Turan Dursun Sitesi Forumları
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 28-11-2009, 00:08
matillda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
matillda matillda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2009
Bulunduğu yer: isvicre
Mesajlar: 583
Standart Dünyada Adalet, Dünyada Cennet.

Yedi yaşındaydım. Üvey bir anne geldi evimize. Sol görüşlü ancak allah inançlı olan babam tüm yetkileri O'na verince dini bütün ve tam manasıyla yobazlık abidesi olan bu kadıncağızın ilk işi yaz tatilinde beni; mahallemizin camisinde başlayan "kuran kursu" na postalamak oldu. En sevdiğim okul arkadaşlarımın ailelerinde de aynı yönlendirme sözkonusuydu ve kuzu kuzu gidip geliyorduk ilk günler..

İlk haftadan sonra çekilmez bir hal aldı tabii. Artık evden çıkarken bahçedeki çeşmede abdest alıyormuş gibi yapıp aslında sadece suyla oynayarak abdest numarası yapardım. Buna rağmen gidip namaz esnasında okunması gereken onlarca sureyi de bir güzel öğrendim. Bazı günler kursu asıp oyun oynamak için kaytarıyorduk. Komikti... Saçlarımızı kapattırdıkları türbanları (yemeni) rüzgara doğru tutup koşardık deliler gibi. Bir de "sübhaneke süm süm deke/ annen koyun baban tekeee!!" gibi surelerden türettiğimiz bir yandan da için için cehennemde yanmaktan tırstığımız tekerlemeleri seslerdik koro halinde..

Hemen hemen her yaz bu iş düzenli olarak devam etti. Semerkand'lı bir babanın çocuğu olan babam, tüm solcu proleter yönüne rağmen benim anlamını hiç bilmedeğim duaları- sureleri öğrenmemden hoşnut görünüyordu. Ramazan ayları.. Heyhat.. Çukurova' nın kavurucu yaz günlerinde oruçlu olmak...O günler bana göre allahın dünyadaki cehheneminin kusursuz tasarımlarındandı ve cezalarını göze alarak okul kantininde bu tuhaf perhize lıkır lıkır götürdüğüm buz gibi ayranla son verip eve döndüğümde oruçlu gibi davranıyor öte taraftan da allahtan nefret ediyordum.

Öyle böyle derken büyümeye de devam ediyordum tabii. On iki yaşlarında ergenliğe geçişlerimde yaz tatillerinin gelmesinden de tiksinir olmuştum kursa gönderileceğimi bilerek. Öte yandan üvey annemin batıl inançlarıyla islam miksi yapıp, ruhumda oluşturduğu baskı da giderek artıyordu. Babama örtünme(m) konusunda düşüncelerini kabul ettirmeye çalışıyordu. Neyski bu konuda vakıf olamadı.

Yasin, tebareke, amme..... bunlar kuran hatmine geçişte ilk öğrenilen, daha doğrusu ezberletilen ayetler. Yıllar sonra bugün bile hafızamda bir kenarda duruyorlar, ne yazık ki geri dönüşüm kutulu bir yapıda değil belleklerimiz..

Çocukluğumun unutamadığım bunaltıcı hatıraları bunlar özetle.

Bir süre sonra kadıncağız vefat etti. Açıkcası hiç üzülmedim sadece din konusunda değil hiç bir açıdan anlaşamadığım bir kişilikte olmasının da büyük etkisi var. Ailemde bir halam var örneğin başı secdeden kalkmayan tabiri caizse kafayı allahla bozmuş bir din delisi. Ancak kimsenin tavuğuna kış dememiş kimseyi bir taraf olmaya zorlamamıştır.

Üvey anne öldükten sonra babamla başbaşa kaldık ve baskılar da sona erdi. Böylece allah ya da islamla hiç ilgim kalmadı diyebilirim. Aslında bu denli korkunç bir ucubenin nasıl olup da tanrı tahtında oturuyor olduğu da bir yandan zihnimi bulandırıp duruyordu. Öğrencilik günlerimde inançsız, agnostik ya da benim gibi nötr arkadaşlarımın varlığı ve aramızdaki konuşmalar ve sorgulamaların da etkisi oldu.

Sonra bir gün babam öldü. Gitti.. Aniden.. Ruhuma o güne kadarki en büyük dumuru yaşatarak gitti... Benim için çok önemliydi bu adam. Büyümüş genç bir kadın olmuştum ama babasız bir koşulu hiç mi hiç tehayül etmemiştim.

Bunalıma ardından da uzun bir depresyona girdim. Odadan çıkmamak insan ilişkilerimi sıfıra indirgemek tam manasıyla içime kapanmak v.b. karamsarlıklarla dolu bir sürecin içinde buldum kendimi.. Ardından bir kaç intihar girişimi, doktorlar, hastaneler geldi..

"Çocukluğumda çiğnediğim din kuralları yüzünden aldı babamı allah..!" Çünkü onu aldattım, abdest almadan namaz kıldım, kuranı tuttum, orucumu defalarca bozdum, mahallemizdeki bir oğlanın beni yanağımdan öpmesine izin verdim, bu da yetmez gibi oğlanlarla oyun oynadın haram olduğunu(!?) bile bile..Banyoya işedim, adetliyken mevlütlere katıldım, “yasini sen oku” dediklerinde, regl olduğumu söylemeden inadına okudum, surelerden tekerlemeler yaptım ve en kötüsü de allahtan için için nefret ettim. cehenneminden- cennetinden aptalca kurallarından ürkünçlüğünden… Aylarca süren depresyondan babamın yok olmasına dair çıkardığım sonuç buydu. Bu benim hatamdı, bütün bu kurallara uysaydım eğer bu kadar ani bir terkedilme içine de girmeyecektim, babam uzun uzun yıllar daha yaşayacaktı.. vs….vs…vs…

Bu arada İst.'a çoktan taşınmıştık. Semt pazarından dua kitapları aldım. Onlarca hem de. Kuran okumaya başladım. Ama deli gibi her gece vakit bulduğum her gündüz... Namaza başladım. Kaza oruçları da ardından.. Apartmanda "Hidayet" isimli bir kadın vardı. Benimle ciddi bir ilgilenme içine girdi bu süreçte. Allah ve islam diniyle ilgili bir sürü şey anlatıyordu. Bir gün bir yemeni hediye etti bana. Örtünmem gerektiğini ve günahlarımı bu şekilde daha kolay affetireceğimden söz etti uzun uzun.. Ailemdeki diğer sevdiklerimi kaybetme psikozu yaptığım hiç bir ibadetin yeterli olmayacağı kanaati yiyip bitiriyordu öte yandan da tam anlamıyla a-sosyal bir kişilik olma yolunda hızla ilerliyordum.

Bir gün türban örterek çıktım sokağa.. Eğitimci olan ablam ilk tepkiyi verdi akabinde. Sonra diğer aile bireyleri.. Umursamadım. Bana göre bu onları hayatta tutacak bir bedeldi o günlerde. Hidayet' le en sonunda tekkesel bir yere gittik, zikir tutmuş hopur hopur hoplayan bir sürü yaşlı kadın vardı bir perdenin ardında da tuhaf dualar okuyan bir adamın sesi geliyordu. Açıkcası çok korktum. O gece berbat düşler gördüm. İçinde bulunduğum buhrana bu kara çarşaflı- cübbeli kişilerin yardım edebileceğini sanmıyordum bir şeyler yanlış ve eksikti. Türbanı örtmeme rağmen dinsel açıdan kadın- erkek meselesinde kadınlar olarak adil bir statüde olmadığımız kanısındaydım. İslam- ibadet ve türbanla dolu bir kaç ay yavaş yavaş sorgulamanın yön değiştirmesiyle yerini en başta sosyalleşmeye bıraktı. Hidayet' le konuşup islamdaki çelişkileri anlattım, içime şeytanın girdiğini derhal tekrar doğru yola girmem gerektiğini, alacağım cezalar ve tabii cehennemi, orada babamı görmemin mümkün olmadığını anlattı uzun uzun.. Babamı yitirdiğim süreçten önceki öz benliğime yeniden kavuşmuştum sanırım. O kadınla bir daha görüşmedim. Hoş o da beni her gördüğünde başını çeviriyordu artık. Türbanlı ve dindar beni sevmişti bir iki ay önce.. Şimdiki başı açık kız O'nun muhatabı değildi sanırım.

Tüm din kitaplarını yok ettim. Yerine pek çok yeni kitap aldım. Ablam kendisine verdiğim eski felsefe kitaplarımı tekrar getirdi. İlhan Arsel'in Şeriat ve Kadın, Şeriat ve Kölelik, Şeriattan KıssalarI-II, Aydın ve Aydın adlı kitaplarını da kitaplığıma kazandırdım o yıllarda…

Sosyalist bir örgütlülük içerisinde olduğum günlerime tekrar dönüp görüşmeyi kestiğim arkadaşlarıma yeniden kavuştum. Bunalımımdan er geç çıkıp aralarına döneceğim günü beklediklerini söylemişlerdi hiç unutmam..

Dünyada adalet dünyada cennet..Hür iradeyle hiç bir baskı altında kalmadan hayatı gerçekliğiyle kavramak ve Dinlerden özgür olmak...

kuşku aramızda bir dil oldukça, her sözcük ayrı çoğalacak beyin kıvrımlarımızda. kuşku aramızda bir dil.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Turkiye ve Dunyada ateizm Yunemus İslam 18 15-01-2019 13:57
Neden Dünyada Sömürü Düzeni Hakimdir ? bayraktaro1 İslam 5 12-08-2009 00:41
İncil'den sonra dünyada en çok basılan ve okunan y vys Politika 2 22-12-2006 14:38
Dünyada dinlerin dağılımı sargon İslam 11 13-08-2006 09:02
HERŞEY VAR BU DÜNYADA erenkutsuz Konu-dışı 2 07-07-2006 21:01

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:49 .