Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 08-12-2017, 02:19
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart İslam Tebliğleri

Kuranda inanç ve duyguların kalpde olduğu vurgusu vardır. Bazı kişiler bilmedikleri için konuyu kendi düz mantıklarına göre hareket ederek kuranda düşünme beyinle değil kalp ile olduğunu zannederek alay eder oysa gerçek öyle değildir ! Düşünce beyindedir inanç ve duygular kalptedir ! kuranda düşünceye dair pek çok ayet vardır örneğin ; Hiç düşünüp akletmezlermi ? ... der bir ayetde , bir başka ayetde ; Düşünen bir topluluk için bunda hikmetler nimetler vardır ... der. Başka ayetde ; Allah düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor ... der. neticede düşünce beyinle inanç ve duygular kalpledir ! ki her milletde her dilde kalpde ki duygulara değinilir örneğin ; adamın kalbi nefretle dolu denir yada adamın kalbi sevgiyle dolu ,yada adamın kalbinde aşka dair hiç inanç kalmamış denir vs... ve her milletde her kültürde aşk sevgi kalp ile simgelenir ! yani kalp sadece kan pompalayan bir organ değildir aynı zamanda beyinle etkileşim iletişim içinde olan bir organdır ! hatta denir ki kalbinin mi sesini dinleyeceksin yoksa aklınınmı ? işte bu konuyu Alman bilim adamları araştırıp ispat etmişlerdir sizlere makalenin hem Türkçesini hemde orjinal Almancasını veriyorum okuyunuz .... böylesine önemli detaylı bir bilgiyi cahil araplar uydurdu demek mantıksızlıktır ! yarattığı her mahlukatın özelliğini en ince detayına kadar bilen Tanrının sözüdür ayetler

https://gulferiyildirim.com/2015/11/...kalbin-zekasi/


Bu da Almancası ; https://www.sein.de/das-herz-unser-zweites-gehirn/

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK

Konu BATIRALP tarafından (08-12-2017 Saat 02:21 ) değiştirilmiştir. Sebep: yazım hatası
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-12-2017, 02:31
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart İslam Tebliğleri

Kuranda pek çok ayetde '' BİZ '' diye başlar ayet peki Tanrı tek olduğuna göre neden BİZ ifadesi yer alır ? çünkü bunun iki sebebi vardır ! Tanrı evvela gücünü kudretini ifade etmek açısından biz kelimesini kullanır örneğin eski çağlarda krallar , hakanlar , sultanlar yazışmalarında ; Biz ki filanca ülkenin hükümdarı filanca milletlerin kralı hakanı sultanıyız diye söze başlardı ! burda kastedilen güç kudrettir yoksa ülkenin tek hakimi yöneticisi kral hakan veya sultandır .... İkinci sebebi ise Tanrının Biz demesinin yarattıklarına melekleride şahit tutmaktadır onun için biz kelimesini kullanmaktadır örneğin tabiat olaylarından sorumlu tuttuğu görevlendirdiği melek mikaildir , mikail meleği nereye ne zaman ne kadar yağmur veya kar yağdırılacağı bilgisini emrini Tanrıdan alır ve uygular işte ayetde biz şöyle yağdırmaktayız dediğinde kastedilen budur.

Dikkat edilirse ayetler hep insanların anlayacağı dil ölçüsü ile iledir insanların gündelik hayatda konuştuları dil ölçüsü kullanılmıştır ki her insan kolayca anlasın diye hatta deyimler teşbihler mecazlarda vardır...

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-12-2017, 02:54
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart İslam Tebliğleri

Din ile bilim çelişir diyenlerin tezi ancak değiştirilmiş insan sözü dolmuş hiristiyanlık ve yahudilik için geçerli olabilir malumdur ki hiristiyanlığı incelediğimizde 4 farklı incil aşırı yobaz ruhban sınıfı Tanrı ile kul arasına girme ruhban sınıfının Tanrı adına ekleme yapma çıkarma yapmaları kendi kafalarına göre birşey uydurmaları ile doludur hatta orta çağ avrupasında dünya dönüyor yuvarlak demek dahi yasaktı diyenler kafir ilan edilir öldürülürdü ! işte hiristiyan avrupa sırf bu ruhban sınıfı etkisiz kılmak için din ile bilimi ve devlet işlerini ayırmayı çare görmüştür hatta bazen dini yasaklamaya kadar gitmiştir .... konumuza dönecek olursak gerçek Tanrının sözleri değişmemiş ayetler bilimle çelişirmi ? asla ne kurandan nede hiristiyanlığın ve yahudiliğin değiştirilmemiş ayetleri asla bilimle çelişmez ! bunu ayetleri bilimle test ederek örneklendireyim ...


Örneğin kuranda geçen bir ayetde ; Biz göğü büyük kudretle yarattık bina ettik , biz onu genişletmekteyiz denmektedir ! ve ayetin kelime kelime çevirisini de vereyim ; Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve Biz (onu) genişletici olanlarız.
(51-Zâriyât 47)



ve es semâe : ve sema, gökyüzü
beneynâ-hâ : onu biz bina ettik
bi eydin : bir kudretle, büyük bir kuvvetle
ve innâ : ve muhakkak ki biz
le : elbette
mûsiûne : genişletici olan


Görüldüğü gibi ayet açık ve net peki bilimsel teyitine gelecek olursak geçtiğimiz yüzyıla kadar bilim adamları evreni sonsuz ve durağan zannederdi ! ancak habıl teleskopunun keşfi icadı ile gördüler ki evren sonlu ve her yöne genişlemektedir yeni gezegenler galaksiler oluşuyor oluştukça evren genişledikce gezegenler birbirinden uzaklaşıyor ... ayrıca ayetde geçen göğü büyük kudretle yarattık sözüde bilimde ki big bang ile paralellik gösteriyor yani evren yokdan büyük patlama ile oluştu diyor bilim adamları ! ... ayrıca yine bilim adamları evrenin bir başlangıcı var ve sonuda olmalı diyor yine gözlemlerine dayanarak kıyamet olgusunuda kabul ediyorlar !!! ki kıyamet tüm dinlerde vardır aşağı yukarı aynı ifadeler geçer kuranda da incilde de mesela kuranda kıyametle ilgili bazı tasfirlerde şu ifadeler var ; yıldızlar kararıp içine çöküp dökülmeye başladığı zaman ... der. Peki ne demek bu ? bir yıldızın enerjisi tükendiği zaman içine çöker kara deliğe dönüşür ve çevresinde ki gezegenleri yutar yok eder !!! bilim adamları ne diyor peki buyrun linkde okuyun http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/d...t_kopacak.html

Başka bir ayeti bilimle kıyaslayalım ;
Karaların Azalması:

Yüce Allah on dört asır önce indirdiği Kur'an-i Kerim'de kendi yaratışıyla ilgili bazı sırları haber vermektedir. Bu sırlar hem Kur'an'ın Allah sözü olduğunu kanıtlamakta hem de doğa bilimlerindeki gelişmenin önünü açmaktadır.

"Onlar görmüyorlar mi ki, gerçekten Biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz..." (Ra'd, 13/41)

"... Fakat simdi, Bizim gerçekten yere gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mi?.." (Enbiya, 21/44)
Küresel ısınmayla birlikte kutuplardaki buz tabakaları erimekte ve okyanuslardaki deniz suyu seviyesi yükselmektedir. Artan su miktarı da daha fazla karayı kaplamaktadır. Deniz kıyıları sular altında kaldıkça, yeryüzünün toplam yüz ölçümü veya kara miktarı da azalmaktadır. (Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur'an, Crescent Publishing House, New York, USA, 1998, s. 115) Âyetlerde geçen "onu çevresinden eksiltiyoruz", "etrafından eksiltmekte olduğumuz" ifadelerinin de, deniz kıyılarının sularla kaplanmasına işaret ediyor olması muhtemeldir.

New York Times gazetesinde bu konu ile ilgili yer alan bir haber şöyledir:

Geçen yüzyıl boyunca, yeryüzünün ortalama yüzey ısısı bir fahrenheit kadar yükseldi, ısınma oranı da son çeyrek yüzyılda artış gösterdi. Bilim adamları, 1950 ve 1960'ların denizaltı verilerini 1990'ların gözlemleri ile karsılaştırdılar ve Kuzey Kutbu havzasındaki buz tabakasının % 45 oranında inceldiğini ispatladılar. Uydu görüntüleri, bölgeyi kaplayan buzların boyutlarının geçtigimiz yıllarda önemli ölçüde azaldığını göstermektedir. (New York Times, August 19, 2000)


Görüldüğü üzere bilimde günümüzde buzulların erimesi ile karaların denizlere karışması ve azalmasını teyit ediyor ki bu bilgiyi o dönem cahil araplar kutuplara gidip araştırıp mı yazmıştır !

Başka bir ayete bakalım ;
Kıtaların Sürüklenmesi

Yer kabuğu kendisinden daha yoğun olan manto tabakası zeminde âdeta yüzer gibi hareket etmektedir. Ilk olarak XX. yüzyılın başlarında Alfred Wegener isimli Alman bir bilim adamı, yeryüzündeki kıtaların dünyanın ilk dönemlerinde bir arada bulunduklarını, daha sonra farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılıp uzaklaştıklarını keşfetmiştir.

Yeryüzündeki kara parçaları yaklaşık 500.000.000 yıl önce birbirlerine bağlılardı ve "Pangaea" ismi verilen bu büyük kara parçası Güney Kutbu'nda bulunuyordu.Yaklaşık 180.000.000 yıl önce Pangaea ikiye ayrıldı. Farklı yönlere sürüklenen bu iki dev kıtanın birincisinden Afrika, Avustralya, Antarktika ve Hindistan; ikincisinden ise, Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya'nın Hindistan dışındaki kısımları oluştu.

Kıtasal hareketin yılda 1 ile 5 cm civarında olduğu hesaplanmıştır. Tabakalar bu şekilde hareket ettikçe Dünya coğrafyasında değişiklikler meydana gelir. Örneğin, Atlantik Okyanusu her sene biraz daha genişlemektedir . (Carolyn Sheets, Robert Gardner,Samuel F. Howe, General Science, Allyn and Bacon Inc.Newton, Massachusetts, 1985, s. 305)

Allah dağların hareketini ayette "sürüklenme" olarak bildirmiştir. Bilim adamlarının bugün bu hareket için kullandıkları İngilizce terim de "continental drift" yani "kıtasal sürüklenme"dir.

"Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler..."(Neml, 27/88)

Görüldüğü üzere bilimde kıtalar arası sürüklenme olduğunu dağlarında sabit olmadığını hareket ettiğini belirtiyor ki bu konu ciddi bir jeoloji bilgisi ve teknoloji gerektirir o dönem ki cahil insanların bilmesine imkan yoktur ! birde başka bir ayete dayanarak bu ayetin çelişkili olduğunu idda edenler var o da dağların kazık gibi yere çakılı olduğu ayetidir bu iki ayetde çelişki yok çünkü dağların bir o kadarıda yerin altındadır diş misali ! hem ayetde dediği gibi yere kazık gibi çakılı oluyorlar hemde katmanların sürüklenmesinde hareket ediyorlar ...

Başka bir ayete bakalım ; "Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı…" (Talak, 65/12) Bu ayetde yer yüzünün 7 katman olduğunu ve evreninde 7 katman olduğunu bildirmiştir bilim adamlarının tespitlerinde yer yüzü 7 katmandır Bilim adamlarının sıraladığı bu katmanlar şöyledir: Hidrosfer, Litosfer, Astenosfer, Üst manto, Alt Manto, Dış Çekirdek ve Iç Çekirdek:

Hidrosfer okyanus ve denizlerin en üst kısmı ile bunlardan etkilenen karaların kıyılarıdır. Litosfer, Dünya'nın en üst katmanını oluşturan katı kaya tabakadır. Diğer katmanlarla kıyaslandığında oldukça ince, daha soğuk ve daha katıdır; bu bakımdan yeryüzünde kabuk görevi görür.

Litosferin altında Astenosfer katmanı bulunur. Bu katman yüksek ısı ve basınca maruz kaldığında yumuşayıp eriyebilen, sıcak, yarı-katı maddelerden oluşmuştur. Katı Litosfer tabakasının, yavaşça hareket eden Astenosfer tabakası üzerinde yüzdüğü ya da hareket ettiği düşünülmektedir. Bu katmanın altında yüksek sıcaklıkta, yarı-katı kayalardan oluşan yaklaşık 2.900 km kalınlığında manto denilen bir tabaka vardır. Kabuktan daha fazla demir, magnezyum ve kalsiyum içeren manto daha sıcak ve yoğundur; çünkü Dünya'nın içindeki ısı ve basınç derinlikle birlikte artar.

Dünya'nın merkezinde de neredeyse mantonun iki katı yoğunlukta olan çekirdek yer alır. Bu yoğunluğun sebebi içeriğinde kayalardan çok metaller (demir-nikelalasimi) bulunmasıdır. Dünya'nın çekirdeği ise iki ayrı parçadan oluşur: Biri 2.200 km kalınlığında olan sıvı dış çekirdek, diğeri de 1.250 km kalınlığındaki katı bir iç çekirdek. Dünya döndükçe sıvı dış çekirdek Dünya'nın manyetik alanını oluşturur..... Göğe yani evrene gelince onunda 7 katman olduğunu söylemektedir Tanrı ama henüz bilim adamları keşfetmemiştir ancak bilim adamları paralel evrenlerden bahsetmektedir ! ( bazı cahil kişiler gök ifadesinden atmosfer tabakasını anlayıp atmoferin 7 katman olduğunu söylüyor ancak kastedilen atmosfer tabakaları değil evrendir çünkü atmosfer tabakası 5 katman bildiğim kadarı ile ...)

Başka bir ayete daha bakalım pek çok ayet var örnek verebilceğimiz ama sayfalar yetmez birkaç tane ile yetineyim ...

Yarılan Yeryüzü:

"Dönüşlü olan göğe and olsun. Yarılan yere de." (Tarık, 86/11-12)
Yukarıdaki ayette geçen Arapça "sada" kelimesi Türkçe'de "çatlama, yarılma, ayrılma" anlamlarına gelmektedir. Allah'ın yerin yarılması üzerine yemin etmesi, başka bir Kur'an mucizesidir.

1945-1946 yıllarında, bilim adamları mineral kaynaklarını araştırmak için ilk kez deniz ve okyanusların diplerine indiler. Araştırmaların da dikkati çeken en önemli noktalardan biri Dünya'nın kırıklı yapısı oldu. Dünya'nın dış yüzeyindeki kayalık tabaka; kuzey-güney ve doğu-batı doğrultulu olup, on binlerce kilometre uzunluğunda çok sayıda geniş çatlak(fay) ile yarılmıştı. Yeryüzünün bu kırıklı yapısı sayesinde, önemli miktarda ısı dışarı atılır ve erimiş kayaların büyük bir kısmı okyanuslardaki tepeleri oluşturur. Eğer yeryüzünün, kabuğundan yüksek miktarda ısının dışarı çıkmasına olanak veren bu yapısı olmasaydı Dünya üzerinde hayat imkansız olurdu. Çünkü bu durumda yer kabuğunun altından çıkış noktası bulamayan ısı, çok büyük miktarlarda olumsuz nükleer etki meydana getirecekti.

Görüldüğü üzere bilim ile din çelişmez din bilime yön verir teşvik eder hatta bilim demek Tanrının önceden yarattıklarını insanın sonradan keşfedip öğrenmesidir ! Hurafe ve saçmalıkları din zannedenler elbette din ile bilim çelişir der ancak hurafe ayrı din ayrıdır !

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-12-2017, 03:19
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart İslam Tebliğleri

Kuranda maide suresi 51. ayetde şunu der ;
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.


Görüldüğü üzere ayet açık ve net dost edinmeyin diyor bazıları bunu anlayamıyor halbu ki anlaşılmayacak birşey yok DOST edinmeyin diyor komşuluk yapmayın demiyor ! alış veriş etmeyin demiyor ! hatta başka ayetlerde bir antlaşma sözleşme yapıldığı zaman antlaşmayı bozan siz (müslümanlar) olmayın denmektedir....

Peki bu ayet sosyal hayatda doğrumu niye Tanrı uyarıyor müslümanları dostluk edersek ne olur !!!! bilindiği üzere ülkemiz 50 yılı aşkın süredir nato denen kuruluşun içindedir ki natonun tek müslüman üyesi Türkiyedir ! ancak yıllardır yediğimiz kazıkların haddi hesabı yoktur enayilik derecesinde kazık yeriz her zaman da enayiliğe devam ederiz ! işin siyasi saçmalıklarını bir kenara bırakırsak biz sosyolojik ve inanç yönünü irdeleyelim ....

sizlere birkaç video vereceğim hiristiyanların ve yahudilerin nasıl müslüman düşmanlığı ve Türk düşmanlığı yaptığının görüntüleri bazen tek bir görüntü binlerce sayfa yazıya bedeldir !

bu videoda Amerikalı senatörün pkk ,pyd itirafı ve Türkiyenin haklılığını itiraf etmesi


Alman kanalı amerikanın pkk yı nasıl kullandığını anlatıyor

burda da pkk israil işbirliği



israil pkk işbirliği



isrial bayrağına secde eden ıraklı barzani talabani aşireti mensupları




ve daha pek çok örnek verilebilir ki günümüzde ki büyük orta doğu projesi aslında büyük israilin kurulmasıdır sözde vaad edilmiş topraklar nil nehrinden fırat nehrine kadar olan bölge Türkiye topraklarının da bir kısmını kapsıyor ! zaten kürdistan denilen maske devlettir piyon devlettir aslı israildir .... peki israilin topraklarını genişletmesinden hiristiyanlara ne niye Amerika bu kadar israili kolluyor koruyor her istediğini yapıyor ? ırkı aynı değil dili aynı değil inancı aynı değil ! tek sebep şu yahudiler hiristiyanları tevratdan ebced hesabı ile kandırmışlar eğer büyük israil kurulursa güye hz. İsa gökten gelecek ve Tanrının krallığını kuracak !!! işte tüm mevzu budur aslında bir inanç savaşıdır ! hiristiyanların Armegedon dedikleri kıyamet savaşı ! aslında 3. dünya savaşıdır ....

Ve bunu ilk deşifre eden gazetecilerden merhum UĞUR MUMCU sırf bunu çözdüğü için katledilmiştir !!!

http://odatv.com/ugur-mumcu-bu-yazi-...401101200.html


Şimdi anladınızmı ayet neden DOST EDİNMEYİN diyor ! Dost demek güven duyabilceğin iyi gününde değil kötü gününde yanında olandır ! arkadan kuyunu kazıp yüzüne sırıtana DOST denmez ....

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-12-2017, 04:00
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart İslam Tebliğleri

"Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır." (Neml Suresi, 86)

Dikkat edilirse ayet gecenin özel olarak yaratıldığını bildirmektedir. Bundan birkaç sene öncesine kadar bilimadamları evrendeki yıldız sayısını ve ürettikleri ışığı hesapladıklarında evrenin aslında sürekli aydınlık olması gerektiği sonucuna varmışlar ve karanlığın sebebini anlayamamışlardı. Bu konu ancak karadeliklerin keşfiyle açıklığa kavuştu. Çünkü evrenin her yerine dağılmış olan karadelikler, sahip oldukları korkunç çekim alanlarıyla yıldızların ürettiği ışınları büyük ölçüde yutmakta ve karanlığa sebep olmaktadır. Bir başka deyişle, karanlık özel olarak üretilmekte, ya da "yaratılmaktadır".


Tabi burda ki aydınlık karanlık kavramı uzay ve dünya yer yüzü içindir genel manadadır . Düz mantıkla olaya bakıp karanlık aslında ışığın olmaması güneş ışığı veya elektrikle aydınlatmanın olmadığı bir bodruma veya tünele girincede karanlık oluyor diye bakmayın konuya ...

Zaten evrende herşeyi Tanrı zıttıyla yaratmıştır !!! eğer zıtlıklar olmasaydı zaten mukayese ve anlama yeteneğide olmazdı eğer aydınlık olmasa idi karanlığın karanlık olduğu anlaşılmazdı eğer hastalık olmasa idi sağlığın sağlık olduğu ve önemi anlaşılmazdı yada kötülükde olmasaydı iyiliğin iyilik olduğu anlaşılmazdı herşeyi hem kavramsal hemde maddesel olarak zıttıyla ve çoğul olarak yaratmıştır Tanrı ... ve bu zıtlıklar ilkeside aynı etkiyi yapmaktadır çoğu zaman mesela aşırı ışıkda da insan gözü göremez geçici kör olur zifiri karanlıkda da göremez ... yine donma ve yanma aynı etkiyi yapar birbirinin zıttı olmasına rağmen ve aynı oranda acı verir ölümcüldür ...

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08-12-2017, 04:25
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart İslam Tebliğleri

Beynin İnsan Davranışlarını Yönlendiren Kısmı: Ön Lob
Bir insan hareketlerine yön veren kararlar alırken, bunu bir robot gibi yalnızca mantık kurallarına dayanarak yapmaz. Vicdanını da dinleyerek duygularını hesaba katar. Bilimsel araştırmalar, beynin ön lobunda yer alan "ventromedial prefrontal korteks" adlı bölümün bu kararları almada rol oynadığını saptamıştır.

• Peki, beynin bu kısmının olmaması insanı ne tür olumsuz davranışlara sürükler?

•Yüce Allah beynin bu kısmıyla ilgili gerçeklere hangi Kuran ayetlerinde dikkat çekmiştir?

Kendi kendini kontrol edebilme, olgunluk, sonuç çıkarma, ince düşünceli ve nazik olma, kararlılık gibi Kuran'da övülen pek çok olumlu davranış beynimizin ön lobu tarafından kontrol edilir. Normal bir insanın beyninin ön lobunda yüksek bir hareketlilik olduğu bilinmektedir. Bu hareketlilik, insanın duygularının farkına varmasını sağlar. Sevgi, mutluluk, korku, pişmanlık, suçluluk gibi duygusal reflekslerin varlığı, kişinin beynindeki ön lobunun iyi çalıştığını gösterir. Beynin ön lobunu çalıştıran mekanizmayı inceleyen bilim adamları hayranlık uyandırıcı sonuçlarla karşılaşmışlardır.

Beynin Ön Lobunu Çalıştıran Mucize

İnsan beynini diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik, ön lob boyutunun diğer canlılara oranla %40 daha büyük olmasıdır. Bilim adamları beynin bu bölümünün, ezberlenmiş, otomatiğe bağlanmış işlemler sırasında faaliyette olmadığını, beyne bağlanan elektrotlarla ve değişik röntgen cihazlarıyla yapılan ölçümler sayesinde keşfetmişlerdir. Ancak yeni bir bilgi alındığı ve işlendiğinde ön lob harekete geçmektedir. Üstelik bu yeni öğrenilen bilgi mutluluk vericiyse, ön lob ışıl ışıl parlamaya başlar.

Yeni bir şeyler öğrendiğimiz zaman, beynin ön lobu bu yeni bilgiyi öğrenmek için çok hızlı bir biçimde çalışır. 1.3 kg ağırlığındaki bu et parçasının her zamanki alışkanlıklarından farklı bir bilgi olduğunu anlaması elbette başlı başına bir mucizedir. Ancak bundan çok daha mucizevi olan bu yeni bilgiyi kullanmak için yeni devrelerini yani ön lobu bizim istemimiz dışında kullanıma açmasıdır. Ön lobun kaydettiği bu yeni bilgiler, davranış modellerimizi değiştirerek çevremizi farklı şekilde algılamamıza yol açar.

Bu döngüyü, yani yeni bir bilginin farklı sonuçlar oluşturmasını biz takip etmeyiz. Bu mekanizma mucizevi bir biçimde adeta otomatik olarak gerçekleşir. İşte bu noktada çok önemli bir gerçek ortaya çıkar: Kuran'da Yüce Allah beynin bu özel kısmına dikkat çekmektedir. Beynin ön lobunun bulunduğu kısım burnun hemen üstünde başın ön kısmında yani alnımızdadır. İşte Yüce Allah "…O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur…" (Hud Suresi, 56) ayeti ile bize bu gerçeği bildirir ve beynin ön lobunun çalışmasını kontrol edenin Yüce Allah olduğunu haber verir. Modern bilimin yerini ve işlevini henüz yeni öğrendiği bu gerçeğin günümüzden 1400 yıl önce indirilmiş Kuran'da yer alması ise elbette büyük bir mucizedir.

Beynin Ön Lobu İnsan Davranışlarını Nasıl Yönlendirir?

ABD'de Pennsylvania Üniversitesi Tıp Merkezi uzmanı Prof. Dr. Andrew Newberg namaz kılan ve dua eden bir grup Müslüman üzerinde bir araştırma yapmıştır.(Religion And The Brain; Newsweek, 7 Mayıs 2001 s: 50) Araştırmaya göre huşu içinde yapılan duanın ve Allah'ı düşünmenin, beynin ön lobuna 80 defa daha fazla kan banyosu yaptırdığını, bu nedenle namaz kılan insanlarda hafıza ve şahsiyet bozukluklarına çok az rastlandığını hatta bu insanların daha uzun ömürlü olduğunu ve hafıza kaybına uğramadıklarını ortaya koymuştur. Peki, bu nasıl gerçekleşir?

Beynin ön bölgesinde karar alma mekanizmasının bulunduğu "ön lob" adı verilen kısımda dua ve namaz esnasında kan miktarı belirgin bir şekilde artar ve beynin ön lobuna daha fazla miktarda glikoz taşınır. Bu da hücrelerin daha hızlı beslenmesi, beynin daha aktif çalışması anlamına gelir. Beynin ön lobunun daha hızlı çalışması ise insanın duygularının farkına varması ve karar verme, şahsiyet, problem çözme, hataları tekrar etmeme, sevgi gibi insani duyguların ön plana çıkmasını sağlar.

Günümüzdeki bilimsel gelişmelerin de kanıtladığı gibi beynin ön lobunun daha etkin çalışmasına vesile olan namaz ibadetinin önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Yüce Rabbimiz'in bir Kuran ayetinde buyurduğu gibi "Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir." (Ankebut Suresi, 45) hükmü de böylece bir kez daha gerçekleşmiş ve namazın insanı her türlü kötülükten alıkoyduğu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.

Beynin Ön Lobunun Farklı Şekilde Çalışması Nelere Sebep Olur?

Yapılan araştırmalar ön lobda bir bozukluk olması veya faaliyet olmaması durumunda insanlarda davranış bozuklukları meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Çünkü beynin ön lobundaki hareket azlığı nedeniyle pişmanlık, suçluluk, korku gibi insani duygular yaşanmaz ve ön lobun bu farklı işleyişi, kişileri şiddete yönlendirir. Nitekim acımasızca cinayet işleyen katiller, teröristler ve diktatörler gibi kişilerin beyinlerinin ön lobunun normal insanlarınkinden farklı çalıştığı, PET (Positron Emission Tomography) gibi görüntüleme teknikleriyle belirlenmiştir. PET, beynin yakıtı sayılan glikozun, beynin değişik bölgeleri tarafından ne kadar tüketildiğini ölçer. Verilere göre saldırgan ve acımasız kişilikli insanların prefrontal kortekslerindeki glikoz seviyesi, normal insanlarınkinden çok daha azdır. Bu ise beynin ön lobunda bir hareketsizlik meydana getirmekte ve normal insanlardan farklı çalışmasına neden olmaktadır. Yüce Allah'ın insanlara sunduğu çok mükemmel bir nimet olan beynin ön lobunun normal çalışmaması durumunda ise birbirinden farklı kişilik bozukluklarıyla karşı karşıya kalınmaktadır. Bu kişilik bozukluklarından bazıları şunlardır:

Suça eğilim: Amerikalı bilim adamı Adrian Raine'in belirttiğine göre beynin ön lobunun zarar görmesi veya normal çalışmaması insanın düşüncesizce hareket etmesine, kendi kendini kontrol edebilme yeteneğinin kaybına, çocukça hareketlerde bulunmaya, zaman kavramında zayıflamaya, karar verme yetisinin kaybolmasına yol açmaktadır. Saldırgan ve acımasız kişilikli insanların beyinlerinin çeşitli uyaranlara verdiği tepkilerin incelendiği bir bilimsel araştırmada, bu kişilerin beyinlerinin ölüm, acı gibi sözcüklere ve diğer insanların beyinlerinde tepki uyandıran şiddet içeren kan dolu resimlere neredeyse hiç tepki vermediği ortaya çıkmıştır.

Sevgisizlik: Araştırmalar, kişilik bozukluğu sergileyen kişilerin sevgi sözcüklerine, "Bir fincan kahve verir misin?" der gibi duygusuzca söyleyebildiklerini göstermiştir. Bir dizi seri katil üzerinde yapılan beyin taramalarına göre, bu kişiler en yakınlarının resimleri gösterildiği zaman bile en küçük bir duygu belirtisi göstermemişlerdir.

Anti sosyal kişilik bozukluğu: Bu kişilerin kişisel ve sosyal ilişkilerde de başarısız oldukları çeşitli örneklerle saptanmıştır. Bu başarısız sosyal ilişkilerin temelinde hafıza sorunları, kendilerini kontrol edememeleri, tembellik, ilhamsızlık, uyuşukluk, insiyatif eksikliği, gelecekle ilgili proje yokluğu, yeni bir şeyler öğrenmeme ve kolaylıkla dikkat dağılmasının neden olduğu belirtilmiştir.

Bir Kuran Mucizesi: Beynimizde Hareketlerimizi Yönlendiren Bölge

Yüce Allah alın bölgesinde yer alan ve normal çalışmaması durumunda saldırgan bir kişiliğin ortaya çıkmasına neden olan beynin ön kesimine Kuran'da dikkat çekmekte ve bu kısmın normal çalışmaması durumunda insanı günaha sürükleyeceğine şöyle işaret etmektedir:

"Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; o yalancı, günahkar olan alnından." (Alak Suresi, 15-16)

Yukarıdaki ayetlerde geçen "yalancı, günahkar olan alın" tanımlaması son derece dikkat çekicidir. 1400 yıl önce Kuran'da dikkat çekilen bu bölge ve görevi hakkındaki bilgilere günümüz bilim adamları, ancak son 60 yıl içinde açıklama getirebilmişlerdir. Kafatasının içine, başın ön kısmına bakıldığında beynin ön alın bölgesi görülecektir. Bu bölgenin fonksiyonları hakkında fizyoloji dalında yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgiler Essentials of Anatomy and Physiology (Anatomi ve Fizyolojinin Esasları) isimli kitapta şu şekilde geçmektedir:

"Hareketlerin motivasyonu, planlama öngörüşü ve başlatılması alın loblarının ön kısmı olan ön alın bölgesinde (cerebrum) gerçekleşir. Burası çağrışım (birlik) korteksinin bir bölgesidir..." (Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip Tate, Essentials of Anatomy & Physiology, 2. baskı, Mosby-Year Book Inc., St. Louis, 1996, s. 211; Charles R. Noback, N. L. Strominger, R. J. Demarest, The Human Nervous System, Introduction and Review, 4. baskı, Lea & Febiger, Philadelphia, 1991, ss. 410-411)

Kitapta bu bölge ile ilgili ayrıca şu ifadeler yer almaktadır:

"Hareketle olan ilgisiyle beraber, ön alın bölgesinin aynı zamanda saldırganlığın da fonksiyonel merkezi olduğu düşünülmektedir..." (a.g.e.)

Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, beynin ön alın bölgesi, planlama, motivasyon ve iyi veya kötü hareketlerin başlatılması, yalan veya doğrunun söylenmesi ile ilgili faaliyetlerin tümünü yürütmektedir.

Görüldüğü gibi Alak Suresi'nde geçen "yalancı günahkar olan alın" ifadesi ile yukarıdaki tanımlama büyük bir paralellik göstermektedir. Bilim adamlarının son 60 yıl içinde keşfettikleri bu gibi bilimsel gerçekleri Allah, Kuran ayetlerinde asırlar önce insanlara haber vermektedir.

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-12-2017, 05:51
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 5.387
Standart İslam Tebliğleri

Cevaplandığı halde, veya doğru olmadığı yüzlerce kanıtlandığı halde tekrar tekrar açılan İslam tebliği, Kuran mucizeleri, Kuran'ın bilimle uyumlu olduğu gibi iddialar içeren başlıklar-mesajlar buraya taşınacaktır.

--/--

Sevgili BATIRALP, açmış olduğunuz konuların içindeki iddiaların doğru olmadığı forumumuzda yüzlerce kez işlendi ve hakikaten bıkkınlık verdi. Lütfen konu açarken forumun arama özelliğini kullanıp, daha önce açılmış konuları kontrol edin.

Paylaştığınız mucize iddiaları hakikaten bilim dışı, hakikaten çarpıtılmış meallerden oluşuyor, hakikaten doğru değiller, iddialar hakikaten çocukça. Size cevap verilmiyor oluşu tamamen bıkkınlıktan.

Burası İslam forumu değil, burada bu akıl-bilim dışı yalanları, palavraları duymaktan bıktık, ayrıca burada bu iddialara inanacak kadar saf-cahil insan da yok. Lütfen anlayış gösterin.

TuranDursun.com moderasyonu.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz..
(Nazım Hikmet Ran)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 09-12-2017, 02:09
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart

Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Cevaplandığı halde, veya doğru olmadığı yüzlerce kanıtlandığı halde tekrar tekrar açılan İslam tebliği, Kuran mucizeleri, Kuran'ın bilimle uyumlu olduğu gibi iddialar içeren başlıklar-mesajlar buraya taşınacaktır.

--/--

Sevgili BATIRALP, açmış olduğunuz konuların içindeki iddiaların doğru olmadığı forumumuzda yüzlerce kez işlendi ve hakikaten bıkkınlık verdi. Lütfen konu açarken forumun arama özelliğini kullanıp, daha önce açılmış konuları kontrol edin.

Paylaştığınız mucize iddiaları hakikaten bilim dışı, hakikaten çarpıtılmış meallerden oluşuyor, hakikaten doğru değiller, iddialar hakikaten çocukça. Size cevap verilmiyor oluşu tamamen bıkkınlıktan.

Burası İslam forumu değil, burada bu akıl-bilim dışı yalanları, palavraları duymaktan bıktık, ayrıca burada bu iddialara inanacak kadar saf-cahil insan da yok. Lütfen anlayış gösterin.

TuranDursun.com moderasyonu.

Arkadaşım madem burası bir tartışma platformu dini konular içerikli o zaman zıt fikirlerede yer vermeniz gerekir aksi halde kendi çalar kendi oynar mantığı ile tek görüşün birbirini poh pohladığı aksi fikirlere ve argumanlara tahammül dahi edilmediği bir ortam olmuş olur eğer varsa benim anlattıklarıma argumanlarıma ve bilimsel olarak kanıtlanmış konulara itiraz olan delilleri ile birlikte ortya sunar fikir alış verişi yapılır aksi halde düz dünyazı tarikat gibi bilimden gerçeklerden uzak komplo teorileri ile şu yalan bu yalan demeye devam edilir sanal ortamda ego tamini yapılır .... Dikkat ettiyseniz ben ateistlerin iddalarına bilimsel bulgularla akıl ve mantık çerçevesinde cevap yazıyorum 59 cevap yazdım ki ben yeni üyeyim sitede ! diğer arkadaşlarda cevap yazabilir saygı çerçevesinde ! amacım kimseye tebliğ etmek inandırmaya çalışmak değil inkar edenlerin inanmayanların sadece kendi düz mantıklarına kapılarak bilmedikleri iyi araştırmadıkları konuları kendilerine bilim ve mantık çerçevesinde cevap vermektir ...

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 09-12-2017, 03:37
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart İNGİLİZ SİTELERİNDE ÇANAKKALE'DE YAŞANAN METAFİZİKİ OLAY

Çanakkale harbini herkes bilir dünyanın yaşadığı en çetin cephe savaşlarından biridir. Çanakkaleyi ilginç kılan kısmı ise yaşanılmış olan metafiziki olaydır o da şudur ingilizlerin ünlü NORFOLK alayı askerlerinin mevsimsiz aniden ortaya çıkan bir sis bulutu içinde kaybolması ! ne ölüsü nede dirisi bulunamamıştır o askerlerin ve hem Türk devleti hemde İngiliz devletinin arşivlerinde kayıtlara geçmiştir. Peki ne olmuştu o askerlere niye tüm aramalara rağmen ne dirisi nede ölüsü bulunamamıştı 7 bin ingiliz askeri ! ki bu olayı inanmayanlar inkar etmişti şehir efsanesi demişti oysaki bu olayı ingilizlerde sitelerinde anlatmaktalar arşivlerden edindekleri belgelerle yalnız ingilizler kaybolan askerlerini uzaylılara ufolara bağlamışlar !!! sanki uzaylıların başka işi yok Türklere yardım için gelip ingilizleri kaçırmışlar tabi bu ingilizlerin sanrılarıdır .... Peki bu olayın dindeki yeri nedir ki fizik ötesi metafiziki bir konu olduğu için hiçbir bilimsel yönden açıklanamadığı için nedir dinde ki yeri ? Elbetede ki Tanrının inananlarla birlikte olduğu onlara yardım ettiğidir ! ki bu savaşda Türk komutanların muhteşem azmi Türk askerlerinin kahramanlığı asla yadsınamaz zaten Tanrı kimsenin çobanı değildir ! gayret göstermeyene eyleme geçmeyene yardım etmez !

Şimdi gelelim ingilizlerin anlatımıyla o olayda neler yaşandığına vereceğim link ingilizcedir bilenler zaten okuyacaktır bilmeyenler için de cümle çevirileri yardımcı olacaktır buyrun okuyun ... bu olay şehir efsanesi birilerinin uydurması değildir yaşanmış paranormal bir vaka olarak kayıtlara geçmiş bir olaydır ...

http://mideasti.blogspot.com.tr/2015...poli-lost.html

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 09-12-2017, 04:33
BATIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BATIRALP BATIRALP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Nov 2017
Mesajlar: 135
Standart TÜM DİNLERDE Kİ BEZNER NOKTALAR

Semavi dinlerin özü aynıdır ( insan uydurması dinler hariç ki felsefelerin ideolojilerin dinleştirilmesi gibi ) ... Tanrı her millete en az bir din ve elçi gönderdiğini söylüyor 124 bin peygamber (elçi) gelip geçmiştir ... peki nedir dinlerde ki ortak nokta değişmemiş hükümler ve birbirine benzemesi ?

İnsanlık tarihine baktığımızda insanların bir kısmı kendilerine gönderilen dini elçiyi inkar etmiş red etmiştir bir kısmıda inanmıştır. İnananlar zamanla yobazlaşmış dinde aşırıya gitmiş ve çıkarları doğrultusunda ekleme yapmış çıkarma yapmış ! zaten insan elinde herşey kuşa döner dinlerde ideolojilerde felsefelerde ! Dinleri incelediğimizde pek çok ortak yönde buluyoruz örneğin dinlerde bahsi geçen insanın var edilişi yaratılışı hiristiyanlık musevilik ve islamda aşağı yukarı aynı ... yine ahiretin olduğu cennetin cehennemin olduğu tüm dinlerde vardır ... yine yasaklar aşağı yukarı aynıdır hırsızlık yapılmaması nefsi müdefa hariç insan öldürülmemesi vs....

Peki neden insanlık yobazlaşmış ve halada her inancın dinin yobazları günümüzde mevcuttur ! bunun cevabı insan nefsinde egosunda gizlidir ! insanlar pek çok konuda aşırıya kaçar işin cılkını çıkarır bu inançda da olabilir mal mülk edinme şöhret olma da mevki makamda daha üst noktalara gelme vs... hep daha fazlasını isteme yapma isteğidir !

Kuranda bir ayetde şöyle der ; Allah aşırıya kaçanları sevmez ! ve hiristiyanlarla ilgili şu ayet vardır ; dinde aşırıya gittiler ruhban sınıfı kurdular onuda beceremediler ! peygamber sevgisinde aşırıya gittiler İsayı Tanrının oğlu ilan ettiler Allah evlat edinmez münezzehtir ! ....

Kimi zamanda insanlık yaratılışından gelen tapınma duygusunu gerçek Tanrı dışında bazı şeyleri Tanrılaştırarak tağınmıştır örneğin eski çağlarda ve hatta günümüzde dahi ateşe tapanlar , gezegenlere yıldızlara tapanlar , hayali Tanrılar oluşturup birde insani özellikler vererek tapınanlar ( yunan mitolojileri gibi ) vs... günümüzde de bazı insanlar ideolojilere , felsefelere hatta paraya mala mülke şöhrete mevki makama tapınmaktalar !

En ilginç olanıda şeytana tapınanlardır ! ki bu insanlar Tanrıyı inkar etmiyorlar ama kötülüğün sembolü haline gelmiş insanın en büyük düşmanı olan şeytana yani yaratılmış bir cin türüne tapınmaktalar sırf Tanrıya karşı gelmek adına ....


Dinlerde ki benzer noktalara ve hatta isimlerde ki benzerliklere (telafuz her dilde farklı olsada isimler özünde aynıdır) ... örneğin ilk insan hz.ADEM hirisitanlarda ADAM dır , yine HAVVA hiristiyanlarda EVA dır , CEBRAİL meleği hiristiyanlarda GABRİEL dir , MİKAİL meleği MİCHAEL dir , SÜLEYMAN yahudilerde SOLOMON dur , DAVUT hiristiyanlarda DAVİD dir , İBRAHİM ABRAHAM dır vs.... yine yahudilerde de SELAM ŞHALOM ALEİCHEM dir (Allahın selamı üzerine olsun demek) , yine yahudilerde de sünnet vardır , yahudilerde domuz eti yemez haramdır , yahudilerde oruç tutar biraz farklıdır oruçları vs...

Eski mısırdan bir örnek vereyim dinde ki benzerliklere o dönemin müslümanı olan bir mısır firavununun sözleri ; **Ananın karnında çocuğa Sen hayat verirsin. Sen ana rahminde dahi çocuğu besleyensin. Ne zaman civciv kabuğu içinde bağırsa, sen ona hayat vermek için nefes verirsin. Ey Tanrım, senin ne kadar çok eserlerin vardır.
***"Tanrı Uludur, birdir, tektir. Hiçbir şey yokken o vardı. Her şeyi o yarattı. Varlığı ezelden beri süregelen ve ebediyete kadar sürecek.
Bu sözler Akhenaton'a ait....


Son din islamdan geriye doğru gidelim tarihlerine bakalım islam 1400 yıllık , hiristiyanlık 2 bin yıllık , musevilik 3 bin yıllık , en eski Türk inancı Tengrici inanış ise 15 bin yıllık ! peki eski Türk inanışı benziyormu bir bakalım ...

Tanrı tekdir herşeyin yaratıcısıdır erkeklik dişilik özelliği olmaz ,

Ahiret vardır ölen yiğitler eşyaları ve at'ları ile gömülürdü ,

Cennet cehennem vardır Türkler cehenneme kızıl tamu derdi ,

Melekler vardır ( iyi ruhlar denirdi) , şeytanlar vardır ( kötü ruhlar denirdi)

Cinler vardır kamanlar cinleri kullanır iyi büyü yapar kötü büyü bozardı

vs..... Eski Türk inancında da diğer tüm dinlerdeki temel konular aynıdır pek çok yönü benzemektedir ...

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:30 .