Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 15-09-2005, 10:38
kursatotcu kursatotcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
Standart darwin mevzusu

önce Darwin ne demiş bir bakalım:
"türlerin kökeni" türkçeye çevrilmiştir.
bu belkide teoriye karşı öne sürülebilecek en aşikar ve ciddi itirazdır öyleyse neden her jeolojik oluşum ve her katman bu tür ara bağlar ile dolu deği?... inancıma göre bunun açıklaması jeolojik kayıtın son derece kusurlu ve noksan oluşunda yatmaktadır (53) … Bu jeolojik kaydın kusurlu olduğu görüşünü reddeden haklı olarak tüm teoriyi de reddedecektir (54)
Bununla akraba olan bir başka zorluk vardır ki çok daha ciddidir demek istediğim hayvanlar alemnin birkaç ana kısmına ait olan türlerin bilinen en altaki fosilli kayalarda birdenbire ortaya çıkması hali. Aynı gruptaki tüm mevcut türlerin tek bir atanın soyundan geldikleri yolundaki beni ikna eden argümanların çoğu eşit oranda bir kuvvetle bilinen en erken türler içinde geçerlidir mesela kambriyen ve silüryen döneme ait trilobitlerin kambriyen dönemden çok önce yaşamış olması gereken ve de muhtemelen bilinen herhangi bir hayvandan çok farklı olan bir kabuklunun soyundan türediği şüphe götürmez sonuç olarak eğer teori doğruysa en alttaki kambiryen katman tortullaşmadan önce kambryen çağdan günümüze dek geçen tüm süre kadar veya belkli de bundan çok daha uzun dönemlerin geçtiği ve bu uzun dönemler esnasında dünyanın canlı yaratıklarla dolup taştığı tartışılmazdır. niçin kambriyen sistemden önce var olduğu düşünülen bu en önceki dönemlere ait fosilce zengin tortular bulamadığımız sorusuna hiç bir tatmin edici cevap veremiyorum… mevcut durum anlaşılmazlığını korumak zorunda ve bu durum burada ele alınan görüşlere karşı geçerli bir argüman olarak haklı bir şekilde öne sürülebilir. (55)
(53):Charles Darwin, the origin of species (türlerin kökeni), ( Chicago Britannica,1952) s: 152
(54) s: 179
(55): s:163-164
Kitap: İnsanın Türeyişi Yazar: Darwin
sayfa:226: her evrimci beş büyük omurgalı sınıfının yani memelilerin, kuşların, sürüngenlerin, ikiyaşayışlıların ve balıkların bir tek ilk örnekten (prototyp) türediğini kabul eder çünkü hepsinin özellikle embryonel dönem boyunca ortak yanları pek çoktur balıklar sınıfı organlanma bakımından en aşağı durumda bulunduğu ve yeryüzünde öbürlerinden önce belirdiği için omurgalılar aleminin bütün üyelerinin balığa benzer bir hayvandan türediği sonucuna varabiliriz. Maymun, fil, kalibri , yılan kurbağa, balık vb. gibi birbirinden pek başka hayvanların hepsinin aynı ana-babadan türeyebildiği inancı doğa tarihindeki son ilerlemeyi izlememiş kimselere pek garip görünecektir. çünkü bu inanç bugün birbirine hiç benzemeyen bu biçimlerin hepsini birbirine sıkıca bağlayan canlıların eskiden yaşamış olduğunu üstü kapalı olarak söylemek demektir.
sayfa: 232: bütün memeliler sınıfının atalarının iki eşeyli olmaktan VAZGEÇTİKTEN uzun zaman sonra her iki eşeyinde süt verdiği, v e yavrularının böylelikle beslendiği keselilerde ise her iki eşeyinde yavrularını keselerinde taşıdığı başka bir görüş olarak söylenebilir.
Sayfa 235: omurgalılar aleminde belli belirsiz tanımayı başarabildiğimiz en eski atalar görünüşe göre bugünkü tulumluların (Ascidians) kurtçuklarına (larvae) benzeyen bir grup deniz hayvanından oluşuyordu. bu hayvanlar batrak gibi az organlanmış bir grup balığın doğumuna yol açmış olabilir ve onlardan parlak pullu balıklar ve onlardan da karamaruya benzer başka balıklar gelişmiş olmalıdır böyle balıklardan iki yaşayışlılara (Amphibia) geçmemize küçük bir adım yeter. kuşların ve sürüngenlerin bir zamanlar sıkı sıkıya birbirlerine bağlı olduklarını ve tekdeliklilerin bugün memelilerle sürüngenleri önemsiz ölçüde birleştirdiğini görmüştük ama bugün daha yukarı olan üç hısım sınıfın yani memelilerin kuşların ve sürüngenlerin daha aşağı omurgalı sınıflarından yani iki yaşayışlılardan ve balıklardan hangi türeme çizgisini izleyerek doğduğunu hiç kimse söyleyemez memeliler sınıfında eski tekdeliklilerden eski keselilere ve onlardan etenlilerin (placental mammals) ilk atalarına çıkan basamakları izlemek güç değildir. böylece makigillere (Lemuridae) yükselebilmekteyiz. ve onlarla insanımsımaymungiller (simiadae) arasındaki uzaklık çok büyük değildir. insanımsımaymungillerde iki büyük dala, Yeni dünya ve Eski dünya maymunlarına ayrılmıştır. ve sonunculardan çok uzak bir dönemde evrenin mucizesi ve övüncesi olan insan türemiştir. böylece insana pek uzun ama soylu nitelikte olduğu söylenemeyecek bir soyağacı (pedigree) bağışlamış oluyoruz. dünya sık sık söylendiği gibi insanın doğumu için uzun zaman hazırlanmış gibi görünmektedir. ve bu bir bakıma tam anlamı ile doğrudur çünkü insan doğumunu uzun bir atalar dizisine borçludur. bu zincirdeki halkalardan bir teki varolmasaydı insan tam bugün olduduğu gibi olmazdı gözlerimizi bile bile kapamadıkça bugünkü bilgimizle soyumuzu aşağı yukarı tanıyabiliriz bundan utanç duymamız da gerekmez en aşağı organizma ayaklarımızın altındaki inorganik tozdan çok daha yukarı bir şeydir. ve önyargısız hiç kimse herhangi bir canlı varlığı o varlık ne kadar aşağı olursa olsun onun olağanüstü yapılışı ve özellikleri karşısında coşkuya kapılmadan inceleyemez.

not: “insanın türeyişi” kitabında insanın maymundan geldiği savunulurken şu hususla ifade edildi;
1: vücut kılları, tüyleri nasıl yok oldu? cevap: güneşin etkisiyle
2: çeneler ve dişler nasıl küçüldü? cevap: insan ateşi bulunca sert olan yiyecekler artık ısıtılarak yumuşadı ve dolayısıyla çene ve dişlere eskisi gibi fazla iş düşmeyince veya zorlanmayınca otomatik olarak çene ve dişler küçüldü.
3: maymunlardaki kuyruk nasıl insana yok oldu? cevap: devamlı üstüne otura otura aşındı, çok uzun zaman sonra tabi ki sonraki kuşaklara etkisiyle beraber yok denecek pozisyona gelmiş oldu bundan şüphe edilmemeli.
Not: “bundan şüphe edilemez” ifadesi kitapta çokça kullanılıyor. Örnek:
sayfa: 219: bundan dolayı insanın Eski dünyanın gerçek maymunlar soyunun bir dalı olduğundan soykütüğüne uygun bir görüşle dar-burunlu maymunlarla birlikte sınıflanması gerektiğinden pek de şüphe edilemez.

Yorum: ben evvelden bu evrim konusunu araştırmıştım, orada edimdiğim hayati bilgi şuydu: bahsedilen kambriyen tabakasında milyonlarca tür bir den bire araştırmacıların karşısına çıkıyordu. Yani bu katmandan önceki katmanlarda bu birden bire karşımıza çıkan türlerle ilgili olan fosil yoktu. İşte bu buluş evrim teorisinin gerçek yüzünü gösterdi. zira bu teoriye göre ortak bir atadan gelme kabul edilir. miyonlarca yıl süren bir süreç sonucu canlılar daha iyiye doğru gelişiyor ve mesela balıklar diyelim, suda yaşarken yavaş yavaş sürüngenleşmeye başlıyor. Yine kara hayvanları yavaş yavaş kanatlanmaya başlıyorlar gibi bir düşünceyi savunur bunlar ancak sudan karaya geçme, karadan havaya geçiş meselesinde ara geçiş formu olması icap eder. mesela yarı kuş yarı sürüngen gibi, yani böyle milyonlarca ara geçiş formu yani fosili olması gerekir bu teoriye göre ancak Darwin kendi zamanında böyle bir ara formu bulamadıklarını söylemiş ve bilim ilerlerse ilerde bulunabileceğini ifade etmiştir 1850 yılında yayımladığı türlerin kökeni adlı kitapta. yani bu kambriyen tabakası meselesi çok önemlidir. Geniş bilgialmak için mesela harun yahyanın kitaplarında bu konuda geniş bilgi vardır(evrim aldatmacası) bakın bir de bir önceki katmanlarda olmayan milyonlarca tür var. bu ne demek? bu katmanda bu hayvanlar varedildi demek. İşte evrimcilerin en sıkıştıkları konulardan biridir bu. size tavsiyem bu konuyu araştırın. Ateistler hemen bugün araştırmanız gerek bu konuyu. Ve Darwin nasıl da kolayca insanın türeyişindeki zincirleri bize anlatıyor gördünüz. Bir adım yeterli diyor türlerin değişiminden bahsederken. ne diyor bu adam? ama dünyada bu adam nasıl anlatılıyor değil mi?


Allah inanmayanların aslında neye inadıklarını bilmediklerini size göstereceğim: konu determinizm yani insanların özgür iradelerinin olmadığı konusu
*** bakın şimdi ateistlere sorarsanz nedir bu iş? derler ki: bu alem (yani uzay işte) ezelden beri vardı ve sonsuza kadar gidecektir yani alemin sebebi Allah değildir derler. tamam mı buraya kadar? şimdi dikkat: o halde onlara soruyorum: olan her olayın bir nedeni var mıdır? yani mesela telefon çaldı ya niye? ha biri aradı da ondan. niye aradı? aramak istedi. niye aramak istedi? canı sıkıldı. gibi. yani böyle sebep sonuç ilişkisine inanıyor musunuz? genelde bu soruya ateistler "evet" derler. inanırım ona derler. şimdi süper dikkat: o halde madem ezelden(öncesiz, başlangıcı olmayan) beri böyle geldi böyle gidecekse ve her olayın bir nedeni varsa o zaman bakın mesela biz 2005 deyiz ya mesela 100 yıl önceki bir olay bir sonrakini o da bir sonrakinin nedeni diye bakarsak sonuç olarak bu silsilede 100 yıl sonraki olayları etkileyen bir taraf var demektir. yani anlayacağınız örnek: mesela anne babanız nasıl birleştiler? nerede tanıştılar? mesela düğünde tanıştılar. bak demek ki tanışmaları için ikisinin de düğüne gitmesi gerekiyordu gibi. yani anlayın artık yaaaaaaaaaa
neyse ne diyordum: ha yani 100 yıl önceki silsile 100 yıl sonraki olayları belirliyor demektir bu bakış açısıyla baktığımız da tamam mı? ateistler bunu kabul ediyor musunuz? anlayanlar "evet" der zaten. devam edelim o halde: bu belirlenimciliktir yani determinizm. ama sizin yaşadığınız tarihten 10 yıl sonrası da bu bakış açısıyla belirlenmiştir. sizin hareketleriniz de belirlenmiş demektir. hani özgür iradeniz? bak bilmiyorsanız öyle ileri geri konuşmayın. bu iş böyledir. yani ateist de olsan inancın gereği yine özgür iradenin olmadığını bil. kitaplardan delil mi istiyorsun? bak Demokritos diye biri vardı. atomculuk diye kuramı vardı. bunlar determinist idi. yani insanların özgür iradesi yok dediler. yani bizim irademizde önceki olaylarla belirlenir dediler. ne diyorsunuz? yok şöyle yok böyle demeyin. olay bu. hem ateistim diyorsun hem de özgür iradem var diyorsun. sen ne dediğini bilmeyen birisin o halde.

*** Ateist olan Turan Dursun’u örnek göstermemizin nedeni bu mezheplere tarafsız olması ve düşüncelerini gizlememesi, açık bir şekilde ifade etmesidir.
Kitap: Din Bu 3 (148-149-150. sayfalar) yazar: Turan Dursun
“Kısacası “irade” karşıya çıkan seçeneklerden birini seçmedir ya da seçebilme gücüdür. İradesi olan bir seçim yapar. Onu ya da bunu, şu yönü ya da bu yönü, şu biçimde ya da bu biçimde, olumlu ya da olumsuz doğrultuda seçer. Ne var ki Kur’an ayetlerinin hiçbir yoruma yer kalmayacak biçimdeki açık anlatımlarına göre insanın böyle bir seçim yapabilmesi ”Tanrı iradesine”, ”Tanrı’nın dilemesine” bağlıdır. Şimdi buna ilişkin ayetlerden hiç değilse bir kesimine göz atalım “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” (İnsan 30)
--- Yorum: (Burada birkaç cebr ayeti vardı)
Bu ayetlerin açıklamasıyla, insanın bir şey yapma ya da yapmama özgürlüğü şöyle dursun; bir şeye yönelme, bir şeyi dileme, isteme özgürlüğünün bile verilmediği son derece net biçimde anlatılıyor. Çünkü bu ayetlere göre herhangi bir konuda ”Tanrı dilemeli” ki insan da dileyebilsin. İnsanın dilemesini, istemesini Tanrı dilemiyor, istemiyorsa insan dileyemez, isteyemez. İnsan iradesine özgürlük tanımayan bu ayetleri yorumlamada nasıl zorluk çekildiğini ve bu zorlamalı yorumların nasıl bir komedi durumu aldığını görmek için Akaid (Kelam) kitaplarına şöyle bir göz atmak yeter. (Örneğin bkz. Ebu Mansur-il Maturidi, Kitabu’t-Tevhid Arapça İstanbul 1979) Bu doğrultuda Kur’an’da pek çok ayet var. İslam kelamcısı ”Tanrı dilediğini yapar” (Hud 107) ilkesini benimsemiştir. Tanrı dilerse insan iradesini iyiye, dilerse kötüye yöneltir. Anlatılan bu. Bu benimsenince de ”insan iradesi” havada kalır. Cebriyye mezhebi ayet ve hadisleri göz önünde tutarak insanin iradesizliğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu mezhebe göre insan cansız varlıklar gibidir. Kesmeye yarayan bir bıçağın, yelden sallanan bir ağacın ya da savrulan bir nesnenin, açılıp kapanan bir kapının nasıl özgürlüğü yoksa insanın da bir şey yapma ya da yapmama özgürlüğü yoktur. Ne yapıyor ya da yapmıyorsa zorunlu olarak yapıyor ya da yapmıyor. Eş’ari mezhebinin görüşü de buna yakın olduğu için orta dereceli bir zorunluluk (el Cebru’l-mutavassat) görüşü savundukları kabul edilir. Maturidi mezhebi zorlamalı yorumlarla insan iradesini biraz kurtarma çabasını gösterir. Mutezile mezhebi biraz daha çok gösterir bu çabayı. Ne var ki Kur’an’ın “Tanrı” sının ayetlerdeki açıklamaları karşısında ”insan iradesini” kurtarmaya yönelik hiçbir çaba bir şeye yaramaz.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-09-2005, 09:16
kursatotcu kursatotcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
Standart

"BU İLK CANLI BİR ZİNCİR OLARAK GERİYE DOĞRU GİDER TAKİ EVRENİN YARATILIŞINA VARINCAYA DEK İŞTE O ZAMAN BÜYÜK SORU GELİR EVREN HİÇTEN Mİ VAROLDU YOKSA HER ZAMAN VARDI DA BİGBANG DEN SONRA D ÜNYA BÜGÜNKÜ ŞEKLİNİ ALDI?????????????????????????????** "
böyle dedin;
cevap: bing bang olayı ne ki çocukmu kandırıyo bunlar ya, yav inan ki bunlar kafayı yemiş niye mi aha da ispatı: bu bing bang olayının aslı şu ya, biri teleskopla uzaya bakarken bi bakmış aaaaaaaaa ışığın renkleri değişiyor yani misal bir yıldız var ama zamanla bu yıldızın rengi değişiyor annamış ki haaaaaaaa demek ki bunun bizden mesefesi artıyor ha bunu bulunca bu sefer başlamışlar düşünmeye eeeeeeee bu işi geriye doğru düşürsek ne oluyo? şu oluyo: hani alem genişliyo ya onu geriye al ne oldu? şu oldu: bir nokta oldu ve bomm patladı. la bu nasıl iş? patlama zaten tahrip edici bir şeydir bi patlıyo böyle gezegenler oluşuyo bu ne böyle? yani hikaye bu bing bang olayı, ancak bu teori niye mi bu kadar tuttu çok basit be
şöyle oldu hadise: bi kere bu teoriye inanıldığında yoktan varetme düncesine bir delil bulduklarını düşündüler, zaten alem yoktan varoldu düşüncesi çok köklüdür bunu yıkmak güçtür
ne diyodum du bakim aaaaa ben aleme ezeli dedim ama ille de ezelden beri alem böyledir demedim ki, bak size orjinale yakın bi görüş:
alemin manası allahtan başka herşey demektir eeeeeeeeeeee biz mikropları görmüyoz ki gözümüzle. ama o da allahtan başka şey dolasıyla alem demektir. yani ezelde işte böyle mikrop gibi veya düşünce gibi çünkü düşünce de cisim ya hani soyut cisim, latif cisim ya, yani böyle şeyler ezelde varsa bak alemde ezeli denir ille de olduğu gibi ezelidir demedik ha bing bang diyodum demi? ya bak şimdi bular bing i anlatırken şunu demiyorlarmı: sıfır hacim, sonsuz enerji böylepatladı. bak sıfır hacim yok demektir olmayan şey ise nasıl sonzuz enerji oluyor ki? ha bir nokta patladı böyle oldu diyorlar
bakın bırak bir noktayı şöyle 1 kilo el bombası patlasa, televizyon bile olmuyo. bunlar diye ki alem böyleyken o nokta patladı da oldu. ha onlar bana derse ki ama allah böyle yarattı da ondan öyle oldu. derim ki: ya allah başka türlü var edemiyor mu da bir nokta patladı gibilerden konuşuyorsunuz, bide utanmadan bilimsel buluş gibi milletr yutturuyorsunuz bu ne
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-09-2005, 15:14
haci haci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2004
Mesajlar: 830
Standart

Uzun uzun yazmayın lütfen. Kısa yazın ki okuyalım, anlayalım ve gerekirse yanıtlayalım. Kitap mı yazıyorsun kardeşim yaw..
Emeğine yazık değil mi?

HACI
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 21-09-2005, 12:11
kursatotcu kursatotcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
Standart

allahın ilmi ezeli ya bakın şimdi soruya, anlayan zaten ne yapar bilmiyorum

mesela benim şu an yazı yazcağımı biliyordu ya bu tamam mı
peki onun bildiği şeyler bildiği gibi mi meydana gelir yoksa bildiği gibi meydana gelmese de olur mu "gelmese de olur" dersen ilmi cahilliğe dönebilir demiş olursun farkına var
"bildiği gibi meydana gelmesi lazım" dersen şimdi soruyu iyi dinle
allah isteseydi ilmindekilerin yani varolacaklarını bildiklerinin yerine başka bir şey yapmayı seçebilir miydi yani benim şu anda burada yazacağımı ezeli ilmiyle biliyor ya tamam mı ha, diyorum ki isteseydi benim şu anda yazmak yerine dışarıda gezmemi isteyebilir miydi, yani irade edebilir miydi? iyi düşün bak!
"edebilirdi" dersen gördün ne olduğunu, ilmi cahilliğe dönebilir diyorsun o zaman.
bak ezeli olan şey değişir mi? yani ilmi değişir mi? değişmez dersen o halde şu sonuç çıkar: allah ilmindekilerin ( ilminde meydana gelceklerine dair ilim olanların) dışında bir şeyi yapmayı isteyemezdi manası çıkar, dur bağırma iyi düşün!

o halde madem ilmindekilerin dışında bir şey isteyemiyor o halde soruyorum: sizim kabul ettiğiniz irade ile yan isteme ile diğer kabul etiğiniz ilmin ne farkı kaldı? yaaaaaaaaaaaaaaaa

madem bir fark söyleyemiyorsunuz, o halde önünüzde 2 seçenek var ya ilmini kabul edip iradesini inkar etmek ya da iradesini kabul edip ilmini inkar etmek.
ben ilmini kabul ettim ve iradesini inkar etim
zira Kuranda, ilerde gerçekleşecek olayları allahın bildiğine dair ayetler var. irade ile ilgili ayetler de var, ancak ben onları yine bilmesi ve ilmindekilerin varlık sahasına çıkması olarak anlıyorum, ne diyorsun ha

süper izah yaptım, bunu da mı küçümseyeceksiniz?
sizi kim küçümsesin.

ahanda kaderin sırrını açıklıyom



kursat:
nerdenkaldık
ALLAHIN NURU:
her şeyi allah yaratmıştır demiştik
kursat:
pekişeleridemi
kursat:
şer
ALLAHIN NURU:
sen de böyle demiştin
kursat:
nediyorsun
ALLAHIN NURU:
her şeyi allah yaratmıştır diyorum
kursat:
küfrüdemi
ALLAHIN NURU:
her şey diyince ne anlıyorsun
kursat:
allahın gayrı ne varsa manasında
kursat:
düşüncelerimiz nedenlimi nedensiz mi
ALLAHIN NURU:
nedenlileri de vardır nedensizleri de
kursat:
sonradan olan herşey nedenli değilmi
ALLAHIN NURU:
evet
kursat:
o halde bütün düşüncelerimizde nedenli demektir öylemi
ALLAHIN NURU:
denebilir ama bazı düşüncelerin nedenini bilemeyebiliriz
kursat:
bilmemeni sormadım nedenli mi diye sordum
ALLAHIN NURU:
nedenli olması lazım
kursat:
o halde sen durup dururken aklına bir düşünce geldi ve sen "bu düşünce aklıma nerden geldi dediğin oldu mu
kursat:
yani şaşırdığın
ALLAHIN NURU:
nedenini bilemeyebiliriz derken bunu kastettim zaten
kursat:
oldumu
kursat:
evet
ALLAHIN NURU:
oldu tabi
kursat:
1 e kadar buradayım
ALLAHIN NURU:
senin de olmuştur
ALLAHIN NURU:
ben biraz erken kalkacağım
kursat:
o halde bu düşünce de nedenli ise bunun nedeni nedir
ALLAHIN NURU:
bilemeyebiliriz dedim ya
kursat:
allah değilmi
ALLAHIN NURU:
niye
kursat:
sen demedin mi her sonradan olanı alah yaratır diye
kursat:
evet
kursat:
bak en başta ne dedin herşeyi allah yaratır dedin
ALLAHIN NURU:
tamam
ALLAHIN NURU:
öyle değil mi sence de
kursat:
her sonradan olanı allah vareder diyorum
kursat:
madem öyle demek ki düşüncelerimizi allah varediyorsa bizim özgürlüğümüz nerede kalır sence
kursat:
iyi düşün
kursat:
cevap bekliyorum
ALLAHIN NURU:
o halde her türlü kötülüğün her türlü haksızlığın v.s sebebi allahtır mı diyorsun
kursat:
evet
ALLAHIN NURU:
o zaman biz niye yaratıldık
ALLAHIN NURU:
kuran niye indirildi
kursat:
bunun cevabı uzun ama istersen vereyim
ALLAHIN NURU:
ver tabi
kursat:
önce ezeli olanın nedeni olmadığını sana kanıtlamam gerekiyor
kursat:
sebep ve sonuç var değil mi mesela ben üşüdüm ve palto giydim diyelim burada sebep üşümek ve palto giymek sonuç değilmi
ALLAHIN NURU:
evet
kursat:
yani bu örnekle ben sana sebebin muhakkak sonuçtan zaman olarak önce geldiğini kanıtladım değil mi kabul mu
ALLAHIN NURU:
bu derece önemli bir konuyu bu basit örnrkle anlatmayacaksın değil mi
kursat:
devam t sen
ALLAHIN NURU:
tamam sende devam et
kursat:
kabulmü
kursat:
evetmi
ALLAHIN NURU:
evet
kursat:
ezeli şu demektir yani başlangıcı olmayan ve öncesi olmayandır yani öncesizdir
kursat:
soruyorum öncesi olmayanın öncesi olurmu
ALLAHIN NURU:
bu soruyu sana başkası sorsa ne dersin
kursat:
olmaz derim
ALLAHIN NURU:
asıl konuyu anlatsana
kursat:
geliyoruz işte
ALLAHIN NURU:
zaten sorunun içinde olmaz var daha niye soruyorsun
kursat:
olmaz mı
kursat:
soruyorum öncesi olmayanın öncesi olurmu

ALLAHIN NURU:
yani demek istiyorum ki "öncesi olmayanın öncesi olurmu" sorusunun cevabı zaten "olmaz" dır başka bir cevap vermek mantıksızlık olur

kursat:
kısa cevap verirsen ilerleriz
kursat:
bak benim tarzım bu
kursat:
sorarım ve cevap alırım böyle giderim
ALLAHIN NURU:
bana uymuyor
kursat:
sen devam et
ALLAHIN NURU:
her sorulana cevap vermek adetim değildir
kursat:
ama kanıtlayacağım
kursat:
kısa cevap ver
kursat:
soruyorum öncesi olmayanın öncesi olurmu

kursat:
öğrenmek istemiyormusun
ALLAHIN NURU:
hala niye aynı soruyu soruyorsun. bak ben inatımdır cevap vermem dedim mi vermem. güzelce anlatacaksan anlat
ALLAHIN NURU:
bu sorunun cevabı zaten açık diyorum sen hala soruyorsun
kursat:
evet öncesizin öncesi mantıken olmaz devam edelim
kursat:
biraz evvel sen dedin ki sebep sonuçtan önce gelir dedin
kursat:
yani bir şeyin sebebinin olması için muhakkak önceden gelmesi gerekir doğru mu
ALLAHIN NURU:
nasıl yani
kursat:
bir şeyin sebebi varsa muhakkak önceliği vardır yani başka bir şey o nesneden önce varlıktadır onu diyorum
kursat:
okeymi
ALLAHIN NURU:
evet
kursat:
ama sen biraz önce ezeli olanın yani öncesiz olanın öncesi yok demiştin değil mi
ALLAHIN NURU:
ezeli demek öncesi olmayan demektir. burda bir sorun mu var
kursat:
bu mantıkla baktığımızda madem ezelinin öncesi yok o halde sebebi de yok bu çıkmıyor mu
ALLAHIN NURU:
ezeli olan allah değil midir
kursat:
kabul ettin mi ezelinin sebebi olmadığını
kursat:
sen cevap ver de
ALLAHIN NURU:
ezelinin öncesi olmadığı gibi sebebi de olmaz
kursat:
kabul ettin yani
ALLAHIN NURU:
sen devam et
kursat:
vay be
kursat:
peki onun ilmi ezeli mi
ALLAHIN NURU:
evet
kursat:
ve olaylar bildiği gibi cereyan eder değil mi
kursat:
yani bildiğinin aksine gerçekleşmez
ALLAHIN NURU:
evet
kursat:
o halde olayların böyle olması ilmine bağlı bu sonuç çıkar mı sence
kursat:
evet
ALLAHIN NURU:
olayların, onun ilmi dahilinde olması ayrı şeydir; olayların sebebinin, onun ilmi olması ayrı şeydir. sen olayların sebebi onun ilmidir diyorsun
kursat:
evet iyi anladın
ALLAHIN NURU:
toparlasana ben kapatacağım
kursat:
ve ilminin böyle olması nedensiz olunca, ilmine bağlı olarakmeydana gelen şeylerde nedensiz demektir yani dünyanın, cennetin cehennemin olması- kuranın indirilmesi yani her şeyin böyle oluşu nedensizdir bunu anladıysan kaderin sırrı bu diyorum yarında allahın hür olmadığını ve iradesinin olmadığını anlatacağım veya başka zaman anlatırım
kursat:
ama nasıl anlattım delikanlı gibi iyi de mi
ALLAHIN NURU:
tamam sonra görüşürüz
kursat:
bunu bulmak yıllarımı aldı
ALLAHIN NURU:
iyi geceler
kursat:
ok
kursat:
aklın yattımı
ALLAHIN NURU:
yooo
kursat:
boşa mı yazdık bunu
ALLAHIN NURU:
ikimizin mantığı aynı şekilde işlemiyor
ALLAHIN NURU:
niye boşuna yazdığını düşünüyorsun ki
kursat:
bunu zaten foruma asacam
ALLAHIN NURU:
bunların bir zorunluluk olduğuna inanan sensin
ALLAHIN NURU:s
sana göre bir sorun olmaması lazım
kursat:
kapatıyom

diğer diyaloglarımı görmek isteyen
www.teknikforum.com adresine baksın orada serbest kürsü de , din ile ilgili başlığında diyaloglar var.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 22-09-2005, 16:21
kursatotcu kursatotcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
Standart

bakın yeni bir şey buldum aha şimdi , yaaaaa kandırdım, ne şimdisi, şimdi şimdidir. bulduysam evvelden buldum demektir yaaaaaa
neyse konuya gelelim konu: atom. ben atomu inkar ettim. atom matom yok.
çünkü atom demek bölünemeyen parça demektir.
bak şimdi bunar yalancı , aha da delil
bu atom var mı? var diyorlar ya, ha devam ediyorum. peki bu atom yer kaplıyor mu? var dediğine göre, evet yer kaplar demiş olursun.
yer kaplıyorsa bunun kapladığı yerin yarısı var mı yok mu? bak mantıken yer kaplayan her şeyin yarı yeri de vardır. eeeee bu demek ki bölünemeyen bir parçadan yani atomdan söz edemeyiz.
nötron proton yok şu yok bu ne bunlar ya kim görmüş. bunlar mikroskopta görülmez ki bu ne ya yalan be
bunlar sembolikdir diyorum.
ve şu bana derseniz ki "sen ne diyorsun ya nötron proton var." bakın ben atom demekle zaten şunu diyorum: atom bölünemeyen parça manasındadır bu kavram felsefe dilinde.
vay be buda benden kaçmadı. iyi düşünün........ hani yorumunuz ama ilmi olsun ha.........
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 24-09-2005, 08:26
kursatotcu kursatotcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
Standart

işte size süper bir delil öyle bir delil ki laf çevirme olayı da yok bu delil için.
bir şahıs tarafından bir şeyin nasıl yapılacağı bilinmiyorsa onun bilinçli bir şekilde o eylemi yapacağından söz edilebilir mi?

bir şeyi yapmak için nasıl yapıldığını bilmek gerekmez mi ? gerekir dersen,

yani şunu diyorum: sorsam, nasıl düşünüyorsunuz ? der ki : beynimle veya ruhumla, sorarım ona: peki nasıl düşündüğünü biliyormusun? yok der. derim ki: bir şeyi bilinçli bir şekilde yapmaktan bahsedildiğinde, yapanın yapacağını nasıl yapması gerektiğini bilmesi gerekmez mi? evet gerekir der. sorarım: madem öyle, sen nasıl düşündüğünü bilmiyorsan, daha o halde nasıl hür iradenle ve anlayarak, bilinçli bir şekilde düşündüğünü iddia edebiliyorsun?
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 25-09-2005, 20:13
kursatotcu kursatotcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
Standart

rüya görüyomusunuz görüyosanız orada karar verdiğinizi görüyomusunuz görüyorsanız kendinizi hür hissediyomusunuz. hissediyosanız peki o rüyayı berlirleyen sizmisiniz hayır diyosanız eeeeeee orada da düşünce var günlük hayatta uyanıkkende düşünceniz var. siz uyandığınızda yanıldığınızı anlıyorsunuz rüyaymış be diyorsunuz. (hanginiz rüyadayken rüyada olduğunun farkındadır) ama kendinizi hür hissetmiştiniz. ancak böyle hissetmenizin hür olduğunuz anlamına gelmediğini (rüyada) gördünüz. madem öyle uyanıkken de hür olduğunuz dan nasıl emin olabiliyorsunuz? düşünceyse uykuda da düşünce var , seçim var... yaaaaaaaaaaaaaaaaaa

delkanlı gibi nası delil ama

not: mircana cevap aşil dediğin paradoks maradoks değil. aha onun cevabı:

elealı zenon bunu dedi : şunu kasdetti; dedi ki önde bir kaplumbağa var mesela 10 metre ilerde arkasında da ordunun en hızlı koşucusu aşil var. bu aşil kaplumbağayı geçemez dedi. şöyle delil getirdi : bu aralarındaki mesafe sonludur ama bu sonlu mesafe sonsuza kadar bölünür dedi. dediğin gibi aşil koşuyor aradaki mesefeyi kapamaya çalışıyor. ama bu mesafe sonsuza kadar bölünüyor, şeklinde bir ön kabul yaptı ve sonlu bir sürede, sonsuz bölünme, katedilemez dedi yani önce mesafenin yarısını koşacak sonra yarısını sonra yarısını böyle gider ve bu bölünmede sonsuza kadar gider. dedi ve sonsuza kadar giden bir bölünme sonlu olan bir mekan yani 10 metre,sonlu bir zamanda katedilemez dedi olay bu

aslında atom yoktur ve dediğinin aslıda yoktur

Yeni karar aldım: Kuran hakiki anlamda allahın kelamı değildir , o konuşmaz ki kelamı olsun , sesi yok ki konuşması olsun. Kurandaki bu ayet işu manaya alacağım: bize haber veriyor Kuranda ya, mecazen kelamı deniyor diyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25-09-2005, 23:30
burkay
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

BRAVO TEBRIK EDERIM SENI ... BUKADAR ÇOK SEY YAZMISSIN KENDIN SORUP KENDI CEVABINIDA KENDIN VERMISSIN TEKRAR BRAVO ... BU ISI KÖKTEN HALLEDMISSIN ...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 25-09-2005, 23:37
burkay
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

KENDINE BIR SOR BUKADAR SEY YAZMISSIN KIMSEDEN CEVAP GELMEMIS NEDEN ACABA BIR SOR KENDINE ... BUNU CEVAPLAYA BILIRMISIN ? VARSAYIMLARDA BULUNABILIRSIN ATMASYON SRBEST ...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 26-09-2005, 09:49
kursatotcu kursatotcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
Standart

ya dediğimi anlamıyorlar ya anlıyorlarda cevap vermek hususunda kendilerine güvenemiyorlar

zaten metafizik benim uzmanlık alanım ya dan dun cevap vermekten kaçınıyorlar
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:22 .