Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-06-2018, 21:52
FayHattı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
FayHattı FayHattı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2018
Bulunduğu yer: İzmit
Mesajlar: 22
Standart 'Neden?' kelimesi her soruda kullanılabilir mi?

Merhaba;
"Neden?" sorusu, her soruda kullanılabilir mi?
Ben, "neden" kelimesinin her soruda kullanılamayacağını, daha doğrusu "neden" soru kelimesinin altında yatan "niyet" kavramının her yerde kullanılamayacağını düşünüyorum. Çünkü bazı sorular var ki, soru hatalı olmasına rağmen o soruyu çözmeye çabalıyoruz ve belki de vakit harcıyoruz. Ve bırakın vakti, yapısı hatalı sorulardan hatalı sonuçlara da gidebiliyoruz. Spoiler: "Evren 'neden' var?"

"Neden" sorusunun altında yatan kavramlar; niyet ve sebep. Belki başka da vardır. Bir soruda "neden" kelimesini kullandığımızda ya niyet ararız, yada sebebini ima ederiz. 'Niyet' sorusunu sormak içinde, bu soruyu cevaplayacak varlığın zamanı idrak etmesi, düşünsel faaliyette bulunup muhakeme etmesi gerekir. Çünkü zaman; hareketi 'algılayan' varlıklar için varsa, muhakeme ise düşünsel faaliyette bulunanlar için var ise "neden" sorusu sadece düşünsel faaliyette bulunup muhakeme eden varlıklar için sorulmaz mı?
Mesela bir insana "Neden matematik çalışıyorsun?" diye sorduğumuzda bize "Çünkü bugün ilkten köklü sayılar konu anlatım çalışıp sonra da soru çözdüm" diye bir cevap vermez. Çünkü verdiği bu cevap matematiği 'nasıl' çalıştığının cevabıdır. Fakat ben ona "neden" sorusunu sordum ve altındaki kavramda niyet idi.
Bu yüzden bana gelecek cevap aslında şu olmalı: "Çünkü, ben x bölümünü okumak istiyorum. Bunun için gelecek zamanda sınava girmem gerek. Hem gireceğim sınavda, hemde okuyacağım bölümde matematik olduğu için, ben matematik çalışıyorum"
Soruyu cevaplayan kişi zamanı idrak edecek ve düşünsel faaliyette bulunup muhakeme edecek donanımını taşıyor. Dolayısıyla "neden" sorusu sorulabilip cevap alınabiliyor.

Fakat bazen bu neden sorusunun yanlış yerde kullanıldığını düşünüyorum. Mesela "Evren neden var?" Bu soruda evrenin ancak 'nasıl' olduğu ile ilgilenilir. Bu da "neden" kelimesinin diğer alt kavramı olan sebep ile alakalıdır. Fakat böyle sorulardan 'nasıl'dan başka bir şey aranamaz ki. Çünkü neden(niyet) anlamında soracağımız sorular, zamanı idrak eden ve düşünsel faaliyette bulunanlar için sorulabilir? Evren veya başka bir madde; zamanı algılayamıyor ve düşünsel faaliyette bulunacak bir mekanizmaya da sahip değilse, neden diye bir soru sormakta hata olur.
Aynı şekilde "Doğa yasaları neden var?" veya bunun gibi maddeye sorulan ve özellikle arkasında teolojik bir anlam arayan 'neden' sorular hatalıdır.
Mesela bir ağaç için "Ağaç neden çiçek açar?" diye sorduğumuzda olayın 'nasıl' olduğunu açıklarız. Oradaki "neden" kelimesi ancak 'nasıl' olduğunu açıklayabilir, niyet veya anlam değil. Başka bir anlamda kullanamayız. Çünkü ağaç, zamanı idrak edip düşünce faaliyetinde bulunan bir varlık değil.
"Evren neden düzen içinde?" gibi sorularında ardında anlam ve niyet aramayı kavramın özelliğinden dolayı hatalıdır, değil mi? Ancak böyle sorular bize 'nasıl' cevabını verebilir, niyet veya amaç değil. Çünkü onu karşılayabilecek mekanizmaya sahip değiller.

Fakat bazı istisnai durumlar da var. Mesela "araba neden var?" diye sorabiliyoruz. Arabanın kendisinde düşünce yetisi olmasa bile, onu tasarlayan ve bir amaca göre işlev kazandıran bir özne var, insan var, yani zamanı idrak edip düşünebilen bir varlık var.
+"Araba nasıl frenler?"
-"Pedala bastığımıza pistonlar harekete geçer, pistonun hareketi ile balatalar diski sıkıştırır ve tekerleklerin dönmesini engeller"(doğru yada yanlış)
+"Peki, araba 'neden(niyet)' frenler?"
-"Çünkü yavaşlaması için."
Araba zamanı idrak edebilir mi? Düşünsel faaliyette bulunacak bir donanıma sahip mi? Hayır. Bunun sebebi, bunu kontrol eden bu donanıma sahip bir varlık var, bu da insan.

Yani vurgulamak istediğim şey şu; düşünsel faaliyet taşımayan varlıklara "neden" sorusunu sorduğumuzda cevaplayabileceğimiz şey 'nasıl' ile ilgili olmalı. Diğer türlü kullanılan kavramlarda soru hatalı duruma düşüyor. Bu yüzden "Evren neden var?" tarzındaki sorular hatalıdır çünkü niyetin/ anlamın olduğu önkabullerini içerir ve bu önkabuller hatalıdır.

Siz ne düşünüyorsunuz?

"Kuzey Anadolu Fay Hattı'nı buldum ama derdimi anlayacak bir politikacı bulamadım."
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-06-2018, 22:21
Velhelebe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Velhelebe Velhelebe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 727
Standart

Evren neden var gibi sorularda mesele sadece niyet de değil. Evreni aşkın unsur varsayımı yapılıyor. Bir şeyin nedeni o şeyin dışındadır. Evrenin dışı diyebilir miyiz, dışı olsa evren değil parça olurdu gibi geliyor.

Bazı noktalarda da sürekli neden ve nasıl diye sorulabilir. Açıklarsanız tekrar sorulur. Sonsuza kadar sorulabilir, belli bir yerde durmak lazım. Çünkü neden diye sorunca koşulların içkin unsuru soruluyor. Nedenler koşulların dışına çıkamaz, içinde anlam kazanır. Koşullar çerçeveyi çizer ve o çerçeve dahilinde şu neden bu neden anlam kazanır. Peki o koşulların da nedeni demek anlamsız olur. Konusuna göre çerçeve belirlemek gerekli.

Cansız varlıklara dair neden sorusunu sorunca kastedilen amaçsal neden de olabilir faktörel neden de olabilir. Neden sorusu illa amaç ya da faktör demez, ikisini de kapsar. Ama cevaplarken bunun varoluş amacı yok fakat faktörü var denebilir, o yüzden sormak yanlış olmaz. Evrenin nedeni ya da taşın nedeni diyorsak amaçsal da olabilir faktörel de olabilir soru. Cevaplarken ayırıp belirtmek lazım. Soran kişi genel soruyor, amaç ya da faktör demiyor, dolayısıyla hatalı değil soru ama cevaplarken dikkatli olmak lazım hataya düşmemek için.

Ayrıca neden kavramının ne olduğunu da düşünmek lazım. Fiziksel etkileşim ile doğrudan alakalı görünüyor neden kavramı. Tartışmaların ve soruların verimli olması açısından tanımlanıp sınırının çizilmesi faydalı olur nedenin. Neden olmak ile korelasyon farklı. Olaylar birbirini izleyince neden oldu diyoruz ama neden olmayıp korelasyon da söz konusu olabilir. Peki bir şeyin diğer şeyi etkilemesi ne demektir o zaman? İlla güç uygulayıp değiştirmesi mi gerekir? Bu soruya hayır diyebiliriz. Bir şeye dokunduğumuzda bile etkileşiyoruz ve güç uygulayıp değiştirmedik, hareket ettirmedik. Sadece mekanik olarak düşünmemek gerekiyor ama o zaman da etkileşim kavramı muğlaklaşabiliyor.

Tanrıya varmak açısından sonsuza kadar neden sorusu sorulur. Burda amaç tanrıya varmaktır genelde. Burda kaçırılan nokta her soruya cevap verme çabasının hatalı olduğudur. Soruya muhatap olan kişi bildiği yere kadar soruyu götürür. Halbuki nedeni nedir sorusunun kastettiği şey spesifiktir. Spesifik fiziksel şeylerden fiziksel olmayan varlığa varılmaya çalışılır. Burda spesifik fiziksel şeyleri tek tek bilmeye ve cevaplamaya gerek yok. Fiziksel bir şey vardır ve sebep oluyordur deyip fizikte durulabilir neden sorusunda. Neden zaten fiziksel olarak tanımlanıyor ve çerçevesi de o. Yani temel çerçeveyi çizip durulabilir ve illa spesifik unsuru bilmek gerekmez.

Bu şuna benziyor. Diyelim birisine soruyorsunuz. Baban kim? Cevap veriyor şu. Onun babası kim? Cevap veriyor. Bir yere kadar cevap veriyor ve sonra bilmiyorum diyor. Neyi bilmiyor? Orda bir insan olduğunu ve daha da geriye gittikçe farklı türe ulaşacağımız belli ama spesifik olarak hangi birey ve adı ne bunu bilmiyoruz. Ama spesifik olarak kim diye bilmesek bile insan var ve daha da geriye gidince başka türün bireyi var denebilir. Spesifik ile genel çerçeveyi böyle ayırmak gerekli.

Hatta büyük anne büyük anne diye geriye gidip ordan tanrıya bile varan vardı bir videoda. Videoyu bulursam asayım buraya. Adam soruyor büyük büyük büyük anne diye geriye gidiyor ve karşıdaki adam cevaplayamıyor. Diyor ki gözlem yapmasak bile mantıksal olarak büyük büyük büyük annenin var olduğunu biliyorsun. Tanrının da aynı mantık olduğunu söylemeye çalışıyor. Halbuki değil. Üremeden bağımsız kimsenin ortaya çıktığını görmedik ve herkes üreme ile ortaya çıktı. Dolayısıyla kimin ürediğinden ziyade biri orda var diye bilebiliyoruz tümevarım ile. Kim olduğu, biri olmasını bağlamıyor. Biri olması, kim olduğunu önceliyor ve belirliyor.

Faktörel neden ile nasıl aynı şey değil gibi. Rüzgarın çok şiddetlendiğini düşünün, hatta arabaları ve evleri bile sallayabiliyor öyle durumlarda. Rüzgar taşı arabaya doğru atsa ve camı kırsa arkasında amaçsal bir şey yok, faktörel neden var. Ama bu demek değil ki nasıl ile faktörel neden aynıdır. Faktörel nedeni şu ki rüzgar taşı arabaya doğru bilinçsizce savurdu ve camın kırılmasına sebep oldu. Peki nasıl? Şu şekilde diyerek cevap veririz burda da, çok şiddetli ve süratli bir şekilde yaptı. Bir diğer nasıl çeşidi var, onda da rüzgarın böyle bir özelliğinin olduğunu ve bir şeyleri fırlatabildiğini söyleriz.

Bir de şöyle bir mesele var ki mesela siz bir olgudan, olaydan falan bahsediyorsunuz. Mesela birinin hırsızlık yaptığını söylüyorsunuz. Sorulan soru şu, neden yapsın? Bu sorunun altında şöyle bir varsayım var. Birisinin bir eylem yapması için amacının olması gerekir. Yaptıysa amacı söyle ki yaptığından emin olalım gibi bir anlayış var. Anlayış güzel ama atanan noktalar var. Amacının olması ayrı, amacının ne olduğunu bilmek ayrı şey. İlgili eylemi bilmek için neden amacını bilmek gereksin? Amacını bilmesek bile bir eylemi yaptığı tespit edilebilir. Amaç ile sonuç hem birbirine bağlıdır hem birbirinden bağımsızdır. Amaç olmasa eylem olmayabilirdi ama spesifik amacı bilmeden ilgili eylem bilinebiliyor. A'nın B'ye sebep olmasını düşünelim. A olmasa B vücuda gelmeyebilirdi ama B'yi A'dan bağımsız olarak bilebiliyoruz, çünkü gözleme yansırken bağımsız yansır. Dolayısıyla eylemi yaptığını bilmek için amacının ne olduğunu bilmek gerekmez.

Bu durum faktörel neden için de geçerli tabi. İlla amaçsal neden olması gerekmiyor. Cam kırık ise onu ne kırdı bunu bilmek gerekmiyor mesela. Rüzgar taşı atıp camı kırıyor örneğinde amaç değil faktör var ama rüzgarın taşı attığını falan bilmeden bakıyoruz ki cam kırık. Camın kırık olması gözlemi onun sebebinin bilinmesine bağlı değil. Bağımsız olarak gözlemlenebiliyor. Bu meseleyi birçok kişi atlar ve peki nedeni ne diye sorar. Neden başka sonuç başka. Nedeni bilmeden sonucu bilebiliriz. Çünkü burda da mesele nedeninin olup olmaması değil, nedenin ne olduğunun sorulmasıdır. Spesifik olarak nedir bilmesek de nedeni sonucu biliyoruz. Hatta nedeni olup olmadığını bilmeden de sonuç bilinebilirdi. Camın nedensiz kırıldığını düşünün. Ama gözlemci nedeni var mı bunu bilmese bile kırığı görüyor mesela. Nedenin var olup olmaması ve varsa nedenin ne olduğu ile sonucu bilmek ayrıdır.

Peki o zaman neden ne işe yarıyor, nerde kullanılıyor? Sonuç meydana gelmemişse sonucun ne olacağına dair nedenlerden öngörü yapılabilir. Mesela bir insan o kadar fakir ki açlıktan çöpleri karıştırıyor ve artık dayanamıyor. Bu kişinin hırsızlık yapacağını öngörebiliriz. Tabi gerçekleşmeden önce o faktörler koşuldur, gerçekleştiren sonra neden deriz.

Bir de sonucu bilsek bile nedenini merak edebiliriz. Bu merak sonucu sınamak değil nedenini merak etmektendir. Anlattığım üzere sonuç ve neden gözlemsel olarak bağımsız. Ama insanlar birbirine karıştırıyor ve sonucu bilmek için nedeni de bilmek gibi saçma hatalar yapıyorlar. Halbuki sonuç gözlendiyse sonucun kendisinden değil de nedenini meraktan araştırma yapılır. Sonucu bilmek ayrı, sebebi bilmek ayrıdır. Sonucu bilmek için sebebi bilmek gerekmez dolayısıyla.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-06-2018, 21:20
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.998
Standart

Neden sözcüğünün iki karşılığı var. Biri amaç diğeri sebep.

Her şeyin bir sebebi (açıklaması) vardır. Ama sadece irade içeren şeylerin amacı var olabilir.

Her şey irade içermediğine göre her şeyin amacı da yoktur.

Kaos içerisindeyiz. İrademiz de kaotik.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-06-2018, 22:28
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 2.358
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neden sözcüğünün iki karşılığı var. Biri amaç diğeri sebep.

Her şeyin bir sebebi (açıklaması) vardır. Ama sadece irade içeren şeylerin amacı var olabilir.

Her şey irade içermediğine göre her şeyin amacı da yoktur.

Kaos içerisindeyiz. İrademiz de kaotik.
peki "herşeyin bir açıklaması olduğu" a priori bir kavram mı, yoksa onu koyutlayan da "irade" mi?


Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath

Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett

Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel

Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot

İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan

Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe

ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-06-2018, 23:52
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Neden sorusu nesnel zeminde faktöreldir, harici her türlü kullanım safsata, saçmadır. Neden sorusunun muhatabı formdur, şeylerdir, temeldeki faktörler ise ilişki, hareket, etkileşim vb...

Evren neden var? -> False (yanlış, geçersiz)
yanlış zira faktörel değil.
Hatta
Evren nasıl var -> false.

Yağmur neden yağar -> True, ama burada neden sorusu faktörel alınmalı, örneğin depreme yola açan faktörlerin ne olduğu->sebepler.

Yağmur nasıl yağar -> True, depreme yol açan faktörlerin kavranması-açıklanması hedeflidir.

Yağmur neden yağar->Felesefe sorar, bu bağlamda nesnel olana dair, iradi biçimde, bir irade-özne-l ve davranışını amaçlayan biçimde sorulması idealist ve zırvadır.

Yağmur nasıl yağar? Felsefe sorar bilim açıklar-açıklamaya çalışır. Bilimin işi nasıla cevap bulmaktır(bu soruyu sormak değil!), bilgi isteminin tetikleyeni ise neden ve nasıl sorunsalıdır ki, işin bu kısımı felsefedir, bilgi arayışı, bilgi edinme çabası, istenci, soru-sorgulama=>felsefe.

Elbette birde işin bilim dışı tarafı, yani idealist tarafı da vardır ki, idealizmde neden sorunsalı esas-ana temel olarak İRADİDİR, niyet-davranış eksenlidir. İşin bu bilim dışı tarafı, bizi ilgilendirmiyor ve bağlamıyor, muhatabı da değiliz.
İdealizm yağmurun NASIL yağdığını sormaz, kimin yağdırdığını sorar, bu bağlamda o metafizik sözde fizik üstü gücün böyle bir eyleme hangi AMAÇ YA DA DAVRANIŞ sebebiyle yöneldiğini bulmaya çalışır. Sonuç olarak örneğin, ürünlerin sulanması ve boy vermesi içindir gibi niyet mahsulü, ereksel ve öznel zırvalar üretir ve döner dolaşır evrenin varlığını(esasında evren ne vardır, ne de yoktur) dahi başta belirttiğim yanlış soruyla öne sürüp, ardında Zeusvari bir mutlak geistin(zihin, ruhun) fikri-zihinsel, iradi zeminde şu ya da bu amacı doğrultusunda(örneğin insanlar için!) açığa çıkan bir tezahürü olarak öne sürer vs...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14-06-2018, 16:09
Velhelebe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Velhelebe Velhelebe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 727
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neden sorusu nesnel zeminde faktöreldir, harici her türlü kullanım safsata, saçmadır. Neden sorusunun muhatabı formdur, şeylerdir, temeldeki faktörler ise ilişki, hareket, etkileşim vb...

Evren neden var? -> False (yanlış, geçersiz)
yanlış zira faktörel değil.
Hatta
Evren nasıl var -> false.

Yağmur neden yağar -> True, ama burada neden sorusu faktörel alınmalı, örneğin depreme yola açan faktörlerin ne olduğu->sebepler.

Yağmur nasıl yağar -> True, depreme yol açan faktörlerin kavranması-açıklanması hedeflidir.

Yağmur neden yağar->Felesefe sorar, bu bağlamda nesnel olana dair, iradi biçimde, bir irade-özne-l ve davranışını amaçlayan biçimde sorulması idealist ve zırvadır.

Yağmur nasıl yağar? Felsefe sorar bilim açıklar-açıklamaya çalışır. Bilimin işi nasıla cevap bulmaktır(bu soruyu sormak değil!), bilgi isteminin tetikleyeni ise neden ve nasıl sorunsalıdır ki, işin bu kısımı felsefedir, bilgi arayışı, bilgi edinme çabası, istenci, soru-sorgulama=>felsefe.

Elbette birde işin bilim dışı tarafı, yani idealist tarafı da vardır ki, idealizmde neden sorunsalı esas-ana temel olarak İRADİDİR, niyet-davranış eksenlidir. İşin bu bilim dışı tarafı, bizi ilgilendirmiyor ve bağlamıyor, muhatabı da değiliz.
İdealizm yağmurun NASIL yağdığını sormaz, kimin yağdırdığını sorar, bu bağlamda o metafizik sözde fizik üstü gücün böyle bir eyleme hangi AMAÇ YA DA DAVRANIŞ sebebiyle yöneldiğini bulmaya çalışır. Sonuç olarak örneğin, ürünlerin sulanması ve boy vermesi içindir gibi niyet mahsulü, ereksel ve öznel zırvalar üretir ve döner dolaşır evrenin varlığını(esasında evren ne vardır, ne de yoktur) dahi başta belirttiğim yanlış soruyla öne sürüp, ardında Zeusvari bir mutlak geistin(zihin, ruhun) fikri-zihinsel, iradi zeminde şu ya da bu amacı doğrultusunda(örneğin insanlar için!) açığa çıkan bir tezahürü olarak öne sürer vs...
İdealizmin niyet araması akla yatkındır ama doğru değildir. Daha doğrusu idealizm çok daha kompleks bir görüş, idealizm değil de teizm diyelim. Tabi akla yatkın demek doğru demek değil.

İnsan doğası gereği her şeyin arkasında bir niyet arıyor, nihai bir niyete dayandırmaya çalışıyor. Niyetsiz açıklamalar saçma geliyor doğası gereği. Fonksiyon ve niyeti ayırmak gerekiyor. Mesela canlıların uzuvları amaca göre değil fonksiyona göredir. Ama amaca göre tasarlanmış aletlere benzediği için yanıltır. Organize olabilme anlaşılırsa sorun çözülebilir. Organize olma sonucu fonksiyon gelişiyor ve niyete benziyor.

Niyetten başka aklına bir şey gelmeyenler ya başka açıklaması olabilir mi diye bakması lazım bence. Birçok konuda başka açıklama arayışı işi çözebilir. Ama bazı durumlarda başka açıklaması olabilir lafzı keyfi olarak kullanılıyor. Kanıt gösteriliyor ama başka açıklaması olabilir, gelecekte bilgimiz değişebilir denebiliyor. Bu başka açıklama ve gelecekte değişmeyi nasıl çözmeliyiz sizce?
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14-06-2018, 16:13
Velhelebe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Velhelebe Velhelebe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 727
Standart

Pyrrón´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


peki "herşeyin bir açıklaması olduğu" a priori bir kavram mı, yoksa onu koyutlayan da "irade" mi?
Empirik bir kavram gibi görünüyor. Her şeyin açıklaması demek iradi açıklama değil elbette, o yüzden irade diyemeyiz. A priori de değil, gözlemlere dayandırılıyor. Her şey zincir gibi birbirine bağlı ve birbiri etkiliyor tetikliyor, dolayısıyla neden sonuç bazlı bakmak ve her şeyin açıklaması var demek empiriktir ve doğrudur bence.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 14-06-2018, 19:10
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 2.358
Standart

bu arada Yıldıztozu "herşeyin açıklaması" dememiş, sanırım "şeylerin [olağan bir] açıklaması"ndan, yani sadece mevcut insan kavramıyla anlam kazanan "açıklama olgusu"ndan bahsediyor...

herşeyin açıklaması var demek empirik falan değildir , çünkü birşeyi tamamen açıklamak mümkün değildir (kuantum /elektromagnetizm vs). ben de zaten sorumda şeylerin -açıklama olgusunun kendisi de dahil olmak üzere- doğası gereği eksik olan empirisizmler içerisinde açıklanmasından bahsetmemiştim, sadece "bütünsel anlamda her-şeyin bir açıklaması yoktur" , ya da "oluş açıkla[n]amaz" olarak da düşünebilirsiniz. şöyle ki; kavram[a] doğası gereği kısıtlama demektir, yani her kavram Adorno'nun söylediği gibi kavramsal olmayan içeriğin mental bir kompresyonu olarak mümkün olur.. Yıldıztozu'nun ifadesindeki "şeylerin açıklanması" üzerinden gidersek; "birşey ne[reye] kadar açıklanabilmektedir ve bu açıklamaya verilen değerin belirleyeni a priori kavramlar mıdır?"-----şu şekilde bakılırsa sorum anlaşılır; bir kavramın a priori olduğu söyleniyorsa, bu "a priori" diye nitelendirdiği doğrulamayı yapabilen aklın yine de "neden [kavramı] ve sonuç [kavramı] arasındaki bağlantıyı" kurabilir durumda olduğunun göstergesidir (sentetik doğrulama) ve "bağlantı"nın kendisi de bir biçimdir (koyutlamadan kastım bu).. dolayısıyla ancak "bağlantı içerisinde" bir "anlam"a sahip olabilen "neden"in kendisi, bir kavram olarak "biçimleyebilir" olmalıdır da (Kant'ın analitik yargıları gibi). yani herhangi bir kavramın gözlemlere dayandırılmasının bir önemi yok, çünkü görüldüğü gibi gözleme verilen anlam zaten a priori değildir, o ancak ontolojik kurulmuşluklardaki bağlantılar içerisinde yapılan indirgemeler olarak kavranabilir ve bunun için herşeyin bir açıklaması da ontolojik anlamda yoktur, o sadece kendisi de bağlamsal çalışan "aklın [bir] kurgusu" olarak mümkün olabilmektedir , başka bir tabirle akıl böyle kavramları kurgular ve onlara inanır ("irade" veya "akıl" gibi kavramların kendileri gibi, onlar da aynı şekilde bağlantılar içerisinde kendilerini kurgularlar)...


Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath

Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett

Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel

Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot

İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan

Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe

ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-06-2018, 19:55
Velhelebe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Velhelebe Velhelebe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 727
Standart

Pyrron

Bir şeyi tamamen açıklamak ile o şeyin açıklamasının olması aynı şeyler değil. Tamamen açıklanamasa bile açıklaması varsa var demeliyiz. Bazı şeyleri bilemeyiz, kafamız almaz. Bu durumda açıklaması yoktur mu demeliyiz yoksa var da biz algılayamıyoruz mu demeliyiz?

Açıklamaya verilen değeri gözlemler ve ondan ne anlayacağımız belirler. Gözlemleri biraraya getirip yorumlayamayan birisi açıklamaya değer biçemez. Gözlemin yanında yorum yetisi de gerekir ama bu a priori olmaz yine de.

A priori diye niteleyen ve doğrulama yapabilen akıl neden-sonuç ilişkisini kurabilir durumda gibi dediğiniz üzre. Mesela matematikte belli bir sonuca varıyor ve nedenini açıklıyor, sağlama yapıyor. Neden-sonuç ilişkisini kurabiliyordur, bu yeti vardır. Empirik olarak da kurabilir ama empirik konularda yetişmek de lazım elbette.

Gözleme verilecek anlam ontolojik indirgemelerle alakalı olabilir. Ontolojik anlayış belli bir bakış açısı oluşturur ve bu açıdan gözlemler anlam kazanabilir, neden-sonuç bu anlayışa göre biçimlenebilir. Ama her şeyin açıklaması ontolojik olarak yoktur sonucuna varamayız gibi görünüyor. Epistemik açıdan bazı şeyleri kafamız almaz ve açıklaması bizim açımızdan olmaz desek bile ontolojik olarak açıklaması olabilir gibi görünüyor. Bizim anlayamayacağımız açıklamalardan ötürü her şeyin açıklaması yoktur demek yanlış gibi.

Açıklamadan kasıt illa neden-sonuç olmak durumunda da değil. Nedir, nasıldır, nelerle ilişkidedir, hangi bağlamdadır, neyi açıklar vb şeyler de açıklama kavramına dahildir. Mesela varlığın açıklaması demek nedeni demek değil. Varlığın nedeni yoktur diyebiliriz fakat varlığı yine de açıklayabiliriz,ontolojik modeller oluşturabiliriz. Açıklama kavramını sadece epistemik olarak mı düşünmek gerekiyor yoksa ontolojik mi bu kilit nokta gibi.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-06-2018, 20:31
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 2.358
Standart

Velhelebe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
(...) Epistemik açıdan bazı şeyleri kafamız almaz ve
kafamızın aldığını düşündüğümüz şeylere "episteme" diyoruz zaten...


Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath

Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett

Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel

Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot

İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan

Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe

ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:17 .