Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #51  
Alt 23-05-2006, 18:41
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.615

Onur Üyeliği 

Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

Sayin psikokemotherapi;
* Alman tebeasına geçmiş bir TÜRK ile ALMAN arasında 1.sınıf 2.sınıf VATANDAŞ durumu var mıdır sizce olmalı mıdır?
Sorunuzun derinligini anlamadigim halde, Almanya hakkinda fazla bilgim olmadigindan, Kanun nazarinda fark yoktur diye cevapliyacagim. Halkin gozunde, ikinci sinif vatandas olarak bakildigini, sagdan soldan duyduklarima dayanarak soyleyebilirim.
* *Olmalimidir sorusuna cevabim" hayir" olacaktir. Benim sahsi gorusum ilerde dunyanin herbir kosesi devletlere degil, insanlara ait olacaktir. Globalasma baslamis ve durmuyacaktir.
*Insan zekasi, eninde sonunda insan olmanin ,herseyden ustun oldugunu kanitlayabilecektir

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #52  
Alt 23-05-2006, 19:32
Şamanist Şamanist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2006
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 112
Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

1. sınıf 2. sınıf tartışması değil ki bu . Sorun ülkelerin asli unsurları. Benim Almanya'da lisede okuyan yeğenim tenefüsde arkadaşıyla Almanca değil Türkçe konuştu diye ceza aldı. Her üniter devletin kuralları vardır. Gidin dünyayı gezin sonra hümanist takılın. Şimdi duydum ilk öğretimde tarih derslerinde Türk tarihinin önemli olaylarını mesela Malazgirt Savaşı gibi konulara yer verilmeyecek.Büyük Türk devletlerine yer verilmeyecek. Küçük çocuklara bu topraklardaki herkesin bu kültürün bir parçası olduğu anlatılacak yani mozaik, desen kültürü anlatılacak. Türklük geri plana atılacak.Anası Kürt babası Arap olan Milli Eğitim bakanının Türk kimliğini yok etme çabasıdır bu.

Yurtta sulh cihanda culh -----> önce ülkende barışı sağlayacan sonra gidip dünyayla ilgilenecen.

Her gün doğuda yamuk kafalı şerefsizlerin Türk askerini şehit ettiği bir ülkede barış yoktur.

Elbet bir gün Tanrı Dağı'na uçacağız
Alıntı ile Cevapla
  #53  
Alt 23-05-2006, 20:02
CMKT CMKT isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 May 2006
Mesajlar: 74
Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

vartor";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Miliyetcilik ve irkcilik birbirine karistirilmis zannimca. Bir toprak butunlugu uzerinde yasiyan topluma millet denir.


Bir toprak.Dünya küreseldir beğ efendi!!Bir toprak da ne oluyor?Bir toprak dediğiniz Türkiye cumhuriyetini tanımlayan doğal değil siyasal olaylardır.Yani ırak sınırının bir karış ilerisi başka bir kıta mı?Milletleşme size göre siyasal bir olgu olabilir utanmasanız 1923'den önce Türk ismi de yoktu biz çıkardık diyeceksiniz.Türk tarihi devlet tarihi değildir.Türk tarihi birbirine karışmış latin ve germenlerin oluştrduğu fransa gibi bir vatan tarihi de değildir.Türk tarihi millet tarihidir.Anadolu ile Türklüğü sınırlayan ve anadoludaki herkesi Türk görme gafletine erişenlere verilecek tek şey iyi bir tarih dersidir.Ulusalcı martavallardansa komünizm iktidarını tercih ederim.Ulusalcılık denilen şeydir herkesi Türk görmek.Ulusalcılık takiyyeye dayalı bir sentezdir.Direkt komünizm bile ondan kat be kat iyidir.
Alıntı ile Cevapla
  #54  
Alt 23-05-2006, 21:27
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

İşte ırkçılığın insanlık tarihindeki bir başka kara lekesi. Yazı 1924'te yazılmış.

Linç : Amerikan Uygarlığının İyi Bilinmeyen Bir Yanı


Kara ırkın, insanlık ailesinin en fazla ezilen ve sömürülen üyesi olduğu iyi bilinir. Kapitalizmin yayılmasının ve Yeni Dünya'nın keşfinin ilk sonuçlarından birinin, yüzyıllar boyunca Zencilere yıkım getiren ve insanlığın yüzkarası olan köleliğin dirilişi olduğu da iyi bilinir. Ama çok az bilinen bir şey var ki; o da sözümona kurtuluştan (Zencilerin 1861-65 İç Savaşının ardından yasal planda kölelikten kurtuluşu- G. A.) 65 yıl sonra Amerikan Zencilerinin hala, en zalim ve en dehşet verici olanı linç geleneği biçimini alan barbarca maddi ve tinsel acılara katlanmak zorunda kalmalarıdır.

"Linç" sözcüğü Lynch adından gelmektedir. Lynch, Virginia eyaletinde yaşayan bir plantasyon sahibi, toprak ağası ve yargıçtı. Lynch, Bağımsızlık Savaşı döneminin karışık ortamından yararlanarak koca bir bölgenin denetimini eline geçirmişti. O, Loyalistlere ve Torilere(*), herhangi bir duruşma ya da yasal süreç olmaksızın en vahşi yaptırımları uyguladı. Köle tacirleri, Ku Klux Klan ve diğer gizli örgütler sayesinde yasadışı ve barbarca linç uygulaması, Amerikan Birliği'nin (ABD) eyaletlerinde yaygınlaşmakta ve sürmektedir. Zencilerin kurtuluşundan bu yana, linç uygulamaları daha da insanlıkdışı bir biçim almış ve özellikle onları hedef almıştır.

Öfkeli bir güruh getirin gözünüzün önüne. Yumrukları sıkılı, gözleri kanlanmış, ağızları köpük saçan, haykıran, hakaretler ve sövgüler yağdıran bir güruh... Bu güruh, kendisi için herhangi bir risk içermeyen bir suç işlemenin hayvani zevkiyle kendinden geçmiştir. O, sopalar, meşaleler, tabancalar, ipler, bıçaklar, makaslar, sülfürik asit, hançerler, uzun sözün kısası insan öldürme ya da yaralamada kullanılabilecek ne bulduysa onunla donatmıştır kendisini.

Bu insan denizinin arasında itilip kakılan, dövülen, ayaklar altında ezilen, üstü başı yırtılan, bıçakla yaralanan, hakaretlere uğrayan, bir top gibi sağa sola savrulan, kanlar içinde ve ölmekte olan yersiz yurtsuz bir Zencinin bedenini getirin gözünüzün önüne.

Güruh, linç eylemini yapanlardan oluşmaktadır. Paçavraya döndürülmüş insan ise Zenci, yani kurbandır.

Kin ve vahşetten gözleri dönmüş linç eylemcileri Zenciyi sürükleyerek bir ağaca ya da kamuya açık bir yere götürürler. Onu bir direğe bağlar, üzerine gazyağı ve yanıcı maddeler dökerler. Bedeninin tutuşturulmasını beklerken, onun dişlerini tek tek kırarlar. Daha sonra gözlerini çıkarırlar. Bu arada kurbanın başından kendileriyle birlikte deri parçalarının da söküldüğü küçük kıvırcık saç lüleleri koparılmakta, onun kanlı kafatasını ortaya çıkarmaktadır. Zencinin darbelerle örselenmiş bulunan bedeninden küçük et parçaları kopar.

Zenci artık bağıramamaktadır; kızgın bir demirle dağlanan dili şişmiştir. Yarı yarıya ezilmiş bir yılan gibi titreyen tüm bedeni dalgalanır. Bir bıçak darbesi: kulaklarından biri yere düşer... Oh! Ne kadar da kara o! Ne korkunç! Hanımefendiler onun yüzünü tırmalarlar...

"Şunu biraz ısıtın" diye bağırır biri. "Yavaş yavaş pişirecek kadar tabii," diye araya girer bir başkası.

Zenci kızartılır, pişirilir ve yakılır. Ama o bir kez değil, iki kez ölmeyi haketmiştir. Bu yüzden de asılmalıdır; daha doğrusu ondan geriye kalan ceset asılmalıdır. Kızartma işine katılamayanlar ellerini çırpmaktadırlar şimdi.

Hurra!

Herkes payını aldıktan sonra, ceset aşağı indirilir. Cesedin asılı olduğu ip, tanesi üç ya da beş dolardan satılmak üzere küçük parçalar halinde kesilir. Hanımefendiler bu hediyelik ve tılsımlı eşya için aralarında itişir kakışırlar. Buralarda dendiği gibi "halkın adaleti" yerine getirilmiştir. Sakinleşen güruh "örgütleyiciler"i tebrik eder; sonra yavaş yavaş ve neşe içinde, bir ziyafetten ayrılıyormuşçasına ve bir sonraki linç için randevular verilerek dağılır.

Bu arada, yerde yağ ve duman kokan, sakatlanmış, kavrulmuş, deforme edilmiş bir Zenci kafası dehşet verici bir tarzda gülümsemekte ve adeta batan güneşe "uygarlık bu mu?" sorusunu yöneltmektedir.

Bazı İstatistikler

1889-1919 yılları arasında, aralarında 51 kadın ve kızın ve Birinci Dünya Savaşına katılmış olan 10 askerin de bulunduğu 2,600 Zenci linç edilmiştir. 1919'da linç edilen 78 zenciden 11'i diri diri yakılmış, 3'ü öldürüldükten sonra yakılmış, 31'i vurulmuş, 3'ü işkenceyle öldürülmüş, 1'i parçalanmış, 1'i boğulmuş ve 11'i değişik biçimlerde öldürülmüştür.

Listenin başını 22 kurbanla Georgia çekmekte, onu Missisippi 12 kurbanla izlemektedir. Her ikisi de 3'er asker linç etmiş olmakla övünmektedirler. Canlı olarak yakılan 11 kurbandan 4'ü ilk eyalete ve 2'si ikinci eyalete aittir. Sistemli, önceden tasarlanmış ve örgütlenmiş 34 linç olayında birinci yeri gene 5 kurbanla Georgia işgal etmekte, onu 3 kurbanla Mississippi izlemektedir.

1919 yılı kurbanlarına yöneltilen suçlamaları şöyle sayabiliriz: Bir kurban Tarafsızlar Birliği (bağımsız çiftçiler) üyesi olmakla; birisi devrimci yayımlar dağıtmakla; birisi linç eylemleri konusunda eleştirel görüşler dile getirmekle, birisi Şikago'da Beyazlarla Zenciler arasında meydana gelen çatışmaları eleştirmekle; birisi Zenci davasının liderlerinden birisi olmakla; birisi yoldan çekilmeyip motorlu araç içinde bulunan bir beyaz çocuğu korkutmakla suçlanmıştır. 1920'de 50 linç olayı ve 1923'de 28 linç olayı yaşanmıştır.

Bu suçların hepsinin de arkasında yatan neden ekonomik çekemezlikti. Ya o bölgedeki Zenciler, Beyazlardan daha iyi durumdaydılar, ya da Zenci işçiler iliğine değin sömürülmelerine izin vermiyorlardı. Hiç bir olayda, asıl sanıkların üzerine gidilmedi; çünkü onlar her zaman siyasetçiler, finansörler ve yetkililer ve hepsinden öte gerici basın tarafından kışkırtılmakta, cesaretlendirilmekte, özendirilmekte ve sonra da korunmaktaydılar.

Bir linç olayı gerçekleşeceği ya da gerçekleştiği zaman, basın bunu satış rakamlarını yükseltmeye yarayacak iyi bir fırsat olarak değerlendiriyordu. Basın olayı bir yığın detayla süsleyerek anlatıyor, suçluları hiç bir biçimde kınamıyor, kurbanlara acımasını gösteren herhangi bir sözcük söylemiyor ya da bu doğrultuda herhangi bir yorum yapmıyordu.

26 Haziran 1919'da New Orleans States gazetesi, ilk sayfasını boydan boya kaplayan ve 13 cm. yüksekliğinde harflerden oluşan bir manşetinde şöyle diyordu: "Bugün Bir Zenci 3,000 Yurttaş Tarafından Yakılacak." Onun hemen altında çok küçük puntolarla şunlar yazılıydı: "Kayzer (Birinci Dünya Savaşını yitiren Almanya'nın Kayzeri Wilhelm II- G. A.) ve Hanedan Prensi Yanlarındaki Güçlü Eskortla Birlikte Kaçtılar."

Aynı gün yayımlanan Jackson Daily News gazetesinin ilk sayfasının ilk iki sütununda büyük harflerle şunlar yazılmıştı: "Zenci J. H. Bugün Öğleden Sonra Saat 5'te Kitle Tarafından Yakılacak."

Gazete, "Bütün halkı en içtenlikle katılmaya çağırırız." dememişti. Ama onu demek ister gibiydi.

Birkaç Detay

"Bu akşam saat 7:40'ta J. H. kızgın demir çubukla işkence gördükten sonra yakıldı... 2,000'den fazla insan... çok sayıda kadın ve çocuk yakma eylemi sırasında oradaydılar.... Zenci, elleri arkadan bağlandıktan sonra tutuşturuldu. Biraz ilerde, içine demir bir çubuğun yerleştirildiği bir başka ateş tutşturulmuştu. İyice kızgın hale geldiğinde birisi demir çubuğu aldı ve Zencinin bedenini onunla dağladı. Dehşete kapılan Zenci demir çubuğu elleriyle tuttu ve o anda hava yanan etin kokusuyla doldu... Bedeninin çeşitli yerleri kızgın demirle dağlanan Zencinin feryatları ve inlemeleri ta kentten duyuluyordu. Dakikalarca süren bu işkenceden sonra, maskeli bazı insanlar Zencinin üzerine benzin döktüler ve bağlı olduğu direği ateşe verdiler. O anda alevler yükseldi ve bir kurşunla yaşamına son verilmesi için yalvaran Zencinin bedenini sardı. Onun yalvarmaları alaylı haykırışlara yol açmaktan başka bir işe yaramadı." (Chattanooga Times, 13 Şubat 1918)

"Birisi Zencinin üzerine benzin döküp ateşi tutuşturduğunda, erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan oluşan 15,000 kişilik kalabalık alkış tuttu. Onlar, bağırıp çağırdılar ve Zenciyi daha yakından görmek için itişip kakıştılar... Ateş bedenini kavurmaya başladığında iki kişi Zencinin kulaklarını kestiler.

Bir başkası onun topuklarını kesmeye kalkıştı... Herkes Zenciyi görmek istediği için kalabalık ileri geri dalgalanıyor ve yer değiştiriyordu. Bedeninin etleri tümüyle yandıktan, kemikleri ortaya çıktıktan ve daha önce bir insanın bulunduğu yerde şimdi alevlerin arasında tüten ve deforme olmuş bir paçavra kalmıştı ve herkes hala seyretmek için orada beklemeye devam ediyordu..." (Memphis Press, 22 Mayıs 1917)

"...bütün toplumsal sınıflardan erkekler, kadınlar ve çocuklar oradaydı. Yüksek sosyeteden bir çok hanımefendi kalabalığı cezaevinin dışından izliyordu. Diğer bir çok kişi ise olup bitenleri bitişikteki terastan... Zencinin cesedi düştüğünde çok sayıda insan, onun asıldığı ipin parçalarını almak için hırsla birbiriyle çekişti." (Vicksburg Evening Post, 4 Mayıs 1919)

"..birisi onun kulaklarını kesip kopardı, bir diğeri cinsel organını... O ipe tutunmaya çalıştı, parmaklarını kestiler. Kendisini bir ağaca kaldırmaya çalıştıkları sırada iriyarı birisi boynuna bir bıçak sapladı; en az yirmibeş yerinden yaralanmıştı o. ...onun cesedini birçok kez havaya kaldırıp indirdiler, sonra bir ocağın üzerine yerleştirdiler. Sonunda birisi onu bir ucu bir ata iliştirilmiş olan kementle yakaladı ve at cesedi Waco sokaklarında sürükleyerek koştu. Asma eyleminin gerçekleştirildiği ağaç, belediye başkanının evinin penceresinin hemen altındaydı. Başkan, kalabalık işini görürken seyretmekle yetindi. Başından sonuna kadar hemen hemen herkes, Zencinin sakatlanması eylemine katıldı. Bazıları ona küreklerle, kazmalarla, bazıları da tuğlalarla ve sopalarla vurdular. Ateş yakıldığında binlerce hançereden bir sevinç çığlığı yükseldi. Herkesin görebilmesi için, bir süre sonra ceset bir alkış fırtınası eşliğinde yükseğe kaldırıldı..." (Crisis, Temmuz 1916)

Linç Olayının Beyaz Kurbanları

Yalnızca Zenciler değil, "Tom Amcanın Kulübesi" adlı kitabın yazarı Bn. Harriet Beecher Stowe gibi onları savunmaya cüret eden Beyazlar da kötü davranışlara hedef oldular. Elijah Lovejoy bu yüzden öldürülürken, John Brown asıldı. Thomas Beach ve Stephen Foster baskı gördüler, saldırıya uğradılar ve cezaevine kondular. Foster cezaevinden şu satırları yazdı: "Zedelenmiş kollarıma ve bacaklarıma baktığımda, beni tutmak için yakında artık cezaevine gerek kalmayacağını düşünüyorum... Bu son 15 ayda beni dört kez hücrede konuk ettiler, yurttaşlarım 24 kez beni kiliselerinden kovdular, iki kez beni evlerinin ikinci katından aşağı attılar; bu yüzden iki kez böbreklerim zedelendi; bir kezinde beni prangaya vurmaya kalkıştılar; iki kez beni ceza ödemek zorunda bıraktılar; bir kezinde 10,000 kişi beni linç etmeye kalktı ve bu arada başıma, kollarıma ve enseme 20 darbe indirdiler..."

Otuz yıllık bir sürede, içlerinde 11 kadının da bulunduğu 708 Beyaz linç edildi. Bunların bazıları grev örgütlemeye kalkışmış, bazıları da Zencilerin davasını savunmuştu.

Linç, Amerikan "uygarlığı"nın suç kolleksiyonu içinde "en onurlu" yeri işgal etmektedir.




(*) : 1776'da sona eren bağımsızlık savaşı sırasında İngiltere'den yana tutum alan Amerikalılara Loyalist ya da Tori deniyordu
Alıntı ile Cevapla
  #55  
Alt 23-05-2006, 21:51
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

Uygarlık bumu?

Evet haklısın sargon. Bu gibi olayları okudukça. İnsan kendi adına bildiği, tüm gerçekleri tekrar sorgulamak zorunda kalıyor. Nede olsa anlatılanları, yapanlar bizler gibi İNSAN.

Ne insanlık ama
Alıntı ile Cevapla
  #56  
Alt 23-05-2006, 22:50
CMKT CMKT isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 May 2006
Mesajlar: 74
Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

Verilen bilgiler güzel.Ben merak ederim eğer aşağı ırk kabul ediyorlarsa zencileri neden yeni buldukları kıtaya da onları yerleştirdiler.Ben ırklar arası mücadeleyi görmezden gelmiyorum ama bu kölelik yada modern kölelik olan kapitalist sömürü şeklinde yapılması hakikaten iç açıcı değil.Dünyada haykırmak istiyorum.Gelmiş geçmiş en büyük ve kanıtlanmış bir soykırım vardır.Bu kızılderili soykırımıdır.Mesela nazi soykırımında rakamlar şaibeli ve hatta bazıları tarafından ise sağlam ve işe yarar kesmin kaçmasına naziler tarafından gözyumulmuş falan filan diye uzuyor.Bunu tartışmanın yeri burası değil diye düşünüyorum.Fakat ortada bir kızılderili soykırımı gerçeği var.Koca bir kıtada bu insanlar öldürüldü.Bu gün devede kulak gibi oldular kendi vatanlarında azınlık kaldılar.Kapitalizme yakınlıkları dolayısı ile kapitalizmin kültürlerine saldırısı sebebi ile homojen kızılderili kültürünü koruyan da günümüzde pek az.Benim bu başlıkta muhalefet etmemin sebebi bu dünyanın en büyük soykırım ve bir anlamda da kıta kırımının görmezden gelip önemsenmemesidir.Nazilere gelince mangalda kül bırakmayanları çok gördüm.Ama kızılderililer'e yapılan bu büyük soykırımın adını bile duymadık.Steven speilberg filmleri izleyip bana hayat güzeldir vs diye ahkam kesenlerin hiçbirisinden kızılderili soykırımını kınayanını görmedim.Oysa boyutu bakımından ki çok daha vahşice katledilmeleri de göz önüne alınırsa bu soykırımın daha ön planda olması gerekirdi.Bu yapılan tek yönlü eleştiri tek bacağı olmayan çocuk gibidir.Sağlıklı bir ilerlemenin önünü tıkar.Darvin'in dediği gibi halkın sesi hakkın sesi değildir.Bir tane ama bir tane bile nazi soykırımından ahkam kesenlerin o kızılderililere üzüldüğünü yada andığını görmedim.Oysa yahudiler çok sinsi insanlardır.Ve bu soykırım yada saldırının ırkçılık diye basite indirgenemeyecek birçok gerekçesi vardır.Fakat kızılderililerin ne suçu vardı?O insanlar kimsenin ülkesine yerleşip o ülkenin milli varlığını tehdit etmedi.Fakat acımasızca öldürüldüler.Speilberg filmlerindeki yahudilerin masumiyeti sadece toplama kamplarındadır.O yahudiler dünyada en kaba ırkçılığı yapan gurühtur.Onlara üzülmesini bilen duyarlı! vatandaş masum kızılderilinin adını bile anmaz.Benim sinirim öfkem bunadır.Bu gün nazilerden nefret eden bir insana abd hakkında fikrini sorsak en sert olanının bile verdiği tepkilerin gerekçesi ırak işgali filandır.Oysa dünyanın gördüğü en büyük kitle katliamı ve kıta kıyımı gözümüzün önünde durmaktadır.Tabi bunların filmi çekilmiyor o yüzden popülaritesi yok demi?Dünyada atom bombasını insan üzerinde kim denedi?İnsanlık onurunu ayaklar altına alan nazi almanyası mı denedi?Hayır abd.Buna neden gereken vurguyu yapmıyoruz?Tabi bunu da iyi işleyen filmler yok.Bir *kitle ile savaş yapmak ayrı birşeydir.Bu katliam vs olsa da adına savaş denir.Ama nükleer denilen olay işin en ahlaksızı en aşağı olanıdır.Bu resmen iğrençliktir.
Alıntı ile Cevapla
  #57  
Alt 23-05-2006, 23:16
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

Avrupa'dan gelen "beyaz adam" Kuzey Amerika'da boy gösterdiğinde bugünkü ABD'nin bulunduğu topraklar üzerinde yaklaşık 2.5 milyon kadar Kızılderili, kabileler ve aşiretler halinde yaşamlarını sürdürüyordu. Kızılderililer istilacı göçmenlere mısır ve tütün yetiştirmeyi öğrettiler. Yine bu istilacılar dağlık arazide hayatta kalmayı da onlardan öğrendiler. Kıtaya gelen İngiliz tüccarlar Kızılderililerin ortaya çıkardıkları zenginlikleri başta kürk vb. satın alarak ya da bu mallara zorla el koyarak kısa sürede zenginleştiler.
Kızılderililer sömürgeci Avrupalıların vatanlarını işgal etmesine karşı direniyor, topraklarından ayrılmak istemiyorlardı. Fakat kıtaya yerleşen sömürgeciler kadın- erkek, çoluk- çocuk demeden Kızılderililerin çoğunu katlettiler. Hatta bir Kızılderili tutsağı ya da kafa derisini getiren herkese 40 İngiliz Sterlini verileceği ilan edildi. Bu ödül 100 İngiliz Sterlinine kadar yükseltilirken aynı zamanda kadın ve çocuk kafatası derileri için de ödülün yarısı ödeniyordu.
Amerika kıtası, tüm tarih boyunca insanoğlunun yaşadığı en büyük soykırım ve zulümlerden birine sahne oldu. Binlerce kilometre uzaklıktan gelen, okyanusları geçip kıtayı istila eden sömürgeciler, buranın tüm zenginliklerine el koymakla kalmıyor aynı zamanda yerli halkları köleleştirmeye de çalışıyorlar ve vatanını savunan, esaret altına girmek istemeyen yerli halkların direnişini soykırımla durdurmaya çalışıyorlardı. Kısacası yaşanan bu Kızılderili soykırımı ve yüzlerce kabilenin kıtadan silinmesi üzerine bugünkü Amerika'nın temelleri atılmaktaydı. Öte yandan kıtanın asıl sahibi olan yerli halk kıtayı atalarından devralmışlar fakat çocuklarına miras bırakamamışlardı.
"Beyaz adam" binlerce kilometre öteden gelmiş ve Amerika'yı binlerce yıldır üzerinde yaşayan yerli halkın elinden zorla almıştı. Yerli halkla birlikte yaşamaya bile tahammül edemeyen bu zorbalar; onu "halk" olarak bile görmüyordu. "Beyaz adam"ın yerli halka baskısı Forrest Carter'in "Dağlardan Sorun Beni" adlı romanında, şöyle anlatılmaktadır:
"Cochise, Yıldızlı Şefle tartışmıştı. 'Hepimiz için yer var. Vadinin daha ilerisinde yaşayabiliriz. Biz de Amerika Birleşik Devletleri'nin yurttaşı olabilir, kendi topraklarımıza sahip olabilir ve sizin yaşayış biçiminize uyarız.'
"Yıldızlı Şef, Cochise'e uzun bir süre bakmış ve yanıt vermişti.
'Amerika Birleşik Devletleri'nin yurttaşı olamazsanız. Kendi topraklarınız olamaz.'
"Cochise, 'Neden?' diye sormuştu.
"Yıldızlı şef omuzlarını silkmişti. 'Kızılderililer halk değil. Yasa böyle.'(...)"
"Beyaz Adam"lar, Kızılderilileri yokederken aynı zamanda bu halkın kültür ve uygarlıklarına ilişkin ne varsa bunları da ortadan kaldırmaya çalışmış ve yerine kendi 'soylu' tarihlerini koymuşlardı. Elbette kan ve katliamla sağladılar bunu. Kızılderililerin boyun eğmemesi, direnmesi kabilenin tüm fertlerinin ayırımsız katledilmesi demekti.
Geçen zamanla Kızılderili halkın yaşamı gittikçe çekilmez bir hal alıyordu. Toprakları gaspedilmiş, geçim kaynakları olan av hayvanlarının soyu kurutulmuştu. Yaşadıkları toprakların havası, suyu kirletilmiş, ormanları yokedilmişti. Kızılderililer ise yüzyıllar boyu teslim olmamak için sürdürdükleri savaşlardan, hastalıktan, kıtlıktan, soğuktan bir avuç kalmışlardı. Chickahomimyler, Masasostler, Nanticokeler, Potomaclar artık yoktu bu topraklarda. Kalanlar ise bir avuç ve perişandı. İşgalci beyaz adam ateşli silahlarıyla, viskisiyle (ateş suyu) her türlü dalaveresiyle onurlu ve özgürlüğe ölümüne bağlı bir halkı yokolma aşamasına getirmişti. Kendilerine yönelik saldırılara karşı Kızılderililerin direnişi de vardı elbette. Hem de ölümüne bir direnişti bu. Kimi zaman umutsuzca, yenileceklerini bilerek direndiler. Öleceklerdi, ama ölümü, boyun eğerek sürdürecek bir yaşama tercih ediyorlardı. Bu yüzden inanılmaz bir cesaretle gözüpeklikle direndiler. Onurlarına, özgürlüklerine, vatanlarına ölerek sahip çıktılar. Amerika'yı işgal ederek buraya yerleşenler ise acımasızdı, katliamcıydı, sömürücüydü. Kendi iğrenç çıkarları için Kızılderililere herşeyi reva gördüler. Egemenliklerini akıttıkları kan ve katlettikleri Kızılderililer üzerine kurdular. Amerika'nın katliamlar tarihinde en acımasız örneklerden biri de Yaralı Diz katliamıdır. Bu katliamın öncesinde Liouw Kızılderili kabilesinin şefi Oturan Boğa katledilir. Ardından bir başka Kızılderili kafilesi yolda çevrilerek silahlarını teslim etmeleri istenir. Silahları alınmış olmasına rağmen patlayan bir silah sesiyle katliam başlatılır. Katliamda üçyüze yakın genç-yaşlı, çocuk, kadın, erkek Kızılderili katledilir.
Bu katliamı yaşayanlardan biri, Gelincik Louise yaşadıklarını şöyle anlatıyordu;
"Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi. Beyazların içinde de iyi insanlar bulunduğunu biliyorum, ama kadınları ve çocukları da vurduklarına bakılırsa askerler çok kötü insanlar olmalı. Kızılderili askerler beyaz çocuklara asla böyle yapmazlardı."
Yaşanan vahşet ve soykırım Kızılderilileri bitme noktasına getirmişti. Bu vahşetin nerelere kadar uzanacağını ise yaşadıkları ve sezgileri ile hisseden Kızılderili reisinin sözleri adeta bugünün habercisidir:
"(...) Beyaz adam, anası olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne alınıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki; toprakları çölleştirecek ve herşeyi yiyip bitirecektir." (Kızılderililer adına Reis Seattle tarafından ABD Başkanına hitaben 1854'te yazılmış bir mektuptan.)
Alıntı ile Cevapla
  #58  
Alt 23-05-2006, 23:46
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

Bütün bunları yazmamızın sebebi, dünyada müslüman zulmü olmadığını ispatlamak değildir. Başlık ve içerikte böyle bir amaç var. Yani dünyada o kadar büyük katliamlar, zulümler yapılıyor, bunların yanında müslümanların yaptıkları nedir ki, şeklinde düşünülemez.

Bütün bunları yazmamızın nedeni her türlü zulme katliama, ırkçılığa, başka ulusları aşağı görenlere, din baskısına, dini inançları yada inançsızlıkları nedeniyle yapılan baskılara, kadınlara karşı cinsiyet ayrımcılığı yapanlara, kadını aşağılayanlara karşı olduğumuzu göstermektir. Bu topluma demokrasi dışı herhangi bir rejimi *giydirmeye çalışanların karşısında olacağımızı anlatmak için yazdık.

Bütün bunlardan din adına yapılan katliamları, vahşeti, barbarlıkları unuttuğumuz sanılmasın.
Alıntı ile Cevapla
  #59  
Alt 24-05-2006, 17:12
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.615

Onur Üyeliği 

Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

Bu yazilanlardan, daha once de gozlemledigim, insanin, bir digerini, sadece fikrine zit dustugunden ,canavarca yargilayip oldurebilecegidir.Amerikadaki linc olaylarini duzenleyenler de pazr gunu kiliselerine,iyi bir is becermenin verdigi bir ruh haletiyle gidip dualarini okuduklarina hic suphem yok.Tevratla baslayip incil ve kuranla ,allahin adaletsizligini reklamlayan dinlerin mensublarindan, her an ayni seyler beklenebilir.
Sonucta gine imandir esas katil, cunki iman ask gibidir;Gozleri koreltip, beyinleri muhurler......

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #60  
Alt 25-05-2006, 03:04
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.615

Onur Üyeliği 

Standart Re: Dünya'daki Müslüman Zulmü

Psikokemoterapi kardesim.
Haklisin ,benim de dinler hakkinda on yargim var.
Bu onyargi bir kitaptan, bir baskasindan dolayi degil atmis yillik hayat tecrubemden kaynaklaniyor. Insan psikolojisini iyi kotu kavrayabildigimi zannediyorum. Tarif ettigim insanlarla karsilastigim, beraber yasadigim icin onyargiliyim.
Bombayi yapan daha dugrusu nukleer gucu bulan, ateist olabilir ,ancak uygulamayi, atom bombasini Japonlarin tepesine indiren ABD 'nin baskanidir.
Irak'daki olaylara uzulen insancil bir sahis dindar olabilir, bugun hala Irak'a kan kusturan, agzindan cikan her iki sozden biri "god "olan, Bush'un, tekrar secilmesini, gine dinci kesime borcludur.
* Lutfen yanlis anlamayin, ben her dine ,allaha inanan canavardir demek istemiyorum, fakat karincayi bile ezmekten sakinan birini, din ve iman canavarlastirabilir demek istiyorum.Tevrat,incil ve kuranda, allahin tesvikiyle ,kardes kardesi oldurdugune dikkatinizi cekerim. Allahi yaparsa ,ona inanan kulu haydi haydi yapabilir.
* * * * * * * * *Iman ask gibidi............
*Saygilar ve sevgiler.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:14 .