Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Diğer Bilimler > Arkeoloji

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 09-06-2011, 16:54
Laqrma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Laqrma Laqrma isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 46
Standart Arkeolojik Veriler Işığında Ölüm Olgusu, Ruh, Din ve Tanrı Kavramı

Arkadaşlar bu yazı birkaç bölümden oluşacak ve kaynakçası yazının sonunda verilecektir.

Bu yazıda sizlere, Arkeolog olmam nedeniyle öncelikle arkeolojik açıdan ölüm olgusunun yorumlamasının eski çağlardan günümüze nasıl süregeldiği, ölüm karşısında insanoğlunun davranışsal tepkileri, bunun getirisi olarak ruh-din-tanrı kavramlarının nasıl ortaya çıktığını açıklamaya çalışacağım.

Ölüm ve Anlamı:

Ansiklopedik bilgilere göre ölüm, “Bir insan, bir hayvan veya bir bitkide yaşamın tam ve kesin olarak sona ermesi.” olarak tanımlanmıştır.
Çok eski dönemlerden beri insanoğlunun ilgisini çeken ölüm olgusu, ölümle ilgili kültürden kültüre değişen farklı davranış biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ölümün tüm evreni kapsayan bir konu olması, onun farklı açılardan ele alınıp incelenmesi ve yorumlanması sonucunu doğurmuştur.
Cansızlarda ölüm, varoluş halinin sona ermesi olarak tanımlanırken, canlı varlıklar için hücrenin, organizmanın yaşamsal fonksiyonlarını yitirmesi ya da canlı olma halinin sona ermesi olarak tanımlanmıştır.

İnsanı diğer tüm canlılardan ayıran en önemli özelliği bir gün öleceği bilgisine sahip olmasıdır. Dünyada başka hiçbir canlıda olmayan bu farkındalık, insanın dikkatini en eski çağlardan beri ölüme çekmiş ve ilkçağlardan beri özellikle felsefeciler ve sanatçılar başta olmak üzere bu konuda etnoloji, psikoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimlerin başka dallarında da üzerinde çalışılmıştır.

Ben burada arkeolojik olarak ele alacağımdan diğer dallardaki ölüm olgusu incelemelerini yazarak konuyu dağıtmak istemiyorum.

Arkeolojik olarak yazı öncesi dönemde ölüm ile ilgili ön belirti olarak hiçbir maddi kanıt olmaması, diğer sosyal dallardan daha zor çalışma koşullarını ortaya çıkarmıştır. Öyle ki kanıt bile olsa, yazı öncesi dönem için bu kanıtı yorumlamak ve tanımlamak imkansızdır. Ancak arkeoloji biliminin gereği olarak eldeki maddi verilerden yola çıkılıp yorum yapılacağından, ancak ölümden sonra yapılan uygulamalar ve ölülerin gömülme uygulamaları incelenebilir.

Başta biyoloji,tıp vs. gibi bilimler başta olmak üzere hepimiz kabul ederiz ki ölümden sonra fiziksel bir sonuç vardır. Fakat buna karşın insanın ölüme karşı verdiği tepkiler açısından sosyal bilimlerde bir çok inceleme bulunmaktadır. Bunun nedeni ise insanın icatlarından biri olan ruh kavramıdır.

Sonuç olarak ölüm, hepimizin bir gün yaşayacağı ya da yapacağı bir deneydir. Ölümden sonra fiziksel olarak bedenin çürümesi, organik kısımların yok olması ve geriye sert doku olarak kemik, diş vs. kalması, ölüm olgusunun gözlemi açısından gözle görülen tek bilgidir.

İşte bu ölümün ardından fiziksel olarak gerçekleşen olaylardan sonra, insan görüntüsünün estetiğini kaybetmesi, daha kaba tabiri ile çirkinleşmesi ve ölen kişiye duyulan sevgi ve saygı gibi nedenlerle ortaya çıkan tedirginlik ya da kabul edememe-rahatsızlık, insanın ölüm karşısında farklı davranışlar gerçekleştirmesine neden olmuştur. Bu davranışlardan en önemlisi ruh kavramını icat etmiş olmasıdır.

En baştaki ölüm tanımının sadece görülen sonucu tanımladığını fark etmişsinizdir. Yani yaşamın geri dönülemez şekilde tamamen sona ermesi durumu. Halbuki dinsel açıdan ölüm “ruhun bedenden ayrılması” olarak tanımlanmaktadır. Ölümün geri dönüşünün olmamasının verdiği rahatsızlık, insanı bu olayı geriye döndürebilme çabası içine sokmuştur. Bu çaba sonucu en eski dönemlerden beri insan, ölü bedeni bir ritüel halinde gömmesi bu gömme işlemi sırasında ölünün yanına bazı eşyalar, hediyeler, yiyecekler bırakması, ölüyü süslemesi vs. gibi durumlar da ölünün geri geldiğinde ya da diğer dünyaya gittiğinde oradaki yaşama daha kolay uyum sağlaması için yapılmışlardır.

Bu noktada öteki dünya kavramına da kısaca değinmek gerekir. Öteki dünya çok tanrılı, pagan, şamanik olarak adlandırılan kültürlerde, bulunulan dünyanın bir benzeri ya da paraleli olarak algılanır. Tek tanrılı dinlerde ise bu cennet, cehennem, araf gibi bölümlerin olduğu öteki dünya kavramına dönüşmüştür.

İnsan ve Ölü Gömme

İnsanın ölüsünü gömmeye başlaması ile bilişsel gelişimi arasında dikkat çekici bir paralellik vardır. Bu başlangıç, Steven Mithen’in “The Prehistory of the Mind/Aklın Tarihöncesi” adlı çalışmasında açıkladığı gibi insanın birbirinden bağımsız hareket eden akıllarının birbirleri ile uyumu aşamasında ya da Mithen’in deyişiyle akıllar arasındaki engellerin kalkmasıyla aynı döneme rastlamaktadır. Mithen; “...mağara resimlerindeki antropomorfik görüntüler ve insanların eşyalarıyla birlikte gömülmesi, bu Üst Paleolitik insanların doğaüstü varlıklara ve muhtemel yaşam ötesi hayatla ilgili inançlara sahip ilk bireyler olduklarını gösterir. Gerçekten de dinsel ideolojilerin ilk kez ortaya çıkısına burada tanık oluruz. Bu durum, ilk insanların aklındaki çeşitli zekâlar arasında var olan bariyerlerin yıkılmasıyla açıklanabilir.” der.

Görüldüğü gibi ölü gömme eyleminin gerçekleşebilmesi için öncelikle, ölüm bilincinin ya da ölüm olgusunun insanın kafasında yer etmiş olması, ölümün başka hiçbir olguya benzemediğinin farkında olunması gerekir.

Bu farkındalığın ilk ortaya çıkışı birçok antropolog tarafından Neanderthal insana kadar geriye götürülmektedir. Günümüzden yaklaşık 150.000 yıl önce ortaya çıktığı sanılan Homo neanderthalensis ya da bazı antropologların verdiği isimle Homo sapiens neanderthalensis’in ölüsünü ilk kez gömen insansı olduğu düşünülmektedir.

Bu düşünceye ve birazdan anlatacak olduğum arkeolojik kanıtlara dayanarak Neanderthallerin ölülerini gömdüklerini, dolayısıyla ölümün farkında olduklarını yani kendi varlıklarının ayırdında olduklarını söyleyebiliriz.

Şimdi Neanderthal insanının ölülerini gömmüş olduğunun maddi kanıtları üzerinde duralım.

İlk ve en çok bilinen kanıt Kuzey Irak’ta Zagros Dagları’ndaki Şanidar Mağarası’ndan gelir.
Burada günümüzden 60.000 yıl önce yaşadığı düşünülen Şanidar halkından günümüze kalan ve 1957 yılında Ralph Solecki tarafından başlatılan kazılarda ortaya çıkarılan yaşlı bir Neanderthal insanına ait ve Shanidar’da “çiçek gömü” olarak anılan gömü söz konusudur.

Bu iskelet 7.5 m. derinlikte bulunmuş olup etrafındaki toprak polinolojik açıdan incelendiğinde çiçeklerin buraya özellikle bırakıldığı ve bunun özel bir gömü örneği olduğu anlaşılmıştır. Aslında burada birden çok iskelet bulunmasına karşın bunlardan biri, Şanidar IV adı verileni bilim dünyasında çok fazla tartışmalara neden olduğu için önemlidir. Çünkü Şanidar IV’ün, özellikle çevresindeki toprakta yapılan polinolojik analizler sonucu bölgenin normal florasında bulunan çiçeklerle gömülmüş olduğu düşüncesi yaygındır. (Yapılan polinolojik analizler bu çiçeklerin, aynı coğrafyada bugün de var olan civan perçemi, peygamber çiçeği, devedikeni, kanaryaotu, salkımlı sümbül, gül hatmi, at kuyruğu gibi bitkilere ait oldugunu göstermistir. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta ise bütün bu bitkilerin şifa verici olarak kullanılıyor olmalarıdır.) Ancak bu düşünceye karşı olanlar da vardır.Yaşlı bir şamana ait olduğu düşünülen bu iskelet ve çevresinde yapılan analizlerden elde edilen sonuçlar üzerine başlayan tartışma, aslında çiçeklerle süslü olarak gömülmüş olmasının simgesel niteliği nedeniyle Neanderthal insanının bilişsel gelişmişlik düzeyinde kilitlenmektedir.

Neanderthal insanının ölüsünü ilk gömen canlı olduğunun başka kanıtları La Chapelleaux Saints, Le Moustier, La Ferrassie, Desik-Tas ve Regourdou mağaralarındaki iskeletlerdir. Bu iskeletlerin yanı sıra dolaylı bir kanıt, Neanderthaller öncesine ait tam iskeletlerin neredeyse hiç bulunmamış olmasıdır. Bilinen ilk insansı türünün bir üyesi olan Australopithecus aferensis’e ait ünlü “Lucy” iskeletini de kapsamak üzere, insanlık tarihinin üç milyon yıllık bir döneminden kalma yalnızca iki tam ya da tama yakın iskelet bulunmasına karşın, Neanderthallerin ortaya çıkmasından sonra yirmiden fazla sayıda tam iskeletin fosil kayıtta bulunması ölü gömme geleneğinin Neanderthal insanının uygulamaları arasında bulunduğuna dolaylı bir kanıt olarak gösterilebilir. Çünkü, eğer tam iskelet sayısında bir artış varsa bunun bir nedeni de cesetlerin bilinçli olarak korunmaya çalışılmasıdır. Ayrıca 20.yy’ın başından bu yana ortaya çıkarılan 200 kadar Neanderthal kalıntısının otuzunda, cesedi uygun konuma getirme, mezara eşyalar ve hayvan kemikleri koyma ve taşları özenle yerleştirme gibi uygulamalar görüldüğü belirtilmiştir.

Bütün bunlardan yola çıkarak Neanderthal insanının ölüm bilincine sahip olduğunu ve ölümün başka hiçbir olguya benzemediğinin farkına varmaya başlayan ilk canlı olduğunu şimdilik söyleyebiliriz.

Düşünebiliriz ki; ölüm bilincinin insan için bir son olması ve insanda oluşturduğu kaygı, ölü gömme uygulamalarını ortaya çıkarmış olabilir. Ve bu ölü gömme uygulamalarının bir ritüel olarak yapılmaya başlanması, din kavramının da yavaş yavaş ortaya çıktığını bize gösterir. Öyle ki; ayin ya da ritüelin sosyoloji ve antropolojide, “içsel tutarlılığı olan, sistemleştirilmiş ve genellikle bir mitos ya da gizemselleştirilmiş bir tarihin yeniden canlandırılmasına yönelik ritler süreci” şeklindeki tanımı burada devreye girerek, kutsallıkla ilişkisi bulunan ritlerin, ölü gömme uygulaması sırasında ardı ardına sıralanarak bir ritüeli oluşturması, bize din olgusunun doğumunu haber verir.

'Okuyan Çocuk'

Konu Laqrma tarafından (09-06-2011 Saat 17:01 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tarihi veriler ışığında Rum Suresi korelmis İslam 26 11-06-2017 10:22
Ezvac-ı Tahirat (temiz eşler) Olgusu anti-dindar İslam 93 10-11-2016 14:06
Tarihsel Gerçekler Işığında Çağrı Filmi -Belgesel Video (Sitemizin çalışmasıdır) Cem Multimedya 217 22-05-2014 14:13
Evrim Olgusu ve Yaratılış Masalı diamat İslam 206 18-04-2011 22:09
bırgun nasıl dın olgusu bırılerıne hızmet etmek için orta... salyasümük İslam 4 15-10-2006 05:49

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:29 .