Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 27-08-2009, 21:26
VraeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
VraeL VraeL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2009
Mesajlar: 1.840
Standart Karanlık Madde (Dark matter)

Önce bir kendi açıklamamı yapayım.
Elimde gazeteden kuponla aldığım 4 ciltlik bir ansiklopedi seti var.
Bunun Bilim Ansiplopedisinin ikinci cildinde, evren ile ilgili bir başlıkta şöyle birşeyden bahsetmiş:

"Gök bilimciler, henüz; evrenin ana madesinin (evreni oluşturan madde) ne olduğunu bulamadıklarının bilincindedirler. Evrenin yaklaşık %90´ının oluşturan bu maddeye "karanlık madde" adı verilmiştir. Bu maddenin bulunması evrenin yaşam öyküsündeki bazı boşlukların tamamlanmasına yardımcı olacaktır."

E ilginç doğrusu. İlk defa duydum ve oldukça şaşırdım. Gidip Google halamın kapısını çaldım. Sordum hemen, dedim böyle böyle var mı birşey. Varmış! Vikipedia sırf bunun için koca bir sayfa açmış, yazmışta yazmış.
Fakat vikipedia´ya göre karanlık madde evrenin sadece % 22´sini kaplıyor. Kingfisher´de % 90 diyordu.
Ayrıca Vikipedia´ya göre birde "kara enerji" varmış. Bu ise evrenin tam %74´ünü kaplıyormuş. Geriye kalan % 4´lük boşluğu ise galaksiler, gezegenler, yıldızlar vs´si kaplıyor. Oldukça az değil mi?

Vikipedia´daki yazıyı kopyalamadan önce birde sizin fikirlerinizi, bilgilerinizi duymak istediğimi belirtmek isterim.

Buyrun vikipedia sayfasından önemli gördüğüm başlıkları koyayım buraya:

.................................................. ............

Karanlık madde


Astrofizikte, doğrudan algılanabilecek kadar büyük konuma getiren (ışık, x-ışınları v.b.) varlığı görünür maddeler üzerindeki kütle çekimsel etki ile belirlenebilen varsayılan maddelere karanlık madde adı verilir. Karanlık maddelerin varlığını belirlemek için gökadaların döngüsel hızlarından, gökadaların diğer gökadalar içerisindeki yörüngesel hızlarından, geri planda yer alan maddelere uyguladığı kütle çekimsel mercekleme özelliğinden ve gökadaların içerisindeki sıcak gazların sıcaklık dağılımından yararlanılır. İncelemeler, gökadalarda, gökada gruplarında ve evrende, görülebilen maddelerden çok daha fazla karanlık madde olduğunu göstermektedir. Karanlık maddelerin bileşenleri tamamen bilinmemekle birlikte, WIMP ler, aksiyonlar, sıradan ve ağır nötrinolar, gezegenler ve sönmüş yıldızlara birlikte verilen isim MACHO lar ile ışıma yapmayan gaz bulutlarından oluşur. Evrendeki kütle çekimsel enerjinin incelenmesi sonucu, varsayılan toplam enerji yoğunluğunun sadece %4'ünün doğrudan gözlemlenebilir maddelerden oluştuğu gözlemlenmiştir. Yine bu toplamın %22'sinin karanlık maddeden oluştuğu hesaplanmaktadır. Kalan %74'ünün ise everene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.


(Bu NASA şemasının gösterdiği gibi, evrenin %25 ya da daha fazlası,laboratuar ortamında henüz gözlenememiş olsa da,karanlık maddeden oluşmuştur.)

Gözlemsel kanıt


Karanlık madde kavramı, ilk olarak 1933 yılında, Kaliforniya Teknik Enstitüsünden İsviçreli astrofizikçi Fritz Zwicky tarafından öne sürülmüştür. Fritz Zwicky'nin gözlemi ve iddiası kırk yıl boyunca hiçbir ortamda ciddiye alınmamıştır. Karanlık maddenin varolduğuna dair en güçlü kanıt olan Sarmal Gökadaların düz dönme eğilimleri, 1970 yılında Washington Carnegie Enstitüsü'nde Vera Rubin ve arkadaşları tarafından ileri sürülmüştür. Vera Rubin de Fritz Zwicky ile benzer bir kaderi paylaşarak, uzun yıllar ciddiye alınmamış, hiçbir ciddi yayın organı çalışmalarına yer vermemiştir. Master ve doktora tezleri de daha önce reddedilmiş olan Vera Rubin için bu durum pek şaşırtıcı olmamıştır. Onlarca yıl sonra, bugün hemen hemen tüm astrofizikçiler karanlık maddenin varlığını kabul ederler. Ağustos 2006'da yayınlanan, 150 milyon yıl önce gerçekleşmiş olan iki gökada kümesinin çarpışmasına dair gözlem, karanlık maddelerin varlığına dair daha somut bir kanıt oluşturmuştur. Çarpışma sırasında sıcak gazlar arasında bir etkileşim olmuş ve daha sonra merkeze yaklaşmışlardır. Gökadalar ve karanlık madde etkileşime girmemiş ve merkezden uzak kalmışlardır.
İki şekilde karanlık maddenin ortaya çıktığı sanılmaktadır: Baryonik karanlık madde ve Baryonik olmayan karanlık madde. Evrenin kütlesinin yüzde 90'ını oluşturduğu varsayılmakla birlikte, karanlık maddenin henüz astronomlar için sırrı çözülmüş değildir. 1970'ler evrendeki maddenin yüzde doksanının görünmez olduğunun keşfedilmesiyle karanlık madde iddialarının güçlendiği yıllar olmuştur. Karanlık maddenin varolduğu varsayılmakta, ancak ne olduğu konusunda çok az açık bilgi vardır.


(Hubble Uzay Teleskobu ile Abell 1689 içerisinde gözlenen güçlü kütle çekimsel mercekleme, karanlık maddenin varlığını gösterir - Mercekleme eğrilerini görmek için resmi büyütünüz)




Yapısal oluşum

Karanlık maddenin yapısı hakkında dikkate değer bir ipucu olarak, büyük patlama sırasında yaratılan, hidrojenin iki katı kütleye sahip olan ve döteryum adı verilen hid-rojen izotopunun bolluğuna bakarız. Helyumun tersine, döteryum çok kırılgan bir ele-menttir. Güneş'in içindeki sıcaklığın çok altında olan bir milyon derece kelvinde "ya-nar". Şimdiye kadar, galaksinin oluşumundan arta kalan ilkel döteryumun önemli bir kısmı yıldızların içinde başka elementlere dönüşmüştür. Bu, gözlemle de doğrulanmak-tadır: yıldızlararası bulutlar ve nükleer yanmayı başlatacak kadar sıcak bir çekirdekleri olmayıp güçlerini kütle çekiminden alan yıldızlarda döteryum vardır, ama evrimlerinin ileri evrelerindeki yıldızlarda hiç döteryum bulunmaz.
Büyük patlamada ne kadar döteryum yaratıldığını hesaplayabilmek için, o zaman-dan günümüze kadar ne kadar döteryumun yok olduğunu tahmin etmek gerekir. Büyük patlamadan beri izotopun yüzde kaçının yok olduğunu hesaplayabilmek için Jüpiter'in atmosferinde bulunan "döterlenmiş" moleküllerin bolluğuyla yıldızlararası bulutlarda bulunan döteryum bolluğunu karşılaştırarak izotopun yok olma hızı bulunur. "Döterlenmiş" molekül, bir hidrojen atomunun döteryum atomuyla yer değiştirdiği mo-leküle verilen addır. Örneğin, döterlenmiş ya da ağır su HDO biçiminde yazılabilir. Jü-piter'de saptanan dötereyum, 4.6 milyar yıl önce, Güneş sisteminin oluşumu sırasındaki yıldızlararası gazın yapısını örneklemektedir. Jüpiter'de 100 000'de 2 olarak saptanan döteryum bolluğu, galaksinin geçmişteki yaşamı boyunca doğan ve ölen yıldızların için-de işlenen gazlardan oluşan yıldızlararası bulutlardaki bolluğunun yaklaşık iki katıdır. Hubble Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemler ve geçmişteki uydu deneyleri, yıldızlararası bulutlarda bulunan atom halindeki döteryum bolluğunun Jüpiter'de saptanandan, bir başka deyişle 6.6 milyar yıl önce galaksimizde bulunandan daha düşük olduğunu gösteriyor.
Döteryumun net eğilimi konusunda yanılmamız olanaksız: döteryum zamanla azalıyor. Yıldızlar yeni enerji kaynağı üretmeyip döteryum yaktıklarından, bu beklenen bir şey. Ama yıldızlararası gazların tümü yıldızların sıcak çekirdeklerinden geçmedikleri için büyük patlamada yaratılan döteryumun bir bölümü hâlâ varlığınısürdürüyor. Döteryumun yıldızlar tarafından yok edildiği göz önüne alındığında, galaksi öncesi döteryumun hidrojene göre bolluğu yüzde 0.01 olarak bulunuyor.


Karanlık madde bileşimi


Büyük patlamada üretilen hafif elementler yalnızca helyum ve döteryum değildir. Lityum çok daha enderdir ve döteryum gibi o da yıldızlar tarafından yok edilir. Lityum aslında T Tauri yıldızlarında ölçülür. Adını Taurus (Boğa) Takımyıldızı'ndaki bir ilk ör-nekten alan bu yıldızlar çok genç, enerjisini kütle çekiminden alan ve genellikle yoğun yıldızlararası gaz bulutları içine gömülü olarak bulunan yıldızlardır. Böyle yıldızların gaz hareketlerinin yoğun olduğu çalkantılı atmosferlerinde lityum bolluğu yüksektir. Yalnızca yıldızlar tarafından yok edilen bu element yıldızların gençliğinin kesin bir göstergesidir. Yıldız yaşlandıkça lityum yok olur. Evrimin erken dönemlerinde atmosferdeki kütlesel gaz hareketleri sonucunda yıldızın daha sıcak iç bölgelerine taşınan lityum, burada sistematik olarak yanar. Güneş gibi orta yaşlı bir yıldızın atmosferinde saptanabilecek ölçüde lityum bulunmaz.
Lityum hem büyük patlama, hem de yıldızlararası bulutlara giren kozmik ışınlarca üretilmiştir. Kozmik ışınlar, yıldızlararası karbon, azot ve oksijen molekülleri ile rastgele çarpıştıklarında nükleer reaksiyon başlatan yüksek enerjili parçacıklardır. Bu ağır atomlar parçalanır ve çevreye lityum çekirdekleri saçılır. Bu sürecin habercisi, yaratılan iki lityum izotopudur. Bunlardan birinin kütlesi 6, normal lityum izotopu olan diğerinin kütlesi ise 7'dir. Popülasyon II'deki en yaşlı yıldızlar, hidrojene göre on milyonda bir oranında lityum bolluğu gösterirler. Bu bolluk, demir gibi diğer elementlerin bolluklarından bağımsız gibi gözüküyor. Dahası, lityumun çoğunluğu 7 kütleli izotoptur. 6 kütleli lityum çok enderdir. Bunun tersine, genç Popülasyon I yıldızlarında 10 kat daha fazla lityum ölçülüyor. Bu genç yıldızlardaki lityumun kozmik ışın kaynaklı olduğuna inanılıyor. En büyük olasılık, lityumun, bu yıldızların içinden doğduğu yıldızlararası bulutta kozmik ışınlar tarafından üretilmiş olması. Lityumun yaratılışı ve yok oluşu ile ilgili olarak tutarlı bir tablo oluşmuştur. Oldukça güvenli bir biçimde, halo yıldızlarında gördüğümüz lityumun büyük patlama sırasında üretilmiş olduğunu söyleyebiliriz. Büyük bir olasılıkla baryon dışı kökenli karanlık maddenin üstün olduğu sonucunu çıkarabiliyor olmamıza karşın, lityum, döteryum ve helyum bollukları minimum bir miktar baryon kökenli maddenin varlığını gerektirmektedir. Bu miktar, gökadlarda doğrudan ölçülenden çoktur. Buradan da, kritik yoğunluğun yüzde birkaçlık bölümünün baryon kökenli olması gerektiği sonucunu çıkarıyoruz.
Baryonik olmayan karanlık madde iki ana kategoriye ayrılır;
Soğuk karanlık madde parçacıkları, aynı zamanda WIMP olarak da bilinirler, tipik olarak HDM parçacıklarıyla karşılaştırıldıklarında daha fazla madde miktarı içerirler ve daha düşük hızlarla hareket ederler. Kilit farklar, yapı oluşumu ile ilgilidir.

(Evrende, karanlık madde ve karanlık enerjinin tahmini dağılımı.)


Soğuk karanlık madde parçacıklarından çok daha hafif olan sıcak karanlık madde parçacıkları rölativistik (ışık hızına yakın) hızlarda seyahat ederler. Bilinen üç tip nötrinolar ve onların karşılığı olan antinötrinolar HDM’ler için bilinen adaylardır. ne ve nµ HDM olarak bilinirler, ancak deneysel açıdan ne’nin kütlesi yeterince küçük değildir.
İlkel evrenin olası kalıntıları kararsız, zayıf etkileşimli parçacıklardır. Bir örnek, eğer varsa bile çok küçük bir kütleye sahip olan nötrinodur. Normal olarak nötrinonun kütlesiz olduğu varsayılsa bile sınırlı bir kütleye sahip olması da akla yakındır. Büyük patlamadan arta kalan o kadar çok sayıda nötrino vardır ki, 50 eV'lik, yani elektronun on binde biri kadar bir kütle evrenin kapalı olmasını sağlamaya yeter. Birçok ülkede nötrinonun kütlesini saptamaya yarayan deneyler yürütülmekteyse de şu anda bu deneyler sonuçsuzdur. Trityum bozunma deneylerinden elde edilen elektron nötrinosunun kütlesinin üst sınırı için şu anki değer yaklaşık 10 eV civarındadır. Diğer nötrino türlerinin kütleleri daha büyük olabilir.
Soğuk karanlık maddenin tam kütlesi parçacıkların diğer maddelerle etkileşim gücüne ve parçacıkların birbirlerinin çiftlerinden ayrıldıkları zamanki evrenin sıcaklık ve zamanına bağlıdır. CDM parçacıkları birbirleri ile kütlesel çekim yoluyla etkileşirler ve diğer maddelerle zayıf normal bir etkileşimde bulunurlar. Kütle ortalaması 1GeV/c2 civarındadır.


Karanlık maddenin tespiti

Güneş civarındaki madde yoğunluğu, diskin oldukça dışına taşan, ışıma gücü yüksek yıldızların düzgün bir biçimde örneklenmesi yoluyla ölçülür. Bu yıldızların ortalama hızları ve bunların diskten dik olarak kat ettikleri uzaklıklar, bu yıldızlarıdiskin içinde tutan kütle çekimi kuvvetinin bir ölçüsüdür. Bu kuvvetin büyüklüğünden bu kadar kütle çekimi uygulayan maddenin yoğunluğu hesaplanabilir. Bu yoğunluk gözlenen yıldız sayısıyla karşılaştırıldığında, yıldızların sayısının, hemen hemen olması gerekenin yarısı olduğu bulunur. İşte bu, Güneş çevresindeki karanlık maddenin varlığı konusundaki ilk ipucudur.
Önümüzdeki yıllarda, sıcak gazların yaydığı X-ışınları kullanılarak, karanlık maddenin bir dağılım haritası çıkarılacaktır. Büyük gökada kümelerinin içinde ve bazı gökada kümelerinin merkezinden 5-10 milyon ışık yılı uzaklıklara kadar yayılan çok sıcak gaz bulutları saptanmıştır. Aşırı sıcaktan dolayı dağılıp gitmesi gereken gazın, görünmeyen maddenin çekim kuvveti tarafından birarada tutulduğu açıktır. Gökbilimciler gazın dağılımından geriye doğru giderek bu gazı birarada tutan kütle çekim kuvvetini ve bu çekim kuvvetini yaratan karanlık maddenin dağılımını ortaya çıkarabiliyorlar. Önümüzdeki yıllarda Alman X-ışın uydusu ROSAT, Japon X-ışın uydusu Astro-D ve Amerikan uydusu AXAF, gökada kümelerindeki sıcak gaz dağılımının gittikçe daha iyi haritalarını yapacaklardır. Son iki uydu, gazın aynı zamanda sıcaklığını da ölçebilecektir.
Karanlık maddeyi ölçümlemenin yeni yöntemlerinden biri de çekimsel mercek olgusunu kullanır. Kütle çekimi maddeyi olduğu gibi ışık ışınlarını da çeker. Bu nedenle kuasar gibi uzak bir kaynaktan yayılan ışık, Dünya'ya doğru yolculuğu sırasında yolu üzerindeki madde tarafından bükülür. Aradaki bu madde, kuasarın görüntüsünü dağıtabilir veya yeniden biçimlendirebilir. Kuasar görüntülerindeki bozulmaları incelemek yoluyla gökbilimciler, bu bozulmaya neden olan maddenin dağılımını, karanlık madde gibi görünmez olsa bile anlayabiliyorlar. Çekimsel merceklerin ilk kez keşfedildiği 1979 yılından bu yana on kadar çekimsel mercek bulundu. Önümüzdeki yıllarda ise çekimsel mercek olgusu, karanlık maddenin doğasını anlamak ve haritasını çıkarmaya yönelik güçlü bir araç olarak kullanılacak. Şimdiden böyle bir program AT&T Bell Laboratuvarları'ndan Anthony Tyson ve başkaları tarafından başlatılmış durumdadır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-08-2009, 01:45
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart

Aslında evreni oluşturan bir ilksel enerji mevcut gibi. Burada karanlık enerji ve onu takiben daha düşük oranda fakat bilinen anlamda maddeden daha yüksek oranda bir de karanlık madde olduğundan bahsedilmiş.

Şöyle ki:

İki ilksel veya karanlık enerji(muhtemelen bunlar yüksek hızda) dalgası veya ışını bir birlerine yaklaşıyorlar. Yaklaştıkça kıvrılıyorlar. Hızları düşüyor. Yavaşlıyorlar. Yoğunlukları artıyor. Enerjileri potansiyel enerji veya kütleye dönüşüyor.İlk kütle veya karanlık madde böyle oluşuyor. Sonra bu ilk madde daha başka enerji dalgalarını veya ışınlarını kendine çekerek kütlesini arttırıyor. Ve gerçek maddeler oluşuyor. Böylece madde, yoğunlaşmış enerjiden ibaret oluyor. Bu madde kendisinden daha küçük maddeleri veya maddemsi enerjileri veya ilksel enerjileri kendisine çekerek büyüyor. Gezegenler oluşuyor. Gezegenlerde birbirlerini çekiyorlar ve galaksiler oluşuyor. İlk madde iki enerji dalgasının kıvrılmasıyla oluşuyordu(sarmal). Aynı sarmallığı aslında galaksilerde ve sarmal bulutumsularda da görüyoruz. Aslında bakarsak her boyuttaki yapı birşeyleri emdikçe, yani merkezine çektikçe, onları başka maddelere dönüştürdükçe çekirdeğini büyütüyor. Daha yoğun maddelerin çekirdeğindede oluş oluşmasına neden oluyor. Bu şekilde parçalanmadan boyutunu arttırıyor. Galaksiler de aslında kıvrılarak yoğunlaşarak daha büyük ve yoğun bir maddeyi oluşturuyor belki. Ben burada büyük patlama düşüncesine katılmıyorum. Patlamalar olabilir elbet, fakat çekirdek belli bir yoğunluğa ve potansiyele ulaşmışsa bu şekilde ışıma yoluyla, güneşteki gibi yolla veya patlama yoluyla enerjisini boşaltması şeklinde olabilir: çekirdeğin yüklenmesi ve ardından boşalma. Yüklenmeler, boşalmalar gradyent şeklinde olmakta.

Kesin atom numaraları veya kütle numaraları olan atom denen şeylere inanmıyorum. Düşüncelerimim farkındalığının oluşmasında başta Orgonomy olmak üzere pek çok kaynağın katkıları olmuştur. Aslında yukarıdaki yazıda da buna ters düşen pek de fazla birşey yok: az.

Karanlık madde adı verilen şeyler sanırım ilk enerjiden(karanlık enerji denilen şeyden) maddeye veya çekirdeğini genişleterek daha büyük maddeye evrimleşmekte kullanılan bir ara form gibi birşey. Gradyent yapısı bunun varlığını gerektirmekte ve doğrulamaktadır. Belki çok hafif atomlardan belki de atom ve enerji arasında formlardan oluşan birşey.

Konu Serdar tarafından (28-08-2009 Saat 01:54 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-01-2012, 16:23
Firestorm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Firestorm Firestorm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Dec 2010
Mesajlar: 2.384
Standart



Bu belgeselde baya bilgi var sanırsam....
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15-01-2012, 15:14
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

Çok sevdiğim bir tartışma alanı.

Şu an tez olarak matematiksel fizikle uğraştığım için, yaptığım araştırmalarda ucundan kıyısından da olsa bu konuya rastlıyorum ve notlar alıyorum.


Elime farklı bilgiler geçtikçe paylaşmak isterim bu başlıkta.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 12-02-2012, 02:00
nobullshit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nobullshit nobullshit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2011
Mesajlar: 103
Standart

http://www.turandursun.com/forumlar/...=23185&page=10

Şu sayfadan itibaren aliyarasfal ile olan tartışmamı sonuna kadar takip ederseniz biraz aydınlanırsınız.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 05-05-2012, 00:38
G Milat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
G Milat G Milat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jun 2011
Bulunduğu yer: Los Angeles
Mesajlar: 178
Standart

En sevdiğim astronomi konusu

Karanlık madde görünmez olduğundan dolayı, yapılan araştırmalar bilgisayar düzleminde devam ediyordu.Dünya'ya gelen ışığın kıırlmasını gözlemleyiip bir harita çıkarmışlar. Bunu yaparken yaklaşık 10 milyon galaksiyi incelemişler.

"Gözlemlenen bölge, 13,7 milyar yaşında olduğu tahmin edilen evrenin yaklaşık yarısına karşılık gelen 6 milyar ışıkyılı (1 ışıkyılı: 9,4 trilyon km) uzaklığında bir mesafeyi kapsıyor. "

Artık astronomlar karanlık maddeyi anlamaya ve evrenin hareketlerini gözlemlemeye bir adım daha yakınlar.Böylelikle evren hakkında daha çok bilgi edinebileceğiz.

Şu linkten son araştırmalara bakabilirsiniz : http://www.theregister.co.uk/2012/01...p_dark_matter/



Bir de hiç bilmeyenler için PD&D'nin konu hakkında basitleştirilmiş bir videosu var.
Herkesin anlayabileceği cinsten...


http://vimeo.com/22956103

Herkes kendisinin milatıdır!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-09-2012, 22:49
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.705

Başarı Ödülü 

Standart

Guncelleme.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 28-09-2012, 15:21
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

Maalesef bu konudaki notlarımı özet halinde derleyip toplayamadım henüz .Zaten doktorayı da bıraktım.

Anladım ki, teorik fizik doktorasının üzerine matematiksel fizik doktorası olmuyormuş

Bu konuda çalışma yapmış olan ya da araştırma yapmış olan arkadaşlar paylaşımda bulunursa güzel bir tartışma alanı çıkacaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 26-02-2017, 05:44
Engse Hohol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Engse Hohol Engse Hohol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.865
Standart

Karadeliğin Korona Parıldaması: Karadeliklerin (dışlarındaki taç kısımları - korona); ki burada uç\tepe\cusp seviyede enerjik parçacıklar bulunur; parçacıkların kara deliklerin dışına doğru saçılması sırasında – X-ışını atımları gerçekleştirebildiğini gösteriyor. Bulgular, koronadan parçacık fırlatılması ile parıldama arasında bir ilişki olduğuna dair ilk olma özelliği taşıyor. Karadelikler, kendiliğinden ışık saçamazlar ancak sıcak ve kor halinde maddelerden diskler ile çevrilidir. Karadeliğin büyük yerçekimi bu disklerde dolaşmakta olan gazı kendine doğru çeker, ısıtır ve farklı türlerde ışık yayar. Karadeliğin yakınındaki diğer radyasyon kaynağı ise Korona'dır. Korona'lar X-ışını üretebilen yüksek enerjili parçacıklardan oluşur ancak görüntüsü ve nasıl oluştukları henüz bir soru işaretidir. Gökbilimciler koronaların iki muhtemel biçimleri olduğunu düşünüyor.

islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 02-01-2018, 23:49
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 2.873
Standart

Sorryy.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:05 .