Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 06-08-2009, 17:47
uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
uyar uyar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
Standart

ben söyleyeyim harun yahya ekolu (ekolsa bu tabii )) mikroevrime inanır.. onlara göre makroevrim olmuyo..... bunlar fosillere onların milyonlarca yıllık olduğuna da inanırlar .. ama değişmez derler... yani bi kısmını alıp bilimi diğerini (işlerine gelmeyenleri) atarlar... bu takkeli hoca da 7bin yıldır insanlık var dedi.. yani .abddeki evanjelistler gibi.... anlayacağınız onların aklı aslında bayaa karışmış vaziyette.. aslında bırakalım birbirlerini yesinler....

kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 06-08-2009, 22:22
ozgur_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_ ozgur_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jun 2009
Mesajlar: 524
Standart

Kimsenin maymundan filan geldiği yok. Sadece ortak atalardan geliyorlar. Belli bir zaman diliminde ayrılıyorlar.
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 06-08-2009, 23:02
walla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
walla walla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Standart

A_n_t_İ_b_İ_o_t_k_ d_İ_r_e_n_c_İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ

Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 06-08-2009, 23:51
tensiz.denek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
tensiz.denek tensiz.denek isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 11 Aug 2008
Mesajlar: 1.139

Başarı Ödülü 

tensiz.denek - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

walla´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu soruyu sormak bile evrimi bilmediğinizi gösterir, Evrim önce tek bir organizmada oluşur, sonra yeni kuşaklara aktarılır, kongonu A ormanındaki bir maymunda oluşan mutasyon aynı anda Madagaskarın B ormanındaki maymuna ıçınlama yoluyla gitmez elbette.
Sapiens maytap geçiyor walla. Evrim teorisinin en ateşli savunucularındandır kendisi.
Saygılar,

... sadece çok büyük bir zeka saçma düşüncelerin içine mantık üfleyebilir. [Milan Kundera]
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 07-08-2009, 21:28
meo meo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Anadolu
Mesajlar: 315
Standart

Bkz. Habertürk TV Şu anda yayında
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 08-08-2009, 19:21
walla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
walla walla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Standart

Allah Adnan Oktara kazık attı trafiği tıkadı.
Ben inanmadım Trafik tıkandığına, amac daha az soruya maruz kalıp g o t olmamak.

Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 08-08-2009, 22:37
metee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
metee metee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2006
Bulunduğu yer: Yalnızca bir kez dilim tutuldu. Bir adam bana, "Sen kimsin?" diye sorduğunda.(Çamur ve Su )
Mesajlar: 468
Standart

Walla Arkadaşım kısaca bağışıklık sistemi fabrikasyonu zarar görmesiyle birlikte bazı değişiklikler olabilir. Bir ucube(Mutasyon) olayını evrim olarak gösteriyorsan bu konu üzerinde senin bizlere cevap vermen lazımdır. Bağışıklık Sistemin zarar görmesiyle tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değişmesini evrim olarak görmemek lazımdır.

Antibiyotik Direnc yatay gen transferi bir sonucu ve bu Patojen genomu içinde bağlanmamış nokta mutasyonları ve yaklaşık 1 oranında 10 üzeri 8 kromozom çoğaltma başına olabilir. Bu patojen karşı antibiyotik eylem bir çevre basıncı olarak görülebilir.
Antibiyotik direnci doğal seçilim yoluyla rastgele mutasyon üzerinde evrimleşir ancak bir topluluk içinde evrimsel stress uygulamasıyla da gerçekleştirilebilir. Ancak antibiyotik ve bakteri üzerine bağlanırsa o zaman evrim kenara çekilmesi lazımdır. Her biyolojik konuda evrime göre yorum yapıldığı için Doğal seçilim diye tabir kullanılıyor. Antibiyotik direnci hasta olmayan bir insan üzerindeki özelliğine baktığımızda Bağışıklık Sistemi düzeni zaten bir antibiyotik sistem içerisinde insanı iç ve dış zararlardan korumaktadır. Bağışıklık sisteminin görevini görmezden gelmek imkânsız olmakla beraber antibiyotik direnci oluşması için zemin nasıl hazırlanır ki bu zemin üzerinde rahat hareket imkânı bulur.
Antibiyotik direnci oluşturan hastalık ve ilaç içinde kullanılan maddelere bakmak lazımdır.
Bağışıklık Sisteminin oluşturduğu zemin ve emirleri görmezden gelerek nereye ulaşmak isteyebiliriz.
Enfeksiyona yol açan mikroorganizmaların genetik yapılarında bir hasar oluşmasıyla bağışıklık sistemleri yararlı bakterileri zararlı mikroorganizmalarla bir savaş haline bırakıyor. Bu savaş sırasında beden dış ve iç etkenler sonucu bağışıklık sistemi zarar görerek mikroorganizmalara zemin hazırlamış olacaktır.
İnsan bedenini kemik ve et olarak göre evrimci bilim adamları burada kaya çarpmış oluyorlar. Sadece et ve kemikten değil de birçok sistemleri barındıran bir fabrikasyon sistemi olduğunu görmeleri lazımdır. Bu sistemler arasında bağışıklık sistemleri zaten bu görev için vardır. İnsanı iç ve dış etkenlerden korumak için var olduğunu görmeyen bilim adamları insandaki antibiyotik direnci bir mutasyon olarak görmeye başladılar.
Bu bağışıklık, antibiyotik molekülünün formunu bozma veya onu hücreden dışarı atma sayesinde gerçekleşir. Bu genlere sahip olan organizmalar bunu diğer bakterilere transfer ederek onlara da bağışıklık kazandırabilirler. Bağışıklığın ikinci türü mutasyon olarak yani tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değiştirmesi sonucu antibiyotiğe karşı bağışıklık kazanır. Özellikle burada evrimci bilim adamları Evrimin süreçinin bir göstergesi olarak göstermektedir. Ama bağışıklık sistemine bağlı birçok organ ve görevlere bakıldığında var olanı evrim süreçine itmek yanlış bir teori olmaktadır. Bağışıklık sistemindeki organlarının görev bu zemin ve süreçi hazırlamaktır. Değişen bir durum ortada yoktur.

Antibiyotik direnc olayını en iyi anlatacak organlar ise Bademcik ve Apandistir. Özellikle Apandis zengin lenf dokusu barındırdığı için bu organ üzerine bakmak lazımdır. Apandis ince ve kalın bağırsak kısmına yakın olduğu için birçok bakteri ile savaş halindedir. Evrimcilere göre körelmiş organ olan apandis zengin lenf dokusunda dolayı antibiyotik direnci burada rahat bir şekilde gözlenebilir.
Mikroorganizmalar: Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında bulunan bütün mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu mikroplara karşı yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık yapıcı özellik kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci başlar.
Zararlı ve zararsız bakterileri Apandis Lenf dokusunda geçtikten sonra kalan 98 % yararlı, 2 % zararlı olarak kalır..Bu süreçte bağırsak devamlı çalış halde olduğu için milyonlarca mikroorganizma vücuttan dışarı atılır. Üst mide ve ince bağırsakta mikroorganizmalar bulunmaz.
İnce ve Kalın bağırsağının bağırsak florasında iyi bakterileri barındırarak kötü bakterileri yok eden bağışıklık sistemi Apandis bölgesinde gelen emirlerle hareket etmektedir. Yararlı bakterileri kendi bölgesinde toplayarak zararlı bakterileri imha eden bir fabrikasyon üssü apandistir. Antibiyotik kullanımı dışında nedenler de bağırsak florasının değişmesine neden olabilir. Bunlar arasında bağırsak iskemisi, yemek yememek, ve bağışıklık yetersizliği sayılabilir.
Alınan antibiyotiklerin virüslere karşı yetersiz gelmesi apandis bölgesi zarar görmesidir. Ona bağlı olarak bağışıklık sistemi düşüş yaşanır bu düşüş sırasında zararlı bakteriler ince ve kalın bağırsakta tahribatlara neden olabilir. Bağışıklık sistemi lenf dokusu fabrikasyonu bazen sindirim, solunum, dolaşım ve boşaltım sistemleri sayesinde zayıflayarak tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değiştirebilir. Zaman içerisinde zararlı bakteriler insan bağışıklık sistemine zarar vererek lenfoid kanseri gibi hastalıklara neden olabilir.

Kalın bağırsak en çok bakteriyi içerir ve bu bakterilerin etkinlikleri kalın bağırsağı vücutta metabolik olarak en aktif organ yapar. İnce bağırsaktaki bakteriler başlıca Gram-pozitif, kalın bağırsaktakiler ise başlıca Gram-negatiftir.. Kalın bağırsağın ilk kısmında karbonhidratlar fermente olur, sonrasında ise protein ve amino asitler parçalanır. pH, bağışıklık sistemi ve peristalsisin etkisiyle bağırsağın farklı bölgelerinde farklı türler bulunur. Çekum ve yükselen kolonda pH düşüktür ve bakteriler hızlı büyür, nötral pH'li alçalan kolonda ise yavaş büyürler Bağırsaklardaki bakterilerin %99'dan fazlası anaerobdur, ama çekumda aerobik bakterilerin yoğunluğu yüksektir.Bağırsaklardaki tüm türler tanımlı değildir çünkü bazıları kültürlenemez.Kişiden kişiye türlerin sayıları çok farketse de belli bir kişi için zaman içinde oldukça sabit kalır.Çoğu bakteri Bacteroides, Clostridium, Fusobacterium, Eubacterium, Ruminococcus, Peptococcus, Peptostreptococcus ve Bifidobacterium cinslerine aittir. Escherichia ve Lactobacillus gibi aeroblar daha az miktarda bulunurlar. Bacteroides cinsine ait türler bağırsaklardaki bakterilerin %30'unun oluşturular.Geniş spektrumlu antiyotik kullanımı ile bakterilerin sayısının azaltılması, konağın sağlığına ve onun gıdaları sindirme yeteneğine etki etmektedir. Antibiyotikler, bakteriyel hastalıkları iyileştirmek amacıyla alınınca veya, farkında olmadan, antibiyotikle beslenmiş hayvanların etini yeyince, bağırsak florasına zarar veririrler. Bağırsakları tahriş ederek, bağırsak florasına etki ederek veya patojen bakterilerin çoğalmasına fırsat vererek ishale yol açabilirler. Antibiyotiklerin bir diğer olumsuz etkisi, antibiyotiğe dirençli bakterilerin sayılarının artmasına neden olmalarıdır.
Bağırsak florasında bulunan maya cinsleri arasında Candida ve Saccharomyces bulunur.
Apandis ile ilgili yazım : http://www.turandursun.com/forumlar/...t=2898&page=25
1) Bakterilerde zaten var olan direnç genlerinin aktarılması
2) Mutasyon sonucunda genetik bilgi kaybına uğrayan bakterilerin antibiyotiğe dirençli hale gelmesidir.

NOT= DAHA DETAYLI BİR ARAŞTIRMA İÇİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN FABRİKASYONU İZLEMEK VE GÖREVLERİNİ İNCELEMEYEREK DEĞERLENDİRMEK LAZIMDIR.
BUNLAR : Lenf Bezleri, Bademcik, Apandis, Timus, Lenf Düğümleri, Karaciğer, Dalak, Peyer Plakaları, Kemik İlği ve lenf dokularını kapsayan geniş bir araştırma gereklidir.


Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org
http://uhaweb.hartford.edu/BUGL/immune.htm
http://health.howstuffworks.com/immune-system.htm
http://multimedia.mcb.harvard.edu/media.html
http://www.gsf.de/biop/en/plantimmuenglisch.phtml
http://pathmicro.med.sc.edu/book/immunol-sta.htm

Saygılarımla MeTeE

[Mt]METEE[/Mt]Kalp ne ile doluysa,dudaklardan 0 dökülür gider.Goethe
EVRiM HAYALGüCüDüR?...

Konu metee tarafından (08-08-2009 Saat 23:36 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 11-08-2009, 00:59
metee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
metee metee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2006
Bulunduğu yer: Yalnızca bir kez dilim tutuldu. Bir adam bana, "Sen kimsin?" diye sorduğunda.(Çamur ve Su )
Mesajlar: 468
Standart

Tıp dünyasının bildiği büyük yanlış

20. yüzyılın başlarındaki teoriye göre bağışıklık sistemi kanserli hücrelere karşı mücadele ediyor.




20. yüzyılın başlarındaki teoriye göre bağışıklık sistemi kanserli hücrelere karşı mücadele ediyor. İşte bu doğru sanılan teori yanlış çıktı. Şimdi, teorinin aksine, kanserli hücrelerin çoğalmasının başlangıcında, bağışıklık sistemi tarafından korunduğu belirlendi.

Vücudun bağışıklık sisteminin, tümörün ilk oluşum safhasında kanserli hücreleri tespit edip onları koruduğu bildirildi.

The Journal of Clinical Investigation adlı dergide dün yayımlanan araştırmada, 20. yüzyılın başlarındaki teorinin aksine, kanserli hücrelerin çoğalmasının başlangıcında, bağışıklık sistemi tarafından korunduğu belirtildi.

BU BULUŞLA TEDAVİDE İLERLEME KAYDEDİLEBİLİR

Pierre ve Marie Curie Üniversitesinden Profesör David Klatzmann'ın ekibi, kanser hakkındaki bu keşifle hastalığın tedavisinde önemli ilerleme kaydedilebileceğini bildirdi.

Bugüne kadar bilinen teori, kanserli hücreler oluşmaya başlayınca bağışıklık sisteminin bu hücreleri anormal hücre olarak tespit edip onları yok etmeye çalıştığını ve kanserin bu anormal hücrelerin savunma mekanizmasından kaçtıkları anda meydana geldiğini öngörüyordu.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ KANSERLİ HÜCRELERİ KORUMAYA ALIYOR

Bilinen teoriyi çürüten yeni tespite göreyse bağışıklık sistemi kanserli hücreleri, ortaya çıktıkları andan itibaren organizmadaki diğer hücreler gibi korumaya alıyor.

Araştırmacıların hayvanlar üzerinde yaptıkları deneyler, bağışıklık sisteminin "düzenleyici lenfosit T" hücrelerinin, ilk ortaya çıkan kanserli hücrelere hemen yaklaşıp bu kanserli hücrelerde diğer normal dokularda bulunan molekülleri tespit ettiğini ve kanserli hücreleri yok etmesi gereken hücrelerin kanserli hücrelere saldırmasını engellediğini gösterdi.

SON KEŞİFLE ÖNLEYİCİ AŞI BİLE GELİŞTİRİLEBİLİR

Araştırmada, "düzenleyici lenfosit T" hücrelerinin kontrolünün gelecekte kanser tedavilerinde çok önemli rol oynayacağı ifade edildi. Araştırmacılar, kanser hakkındaki bu son keşfin ayrıca, tümöre karşı önleyici aşı gibi diğer tedavi yöntemlerinin önünü açtığını belirtiyor.

Kaynak: MYNET




Bağışıklık sistemine ilişkin yeni keşif

Bağışıklık sisteminin işleyişineilişkin yeni bir keşif, kanser, şeker hastalığı, kas erimesi ve kireçlenmenindaha iyi tedavi edilmesinin yolunu açtı.
BUENOS AIRES (A.A) - Bağışıklık sisteminin işleyişineilişkin yeni bir keşif, kanser, şeker hastalığı, kas erimesi ve kireçlenmenindaha iyi tedavi edilmesinin yolunu açtı.

Arjantinli bilim adamlarının yaptığı araştırma sonunda, bağışıklıksistemini ''devreden çıkaran'' moleküler mekanizmalar bulundu.

İngiliz ''Nature Immunology'' dergisinde yayımlanan bilim adamlarınınkeşfe dair bu çalışması, beklenenin tersi yönünde etki göstermeyi sürdürmesidurumunda bağışıklık sisteminin durmasını ya da tümörle mücadele etmemesidurumunda sistemin harekete geçmesini sağlayabilecek.

Araştırma, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıkların tedavisinde yeniufuklar açması nedeniyle önem taşıyor.

Kaynak: MYNET

[Mt]METEE[/Mt]Kalp ne ile doluysa,dudaklardan 0 dökülür gider.Goethe
EVRiM HAYALGüCüDüR?...
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 02-09-2009, 23:58
walla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
walla walla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Standart

Metee kardeş, sapla samanı karıştırmışsın, verdiğin cevapların konu ile ilgisi yok.

Yaratılışçılara konuyu biraz açalım, mesela günümüzün en önemli sorunlarından birisi, Streptekoklar penisiline 15-20 yıl kadar önce gayet sensitif iken, şimdi bu bakterileri penisilin ile tedavi edemez hale geldik, ne oldu, ALLAH mikropları kayırdımı., yoksa insanları cezalandırıyormu.

Buyrun Cenaze namazına. Bilginiz yoksa hiç yazmayın, komik oluyorsunuz.

Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 04-09-2009, 23:05
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Sevgili walla ve bu sitedeki tüm üyeler:

Amacınız ney sizin? Evrimcler, sizler allahistleri şu forum ortamında yanlışı gösterip, doğru yola mı çekmeye çalışıyorsunu? Allahistler, sizler aklınız sıra evrimi çürütüp, evimcilere güya isyan mı etmeye çalışıyorsunuz?

Derdiniz ney sizin? ortada öcü olan ney? din mi, evrim mi? hastalığın nedeni bu ikisinden biri mi? Toplumu yahut dünyayı kurtarmaya mı çalışıyorsunuz?

Sen ordan iki kanıt gösterecen, karşındaki de "aaaa aferin benim güzel arkadaşım, artık dinimden vaz geçiyorum" ya da "ülen hakkaten sen adammışsın" mı diyecek?

Evrimciler mi dünyayı karanlığa götürüyor, yoksa allahçılar mı?

Ben size diyim: hiç biri. Hiç biriniz bir birinizi kendi tarafına çekmeyi başaramayacak, en kral kral kanıtları gözüne soksanız bile. Çünkü inancın ve dünyayı algılamanın ne demek olduğundan zeeeerrrekadar haberiniz yok. Aynı biçimde evrimden de hiç birinizin haberi yok.
Kapitalizmin, yeni dünya düzeninin, ya da zorlayıcı güya eşitlikçi ama otoriter düzenin dayattığı son yüzyıldır moda olan moleküler anlayışlı mı kanıtlayacaksınız evrimi?

Ben de çok merak ettim saygıdeğer walla, hadi bakalım, sen anlat bize, nasıl oluyormuş bu olay?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:46 .