doğru değildir. o zamanki teknolojiye göre doğru olmaması normal tabii ama akranı italyan, portekiz gemicilerin de gerisindedir.

diğer dikkatimi çeken husus da islam aydınlanmasında bilim çalışması yapan bilginlerin arasında pers kökenlilerin yoğun olmaları.

ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 16-01-2019, 19:51
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

Rica ederim karakedi
Abartı ifade olabilir tabii, sevgi de nefrette geçmişe karışabiliyor illaki, bunu araştırıp karşılaştırmakta araştırana düşer.
Doğu deyince tabii o da karma bir yapı, başka kökenlerin olması normaldir.

Ek: Kişi araştırması için burasıda gayet güzel görünüyor.
http://www.biyografi.net/Meslekler.asp

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 24-01-2019, 13:42
karakedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karakedi karakedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2018
Mesajlar: 690
Standart

başka konuda bir kitap okurken konumuzla ilgili bir bölüm fark ettim. ilginç geldiği için paylaşmak istiyorum.

şimdi ismail yakıt dan örnek vermiştik. bu kişi antalya akdeniz üniversitesi, ilahiyat ve felsefe bölümlerinde akademisyen olarak çalışıyor. kurucu dekanlık yapmış vb. rütbesi profesör doktor.

konumuzla ilgili bir makalesini paylaştık. makalede öne sürülen tez şu şekildeydi.

İsmail YAKIT Diyor ki
Evrim nazariyesi, bu fikir kendisine mal edilmek istenen Darwin tarafından kurulmuş veya temellendirilmiş değildir. Bu, asırlardan beri vardı.
makalenin ilerleyen bölümlerinde bu iddiaya kanıt olarak islam düşünürü Miskeyevh'den örnek vermişti. yani miskeyevh evrimi darwin'den önce düşündü diyor. ilgili bölüm şöyle.

Miskeyevh Diyor ki
Zeytin, nar, ayva, erik incir ağaçları, üzüm asması ve benzerleri böyledir. Bu Etki'nin evrimi asma ve hurma ağacına ulaşana kadar dereceli olarak devam eder. Oraya ulaştığında bitkinin en yüksek ufku (mertebesi) olur. Ki bu bitkisel ruhun Etki'si evrimleşmeye devam eder ve burada bir bitki değil artık hayvanlar alemine girilir . Çünkü hurma ağacı diğer bitkiler arasında öyle yüksek bir dereceye ulaşmıştır ki hayvanlar alemiyle bir bağ elde eder...
benim de başka kitapta fark ettiğim bölüm şu şekilde. aktaran a. şenel.

Aristoteles Diyor ki
Tanrı, Aristoteles'e göre varlıgı kendi gizilgücünü izlemek için yaratmıştır. Bunun için de varlıgın içine yetkine (kendine) ulaşma ereği ( telos) koyup onu salıvermiştir. Varlık devinimine en alt basamaktaki "cansız doga" durumundan başlayacaktır. Yetkinlige ulaşma yolunda çeşitli basamaklardan geçecektir. Sonunda yetkine (yetkin tek varlık kendi olduguna göre) tanrının kendisine kavuşacaktır. Bu, işin felsefesi. Böyle bir (erekselci, idealist) felsefeden yararlanarak Aristoteles, varlıgın bir tür evrimci kuramını gehştirmiştir. Buna göre varlıgın cansız maddelerden sonraki basamagında bitkiler bulunur. Erek, bitkilerde "bitkisel ruh" biçimine ulaşmıştır. Bitkisel ruh onları beslenme, çogalma yolunda devindirir. Bitkileri, bir üstündeki "hayvansal ruh" konumuna yükseltir. Hayvanlarda da bitkisel ruh ve bitkisel ruhun kazandırdıgı beslenip çogalma egilimi vardır. Ama bunun yanı sıra onlarda, hayvansal ruhun kazanımı olan acı ve haz duyguları bulunur. Bu, onları acıdan kaçıp hazza yöneltir. Varlıgın hayvanların da bir üzerindeki aşamasında, insanlar bulunmaktadır. Insan bitkisel ve hayvansal ruhun kazanımları (beslenip üreme, acı ve haz duyma) yerileri yanı sıra "akılsal ruh" sahibi olarak düşünen bir varlıktır. Bu niteligiyle insan, varlığı evriminin tanrıya en yakın konumundadır. Aristoteles'e göre insanın tanrı ile ortak, ölümsüz tek yanı da bu akıldır.
aristonun özgün olmasının sebebi, bu evrim düşüncesini erekselcilikte bırakmayıp bir devlet felsefesine oturtması. miskeyevh düşüncelerini bir devlet/toplum felsefesi haline getirmiş mi bilmiyorum. artık o kadar detay benim branşım değil. ama ismail yakıt'ın branşı!

tek cümlede özetlemek gerekirse.

İsmail YAKIT hoca diyor ki evrim düşüncesi darwin'den (1800) önce de vardı, ona mal edilemez. örnek olarak islam düşünürü Miskeyevhi (1000) veriyor. halbuki Miskeyevh'in düşüncesini antik yunan düşünürü Aristoteles (mö500) çok daha sistemli şekilde işlemiş. ve İsmail hoca bu durumdan makalesinde bahsetmiyor... ve bu kişi bir profesör.

ilginç değil mi? yani ben bir felsefe profesörü olsam 50 yıllık akademi kariyerim süresince okuyacağım ilk 3 filozoftan biri Aristo olur. okumayı geçtim cıncığını bile bilirim. üstelik beytül hikmet islam düşünürlerinin antik yunan filozoflarını çevirip okuduğunu ve onlardan etkilendiğini biliyoruz. buna rağmen nasıl oluyor bu iş, benim mi bilmediğim bir şey var, yoksa makaleyi yazan kişinin bilgisizliği yahut bilinçli tahrifi mi söz konusu?

ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 24-01-2019, 15:38
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

Sevgili Karakedi, beni yormak hoşunuza gidiyor sanırım

Şimdide İsmail Yakıt'a takılmışsınız, adam islam düşünürlerinin Evrimle ilgili görüşleri diye bir makale hazırlamış, bunda yanlış olan nedir onu anlamadım pek, size göre böyle bir şey HİÇ yazılmasa daha iyiymiş ama yazılmış işte, çünkü böyle bir şeyde var tarihte, eğri doğru detaylar verilmiş, biride başka makale hazırlar, neticede herkes iyi olduğu alan neyse, onda fikirlerini paylaşır, bilgi denilen tek bir kanalın TEKELİNDE ola bir şey değildir ki, ona zaten BİLGİ bile denmez, bilgi çeşitlenecek ki KIYAS denilen şey yapılabilsin.

Her okuduğunuzdan böyle yanlışlar ve doğrular çıkartacaksanız vay ki vay...
Konumuz zaten insanın koyduğu yanlışlar doğrular değil...

Kıyassız bilgi, bilgi değil İNANÇTIR, bu açıdan böyle makaleler, aslında onu çok daha kıymetli de yapıyor, niye ALTERNATİF bakış sunuyor, bu çok önemli.... Öteki türlü tek bir bakış ile bak ta bak.

Makalenin daha başında bu eleman ne demiş...
Evrim nazariyesi, bu fikir kendisine mal edilmek istenen Darwin tarafından kurulmuş veya temellendirilmiş değildir. Bu, asırlardan beri vardı. Eski Yunan filozoflarından biri olan Anaksimandros (M.Ö. 610-547), öğrencilerinin daha sonra felsefî fikir haline
etirdikleri ilk evrim fikrini ortaya atmıştır. Ona göre, bütün hayvanlar azar azar gerçekleşen bir değişme (changement) sonucu meydana geldiğini ve insanın bu değişmenin en son safhasında yer aldığını en eski yaratığın da balık olduğunu söyler1.
1 «ilk hayvanlar suda teşekkül etmiştir, oradan da azar azar daha üst türler çıkmıştır, insan balıktan sudur etmedir.»
Bkz . Alfred WEBE R ve Denis HUlSMAN , Histoire de la Philosophie européenne, Philosophie antique et médiévale (Paris , 1964); C.R. EASTMAN , G. 1, s. 27, Anaximandre, le premierdes Précurseurs de Darwin, (Revue scientifique du 24 Juin, 1905), s. 10-11.
Evrim konusunda Evrimsel düşünmeyeceksek, boşuna yazışıyoruz demektir bu, birilerin de hata kusur aramak, bu zaten EVRİM ile taban taban zıt bir yaklaşımdır. Evrim suç suçlu arama yeri değildir ki? Bilakis "olana" odaklanma yeridir.
Aristo örneğini vermişsiniz, iyi güzel ben daha önce şöyle bir ayırım yapmıştım "Ateist Evrimci, Agnostik Evrimci, Deist Evrimci, Teist Evrimci" gibi bir boyutlara gelmişken, böylede yorumlanmışken, Aristo da burada görünen safını belirlemiş.

Şurada ki yazıda "Aristoteles, Anaksimandros'u fizikçilerden saymakta, onu eski din bilimcilerin karşıtı bir düşünür olarak benimser" demekte, Anaksimandros'ta görünen o ki pek öyle dinci bir yapı olarak düşünmüyor ama birileri de almış, bu düşünceyi başka kendi "inanç, ideoloji" şablonuna göre uydurmaya çalışmış.

Bu işler hep böyle olmuştur, iyi şeyleri insanlar alırlar, kendi bilgilerine göre yontarlar. Bunu hepside böyle yapmıştır.
Bu bir "olgu" böyle olmuş, olan bu. Beni de tam bu "olan" ilgilendiriyor. filan falan inanç ideoloji ile işim olmaz.

Yanlış ve doğru meselesi ise işin puslu tarafı. Kim haklı kim bilgili onu bulmak ise işin en karanlık tarafı, bunlar tehlike sular, malum doğada acıma denen şey yok, DOĞAYI burada es geçtiğimiz anda, o karanlıklar da kaybolur gideriz.
O yüzden "karar" verirken bence hiç acele etmeyin.

Konu EVRİM ama biz sadece İnsan konuşuyoruz ve onun girdabına takıldık gidiyoruz ; farkında mısınız?
Varsa insan yoksa insan....

Bu ideoloji ve inanç yüzünden böyle oluyor, çünkü bunlarla haşır neşir ola ola "alışkanlık", "bağımlılık" denen şey oluşuyor. Resmen beyinlerimiz yıkanıyor, sonrada fikrimiz neyse zikrimiz de o oluyor, zikir burada tekrar anlamında, tekrar ettiğimiz şeyin varlığından da haberdar olmuyoruz tabii, çünkü bu bir alışkanlık oluyor, nefes almak gibi.

Oysa EVRİMDE SADECE İNSAN YOK! sadece insan olan şey de EVRİM DEĞİL !...

Evrimsel düşünce ne diyebilirim ki şiir gibi adeta... Çok basit ama bir o kadar da zor!

Sevgiler

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 24-01-2019, 15:57
karakedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karakedi karakedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2018
Mesajlar: 690
Standart

denk geldi paylaştım. sizi uğraştırmak gibi bir amacım yok tabii ki.

demek istediğim erekselci, yani her şeyin insana evrildiği ve evrimin de sonunda insanı tanrıya ulaştıracağı düşüncesi, islam düşünürlerinden önce de varmış. bu durumda darwini eleştirip islam düşünürlerinde var demesi mantıksız. çünkü islam düşünürleri de erekselciliği antik yunan düşünürlerinden almış.

bir profesörün böyle bir yol izlemesi hoş değil. fakat haklısınız tartışmayı gelip buraya daraltmaya gerek yok. konumuza dönebiliriz.

evrim tabii ki sadece insanı etkileyen bir konu değil. hatta evrimin amacı insanı oluşturmak da değil.

her şey insanın nereden geldiğini merak etmekle başladı. "nereden geldiğimiz sorusu"nu bile düşünebildiğimiz için sorabildik. bilimin olmadığı zamanlarda düşünürler insanın tanrı tarafından yaratıldığını, dünyada evrilerek yine tanrıya döneceğini düşünüyordu. 19yyda bilimdeki ilerlemeler bu düşüncenin yanlış olduğunu ortaya çıkardı. yaşadığımız dünyanın doğasının bu olmadığı, savaşların sömürünün sonradan oluştuğu, insanın doğayı değiştirdiği ve artık hakimiyeti altına aldığı kısmı da sosyal bilimler tarafından işlendi.

bu yüzden marksizm bana çok mantıklı geliyor. evrimsel düşünme ile birebir örtüştüğünü düşünüyorum. marksizm dışında bu hakimiyet altına alınmış doğayı kurtarma iddiasında olan başka bir sistematik göremiyorum.

ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 24-01-2019, 23:01
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.035
Standart

karakedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
evrim tabii ki sadece insanı etkileyen bir konu değil. hatta evrimin amacı insanı oluşturmak da değil.
İllaki değil, "türlerin kökeni" denen şey, oldu "türün kökeni", Evrimi bu açmaza sürükleyenler de gene insanlar. İşin garibi bunlarda bilen okuyan insanlar.
İnsan doğa açısından, Evrim denen şeyin sadece kendi ile ilgili yönünü alıyor, gerisi yok sayıyor.
Bu Evrimsel bir bakışta değil, bu Evrimi tanımak, bilmek, ona uymakta değil, onu kendi inandığına uydurmaktır.
Zaten tüm gayretler de bu yöndedir.

Mızrak çuvala daha ne kadar sığacaktır, sığdırılmaya çalışılacaktır, biz görmeyiz de kimler görecektir o da bilinmez.

Evrim bu, bu kadar evrilme, dank ettirebilir ileride bazı şeyleri.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 24-01-2019, 23:25
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.029
Standart

Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İşin garibi bunlarda bilen okuyan insanlar.
İnsan doğa açısından, Evrim denen şeyin sadece kendi ile ilgili yönünü alıyor, gerisi yok sayıyor .

Felasife bu cümlende OKUYANLAR için dediğin dogru olabilir ama bilenler için kesinlikle yanlış bir düşünce bu ,,, hatta şöyle diyelim .

Bir başkası bu cümleyi kursa normal karşlanabilir . Siz kurunca başka bir şey aranıyor altında. Sanki evrim ve biyolojinin bilen ve araştıranlarını ideolojik davranıyor
diye suçlar gibi bir algı oluşturuyorsunuz hissine kapıldım. YANLIŞMIYIM ? Yanlış olmam en büyük temennim.

Evrim ve biyoloji üzerine kafa yorup EMEK veren onlarca insan EVRİMİN gercekligini görmüşler ve insanları aydınlatmak için çaba sarf ederken hem doğmacılarla hemde Evrimi anladığını sanıp , Evrimi bilenlere ideolojik bakıyor diyenlerle mucadele etmelerine ragmen halen DEGERSIZLEŞTIRILMEYE çalışıyorlar.

Evrimi bilenler ideoloji değil işte o çok aradığınız HAKİKATİ anlatmaya çalışıyorlar ama ideolojik davranıyor diye suçlanıyorlar.

Ha birde Evrim yüzeysel konuşulacak bir konu değil.. Bilenlerin yani içinde olanlar için konuşulacak bir konudur.

Dinden dogmadan kopamayan LAR bu konuya geçmişte elindeki kısıtlı imkanları ile don bicenlerin dedikleri ile ahanda geçmişte biliniyordu demeleri yetmez.


Geçmişte evrime dair fikirler DİNE bağlı konuşuldu. Dinden bağımsız olamadılar. Tahmin edebildikleri ise hep dinin işine yaradı..

Canlıların geceleri neden uyduğunu evrimi bilenler anlatabilir.. sürecini ögretebilir.

Ya onlar ?

Sevgiler Felasife.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
düşünce, düşünmek, evrim, sorgulama

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:58 .