Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefi Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 14-01-2021, 22:56
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.980
Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
evrenin bütün olarak olumsuz davrandığını düşündüren olaylar, sistemi tümden sorgulamama neden oluyor.
güzel.
ben de hayata pesimistik bakarım.
ama evrenin bu olumsuz halini zorunluluk olarak görürüm.
kötülüğün olması sıradışı değil, iyiliğin olması sıradışı.

bu aralar schopenhauer'in ''yaşamın bilgece deneyimleri'' diye bir kitabını okuyorum.
o da fena pesimistik.
hayatta mutluluğun amaçlanması yerine acıdan kaçmanın amaçlanması gerektiğini söylüyor ki katılıyorum.

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
simülasyon olduğundan da şüphelendim
şüphecilik, bilgi felsefesi açısından en doğru yoldur.
simülasyon küçümsenecek bir fikir değil.

simülasyonda olduğumuza kanaat getirmedim hiçbir zaman, ama bu fikri küçümseyenleri ya da metafiziksel bulanları eleştirdim.
uzaylıların var olması gayet olasıdır, bizden daha gelişmiş olmaları da gayet olasıdır, bizi simüle etmeye çalışmaları da gayet olasıdır.
bunlar bilim-kurgu filmi falan değil, bilimsel olasılıklar dahilinde mümkün olarak değerlendirilmesi gereken fikirler.
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 14-01-2021, 22:57
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 2.831
Standart

okeye dördüncüde gelmiş

1- Ah*****z 2- İl***m**** 3- K***s 4-S****-J***

Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 14-01-2021, 23:03
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.231
Standart

Yıldıztozu
Şüphecilik ya da bilgi felsefesi üzerine konuşmak için ortodoks felsefeden biraz daha fazlası gerekir
Gerçi sizin elinizde ortodoks felsefe bile kahve muhabbetinden fazlası değil

Varlık ortaya koyanın bilgisi
Bilgisine sahip olunanın varlığı üzerine konuşulur
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 15-01-2021, 19:51
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

antkanser´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bu kız ya salak ya çakal , başka bir şey değil.
Niye böyle düşünüyorsun ki?

Gerçi katıl özelliğine bu kadar düştüğü ve işi biraz ticarete döktüğü için soğumuş oldum biraz ama yinede severim. Kız da okuyor bir yandan, para da kazanması lazım.

Yoksa ne salak saçma kanallar var. Bu kız diğerleriyle kıyaslsnınca inci gibi parlıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 15-01-2021, 20:26
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.980
Standart

Materyalizm kendini bilimsel yöntemin temeliymiş gibi yutturmaya çalışmaktan vazgeçmeli artık.
Bilimsel düşünceye materyalizm idealizme kıyasla ne derece yakınsa septisizm de materyalizme kıyasla o derece yakın.
Septisizm>materyalizm>idealizm
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 15-01-2021, 20:47
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.231
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Materyalizm kendini bilimsel yöntemin temeliymiş gibi yutturmaya çalışmaktan vazgeçmeli artık.
Bilimsel düşünceye materyalizm idealizme kıyasla ne derece yakınsa septisizm de materyalizme kıyasla o derece yakın.
Septisizm>materyalizm>idealizm

Yıldıztozu
Zorlama kendini istersen
Kökenini evrimini ve farklı durumlarda farklı içerikler alan kavramların güncel anlamlarına dair hiç bi fikrin yokken
girme sen o topa
Balkonunda viskini yudumla
Gerçi viski yudumlanmaz shut atılır
Anladın sen onu balkon çocuğu

Ortodoks felsefede bile
Bilgi ve bilim felsefesi farklı olduğu gibi
Metodoloji de birden çok anlamda kullanılır
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 15-01-2021, 23:25
antkanser antkanser isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Sep 2019
Mesajlar: 120
Standart

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Niye böyle düşünüyorsun ki?

Gerçi katıl özelliğine bu kadar düştüğü ve işi biraz ticarete döktüğü için soğumuş oldum biraz ama yinede severim. Kız da okuyor bir yandan, para da kazanması lazım.

Yoksa ne salak saçma kanallar var. Bu kız diğerleriyle kıyaslsnınca inci gibi parlıyor.
böyle inciler aklı zavallı olanların olmayan akıllarını hiçliğin içinde kaybolmasına sebep oluyor. sonrasında, bir yıldıztozu doğuyor. o kız çakalın yada salağın teki . ilerde anlaşılır.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 16-01-2021, 02:49
bursali68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bursali68 bursali68 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2010
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 1.341
Standart

Merhaba,

Autocad çizimlerini göremedim ancak, autocad programı bunun için uygun bir program olmayabilir ve yine ayrıca o kadar uzaklıkların çizgilerini net olarak görebilmek için çok çok üst düzey ekran kartına ihtiyaç vardır diye düşünüyorum...Bu tür astronomik görüntüler için autocad kullanılmaz...

Gölgelerle ilgili konuda da güneşten ışınlar istediği kadar dik gelsin (kaldı ki güneşten gelen ışınlar için birşey diyemem ama diğer ışınların da kırıldığını düşünüyorum), sonuçta biz kendi etrafımızda dönüyoruz...Mutlaka gölge olacaktır...Tam güneş en tepedeyken kendi dibine gölge düşer, sonrasında gölge uzamaya başlar...Ve uzama sola ise hepsi sola, sağa ise hepsi sağa gider...Biri sağa biri sola gitmez...Bu gayet doğal birşeydir...

Ayrıca " simülasyonda yaşamak " tan kastın ne olduğunu pek de anlamış değilim açıkçası...Ne anlatılmak istendiğini tam çözemesem de, eleştirilerim bu kısımlara şimdilik...

Sağlıcakla kalınız...

" Kötülüğün galip gelmesi için iyi insanların hiç bir şey yapmaması kafi " Edmund Burke
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 16-01-2021, 05:13
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.323

Onur Üyeliği 

Standart

Bende biraz şüphe etmemenin şüpheciliğine yani sözde şüpheciliğe değinmek isterim. Nasıl olur denebilir, ama aslında basit, varsayımlara, daha çok, ya öyleyse, ya mümkünse, belki de gibi spekülatiflerin de esas alındığı biçimde kullanımıyla… Bu sözde şüphecilik, şüpheciliğin esaslarına da ters, aslında taban, tabana zıttır denebilir... Elinde hiç bir bilgi, veri olmadığı halde, spekülatif, mitolojik kurgular veya olabildiğince mesnetsiz varsayımlar öne sürüp, bunu da şüphe duymak olarak lanse etmek, şüpheciliğe ters... Bilimsel şüphe, bilgi, veriye dayalı olup, acaba gerçekten de böyle midir, acaba bu ve bu sebeplerle mi, yoksa başka sebeplerde var mıdır, bu sonucu doğuran şu ya da bu olabilir mi temelinde iken, sözde şüphecilik mevcut bilgiyi tamamen dışlayıp veya sırf dışlamak namına, hiç bir bilgisi olmayan varsayımlar, ne olduğu belirsiz spekülatif kurgulara göredir, ancak bu kurgularda bilgi, veriye, bilime dayanmaz, irdelenemez, gözlemlenemez, sınanamaz sözde varsayımlar, inançlardır. Örnek vermek gerekirse, Everest dağını dedem yaratmış olmalı, niye, olamaz mı? Şüphe mi bu, değil, şüphe olması için dedesinin dağları yarattığını görmüş veya bu yönde nesnel veri, bilgi olması gerekirdi. Veri yoksa, şüphede yoktur…

Birde genelde komplo teorilerine yaslanırlar. Örneğin düz dünyacılar, dünyanın düz olduğunun kanıtı olarak, yıllardır bilim insanlarının dünyanın düz olduğu gerçeğini sakladığı, kendilerini kandırdığı iddiası üzerinden işlediler, sözde şüpheciliğin bir başka yansıması. Yani dünyanın biçimini belirleyen Dünya'nın kendisi değil de binlerce bilim insanı, binlerce farklı coğrafyalarda, farklı kurumların, onca kozmoloğun, uydu görüntüleri izleyen binlerce insanın ağız birliği yapıp, hep bir ağızdan dünyanın düz olduğu gerçeğini saklamasıymış gibi ele aldılar. Septizme ise hiç girmiyorum, zira o tam bir arıza, şüphe etmek adı altında şüphe edilemezliğin şüphesi gibi, totolojiye çıkıyor...
Sonra baktılar ki bu gerekçelendirilememiş safsata kıstası bir yere kadar aldatıyor, sözde bilimmiş gibi, kâğıt üzerinde olmasa da olduralım mantığıyla bir yığın çelişki dolu sözde deliller sundular, birbirlerini de dışlayan. O da yetmedi, resim çekip, bunlarla oynadılar, böyle kandırdılar. Bilmem kaç milyon kişi düz dünya safsatasına inanıyormuş, ama nedendir atmosferin dışına çıkmayı düşünmüyorlar, dünyayı doğu veya batı dönünde bir tur atıp, sonunda nereye çıktıklarına bakmıyorlar, ama bir okyanus kenarında batan güneşin resmini çektiklerini sandıkları resimler paylaşıp, Güneş'in aslında batmadığını sözde ispatlıyorlar(ufuk çizgisinde, hele ki akşam ve sabah yatay açıdan dolayı daha da etkili biçimde olmak üzere, atmosfer ışığı kırıyor). Sözde şüpheciler, ama aslınsa yaptıkları, inançları sarsılmaması namına, şüphe etmemek için şüphe ediyormuş gibi görünmek, şüphe ediyormuş gibi göründükleri de eldeki veri, bilgi ve bulgular, onlara karşı şüpheyle yaklaşıyormuş gibi görünerek, dogmatik düşünce veya inançlarını korumaya çalışıyorlar. Madem şüphe, o halde dünya ortada, en iyi sonucu nasıl alabilirsin, onu yap, Dünya çevresinde tam bir tur at, atmosfer dışından görüntüle, bir yelkenli yap, denize sal izle, dünyanın çapı söylenmiş, bu çap ile kendi ebatlarını oranla ve ne kadarlık bir mesafeyi düzmüş gibi görebileceğini hesapla vs.
Bir diğer konuda simülasyon, fiziği, nesnel zemini her şeyi bir yana bıraksak dahi, kişi benliğinden söz ediyor, ama kendi varlığını da yine kendi zihninin ürünü olan simülasyona endeksliyor. Bu noktada tamamen öznel olarak yaklaşsak dahi, öznenin varlığını(farazi değil) reddetmek mümkün olmuyor. Örneğin ekmek düşüncesi ile ekmeğin kendisi, ekmeğe verdiğimiz isim ve onu işaret edecek şekilde kullandığımız kelime, görsel, duyusal(örneğin kokusu) olarak eşlediğimiz, zihinsel sembolik karşılık, atıf ile, ekmeğin kendisi aynı değildir, aynı şey değildir diyeceğim, ama kendinde şey olan ekmeğin kendisidir, düşüncesi değil. Görüldüğü üzere sembolik olarak atıf yapılabiliyor(zihinsel olarak, öznel şey). Simülasyon dediğimizde, zihinsel bir aktivite, düşünce, farazi, atıfla anlam kazanır, ama idrak edilemiyor...

Kısaca tamamen metafizik, mitolojik-komplo senaryolarıyla da cazip hale getirip, metafizik güçlere havale edip, sanki mümkünmüş inancı oluşturup, orta yerde bilgiden, bilimden işin garibi en kaba öznel idealizm sergileyip, kendilerinden, benliklerinden söz edebiliyorlar, "ben"," biz" gibi özne esaslı ifadeler kullanabiliyorlar, oysa simülasyonda benlik durumu olmaz(o bir hayaldir, atıftır, farazidir), ancak hayal görenin, farazi olarak düşünenin varlığından, öznesinden söz edilebilir ki, bu durumda düşünen özne olur, simülasyon ise bu öznenin zihnindeki kurgu.

Burada Descartes'e değinmek gerekir, zira Descartes idealist ve kiliseye bağlı birisidir, sorgulamadan bir sonuca varamayacağı düşüncesiyle, her şeyi ve tüm kabulleri bir yana bırakıp, sorgulamak ister, ancak, dışımızda var olan dünyaya ilişkin bilgi sahibi olabilmek için, varlığından kesin olarak emin olduğumuz bir şey bulmamız gerektiğini düşünür. Bu sorunu aşmak zorundadır. Bu bağlamda "düşünüyorum öyleyse varım" sonucuna ulaşır. Kısaca yokum diyemez, zira yokum diyebilmek için varlığına gereksinim duyar. İster simülasyoncu, ister kaba öznel idealist, kaba öznel idealist rüyacı olsun, orta yerde ret edemeyeceği bir benliğinden söz edecektir, inancı gereği dahi buna muhtaçtır, dolayısıyla simülasyonda mıyız, rüyada mıyız derken çelişir, simülasyon mu, rüya mı görüyoruz demelidir. Daha doğrusu görüyorum diye sorabilir, kendinden gayrısı, kendi gördüğü simülasyon, kendi gördüğü rüyasındaki masaldan başka bir anlam taşımayacaktır. Burada garip olan, simülasyonu anlamlı kılan, kurgulayan kendi zihinleri iken, kendi varlıklarının ise, kendi kurguladıkları simülasyonla mümkün olduğuna inanmaları, totoloji desem o bile değil, garip bir paradoks. Bu mümkün değildir, ama akıl-mantığı bir yana bırakıp inanıyorlar...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 16-01-2021, 12:25
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

antkanser´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
böyle inciler aklı zavallı olanların olmayan akıllarını hiçliğin içinde kaybolmasına sebep oluyor. sonrasında, bir yıldıztozu doğuyor. o kız çakalın yada salağın teki . ilerde anlaşılır.
Evet haklı olabilirsin.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:13 .