Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 28-11-2004, 15:17
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Leheb Suresi (111)

5 ayet.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-11-2004, 20:48
Ebu Leheb Ebu Leheb isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Nov 2004
Mesajlar: 159
Standart

Heralde ebu leheb suresini yorumlamak da bana düşer!

Bu surenin ilk ayetinde idolüm olan sayın ebu leheb''in adı geçtiği için bu sureye nefret ettikleri o muhteşem şahsiyetin ismini vermişlerdir

Ebu Leheb''in gerçek adı "Abdul Uzza Bin Abdulmuttalib"tir ve muhammedin amcasıdır. Biliyorsunuz Uzza kabedeki putlardan biridir ve Abdül Uzza, Uzza''nın kulu manasına gelir.

Ebu Leheb, Muhammedin amcasıydı ve ayrıca muhammedin iki kızı, Ebu Leheb''in iki oğluyla evliydi. Bu nedenle Ebu Leheb ile Muhammed dünür sayılır. Ancak müslümanlar ve muhammed, bu adamın kendisine karşı geldiği ve müslüman olmayı kabul etmediği için cehennemde yanacağını söylemişler ve bunu temsilen "ateş-kıvılcım" anlamına gelen lehebi kendisine lakab olarak takmışlardır. Ebu Leheb ateş babası anlamına gelir ve cehennemde ateşler içinde yanmayı temsil eder.Ateist forumdaki avatarım da buna uygun olarak seçilmiştir zaten. Başka bir idddiaya göre ise Ebu Leheb''in yüzünün kırmızıya yakın buğday renkli olmasından kendisine leheb dendiği söylenir.

LEHEB SURESİ
1- Ebu Leheb''in iki eli kurusun; kurudu ya.

2- Malı da, kazandıkları da kendisine bir yarar sağlamadı.

3- Alevi olan bir ateşe girecektir.

4- Eşi de, odun hamalı (ve)

5- Boynuna bükülmüş bir ip (bağlanmış) olarak.


Bu surenin mekkede mi yoksa medinede mi yazıldığı tartışmalıdır.


İlk ayetin manası bazı yorumculara göre, "Yuh olsun Ebu Leheb''e" bazı yorumculara göre ise "Ebu Leheb''in elleri kırılsın" şeklindedir. Ancak yorumcular surede tanrı''nın "ebu lehebin elleri kırılsın" şeklinde beddua etmesine rağmen Ebu Leheb''e birşey olmamasını şöyle açıklama yoluna gitmişlerdir:

"Elin kırılması"ndan kasıt, elin cismanî olarak kırılması değildir. Bunun anlamı, bir şahsın, başarmak için herşeyini ortaya döktüğü maksadını gerçekleştirmede başarısız kalmasıdır. "

Aşağıdaki hadislerde de görüleceği üzere, müslümanşar ve muhammed Leheb''den nefret ediyodu. Bu nedenle muhammed ebu lehebe olan nefretini bu şekilde lehebe beddua ederek dile getirme yoluna gitmiştir. Aynı şekilde çok kurnaz bir kadın olduğu rivayet edilen leheb''in karısı Ardiya da surede anılmıştır.Surede bahsi geçen Ebu Leheb''in karısının ismi "Ardiya" dır ancak ona Ümmü Cemil lakabıyla hitap edildiği de oluyordu.

Surede geçen olay tamamen bir beddua, bir dilekten ibarettir. Surede geçen olay yaşanmamıştır. Sadece ebu leheb''in ellerinin kırılması ve cehennemde yanması istenmiş, karısının da bu ateşi arttıracak odunları taşıması dilenmiştir.Bu sadece bir bedduadır.Bir dilektir.Ancak bu dilek ve beddua gerçekleşmemiştir çünkü Ebu leheb''in çiçek hastalığına yakalanıp bedir savaşından bir hafta sonra öldüğü söylenir. Bu da gösteriyorki o kadar nefrete ve bedduaya rağmen Leheb kendi "ecel"iyle ölmüştür.


Hadislere dayanılarak şu olay anlatılır:
Muhammed bir gün sabahın köründe "toplanın size diyeceklerim var" diye bağırır. Bunu duyan herkes muhammedin yanına toplanır ve gelemeyenler de temsilci gönderir. Herkes toplandığında muhammed her bir kabileyi ismi ile çağırarak "Dağın arkasında bir ordu size hücum edecek desem inanır mısınız?" der. Oradakiler "evet, çünkü biz senden hiç yalan söz işitmedik" derler. Bunun üzerine muhammed: "Ben sizi ilerideki büyük azap ile uyarıyorum" der. Bunun üzerine herkesten önce Ebu Leheb "kahrolası, bunun için mi bizi topladın!" der. Başka bir hadiste de muhammede çok sinirlenen Ebu Leheb''in, muhammede taş atmak için taş topladığı söylenir. (Müsned-i Ahmed, Buharî, Tirmizî, İbn Cerir, Müslim v.s.).

Başka bir hadise göre ise:
Ebu Leheb bir gün muhammede "Eğer dinini kabul edersem benim için ne var?" diye sorar. Muhammed de ona "Diğer iman edenlere ne varsa senin için de o var" der. Ebu Leheb: "Benim için bir ayrıcalık yok mu?" der. Muhammed, "Başka ne istiyorsun?" diye sorar. Ebu Leheb de şöyle karşılık verir: "Kahrolası din, beni başkaları ile eşit kılıyor." (İbn Cerir)

Ebu Leheb Mekke''de muhammedin kapı komşusuydu. İki ev arasında sadece bir duvar vardı. Ayrıca Hâkim b. As (Mervan''ın babası), Utbe b. Ebu Muayt, Adiyy b. Hamra ve İbnü''l Asdâu''l Hazelî de muhammede komşuydular. Bunlar muhammedi evinde de rahat bırakmıyorlardı. Muhammed namaz kılarken, üzerine keçinin işkembesini atıyorlardı. Bazen de muhammedin evinde pişen yemeğe pislik(bok) bulaştırıyorlardı. Muhammed ise dışarı çıkıp onlara, "ey kafirler, bu ne biçim komşuluk!" diye bağırıyordu. Ebu Leheb''in karısı Ümmü Cemil de (Ebu Süfyan''ın kız kardeşi) her gece, muhammed sabah erken dışarı çıkarken ayaklarına batsın diye muhammedin kapısının önüne dikenler koyardı. (Beyhakî, İbn Ebi Hatim, İbn Cerir, İbn Asakir, İbn Hişam).

Ebu Leheb''i muhammedin yemeğine bok bulaştıran, ayaklarına batsın diye ayağının altına diken koyan biri olarak gösteren bu hadislerin ne kadar sahih olduğu tartışmalıdır. Çünkü bir amca, kendi yeğenine bu tür hareketler yapamaz.Ayrıca aralarında dünürlük ilişkisi de vardır.


Hadislerde Ebu Leheb o kadar kötü anlatılırki, Ebu Leheb''in Muhammed''in oğlu Kasım''dan sonra Abdullah da vefat ettiğinde, yeğenini teselli edeceği yerde bayram yaptığı anlatılır. Ebu Leheb''in bu ölüm haberini aldığında koşarak Kureyş reislerinin yanına gittiği ve onlara Muhammed''in köksüz kaldığını müjdelemişti. Bu davranışı Kevser suresinde de anılmaktadır zaten.

Yine birçok hadise göre, Muhammed islamı yaymak için çevredeki insanlara propaganda yaptığında Ebu Leheb de muhammedi takip eder ve muhammedin hitap ettiği kitlelere "ben onun amcasıyım, o size yalan söylüyor, sizi dininizden caydırıp bir sapıklık içine çekmek istiyor" dediği söylenir.

Eğer dininiz Tanrı tarafından gönderilseydi mükemmel olurdu ve bizler bu kadar fazla çelişki bulamazdık ve sizler de bu çelişkileri savunmak zorunda kalmazdınız.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-11-2004, 23:08
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Ellerine sağlık Ebu leheb. :wink:
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29-11-2004, 00:06
haci haci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2004
Mesajlar: 830
Standart

Ben artik bu sure icin yorum da yapamam.. Surenin ustadi konusmus..
Fil suresi de guzeldi.. Neden acaba?... Bizim Ebu Leheb iri yari biri olmali. Aman kindar olmasin da.. keeeeh keh kehhhhhhhhhh
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-11-2004, 00:18
Ebu Leheb Ebu Leheb isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Nov 2004
Mesajlar: 159
Standart

haci Diyor ki
Ben artik bu sure icin yorum da yapamam.. Surenin ustadi konusmus..
Fil suresi de guzeldi.. Neden acaba?... Bizim Ebu Leheb iri yari biri olmali. Aman kindar olmasin da.. keeeeh keh kehhhhhhhhhh
yok hacı, tanrı beni maalesef iri yarı yaratmamış, boyum kısa biraz da etime dolgunum!

ah be tanrı! filinta gibi adamlar yaratırken bizi niye böyle yaptın! :cry:

Eğer dininiz Tanrı tarafından gönderilseydi mükemmel olurdu ve bizler bu kadar fazla çelişki bulamazdık ve sizler de bu çelişkileri savunmak zorunda kalmazdınız.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29-11-2004, 01:32
haci haci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2004
Mesajlar: 830
Standart

Seni bilmem ama ben file benzemeye basladim. Son zamanlarda kilo aldim. Zaten iriyim de... Eskiden haftada bes saat kosardim. Artik kosamiyorum.. Gunde bir saat hizli yuruyorum. Maratona katilirdim Birkac yildir katilamiyorum... Gencligimde senin tarif ettigin gibi idim ama, insan 55''i gecince, genclikteki hali artik onemini yitiriyor.. Kizlar donup bakmiyor artik. Bakanlar hep benim gibi moruk... Sen bu halinde kal.. Yaslanma yani... keeh keh kehhhhhhhh
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 25-01-2006, 19:10
paco paco isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Jan 2006
Mesajlar: 23
Standart

ebu lehebin cariyesi muhammede bebekliğinde süt anneliği bile yapmış bir süre
kaynak islam tarihi (asım köksal)

Aptallar,kendilerinden emin olarak yaşarlar;Akıllılar ise şüphe içinde yaşarlar.
(Bertrand Russel)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25-01-2006, 19:52
aldostu aldostu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jan 2006
Mesajlar: 706
Standart Ebu Lehep Ayeti

Ebu Lehep bu konuda haklı..
Ama orijinal Lehep efendi için söylüyorum...

Muhammed efendimiz,biliyorsunuz Hz. Hamza efendimizin kaatili Hz. Vahşi ( R.A )Efendimiz( -- İslamın büyüğü saydığın bir adamı öldüren bir kaatil; nasıl oluyor dahazret diye anılıyor ; hem hazret,hem hayret doğrusu. -- )için bile Allah'la pazarlık etmiş onu islama davet ederken..

Lehep ustam,hem amca , hem dünür..hem kapı komşu..veee hiç bir ayrıcalık-kıyak yok..
Olmaz a'bi..Adamın ,muhtelif konularda , Rabbi ile pazarlık hakkı var..Amcan için de bunu kullanacaksın...
Ayıp olmuş yaanii...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-06-2006, 00:47
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Leheb Suresi (111)

Ali Bulaç * Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
Edip Yüksel Rahman ve Rahim ALLAH'ın ismiyle.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

Ali Bulaç 1- Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya.
Diyanet Vakfı 1. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da.
Edip Yüksel 1. Ateş kürükleyenin elleri kahrolsun, zaten kendisi kahroldu.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Ebu Leheb'in iki eline yuh oldu, kendine de yuh
Süleyman Ateş 1. Ebuleheb'in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Elleri kurusun Ebru Leheb'in; zaten kurudu ya!

Ali Bulaç 2- Malı ve kazandıkları kendisine bir yarar sağlamadı.
Diyanet Vakfı 2. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.
Edip Yüksel 2. Ne parası, ne de bir kazancı ona yaramadı.
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Süleyman Ateş 2. Ne malı, ne de kazandığı onu (Allah'ın kahrından) kurtaramadı.
Yaşar Nuri Öztürk 2 Ne malı kurtardı onu ne de kazandığı.

Ali Bulaç 3- Alevi olan bir ateşe girecektir.
Diyanet Vakfı 3. O, alevli bir ateşte yanacak.
Edip Yüksel 3. O, alev sahibi bir ateşe girecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-O, bir alevli ateşe yaslanacak.
Süleyman Ateş 3. Alevli bir ateşe girecektir (o).
Yaşar Nuri Öztürk 3 Alevli bir ateşe yaslanacaktır o;

Ali Bulaç 4- Eşi de; odun hamalı (ve)
Diyanet Vakfı 4. Odun taşıyıcı olarak karısı da (ateşe girecek).
Edip Yüksel 4. Odun taşıyan (zulmun ateşine yakıt hazırlayan) karısı da.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Karısı da odun hamalı olacak!
Süleyman Ateş 4. Karısı da, odun hamalı olarak.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Karısı da,

Ali Bulaç 5- Boynuna bükülmüş bir ip (bağlanmış) olarak.
Diyanet Vakfı 5.Ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde.
Edip Yüksel 5. Boynunda, dikenlerden/liften örülmüş bir ip bulunduğu (kötülükleri boynuna dolanmış) halde...
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Gerdanında fitillisinden bir ip olduğu halde.
Süleyman Ateş 5. Boynunda hurma lifinden bir ip olacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07-06-2006, 00:49
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Leheb Suresi (111)

ENGLISH QURAN (A. YUSUF ALİ)
111 - The Flame
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

1. Perish the hands of the Father of Flame! Perish he!
2. No profit to him from all his wealth, and all his gains!
3. Burnt soon will he be in a Fire of Blazing Flame!
4. His wife shall carry the (crackling) wood - as fuel!-
5. A twisted rope of palm-leaf fiber round her (own) neck!

------------

ENGLISH QURAN (BY M.H. SHAKIR)
111 - The Flame
In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.

1. Perdition overtake both hands of Abu Lahab, and he will perish.
2. His wealth and what he earns will not avail him.
3. He shall soon burn in fire that flames,
4. And his wife, the bearer of fuel,
5. Upon her neck a halter of strongly twisted rope.

------------

ENGLISH QURAN & COMMENTARY (MUHAMMED ESED)
111 - AL-MASAD
In the name of god, the most gracious, The dispenser of grace
THIS very early suruh - the sixth in the order of revelation - derives its name from its last word. It relates to the bitter hostility always shown to the Prophet's message by his uncle Abu Lahab: a hostility rooted in his inborn arrogance, pride in his great wealth, and a dislike of the idea, propounded by Muhammad, that all human beings are equal before God and will be judged by Him on their merits alone (Ibn Zayd, as quoted by Tabari in his commentary on the first verse of this surah). As reported by several unimpeachable authorities - Bukhari and Muslim among them - the Prophet ascended one day the hillock of As-Safa in Mecca and called together all who could hear him from among his tribe, the Quraysh, When they had assembled, he asked them: "O sons of Abd al-Muttalib! O sons of Fihr! If I were to inform you that enemy warriors are about to fall upon you from behind that hill, would you believe me?" They answered: "Yes, we would." Thereupon he said: "Behold, then, I am here to warn you of the coming of the Last Hour!" At that, Abu Lahab exclaimed: "Was it for this purpose that thou hast summoned us? May thou be doomed!" And shortly afterwards this surah was revealed.

1. DOOMED are the hands of him of the glowing countennce: (1) and doomed is he!

1 - The real name of this uncle of the Prophet was Abd al-Uzza. He was popularly nicknamed Abu Lahab (lit., "He of the Flame") on account of his beauty, which was most notably expressed in his glowing countenance (Baghawi, on the authority of Muqatil; Zamakhshari and Razi passsim in their comments on the above verse; Fath al-Bari VIII, 599), Since this nickname, or kunyah appears to have been applied to him even before the advent of Islam, there is no reason to suppose that it had a pejorative significance. - The expression "hands" in the above clause is, in accordance with classical Arabic usage, a metonym for "power", alluding to the great influence which Abu Lahab wielded.

2. What will his wealth avail him, and all that he has gained?
3. [In the life to come] he shall have to endure a fire fiercely glowing; (2)

2 - The expression nar dhat lahab is a subtle play upon the meaning of the nickname Abu Lahab.

4. together with his wife, that carrier of evil tales, (3)

3 - Lit., "carrier of firewood", a well-known idiomatic expression denoting one who surreptitiously carries evil tales and slander from one person to another "so as to kindle the flames of hatred between them" (Zamakhshari; see also Ikrimah, Mujahid and Qatadah, as quoted by Tabari). The woman's name was Arwa umm Jamil bint Harb ibn Umayyah; she was a sister of Abu Sufyan and, hence, a paternal aunt of Muawiyah, the founder of the Umayyad dynasty. Her hatred of Muhammad and his followers was so intense that she would often, under the cover of darkness, scatter thorns before the Prophet's house with a view to causing him hurt; and she employed her great eloquence in persistently slandering him and his message,

5. [who bears] around her neck a rope of twisted strands! (4)

4 - The term masad signifies anything that consists of twisted strands, irrespective of the material (Qamus, Mughni, Lisan al-Arab). In the abstract sense in which it is evidently used here, the above phrase seems to have a double connotation: it alludes to the woman's twisted, warped nature, as well as to the spiritual truth that "every human being's destiny is tied to his neck" (see 17:13 and, in particular, the corresponding note 17) - which, together with verse 2, reveals the general, timeless purport of this surah.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:22 .