Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 11-11-2008, 20:27
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Ben kalıplaşmış, katılaşmış, önümüze getirilmiş, sonrada subaneke suresi gibi yut denilmiş hiç bir ilke veya kural tanımıyorum. Tanımak da istemiyorum. Ne üniversitelerde bilgi diye öğretilen şeylere bir güvenim var, ne de küresel papağanların moronlarına öttürdükleri tekerlemelere. Dünyada güvenilecek hiç birşey kalmadı saygıdeğer arkadaşım. Herşey sorgulanmaya değer ve sadece sen varsın. Sen kendi kendini kurtaracaksın. Tabiki bireycilik anlamında söylemiyorum.

Doğada aslında birçok şey, hemen hemen herşey birbirine benzer. Bilim ve teknoloji denen şeyde bu benzerliğin farkına varılabilinmesiyle ortaya çıkmıştır. Bunun adı işlevsel birlikteliktir. Sadece bazın şeylerin dozu farklıdır. Evrende herşeyi sarıp sarmalamıştır bu birlik. Tek hücre polülasyonlarıyla, bir hayvan veya insan popülasyonları büyük ölçüde birbirine benzerler. Bir atomun yapısı ile de bir gezegen sistemini, işlev(çalışma-etki-hareket) bakımından birbirlerine büyük ölçüde benzerler. Elektrik sistemlerinde var olan ve kullandığımız bir yaklaşım(V/R=I), bir ısı transferi denkleminde de (V=ısıl yoğunluk), (R=ısıl direnç), (I=ısı transferi) dönüşümleri yardımıyla ısı aktarımının hesaplanmasında kullanılabilir. Doğadaki bu işlevsel benzerlik(birlik) belki de sonsuz tanedir.

Kaç kere açıklamaya çalıştım: bu işlevsel birlik olmasaydı belkide insanoğlunun şu anki dil birikimi(kelimeler, fiiler, cümleler) de olmayacaktı: "düşmek" fiili mesela, bir atın yere düşmesiyle, bir kayanın dağdan aşağıya düşmesi arasındaki benzerlik olmasaydı "düşmek" diye bir fiil belki de hiç olmayacaktı. Aynı şekilde bunlarla kan şekerinin düşmesi, azalması arasında da benzer bir işlevsel birliktelik vardır ki, bu şeker konsantrasyonunun düşmesini anlatmak için "kan şekeri düştü" deriz. Yani her üçünde de bir değere göre arasındaki fark azalmıştır: bu ilk ikisinde uzunluk miktarı, üçüncüsünde konsantrasyon miktarıdır. Her olay, olgu ve varlık için evrende ve doğada ayrı bir kelime olsaydı, insanlar birbirleriyle anlaşabilir miydi? Anlaşamazdı, çünkü kelime sayısı o kadar fazla olurdu ki, insanlar buna yetişemezdi.

Bu birlik doğada her alanı kaplamıştır ve yapılması gereken bu benzerliği ortaya çıkarmaktır. Ve şimdiye kadar çok çok az bir kısmı anlaşılabilmiş olan bilimsel gerçeklik şimdiki durumunu bu birliğe-benzerliğe borçludur.

Kuralcı ve ilkeci anlayışa ben karşıyım. Bunun tuzağına düşmemeye çalışırım. Buraya kadar bahsettiklermin doğrultusunda da şunları söylemek isterim: doğadaki bu iç içe geçmişlikve üst üste binmişlik şu an için belki atomlar ve galaksiler sınırına dayanabilmiştir. Ama bundan 500 yıl önce ne atom ne de galaksi biliniyordu. Bundan 500 yıl sonra da atomun daha altına ve galaksinin daha üstüne çıkılamayacağını hiç kimse garanti edemez. İnsanlar galaksi hareketlerini tanımlamayı biliyorlarsa, kağıda döküp, kafalarında canlandırabiliyorlarsa, zaten o kafalarında canlandırdıkları şeyin işlevsel bir benzerini daha önce doğada görmüş ve algılamışlardır. Ve onun içindir ki şu anda galaksi hareketlerini gözleyip, uzayı kısmen anlayabiliyorlardır. Şimdi bunun üzerine kalkıp da, "aman efendim, insanlar zaten uzayı ve galaksileri tamı tamına bilmiyorlar ki." diye bir cevap da vermeyin. Herşey her yanıyla yüzde yüz bilinemez. İnsan eline aldığı bir plastik topu bile, yüzde yüz her yanıyla algılayamaz ve onu kontrol edemez.

Sezgi denen şey de aslında bu işlevsel birliğin farkına varmaktır. Ve aslında birçok şeyde sezgiler tarafından kavranılmış, bulunmuş ve ortaya çıkarılmıştır. Fakat insanoğlu algıladığı şeyleri bilinçüstünde tamı tamına anlayamaz, kurgulayamaz. Ama bedeni ona şu yola git, bu yola git, diye içinden seslenir. Ve gittiği yollarda karşılaştığı şeyler sayesinde, o sezgizlerini(yani yarım yamalak algılayıp anladığı şeyi) kafasında daha iyi canlandırmış ve bilincinde hissetmiştir. Bu gidilen yollar bir bilim adamı için belki deney ve gözlemdir, bir başka insan içinse hayat tecrübesidir. Aslında bunun bir zaman süreci içinde gözlenmesi(elekronik aygıtlar gibi anında değil), ruh ve beden denen iki ayrı kavramın birbirinden bağımsız olmaması, ruhun beden denen bir buz dağının ancak tepesi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tepenin dışında dağın, koca bir gövde ve yamacı vardır. O da vücuttur. Ve vücut denen sistemde herşey zihinsel olarak kontrol edilemez/çalışamaz. İçsel ve çevresel ortamlardan algılanan birçok bilgi bilinçdışında kalır. Bunun dışında insan, algıladığı birçok bilgiyi bilincinde hissedebilme yeteneğine sahip olup da, çevresel ve toplumsal etmenlerden dolayı bilinçaltına itmek zorunda kaldığı düzenekler de geliştirmiştir. Dolayısıyla bu ikisi(ruh ve beden) arasındaki iletişim süreci, yaşayarak ve tecrübe edilerek kurulabilmektedir. Makina ve elektronik sistemler gibi birbirlerini anında etki etkileyemezler ve değiştiremezler.

Ve ben bu ve diğer başka nedenlerden dolayı, insanlığın veya çevremin bana bilinçli veya bilinçsizce de olsa dayattığı bu katı kurallara takılıp kalmam, atomun daha altına inmeye ve galaksinin daha üstüne çıkmaya çalışırım. Kimse beni engelleyemez. Çıkar ve galaksimizin işlevsel açıdan bir DNA partikülü, bir hemoglabin molekülü, bir karbon tüpü veya bir polisakkarit molekülü olduğunu söylerim, söyleyebilirim. Söylemeliyim. Herkes bunu söyleyebilmeli bir kere. Söyleyememek ise bir saplantıdır/hastalıktır. Ha, şimdiki bilimin vardığı en alt ve en üst sınır bunlar olabilir. O beni veya bir başkasını ilgilendirmez. Nitekim, dünyanın öküzün boynuzunda olduğunun iddia edildiği bir dönemde, uyduruk boynuz teorisi dünyanın yuvarlak olduğunu savunanları ilgilendirmemişti veya bir saplantı oluşturmamıştı onlarda. Bugün de çıkılır ve dünyanın yuvarlak olmadığı söylenebilir. Herkes sana deli der, ama bir de bakarsın elde edilen yeni bilgilerle dünyanın yuvarlak olmadığı ortaya çıkıverir. Dolayısıyla, bu tür sınırcı, katı, kalıpçı bir anlayış gelişmeye hiç bir zaman açık olamaz ve yenilikçiliğe karşıdır. Fizik bilimi bile 10-15 yılda bir değişmekte, hiç bir şey evrende sabit kalmamaktadır.

Konu Serdar tarafından (12-11-2008 Saat 02:02 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 11-11-2008, 20:34
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Belirsizlik ilkesi makro boyutta ve mikro boyutta sınırlar çizer o nedenle belli bir aşamadan sonrasını tahmin edebiliriz şimdilik ve deneylerle uyuşuyorsa modelleyebiliriz. Bence şöyledir yaklaşımları bilimsel çalışma disiplinine uymaz yan etki olarak mistisizm e yol açar.
Sevgili Chaos,

Bence böyledir, bence şöyledir, demeyeceğiz de ne diyeceğiz? İnsanı "bence" yapan sezgileridir. İnsan ne yapmışsa sezgilerinden yola çıkmışta yapmıştır çoğu kez. İnsan birşey bulur, farkeder, ortaya atar. Fakat diğer insanlar onun bulduklarını kabule yanaşmazlar, onun önünde bir engel oluştururlar. Ya onu geri, eskiki konumuna geri çekmeye çalışırlar ya da bulgularıyla dalga geçerler. Ta ki, bulguları uygulama alanında kendine yer bulup, kendini kabule yanaşmaya zorlayıncaya dek.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 12-11-2008, 02:42
Ayejj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ayejj Ayejj isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Apr 2008
Mesajlar: 1.190
Standart

Harika görüntülerdi.Tekrar tekrar izledim.çok ufuk açıcı birşey.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 12-11-2008, 05:10
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart

Serdar sen neden bahsettiğin hakkında bir fikre sahip misin? Değilsin. Ağzına pelesenk ettiğin orgonomy terimmleri son derece özgün araştırmalar gerektiren bir disiplin. 7 sene düşündüm demekle olacak iş değil. Maalesef senin gibiler dünyada bol miktarda var ve ben bu bilimin bulgularını sunarken son derece dikkatli davranıyorum o nedenle. Kaldı ki orgonomy modern fiziğe karşı değil onun bir tamamlayıcısıdır.

Senin yaptığın ise bu bilimi kutsayıp tarihsel açıdan bazı trajik sonuçlarına en önemlisi Reich in ipe götürülme öyküsünü kullanarak sanki tüm bilim yanlışmış da sadece orgonomy varmış gibi bir hale bürünmektesin. Ve yine maalesef ki bu tutumun nedeniyle bu bilimm senin gibi düşünen sihirli değnek arayıcıları yüzünden şarlatanların suistimallerinden bir türlü kurtulamıyor ve karşı kutupdaki mekanist bilimin istediği gibi bir alternatif bilim,bir gizem ustalığı,mistik tasarım,ezoterik bilim gibi bir hale bürünüyor. Sen orgonomy nedir bilmiyorsun. Bu bilim için bir tehlikesin hatta aynı nedenle.

Orgonomy bilimi belkilerle çalışmamıştır hiç bugüne dek. Ne Reich in ne şu andaki uzmanları James Demeo veya Joachim Trettin gibi kişiler belki de budur diyerek konuşmazlar. Orgonomy nin kendini modern fiziğe kabul ettirme gibi bir gayesi de yoktur,çünkü zaten galaksi evrimi ile ilgili bulguları kendisini modern fizikten 23 yıl önce haklı çıkardığı için teoriktir. Dolayısıyla da onun varlığı modern fiziği yok etmeye çalışmaz. Bunun dışında biyolojideki 20. deney bugünün biyolojisi tarafından neredeyse bulgulanmak üzeredir yani cansızdan canlının oluşumu. Endosimbiyoz kuramı da orgonomy yi desteklemiş durumdadır.

Ancak orgonomy tek başına herşeyi açıklayabilecek diye bir iddiada bulunmaz. Bahsettiğin şeyler o bilimsel disiplinin temel dayanaklarıdır ve ölçülmüş,bulgulanmıştır. İşlevsel birlik,açılıp kapanma,spiral atımlı enerji dalgaları,orgon enerjisi, Yüklenme-gerilme-boşalma-gevşeme döngüsündeki biyolojik süreçler ve hücrelerin değişim geçirmelerinden kaynaklanan köreltici hastalıkların kökeni. Bunlar bir şekilde biyologlarca da tespit ediliyor ve orgonomy nin kabul görme olasılığını arttırıyor çok yakın gelecekte.

Ancak ne Reich ne de bugünkü takipçileri modern bilimi yok sayar. Eleştirileri vardır. Tıpkı bir kaos teorisyeninin determinist bilim dallarına olan eleştirileri gibi. Fakat olguların anlaşılması zaman alır. Bugün hala evrim teorisyenleri de rahat değildirler ve sen evrim teorisyenlerine moron deme ukalalığını sergilersen orgonomy hakkında konuşmakla gülünç duruma düşersin. Çünkü orgonomy nin temelleri Reich in de ifade ettiği gibi,modern fiziğe, kuantuma, Darwin teorisine, Freud a dayanır. Reich, politik nedenlerle işsiz kaldığı 5 yılını modern fizik okumalarıyla, kuarkları, kuantum kuramını, göreliliği, araştırmakla geçirmiştir. Bir doktordur uzun yıllar psikiyatri ile uğraşmıştır. Kanser araştırmaları yapmıştır. Bütün bunları kafadan atarak yapmış da değildir.

Ama sen bodoslama şekilde düşünmeden konuştuğun için bu çalışmalara zarar vermektesin. Hiç düşünmeden mesela Reich in kodeste iken yazmış olduğu söylenen muammalı bir kitap hakkında bilgi asıp foruma, kendince sonuçlar çıkartıyorsun.

Kendini yerkürenin bir numaralı bilim düşünürü zannediyorsan o senin psikolojik sorunun ve orgonomy perspektifinden bakarsak coşkusal veba ya yakalanmışsın bu şekilde uzman olsan dahi çalışmadan men edilirsin. LSD atıp rastgele Cloud buster kurasrak aynı bölgeyi ışınlayan ve bu yüzden çıkan fırtınada birçok insanın ölümüne neden olan ve buna rağmen bunu olumlu gelişme gibi düşünüp yine doğal dengeyi altüst edici keyfi araştırmalara girişen orgonomy şarlatanları gibi davranıyorsun. Neyseki çalışma imkanın ve araç gereç imkanın yok olsa sana Cloud buster teslim eden yandı dünyayı kurtaracam diye iklimin altını üstüne getirmeye kalkışırsın.

Böyle değil bu işler. Belkilerle olan bir şey değil. Bugün bilim herşeyi bilmiyor o zaman istediğimi söyleyebilirim oturduğum yerden oh ne ala. Rahiplerden farkın ne senin ileerici olduğunu falan mı zannetmektesin bu tutumunla. Ve hangi cüretle senin uydurduğun masalardan kuşku duyan insanları hasta olmakla niteleyebilirsin. Sen dindar birisin. O nedenle senin bu coşkusal vebalı tavırlarından ötürü hele de orgonomy nin terimleri ile konuşmanı şu andan itibaren yasaklıyor ve ciddiye alınılırlık oranını varolandan 10 kat aşağı çekiyorum. Ben kim miyim. Bahsetmiş olduğun konularda bilimsel disiplini açısından olgulara yaklaşan, arkadaşlarım vasıtasıyla bu işin uzmanlarından (Joachim Trettin) şahsen bilgiler almış ve bu konuya kendimi rahatlatacak mucizevi olanaklar ve felsefeler üretmek için değil, ciddiyetle bakan birisiyim. Elinde ölçme aletlerin yoksa bile, eğer orgonomy nin orgon fiziği konusunda bilgin yoksa bile, birtakım şamanist felsefeler üretir gibi bence doğa böyledir şeklinde konuşamayacağını da bilen birisiyim.

Orgonomy de tüm diğer pozitif bilimler gibi deneysel yöntemle ilerlemektedir. Çorba yapma ondan bir şeyler alıp, kendi şahsi hayallerini bilim ötesi bilim yutturmacaları biçiminde. Böyle bir şey yok. Hawking belki paralel evrenler vardır dediğinde bunu literatüre sokmadı sokamadı. Çünkü henüz kanıtı yok. Orgonomy nin atomlar konusundaki öngörüsü, dikkat et öngörü diyorum teori değil. Onların da enerji topaklanması olabileceği üzerinedir. Atonlar gezegenler ve yıldızlara benzemezler bu söz konusu değil bir defa. Yok böyle bir uyduruk söylem. Gezegenler iki boyutta dönerler yıldızların uzay-zaman çekim alanları içersinde aynı şeyi atomlara uygulayamazsın, elektronlara her yerde karşılaşılabilir. Doğadaki benzerlik ve işlevsel birlik öyle her olgu için genellenecek bir şey de değil. Dogmatik bir hale büründürdün iyice bu bilimi kendi dinini yaratmak peşindesin öznel açıdan özgürüm herkes özgür düşünmeli diye saçmalayarak. Düşünerek kafadan kurarak bilim mi olur hiç. Ona din denir.

Al bunu oku bak orgonomy bilimi nasıl çalışıyormuş gör. Öyle kafadan atma henüz ispatlanmamış,kaynağı verisi araştırması sonucu olmayan uyduruk hayaller peşinde koşma bilimi değil bu. Bilimle alakası yok söylediklerinin. Orgonomy ile de alakası yok dolayısıyla da saçma tezlerin için onun birtakım terimlerini kullanarak şarlatanlık yapıyorsun. Aşağıdaki link den madem pek meraklısın bu bilime nasıl çalışmışlar öğren de sonra bir şeyler söyle sallayıp durma kafandan.

http://www.geocities.com/rdurust

(proxy den girilebilir)
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 12-11-2008, 15:10
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Chaos ben seni anlayamıyorum. Benim orgonomiden bahsettiğimi de nerden çıkardın? Bunu da geç orgonominin, modern fiziğe karşı olduğunu söylediğimi de nerden çıkardın? Sen sadece daha önceki yaptığın gibi sadece saldırganlık gösterisi yapmakta, beni karalamakta, aşağılamakta, ve kendi inandığın şeyi sadece kendin sahiplenmeye çalışmasındasın.

Ben al, çık da yürü ve bilim hakkında saçma sapan önüne gelen sözler söyle mi dedim? Saçmalıyor, iftira atıyorsun. Ben dedim ki, insan birçok yeni şeyi, sezgileri sayesinde anlar, kavrar. Ve sezgileri konusunda gerçekten birşeyler hissediyorsa, insan bu yolda çalışmalı, savaşmalı dedim. Ve şu sözleri söyledim:

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sezgi denen şey de aslında bu işlevsel birliğin farkına varmaktır. Ve aslında birçok şeyde sezgiler tarafından kavranılmış, bulunmuş ve ortaya çıkarılmıştır. Fakat insanoğlu algıladığı şeyleri bilinçüstünde tamı tamına anlayamaz, kurgulayamaz. Ama bedeni ona şu yola git, bu yola git, diye içinden seslenir. Ve gittiği yollarda karşılaştığı şeyler sayesinde, o sezgizlerini(yani yarım yamalak algılayıp anladığı şeyi) kafasında daha iyi canlandırmış ve bilincinde hissetmiştir. Bu gidilen yollar bir bilim adamı için belki deney ve gözlemdir, bir başka insan içinse hayat tecrübesidir. Aslında bunun bir zaman süreci içinde gözlenmesi(elekronik aygıtlar gibi anında değil), ruh ve beden denen iki ayrı kavramın birbirinden bağımsız olmaması, ruhun beden denen bir buz dağının ancak tepesi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tepenin dışında dağın, koca bir gövde ve yamacı vardır. O da vücuttur. Ve vücut denen sistemde herşey zihinsel olarak kontrol edilemez/çalışamaz. İçsel ve çevresel ortamlardan algılanan birçok bilgi bilinçdışında kalır. Bunun dışında insan, algıladığı birçok bilgiyi bilincinde hissedebilme yeteneğine sahip olup da, çevresel ve toplumsal etmenlerden dolayı bilinçaltına itmek zorunda kaldığı düzenekler de geliştirmiştir. Dolayısıyla bu ikisi(ruh ve beden) arasındaki iletişim süreci, yaşayarak ve tecrübe edilerek kurulabilmektedir. Makina ve elektronik sistemler gibi birbirlerini anında etki etkileyemezler ve değiştiremezler.
"Bence" derken ben buarada sezgileri kastettim ve eğer gerçekten birşeyler hissediyorsan o uğurda diğer insanlara takılıp kalma, savaş dedim.

İkinci olarak herkes burada kendi düşüncülerini söylüyor. İnsanların kafasına zorla vurup al bunu kafana sok da demiyoruz. Beni, faşistlikle suçlamışsın.

Tüm bilim yanlışmış da orgonomi doğruymuş gibi, birşeyler söylediğimi söylemişsin. Sen resmen kafandan hikayeler uydurmuşsun. Seni ciddi ciddi yönetime şikayet edebilirim. Hakikaten yazını okuyunca sinirlendim. Şu anda yazdıklarına tamamen cevap verecek kadar zamanım yok. Onun için uygun zamanda benden cevabını alacaksın.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 12-11-2008, 17:41
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart

Kıvırma len. İşlevsel birlik, işlev bilmem ne bunlar sadece tek bir disiplinin ifade ettiği yeni bakış açılarıdır. Sen ordan burdan bir şeyler toplayıp çorba yapyorsun zaten onu diyorum. Ne dediğinin de farkında değilsin işimiz gücümüz yok senin saçmaladığın sözleri de koyacaz buraya bak işte bunu demişin diye gözüne sokacaz. Ama sen gene ikna olmayacak bu sefer konuyu başka yere çekmeye uğraşacaksın böylesin sen. Al.

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben kalıplaşmış, katılaşmış, önümüze getirilmiş, sonrada subaneke suresi gibi yut denilmiş hiç bir ilke veya kural tanımıyorum. Tanımak da istemiyorum. Ne üniversitelerde bilgi diye öğretilen şeylere bir güvenim var, ne de küresel papağanların moronlarına öttürdükleri tekerlemelere. Dünyada güvenilecek hiç birşey kalmadı saygıdeğer arkadaşım. Herşey sorgulanmaya değer ve sadece sen varsın. Sen kendi kendini kurtaracaksın. Tabiki bireycilik anlamında söylemiyorum.
Ne bu? Sana mı güvenecez sadece yeni din mi kurdun mürit mi arıyorsun. Üniversiteye güvenmeyecez,bilime güvenmeyecez,dünyada güvenilir hiç bir şey kalmadı, serdar var. Ne diyorsun? Kendini kurtaracaksın mış. Bunu da Reich in psikolojik süreçlerde insanın kurtarıcı aramasıyla ilgili yazdığı eleştirilerden devşirmişin senin bakış açın değil. Eklektik olduğu için hemen göze çarpıyor altındaki anlam ve disiplini bilmediğin için ayuet ezberler gibi spontan biçimde herkes kendini kurtarmalıdır diyorsun ne olduğu belli değil. Babam da diyordu öyle oğlum önce kendini kurtar diye ne ki bu şimdi,düşünce sistemi mi? Bi git yaa

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Doğada aslında birçok şey, hemen hemen herşey birbirine benzer. Bilim ve teknoloji denen şeyde bu benzerliğin farkına varılabilinmesiyle ortaya çıkmıştır. Bunun adı işlevsel birlikteliktir. Sadece bazın şeylerin dozu farklıdır. Evrende herşeyi sarıp sarmalamıştır bu birlik. Tek hücre polülasyonlarıyla, bir hayvan veya insan popülasyonları büyük ölçüde birbirine benzerler. Bir atomun yapısı ile de bir gezegen sistemini, işlev(çalışma-etki-hareket) bakımından birbirlerine büyük ölçüde benzerler. Elektrik sistemlerinde var olan ve kullandığımız bir yaklaşım(V/R=I), bir ısı transferi denkleminde de (V=ısıl yoğunluk), (R=ısıl direnç), (I=ısı transferi) dönüşümleri yardımıyla ısı aktarımının hesaplanmasında kullanılabilir. Doğadaki bu işlevsel benzerlik(birlik) belki de sonsuz tanedir.
Ee? Biliyoruz zaten bunu. Evrim teorisi de bunu diyor. Kaos teorisi de orgonomy de fizik de. Bunların nasıl olduğunu sen mi buldun? Hayır işlevsel birlik ne? Onu biliyoruz ortaya koyduğun yeni düşünce yeni icat ne burada. İşlevsel birliğe mi tapıyorsun nedir yani? Bunu put gibi habire dile getirirsen düşünmüş olmazsın bir terimi kullanıp mistik bir din yaratmaya kalkışmış olursun. Arkasına belkiler geldi mi iş bitti zaten. Belki atomlar da gezegendir belki herşey şöyledir falan. Belkiyle ya öyleyseyle ya varsayla iş mi olur? Kanıtlarını koyacaksın ortaya, adam gibi sunum yapacaksın sonra diyeceksin benim yorumumuma göre doğanın şöyle özellikleri olabilir. Oraya bir de formüller koymuşun. Bu formülleri bulanlar ha işlevsel birlik var o zaman dur hemen formül oluşturayım kafamdan vahiy geldi mi demiş de bulmuşlar? Boş felsefe yapıyorsun zaten bilinmen şeyler üzerinden laf ebeliğine soyunarak. Sonsuz tane galaksi sonsuz tane evren olabilir evet zaten bunları yadsıyan yok modern fizikte. Sen bilmediğin için onları kavramsal sınırlarda takılıp kalmışsın. Görülebilir fiziksel sınırlar,ölçülebilir geçmiş zman sınırı,belirsizlik,non-linneer yapılar,indeterminist çözümler var zaten. Ama fiziksel sınır göreceli. İçine girip yaklaştıkça dallanıyor budaklanıyor. Çünkü bulunduğun konum belli ve görelilik teorisi her bakımdan sınanmış evrensel bir yasa artık. Yani bizim evrene sınırlı dememiz teorik evrenin sınırlı olmasından değil bulunduğumuz konumun bir görsel fiziksel sınırı olmasından ötürü. Bunlar modern fiziğin lisans üstü konuları. Oturduk yerden toplama yazıp bilip bilmeden onu bunu papağan diye niteleyerek saçmalıyorsun. Adamlar boş durmuyorlar sen boş duruyorsun.

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kaç kere açıklamaya çalıştım: bu işlevsel birlik olmasaydı belkide insanoğlunun şu anki dil birikimi(kelimeler, fiiler, cümleler) de olmayacaktı: "düşmek" fiili mesela, bir atın yere düşmesiyle, bir kayanın dağdan aşağıya düşmesi arasındaki benzerlik olmasaydı "düşmek" diye bir fiil belki de hiç olmayacaktı. Aynı şekilde bunlarla kan şekerinin düşmesi, azalması arasında da benzer bir işlevsel birliktelik vardır ki, bu şeker konsantrasyonunun düşmesini anlatmak için "kan şekeri düştü" deriz. Yani her üçünde de bir değere göre arasındaki fark azalmıştır: bu ilk ikisinde uzunluk miktarı, üçüncüsünde konsantrasyon miktarıdır. Her olay, olgu ve varlık için evrende ve doğada ayrı bir kelime olsaydı, insanlar birbirleriyle anlaşabilir miydi? Anlaşamazdı, çünkü kelime sayısı o kadar fazla olurdu ki, insanlar buna yetişemezdi.
Sen mi açıkladın bunu? Bari kaynak falan verir insan. Bunlar da zaten açıklanmış önceden. Ancak yanılşdığın nokta şu. Sen tanrı arıyorsun sorun orada hem de amamen materyalist bir bilimin terimleriyle üstelik bu sözlerle de onu mistikleştirerek. Tek bir işlevsel birlik yok. Tek bir biçim yok. Bir etkileşim var. Ama bir ilk neden yok. Herşeyi tek bir şeyle açıklayamazsın bu hiç bir zaman olmayacak. Bir şey ile her şey açıklanmaz. Kelimeler farklıdır farklı olmasalar konuşulmaz. Tek kelimeyle konuşulmaz tek ses çıkarılmış olunur, makine sesi gibi. Müzikte 7 ana nota vardır ama müzik sınırsızdır. Doğada sonsuz olgu vardır ama biz onu modelleriz sınırlarız. Tekile indirgersek mistik denizlerde boğuluruz ama bunu yapmıyoruz sabitlemiyoruz. Her şeyi birbirine karıştırıp çorba etmişin senden başka kimse anlamaz o söylediklerinden çünkü kendi hayali tasarımını yapmaktasın. Ortada birşey yok geviş getiriyorsun. Dili oluştururken nesneleri hafızada tutmak için isimler verdik,hareketleri ve olayları da isimlendirdik de dil ortaya çıktı. Sesleri şekillendirdik ağzımızdan çıkan. Çünkü bir doğanın içinde yaşıyoruz. Bunun gizemli bir bilinmeyen nedeni yok. Tersten bakıyorsun herşeye. Sanki gizli bir yasa varmış da dilimizdeki kelimeleri o öyle yapmış gibi. Bu söylediğin herşey dilin sayesinde zaten, nereden uyduruyorsun bu saçmalamaları anlaşılır değil.

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kuralcı ve ilkeci anlayışa ben karşıyım. Bunun tuzağına düşmemeye çalışırım. Buraya kadar bahsettiklermin doğrultusunda da şunları söylemek isterim: doğadaki bu iç içe geçmişlikve üst üste binmişlik şu an için belki atomlar ve galaksiler sınırına dayanabilmiştir. Ama bundan 500 yıl önce ne atom ne de galaksi biliniyordu. Bundan 500 yıl sonra da atomun daha altına ve galaksinin daha üstüne çıkılamayacağını hiç kimse garanti edemez. İnsanlar galaksi hareketlerini tanımlamayı biliyorlarsa, kağıda döküp, kafalarında canlandırabiliyorlarsa, zaten o kafalarında canlandırdıkları şeyin işlevsel bir benzerini daha önce doğada görmüş ve algılamışlardır. Ve onun içindir ki şu anda galaksi hareketlerini gözleyip, uzayı kısmen anlayabiliyorlardır. Şimdi bunun üzerine kalkıp da, "aman efendim, insanlar zaten uzayı ve galaksileri tamı tamına bilmiyorlar ki." diye bir cevap da vermeyin. Herşey her yanıyla yüzde yüz bilinemez. İnsan eline aldığı bir plastik topu bile, yüzde yüz her yanıyla algılayamaz ve onu kontrol edemez.
Kozmik üst üste binme ilkesi. Seni uyanık bunu da ben buldum deme sakın. (Bknz: Wilhelm Reich : İnsanın Doğadaki Yeri- Bölüm İki- Acunsal üst üste binme)

Burdan ne sonuç çıkartıyorsun ki? Evet bilim ilerliyor zaten her biçimiyle? Yani senin katkın ne bütün bu bulgulara. Tanrı mı yumurtlatacaksın buradan nedir anlamadım çünkü söylediğin yorumladığın bir bilimsel yeni bakış açısı görünmüyor birbirine karıştırıp birilerini eksiklikle suçlayıp kendini ortaya koyuyorsun çok garip bir mantığın var neye uğraştığın anlaşılmıyor. Anlaşılıyor da pek tekin bir arzu değil o. Hem ilkeciliğe karşı güya,hem herşey bilinemez diyor, hem önceden atom bilinmiyordu diyor,hem de sanki yeni bir şey bulmuş da eleştiri yaparmış gibi bir haller. Ne diyorsun sonuç ne? Yok, öyle konuşuyor.

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sezgi denen şey de aslında bu işlevsel birliğin farkına varmaktır. Ve aslında birçok şeyde sezgiler tarafından kavranılmış, bulunmuş ve ortaya çıkarılmıştır. Fakat insanoğlu algıladığı şeyleri bilinçüstünde tamı tamına anlayamaz, kurgulayamaz. Ama bedeni ona şu yola git, bu yola git, diye içinden seslenir. Ve gittiği yollarda karşılaştığı şeyler sayesinde, o sezgizlerini(yani yarım yamalak algılayıp anladığı şeyi) kafasında daha iyi canlandırmış ve bilincinde hissetmiştir. Bu gidilen yollar bir bilim adamı için belki deney ve gözlemdir, bir başka insan içinse hayat tecrübesidir. Aslında bunun bir zaman süreci içinde gözlenmesi(elekronik aygıtlar gibi anında değil), ruh ve beden denen iki ayrı kavramın birbirinden bağımsız olmaması, ruhun beden denen bir buz dağının ancak tepesi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tepenin dışında dağın, koca bir gövde ve yamacı vardır. O da vücuttur. Ve vücut denen sistemde herşey zihinsel olarak kontrol edilemez/çalışamaz. İçsel ve çevresel ortamlardan algılanan birçok bilgi bilinçdışında kalır. Bunun dışında insan, algıladığı birçok bilgiyi bilincinde hissedebilme yeteneğine sahip olup da, çevresel ve toplumsal etmenlerden dolayı bilinçaltına itmek zorunda kaldığı düzenekler de geliştirmiştir. Dolayısıyla bu ikisi(ruh ve beden) arasındaki iletişim süreci, yaşayarak ve tecrübe edilerek kurulabilmektedir. Makina ve elektronik sistemler gibi birbirlerini anında etki etkileyemezler ve değiştiremezler.
Sezgi bunun farkındalığı da ne olmuş yani? Sen yeterince farkında mısın, yeterince seziyor musun bakalım? Ordan da bilinçaltına gidip bu sefer freudyen takılıyor. Bakalım nerelere gidecez daha. Freud un bilinçaltı dediği ile işlevsel birliğin algılandığını söyleyenlerin sezgi dediği şey birbirine uymaz. Bilinçaltı bastırılmış güdülerden doğar çünkü. Bilinçaltı zihnimizin bilmediğimiz kısmı ya da 6. his denilen kısmı değildir bastırılmış arzuların şekil değiştirmiş biçimidir ve dış çevreyle bağların bir kişilik zırhınca engellenmesinin sonucudur. Yani işlevsel birliğin farkındalığı dediğin sezgiler bilinçaltıondan algılanamazlar. Ruh ve bedeni de ayırmışsın bir güzel. Oh kolay gelsin. Şimdi bir de ruh ile uğraşacaz ilahiyata kavuşacaz nereden nereye özgür düşünüyor ya. Bu iş öyle birtakım varsayımsal cümlelerle geçiştirilebilir bir şey değil. Şu şöyle olur bu böyle olur ol dedim oldu. Ruh ve beden metabolik olaylar için gerekli enerji ve maddesel beden ise,zihin bu evrimsel ilişkilerin dolaysız bir sonucudur yine. Bunlar birbirlerini dışsal olarak etkilemezler tamamıyla iç içedirler ve işlevsel birlik oluştururlar. (Kavramları doğru yerde kullan) Ölü insanın ruhu yoktur denir çünkü duyumu yoktur, elektrik ölçer aletlerle elektriği de ölçülemez yoktur. Ama işlevsel birliktir beden dağılıp çözünüp doğaya karıştığı gibi enerjisi de karışır doğaya. Bunlar ayrı ayrı yerdeymişler de birbirini etkiliyormuşlar gibi modelleme. Öyle modellemeye kalkıştığın içinn zihin şunu yapamaz ama bilinçaltı var,belki ruh beden aysberginin zirvesidir diye fantastik mitolojik açıklamalar türetmektesin ciddi bir şeyden bahseder gibi.

Nasıl etkiledikleri biliniyor evet makine gibi değil. Bunun için en azından biraz kimya ve biyoloji bilmen gerekir kafadan atma olmaz o iş. Tabi sadece bu disiplinler yetmiyor ama sen oradan başla şimdilik. Öteki kısım çok gelir şu an.

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ve ben bu ve diğer başka nedenlerden dolayı, insanlığın veya çevremin bana bilinçli veya bilinçsizce de olsa dayattığı bu katı kurallara takılıp kalmam, atomun daha altına inmeye ve galaksinin daha üstüne çıkmaya çalışırım. Kimse beni engelleyemez. Çıkar ve galaksimizin işlevsel açıdan bir DNA partikülü, bir hemoglabin molekülü, bir karbon tüpü veya bir polisakkarit molekülü olduğunu söylerim, söyleyebilirim. Söylemeliyim. Herkes bunu söyleyebilmeli bir kere. Söyleyememek ise bir saplantıdır/hastalıktır. Ha, şimdiki bilimin vardığı en alt ve en üst sınır bunlar olabilir. O beni veya bir başkasını ilgilendirmez. Nitekim, dünyanın öküzün boynuzunda olduğunun iddia edildiği bir dönemde, uyduruk boynuz teorisi dünyanın yuvarlak olduğunu savunanları ilgilendirmemişti veya bir saplantı oluşturmamıştı onlarda. Bugün de çıkılır ve dünyanın yuvarlak olmadığı söylenebilir. Herkes sana deli der, ama bir de bakarsın elde edilen yeni bilgilerle dünyanın yuvarlak olmadığı ortaya çıkıverir. Dolayısıyla, bu tür sınırcı, katı, kalıpçı bir anlayış gelişmeye hiç bir zaman açık olamaz ve yenilikçiliğe karşıdır. Fizik bilimi bile 10-15 yılda bir değişmekte, hiç bir şey evrende sabit kalmamaktadır.
Ha ha ha. Çok komik yaa. İn bakalım atomun altına çık galaksinin dışına bekliyorum. Lafla yıldız gemisi de yaparsın sen o mantıkla. Ama ona bilimkurgu öyküsü denir ve o öyküler bile senden daha ciddi bilimsel ilkelere dayalıdırlar. Kimse serdarı engelleyemezmiş. İstediğini dermiş herkes demeliymiş. Neye göre? Serdarın keyfine göre özgür fakat tembel serdar, hiç bir şey öğrenmeden kafadan atarım işlevsel birliğe inanırım galaksiyi hemoglobine benzetir,atomun altında gezegensi partiküle iniş yapar özgür düşünürün diyen serdar. Yeni dininde sana başarılar dilerim bende elbette özgürsün her istediğini söyle nasıl olsa ciddiye alan yok çünkü kendi söylediklerinin kanıtını kendi öznel hayallerin sanmakta onu da işlevsel birliğin sezgisi diye adlandırıp saçmalamaktasın. Ama bilim adamlarının sezgisi onlar tembel kafa tembel vücut olmadığından gerçekleri kovaladığı için senin gibi ordan burdan toplanıp çorba edilmiş uyduruk söylemlerle yeni birşey söylemiş gibi davrananlar, her daim olacak ve gülünüp geçilecektir. Deli ya da çılgın deha değilsin sen öyle mi sanıyorsun yoksa? Ha ha ha sadece kendine saplantılısın o yüzden doğa hakkında konuşurken gülünç sonuçlar üretiyorsun.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 12-11-2008, 17:42
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Chaos ben seni anlayamıyorum. Benim orgonomiden bahsettiğimi de nerden çıkardın? Bunu da geç orgonominin, modern fiziğe karşı olduğunu söylediğimi de nerden çıkardın? Sen sadece daha önceki yaptığın gibi sadece saldırganlık gösterisi yapmakta, beni karalamakta, aşağılamakta, ve kendi inandığın şeyi sadece kendin sahiplenmeye çalışmasındasın.

Ben al, çık da yürü ve bilim hakkında saçma sapan önüne gelen sözler söyle mi dedim? Saçmalıyor, iftira atıyorsun. Ben dedim ki, insan birçok yeni şeyi, sezgileri sayesinde anlar, kavrar. Ve sezgileri konusunda gerçekten birşeyler hissediyorsa, insan bu yolda çalışmalı, savaşmalı dedim. Ve şu sözleri söyledim:
Yukarıda da gösterdiğim gibi söylemlerinde merkezi olarak o disiplinin terimlerini kullanıyorsun ki eğer ondan bahsetmiyorsan iki defa şarlatansın suistimal ettiğin için. İşlevsel birlik diyerek tüm bilimi üniversiteleri güvenilmez bulmakta ve karalamaktasın bu da diğer soruna cevap olur sanırım.

Saldırmıyorum saklamaya ya da gözlerden uzak tutmaya çalıştığın hileni açığa çıkartıyorum. Sen ise savunma kompleksine girerek benim sana saldırdığım sanrısına kapılıyorsun. Özgürlük mü istiyorsun? Bilimi kafasına göre bilip bilmeden yorumlayanlara özgürlük hakkı vermiyorum. Onları yalancılıkla suçlama hakkımı bilimin hakkıyla savunuyorum. Özgürlük sana tecavüz hakkı tanımıyor kusura bakma. Sezgiler oturduk yerde oluşmazlar. Araştırmadan uğraşmadan salt sezgiyle hiç bir şey bulunamaz. Doğa ile ilişkiye girmeden zihni tasarımlarının öznel idealist yorumlamalarını sezgi diye yutturma. Çünküsezgi göreceli bir muğlak kavramdır kişinin sezgilerinn güvenilir olup olmadığı da ortaya koyabildiği kanıtlarla ölçülebilir. Ben sezgilerime güveniyorum demek sezgilerinin sezgi olduğuna ve doğru olduğuna delalet etmez. Yok öyle ben ben ben. Bencilliği ve öznel idealizmi sezgicilik gibi anlatıyorsun. Varsa bir bildiğin araştır uğraş sonuçlarını kanıtlarla sun. Havadan konuşma sezdim ben diye diye. Onu rahipler de yapıyordu yüzyıllarca.

Serdar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"Bence" derken ben buarada sezgileri kastettim ve eğer gerçekten birşeyler hissediyorsan o uğurda diğer insanlara takılıp kalma, savaş dedim.

İkinci olarak herkes burada kendi düşüncülerini söylüyor. İnsanların kafasına zorla vurup al bunu kafana sok da demiyoruz. Beni, faşistlikle suçlamışsın.

Tüm bilim yanlışmış da orgonomi doğruymuş gibi, birşeyler söylediğimi söylemişsin. Sen resmen kafandan hikayeler uydurmuşsun. Seni ciddi ciddi yönetime şikayet edebilirim. Hakikaten yazını okuyunca sinirlendim. Şu anda yazdıklarına tamamen cevap verecek kadar zamanım yok. Onun için uygun zamanda benden cevabını alacaksın.
Kim takılıp kalıyor? Uğraş veren insanların birilerine takılıp kaldıkları yok. Ama bu demek değil ki herşeyi kıçımdan uydurabilirim, özgürüm hiç bir düşünceye bağlı kalmamalıyım. Faşistlikle değil, kendi öznelliğini ön plana koyuyorsun sürekli. Sen bahsettiğin terimlerin nereden geldiğini bile umursamıyorsun, onları kullanıyorsun.

Sen herşeyi kendi öznelliğin için kullanıyorsun ve hepsini itham edip salt kendini haklı çıkarmak için özgürlük ve sezgiye yaslanıyorsun. Bütün bu özgürlük düşüncen de bundan ibaret. Dolayısıyla bunların senin saçma hayallerin olduğunu ve ciddiye alınır yanı olmadığını merkeze almış olduğun düşünce sistemleri dahilindeki nesnel kanıtlarla göstereni de yönetime şikayet etmekle tehdit edip özgürlük anlayışının salt bir kendi egonu besleme mekanizması olduğunu da gözler önüne seriyorsun. Sinirlenmen doğal bunları seni memnun etmek için yazmadım zaten, işine gelmeyecekler sinirleneceksin. Sinirlen. Umurumda değil sinirlenip sinirlenmemen çünkü bu tür uydurma şarlatanlıkları H.Y. nin yaptıklarından daha az tehlikeli bulmuyorum. Seni ciddiye almıyorum bu tutumundan ötürü ve o nedenle ne cevap vereceğin de pek umurumda değil. Bir şeyi sahiplenmiyorum sadece bilimsel disiplinleri ciddiye alıyorum işine gelir ya da gelmez. Anladın mı? Anlamadın tabi çünkü kendini o kadar merkeze almış durumdasın ki kim ne dese zıplıyor, iddialarda bulunuyor,konuları içeriğinden saptırıp kendi merkezine çekiyor ve hiç susmuyorsun. Bunu ilk defa defa yapmıyorsun. Son defa da olmayacağını biliyorum bu senin huyun. Çok mu kızdın? Olabilir ama ergeç bunun farkına varacak ya da vardırılacaksın hayat çünkü salt senin zihninin erafında örülmüyor. İşlevsel birliğe sen de katılmak zorundasın ben özgür düşünürüm, istediğimi yazarım bana birşey diyeni de yönetime şikayet ederim demekle olmuyor bu işler. Yaa böyle işte, seni uyanık
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 13-11-2008, 00:52
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Serdar sen neden bahsettiğin hakkında bir fikre sahip misin? Değilsin. Ağzına pelesenk ettiğin orgonomy terimmleri son derece özgün araştırmalar gerektiren bir disiplin. 7 sene düşündüm demekle olacak iş değil. Maalesef senin gibiler dünyada bol miktarda var ve ben bu bilimin bulgularını sunarken son derece dikkatli davranıyorum o nedenle. Kaldı ki orgonomy modern fiziğe karşı değil onun bir tamamlayıcısıdır.
Chaos, seninle daha önce insanca ilişkiler kurmaya ve insanca tartışmaya çalıştım. Fakat, sen buna yanaşmadın. Sen bilimsel disiplinlere olan aşırı saplantın yüzünden, insanlar arasındaki insanca ilişkilerin disiplinini göz ardı ettin. Şu yaptığımız tartışma insanca ilişkiler içerisinde de yapılabilir. Ama sen buna yanaşmıyorsun nedense. Bu sitedeki var olan senin diğer mesajlarında da, insanca ilişkilerin izlerine pek rastlanmıyor nedense. Neden böyle bu? Hiç bunu kendine sordun mu? Neden daima birilerini aşağılıyor, kötülüyor veya yerden yere vurmaya kalkıyorsun? Hiç birileriyle iyi ilişkilerini gösteren mesajlarına rastlayamadım. Yoksa bu siteye saldırganlık güdülerini doyurmaya mı geliyorsun? Sen beni başkalarıyla birlikte milyonlarca insanla aynı kategoriye ve kendini de daha başka bir kategoriye koyuyor ve ondan sonra da benim coşkusal veba olduğumu söylüyorsun. Buraya kadar olan ve bundan sonra yazacaklarımı da göz önünde bulundurursak, coşkusal vebanın gerçekten kim olduğu sorusu aydınlığa kavuşur sanırım.

Benim gibilerin bu bu dünyada bol miktarda olduğunu söylemişsin. O zaman senin gibiler çok nadir, eşi bulunmaz bir şekilde bulunuyorlar bu dünyada, öyle değil mi sayın Chaos? Sen eşi bulunmaz bir pırlantasın. Allah aşkına böyle yazarak hangi güdülerini doyuruyorsun?

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Senin yaptığın ise bu bilimi kutsayıp tarihsel açıdan bazı trajik sonuçlarına en önemlisi Reich in ipe götürülme öyküsünü kullanarak sanki tüm bilim yanlışmış da sadece orgonomy varmış gibi bir hale bürünmektesin. Ve yine maalesef ki bu tutumun nedeniyle bu bilimm senin gibi düşünen sihirli değnek arayıcıları yüzünden şarlatanların suistimallerinden bir türlü kurtulamıyor ve karşı kutupdaki mekanist bilimin istediği gibi bir alternatif bilim,bir gizem ustalığı,mistik tasarım,ezoterik bilim gibi bir hale bürünüyor. Sen orgonomy nedir bilmiyorsun. Bu bilim için bir tehlikesin hatta aynı nedenle.
İkinci olarak sayın Choas, modern fizik ve orgonomi diye iki ayrı kategori tanımlayıp, benim sadece orgonomi doğrudur dediğim de hangi akla hizmet? Nerde okudun bunu? Ben böyle bir ayrım yapmış mıyım? Dur ben tahmin edeyim: Orgonomi senin kafanda hastalıklı biçimde yer edindiği için "işlevsel birliktelik" sözünü duyunca, hemen atladın tabii, seni çakal. Sonra da hemen bütün konuyu orgonomi başlığında toplayıverdin. Eleştirdiğim üniversite ve genel dünya eğitim sistemini de benim "bilime hiç mi hiç inanmadığım" yönüne çevirivermişsin. Sen ne akıllı adamsın!

Sihirli değnek arayıcılığı ha? Bana bu düşünceye hangi yazımdan ve hangi cümlemden dolayı ulaştığını söyleyecek misin? Yoksa konuyu saptırarak, karaçalmaya devam mı edeceksin? "Mistik bilim", "misitk tasarım" "ezoterizm" falan bunlar da nedir ey hükela? Bunlara da nerden ulaştığını bilemiyorum. Saçma sapan çarpıtmalar yapmışsın işte! Dürüst olalım: doğanın işlevsel birliğini temel alarak, makro ve mikro kavramların benzerliğinden dolayı yaptığım benzetmeler, senin pek de hoşuna gitti. Şöyle düşündün belki de: "hemoglabin mi, galaksi mi?, Hah hah hah da hay, çıldırmış bu!" Bunlar yazıyı okuyanların anlamaları için kabaca verdiğim örmeklerdi Chaos. Ama bu senin için tabii ki, geri çevirilemeyecek bir karaçalma fırsatıydı. Bunu da bile bile yazdım. Ağzının suyu aktı tabii görünce, senin çakal olduğunu biliyordum çünkü.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Orgonomy bilimi belkilerle çalışmamıştır hiç bugüne dek. Ne Reich in ne şu andaki uzmanları James Demeo veya Joachim Trettin gibi kişiler belki de budur diyerek konuşmazlar. Orgonomy nin kendini modern fiziğe kabul ettirme gibi bir gayesi de yoktur,çünkü zaten galaksi evrimi ile ilgili bulguları kendisini modern fizikten 23 yıl önce haklı çıkardığı için teoriktir. Dolayısıyla da onun varlığı modern fiziği yok etmeye çalışmaz. Bunun dışında biyolojideki 20. deney bugünün biyolojisi tarafından neredeyse bulgulanmak üzeredir yani cansızdan canlının oluşumu. Endosimbiyoz kuramı da orgonomy yi desteklemiş durumdadır.

Ancak orgonomy tek başına herşeyi açıklayabilecek diye bir iddiada bulunmaz. Bahsettiğin şeyler o bilimsel disiplinin temel dayanaklarıdır ve ölçülmüş,bulgulanmıştır. İşlevsel birlik,açılıp kapanma,spiral atımlı enerji dalgaları,orgon enerjisi, Yüklenme-gerilme-boşalma-gevşeme döngüsündeki biyolojik süreçler ve hücrelerin değişim geçirmelerinden kaynaklanan köreltici hastalıkların kökeni. Bunlar bir şekilde biyologlarca da tespit ediliyor ve orgonomy nin kabul görme olasılığını arttırıyor çok yakın gelecekte.
Ben senin anlayacağın anlamda belkilerden bahsetmedim Sayın Chaos. Belki derken algılarımız dışında kalan olasılıklardan bahsetmişmdir. Fakat hangi "belki"lerimden bahsettiğini bilmiyorum. Belki de "bence"dir o: ve bence derken de sezgilerden bahsettim: onu da daha ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalıştım. İkinci olarak yaptığın bir sinsilik ise şudur: benim bahsettiklerim, bilimsel bir çalışmaya soyunurken, ilk olarak hangi yolu seçeceğine karar verirken kullanacaksın sezgilerini demek istediğimdir. Sezgiler ise daha önceden olan bilgi, tecrübe ve bilinçaltı ve bilinçdışı duyuların bir toplamından gelir. Girdiğin yolda giriştiğin deneyler ve yaptığın gözlemler senin sezgi ve birikimlerini doğrulamıyorsa, bu senin bir yerde hata yaptığını ve yanlış yola girdiğini elbet gösterecektir. O zaman ki, birşeyleri değiştireceksin. Bilinçaltı bastırılmış bir güdülerden oluşmuştur ve kas zırhı ile birlikte işlev görür. Bu doğrudur, ama bunun benim söylediklerimle alakası ne ki? Bu benim söylediklerimi ne doğruluyor, ne de çürütüyor? Dolayısıyla sırf karşı çıkmış olmak için karşı çıktığın bir kez daha ortaya çıkıyor. Ben orgonomi bilimi belkilerle uğraşır diye de birşey demedim.

Ayrıca bu sana şunu da söyliyim. Genetik bilimi bugün eski itibarını da yitirmek üzeredir. Özellikle İnsan Genom projesinin gerçekleştirilmesinden sonra gerçekleştirilen birçok deney, bazı temel 50 yıllık varsayımları yerinden etmeye başlamıştır.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ancak ne Reich ne de bugünkü takipçileri modern bilimi yok sayar. Eleştirileri vardır. Tıpkı bir kaos teorisyeninin determinist bilim dallarına olan eleştirileri gibi. Fakat olguların anlaşılması zaman alır. Bugün hala evrim teorisyenleri de rahat değildirler ve sen evrim teorisyenlerine moron deme ukalalığını sergilersen orgonomy hakkında konuşmakla gülünç duruma düşersin. Çünkü orgonomy nin temelleri Reich in de ifade ettiği gibi,modern fiziğe, kuantuma, Darwin teorisine, Freud a dayanır. Reich, politik nedenlerle işsiz kaldığı 5 yılını modern fizik okumalarıyla, kuarkları, kuantum kuramını, göreliliği, araştırmakla geçirmiştir. Bir doktordur uzun yıllar psikiyatri ile uğraşmıştır. Kanser araştırmaları yapmıştır. Bütün bunları kafadan atarak yapmış da değildir.
Chaos sen ne dediğini bilmiyorsun. Evrim teorisyenlerine moron demek mi? İftira atıyor, yalan söylüyor ve kara çalmaya devam ediyorsun? Bana kime moron dediğimi gösterecek misin, yoksa ayrıntıya girmeden yüzeysel saptırmalar ve karaçalmalara devam mı edeceksin?


Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ama sen bodoslama şekilde düşünmeden konuştuğun için bu çalışmalara zarar vermektesin. Hiç düşünmeden mesela Reich in kodeste iken yazmış olduğu söylenen muammalı bir kitap hakkında bilgi asıp foruma, kendince sonuçlar çıkartıyorsun.
Ben o yazıda yanlış bir sonuç çıkartılacak birşey göremiyorum.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kendini yerkürenin bir numaralı bilim düşünürü zannediyorsan o senin psikolojik sorunun ve orgonomy perspektifinden bakarsak coşkusal veba ya yakalanmışsın bu şekilde uzman olsan dahi çalışmadan men edilirsin. LSD atıp rastgele Cloud buster kurasrak aynı bölgeyi ışınlayan ve bu yüzden çıkan fırtınada birçok insanın ölümüne neden olan ve buna rağmen bunu olumlu gelişme gibi düşünüp yine doğal dengeyi altüst edici keyfi araştırmalara girişen orgonomy şarlatanları gibi davranıyorsun. Neyseki çalışma imkanın ve araç gereç imkanın yok olsa sana Cloud buster teslim eden yandı dünyayı kurtaracam diye iklimin altını üstüne getirmeye kalkışırsın.
Şimdi burada beni iyi dinle: kendini dünyayın bir numaralı düşünürü ve insanı sayan sensin ben değilim. Beni milyonlarca insanlarla bir kategoriye, kendini de başka bir kategoriye koyduğun için, ve de beni coşkusal vebayla suçladığın için gerçek ruhsal hasta burada sensin. Kimseyle adam gibi olan bir yazışmanı görmedim şimdiye dek. Bu nedir ya, sen neysen bahsediyorsun? Sen hayal kurmaya devam et, eeee, ben ne yapmışım, elime almışım cloudbsuteri, orda burda kasırgalar yaratıyorum, başka? Bir de elime devasal elektrikli bir alet ver, yeryüzünde depremler yaratayım, dünyanın sonunu getireyim, eee başka? Sen güzel bilimkurgu romanları yazıyorsun. Kendini Frank Herbert falan mı sandın, hıyar turşusu? Asıl kendini yukarılarda gören sen olmayasın? Belki de şu anda yakında göreceksin beni diyorsundur içinden

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Böyle değil bu işler. Belkilerle olan bir şey değil. Bugün bilim herşeyi bilmiyor o zaman istediğimi söyleyebilirim oturduğum yerden oh ne ala. Rahiplerden farkın ne senin ileerici olduğunu falan mı zannetmektesin bu tutumunla. Ve hangi cüretle senin uydurduğun masalardan kuşku duyan insanları hasta olmakla niteleyebilirsin. Sen dindar birisin. O nedenle senin bu coşkusal vebalı tavırlarından ötürü hele de orgonomy nin terimleri ile konuşmanı şu andan itibaren yasaklıyor ve ciddiye alınılırlık oranını varolandan 10 kat aşağı çekiyorum. Ben kim miyim. Bahsetmiş olduğun konularda bilimsel disiplini açısından olgulara yaklaşan, arkadaşlarım vasıtasıyla bu işin uzmanlarından (Joachim Trettin) şahsen bilgiler almış ve bu konuya kendimi rahatlatacak mucizevi olanaklar ve felsefeler üretmek için değil, ciddiyetle bakan birisiyim. Elinde ölçme aletlerin yoksa bile, eğer orgonomy nin orgon fiziği konusunda bilgin yoksa bile, birtakım şamanist felsefeler üretir gibi bence doğa böyledir şeklinde konuşamayacağını da bilen birisiyim.
Bu "belki"ler saplantını daha önce anlattım. "İstediğimi söyleyebirim" cümlemi de beyninlen anlamadığını tahmin ediyordum. "Düşündüklerimi söyleyebilirim" ve "İnandığım, hissettiğim ve sezdiğim yola girişebilirim, girişmeliyim." şeklinde yazının bütünlüğünden ve cümlelerin dizilmesinden anlaşılabilcek bir anlatım şeklini, senin çakalca niyetlerin doğrultusunda kullanılmasını engelleyemezdik tabii ki. Kendini allah ve ilerici gibi üstün gören, gene sensin: bu dediğimi, bütün yazdıklarım ve "ciddiye alınılırlık oranını varolandan 10 kat aşağı çekiyorum" şeklindeki cümlen kanıtlamaktadır. Aman dikkat! Ardı ardına olan cümlelerinde bile saçmalakta, çelişkiye dümektesin. "Şamanizm" de ne alaka?

Bak bak bak, "senin şusun busun , ama ben şöyleyim böyleyim, ama gene de böyleyim." demişsin. Övünmüş, övünmüş, sonra kabak gibi sırıtmamak için " ama ben sihirli değnekçi değilim ve biraz da ciddiyim" demişsin. Kendi acınası halini istemeyerek de olsa ortaya vuruyorsun böylece.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Orgonomy de tüm diğer pozitif bilimler gibi deneysel yöntemle ilerlemektedir. Çorba yapma ondan bir şeyler alıp, kendi şahsi hayallerini bilim ötesi bilim yutturmacaları biçiminde. Böyle bir şey yok. Hawking belki paralel evrenler vardır dediğinde bunu literatüre sokmadı sokamadı. Çünkü henüz kanıtı yok. Orgonomy nin atomlar konusundaki öngörüsü, dikkat et öngörü diyorum teori değil. Onların da enerji topaklanması olabileceği üzerinedir. Atonlar gezegenler ve yıldızlara benzemezler bu söz konusu değil bir defa. Yok böyle bir uyduruk söylem. Gezegenler iki boyutta dönerler yıldızların uzay-zaman çekim alanları içersinde aynı şeyi atomlara uygulayamazsın, elektronlara her yerde karşılaşılabilir. Doğadaki benzerlik ve işlevsel birlik öyle her olgu için genellenecek bir şey de değil. Dogmatik bir hale büründürdün iyice bu bilimi kendi dinini yaratmak peşindesin öznel açıdan özgürüm herkes özgür düşünmeli diye saçmalayarak. Düşünerek kafadan kurarak bilim mi olur hiç. Ona din denir.

Al bunu oku bak orgonomy bilimi nasıl çalışıyormuş gör. Öyle kafadan atma henüz ispatlanmamış,kaynağı verisi araştırması sonucu olmayan uyduruk hayaller peşinde koşma bilimi değil bu. Bilimle alakası yok söylediklerinin. Orgonomy ile de alakası yok dolayısıyla da saçma tezlerin için onun birtakım terimlerini kullanarak şarlatanlık yapıyorsun. Aşağıdaki link den madem pek meraklısın bu bilime nasıl çalışmışlar öğren de sonra bir şeyler söyle sallayıp durma kafandan.

http://www.geocities.com/rdurust

(proxy den girilebilir)
"Öznel açıdan özgürüm"ün de bir ne manada olduğunu gene yukarıda anlattım. Bazı kaynaklardan faydalandığımzı ve feyz aldığımzı inkar etmiyoruz. Zaman zaman da bu sitede veya düşünceelerimi paylaştığım kişilerden kaynaklarımı sakınmam. Bunu ben yaptım demedim de hiç. Ancak bir kaç kaynağı kendim kişisel olarak sentez etmiş, bağlantı kurmuş ve üstüne kendi kişisel görüş ve düşüncelerimi eklemişsen bunu, yazının gelişinden veya bütününden okuyucu tarafından anlaşılır kılınmasını sağlarım. Senin yaptıkların büyük terbiyesizlik. Ne dediğini hiç mi hiç bilmiyorsun. Hiç birşey de anlamamışsın. İnsan gibi anlaşmaya da yanaşmıyorsun zaten. Ben ne sadece orgonomiden, ne sadece fizyolojiden, ne de immunolojiden bahsediyorum. Kimsenin bulgularını çalmıyorum ve kendime de mal etmiyorum. Büyük seviyesizlik, terbiyesizli, kendini bilmeme ve bilgiçlik içindesin şu an.

Konu Serdar tarafından (13-11-2008 Saat 00:58 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 13-11-2008, 00:54
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kıvırma len. İşlevsel birlik, işlev bilmem ne bunlar sadece tek bir disiplinin ifade ettiği yeni bakış açılarıdır. Sen ordan burdan bir şeyler toplayıp çorba yapyorsun zaten onu diyorum. Ne dediğinin de farkında değilsin işimiz gücümüz yok senin saçmaladığın sözleri de koyacaz buraya bak işte bunu demişin diye gözüne sokacaz. Ama sen gene ikna olmayacak bu sefer konuyu başka yere çekmeye uğraşacaksın böylesin sen. Al.
"İnsanlığa katkın ne" diye soruyorsun, yav sen kimsin, sıfatın ne, sen kendini bir tanıt anlat da, kim ne yapmış ondan sonra sor. Sen nasıl konuşuyorsun böyle? Lanmış, lunmuş, kimsin sen ya? Terbiyesize bak. Gelmiş insanlık kurtarıcıymış gibi, ders anlatmaya ahkam kesmeye kalkıyor. Yok orgonomiyle ilgili deneyler yapmışmış da, herşeyi bizden daha iyi bilirmiş gibi ukalalık, seviyesizlik, bilgiçlik taslıyorsun. Konuyu başka tarafa çevirecekmişim. Yok çorba yapmışmışım. Ne demek çorba yapmak? Ölçü aletleri yokmuşmuş. Hah hah haymış. Peki farzedelim ki, iyi ben tamam, uzay ve atom hakkında atıp tutuyorum(atıp tutmuyorum kendi kişisel görüşlerimi dile getiriyorum kendi bilgilerimi temel alarak), peki bu kadar sersemce, aşağılık yazılar yazacak kadar sen karşındaki adamı tanımıyor musun? İnsanda saygı denen birşey olur be! Sen gelmiş burda bilim adamıyım, bilimle uğraşıyorum diye mi geçiniyorsun? Gelmiş birde ben şöyleyim, böyleyim diye övünüyorsun. Yav sen insan ilişkileri öğren, yoksa bilimi milimi boşla. Bilim ne için yapılır? Senin gibi insanlar övünsün, ahkak kessin, böyle forum köşelerinde serserilik yapsın diye yapılmaz. Bilim halk ve insanlık için yapılır.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne bu? Sana mı güvenecez sadece yeni din mi kurdun mürit mi arıyorsun. Üniversiteye güvenmeyecez,bilime güvenmeyecez,dünyada güvenilir hiç bir şey kalmadı, serdar var. Ne diyorsun? Kendini kurtaracaksın mış. Bunu da Reich in psikolojik süreçlerde insanın kurtarıcı aramasıyla ilgili yazdığı eleştirilerden devşirmişin senin bakış açın değil. Eklektik olduğu için hemen göze çarpıyor altındaki anlam ve disiplini bilmediğin için ayuet ezberler gibi spontan biçimde herkes kendini kurtarmalıdır diyorsun ne olduğu belli değil. Babam da diyordu öyle oğlum önce kendini kurtar diye ne ki bu şimdi,düşünce sistemi mi? Bi git yaa .
Arkadaşım bak, ben benim dediklerim evrensel kesin doğrulardır diye ahkam mı kestim? Bilgiçlik mi tasladım? Üniversitelere güvenmiyorum, bilmem neye güvenmiyorum dedim. Evet güvenmiyorum. Bir nedeni ney diye soracağına, çıkıp, "aaaaa yeni bir peygamber, bakın hah hah hay!" öküzce laflar etmekten başka ney yaptın? Güvenmiyorum evet: üniversiteler kasıtlı olarak bilim yuvaları halinden baka bir hale dönüştürüldü. Verdikleri şey, eğitim değil de köle veya din öğretisi gibi bir şey oldu çıktı. Az düzgünleri de sermaye piyasası zincirleri altına dizildi ki üniversiteler şirket müritleri oldular çıktılar. Bilimsel aratırma yapmak paraylaydı ve artık para da yok şirketlere hizmet etmeyenlere. Tıp fakültesinde bir bilmem ney testi yaptıramıyorsun, devlet vermiyor. Bir mühendislik fakültesinde ve bir kurumda anca şirketlerin dediği aratırmaları yapabiliyorsun. Bilim denen şey bir ticari sır oldu çıktı. Bilim=para oldu. Sır oldu. Sen nerde yaşıyorsun kardeşim, Yunt dağında mı? Peki sen ey insanoğlu Chaos, "Peki o zaman neden üniversite öğrencilerinin tüm masraflarını(ev, yiyecek, gezecek) şirketler karşılamıyorlar?" diye soracağına, çıkmış " be heeeyyy peygambere bakın, kendisine mürit arıyoooor." diye bağırırsan, sen kendi oturduğun bataklığa saplanır, bir daha da çıkamazsın. Sana ben peygamberim de demiyorum, sadece böyle durmadan, düşünmeden karşı çıkacağına biraz düşünüver diyorum, araya bir eleştiri de sen koyuver koyuver ki, hiç olmazsa ortalığı ve birbirimizi tanıyalım.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ee? Biliyoruz zaten bunu. Evrim teorisi de bunu diyor. Kaos teorisi de orgonomy de fizik de. Bunların nasıl olduğunu sen mi buldun? Hayır işlevsel birlik ne? Onu biliyoruz ortaya koyduğun yeni düşünce yeni icat ne burada. İşlevsel birliğe mi tapıyorsun nedir yani? Bunu put gibi habire dile getirirsen düşünmüş olmazsın bir terimi kullanıp mistik bir din yaratmaya kalkışmış olursun. Arkasına belkiler geldi mi iş bitti zaten. Belki atomlar da gezegendir belki herşey şöyledir falan. Belkiyle ya öyleyseyle ya varsayla iş mi olur? Kanıtlarını koyacaksın ortaya, adam gibi sunum yapacaksın sonra diyeceksin benim yorumumuma göre doğanın şöyle özellikleri olabilir. Oraya bir de formüller koymuşun. Bu formülleri bulanlar ha işlevsel birlik var o zaman dur hemen formül oluşturayım kafamdan vahiy geldi mi demiş de bulmuşlar? Boş felsefe yapıyorsun zaten bilinmen şeyler üzerinden laf ebeliğine soyunarak. Sonsuz tane galaksi sonsuz tane evren olabilir evet zaten bunları yadsıyan yok modern fizikte. Sen bilmediğin için onları kavramsal sınırlarda takılıp kalmışsın. Görülebilir fiziksel sınırlar,ölçülebilir geçmiş zman sınırı,belirsizlik,non-linneer yapılar,indeterminist çözümler var zaten. Ama fiziksel sınır göreceli. İçine girip yaklaştıkça dallanıyor budaklanıyor. Çünkü bulunduğun konum belli ve görelilik teorisi her bakımdan sınanmış evrensel bir yasa artık. Yani bizim evrene sınırlı dememiz teorik evrenin sınırlı olmasından değil bulunduğumuz konumun bir görsel fiziksel sınırı olmasından ötürü. Bunlar modern fiziğin lisans üstü konuları. Oturduk yerden toplama yazıp bilip bilmeden onu bunu papağan diye niteleyerek saçmalıyorsun. Adamlar boş durmuyorlar sen boş duruyorsun..
Kardeşim sana icattan buluştan mı söz eden oldu? Ne putu? Birşeyden bahsettik diye, onu putlaştırdığımız ne alaka? Ufak yazımızın elverdiği ölçüde işlevcilikten bahsetmeye çalıştık. Kalkıp da sordun mu, kardeşim, bu ne, biraz daha açar mısın diye? Adam gibi sana örneklerle açmaya çalıştık, çıkmış düşünmeden yazarsan putlaştırırsın onu diyorsun. Sonra da bizim bir din yaratmaya çalıştığımızı ortaya atıp, birkaç paragrafta da onun üzerinden karaçalmaya devam ediyorsun. Oh, ne kadar basit, karalamak!

Ne vahiyi kardeşim, ne dini, ne putu, gene saçmalıyor, gene saçmalıyorsun. Kardeşim sana determiszden, belirsizlikten mi söz eden oldu? Allah acısın. Birçok şeyin, uygulamada yarar sağlamak veya insanın kendi konumunu daha iyi sağlaması açısından veya başka nedenler yüzünden sınırlı veya başka değişik şekillerde hesaplamada veya teoride veya başkayerde kabul edildiğini, varsayıldığını biliyoruz. Vardır, doğrudur, olabilir. ama nerden zıpladın ki sen bu konuya? Ben teoriden bahsetmedim ki, hesaplamalarda kullanılan varsayımlardan bahsetmedim ki.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen mi açıkladın bunu? Bari kaynak falan verir insan. Bunlar da zaten açıklanmış önceden. Ancak yanılşdığın nokta şu. Sen tanrı arıyorsun sorun orada hem de amamen materyalist bir bilimin terimleriyle üstelik bu sözlerle de onu mistikleştirerek. Tek bir işlevsel birlik yok. Tek bir biçim yok. Bir etkileşim var. Ama bir ilk neden yok. Herşeyi tek bir şeyle açıklayamazsın bu hiç bir zaman olmayacak. Bir şey ile her şey açıklanmaz. Kelimeler farklıdır farklı olmasalar konuşulmaz. Tek kelimeyle konuşulmaz tek ses çıkarılmış olunur, makine sesi gibi. Müzikte 7 ana nota vardır ama müzik sınırsızdır. Doğada sonsuz olgu vardır ama biz onu modelleriz sınırlarız. Tekile indirgersek mistik denizlerde boğuluruz ama bunu yapmıyoruz sabitlemiyoruz. Her şeyi birbirine karıştırıp çorba etmişin senden başka kimse anlamaz o söylediklerinden çünkü kendi hayali tasarımını yapmaktasın. Ortada birşey yok geviş getiriyorsun. Dili oluştururken nesneleri hafızada tutmak için isimler verdik,hareketleri ve olayları da isimlendirdik de dil ortaya çıktı. Sesleri şekillendirdik ağzımızdan çıkan. Çünkü bir doğanın içinde yaşıyoruz. Bunun gizemli bir bilinmeyen nedeni yok. Tersten bakıyorsun herşeye. Sanki gizli bir yasa varmış da dilimizdeki kelimeleri o öyle yapmış gibi. Bu söylediğin herşey dilin sayesinde zaten, nereden uyduruyorsun bu saçmalamaları anlaşılır değil.
Kozmik üst üste binme ilkesi. Seni uyanık bunu da ben buldum deme sakın. (Bknz: Wilhelm Reich : İnsanın Doğadaki Yeri- Bölüm İki- Acunsal üst üste binme)
Gizemcilik mizemcilik yok ben de, üstelik anlattıklarım hepsi benim ürünüm hiç demedim. Nerden çıkarıyorsun bunları ya? Hiçbirşeyi gizemsel birşeye de bağlamadım. Herkesin anlaması açısından gayet sıradan, basit, "bir kayanın dağdan aşağıya düşmesi"ni örnek verdim. Bu ve bunun gibi temel gözlenebilir şeylere dayandırmaya çalıştım. Bunda garipsenecek birşey yok, şamanizmle bağlantı kurulacak hiçbirşey yok. Sen sadece öyle görmek istediğin için öyle görüyorsun. Kendimce bazı farklılıkları yaratan şeyin doz olduğunu söyledim ve savundum. Dünyada benim dediğim şey, kabul ediliyor da demedim.




Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Burdan ne sonuç çıkartıyorsun ki? Evet bilim ilerliyor zaten her biçimiyle? Yani senin katkın ne bütün bu bulgulara. Tanrı mı yumurtlatacaksın buradan nedir anlamadım çünkü söylediğin yorumladığın bir bilimsel yeni bakış açısı görünmüyor birbirine karıştırıp birilerini eksiklikle suçlayıp kendini ortaya koyuyorsun çok garip bir mantığın var neye uğraştığın anlaşılmıyor. Anlaşılıyor da pek tekin bir arzu değil o. Hem ilkeciliğe karşı güya,hem herşey bilinemez diyor, hem önceden atom bilinmiyordu diyor,hem de sanki yeni bir şey bulmuş da eleştiri yaparmış gibi bir haller. Ne diyorsun sonuç ne? Yok, öyle konuşuyor.
Hayır, anlattığım şeylerin birbirlerini tamamladıklarını düşünüyorum. Eleştiri yapmak için birşey bulmak mı şart ve evet atom önceden bilinmiyordu. Bunlarda ters düşen birşey göremiyorum sevgili Chaos. Tanrının T'sini de ağzıma almadım. Biryerlerden birşeyler seçmiş, sonra da bunlar birbirine aykırıymış gibi yorum yapmışsın. Sonra sonucun çıkmadığından yakınmışsın. Ne bekliyordun ki? Seni hurilere götürecek yolun anahtarını mı arıyordun? Sihirli bir değnek mi arıyordun? Oysa kendi yazında sihirli değnek arıyanın ben olduğumu idda ediyordun. Bu nasıl iş?

Yok canım olmayacak böyle, sen artık uydurmaya başlamışsın.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sezgi bunun farkındalığı da ne olmuş yani? Sen yeterince farkında mısın, yeterince seziyor musun bakalım? Ordan da bilinçaltına gidip bu sefer freudyen takılıyor. Bakalım nerelere gidecez daha. Freud un bilinçaltı dediği ile işlevsel birliğin algılandığını söyleyenlerin sezgi dediği şey birbirine uymaz. Bilinçaltı bastırılmış güdülerden doğar çünkü. Bilinçaltı zihnimizin bilmediğimiz kısmı ya da 6. his denilen kısmı değildir bastırılmış arzuların şekil değiştirmiş biçimidir ve dış çevreyle bağların bir kişilik zırhınca engellenmesinin sonucudur. Yani işlevsel birliğin farkındalığı dediğin sezgiler bilinçaltıondan algılanamazlar. Ruh ve bedeni de ayırmışsın bir güzel. Oh kolay gelsin. Şimdi bir de ruh ile uğraşacaz ilahiyata kavuşacaz nereden nereye özgür düşünüyor ya. Bu iş öyle birtakım varsayımsal cümlelerle geçiştirilebilir bir şey değil. Şu şöyle olur bu böyle olur ol dedim oldu. Ruh ve beden metabolik olaylar için gerekli enerji ve maddesel beden ise,zihin bu evrimsel ilişkilerin dolaysız bir sonucudur yine. Bunlar birbirlerini dışsal olarak etkilemezler tamamıyla iç içedirler ve işlevsel birlik oluştururlar. (Kavramları doğru yerde kullan) Ölü insanın ruhu yoktur denir çünkü duyumu yoktur, elektrik ölçer aletlerle elektriği de ölçülemez yoktur. Ama işlevsel birliktir beden dağılıp çözünüp doğaya karıştığı gibi enerjisi de karışır doğaya. Bunlar ayrı ayrı yerdeymişler de birbirini etkiliyormuşlar gibi modelleme. Öyle modellemeye kalkıştığın içinn zihin şunu yapamaz ama bilinçaltı var,belki ruh beden aysberginin zirvesidir diye fantastik mitolojik açıklamalar türetmektesin ciddi bir şeyden bahseder gibi..
Ruh ve beden ayrı demedim. Ruh ve beden diye iki ayrı kavram var dedim. Gene her zamanki gibi çarpıtıyorsun. Düzgün oku. İkisi birbiriyle bağlantılıdır dedim. Başka yazılarımda kaç bin kere yazdım, ikisi aynı şeylerdir diye. Sonuç: "olur mu öyle şey" türü laflar oldu. Hiçten konu yerinden saptı. Bunun sonucunda bazı insanlara , en azından, takılmasınlar diye "bağlantılıdır" diyelm dedik. Yoksa hiçbirşey anlatamayacaz adamlara. Adamlar ölünce ruh gök yüzüne uçacak sanıyorlardı.

Bilinçaltı da zaten bastırılmış güdürden ve kas zırhından oluştuğu için doğayı ve çevreyi daha rahat algılamamızı ve anlamamızı engeller. Ama bilinç üstü ve altı ile arasında da gene kesin bir ayrım yoktur. Hop, bir zaman bilinçaltındaydı da, bir anda bilinç üstüne çıkıverdi diye birşey yok. Gradyent şeklindedir-sürekli bir geçiş yolu vardır.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Nasıl etkiledikleri biliniyor evet makine gibi değil. Bunun için en azından biraz kimya ve biyoloji bilmen gerekir kafadan atma olmaz o iş. Tabi sadece bu disiplinler yetmiyor ama sen oradan başla şimdilik. Öteki kısım çok gelir şu an.

Ha ha ha. Çok komik yaa. İn bakalım atomun altına çık galaksinin dışına bekliyorum. Lafla yıldız gemisi de yaparsın sen o mantıkla. Ama ona bilimkurgu öyküsü denir ve o öyküler bile senden daha ciddi bilimsel ilkelere dayalıdırlar. Kimse serdarı engelleyemezmiş. İstediğini dermiş herkes demeliymiş. Neye göre? Serdarın keyfine göre özgür fakat tembel serdar, hiç bir şey öğrenmeden kafadan atarım işlevsel birliğe inanırım galaksiyi hemoglobine benzetir,atomun altında gezegensi partiküle iniş yapar özgür düşünürün diyen serdar. Yeni dininde sana başarılar dilerim bende elbette özgürsün her istediğini söyle nasıl olsa ciddiye alan yok çünkü kendi söylediklerinin kanıtını kendi öznel hayallerin sanmakta onu da işlevsel birliğin sezgisi diye adlandırıp saçmalamaktasın. Ama bilim adamlarının sezgisi onlar tembel kafa tembel vücut olmadığından gerçekleri kovaladığı için senin gibi ordan burdan toplanıp çorba edilmiş uyduruk söylemlerle yeni birşey söylemiş gibi davrananlar, her daim olacak ve gülünüp geçilecektir. Deli ya da çılgın deha değilsin sen öyle mi sanıyorsun yoksa? Ha ha ha sadece kendine saplantılısın o yüzden doğa hakkında konuşurken gülünç sonuçlar üretiyorsun.
Buradaki yazdıklarında gram dikkate alınacak birşey göremiyorum. Gereksiz luzümsüz, ukalaca, bilgiççe dalga geçmeler.

Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yukarıda da gösterdiğim gibi söylemlerinde merkezi olarak o disiplinin terimlerini kullanıyorsun ki eğer ondan bahsetmiyorsan iki defa şarlatansın suistimal ettiğin için. İşlevsel birlik diyerek tüm bilimi üniversiteleri güvenilmez bulmakta ve karalamaktasın bu da diğer soruna cevap olur sanırım.

Saldırmıyorum saklamaya ya da gözlerden uzak tutmaya çalıştığın hileni açığa çıkartıyorum. Sen ise savunma kompleksine girerek benim sana saldırdığım sanrısına kapılıyorsun. Özgürlük mü istiyorsun? Bilimi kafasına göre bilip bilmeden yorumlayanlara özgürlük hakkı vermiyorum. Onları yalancılıkla suçlama hakkımı bilimin hakkıyla savunuyorum. Özgürlük sana tecavüz hakkı tanımıyor kusura bakma. Sezgiler oturduk yerde oluşmazlar. Araştırmadan uğraşmadan salt sezgiyle hiç bir şey bulunamaz. Doğa ile ilişkiye girmeden zihni tasarımlarının öznel idealist yorumlamalarını sezgi diye yutturma. Çünküsezgi göreceli bir muğlak kavramdır kişinin sezgilerinn güvenilir olup olmadığı da ortaya koyabildiği kanıtlarla ölçülebilir. Ben sezgilerime güveniyorum demek sezgilerinin sezgi olduğuna ve doğru olduğuna delalet etmez. Yok öyle ben ben ben. Bencilliği ve öznel idealizmi sezgicilik gibi anlatıyorsun. Varsa bir bildiğin araştır uğraş sonuçlarını kanıtlarla sun. Havadan konuşma sezdim ben diye diye. Onu rahipler de yapıyordu yüzyıllarca..
Burada söylediğin bir tek doğru birşey var. O da yaşamadan, denemeden, tecrübe edilmeden, okumadan sezgi elde edilemeyeceğidir.Gerisi boş ve gene laf.



Chaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kim takılıp kalıyor? Uğraş veren insanların birilerine takılıp kaldıkları yok. Ama bu demek değil ki herşeyi kıçımdan uydurabilirim, özgürüm hiç bir düşünceye bağlı kalmamalıyım. Faşistlikle değil, kendi öznelliğini ön plana koyuyorsun sürekli. Sen bahsettiğin terimlerin nereden geldiğini bile umursamıyorsun, onları kullanıyorsun.

Sen herşeyi kendi öznelliğin için kullanıyorsun ve hepsini itham edip salt kendini haklı çıkarmak için özgürlük ve sezgiye yaslanıyorsun. Bütün bu özgürlük düşüncen de bundan ibaret. Dolayısıyla bunların senin saçma hayallerin olduğunu ve ciddiye alınır yanı olmadığını merkeze almış olduğun düşünce sistemleri dahilindeki nesnel kanıtlarla göstereni de yönetime şikayet etmekle tehdit edip özgürlük anlayışının salt bir kendi egonu besleme mekanizması olduğunu da gözler önüne seriyorsun. Sinirlenmen doğal bunları seni memnun etmek için yazmadım zaten, işine gelmeyecekler sinirleneceksin. Sinirlen. Umurumda değil sinirlenip sinirlenmemen çünkü bu tür uydurma şarlatanlıkları H.Y. nin yaptıklarından daha az tehlikeli bulmuyorum. Seni ciddiye almıyorum bu tutumundan ötürü ve o nedenle ne cevap vereceğin de pek umurumda değil. Bir şeyi sahiplenmiyorum sadece bilimsel disiplinleri ciddiye alıyorum işine gelir ya da gelmez. Anladın mı? Anlamadın tabi çünkü kendini o kadar merkeze almış durumdasın ki kim ne dese zıplıyor, iddialarda bulunuyor,konuları içeriğinden saptırıp kendi merkezine çekiyor ve hiç susmuyorsun. Bunu ilk defa defa yapmıyorsun. Son defa da olmayacağını biliyorum bu senin huyun. Çok mu kızdın? Olabilir ama ergeç bunun farkına varacak ya da vardırılacaksın hayat çünkü salt senin zihninin erafında örülmüyor. İşlevsel birliğe sen de katılmak zorundasın ben özgür düşünürüm, istediğimi yazarım bana birşey diyeni de yönetime şikayet ederim demekle olmuyor bu işler. Yaa böyle işte, seni uyanık ..

Yani bravo, benim içimdeki "küçük adam"ı ortaya çıkardın büyük çabaların sonucu. Sinirlenmem senin adam gibi, karşındaki adama hitap etmemenden ve durmadan hakaret ötesi laflar etmen.

Biz evrensel doğrular budur deyip, ahkam kesmedik, senin gibi çıkıp artistlik de yapmadık. Yazılarının yüzde doksanı ukalalık, kendini beğenmişlik. Artık yazma. Böyle yazacaksan hiç yazma. Uğraşamam. Git kendi daracık hapisanende kendi düşünsel egolarını kendi kendine tatmin ederek yaşa. Kendi kendinin yazılarının her paragrafından ufak ufak çarpıt, anlatılmak istenen şeyde meydana gelen büyük kayıplar sonucunda, yazıya bak bak ve "ulan kim bu manyak?" de.

Konu Serdar tarafından (13-11-2008 Saat 01:37 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 13-11-2008, 01:35
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Biz seninle neyi paylaşamıyoruz ya iki gözüm. Orgonomi bilimini mi? Al senin olsun. Varcağın yola var git. Ya yazma bana böyle yazacaksan. Ya da insanca muhabbet etmek istiyorsan gel edelim. Böyle şeylere ayıracak vaktim yok benim. Artık internete ayıracak zamanım da yok doğrusunu söylemek gerekirse.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:30 .