Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 18-02-2011, 04:34
upuaut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Ancient Egypt
Mesajlar: 3.968
Standart

Basic´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Üstadim, yazilar ve anlatim bir harika. Devamini bekliyoruz. Eger bittiyse, kusura bakma, bu bilgiye(verdigin bilgilere) doymadigimizdandir.

Saygilar...
Hayır! Bitecek gibi de görünmüyor. Çünkü ben temelde çalıştıkça halı altına süpürülmüş pislikleri çözmekle uğraşıyorum.

Bu arada, siz de şu sorunun yanıtını düşünün: Nasıl oluyor da, Muhammed Nisa suresinin 11. ayetindeki "üçte iki"yi tıpkı Mısırlılar gibi okurken, bunu Allah'tan aldığını iddia edebiliyor? Biz, Müjdat GEZEN'in dediği gibi aptal mıyız ki Muhammed, hem dünyadaki imkanları kullanarak bir kitap yazacak hem de bu kitap sanki uzaydan gelmiş gibi bizi kandıracak?

Yok böyle bir çelişki!!!
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 18-02-2011, 12:36
upuaut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Ancient Egypt
Mesajlar: 3.968
Standart "Sulusa (üçte iki)" kelimesinin kökeni hakkında

Arkadaşlar, Kuran'daki "Sulusa (üçte iki)" kelimesinin kökeniyle ilgili mükemmel bir makale yazacağım. Hem de size en eski Kuran yazmalarından örnekler vererek.

Az bekleyin. Akşama, olmazsa Cumartesi'ye karşınızda mükemmel bir makale bulacaksınız!
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 19-02-2011, 00:45
upuaut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Ancient Egypt
Mesajlar: 3.968
Standart Eutokios'tan haber var!

Arkadaşlar, biliyorum; benden bir makale bekliyordunuz. Fakat çok ani bir gelişme üzerine bunu geçici olarak iptal ettim.

Problemimiz ne: Kuran'daki "Sülüsan (üçte iki)" kelimesinin 1400 yıldır söylenip söylenmediğiydi, değil mi?

Bu kelime kaynaklarda şöyle geçer:

SÜLÜSÂN:

Üçte iki. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda üçte iki hisse (pay).

Hissesi nısıf (yarım) olanlardan zevcden (kocadan) başka olan birden fazla olunca, sülüsânı alıp, aralarında eşit olarak pay ederler. (M. Mevkûfâtî)


Fakat bu doğru mu?

Şimdi bu sorunun yanıtı için İskenderiye Kütüphanesi'ne gitmemiz gerekiyor.

BÜYÜK İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ

Gerçekten bilim tarihinin en büyük kütüphanesi! Fizikçi Arşimet, gökbilimci Batlamyus, coğrafyacı Strabon, Divan edebiyatımızda bir tek aşk derdine ilaç bulamadığı belirtilen eczacı Galenos (Celânus), daha niceleri... İnsanlık bunları İskenderiye Kütüphanesi'nden tanıdı!

İslam medeniyetinin en büyük isimlerinden biri olan İbn Haldun, İskenderiye Kütüphanesi'ni Hz. Ömer'in yıktırdığını söyler ve "Keldanilerin, Süryanilerin, Babillilerin, Kıptilerin ilimleri nerede? Bize sadece Yunanlıların ilmi kaldı!" diyerek teessüf eder.

Mısır Fethi sırasında komutan Amr bin Âs ise, eline geçen bazı Yunanca kitapları ne yapacağını Halife Ömer'e sormuş. O da “içinde işe yarar bir şey varsa sakla, değilse yak!” demiş.

İşte biz, yukarıdaki sorunun yanıtını yaktırılmak istenen ama bir şekilde kurtarılan Arşimet'in bir kitabında göreceğiz. Eutokios (M.S. 480-540) tarafından kütüphaneden kurtarılan Arşimet'in bazı çalışmaları yeniden yorumlandı ve bu çalışmalar M.S. 10. yüzyılda Konstantinapolis'te bir İncil'e palimpsest yöntemiyle kopyalanarak günümüze kadar ulaşabildi.

Konunun önemi şurada yatıyor: Eğer Eutokios burada iddia edilen "Sülüsan (üçte iki)" kelimesini günümüzde yazıldığı gibi yazmışsa (ki yazmış olabilmesi için ölümünden 85 yıl (540-625 arası) geçmiş olmasına rağmen matematikte integralin keşfedilmesi gibi bir şey olsa gerekir), o zaman bu kelime orijinaldir, diyeceğiz. Fakat Eutokios "üçte iki"yi günümüzdeki gibi yazmamış yani Mısır kesirlerine göre yazmışsa, bu durumda iddia kendiliğinden çürümüş olur.

Evet, ben susacağım, Eutokios konuşacak. Ve Eutokios, bize o günkü matematikte kesirlerin nasıl yazıldığını bize anlatacak!

Hazır mıyız arkadaşlar?
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 19-02-2011, 00:49
Termo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Termo Termo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jan 2011
Bulunduğu yer: Greenland
Mesajlar: 632
Standart

Çok zevkli bir konu olacağa benziyor..
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 19-02-2011, 01:09
upuaut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Ancient Egypt
Mesajlar: 3.968
Standart

Termo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çok zevkli bir konu olacağa benziyor..
Öyle. Çünkü biz, burada Puin ve Luxenberg'in yapmadığı ya da onların gözünden kaçan çok önemli bir noktayı yakaladık!

Puin için Sana'a metnindeki çalışmalardan sonra Araplar'dan yüklüce bir para alıp köşesine çekildi, diyorlar. Önemli değil. Çünkü gerçeği arayanların böyle kişilere ihtiyacı yok!

Aslında şu anda üzerinde çalıştığımız konu, tam da Luxenberg'in kariyerini tavana zıplatacak kadar önemli bir konudur.
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 20-02-2011, 19:40
upuaut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Ancient Egypt
Mesajlar: 3.968
Standart 2/3 Kesrinin Kökeni Hakkında

1. Eski Yunan Dönemi'nde 2/3 Kesri

Danimarkalı bir dil bilgini ve tarihçi olan Johan Ludvig Heiberg, 1906'da, o zamana kadar birçok Eski Çağ matematikçilerinin, bu arada Öklit (Eukleides) ve Arşimet (Archimedes)'in eserlerinin metinlerini mükemmel bir şekilde yayımlamıştı, Kudüs'teki San Sepulchri manastırı kitaplığından getirilmiş bir papirüsü incelemek üzere İstanbul'a geldi. The New York Times gazetesi, 16 Temmuz 1907 tarihli baskısında Heiberg'in İstanbul'a gelişini “Büyük eser İstanbul'da bulundu (Big Literary Find in Constantinople)" başlığıyla okuyucularına duyurdu.

Bu papirüs bir "Palimpsest" idi, yani aslında üzerinde "Grekçe (Eski Yunanca)" bir ilk metin bulunurken, sonradan keşişler tarafından bu metin kazınmış ve üzerine bir ikinci metin geçirilmişti. Heiberg, kendisinden önce sadece "şekiller de içeren bir matematik metni" olduğu bilinen bu eski metni hemen hemen tamamen okumayı başardı. Bu metin Arşimet'in bilinen çeşitli çalışmalardan parçalarla birlikte, kaybolduğu sanılan "Metot" adlı ve son derece önemli eserini de kapsamaktaydı.

Heiberg, 1910-1915 yılları arasında bu kitaptaki Arşimet'in çalışmalarını tıpkı Sana'a Metni'ndeki gibi okuyarak şu kitapları yazdı:

Heiberg's Edition of Archimedes: Archimedis Opera Omnia:

1. Küre ve Silindir Hakkında (On the Sphere and the Cylinder, etc. Greek): VOL I,
2. Spriraller Hakkında (On Spiral Lines, Greek): VOL II,

3. Eutokios'un Yorumu (The Commentary of Eutocius, Greek): VOL III.

Şimdi burada Heiberg'in bu okumalarından 3. kitaptaki Eutokios tarafından yorumlanan Arşimet'e ait "Daire Çevresi Ölçmesi Hakkında (On The Measurement Of The Circle)" çalışmasındaki Eutokios'un hesaplarından "2/3 (üçte iki)" kesrinin nasıl yazılmış olduğunu inceleyeceğiz. Bunun için aşağıda Eutokios'un 2 farklı hesabında 2/3 kesrini (1/2)+(1/6) şeklinde 2 farklı yerde yazmış olduğunu göreceğiz ve inceleyeceğiz.

1) Eutokios, yukarıdaki 3. kitaptaki yani VOL III'teki sayfa 296-297, PDF sayfalandırmasında ise 396-397/632'de 2/3 kesrini aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi 2 farklı hesapta şöyle yazar:

Eutokios, Arşimet'in Pi hesabındaki büyük el hesapları alt alta yazarak hesaplar. Soldaki hesaplar Eutokios'a ait, sağdaki hesaplar ise bu hesapların modern rakamlarla nasıl yapılmış olduğunu gösteriyor. Her iki taraftaki renkli çizgilerle içine alınan sayılarda Eutokios'un 2/3 kesrinin nasıl yazmış olduğu görülüyor.

Yukarıdaki resimdeki pembe renkli çizgilerle içine alınmış sayıları büyütür ve biraraya getirirsek şu sonuç çıkar:


Eutokios (M.S. 480-540)'un, bu ilk hesapta, 2/3 kesrini Eski Mısırlılar gibi (1/2)+(1/6) şeklinde yazmış olduğu görülüyor. Burada 1/2 anlamına gelen "L" harfine benzeyen Grekçe sembol daha önceden Arşimet (M.Ö. 287-212) ve Diofant (M.S. 200 veya 214 - 284 veya 298) tarafından da kullanılmış idi!

İkinci olarak, yeşil renkli çizgilerle içine alınan sayıları biraraya getirirsek,


olduğunu görürüz. Burada Eutokios 2/3 kesrini yine (1/2)+(1/6) olarak yazıyor.

2) Eutokios'un VOL III'teki sayfa 298-299 (PDF sayfalandırmasında 398-399/632)'deki 2. hesapta 2/3 kesrini yine 2 farklı hesapta yazar:


Eutokios bu hesapta da renkli çizgilerle içine alınmış sayılarda yine 2/3 kesrini (1/2)+(1/6) olarak yazar.

Bu hesaptaki mavi renkli çizgilerle içine alınan sayılar,


ve kırmızı renkli çizgilerle içine alınan sayılar,


şeklindedir. Burada Eutokios'un bu son sayıyı günümüzdeki gibi 5/3 şeklinde yazmak yerine 1+(1/2)+(1/6) şeklinde yazmış olduğunu açıkça görüyoruz.

Not: Yukarıdaki hesaplar hakkında detaylı bilgi almak için The Works of Archimedes (English) [Google] kitabına bakınız. Eğer bu kitabın PDF sayfalandırmasına göre sayfa 74/521'deki "ARITHMETIC IN ARCHIMEDES" bölümündeki "Grek Sayı Sistemi (Greek numeral system)" konusuna bakarsanız, Eutokios'un burada yaptığı hesapları net bir şekilde anlayabilirsiniz. Ayrıca bu kitabın 77. sayfasında Eutokios'un bir hesabı örnek olarak verilmiştir. Ona da bakınız.

2. İslam Dönemi'nde 2/3 Kesri

M.S. 625'teki Uhud Savaşı bitiminde Ensarlar'dan şehit olan, ki bu savaşta tam 70 müslüman şehit olmuştu, Sad bin Rabi (r.a.)'nin şehit olması üzerine, geride eşi, 2 kızı ve bir kardeşi kalmıştı. Fakat kardeşi malın hepsinin üzerine konduktan sonra eşi İslam peygamberi Muhammed'e gelerek durumu kendisine anlattı. O da "Haydi bugün git! Umulur ki Allah yakında hükmünü verir" dedi. Kadın bir süre sonra yine peygamberin yanına geldi ve o da Nisa suresinin

“Eğer aynı şartlar altında kalan kız kardeşler iki veya daha fazla iseler farz hakları terekeden üçte ikidir...”

şeklinde başlayan 11. ayetini okudu.

Burada Muhammed'in 2/3 kesrini nasıl okumuş olduğunu eş-Şevkani tarafından verilen şu rivayette şöyle görüyoruz:

Abdullah b. Mes'ud, Peygamber'in, murisin kızı, oğul kızı ve kız kardeşiyle ilgili bir uygulamasından şu şekilde söz eder: "Resulullah (s.a.s.) ölenin kızı için yarım, oğul kızı için üçte ikiye tamamlamak için altıda bir ve geri kalanın kız kardeşe verilmesine hükmetti", (eş-Şevkâni, Neylü’l-Evtâr, Mısır, t.y, VI, 58).

Bu rivayetten de anlaşılacağı üzere Muhammed (571-632)'in 2/3 kesrini tıpkı Eutokios (M.S. 480-540) gibi, dolayısıyla Eski Mısırlılar gibi okuduğu açıktır. Çünkü Muhammed'in Eutokios'un ölümünden 85 yıl (540-625) yılları arası) sonra bu kesri başka bir şekilde okuması mümkün değildi. Tabii ki Tanrı ona 2/3 demediyse (!)

2.1. "Sulusa" Kelimesinin Eski Kuranlardaki Yazımı

O zaman bu durumda karşımıza şu soru çıkıyor: Nasıl oluyor da, Kuran'daki Nisa suresinin 11. ayetine

ثُلُثَا: Sulusa (Üçte iki)

kelimesi konulmuş oluyor?

Bu sorunun yanıtı için en eski Kuran örneklerine bakmamız gerekiyor.

Bu kelimenin Sana metnindeki yazımı için eski Kuranlarda yetkinliği tartışılmaz isim, Alman bilim adamı Dr. Gerd-R. Puin ya da Eski Sami dilleri uzmanı Christoph Luxenberg'e başvurmamıza gerek yok. Zaten onlardan böyle bir yardım isteniz de, onların size yardım etmesini beklemeyin.

Neyse, bu çok uzun bir hikaye. Fakat bu adamlara bağımlı olmadan araştırdığınız takdirde, bütün kapıların sonuna kadar size açılacağı da bir gerçektir. Ben yine de içimdekini dışarıya çıkartmaktan kendimi alamıyorum: "Lanet olsun, Luxenberg, ya da adın her neyse! Şimdi üzerinde durduğumuz bu konu senin kariyerin için bulunmaz bir fırsat!"

Bu yüzden ben de kendi çapımda bir araştırma yaptım ve internetten bu kelimenin bulunduğu Sana'a metnindeki sayfayı araştırdım. Bu sayfayı Sana'a metinlerinin bazı sayfalarının yayınlandığı sitede şöyle yayımlanmış olduğunu gördüm:

Codex Ṣanʿāʾ DAM 01-27.1

Folio Number
Qur'anic Surah (Scriptio Superior)
Qur'anic Surah (Scriptio Inferior)

Size of the Folio (cm.)

Image Publication

4:171 – 5:3
63:1 – 11; 62:1 – 11
36.3 x 28.0
Christie's 2008, recto

Bu sayfa Nisa suresinin sonuyla bir sonraki sure olan Maide suresinin başlangıcını gösteriyor. Dolayısıyla biz, 2/3 kesrine karşılık gelen "Sulusa" kelimesini Nisa suresindeki 11. ayette değil, son ayette yani 176. ayette görmüş oluyoruz.

Bu sayfadaki "Sulusa" kelimesi şöyle yazılmış:


Sana'a metnindeki "Sulusa" kelimesi (Christie's 2008, recto)

Burada "Sulusa" kelimesinin sonunda bulunan "Nun" harfi şimdiki Kuran'dan (Kahire Metni) farklı olarak bitişik yazılmış ve "Sin" harfinin üstündeki 3 nokta da üst üste 3 çizgi çekilerek gösterilmiş.

Puin, Sana'a Metni'nin, dolayısıyla bu metnin Emevi Halifesi I. Melik zamanından kalmış olduğunu söylüyor. Kendisi M.S. 705-715 yılları arasında hükümdarlık yapmıştır. Bilinen en eski Kuran olan "Sana'a Metni" peygamberin ölümünden yaklaşık 80 yıl sonra yazılmıştır. Bu durumda yukarıdaki "Sulusa" kelimesi de aynı tarihte yazılmış olmalıdır, değil mi? Fakat öyle değil! Çünkü bu kelimenin yazıldığı sayfanın altındaki metin silinmiş, sayfa ters çevrilerek üzerine bir ikinci metin geçirilmiştir. Şimdi yukarıda gördüğümüz "Sulusa" kelimesi bu ikinci metne aittir. Bu ikinci metnin ise ne zaman yazıldığı belli değil. Fakat sayfaların üst köşelerinde modern rakamlarla yazılan sayfa numaraları bize bu konuda bir fikir verir. Yani bu son metin Emevi Halifesi I. Melik zamanında da yazılmış olabilir, 16. yüzyılda da.

İkinci örneğimiz, Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ndeki "Şam Evrakı"ndan. Hicri 2. yüzyıla ait bu evraktaki 12995 envanter no'lu sayfadaki metin tıpkı yukarıdaki gibidir. Yani bu sayfada da Nisa suresinin sonundaki ve Maide suresinin başlangıcındaki ayetler vardır.

Ben bu sayfadaki "Sulusa" kelimesini yukarıdaki gibi büyüttüm ve şöyle bir görüntü çıktı ortaya:


Şam evrakindeki "Sulusa" kelimesi (Türk ve İslam Eserleri Müzesi Şam Evrakı 12995)

Burada da "Sulusa" kelimesi ufak-tefek farklarla yukarıdakine benzer şekilde yazılmış. Bu farklardan biri, "Sin" harfinin üzerine bir üçgen oluşturacak şekilde 3 nokta koyulmuş olmasıdır. Tıpkı şimdiki gibi!

Özetle, her iki metindeki "Sulusa" kelimesinin İslam'ın başlangıcından beri hep aynı şekilde yazılmış gibi görünüyor ama bu da doğru değil. Neden doğru olmadığını ya da olamayacağını Sana Palimpsesti’nde Okkalı Tokat Gibi Bulgular adlı yazı dizisine bakarak öğrenebilirsiniz. Ayrıca bu kelimenin anlamı kesinlikle İslami sitelerdeki gibi değil. Örneğin http://www.tevbe.org sitesindeki "Dini Sözlük"te bu kelime şöyle tanımlanır:

"SÜLÜSÂN:

Üçte iki. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda üçte iki hisse (pay).

Hissesi nısıf (yarım) olanlardan zevcden (kocadan) başka olan birden fazla olunca, sülüsânı alıp, aralarında eşit olarak pay ederler. (M. Mevkûfâtî)"

Oysa bu doğru değil. Yani bu tanım,

النِّصْفُ (Nifs: Yarı, 1/2) + السُّدُسُ (Sudusu: Altıda bir, 1/6) = ثُلُثَا (Sulusa: Üçte iki, 2/3)

eşitliğini açıklamaktan uzaktır. Burada "Sudusa" ve "Sulusa" kelimelerin aynı kökten yani "Se"den geldiklerini biliyoruz. Fakat "Sulusa"nın "Nifs" ve "Sudusa" kelimelerinden nasıl türetildiği belli değil! Ve fakat, Kuran'daki "Sulusa"ya karşılık gelen Tevrat'taki "Pişnim" kelimesinin kökeninin bu tartışmanın 2. tabındaki;

Yeni Bulgular, Bulgulara devam..., "Pişnim" Kelimesinin Kökeni Hakkında, UPUAUT, "Per-Met"in anlamı ya da kısaca, Büyük Piramit'in adı nedir?, 2/3'ün Evrimi: Tesniye'de "Pişnim iken Kuran'da "Sulusa" olmuş ama haberimiz yokmuş!

mesajlarından

Pişnim ==> Pim ==> Pm

olduğu hakkında bilgi sahibiyiz. Önemli değil çünkü Kuran'daki "Sulusa" kelimesinin anlamının yanlış anlaşılması 1400 yıldan beri ve Tevrat'taki "Pişnim" kelimesinin anlamının yanlış anlaşılması da 2800 yıldan beri yapılıyordu.

Elde ettiğimiz bulgulara göre, 2/3 anlamına gelen Kuran'daki "Sulusa" kelimesi gerçekte (1/2)+(1/6) ve Tevrat'taki "Pişnim" kelimesi de gerçekte "2 kat" anlamına gelir.

Evet, Yahudiler ve Araplar, "Pişnim" ve "Sulusa" kelimelerinin nasıl türediklerini anlayabilmeleri için, işe Atatürk'ün kendi elleriyle yazdığı "Geometri Kitabı"ndaki terimleri nasıl türetmiş olduğundan başlayabilirler.

Günümüzde büyük çoğunluğu aynen kullanılan bu terimlerden Atatürk'ün yaptığı hatalar şunlar idi: "Tümler Açı" yerine "Tümey Açı", "Bütünler Açı" yerine "Bütey Açı", "Küre" yerine "Yüre", "Daire" yerine "Dayire", "Orta Orantı" yerine "Ortakoran", "Çokgen" yerine "Poligon".

Atatürk bu tür hataların olacağını biliyordu, daha doğrusu Türkçe'nin zamanla gelişmesi nedeniyle bu terimlerin aynen bu şekilde kullanılamayacağını ve yerlerini yenilere terkedileceğini biliyordu. Yeter ki, Türkçe'de "İç-Ters Açılar" anlamına gelen ve Arapça'da

"zaviyetan-ı mütekabiletan-ı dahiletan"

şeklinde kullanılan saçma sapan, ipe sapa gelmez ve tekerlemeye dönüşmüş, okuyanı yoran bu tür kelimeleri barındıran bir dile geri dile dönülmesin idi!

Şimdi anladınız mı,

1. İsrail, Atatürk'ün attığı golü duyurdu! İşte o maç!
Not: Bu haber tarihsel olarak doğru değil bir kere. Dinciler tarafından Atatürk'ü kötülemek için üretilmiş bu asparagas haberde doğru olan tek şey varsa, Yahudiler'in Atatürk'e duydukları özlem olabilir. Başka bir şey değil. Zaten Yahudiler, birçok kereler "Bize bir Atatürk lazım" demişti!)
2. NEWSWEEK TEN İLGİNÇ YAZI: BİZE BİR ATATÜRK LAZIM
3. ONLARA ATATÜRK LAZIM DA BİZE LAZIM DEĞİL Mİ? - Şarköyün Sesi ...
4. Bize ikinci bir Atatürk lazım - TERCÜMAN : HER SABAH DÜNYA YENİDEN ...
5. "Mısır'da bir Atatürk'e ihtiyacımız var" - Mynet Haber
6. Doğa İçin Pedalla: Japonya - Atatürk'ten her ülkeye bir tane lazım..
7. Mısır'a Bir Atatürk Lazım, Turk North America

haberlerinde görüldüğü gibi, bunların neden Atatürk'e ihtiyaç duyduklarını?

Yalnızca bu kadar hata yapmakla yetinseler, gene de iyi. Çünkü Araplar Arşimet gibi kendi sayı sistemlerini kurarken, İbranice'den yararlanarak ve buradaki hatayı bilmeden 3 sayısı için "Sulusan" kelimesinin bozulmuş şeklinden "Selase" dediler (ki bunlar da "Se" kökünden gelirler).

Bkz. İbranice ve Arapça sayılar:

1) İbranice Yazılışı (Türkçe Okunuşu): Karşılık gelen kelime.

אחד (a-had): Bir.
שניים (şna-yim): İki.
שלושה (şa-loşa): Üç.
ארבעה (ar-ba'a): Dört.
חמישה (ha-mi
şa): Beş.
שישה (şişa): Altı.
שבעה (şeva'a): Yedi.
שמונה (şmona): Sekiz.
תשעה (tiş'a): Dokuz.
עשרה (asara): On.

2) Arapça Yaz
ılışı (Türkçe Okunuşu): Karşılık gelen kelime.

واحد (vahid): Bir.
اثنان (isnân):
İki.
ثلاثة (selâse): Üç.
اربعة (erbea): Dört
خمسة (hamse): Be
ş.
ستة (sitte): Altı.
سبعة (seb a): Yedi.
ثمانية (semâniye): Sekiz.
تسعة (tis a): Dokuz.
عشرة (a
şera): On

Arkadaşlar, nerden bakarsanız bakın; alfabeleri aynı kökten (ki her ikis alfabe de Sami dillerinden gelir) ve matematikleri aynı kökten (ki her İbraniler ve Araplar Yunan Matematiği yani Mısır Matematiği'ndeki bilgilere göre matematik yaparlardı) gelen bu Yahudiler ve Araplar birbirinden bağımsız olamadıkları gibi, icat ettikleri "Peygamberliği" de kendi aralarında paylaşmışlardır.

İşte binlerce yıldan beri Yahudiler ve Araplar'ın kendi öğretilerini kan ve gözyaşlarıyla tüm dünyaya dayattıktan sonra ortaya çıkan tablo:


Dünya nüfusunun belli başlı dinlere göre dağılımı:

1. Hıristiyanlık - 2.1 milyar.
2. Seküler/Dinsiz/Ateist - 1.4 milyar.
3. İslam - 1.2 milyar.
4. Hinduizm - 900 milyon.
5. Budizm - 708 milyon.
6. Çin geleneksel dini - 394 milyon.
7. Afrika geleneksel inançları -100 milyon.
8. Sihizm - 23 milyon.
9. Musevilik - 14 milyon.
10. Bahailik -12.5 milyon.
11. Mormonizm - 12 milyon.
12. Yehova'nın Şahitleri - 6.7 milyon.
13. Şinto - 4 milyon.
14. Zerdüştlük - 2.6 milyon.

Düşünün ki... Dünya nüfusu 6 milyarın üstünde... 1.214 milyarı Müslüman ve Yahudi... Geri kalanı...Yani 5 milyar insan başka dinlere sahip... Yani ne yaparlarsa yapsınlar, gene de tabloyu değiştiremediler!!!

Not: Arkadaşlar, aynı mesajı düzenlemek zorunda kaldım. Çünkü bir önceki mesajda verdiğim linkleri kopyaladığım için bu sitenin adresini alarak hatalı çalışıyordu. Örneğin, yukarıdaki kitapların adresleri bir önceki mesajımda şöyleydi:

1. Küre ve Silindir Hakkında (On the Sphere and the Cylinder, etc. Greek): VOL I,
2. Spriraller Hakkında (On Spiral Lines, Greek): VOL II,

3. Eutokios'un Yorumu (The Commentary of Eutocius, Greek): VOL III.

Tabii ki siz de, bu linklerin hatalı olmasından dolayı kaynaksız kaldığınız için, burada söylediklerimin doğru olup olmadığı konusunda bir şüpheye düşmüş olabilirsiniz.

Şimdi bu mesajımla bu ve diğer hataları giderdim.

Herkese iyi okumalar!

Konu upuaut tarafından (20-02-2011 Saat 19:54 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 22-02-2011, 03:23
upuaut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Ancient Egypt
Mesajlar: 3.968
Standart 2. Luxenberg Vakası: 2/3 kesri Kuran'a doğrudan yazılamamıştır!!!

Arkadaşlar, size bir önceki mesajımda 2/3 kesrinin kökeni hakkında bilgi verirken, sizi tam aydınlatacak bilgiyle donatamadım. Bunun nedeni ortada: Size "Kesirlerin Kronolojik Tarihi" vermem gerekirdi ki, bu da burada sayfalarca dolu yazı demektir.

Bu nedenle konuya bir yerden başlamam gerekiyordu. Peki nereden?

Bilirsiniz; M.S. 600'lü yıllarda Araplar, coğrafik konumları nedeniyle tamamen Yunan Matematiği'ne bağlıydılar. Bunun doğru olduğunu şu iki olayda açık bir şekilde görebilirsiniz:

1) İslam medeniyetinin en büyük isimlerinden biri olan İbn Haldun, İskenderiye Kütüphanesi'ni Hz. Ömer'in yıktırdığını söyler ve "Keldanilerin, Süryanilerin, Babillilerin, Kıptilerin ilimleri nerede? Bize sadece Yunanlıların ilmi kaldı!" diyerek teessüf eder.

2) Mısır Fethi sırasında komutan Amr bin Âs ise, eline geçen bazı Yunanca kitapları ne yapacağını Halife Ömer'e sormuş. O da “içinde işe yarar bir şey varsa sakla, değilse yak!” demiş.

Yani Araplar ne Babil Matematiği'ni, ne de Mısır Matematiği'ni biliyordu. Zaten bu iki süper gücün matematiği hakkında bilgi sahibi olmanız için, bol bol tablet ve papirüs okumanız ve tabii ki bunları okuyabilmeniz için de ölü dilleri (Akadça ve Eski Mısırca) bilmeniz gerekirdi.

Neyse, konuyu fazla uzatmayayım; Araplar'ın tam Güneş tutulmasındaki gölge konisinin içindekiler gibi tamamen Yunan matematiğinin içinde oldukları ve dışına çıkamadıkları açıktır. Yani Araplar, matematik (ki matematikten ziyade aritmetik) yaparken Yunan Matematiği'ni, dolayısıyla Mısır Matematiği'ni kullanıyorlardı!!!

Şimdi, madem ki Araplar Yunan Matematiği'ni kullanıyorlardı, bu durumda bizim "Chronology of ancient Greek mathematicians" sayfasına bakıp, buradaki bütün matematikçilerin kesirleri nasıl yazdıklarını ve hesap yaptıklarını bilmemiz gerekiyor, değil mi?

Oradaki matematikçilerin çalışmasına baktığınızda, Yunan Matematiği'nde genel olarak kesirlerin birçok değişik yazıldığını görürsünüz. Orada bir tek Diofant (Diophantus) çizgi dışında kalıyor. Yani bu matematikçi kesirlerin günümüzdeki gibi a/b şeklinde yazıldığını biliyor ve gerçekten de kesirleri böyle yazıyor. Örneğin o, 5/3 kesrini Yunanca harflerle olduğu gibi yazar. Fakat onun kitabı yaygınlaşmadığından sonraki matematikçiler kesirleri gene eski şekilde, birim kesirlerle, yazmaya devam etmişler.

İşte bunlardan sonuncusu ve aynı zamanda Eski Yunan Matematiği'nin son ışığı olan Eutokios (M.S. 480-540) (ki çalışmaları dışında hayatı hakkında pek az biligimiz vardır), Apollonius ve Archimedes'in çalışmaları hakkında;
  • A Commentary on the first four books of the Conics of Apollonius.
  • Commentaries on:
    • the Sphere and Cylinder of Archimedes.
    • the Quadrature of the Circle of Archimedes.
    • the Two Books on Equilibrium of Archimedes.
yorumlarını yaparken, kesirleri tıpkı Mısırlılar gibi yani birim kesirlerle birlikte yazar.

Ne ilginçtir ki Eutokios, bu çalışmaların hiçbirinde 2/3 kesrini yazmaz; o, bu kesri (1/2)+(1/6) şeklinde yazar.

Eutokios'un yorumlarında bir başka ilginç nokta da şudur: Günümüzde Arşimet'in ünlü çalışması "Küre ve Silindir/Kürenin Hacmi"ndeki kürenin hacminin içine oturduğu silindirin hacmine oranı olarak bilinen 2/3 kesri Arşimet tarafından verilmiş değildir. Eutokios, kendi yorumunda, bu oranı 1+(1/2) (=3/2) olarak verir. Tıpkı aşağıdaki elemanın yaptığı gibi.

Arşimet'in Mezarı. Tabii ki Arşimet'in mezarı bu çizimdeki gibi değildi. Fakat bizim matematikçiler, onun bu çalışmasını mezar taşına koyarak güzel bir hatırlatmada bulunmak istemişler. M.Ö. 75'te yani Arşimet'in ölümünden 137 yıl sonra Siraküza'ya gelen Romalı Konsül Çiçero, bölgeyi gezerken açık alana garip bir mezarla karşılaşmış ve Tarihçi ve aynı zamanda entellektüel biri olduğu için, Arşimet'in ünlü çalışması "Kürenin Hacmi"ni hatırlayarak, bu mezarın "Arşimet'in Mezarı" olduğunu anlamıştır. Çiçero'nun anlattığını göre, Arşimet'in mezarının üstünde bir sütun ve bu sütunun üzerinde bir küre varmış.

Arşimet'in mezarındaki taşa 3/2 oranını yazan kişi, doğrusunu yapmış. Çünkü hem Arşimet hem de Eutokios, bu oranı bu şekilde vermiştir. Bu ise, hacmi büyük olanın (silindirin) küçük olanınkine (küreninkine) oranını gösterir.

Gerçekten de bu oran Eutokios'un bir başka yorumunda daha karşımıza çıkar: Eutokios, Arşimet'in dönel bir paraboloid kesiminin ağırlık merkezi adlı çalışmasını yorumlarken, kaldıraç kollarını kullanarak, 3/2 oranını verir.

Şu halde burada şu soru karşımıza çıkar: Arşimet, dolayısıyla Eutokios, 3/2 oranının tersini yazamazlar mıydı?

Bal gibi de yazarlardı, ama şu şekilde yazarlardı: (1/2)+(1/6).

Fakat bu kesir de okumaya elverişli olmadığından bunun tersini yani 1+(1/2) (=3/2)'yi yazmak daha doğruydu ve onlar da bunu yaptılar zaten.

Şu halde bu kısa bilgilendirmeden sonra, Kuran'daki Nisa suresinin 11. ve 176. ayetlerinde geçen "2/3 (yazıyla, üçte iki)" oranının tek bir şekilde yazılması ve bunun da (1/2)+(1/6) olması gerektiği sonucu çıkar. Bir önceki mesajımda gördüğünüz gibi bu sayının Kuran'daki okunuşu da "Sulusa" imiş.

Müslümanların mazereti kalmadı!

Yukarıdaki bulgulara göre, Kuran'daki miras ayetleri olarak bilinen Nisa suresinin 11. ve 176. ayetlerinde geçen 2/3 kesrinin günümüzdeki gibi olmadığı yani (1/2)+(1/6) şeklinde olduğu ve bu toplama karşılık kelime olan "Sulusa"nın ne anlama geldiği bilinmemekle birlikte, Kuran'ın 1400 yıldır değişmediği iddiasının doğru olmadığını görüyoruz. Çünkü M.S. 625'te 2/3 kesri doğrudan yazılamıyor, dolayısıyla okunamıyordu. O tarihte bu kesir, tıpkı Eski Mısır'da olduğu gibi, (1/2)+(1/6) şeklinde yazılıyordu.

Burada ilginç olan şey şu ki; Eski Mısırlılar 1/2, 2/3 ve 3/4 kesirlerini özel sembollerle gösteriyorlar ve hesaplarında da bu kesirleri olduğu gibi yazıyorlardı. Bu konuda elimizdeki son kayıt, M.Ö. 3. yüzyılda Eski Mısır Kralları'nın bir listesini veren "Palermo Taşı"dır.

Bu taşta, Histoire de fractions, fractions d'histoire kitabının 28. sayfasındaki çizimlere göre, 1/2, 2/3 ve 3/4 kesirlerinin hiyerogliflerle nasıl yazılmış olduğu görülüyor. Bu kesirler Rhind Papirüsü, Moskova Papirüsü (ki bunlar Mısır Matematiği'nin başkaynaklarıdır), Kahun Papirüsü ve Reisner Papirüsü'ndeki hesaplarda olduğu gibi kullanıldı.

Daha sonra M.S. 3. yüzyılda yaşamış İskenderiyeli Diofant'ın "Arithmetica" adlı kitabında kesirler, genel olarak, a/b şeklinde yazılmış olmasına rağmen, Araplar, bu kitabı kendi dillerine 9. yüzyılda çevirdiler ama treni de kaçırmışlardı!

Peki Sümerliler ve Babililer ne yapmıştı?

İbn Haldun'un yukarıda "Keldanilerin, Süryanilerin, Babillilerin, Kıptilerin ilimleri nerede? Bize sadece Yunanlıların ilmi kaldı!" diyerek teessüf etmesi boşuna değil. Çünkü her iki medeniyet 60 tabanına geçtiklerinden beri, kesirleri konumlu olarak doğru yazıyorlardı. Örneğin, M.Ö. 2000'lerdeki tabletlerde bile,

1/2=30/60=0;30, 2/3=40/60=0;40, 3/4=45/60=0;45

şeklinde yazılıyordu!

Evet, mealcilerin aksine, 2/3 kesrinin Kuran'da doğrudan yazılamadığı açık hale gelmiştir. Yani Kuran'daki miras ayetlerinden Nisa suresinin 11. ayetinin meali,

“Eğer aynı şartlar altında kalan kız kardeşler iki veya daha fazla iseler farz hakları terekeden üçte ikidir...”

şeklinde geçerken, buradaki üçte ikiyi yani 2/3'ü (1/2)+(1/6) olarak alır;

“Eğer aynı şartlar altında kalan kız kardeşler iki veya daha fazla iseler farz hakları terekeden yarım ve altıda birdir...”

şeklinde çevirirsek, bu daha anlamlı olur.

Hatırlarsanız, Eski Sami Dilleri uzmanı Christoph Luxenberg (ki kendisi bizimle bu takma adı kullanmadan konuşmak istemedi!), benzer hataları "Inside the Koran" belgeselinde şöyle anlatmıştı:

Luxenberg: Arapça Kur’an’da Meryem İsa’yı doğurduktan sonra Cebrail’in ona, “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı” dediği buyurulur. Fakat (noktalama işaretleri farklı yerleştirilirse) “Üzülme, Rabbin doğumunu meşru kılmıştır” olur ki bu daha anlamlıdır.

Bakara suresi 259’da “Yiyeceğine ve içeceğine bak, bir de eşeğine bak” yerine “Şartlarına bak, içinde bulunduğun vaziyete bak” gelmiştir.

Luxenberg: Arapça Kur’an’da örtünme “Yakalarının üstüne salsınlar” ifadesiyle belirtilir. Aynı ayetin Süryani yorumunda “Kemerinizi kalçalarınızın etrafına koyun” gibi bir anlam ortaya çıkıyor. Bu kemer de özellikle keşişler tarafından kullanılan bir iffet, bekaret sembolü. Buradan bekaretin korunması gibi bir mana çıkabilir ki bu daha anlamlı.

Arapça'da, Dünya'nın sonu geldiğinde dünya bir adım öne çıkarken Süryani versiyonda Dünya ortadan ayrılıyor.

Luxenberg’in yorumlarında en büyük tepkiyi cennet yorumları çekiyor.

Her dürüst erkeğin yetmiş ikişer huriyle ödüllendirileceği belirtiliyor ancak bu durum Kur’an’daki yedi farklı ayette belirtilen “Her dürüst erkeğin karısıyla beraber sonsuz bir huzur bulacağı” yönündeki vaadle ters düşüyor. Luxenberg bu çelişkiyi çözdüğünü iddia ediyor.

Luxenberg: “Kur’an’da biz onlara iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir" deniyor. Ancak işaretlenmemiş metinde noktalamaları farklı koyarsanız ortaya çıkan mesaj şu oluyor: "Size kristal kadar berrak üzüm salkımları altında huzur bahşedeceğiz."

Konu upuaut tarafından (22-02-2011 Saat 03:35 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 22-02-2011, 03:59
Termo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Termo Termo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jan 2011
Bulunduğu yer: Greenland
Mesajlar: 632
Standart

Paylaşım için teşekkürler.

Bu yazılardan Kuran'ın değiştirilmiş olduğu sonucunu çıkarabiliyoruz. Bunun aksini savunan bir düşünce ve iddia var mı, elinizde? Onu da paylaşırsanız sevinirim, eğer ki bu yazılar kadar olmasa da kendince mantıklı ve dayanaklı.
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 22-02-2011, 04:09
upuaut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Ancient Egypt
Mesajlar: 3.968
Standart

Termo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Paylaşım için teşekkürler.

Bu yazılardan Kuran'ın değiştirilmiş olduğu sonucunu çıkarabiliyoruz. Bunun aksini savunan bir düşünce ve iddia var mı, elinizde? Onu da paylaşırsanız sevinirim, eğer ki bu yazılar kadar olmasa da kendince mantıklı ve dayanaklı.
Buradaki olay Luxenberg'in verdiği örneklerle aynıdır. Dolayısıyla bu olay hakkında elimizde kanıt olması mümkün değil. Ha, burada şunu sorabilirsin: Kanıt derken, 2/3 kesrinin Arapça yazılışıyla ilgili o döneme ait herhangi bir yazıt var mı?

Keşke olsaydı. Yani bu kanıtı bulmak, Kuran'ın İslam peygamberi zamanındaki yazımıyla eşdeğerdedir. Peki elimizde Kuran'ın orijinali var mı? Yok. Bu durumda elimizde 2/3 kesrinin o günkü yazılışına ait bir kanıt olmasını nasıl beklersin?

İşte bu durum açık olduğu için, ben de mesajımda o döneme Yunan matemağinden kesin bir yaklaşımda bulunarak, Araplar'ın o dönemde bu kesri nasıl yazmış olabileceklerini ispatlar derecesinde bir açıklamada bulundum.
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 22-02-2011, 04:16
Termo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Termo Termo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jan 2011
Bulunduğu yer: Greenland
Mesajlar: 632
Standart

upuaut´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Buradaki olay Luxenberg'in verdiği örneklerle aynıdır. Dolayısıyla bu olay hakkında elimizde kanıt olması mümkün değil. Ha, burada şunu sorabilirsin: Kanıt derken, 2/3 kesrinin Arapça yazılışıyla ilgili o döneme ait herhangi bir yazıt var mı?

Keşke olsaydı. Yani bu kanıtı bulmak, Kuran'ın İslam peygamberi zamanındaki yazımıyla eşdeğerdedir. Peki elimizde Kuran'ın orijinali var mı? Yok. Bu durumda elimizde 2/3 kesrinin o günkü yazılışına ait bir kanıt olmasını nasıl beklersin?

İşte bu durum açık olduğu için, ben de mesajımda o döneme Yunan matemağinden kesin bir yaklaşımda bulunarak, Araplar'ın o dönemde bu kesri nasıl yazmış olabileceklerini ispatlar derecesinde bir açıklamada bulundum.
Benim kastım da bir iddia, bu yazınıza muhalif olarak. Anlaşılan, "hayır o dönemde 2/3 olduğu gibi yazılıyordu, ve şu şu kaynaklara bakarsak.." diye bir iddia öne süren kimse yok. Eğer böyle bir iddiası olan varsa incelemek isterdim.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
ayet, babil, kuran, miras, oran

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:27 .