Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 02-05-2012, 15:37
G Milat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
G Milat G Milat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jun 2011
Bulunduğu yer: Los Angeles
Mesajlar: 178
Standart İran Devrimi

Başka bir başlıkta İran Devrimi'nin konu olmasıyla birlikte, bu başlığı açmak istedim. Hem o başlıktaki konuyu rayından çıkarmamış hem de şimdilerde bir savaşın eşiğinde olan İran'ın tarihini biraz hatırlamış oluruz.

Konuyu biraz daha güncellemek ve merak ettiğim birkaç soruyu da sormak istiyorum. İran'da son dönem gerginliklerinden sonra, yönetimin değişmesi veya olası bir sistem değişikliğini öngörebilir miyiz? Savaşın seyri ve durumu ne olur?

Aşağıda, ‘İslam Cumhuruyeti’ anlayışını gösteren bir tablo yer almaktadır.




*YÖNETİM ŞEKLİ : İslam Cumhuriyeti
* DİNİ: Halkın %90’ini Şii Müslümanlar, %8’ini Sünni Müslümanlar, geriye kalan %2’lik kısmı ise diğer dinlere mensup insanlar ölüstürür. * NÜFUSU: Yapılan araştırmalara göre İran nüfusunun %40'ini Farslar, %37'ini Azeriler, 6%'ini Gilekler ve Mazandaranlar, %7'sini Kürtler, %3'unu Araplar, %2'sini Lurlar, %2'sini Beluciler, %2'sini Türkmenler ve %1'ini Kaskay Türkleri ve diğer etnik gruplar oluşturur.


*GENEL BAKIŞ*

622 yılında İslam Peygamberi öncülüğünde İran topraklarına yapılan seferlerle İslamiyetle tanışan İran halkı(dönemin Ümmeyyeoğulları) , yüzyıllardır inanmakta oldukları Mitra (ışık meleği)'yi zaman içerisinde unutup İslamiyeti benimsemişlerdir.632 ylında meydana gelen El Kadısıye savaşının kaybedilmesi üzerine İslamiyetle iç içe yaşamaya başlayan halk, köklü edebiyatı, felsefe düşünürleri ve sanatı ile İslamiyete çokça katkı sağlamıştır.1501'de Safevi Devleti'nin İran toprakları üzerinde kurulması ile resmi din Şiilik olmuştur.1795'de kurulan Kaçarı Hanedanlığı'nın hüküm sürdüğü sıralarda monarşik bir yapıya sahip olan devlet, 1900'lere gelindiğinde despotik yönetim sistemi çökmeye ve yerini meşrutiyete bırakmaya başlamıştır.

1905 Rus devrimini etkileri kaçınılmaz bir şekilde İran'da da görülmektedir.Yeni gelişmeye başlayan burjuvazi ve ulema sınıfının da etkisiyle dönemin Şah'ına yapaılan baskılar artmış ve sonuç olarak 1906-1911 Anayasa devrimiyle İran'nın sısyası yönetim şekli parlementer monarşi bir başka deyişle meşrutiyet olarak değişmiştir.Bildiğmizi üzere, bu sistemde hükümdarın yetkileri bir anayasa ile kistlanır; hatta kral(padişah veya şah) devletin simgesi olarak kalır, fakat yürütme yetkisi bir hükümete bırakılır.Hükmet ise halk tarafından seçilmiş olup meclisin kararlarına uymakla yükümlüdür.

1908'de İran'da petrolün bulunması ile kapitalizmin etkisi karşı konulamaz bir şekilde yayılmaya başlamıştır.Halkın büyük çocunluğunun kırsal kesimde konutlanmasına rağmen hatri sayılır mıktarda işçi sınıfı oluşmaya başlamıştır.1921'e gelindiğinde her 1000 işçiden 200'unun sendikaya örgütlü olduğu belirtilmiştir.Bunun yanı sıra; 1925'te yabancı sermayeye verilen ayrıcalıkların azaltılması üzerine yerli burjuvazinin önü açılmıştır.


*İRAN'IN EVRİMLEŞME SÜRECİ*

Şimdilerde "İran" deyince şüphesiz çoğu kişinin aklında 'seirat,ayetullah,baskıcı rejim,ulema,molla,başörtüsü kullanmak zorunda bırakılan bayanlar' gibi yaygın olarak bilineni bir çok temel görüş belirir.Peki İran hep böyle bir ülke miydi?Devrim öncesinde ve sonrasında yaşanan uyum süreçleri nelerdi?Halkın içinde bulunduğu sosyolojik koşullar bir devrim gereksinimini mi doğurmuştu; yoksa bazı çevrelerin çorbasına tuz ekleyecek olan sözde 'devrim' için halk kullanılmış mıydı?
Bütün olanlar tabiki de tek bir günde olmamıştı.Elbette ki bugünkü duruma gelinmesinin bir evrim süreci olmuştu.Nasıl başladı bu süreç?Çok geri bir tarihe gitmeye gerek olmadığını düşünüyorum.1900'lerden sonra olagelen hızlı değişimleri ele alarak İran'ın Dünya üzerindeki önemini belirleyip bir ülkenin son 100yılda gördüğü çeşitli yönetim şekillerini inceleyebiliriz.


*RIZA ŞAH DÖNEMİ (1925-1941):

Birinci Dünya Savaşı'nın genel sonuçlarından biri olan monarşi anlayışının son kullanma tarihinin geçtiğinin anlaşılmasıyla her devlette olduğu gibi İran'da da ulusallaşma haraketleri etkisini tam anlamıyla göstermiştir.Osmanlı Devlet'inde Osmanlı Hanedanlığı, Almanya'da Hohenzoller Hanedenliği ve Rus Çarlığında Romanof Hanedanlığı devrilmişti.Birinci Dünya Savaşı'ndan galip çıkan İngiletere İran'da bulunan Kaçar Hanedanlığı'nın Rusya ile olan yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyordu ve bunun üzerine dönemin generallerinden biri olan Rıza Han'ın ayaklanmasına destek vermiş ve dahası ülkede darbe yapması için gerkeli silah yardımını da esirgememiştir.

Darbenin yapılması hiç de uzun sürmemişti.1921'de Ahmet Şah'a yapılan ilk darbe ile Rıza Han adından bahsettirmeyi başarıp yönetimde söz sahibi olmuştu.1906-1911 anayasasıyla yönetimdeki hakları kısıtlanan Ahmet Şah'ın artık gücü iyice azalmış ve Rusya savaşından yenilgiyle ayrılmasından sonra itibarı sarsılmıştı.

1925'te Ahmet Şah'ın yönetimini tamamen ele geçiren Rıza Han(sonrasında 'şah' unvanını alacaktı) Pehlevi Devletini kurdu.Cumhuriyet yanlısı olan Rıza Şah öncelikle kendine rakip olabilecek "islam" görüşünü savunanları ortadan kaldırdı.Hemen ardından bir dizi reform hareklerine başlayıp ülkeyi modernleştirmeye çalıştı.1935'te yayınladığı bir genelge ile; uluslararası platformlarda "Pers" olarak bilinen ülkenin adının bundan sonra "İran"olarak adlandılmasını istediklerini belirtti.

Modernleşme çabaları kadınların sosyal hayattaki örtünme zorunluluğun kaldırılması ile başladı.Rıza Şah, kadının örtünmesinin sosyal tabakalarda kadının yerinde aşağılayıcı bir etken olarak görüyordu.Gerekli altyapının oluşturulması sonunda kara çarşaf giymeyi yasaklayıp kıyafet inkılabı yapmıştır.Böylelikle halka özgürce giyinip sokaklarda rahatça dolaşabilme imkanı sunmuştur.Bu durumdan hoşnut olmayan Mollalar ve cahil halk kesimi ciddi muhalefet yapmayı kendilerine bir görev edinip halkı kışkırtmaya çalışsa da başarılı olamamış ve çıkan küçük isyanlar Rıza Şah tarafından bastırılıp kanunun yürürlükte kalması sağlanmıştır
Musevileri tanıyıp saygı duyması da dinlere karşı gösterdiği hoşgörünün kanıtıdır diyebiliriz.

Eğitim alanında yaptığı değişikliklerle ülkenin okur-yazar oranının artmasında etkili rol oynamıştır.Bu kapsamda medreseleri kapatıp yerine modern okullar açtırmış, çocukların bu okullara gitmesini sağlamısıt.Ne var ki din yandaşlarının bunlara tepkileri çok da gecikmemiştir.Daha da ileri gidip camilerde "Okullar oğullarınızı kafir, kızlarınızı fahişe olmak için eğitiyor" demiş ve bir çok ailenin çocuklarını okuldan almasını sağlamışlardır; ama Rıza Şah'ın gücüne direnemeyen birçok din adamı ya ülkeyi terk edip Kebela ve Necef'e sığındılar ya da sindirilip susturuldular.Bu susturulanlarda birisi olan Humeyni ileride Rıza Şah hükümdarlığına son verecek olan kişiydi.

Sanayi hızla gelişiyor ve ülke kaklniyordu.Yerel halk girişimciliğe ve ticarete atılmsi için cesaretlendiriliyordu.Halkın refah seviyesi gözle görülür miktarda artmıştı.

Ordunun yeniden düzenlemesi bir başka yenilikti.Birkaç Avrupa ülkesinin örnek alınmasıyla düzenli ordu kurulmuştu.Deniz ve hava kuvvetleri güçlenmişti.

Türkiye'de Atatürk'ün yapmış olduğu medeni kanun örnek alınıp evlilik kurumları düzenlenmiş ve resmi evlilik zorunlu hale getirilmişti.
Bütün bunlar İran içerisinde yaşanırken Avrupa'da büyük bir kargaşa vardı.İkinci Dünya Savaşı başlamıştı.Almanlar üstün ırk bilinciyle sağa sola saldırıken Rus sınırına dayanmıştı.Bir ittifak devleti olan İngiltere, İran üzerinden Rusya'ya yardım göndermeyi düşünüyordu; ama Rıza Şah buna izin vermeyeceği üzerinde ısrarlıydı.İngiltere, Rıza Şah'tan aldığı red ile ülkeye güneyden girmeye başladılar.Ruslar ise ülkenin kuzeybatısını zorluyorlardı.Bu iki ülkeyle savaşmayı göze alan Rıza Şah Pehlevi maalesef ki çok da direnemedi ve ülkedeki gerginliğe dayanamayıp istifa etti.Oğlu Muhammet Rıza Pehlevi'nin tahta geçmesi diplomatik yollarla İngiltere tarafından kabul edildi.Sürgüne gittiği Güney Afrika'da 1944'te oldu


*MUHAMMET RIZA ŞAH PEHLEVİ DÖNEMİ (1941-1979):

Babasının tahtan indirilmesinin ardından tahta geçen Muhammed Rıza genel olarak Batı yanlısı bir politika izledi.Ülkede söz sahibi olmaya başlayan burjuvaziler yönetime ortak olmak istiyorlardı.Şah'ın halkın gözünde tekrar itibar kaybetmişti.Muhammet Rıza, sarsılan otoritesini İngiletere'den aldığı destek ile korumayı başarmıştı; fakat İran halkı petrol rafinelerini yabancı yatırımcılardan alıp kendisi işletmek istiyordu.Batı ile ilişkiler genellikle petrol üzerine şekilleniyordu.Dolayısıyla Anglo-iran adıyla İngilizler tarafından kurulmuş olan petrol şirketi ülke için gitgide önem kazanmaya başlamıştı.İran halkı, Sudi Arabistan'dan gördükleri petrol işletme sistemini İran'da da uygulamak istiyorlardı.Sudi Arabistan'da, Arap-Amerikan Petrol Şirketi(ARAMCO) çıkardığı petrolün %50'sini çıkarılan ülkeye diğer %50'sini de çıkaran şirkete veriyordu; ne varki İran halkı İngilizler tarafından çıkarılan petrolden hiç bir şey görmüyorlardı.Halk petrol şirketlerini yabancı sermayenin elinden alıp kendisi işletmek istiyordu.Böylelikle Dr.Mohammed Müsaddik tarafından kurulan "Ulusal Cephe" partisi, ezilen burjuvaziyi yanına çekmek için bir çok demokratik değişikler vaat etmiştir.İsviçre'de eğitimini tamamlamış ve Hukuk alanında doktorası olan Müsaddik gayet açık görüşlü ve ülkesini ileri taşımaya kararlı bir insandı.1951'de yapılan seçimlerde ülkede başbakan olmuştu.Her ne kadar milliyetçi bir çizgi çizse de cumhuriyetçi bir takım değişiklikler yapmaya çalışmıştır.

Millileştirme kararı İran'da giderek derinleşen bir siyasi ve ekonomik bunalıma yol açtı.Müsaddik ve önderlik ettiği Ulusal Cephe Partisi, halk arasında güçlenmeye devam ettiyse de, yönetimde güçlü bir konumu olan elitlerin ve Batılı güçlerin Müsaddik yönetimine tepkileri yoğunlaştı.İngilizler çok geçmeden İran petrol pazarından çekildiler.Müsaddik'in İran petrolü için yeni pazarlar bulmada karşılaştığı güçlükler ekonomik sorunları derinleştirdi.

Müsaddik'la ciddi bir iktidar mücadelesi içine giren şah, Ağustos 1953'te başbakanı görevden alma girişiminde bulundu.Ama Müsaddik yanlılarının başlattığı kitlesel sokak gösterileri karşısında İran'dan kaçmak zorunda kaldı.Müsaddik'in muhalifleri olaydan birkaç gün sonra ABD'nin de desteğinin alındığı iddia edilen bir darbe düzenleyerek Müsaddik'i yönetimden uzaklaştırdılar ve şahin ülkeye dönmesini sağladılar. Darbe ile olan ABD ilgisi 2000 yılında ABD eski dışişleri bakanlarından Madeleine Albright tarafından kabul edilmiştir, daha sonra ise ABD başkanı Barack Obama 4 Haziran 2009'da Mısır'da yaptığı konuşmada bu ilgiyi resmen doğrulamıştır.1 Vatan ihanet suçundan üç yıl hapse mahkum edilen Müsaddik, hayatının geri kalan bölümünü ev hapsinde geçirdi.İran'daki petrol tesisleri ise İran hükümetinin denetiminde kaldı.

Şah, bu dönemden sonra dengeli bir politika izledi ve İran petrol gelirindeki artış Şah’a yardımcı oldu.1956'da CIA destekli SAVAK(Şazeman-e Ettelaat va Amniyat-e Keshvar) polis örgütünü kurdu.Bunun amacı bir savaş veya ani bir saldırı karşısında orduya katılabilecek 60bin kadar özel eğitimli istihbaratçıların yetiştirilmesiydi.iran Devrimi'nin başarıya ulaşmasında SAVAK'ın sistem hatalarının olmasının büyük rolü olduğu hala söylenir.

1963’te Şah, Beyaz Devrim diye bilinen reformları gerçekleştirdi. Amaç, sermaye birikiminin önündeki engelleri ortadan kaldırmaktı. Toprak reformunu, kadınlara oy hakkının tanınmasını, okuma yazma oranının arttırılması doğrultusunda eğitim sisteminin değiştirilmesini vs. içeren bu reformlara, din adamları ve Humeyni çok sert tepki gösterdi; çünkü reform, geniş topraklara sahip olan üst düzey din adamlarının ve dini vakıfların topraklarına ve ayrıcalıklarına da dokunuyordu.

Büyük toprak sahiplerinin yanı sıra din adamlarının bir kısım toprağı da kamulaştırılınca Humeyni önderliğinde bir ayaklanma patlak verdi. Şah, ayaklanmayı bastırıp Humeyni’yi önce Türkiye’ye sonra da Irak’a sürgün etti.İran gizli servis şefi Pekrevan, Humeyni tutuklandıktan sonra onunla bir konuşma yapar. Pekrevan’ın “politika pis bir iştir ... siz bu işleri bizlere bırakın” demesi üzerine Humeyni şu cevabı verir: “İslamiyet politikadan başka bir şey değildir.”

*Not:1960’lar, petrol sanayiinin gelirleri sayesinde İran ekonomisinin muazzam derecede geliştiği bir dönemdi. Bu dönemde yabancı sermaye yatırımları daha da hız kazandı. Bunun yanı sıra yerli sermaye güçlenirken, bazaarı burjuvazisinin bir kısmı büyük burjuvazinin saflarına katılmıştı. İşçi sınıfındaki artış inanılmazdı. ILO verilerine göre 1966 yılında İran’da 2 milyon 150 bin işçi mevcuttu. Köylülüğün çözülmesi ve kente göç hızla devam ediyordu ve 1970’e gelindiğinde inanılmaz boyutlara varmıştı. Yoğun toplumsal çelişkiler içindeki İran yeni olaylara gebeydi; ama bu ortamda sol bambaşka işlerle uğraşıyordu.


*AYETULLAH HUMEYNİ DÖNEMİ VE İRAN DEVRİMİ (1979):

Not:‘Ayetullah’ (Allah’ın işareti) kavramı, 1906 yılında anayasayı imzalayan alimleri onurlandırmak için çıkartılmış ve kullanılmış siyasi bir kavramdır.
*HUMEYNİ KISA BİLGİ: 1942 yılında laikliği ve Şah’ı eleştiren aynı zamanda Şah’ın taşeronluğunu yapan din adamlarını eleştiren ‘Keşful Esrar’ isimli eserini yazdı. Böylelikle siyasi görüşlerini sunmaya başladı.1950 yılına gelindiğinde bir din tarihçisi Humeyni’yi ‘büyük bir hoca ve büyük bir siyasi kişilik’ olarak tanımladı. Öğrencileri arasında politik görüşleri Peygamberin görüşlerine benzetiliyordu. Zaten Humeyni görüşlerini Hz.Ali’nin adaletini ve Hz.Hüseyin döneminde yaşanan zulmü de eklediğini söyleyebilriim.

Şah dönemi ve Humeyni’nin dinsel kimliğ İran devriminin iki temel taşıdır.1960-61 yıllarında yaşanan siyasi krize bir de ekonomik kriz eklenince Şah'ın yaptığı reformlerinda bir öneminin olmadığını düşünen halk Şah'a karşı yeniden ayaklanmaya başladı.Bunu fırsat bilen Humeyni, Şah'ın kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermesini bile Batı taklitçiliği olduğunu söylerken; Şah taraftarı olanlar da Mollaların İran'ı karanlık bir tarihe sürüklemekle suçluyorlardı.Humeyni'nin o dönemde 'Din Adamları Zirvesi'ni toplaması ve Şah'ı protesto eden metinler yayınlatması İran Devrimi için atılan en büyük adımlardan birisidir.

1963 yılında Şah ve mollalar arasındaki husumet iyice büyüdü. Hapishaneler dindar insanlar ile dolmuştu. Halk durmadan bu durumu protesto ediyordu. Bu dönem 1963 İsyanı gerçekleşti. Ayetullah Gülpeyeganı, Cafer el-Saddik(12 imamların 6.sidir) için bir tören düzenleyecekti. Tören başladıktan kısa bir süre sonra provakatörler, Şah’ın adamları sakin devam eden tören ortamında gerginlik çıkarttılar.Böylece sokaklarda da gösteriler ve gerginlikler başlamış oldu. Hatta bu dönem bir rivayete göre, Şah Humeyni’ye bir mektup yazmıştır ve ‘ babanın çizmelerini giyip, gelip seni döveceğim’ demiştir. Mektuba cevap olarak Humeyni ‘babamın çizmeleri sana oldukça büyük gelir’ cevabını kendisine göndermiştir.

Humeyni, şartların kendine sağladığı imkanları iyi kullanarak muhalefeti etrafında toplamıştır. Şah’ın başarısız reformlarından şikayetçi olan halk, inançlı Şiiler ve Şah’ın Amerika yanlısı Rusya karşıtı politikalarına karşı olan kesimler Humeyni’nin etrafında toplanmıştır. Bu duruma Şah şehirci kalmamıştır 1963'te Humeyniyi tutuklatarak önce Türkiye'ye (Bursa da bir askerin evine) sonra Irak'a gönderilmiştir.

Humeyni Irak’ta iken Şah boş durmuyordu, birçok dindar insanı tutuklatıyor ve idam ediyordu. Halk ve Şah arasında en büyük uçurum İran Sahliğinin 2500. Yıl kutlamalarında ortaya çıktı; halk ekonomik kriz içindeyken çok gösterişli bir kutlama etkinliği yapılması halkın tepkisini aldı. Köylüler Şah’a karşı silahlanmaya başlamışlardı. TUDEH gibi solcu ve laik kesimler dahi Şah aleyhine düşünüyor, halk hareketine destek veriyordu.

1978 yılında Humeyni, Kuveyt’e geçmek amaçlı pasaport aldı. Ancak sınırda siyasi sürgün olduğu gerekçesi ile geri çevrilince Fransa’ya gitmeye karar verdi. Verdiği mesajlar arasında İran’da olası bir devrimde hem İslam’ın temellerine sahip çıkacağını hem de kadınların haklarına dair reformlar getireceğine dair bir anlamda modern uygulamalarda bulunacağına dair notlar düşüyordu.Yani bu noktada diyebilirim ki Humeyni solcuların dessteğini kaybetmememek için onlara cumhuriyet vaat ediyordu, aynı zamanda da islamcılara islamiyete sahip çıkacağını söylüyordu böylelikle dönemin üç büyük partisini yanına çekti.Bunlar TUDEH(solcu marxist leninist çizgide), MEZHEBİ (Humeyninin de içinde bulunduğu islamcı çizgide), MİLLİ(devrimden sonra hükümetin başına geçecek olan Bazarganın da içinde bulunduğu milliyetçiler)

Devrim Takvimi 1978-1979

8 Ocak’ta Kum şehrinde makaleye tepki olarak 4000 öğrenci sokaklara döküldü ve sürgündeki Humeyni’nin dönmesi için eylem yaptı.15 Şubat’ta öğrenciler yeniden Şah aleyhine yürüyüş yaptı.O dönemde hükümet aleyhinde konuşmalar yapan Tebriz Valisi görevden alındı ve bunun üzerine Öğrencilerin hükümete olan tepkisi arttı. 3 Mart’ta Şah BBC’ya yaptığı açıklamada Kum ve Tebriz olaylarının ” komünistler ve gericilerin ” birleşmesinin sonucu olduğunu iddia etti.Gösteriler artmış ve olaylar iyice kızışmıştı.Avrupa’nın desteğinin gelmesi çok uzun sürmedi ve 20 Mart’ta İngiltere Savunma Bakanı, İran’a gelerek Şah’a silah ve tank satmakla ilgili görüşmeler yaptı.


Sadece silah desteği olarak düşünülmesin psikolojik olarak da Avrupa Şah’ın bir numaralı pompalayıcısıydı hatta, 17 Nisan’da İngiltere Savunma Bakanı: ” Şah rejimini destekleyeceğiz; zira Şah devrilirse, İngiltere’nin çıkarları tehlikeye düşecektir ” dedi.Fakat halkın isyanı bitemek tükenmez bir direnişle devam ediyordu.Şah bir kez daha politikasını “yumuşama” yönünde değiştirip 4 Ağustos’ta SAVAK’ın yetkilerini kısıtlayacağını ve yeni partiler kurulacağını ilan etti.Beklediği tepkiyi alamaması üzerine 14 Ağustos’ta İsfahan’da sıkıyönetim ilan edildi. 7 Eylül’e geleindiğinde artık iyice yaygınlaşmış olan gösterilerde halk” askerler kardeşimiz, Humeyni liderimiz ” sloganı atmaya başladı.Ertesi gün (8 Eylül’de) “Kanlı Cuma” diye bilinen olay üzerine hükümet sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ancak binlerce insan yürüyüşe başladı. Jale Meydanı’na gelindiğinde, askerler üzerlerine ateş açtı. Çocuk, kadın, yaşlı binlerce kişinin öldüğü bu olay Kanlı Cuma olarak anıldı.Artık her şey çığrından çıkmıştı ve bu gidişin sonunun pek de iç açıcı olmayacağını Şah kabullenmişti.Bunun üzerine Humeyni ile görüş birliğine varılabilineceğini düşünüp anlaşma teklif etti; lakin 26 Ekim’de Humeyni her türlü uzlaşmayı reddetti.

*1978 yılı böyle bitip, yıl 1979′a gelindiğinde; 6 Ocak’ta greve gitmiş olan basın, Humeyni’nin emriyle Şah’ın cinayetlerini yazmak için grevi bıraktı.8 Ocak’ta işlenen cinayetler nedeniyle Humeyni genel yaş ilan etti -Bu noktada artık Humeyni ülke içinde alelane bir şekilde söz sahibi olduğunu anlıyoruz.- Aynı gün Şah’ın askeri ve Başbakan’ı Azharı İran’dan kaçtı.Tahmin edildiği üzere Şah da İran’dan kaçtı(10 Ocak 1979)
1 Şubat’ta Humeyni 15 yıllık sürgünden sonra İran’a döndü.5 Şubat’ta Humeyni Mehdi Bezirgan’ı başbakan olarak atadı.11 Şubat’ta inkılap zafere ulaştı.11 Nisan 1979′da İran İslam Cumhuriyeti resmen kuruldu.


*DEVRİM SONRASI:

Devrim sonrasında Humeyni hemen iktidara gelmedi.Önce kısa bir süreliğine milliyetçi ve açık görüşlü olan Bazergan hükümetin başına getirildi ve halka söz verildiği gibi cumhuriyet rejiminin uygulandığı gösterilmeye çalışıldı; halkın olumsuz bir tepkisini almamak için hemen bir islamlaşma hareketleri başlamadı.Ama molla takımı bir an önce islamlaşma hareketlerini başlatması için için Bazergana baskı yapıyrdu.Bu baskılara dayanamayan Bazergan ve arkadaşları istiya zorlandılar.Böylelikle meydan mollalara kalmış oldu.Yaptıkları ilk iş TUDEH'i kapattırıp sol görüşlü insanların ülkeden sürülmesi veya öldürmek oldu.Bazı üniversielerin geçici olarak kapattırılması, insanların tutuklanması, bu durumdan rahatsız olan binlerce insanın öldürülmesi ve bu arada bunların üzerine birden patlak veren Irak savaşı halka Humeyniyi kabul etmekten başka bir seçenek de bırakmadı.




*İSLAMIN SİYASALLAŞMASI:

Çok aşina olduğunumuz bir din ve toplumsal ahlakın derinine işlemiş bir olgudur İslam.Farklı İslam anlayışları mevcut haliyle onu farklı farklı yaşayanlar.Dinler her daim toplumların psikiatrlarıdır, bu inkar edilemez.Bu durumum siyasiler tarafından kullanılıp da dinlerin siyasete yem olamadı da kaçınılmazdır.Yukarıda kısaca örneğini anlattığım siyasallaşmış bir islam profili, günümüzde hala varlığını sürdürmekte.Ülkenin şu anki geldiği duruma 10yıl öncesinde yaşayan bir genç bile inanamıyor.Siyasallaşmanın vardığı boyut kapımızı aşındırırken bizlerin de içinde bulunduğu ve maalesef yaşam çerçevemizin belirleyicisi olan bir ahlaki yapının şiiyasal İslam'a dönüşmüş olması halkın özgürlüğünü tam manasıyla kısıtlamakta.Bir çok insan sırf bu siyasallaşma nedeniyle tutuklanmakta ve susturulmakta.

Herkes kendisinin milatıdır!
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Küba Devrimi Özgürcan Tarih 64 18-05-2011 15:10
Evrimin Devrimi hur-kus Evrim 21 10-02-2011 06:13
Kültür Devrimi, Hemen Şimdi! Jolly Jocker Politika 4 26-01-2011 20:00
Eric Kantona'nın Önerisi ve ''Banka Devrimi'' Jolly Jocker Politika 12 07-12-2010 12:07
Iran islam devrimi(istilasi) BASKALTURK Politika 31 09-07-2009 23:42

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:46 .