Turan Dursun Sitesi Forumları
  #1  
Alt 15-02-2012, 19:19
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart İntihar!

“Modern” diye tabir edilen günümüzün 21. Yy dünyasında intihar vakalarının ne boyutta olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. İntihar girişimlerine baktığımız zaman, bu girişimin altında yatan sebeplerin büyük oranla ekonomik muhtevaya sahip olduğu genel olarak bilinen bir gerçekliktir. Bu gerçeklikler, içerisinde gerek müflis bir iş adamı barındırır, gerekse de eğitim almaya çalışan bir genç ya da eğitimini tamamladıktan sonra “modern” ekonomik ilişkiler içerisinde kendine yer bulamayan bir işsiz vardır. İntihar girişimlerinin yukarıda saydığım sebepler dışında kalanları ise doğrudan olmasa da dolaylı yollardan bizi, maddi/ekonomik yaşam biçiminin doğurmuş olduğu sorunlardan meydana gelen gündelik yaşamsal ilişkilere götürür. Maddi/ekonomik yaşamın refah derecesi ne denli yüksek olursa, intihar girişimleri; inançsal veya diğer ideolojik vs. sebeplerden kaynaklanan intiharları istisna olarak ele alırsak, o oranla daha az olacaktır. Fakat maddi/ekonomik bunalım de derece yüksekse, psikolojik, yaşamsal bunalım da bir o kadar yüksek olacaktır. Marks’ın da dediği gibi: “İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir; bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler.” Çünkü insan psikolojisi, içinde bulunduğu maddi yaşama göre şekil alır. En basitinden maddi/ekonomik gelir bakımından varlıklı bir aile içerisinde dünyaya gelmiş bir insan ile maddi/ekonomik gelir bakımından çok zayıf bir ailede dünyaya gelmiş bir insan, hayata büyük ölçekte gerek ideolojik gerekse de diğer insani değerler bakımından farklı bir bakış açısına sahip olur. Bu hususta sadece din istisnai olabilir; ancak o da büyük olasılıkla maddi/ekonomik geliri zayıf ailede dünyaya gelen insanın dine yönelimi daha fazla olacağı gerçeği ile bir kez daha maddi/ekonomik gelir bakımından varlıklı ya da zayıf ailede dünyaya gelen bir insanın hayata ne denli farklı pencerelerden baktığı gerçeğini tüm çıplaklığıyla bizim yüzümüze vurması ile çürütülebilir bir tez olmaktan öteye gidemez. Aynı şekilde bu da bilinen bir gerçekliktir ki, dünyadaki ülkelerin maddi gelirlerine göre veyahut o ülkelerin halklarının maddi/ekonomik refah düzeyine göre bir sıralama yapılsa, maddi/ekonomik refah düzeyin zayıf olduğu ülkelerin dine eğiliminin daha fazla olduğu göze çarpmaktadır. Yani batıl inançların sistematize edilmiş hali olan dinin, insanların maddi hayattan beklentilerini karşılayamadıklarında maddi/ekonomik geliri düşük insanlar için nasıl da avutucu, sözde kurtarıcı nitelik taşıdığının en büyük delilidir. Neyse, dinin üzerinde fazla dursam da bu, durumun gerçekliğinin ispatı konusunda gerekli olan bir argümandı. Eğer maddi yaşam biçiminin insanların bilinçlerini nasıl şekillendirdiği konusuna geri dönersek, buna; farklı ülkelerde, farklı milletlerde, farklı dinlerde, farklı kültürlerde dünyaya gelmiş insanların hayata bakışlarının, birbirinden neredeyse her manada ne kadar uzak olduğu gerçeği; insanların içinde bulunduğu maddi yaşam koşullarının onların bilinçlerini, içinde bulunduğu maddi koşulların belirlemiş olduğu sınırlar çerçevesince şekillendirdiğine şahane bir örnektir. En nihayetinde, başta da belirttiğim gibi intihar vakalarının sebepleri büyük oranda ekonomik kaynaklı olup ve bu vakaların azaltılmaya çalışılması da bu ekonomik kaynakların düzeltilmesi yoluyla gerçekleşebileceğini; maddi/ekonomik olarak dara düşmüş olan bir insanın, toplumdan gelen baskılar nedeni ile veyahut insanların söylem olarak belirtmesi haricinde davranışları ile de içinde bulunduğu durumun ne kadar sözde “kötü” olduğunu bu insanlara belirtmek koşuluyla intihara sürüklendiğini gösterir. Maddi/ekonomik kaynaklı intihar vakaları olmadığı sürece, geriye kalan dinsel, ideolojik vs. sebeplerden kaynaklanan intihar vakaları, psikolojik tedavi süreci ile gayet sağlıklı bir şekilde minimuma indirilebilir. İşte altta yayınladığım Marks’ın intihar konusundaki bu yazısı da bize, kapitalist sistem içerisinde insanın doğaya ve kendine yabancılaşması ve herkesin maddi/ekonomik refahının düzgün olmasının imkânsız olması sebebiyle intiharların sürekli olmak zorunda olan bir olgu olduğunu gösteren mükemmel bir yazı:


Karl Marks: “İntihar insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür”

İntihar insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür. İntihar toplumsal bir anlama sahiptir, çünkü bir iletişim biçimi olarak intihar toplumsal yapı ve koşulların belirlediği öznenin kendi bağımsız varoluşunu başlatıp bitirdiği yerdir. Topluma ve toplumsal iktidara gösterilen ise iktidar ilişkilerinin ürettiği eşitsizliklerin insanlık dışılığıdır. İntihar insanın insan olarak kalma isteminin ifadelerinden bir tanesidir, Lacancı anlamda iktidarın denetiminden kaçışın gerçekleştiği “öznenin özgür alanı”dır, bu anlamda da “gerçekten öznelliğin kurucusu”dur. Lacan sonuçta “son kertede tek sahici eylemin intihar olduğunu” söyler. Çünkü özne için varoluşu belirleyen, kısıtlayan, sakatlayan iktidarın bedensel ve zihinsel denetiminden tam olarak çıkılabildiği tek eylem kendini yok etme eylemidir.

Özne, süreğen olarak devam eden, bitmemiş bir süreçtir. Özne kendini tamamlamak ve bütünlüğü yakalamak ister, ancak her zaman için bitmemiş bir süreç olarak kalır. Özne toplumsal yapının, daha doğrusu egemen ideolojinin, etkisi ile biçimlendirilir. Bu yeniden biçimlendirme iktidar aygıtı tarafından özne olarak yeniden-üretilme süreci bu yapının dışına çıkılmadıkça devam eder. Egemen iktidar kendi aynasında öznenin ilk başta kurmuş olduğu yanılsamalı bütünü sürekli olarak yeniden üretir. Ancak, iktidar özneleri yeniden-üretebilmek ve üretim sürecine yeniden sokabilmek için onları sözde-mutluluklarla oyalar, bu bağlamda kitle kültürü ve kitle iletişim araçları devreye girer.
Kendi gerçekliği üzerine düşünme yeteneğini kaybeden ve sorgulayamayan insanların varlıklarını sorgulamaları söz konusu olmadığı için toplumsal bağlamda muhalefet etmeleri engellenir. Özne, farkındalığa sahip olmadığı için de içinde yaşadığı gerçekliği bilinç bağlamında toplumsal gerçekliği yorumlayarak aşamaz, gerçekliğin toplum tarafından dönüştürülebileceğini göremez, tekil olarak yapabileceği tek aşma, dönüşüm ise kendini yok etmesiyle, intihar ile mümkündür.

İntihar bireysel bir vaka olarak ele alınsa da gerçekte birey toplumsalın bir ürünü olduğu için bireysel intiharlar toplumsal yaşamın ürünleridir ve her intihar içerisinde yaşanılan toplumun yarattığı bir nedenin sonucu olarak ele alınmalıdır. Ben’in yani öznenin oluşum sürecinin başlangıç yeri olan aile ve sonrasındaki tüm toplumsal kurumlar özneyi toplumsallaştırmanın yanı sıra onun kendisini özgürce var edebilmesini olanaksılaştıran engelleri de yaratır ve özneleri birbirine benzeyen “nesne”ler olarak üretir ve yeniden üretirler. Bu bağlamda tüm toplumsal pratikler içerisinde yaşanılan üretim ilişkilerinin, toplumsal ilişkilerin yansıtıcısıdır. Kapitalizmin dayattığı toplumsal ilişki biçimlerinin tüm toplumu yabancılaştırması sadece ezilen sınıflar için değil, tüm diğer sınıflar içinde psikolojik bozuklukların nedenidir. Çünkü kapitalizm sadece ezilen sınıfların zararına değil tüm sınıfların zararına işler ve insandışılaştırıcı özellikleri nedeniyle tüm sınıfların kurtulması gereken bir beladır. Temel olarak kapitalizmin yarattığı sorun tüm toplumu ilgilendirir, çünkü kapitalizmin ürettiği yabancılaştırıcı, şeyleştirici toplumsal ilişkilerden kaçamaz.

Toplumsal bağlamda intihar bir sonuçtur ve nedenleri toplumsal yaşamın içersinde gizlidir. Bir gösteren olarak intiharı anlamak için gösterilenin ne olduğuna bakmak gerekir. Bireysel intiharların incelenmesi bu bağlamda toplumsal yapı içersinde kapitalizmin yarattığı tahribatın incelenmesidir. Kapitalizmin insani özgürleştirmeyi engellediği ve insanın sürekli olarak bastırıldığı bir sistemde, farklı direniş biçimleri ortaya çıkar ve tüm özneler sınıfsal kökeni fark etmeksizin farklı bastırılma ve kısıtlamaları yaşantılarlar. Bunun sonucunda bastırılmış olanın geri dönüşü yaşanılanların sonucu olarak ele alınmalıdır, ancak bastırılmış olanın geri dönüşü yaşanan sorunu doğrudan yansıtmaz, bilinç yapısındaki kopmalar, kırılmalar, yerinden çıkmalar, kısa devreler vb. asıl sorunsalı gizler, gizemlileştirir. Çünkü Freud’un vurguladığı gibi “bastırılmış olan her şeyin geri dönmediğini ya da parçalar halinde geri döndüğünü ve hatta farklı çağlarda ve genellikle tuhaf tezahürler şeklinde geri döndüğünü” gösterir. İntihar bu bağlamda bastırılmış olanın geri dönüşü olarak ele alınabilir, ancak her bastırmanın da intiharla sonuçlanması zorunlu değildir, toplumsal özne bastırılmışlıklarını farklı şekillerde de ödünler.

***
Sınırsız bireysel özgürlük bir yanılsamadır, ya da kapitalist ilişkiler içersinde sadece gerçekleşmesi olanaksız ütopik bir istemdir. Bu nedenle de intihar kapitalizmin kara-gerçekliğinden ütopyaya kaçış gibi de okunabilir.

***
“İnsanlar intiharı Tanrısal iradenin çiğnenmesi olarak görürler, ama intiharın varlığı kendi başına tanrının çözümlenemez iradesine karşı açık bir protestodur.”(s.11)

***
“Kendi gerçekliği üzerine düşünme yeteneğini kaybeden ve sorgulayamayan insanların varlıklarını sorgulamaları sözkonusu olmadığı için toplumsal bağlamda muhalefet etmeleri engellenir.”(s.65)

***
“Din yapılan eylemi meşrulaştıracak araçları sağladığı için eylemcinin yapacaklarını sorgulamasına gerek yoktur, dinsel emirlerin sorgulanmazlığı eylemin acımasızlığının görülmesini engeller.”(s.92)

İntihar Üzerine
Karl Marks
http://kizilizm.tumblr.com/post/1571...rolusu-uzerine

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19-02-2012, 02:23
bettulgazi bettulgazi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Feb 2012
Mesajlar: 15
Standart

"Bir intihar olayı okuyunca, insana buz gibi ter döktüren şey, pencerenin demirlerinde asılı duran narin ceset değil, intihardan hemen önce o kalpte olup biten şeydir."
Demiş biri kim bilmem ama.
Galata kulesinden Hazerfanı çatlatırcasına yere çakılma gibi bir hayalim vardı oysa.
Cesedimin üzerine gazete serilecekti, vasiyetimdi zira,
Özellikle magazin sayfasını vasiyet ettim ki, cesedim çekmese de ilgi magazinden faydalanıp anlık şan ve şöhretim olur, en azından 3. sayfaya çıkardım.)
Arkadaşım intihar ettiğinde, ne ekonomik,ne dinsel, ne ailesel sorunu vardı.( belki de ben anlamadım) Gözlerini bir parça bez ile bağlayıp 11. Kattan attı kendini.
Ve korktu belki de yükseklikten, Kimbilir.
(konu dışı oldu sanki yorum- ama ne yazılır üstüne bilmiyorum ki)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 21-02-2012, 03:05
capella79 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
capella79 capella79 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Feb 2012
Mesajlar: 29
Standart

Aslında konu üzerine forumda bu başlık altında intiharın, dinsel olarak büyük günah olduğunu göz önünde bulundurarak tartışılabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 24-06-2012, 00:18
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart

Konu ile alakalı ve üzerinde durulması gereken bir haber:


'Bir milyon kişi intihar etti'
Dünya genelinde yılda en az bir milyon insan intihar ediyor. Gerçek sayının çok daha fazla olduğunu savunan bilim insanları, kadınların ölüm gerekçelerinin başında intiharın geldiğine dikkat çekti.



Dünyanın farklı yerlerindeki bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, intihar üzerine benzer sonuçlar ortaya koyuyor. Bilim insanlarının ortak görüşü, intihar eden insanların sayısının dünya genelinde dikkate alınmadığı yönünde.

İngiliz bilim dergisi The Lancet, farklı ülkelerde yapılan araştırmalar sonucunda, dünya genelinde kadınların ölüm sebepleri arasında intiharın ilk sırada geldiğini ortaya koydu. Erkeklerde ise trafik kazaları ve şiddet olaylarının ardından intihara bağlı ölümler üçüncü sırada geliyor. Dergi yaralanma ve öldürma başlığı altında birçok araştırmaya imza attı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de, dünya genelinde yılda bir milyon kişinin intihar ettiğini tahmin ediyor.

Araştırmalar dünya genelindeki intihar vakalarında artış olduğunu gösteriyor. Londra Üniversitesi'nde Alexandra Pitman'ın yürüttüğü bir araştırma da, özellikle Brezilya, Singapur, Litvanya ve İrlanda'da intihar eden genç erkeklerin sayısında artış olduğunu ortaya çıkardı.

NET VERİLERE ULAŞILAMIYOR
Oxford Üniversitesi'nden Profesör Keith Hawton ve Kate Saunders'ın yürüttüğü bir araştırma ise dünya genelinde intihar edenlerin, özellikle de gençlerin sayısını net olarak ortaya koymanın mümkün olmadığını, resmî verilerin gerçek sayılara dayanmadığını ortaya koydu. İntiharın suç sayıldığı ülkelerde, intihar vakalarının yetkilileri korumak adına gizlendiği ve net verilerin olmadığı belirtildi.

Bilim insanları intiharla mücadelenin zor olduğuna dikkat çekiyor. Profesör Hawton ve Saunders'ın yaptığı araştırma, antidepresan ilaçların her zaman etkili olmadığını gösteriyor. Hong Kong Üniversitesi'nden Profesör Paul Yip, "İntihar etmek isteyen herkes, intihar etmesini sağlayacak gerekli aracı bulabileceğini düşünüyor" diyerek, zehirli maddeler ve diğer birçok intihar etmeye araç olabilecek ilaçlara erişimin engellenmesiyle, intiharların azaltılabileceğini ifade etti.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25360876/

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 24-06-2012, 21:21
tisane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
tisane tisane isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Oct 2010
Mesajlar: 40
Standart

Japonya'da intihar ormanı, ilginç bir yazı: http://www.hafif.org/yazi/intihar-ormani

"arayan kendisi kolayca kaybolabilir. her türlü yalnızlık suçtur." böyle der sürü ve uzun zaman sen de sürüdendin. f.w.neitzsche
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-07-2012, 22:36
Selalim Selalim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2011
Mesajlar: 328
Standart

İntihar da pek çok olgu gibi benim gözümle hayatın, yaşamın bir parçası. İntihar sayılarını genel orana vurduğunuzda bunun aslında hiç de büyük olmadığını görebilirsiniz. İnsanların büyük bir kısmı ölümden korkarlar, bunun üzerinde düşünmek, yorum yapmak bile istemezler çünkü.

Yaşama ne gözle bakıldığı ile alakalı olarak değişik boyutlarla ele alabiliriz intiharı. Hayatın sorunları ve kendi ile baş edemeyip bir kaçış olarak yapılan bir intihar eylemi ile, hayatla ve kendi ile birebir baş edip, hayatı çözüp ondan bir tad alamamakla yapılan eylem arasındaki fark büyük benim için.

Neyi neden yaptığı, bilinçli mi, bilinçsiz mi bu çok önemli.

Ki dünya, hayat, yaşadığımız süreç zaten aklın alamayacağı bir sır ve bu hayat da kalındığı sürece de hep bir sır olarak kalacak benim için. Zaten var olmadığımızı ve gerçekten yaşamadığımızı kabul etmiş biri olarak benim gibi biri için çok şey sadece bir oyundan ibaret.

Sevgiler.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-07-2012, 11:29
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart

Selalim´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Yaşama ne gözle bakıldığı ile alakalı olarak değişik boyutlarla ele alabiliriz intiharı. Hayatın sorunları ve kendi ile baş edemeyip bir kaçış olarak yapılan bir intihar eylemi ile, hayatla ve kendi ile birebir baş edip, hayatı çözüp ondan bir tad alamamakla yapılan eylem arasındaki fark büyük benim için.

Neyi neden yaptığı, bilinçli mi, bilinçsiz mi bu çok önemli.
Dediğiniz gibi intiharın muhteviyatı önemli; ancak en nihayetinde intihar, intihardır yani bir canlı olan insanın ölüme giden yolu hür iradesi ile seçecek merhaleye gelmesidir. Bu, bence çok önemli bir husustur çünkü ölümü, bir insanın kendi eliyle seçmesi yani hayatta kalmak istememesi neticesinde yaşamına son vermesi yaşamdan ne derece bıkmış olduğunun göstergesidir. Yani hayatta görmüş olduğu veyahut öyle olduğunu düşündüğü çile, dert ya da sıkıntı nedir ki, insan intihar yolunu seçmiştir. Üzerinde durmamız gereken mesele bence intihar eyleminin bu noktasıdır. Her ne kadar intihar olaylarını tasnif etmeye çalışışsak da bu eylemin meydana gelmesinin nedenleri ve bu sürece gidilen yolun ne zaman başladığı ve de ne şekilde yol aldığını bilmek, bu eylemin önüne geçmemizde büyük rol oynamaktadır. Tabi, bu eylemin en önemli noktası intiharın insan hayatı için ne kadar büyük bir risk taşıdığı gerçeğidir.

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 15-07-2012, 14:32
angel333 angel333 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 Jun 2011
Mesajlar: 253
Standart

yapılabilecek en büyük hatadır
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 15-07-2012, 14:48
Sayokan Sayokan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2012
Mesajlar: 459
Standart

Bence insanda bulunan doğuştan sahip olunan bir dürtüdür.Saadece egomuz baskın geliyor.Ölümden sonra yok oluşmu yoksa devamında herhangi bir şey varmı merakı insanın ölmeden öğrenemeyeceği bir şey.Sırf bu yüzden intihar fikri aklının bir köşesinden geçmiştir bence meraklı insanların.
İntihar aynı zamanda kontrolün insanda olduğununda kanıtıdır,bir insanın kendi hayatına son verebilmesi bir irade tercihidir.

Yaşamk artık bir heyecan vermiyorsa veya amaçsız yaşıyorsa kişi hayatına son vermekte onun hakkıdır.Herkesin hayatına son verme hakkı vardır , her ne kadar dinler yasaklamaya çalışsada her insanın yanına bir gözlemci vermeden yasaklayamazsınız bu olguyu.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 15-07-2012, 14:54
angel333 angel333 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 Jun 2011
Mesajlar: 253
Standart

bu arada ben yeni konu açamıyom neden
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bireyin İntihar Etme Hakkı ? ulpian Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim 42 17-06-2010 21:55
İntihar - Öze Kıyım mehmetsalih Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim 4 04-10-2009 22:07
İslamı Savunmak Adına İntihar Saldırısı milomanara İslam 179 10-06-2009 17:56
İntihar Bombacıları ve El Kaide Averroes Politika 14 27-04-2008 22:27

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:00 .