Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik > Büyük Patlama Teorisi

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #71  
Alt 30-01-2020, 23:02
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Spartaküs bu konu hakkındaki düşünceni ögrenebilirmiyiz.


Evrenin bir başlangıcı olmasaydı, evrendeki hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi

Bu cümle kendi içinde ve bilimsel olarak gayet tutarlı.

Evet madde hep vardı , yoktan varoluş olamaz ise hidrojen şimdiye kadar, maddenin ezeliyeti ve dönüşümü durumuna bakınca tükenmiş olması gerekirdi.
"ması gerekirdi" diye kıstaslar lokal, sınırlı, dar. 2 konuda masaydı, meliydi -ders çıkarmak, mantık yürütmek dışında-anlam taşımaz, belirleyici olmaz, birisi tarih(çünkü nasıl olduysa tarih öyledir, olmuş, bitmiştir), iki bilim.

Bu tür şartnameleri idealist ve sözde teorik fizikçiler sever, biz böyle bir sınır koyamayız

Helyum dediğimiz nedir? Dediğim gibi maddi ilişkiler, etkimeler, tepkimeler, bileşimler, ayrışımlar, DÖNÜŞÜMÜ meydana getiriyor ve bu dönüşümler bütünde ne eş zamanlıdır ne de eş-ikizdirler nede mutlak bir çizgide, yönde olmak zorundadırlar. Şu ya da bu dediğimiz, form-yapıdır, hidrojen ile helyumu farklı kılan form-yapılarıdır, bunlar da mutlak değil. Biz bu ayrımları da, farklı yapılardan farklı etkileşim aldığımız için koyuyoruz, yani biz belirlemiyoruz, maddenin form-yapısı belirliyor.

Farzet ki bütün evren helyuma dönüşmüş olsun, o yine de evrendir Ve helyum da dönüşmeye devam eder... O da yine evrendir.

DİNAMİK... O halde dinamik bir yapının değişimleri, olağandır, değişimler, ilgili yapıyı olumsuzlamaz, aksine olumlar. Bu bağlam da evren, her biçimde evrendir, değişimleri evreni dışlayamaz.

materyalistlerin cevabı yok diyorsun, ama bilmediğin şu; materyalistlerin böyle bir sorunu yok, yanlış sorulara cevap aramak ise anlamsız. Vakıf materyalistler Big-Bang kurgularıyla oyalanmaz.

Baştan dediğim gibi materyalistler evreni, şu ya da buna saltıklaştırıp, kişiselleştirip, salt biçime indirgemiyorlar -ki, böyle bir sorunu olsun. Yani evren, hangi biçimde olursa olsun maddi formların bütünüdür, bu formlar insanın isteklerine ve kabullerine göre olmak zorunda değiller.

Yine tekrar ediyorum bizim başlangıç-bitiş kavramlarımız form-yapıya dairdir, yani anlaşılması namına biçime dairdir. Biçimlerin değişkenliği, maddenin varlığı ya da yokluğunu belirlemez, maddenin dönüşümleri, değişimleri bir yoktan var olma veya bir yaratılış değil, form-yapıca dönüşüme dairdir.

Biz o değişimlere isim veriyoruz o kadar. Yani bir şeyler yoktan varlığa çıkmıyor, mevcut, ortada olan deviniyor. İşte evren dediğimiz de o ortada olanın bütünlüğüyle ele alınmalı. MADDE ile.

İlla insan iradesine has kıstaslar şart koşulamaz. Örneğin Dünya bir gezegendir, Venüs'te öyle, Venüs'e gezegen dememiz için illa insanın yaşayabileceği bir form-yapıya sahip olması gerekmiyor...

Evrene de evren dememiz için illa şimdiki biçimde olması gerekmiyor. Bu ifade şahsa münhasır bir ifade değil ki. ne değişiyorda biz başlangıç diyoruz.

Tekrar etmeliym ki, başlangıç-bitiş, bu kavramlarımız, bu bağlamda, maddenin etkileşim, tepkileşim, değişim-dönüşümlerine nazarandır, isimlendirmelerimiz de...

Bu yapılar, bizler isimlendirdiğimiz veya bizler kıstaslar oluşturduğumuz için var değiller, onların varlığı sorunsalı form-yapıya dairdir, madde ise var-yok temelli bir sorunun muhatabı değildir. Bizim evren dediğimiz maddi bütündür... Böylesi bir evrenin başlangıcından söz edemeyiz, zaten başlangıç, zaman gibi kavramlarımız da, bu maddenin hareketinden soyutlanıyor, materyalistler bunu bildiği için paradoksa düşmüyor. Genelde tüm paradoksların temeli, mantık hatalarına dayanır Günümüz idealizmi ve öznel fizikçileri antik, teist safsataları aşamıyor, indirgemeleriyle, hatalarıyla türettikleri pardokslarıyla boğuşuyor... Biçime indirgedikleri yapılardan, maddenin ortadalığı ve dönüşümlerinin sonuçlarını kavrayamıyorlar.

Bizler çıkar da, özneleştirilemez olan bir kavramı, kendimize has-göre kıstaslarımızla sınırlayıp, özneleştirip, kurgusal olarak biçime indirgersek buna dayalı sorularda yanlış olacaktır.

Dinamik evren, değişiyor, madde deviniyor, formlar dönüşüyor....... Bu böyle... Bizler bu dinanizmin dahilindeyiz, her şey değişiyor... Daha genel zeminde, Evren değişiyor... Biz bu dinamizmi, şu ya da bu kıstalarla, zihinsel olarak bazı refensları sabitleyip, durağan sayıyor ve sonra da kıyas yapıyoruz...

Zaman kavramı olmadan düşünemiyoruz, çünkü dinanizmin sabit, mutlak ve hiç değişmeyen bir referansı yok, bizler dahi değişiyoruz... O sebeple sabit bir hareketi, referans-baz almak zorunda kalmışız(zaman). O sebeple, illa bir geçmişten söz edeceksek, sonsuzdur. Sonsuz yordamda ise; başlangıç ol-a-maz. o halde demek ki, geçmiş, gelecek bunlar nesnel(varlık) değiller, nesnel olan, yani ortada olanın(madde) devinimi... Bunun bir başlangıcı yok, sonsuz hareket, sonsuz nesnel etkileşim, sonsuz form, biçim değişimleri, olasılık...

Yani bir başlangıçtan söz ettiğimiz an bu FORM-YAPIYI, form-yapıca kıyasları-karşılaştırmaları aşamaz. Form yapıların dönüşümleri de maddenin ilişki, etkileşimleriyle ise(ki zaman kavramıda öyle), o halde sözde bir başlangıç tayin edip bir yaratıcı üfürmek de hem mantık hatası hem de safsatadır...

yakın soru, evren ne zaman oluştu değil, bu biçime nasıl dönüştü olabilir, tabi böyle bir soru içinde elinizde farklı biçimine dair veri olması gerekir.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #72  
Alt 31-01-2020, 00:11
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 2.976
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"ması gerekirdi" diye kıstaslar lokal, sınırlı, dar..

yakın soru, evren ne zaman oluştu değil, bu biçime nasıl dönüştü olabilir, tabi böyle bir soru içinde elinizde farklı biçimine dair veri ol ması gerekir.
Spartaküs tersindende söylenir.
Ol maması da denebilir.

Nasıl yani.
Olması gerekir belirleyici olamıyorsa verinin olmamasıda belirleyici olmaz

Hidrojenden öncesinin verisi yoksa YOKTUR. hidrojen hiç bir şeyden DÖNÜŞMEDI yada DOĞMADI demekte gayet yerinde.

Verisi yok çünkü. Dönüştüde hidrojen oldu DENEMEZ. Dönüşüm havada kaldı.

Materyalistlerin sorunumu değil mi bilememde , hidrojenin varlığı benim aklım için sorun oluşturdu.

Evet bizim söylememizle evren şekil forum değiştirmiyor. Ne olacaksa oluyor. Bu başka

Hidrojen helyuma dönüşüp helyum evreni oluyor yada olamıyor. Bunu biliyoruz ve diyoruzki hidrojen tüm evrenin şekil vereni.

Tüm evrendeki hidrojenin birbiri ile etkileşime girip bilinen evreni oluşturması cevabın HIDROJENDE oldugunu gösteriyor.

Cevap için teşekurler spartaküs ama hidrojene dönüşenin ne olduğunun cevabı yoksa evrene materyalist olarakta idealist olarakta don biçmek bir şey ifade etmez diye düşünüyorum. Lafta kalır.


Ha bu arada hidrojen ile oksijeni ayrıştırmanın çok basit oldugunu yeni öğrendim . Okulda anlatılanı labaratuvarlarda yapmamaları çok kötü.
Evde dahi oksijen ve hidrojeni ayrıştırıp çıkan hidrojeni yakmak çok keyifli ısısıda belli limitlerde olsada insanın içini ısıtıyor.

Merak edenler , yapılan bir çok deneye ulaşabilir.
Evde yap ama yinede dikkat et.


Ah spartaküs ah ne vardı hidrojen elementi neyden dönüşüyor bilseydin.
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Alt 31-01-2020, 05:41
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Spartaküs tersindende söylenir.
Ol maması da denebilir.

Nasıl yani.
Olması gerekir belirleyici olamıyorsa verinin olmamasıda belirleyici olmaz
Şöyleki, söylemiş olmak anlam ifade etmiyor, yani insanın iradesi, özneline göre olmuyor... Demek istediğimi anlamamışsın.
ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hidrojenden öncesinin verisi yoksa YOKTUR. hidrojen hiç bir şeyden DÖNÜŞMEDI yada DOĞMADI demekte gayet yerinde.
Hidrojen dediğin de form-yapı. Dönüşüyor değil mi.
Konu hidrojen değil, hidrojenin olması evren konusunda ne gibi bir genlleme yapmana neden oluyor? Hidrojen varsa evren mi yok?
[QUOTE=ilahimasal;643468]
Verisi yok çünkü. Dönüştüde hidrojen oldu DENEMEZ. Dönüşüm havada kaldı.
[/qutoe]
Kastettiğim hidrojen değil, evreni sınırlayacağın ve ÖTEKİYLE(!) kısyaslayacağın bir başka veriye sahip değilsin.
Hidrojeni ise zaten kıyaslayabildiğin için isim veriorsun, dediğim gibi neye dayanarak kıyaslıyoruz, tanımlıyoruz, form-yapı ve etkileşimleriyle değil mi?
ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Materyalistlerin sorunumu değil mi bilememde , hidrojenin varlığı benim aklım için sorun oluşturdu.
Olmaması mı gerekiyordu? Yine başa döndük, sen kendine göre olmalıydı, olmamalıydı şartları geliştiriyorsun, bu tarz evrene dair genelleme yapman için kıstas oluşturmuyor.
İlla hidrojen demiyoruz, madde diyoruz, hangi biçim altında olursa olsun.
ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hidrojen helyuma dönüşüp helyum evreni oluyor yada olamıyor. Bunu biliyoruz ve diyoruzki hidrojen tüm evrenin şekil vereni.
Madde, bu zemin yeterli.
ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tüm evrendeki hidrojenin birbiri ile etkileşime girip bilinen evreni oluşturması cevabın HIDROJENDE oldugunu gösteriyor.
Madde'de olduğunu gösteriyor... Bizim şu ya da bu diye tanımlarımızın kaynağı maddenin formları, şeylerin yapısına NAZARAN. bu form-yapılarda ilişki, etkileşim, hareket, dönüşümhalinde -> dinamik. İşte evren dinamik.
İfaden de sorun var, "Tüm evrendeki hidrojenin birbiri ile etkileşime girip bilinen evreni oluşturması " burada totoloji yapıyorsun... Tüm evrendeki hidrojen diyorsun, bilinen evreni oluşturuyor. tekrar dediğime geliyoruz, evren tanımın kendi kıstaslarına dayalı, ben ise bunun bir yanılsama olduğunu izah ediyorum. O tüm hidrojen dediğin ne ise, bütündeki ifadesi yine evrendir. Evren, evrene dönüşüyor diyorsun, oysa ifadem açık, değişen-dönüşen form-yapılar, evren ise daha geniş bir kavram. Şurası evrendirdiyebileceğim, şahsına münhasır bir şey, öutlak bir biçim, form, birey değil. şeylerin biçimi nasıl olursa olsun, bütünde yine de evren.. Evren dinamik derken de, zaten açıklıyorum, evreni dünyanın katılığına, bilmem hangi yıldızın da plazma olmasına indirgeyemezsin, evreni bütün olarak, genel bir zeminde, daha kapsamlı, geniiş bir açıyla düşünmeli...
ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Cevap için teşekurler spartaküs ama hidrojene dönüşenin ne olduğunun cevabı yoksa evrene materyalist olarakta idealist olarakta don biçmek bir şey ifade etmez diye düşünüyorum. Lafta kalır.
Madde demeyi öğrenirsek sorun kalmaz. Hidrojen dediğimiz form-yapıdır. Biz o yapıya hidrojen diyoruz. Madde derken kastımız ise yapı taşıdır, daha alt bir zemindir..
ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ah spartaküs ah ne vardı hidrojen elementi neyden dönüşüyor bilseydin.
O sebeple defalarca ifade ediyorum;
Madde oluşmaz, FORM-YAPILAR, BİÇİMLER oluşur.
Madde var olmaz, yok olmaz, maddenin öncesi, sonrası, kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı yok,
tüm bu kavramlarımız göreceli ve form-yapıya ve referans aldığımız form-yapılara ve kıyasa nazarandır.

Materyalistlerin neden bu tarz sorunları yok, buradan dahi anlaşılabilir. Yukarıdaki paragraf diyor ki, maddeye bir başlangıç arıyorsam, ya çok safım ya da ahmak. Çünkü sorulan soruların temelini oluşturan kavramlar, zaten maddeye bağlı soyutlanıyor. Yani madde yoksa önce yok, sonra yok, yukarı, aşağı, yön yok, sayı yok, rakam yok, kıyas yok, biçim yok, şekil yok, katı, sıvı, gaz yok, sıcak, soğuk, aydınlık, karanlık, başlangıç, bitiş, uzun, kısa, sebep-sonuç(etkileşimler ve dönüşümlere dairlerdir) yok. madde yok zaman da yok.

Daima hidrojen vardı da denemez, yoktu da denemez, illa demek de gerekmiyor.. Zamanın o zeminde, madde nezdinde bir anlamı yok. Sonsuz etkileşimler, sonsuz yoğrulma, devinim, sonsuz biçimler(metafizik biçimler olarak değil, insanın aklına gelecek her türlü hayali, abuk, subuk biçimler olarak değil, nesnel formlar, biçimler, olabilitenin-ki bu sonsuz sayıda olamaz- olasılıkları). Yani düşün ki, mecburen maddeyle anlam kazanan zamana başvuruyorum, madde katilyonlarca, katrilyonlarca, katrilyonlarca katrilyon.........n ortada... Zamanında başlangıcından söz edilemez, tabi zaman dediğimizde bir yol gibi düşünülmemeli, hareket, değişime dair soyutlama, kıyas.

Bir kez daha
Madde ne zaman başladı? Başlangıç ve başlatan olmalı, neydi vb?-> saçma sorular.

İnsanın önünde dağ gibi çözümlemesi gereken sorunları, etkileşip, veri edindiği an ve gerçekler dururken, ikidebir masal kurgularıyla, evren ne zaman başladı, kim başlattı gibi soruları hem anlamsız hem de mitolojik hipnoz halidir, hemde sağlıklı cevap bulacakları konular değil. Kim ne dese inanmak durumundalar, zira mantık hatalarıyla paradokslar örüyorlar. Sonra akıl-mantık dışı kurgularla paradokslardan sıyrılıp, mitolojik olarak tesiri alında kaldıkları şartlanmalarından rahatlayıp, huzura erdiklerini sanıyorlar.

Antik çağdan beridir, elinde yıldırım asasıyla övüle övüle göklere çıkartılıp, orada taht kurulan, tahtını da meleklerin taşıdığı iddia edilen sözde Zeus ve masallarıyla cevap mı buldular? Bu kafa hala değişmedi, Zeus'un yerine başka türlü masallar koymak çözüm değil, soru baştan yanlış.

Bu gün bir insan dahi, esasında milyarlarca canlı organizmanın bileşiminden oluşur, o derecede ki, bölünerek çoğalan en ilkel kalıtım, yapılardan -ki bu anormal bir durum değil, milyarlarca basit organizmanın etkileşimi, birleşip, ayrışması bütünde farklı yapıların ortaya çıkmasına yol açıyor, bu doğal, olağandır ve elbette nesnel koşullar da belirleyici rol oynar. Nihayetinde o nesnel koşulları da, yine maddenin etkileşimi belirler. Yani insan dahi milyarlarca canlının, bir form yapıdaki bileşik, bütün yapısından açığa çıkıyor. bütünde açığa çıkan fark, bütün halindeki ilişki, etkleşimden, fonksiyonel olarak açığa çıkıyor, hatta irade dahi. Bir bütünden söz edilirken, bütün, herhangi bir parçacığa indirgenirse ve buradan da genellemeler yapılmaya kalkılırsa, bu hata ve safsata olur.

Evrenden söz ediyorsak, şu ya da bunun şahsına münhasır parçacıklara indirgememek gerekir, bu kavram-ifade bütüne dair, genel bir ifade ve o genel ifadenin kıstası da şu ya da bu form-biçime saltıklaştırılamaz, indirgenemez olan MADDE.

Madde ve evren.
2 Tür evren var, birisi maddi evren, diğeri de insan kurgusuna dayalı masallar, mitolojik oyun senaryoları, hayali evren(alem!)... bu ikincisi aşılamadığı veya etkisinde kalındığı sürece elbette nesnelde anlam taşımayan, ama hayallerinde, hayali olarak bir yere kondurabildikleri öznel başlangıç sorunları olacak. Zira kurgulara hapsolmuşlar, o kurguları da metafizik. Korkuları, arzuları, kompleksleri, cehaletleri, mahrum ve mağduriyetleri, hayallerince kuşatılmış... En son dert edinilecek konuları, çok şeyden öne koymaktalar,. An dahili zır cahil, ama nedense evren ne zaman başladı konularında mangalda kül bırakmıyorlar(mutlak inancından, şartlandırılmışlıktan, ahmak safsatalarına değin) ve söylemleri de masallardan veya varsayımlardan öte geçmiyor.

İnsan ne kadar az varsayım da bulunuyorsa, gerçeğe o kadar yakınlaşıyor demektir... Hala daha -ki evrenden çok daha yaşlı yıldızlar, oluşumu 60 milyar yıllarla ifade edilen gök-ada sistemleri konuşuluyorken, evrenin yaşının 14 milyar yıl vs olduğu iddia ediliyor. 2-3 Yüzyıl öncede evren samanyolundan ibaret sayılıyordu. Bu tarz, uzaya sınır çizme anlayışı, mitolojik şartlanmalar ve öznel idealizmden -insanın kendisine göre idealize etmesi anlamında da kullanıyorum- kurtulamamaktan ve burunun önünü görmeden, ufuk çizginden öteye dair konuima zaaflarından kaynaklı...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #74  
Alt 31-01-2020, 12:03
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.705

Başarı Ödülü 

Standart

Hidrostatik denge icin evrenin baslangici mi olmasi gerekiyormus?
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Alt 31-01-2020, 12:14
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 2.976
Standart

Neva´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hidrostatik denge icin evrenin baslangici mi olmasi gerekiyormus?
Aaaa neva yaşıyor.
Kim böyle bir şey dediki?
Hoş geldiniz.


*************

Sevgili spartaküs

Madde ile alakalı kaygımda şüphemde yok.
Hidrojeninde maddenin bir hali oldugunu biliyorum.
Hidrojenin etkileşimi ilede ortaya çıkan sonuçları az -çok biliyorum.

Buradan ne tanrı safsatasına nede bir iradeye gitmem kimsede gidemez.

Merakım
Senin hidrojenin ardından dönüştüğü şeyleri bildiğin kadar aşşagı- yukarı bende biliyorum.
Bundan fazlasını biliyormusun bunu soruyorum.
Hidrojen neyden dönüşen sorum bu . Yoksa evrene mesafeler çizme derdinde değilim.

Sen veri yok dedin . Ama olması gerekir. Kendini saklamayan ve işlevini bir şekilde gösteren bu element neyden dönüştüğünü elbetteki saklamaz. Muhakkak bir verisi vardır. İsa hikayesi gibi gizli kapaklı degil ya !

Hidrojen neyden dönüştüğüne bir cevap verecek verisi ol-malı.


İşte insan denilen var lık bunu bilemedigi için yargı koyuyor ve her tip safsatayı zihninde nesnesi maddesi var-lıgı olmadan üretiyor. Ben o hataya düşmem bu saatten sonra.

Peki sence hidrojenin neyden dönüştüğüne dair veriye ulaşılacakmı ? Biraz metafizik tarzı soru oldu ama temeli var. DEĞIŞIM DÖNÜŞÜM.

Senden hidrojenin neyden dönüşebilecegi hakkında tahminde olsa fikrini ögrenmek isterim.

Madde bu durumu bizden saklamaz sanırım. Açık vermiştir muhakkak.
Alıntı ile Cevapla
  #76  
Alt 31-01-2020, 12:21
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.705

Başarı Ödülü 

Standart

Hosbuldum ilahimasal, yukarda renkli alintiladigin cumleye iliskin sormustum.
Alıntı ile Cevapla
  #77  
Alt 31-01-2020, 22:24
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hidrojen neyden dönüşen sorum bu . Yoksa evrene mesafeler çizme derdinde değilim.
Temelde dönüşmeyen, dönüşüm olmayan, var-yok düzlemine vurulamayan bir şey olmalı => madde.

Maddenin temel formu olabilir. Kesin konuşmak mümkün değil. Hidrojen muhteva olarak madde, biçim de ise form-yapı biz o biçime hidrojen diyoruz.

Temel maddenin proton olduğu düşünülebilir, ancak o'da yapıdır. En azından varsayım olarak (10 üzeri 34)
10.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000 yıl ömür biçiliyor, bu ömür biçme işi de özeldir, genele vurulurken safsataya düşülmemeli. Daha erken bozunsa ne olur ki? madde mi yok olur? hayır, o zaman da demek ki daha farklı yapılar oluşur, ayrışır, değişir, dönüşür, bozunur, bileşir vs...

Her parçacık ifadeside illa bildik türden parça olmak zorunda değil, manyetik alanlar, etki alanları, karşılıklı etkileşimde alanlar oluşturur bu alanlar da madde dahilidir, maddidir, bu tür alanların bileşik yapısı bizde etki oluşturursa, dolayısıyla bizler açısından da bir görüntü, biçim açığa çıkartır, ne kadar madde, farklı yapı bileşimleri, o kadar farklı etki edinimi...

Kısaca yapıtaşından envai tür form-yapı açığa çıkabilir, çıkar.

Hidrojenden temel maddelerden herhangi birisi ayrışırsa, hidrojen artık hidrojen olmaktan çıkar. Plazma denebilir, hasılı bu bağlamda, hidrojen plazması da denir, ama bu tür yumurta, tavuk paradoksları genellenecek detaylar değil, zira aksine hidrojen oluşmazdan önceki temel biçim plazma olabilir, bu sefer tersinden en basit biçimde hidrojene dönüşecek(ayrık parçalar bileşerek) potansiyel plazma denebilir, her element, potansiyel plazma hali de taşır, başka element potansiyeli de, temel etken iletişim, etkileşimdir, tepkimedir.

Diyalektikle dalga geçenler bu noktayı kavramıyor, iletişimmiş, çelişimmiş(etki-tepki), hareketmiş, ne önemi var vs. derler. formel ve lineer mantıkla yaklaştıkları için kavrayamaz, kavrayamadıkları için de, maddeye, evrene abuk-subuk kılıflar, mutlak biçimler uydurmaya çalışırlar. halbuki diyalektik, işte bu temel sorularda en önemli faktör, öz haline geliyor.

Daha önceleri de değindiğim gibi, madde, şu ya da bu biçim olarak tanımlanamaz. Tanımlarımız form-yapıyla ilgili.

Diğer konu da şu, özel ile genel arasındaki ilişkiyi indirgememek...

Günümüzün temel sorunu budur, özelden-genele safsatası, bu kavranmaz ve aşılmazsa safsata üretilir.

Yani tekrar ediyorum, şu ya da bu parçağın adı buymuş, sanı buymuş, biçimi buymuş, yapısı plazmaymış, gazmış gibi konular, ÖZELE dair konulardır, madde, evren ifadelerimiz ise geneldir, şu ya da buna indirgenemez.

Dolayısıyla madde hakkında konuşurken veya evrene dair konuşurken, herhangi bir parçanın biçimi, ne mutlak ne esas ne de şart koşulamaz, bu tür şartnameler öne sürülemez.

Herhangi(!) bir yerdeki taşa bakıp, bu taşın bir taş saray olduğu iddia edilebilir mi, sırf taştır diye.

Sonra herhangi bir taşın moleküler yapısına bakarak, herhangi bir binanın mühendisinden, motiflerinden, genişliğinden, yüksekliğinden, sınırlarından, kim tarafındn yapılmış, kaça mal olmuş, halı kullanılmışsa motifler neymiş, içinde yaşayanlar düzenli, düzensizmiymiş vs söz edilemez, birisi bir parçanın kimyası ile ilgilidir, diğeri herhangi bir binanın çok çeşitli değişkenleriyle ilgili.

Ancak ne zaman ki, muhteva olarak, yapı özellikleri, ama temel parçalara göre(e-göresi) temelinde bir analiz, fikir soz konsudur o zaman kimyasıyla ilgilenilir, alakasız genellemeler konu dışıdır.

Kısaca evrendeki parçalar hangi biçimde, yapıda, ömürde olursa olsun, bunların yapısal değişimleri, dönşümleri evreni dışlamıyor. evren çok daha genel bir kavramdır(özel isim değildir). Örneğin madde derken de öyle, o geneldir, elma, armut diye ayrıştırılıp, herhangi birisine indirgenemez, şey her ne biçim altında olursa olsun, ne tür form-yapıya dönüşürse dönüşsün, yine maddedir.

Bizim "maddi evren" diye belirtimde bulunmalarımız, öznel, subjektif alanlarda zaruriyet oluyor, sebebi de insanın teolojik, metafizik, hayal alemler uydurmasıyla ve kapsamı öznel olduğuda, ayrımla ilgilidir.

Madde yoktan var, vardan yok olmuyorsa - ki ben var-yok düzeleminde tartışmam, anlamsız- o zaman evren de, ne var olur, ne de yok olur. Ha tüm form-yapılar değişir, dönüşür, o ayrı, ama evren işte o değişimlerle de bir bütündür, dinamiktir. Hidrojene bir milad bulsan bile bu, bu durumu değiştirmiyor.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (01-02-2020 Saat 00:26 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #78  
Alt 01-02-2020, 11:28
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 2.976
Standart

Neva´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hidrostatik denge icin evrenin baslangici mi olmasi gerekiyormus?

Evrenin bir başlangıcı olmasaydı, evrendeki hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi


Neva bu cümleden kast ettikleri senin dedigingibi kütle çekim ve basınç dengesindenmi bahsediyorlar bilmiyorum

Benim bu cümleden anladıgım değişim- dönüsüm. Gayette tutarlı bir cümle.

Evet hidrojen hep olsaydı tükenmiş olurdu.
Maddenin bu özelligi maddenin kendi varlıgının hep var oldugu durumuna karşı bir söz degil.
Bilinen ise hidroJEN nin diger madde şekillerini doğuran olması.
Bu dogurgandan oluşan doğurganların neler doğurdugu biliniyor ama hidrojeni neyin dogurdugu bilinmeyince

Hikayeler masallar üfürmeler -----> big bang tanrı vs başlıyor.

Renkli kısımdaki sözü söyleyenlerin kütle cekim ve basınç dengesinin statik yada değişip değişmeyecegini bilmediklerini sanmam. Çokda iyi bilyorlardır.
Alıntı ile Cevapla
  #79  
Alt 01-02-2020, 19:34
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

ilahimasal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Evrenin bir başlangıcı olmasaydı, evrendeki hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi

Bu dogurgandan oluşan doğurganların neler doğurdugu biliniyor ama hidrojeni neyin dogurdugu bilinmeyince.
Maddenin plazma hali hidrojene dönüşür.

Güneş çöktüğünde açığa muazzam bir plazma yayılacak, hidrojen, helyum, azot vs dönüşümler... Güneş zaten plazma. Oradaki etkileşimler, bizim ısı dediğimiz enerjiyi açığa çıkartıyor. Güneş saf hidrojen değil, potansiyeldir, bu potansiyelde etkileşimlerle, tepkimelerle, reaksiyonlarla bileşik yapılar oluşturuyor...

Bildiğimiz şimşekler de plazma oluşumudur, hidrojene de dönüşür, ortamdaki diğer elemenletlerce elektron bağlanması, ortamdaki diğer elementlerden elektron bağlanması vs ile de dönüşümlere yol açar. Yıldızlar, yıldızlar arası madde, beliryeici olarak plazmadır.

Oradaki reaksiyon açısından hidrojen saf ve mutlak bir halde bulunmuyor... Plazma; serbest elektron, serbest proton deryası.

Henüz saf bir halde, şu ya da bu elementten söz etmiyoruz orada. Orada daha alt zeminde madde parçacıkları bulunuyor.

Bizim Dünyamız'da temel olarak plazmadır. Plazma manyetik değeri yüksek bir haldir, çünkü serbest proton, elektronlardan söz ediyoruz, yüksek hızlarda hareketli, dolayısıyla çok uzak mesafalerle etkileşimi. kaldı ki elektonların, çeşitli atomların çekim gücüne kapılması ve bağlanması da, geniş bir alanda manyetik akımların, muazzam İŞ oluşumunu vb sağlıyor, hatta dünyanın binlerce kilometre dış atmosferine değin... Bu anlamda akıcıdır-sıvı... Plazma elementlere dönüştüğünde, bu elementler o kabuğu oluşturuyor. Bu bir anda olmuyor, birikimle gerçekleşiyor.

Yani hidrojen Big Bang kurgularıyla ele alınmamalı. Bu kurgular öznel, merkezine insanı, evrenin merkezine de dünyayı ve dünya şartlarını, insanın iradesini, insana göreliği(pragmatizmi) koyan bir temele sahip.

Big Bang kurgusunda olduğu gibi, başlangıçta hidrojen vardı, hidrojenden önce evren yoktu denemez.

Proton için öngörülen ömürden söz etmiştim, peki ya elektron? Elektronun ömrü de sözde Big bangcilerin evren yaşının 5 milyar katı ömüre sahip olduğu düşünülüyor.

Hidrojen maddenin kendisi değil, form-yapıdır.
Formun özellikleri de(form içerik-içerilen, elemanların toplamı, kapsayıcısı anlamında) biçimi vb belirliyor. Bu bir poşet gibi değil, bileşikler, bileşik yapılar formu belirliyor, biz o bileşik yapıların ortaya çıkardığı bütüne form diyoruz, aralarındaki ilişki de yapıyı anlamlı kılıyor. Form-yapı değişimi dersek, bu bileşik yapıların ve yapıalr arasındaki bağ, ilişkilerin etkielşimlerin değişimi demektir.

Plazma halinde, henüz hiç bir elektronla ilişkisi olmayan 1 proton, elektron bağlarsa, ne oluyor? Yapı oluşuyor, yapının yansıttığı biçim değişiyor, orada bir bağ oluşuyor, bu bağın da dış etkilere verdiği tepkide değişiyor...
1 proton, 1 elektron bağı, hidrojen, 2 helyum, elektron mesafeleri ve mesafelerde elektron sayısı vs azot, oksijen vs...

Elementlerin hal değişim koşulları dahi mutlak değildir, biz dünya üzerinde, 0 metre, atmosferik basıncı baz alıyoruz. Yani etkime ve tepkimeler, ortamdaki madde yoğunluğu ve çeşitliliğine göre de değişiyor.

Örneğin azot miktarının fazla olduğu bir ortamda, hidrojenin tepkimesi ile - yanma-, az olduğu bir ortamda aynı sonucu vermez.

Bu gün 1 mumu alevlediğinizde, oradaki tepkime plazma halin oluşumuna yol açıyor, o plazma da kısa sürede, etrafta bir dolu element, atom olduğu için, elektronlar diğer elemtlerin atomalrınca bağlanıyor veya protonlar, diğer elementlerden elektron çalarak elementlere dönüşüyor... Elementlerde bileşik yapı oluşturduğunda moleküler yapı olarak farklı form-yapılar oluşturuyor, örneğin karbonmonoksit, karbondioksit...

uzayda mum yaktığınızı düşünürsek, o mum bitene kadar, efrafta bir oda büyüklüğünde alev bırakabilir(tabi bu ilgili alevin saçıldığı ortamdaki madde yüküne de bağlı). O alev öyle dünyadaki belirlediğiniz kurallara veya mutlak saydığınız değerlere göre sönmez...

Bu evrenin başlangıcı olmasa hidrojen kalmazdı gibi düşünceler dar açılıdır, evreni, madde temelli tanımlamak gerekir, şu ya da bu elementin formuna dayalı değil! Şu ya da bu parçacığın hal, durumuna göre değil.

Evren gaz iken de evren, tamamen katılaşsa da evren, oluşan değil, değişen evren, böyle bakılmalı.

Biz evrene hidrojen, azot, oksijen vb evreni demiyoruz ki, maddi evren...

Zaman neydi, maddenin hareketinden, tespit ettiğimiz fiziksel değişimlerin, bu değişimlere sebep olan etkileşimlerin kavranması ve kıyası. Biz tespit etmemiş olsak da hareket değişim yine de mevcut mu? Mevcut, o zaman zaman insan soyutlaması olarak öznel iken, soutlamanın kaynağı, yani somut göstergesi nesneldir.

Yani maddeye, zaten maddeye bağlı soyutlanamalarla bir başlangıç atfedilemez, uzay-madde ve tabiki böylece zaman(hareketi etkileşim, değişim), lolakize edilemez. Hidrojen yoksa başka elementler vardır.

Son olarak Evren'i Big bang kurgularıyla düşünmemeli, öylesine basit, açısız, dar, lokal, homojen düşünülmemeli. Ne homojendir ne de şu ya da burada eş zamanlıdır. Bir noktada bir yıldız sönümlenirken, diğer noktada yeni bir yıldız oluşur, bir noktada galaksi varken diğer noktada yeni bir galaksi oluşur, burada temel madde hali plazmadır.

Big bang'in sözde ispatlarının 1'i dışında hepsi çökmüştür. Bu lafzen değil, nesnel olarak. O çökmediği öngörülen sözde ispat ise ispat dahi sayılamaz, insanın kendince yorumu, kurgusuna da dayalı, kozmik fon ışımasıymış, bunun yakın olarak bizzat güneşin oluşumundan ya da güneşten önce herhangi bir süper nova patlamasından veya galaksinin süpernova etkisinden olamayacağı söylenemez. Big Bang, çıkış, start anlayışı, yaratılış efsanesinin çıkış anlayışıını aşamadı. En önemli sorunu, bir BAŞLANGIÇ şart koşması(madde-zaman ilişkisine ters), evrene merkez ataması, etrafımıza baktığımızda homejen bir yapı görülmemesi, 360 derece etrafı gözlemlediğinde evrenin merkezinin tam da dünyaymış gibi görünmesi, buna rağmen evreni lolaklize etmeye kalkması(kendi görüş kaabiliyetine indirgemesi) vs.

Bizim bir diğer yanlışımız da, madde ve evren hakkında düşünürken, Dünyanın, Güneş etrafındaki turuna göre, insan ömrüyle yaklaşıyor olmamız. Kısa zaman aralıklarını merkeze koymamızdır.

Milyar değil, katrilyon değil, trilyon değil, kentilyonlarca yıl bazlı düşünmek gerekir.
İradi kurguları da bir yana bırakmalı, şu ya da bu yapı, trilyonlarca yıl katı kalmış, gaz kalmış, plazma kalmış, buz halindeymiş.... maddenin-evrenin böyle bir umrundalığı yok, böyle bir ayrımı da yok, böyle bir ayrım da koyamayız. Bu ayrımları insan kendi yaşamına ve ortamı, metabolizmik yapısına uygun olup, olmamasına göre koyuyor ve bu sebeple de bir umrundalık atfediyor, yani öznel, ama baktığımız evren nesnel. İnsanın öznel evreninden mi söz etmekteyiz, nesnel evrenden mi? İnsana göre uygun mu, değil mi prgamatizminden mi yola çıkacağız yoksa materyalizmden mi? Elbette insana göre uygun mu, değil mi kritikleri yapacağız, ama o zaman konumuz evren değil, insan ve ortamı olur? merkeze insanı, isanın yaşam koşullarına, kabullerine uygun mekan sorunlarını koyduğumuz konular olur.

Daha mantıklı tartışabiliriz, nedir? Evrenin halleri, -ki bu bile bir sorundur zira evren dediğimiz, uzay gibi genel bir ifade ve şu ya da bu yapıya saltıklaştırabileceğimiz homojenik bir yapı, her birimde, noktada eş zamanlık durumu içermiyor. Ne salt gaz, ne salt buz, ne salt sıvı, ne salt katı....diyemeyiz, maddenin, form-yapıların envai tür dönüşümleri birlikte, hatta anlık gözlemleniyor..

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #80  
Alt 01-02-2020, 20:49
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.024
Standart

Başka bir yerde de yazdığım gibi biz insan olarak evrenin başlangıcı olduğunu iddia etme hakkına sahip değiliz.

Evren bizi sonradan var etti. Biz neyiz de ona başlangıç yükleyelim. Ona başlangıç yüklemeye çalışan insanların hepsi salaktı.

Spartacus'un dediği gibi, sadece form/yapı gibi tanımlamaların başlangıcından söz edebiliriz.
Evren/varlık/varoluş/madde/materyal artık adı her neyse onun başlangıcını iddia etmek hem gözleme aykırı hem mantığa aykırı.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
big bang, evren’in başlangıcı, hiç yoktan bir evren, hiçlik, kozmoloji

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:58 .