Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 14-10-2019, 19:17
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.241
Standart Kaotik Evren Teorisi


"Kaotik Evren Teorisi Fizikte Paradigma Değişimi Öngörüyor"


İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Aydıner "Kaotik Evren Teorisi"ni öneren makalesi ile dünyanın en önemli fizik dergilerinden biri olan NATURE tarafından yapılan Dünya Fizik Sıralaması'nda (Top 100 in Physics) ikinci sırada yer aldı.

Prof. Dr. Aydıner, dünya fizik camiasında yankı uyandıran makalesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

"İnsanlık Tarihi Boyunca ‘Evren Nasıl Ortaya Çıktı?' Sorusuna Yanıt Arandı"

Kaotik Evren Teorisi'nin alternatif kozmoloji modeli olarak ilk defa kendisi tarafından önerildiğini ifade eden Prof. Dr. Aydıner, "Tüm insanlık tarihi boyunca ‘Evren nasıl ortaya çıktı?' sorusuna yanıt aranmıştır. Bu sorulara modern kozmoloji çeşitli yanıtlar vermeye çalışmıştır. Bu anlamda kozmolojide en önemli çalışmalardan biri Einstein'ın Genel Rölativite Teorisi'dir. Bu teori, modern kozmolojinin başlangıcını oluşturmuştur. Daha sonra yapılan çalışmalar, bu teori temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Evrenin ortaya çıkışı ve dinamiğini izah etmek için pek çok model önerilmiştir. Fakat bu alanda yaygın olarak kabul edilen en önemli teori Büyük Patlama (Big Bang) teorisidir. Büyük patlama sözü fiziksel bir patlamaya karşılık gelmez. Bu uzay ve zamanın genişlemesini izah etmek için tercih edilen bir kavramdır. Bu teoriye göre evren bir tekil noktadan ortaya çıktı ve genişlemektedir. Bu teori deneysel veya gözlemsel sonuçlarla belli ölçülerde uyumlu olduğu için günümüzde yaygın olarak kabul edilmiştir. Fakat Büyük-Patlama teorisi dahil hiç bir model ya da teori şimdiye kadar Evren nasıl ortaya çıktı? Nasıl evrim geçiriyor gibi sorulara yanıt verememiştir. Nature-Scientific dergisinde yayınladığım Kaotik Evren Teorisi bu sorulara yanıt veren alternatif bir teoridir" dedi.

"Evrenin Tekil Bir Noktadan Ortaya Çıktığı Fikri Tartışmalı Bir Konudur"

Büyük patlama senaryosuna göre evrenin bilinmeyen bir tekillikten başladığını ifade eden Prof. Dr. Aydıner, "Ne yazık ki evrenin tekil noktadan başlıyor olmasına sadece fizik açısından değil felsefi açıdan da yanıt verilememektedir. Tekillik fizikte anlamlı bir ifadeye karşı gelmemektedir. Fizik tekillikten hoşlanmaz. Evrenin tekil bir noktadan ortaya çıktığı tartışmalı bir konudur. Evrendeki kozmik arka plan ışıması ve galaksilerin birbirinden uzaklaşıyor olması bizi böyle bir tekilliğin olması gerektiği fikrine götürebilir. Yani evren filmini geriye doğru sardığımızda başlangıçta bir tekilliğin olması gerektiği fikri ortaya çıkabilir. Bu akla yakın ve felsefi olarak da izahatı olan bir fikir olabilir. Fakat bu fikir hem fizik hem de felsefi açıdan daha derin komplikasyonlara sahiptir. Öte yandan, evrenin nasıl bir evrim geçirdiği ya da geçireceği konusu da çok önemli bir problemdir. Evet! Bugünkü gözlemsel veriler evrenin genişlediğini ortaya koymaktadır. Ancak, büyük patlama senaryosu içinde kalarak Evrenin tam olarak nasıl ve hangi dinamiğe uygun olarak evrim geçirdiği, bu evrimin gelecekte nasıl davranacağına ilişkin sorulara yanıt verilememektedir. Büyük patlama senaryosu evrenin tekil bir noktadan başladığı dışında bir şey söylememektedir" dedi.

"Büyük Patlama Teorisindeki Komplikasyonları Çözmek İçin Yeni Fiziğe Yeni Bir Teoriye İhtiyaç Var"

Prof. Dr. Aydıner, "Sorun sadece tekillik sorunu değildir. Büyük-Patlama senaryosu evrenin yani uzay-zamanın genişlediğini iler sürmektedir. Peki, evren genişlemeye devam edecek mi? Sonsuza kadar mı genişleyecek? Tekrar kütle çekim etkisine girerek kendi üzerine kapanacak mı? Tekrar tekilliğe dönecek mi? Büyük bir çöküş meydana gelecek mi? Evrenin sonu ne olacak? Bu temel sorular henüz yanıtlanabilmiş değildir. Büyük-Patlama senaryosu bu sorulara da yanıt verememektedir. Bu soruların yanıtsız kalması bu senaryonun eksik, yetersiz olduğunu göstermektedir. Bunlar teoride çok ciddi komplikasyonlara işaret etmektedir. Büyük Patlama Teorisindeki Komplikasyonları çözmek için yeni fiziğe yeni bir teoriye ihtiyaç vardır" şeklinde konuştu.

"Paradigma Değişimi Zorunlu Hale Gelmiştir"


Evrende galaksilerin nasıl ortaya çıktığı ve evrenin geniş ölçekli organizasyonunun nasıl meydana geldiği problemlerini de Büyük-Patlama senaryosu içerisinde izah etmenin mümkün olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Aydıner, "Büyük patlama teorisi galaksilerin nasıl ortaya çıktını izah eden bir model değildir. Aynı zamanda galaksilerin oluşumuna bir mekanizma sunabilen bir teoriye, modele ihtiyaç olduğu açıktır. Bu bakımdan yeni modellere de alan açmak gerekir. Kozmolojinin büyük patlama vesayetinden kurtulması gerekir. Bunun için bir paradigma değişimi zorunlu hale gelmiştir" ifadelerinde bulundu.

"İçinde Yaşadığımız Evren Sadece Maddeden Oluşmamaktadır"

Yaklaşık beş yıldır üzerinde çalıştığı model hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Aydıner, "İçinde yaşadığımız evren sadece maddeden oluşmamaktadır. Madde, karanlık madde ve karanlık enerjiden oluşmaktadır. Karanlık enerji evrenin %71.4'ünü oluşturmaktadır. Karanlık madde ise evrenin aşağı yukarı %24'ünü oluşturmaktadır. Bizim içinde bildiğimiz madde bileşeni %4.6'sını oluşturmaktadır. Kütle çekim teorisini temel alan bir kozmoloji modeli ve bunun üzerine inşa edilen ‘Büyük Patlama' senaryosuyla Evrenin nasıl ortaya çıktığını, dinamiğini ve evrimini anlamak mümkün değildir. Fakat ne yazık ki mevcut paradigma bunun üzerine kuruludur. Doğru bir model oluşturmak için evreni oluşturan karanlık madde, karanlık enerji gibi bileşenleri ve bu bileşenlerin evren dinamiği üzerine etkilerini de ele almak gerekmektedir. Literatürde bu etkileri dikkate alan pek çok makale vardır. Hatta karanlık enerji ve karanlık madde etkileşimlerini de dikkate alan çalışmalarda mevcuttur. Bunlar bir takım kozmoloji problemlerini çözmek için önerilen modelledir. Öte yandan; bu tür etkileşimler deneysel olarak da gözlenmeye çalışılmaktadır. Ben bu etkileşim fikrini bir adım ileriye taşıdım. Karanlık madde, karanlık enerji, madde bileşenleri kendi aralarında etkileşirse nasıl bir dinamik ortaya çıkar buna yanıt aramaya çalıştım. Çalışmamda, bu üç bileşenin kendi aralarında etkileşmeleri halinde ortaya kaotik bir dinamiğin çıkacağını gösterdim. Bu klasik fizikte ki gibi üç cisim problemine benzemektedir. Üç cisim problemi her zaman kaosa yol açar" dedi.

"Evrenin Dinamiğini Tasvir Edebilecek En Yalın Denklemleri Elde Etmiş Olduk"

Prof. Dr. Aydıner şunları kaydetti: "Araştırmacılar evreni oluşturan her bir bileşeni araştırıyor ve dinamik üzerindeki etkisini anlamaya çalışıyorlardı. Fakat bu üç bileşen arasındaki etkileşimi dikkate almıyordu. Oysa bu bileşenler arası etkileşim kaçınılmazdır ve yeni fizik buradan ortaya çıkacaktır. Ben bu teoriyi geliştirirken biyolojik türler arasındaki yaşamsal rekabeti model olarak aldım. Bildiğiniz gibi biyolojik türler arasında bir rekabet vardır. Bu rekabet bir beslenme ve yaşamını sürdürme rekabetidir. Örneğin bir adada tilkiler ve tavşanlar olduğunu düşünelim. Tilkiler tavşanları yiyerek yaşamlarını sürdürürler. Tilkiler tavşanları tüketirler bunun sonucunda tavşanların sayısı azalır. Fakat bu durumda tilkilerin besin kaynağı azalmış olur. Sayıları artan fakat besin kaynağı kalmayan tilkiler beslenemezler ve doğal olarak sayıları azalmaya başlar. Bunun tersine tilkilerin baskısından kurtulan tavşanların sayısı artar. Bu örnekte olduğu gibi tilki ve tavşanların sayısının zaman içerisinde nasıl değiştiğine bakarsanız bu sayıların ilginç bir şekilde osilasyon yaptığını görürsünüz. Bunu matematiksel olarak tavsir etmek isterseniz bunu Logistic map veya Lotka-Voltera denklemleri ile yapabilirsiniz. Açıkçası ben kaotik evren teorisinin temellerini biyolojik türlerin rekabetine bakarak modelledim. Çünkü karanlık enerji, karanlık madde ve bildiğimiz normal madde gibi bileşenlerin etkileşimlerini modellediğimde Lotka-Volterra tipi diferansiyel denklemler ile ifade edilebileceğini gösterdim. Bu şahane bir fikirdi. Bu yalnızca evren dinamiği ile biyolojik sistemlerin dinamiği arasında bağ kurmakla kalmıyor aynı zamanda evrenin dinamiğini temsil edebilecek en yalın diferansiyel denklemleri de ortaya koyuyordu. Tarihte ilk kez evrenin dinamiğini tasvir edebilecek en yalın denklemleri elde etmiş olduk. Fakat öte yandan biyolojide kullanılan denklemler kaosa yol açmamaktadır. Benim evren dinamiğini temsil eden denklemlerim kaosa yol açmaktadır. Bu çok ilginç ve çok önemli bir bulgudur."

"Kaotik Evren Teorisi Yeni Fiziğin Aydınlatma Fişeğidir"

Prof. Aydıner, "Evreni oluşturan karanlık enerji ve karanlık maddenin var olduğunu biliyoruz. Fakat bu konuların fiziği halen anlaşılmamıştır. Bu konuda yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Bunları hipotetik şeyler diye kestirip atamayız. Yok sayamayız. Madde evrende neden yalnız olsun ki? Madde tek başına Evren dinamiğini açıklamak için yeterli değildir. Karanlık madde, karanlık enerji adayları bunların fiziksel orijinleri araştırma konusudur ve gününün birinde hem bu adaylar hem de aralarındaki etkileşimler aydınlatılacaktır. Yeni fizik buradan çıkacaktır. Bu bakımdan Kaotik Evren Teorisi yeni fiziğin aydınlatma fişeğidir" dedi

"Evrenimiz Tekillikten Önce De Vardı"

Kaotik Evren Teorisi hakkındaki açıklamalarına devam eden Prof. Dr. Aydıner, "Büyük patlama senaryosu evren tekil bir noktadan başladı ve genişliyor diyor. Yani sadece ortaya çıkan ve genişleyen bir evren fazı öneriyor. Kaotik Evren Teorisi ise büyük patlama senaryosununu bütünüyle dışlamıyor büyük patlama senaryosunda olduğu gibi bir genişlemenin mümkün olduğunu söylüyor fakat tekilliğe izin vermiyor. Yani evren ne olduğu tanımlanamayan bir tekillikten ortaya çıkmadı. Tekillik gibi görünen gerçek şey şu anki evrenimiz ile bundan önceki evrenimiz arasında bir geçiş kanalını oluşturmaktadır. Bu anlamda kaotik evren teorisi bizim evrenimizin öncesinin olduğunu ortaya koymaktadır. Etkileşim denklemleri böyle bir dinamik senaryo sunuyor bize. Anlaşılması için biraz daha açarsak tam olarak şöyle bir resim var elimizde: şu an yaşadığımız evren önceki evrenin devamı niteliğindedir. Evren yani uzay-zaman tekilliğe doğru büzüldü ama hiçbir zaman fiziksel olmayan bir tekilliğe ulaşmadan tekrar genişlemeye başladı. Halen de genişlemeye devam ediyor. Karanlık enerjinin baskın olduğu rejimdeyiz. Karanlık enerji evreni genişletiyor. Fakat karanlık madde, karanlık enerji ve madde arasındaki etkileşimler nedeniyle bu rejim sonsuza kadar devam etmeyecek, giderek maddenin ya da karanlık maddenin baskın olduğu rejime doğru evrim geçirecek, bu durumda evren büzülmeye, daralmaya başlayacak ve sanki tekilliğe doğru gidecek. Fakat hiçbir zaman tekilliğe ulaşamayacak çünkü yavaş yavaş karanlık enerji evreni genişleterek arkadan gelen yeni bir evrenin doğumuna neden olacaktır. Böyle bakarsak evrenimiz adeta zaman içinde ard arda kaotik osilasyon yapan evrenlerden oluşmaktadır. Bu durumda tekillik problemi çözülüyor. Dahası ‘büyük çöküş' veya sonsuza kadar genişleme problemi de çözülüyor. Kaotik evren teorisi bu bakımdan en temel kozmoloji sorunlarını çözüyor. Öte yandan kaotik evren teorisi yeni bir evren dinamiği perspektifi sunuyor" şeklinde konuştu.

"Galaksilerin Oluşumuna Işık Tutuyor"

Prof. Dr. Aydıner, "Evrenin geniş ölçekli formasyonu, galaksilerin ortaya çıkışı gibi ciddi soruları yanıtını büyük patlama modelinde bulamazsınız. Kaotik evren teorisi yerel etkileşimlere izin veriyor. Yani karanlık madde, karanlık enerji ve maddenin yerel etkleşimleri galaksi formasyonlarının ortaya çıkışına bir mekanizma sunuyor. Galaksilerin oluşumuna ışık tutuyor. Öte yandan geniş ölçekli dağılımın da neden fraktal olacağına ilişkin de bir ipucu veriyor" dedi.

"Model, Deney ve Gözlem ile Tutarlı"

Kaotik evren modelinin matematiksel olarak basit bir yapıya dayandığını belirten Prof. Dr. Aydıner, "Çözümleri ise deney ve gözlemden elde edilen parametre değerleri kullanılarak elde ediliyor. Her ne kadar karanlık enerji ve karanlık madde deneysel olarak elde edilememiş olsa da modelin çözümleri bilinen deney ve gözlem aralığında kaldığından karanlık enerji ve karanlık maddenin dinamik üzerinde etkilerini temsil ettiğini düşünüyorum. Öte yandan kaotik evren teorisinin dolayımlı olarak sayılamayacak kanıtı vardır. Kaotik evren teorisi mikro kozmosdan makro kozmosa tüm dinamiğin altında kaos olduğunu söylüyor ve bunu olası en temel makro denklemler ile tasvir ediyor. Böylesine bir kaotik dinamiğin geometrik tasviri olan fraktal yapıları her yerde görebilirsiniz. Tüm evren mikro-kozmosdan makro kozmosa fraktal yapıdan oluşmaktadır. Bu kaotik evren teorisinin doğruluğunun en açık en dışlanamaz kanıtıdır" ifadelerinde bulundu.

"Kaotik Evren Teorisi Yeni Problemlere Yol Açmıştır"

Kaotik evren modeli basit yapısına rağmen güçlü ve anlaşılır şeyler söylediğine dikkat çeken Prof. Dr. Aydıner, "Kozmolojide ve fizikte yeni bir alan açma potansiyeli çok yüksektir. Bununla birlikte yeni soru ve tartışmalara yol açmaktadır. En önemlisi, karanlık madde ve karanlık enerji fiziğinin anlaşılması gerekmektedir. Bunlar arasındaki etkileşimleri gözlemek fiziğin en ilgi çekici keşiflerinden birisi olacaktır. Bunlar teorinin doğrulanması bakımından çok önemlidir. Bu model ve ardından gelecek keşiflerin parçacık fiziğinin standart modeli, parçacık fiziğinin temel parçacıklarının ortaya çıkışı ve onların kendi aralarında ilişkilerin yeniden yorumlanması konusunda çeşitli açık problemler ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.

"Bu Çalışmayla Bir Teori Ortaya Çıkarmış Durumdayız"

Prof. Dr. Aydıner, Kaotik Evren Teorisi ile ilgili çalışmasını Nature Scientific Reports dergisine gönderdiğini belirterek, "Dergi hakemleri, bu çalışmanın kozmoloji ve fizikte alternatif bir model olacağını ve fizikte ve kozmolojide yeni bir alan açacağını söyleyerek bu çalışmamı yayınlamayı uygun gördüler. Gerçekten de Kaotik Evren Teorisi'nin alternatif ve gerçeğe uygun bir senaryo olduğu konusu pek çok tartışmada vurgulandı. Konuyla ilgili daha derinlikli araştırmalar yapıyoruz. Fakat bir teorinin benimsenmesi zaman isteyen bir iştir. Çalışmanın duyurulması bir organizasyon ve maliyet gerektirir. Böyle durumlarda basın ve medya kanallarının üniversitenin ve devletin desteği çok önemlidir. Bir çalışma bir paradigma değişimini zorlayacak kadar önemli ve dikkate değer ise oturmuş teori veya modellerin baskısını kırmak çok zordur. Paradigma değişikliği bilimde çok zordur. Belirli bir kritik eşiğe ulaşıncaya kadar modelin yaygın olarak benimsenmesi imkânsız gibi bir şeydir. Bunlar bizim açımızdan dezavantaj oluşturmaktadır. Fakat artık ok yaydan çıkmıştır. Ne kadar sürerse sürsün paradigma değişimi gerçekleşecektir" dedi.

"Model Dünyada Yankı Uyandırdı"


Bir teori ortaya koymanın, bir makale yazmaktan çok farklı bir durum olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydıner, "Teori ortaya koymak çok zor bir olaydır. Önemli bir iş yapmak için temel problemler üzerinde yoğunlaşmak gerekir. Bu çalışmada bunu yaptık. Ortaya bir teori koyduk. Yapmış olduğum çalışma Nature Scientific Reports da yayınlandı ve Nature'da en çok okunan ilk 100 makale içerisinde ikinci sırada yer aldı. Bu sıralama çalışmanın dünya fizik camiasında ilgi odağı olduğu ve takip edildiğini göstermektedir. Bu büyük bir başarıdır. Ayrıca bu sadece benim adıma bir başarı değil aynı zamanda İstanbul Üniversitesi adına da önemli bir başarıdır. Nature dünyanın en önemli ve en saygın fizik dergilerini yayınlamaktadır. Böyle bir dergide ilk 100 makale içerisinde ikinci sıraya yer almış olmak bu makaledeki önermelerin ve bu makalede ortaya konulan teorinin dünya fizik camiasında ne ölçüde dikkat çektiğini ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.

"Araştırmalarımız Sürmektedir"

Çalışmalarını kozmoloji, parçacık fiziği yoğun madde fiziği, düşük sıcaklık fiziği, kaos teorisi, kuantum hesaplama ve kuantum teknolojileri, kompleks sistemler gibi konular üzerine yoğunlaştıran Prof. Dr. Aydıner "Ciddi fizik yapmak için temel problemlere odaklanmak gerekmektedir. Doktora öğrencilerimi bu perspektifte yetiştiriyorum. Çok başarılı doktora öğrencilerim ve doktora sonrası araştırmacılarımdan oluşan küçük bir çalışma grubum var. Hem Kaotik Evren Teorisi hem de diğer temel problemler üzerinde araştırmalarımız sürmektedir" şeklinde konuştu.

İÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

"KUTSAL KASE"

"insan olmak'ın ağırlığı eşit mi olmak'ın ağırlığına ..."

"Dışarıda bırakılmak içeri kapatılmakla aynı şeydir."- Foucault

Bilgi güçtür - cassiopaean experiment


"İLETİŞİMLER; İNDİRİLEBİLİR VE MOBİL OKUNABİLİR METİN LİNKİ"
~~~~~~~~~~
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 15-10-2019, 18:37
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.997
Standart

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
şu an yaşadığımız evren önceki evrenin devamı niteliğindedir. Evren yani uzay-zaman tekilliğe doğru büzüldü ama hiçbir zaman fiziksel olmayan bir tekilliğe ulaşmadan tekrar genişlemeye başladı. Halen de genişlemeye devam ediyor. Karanlık enerjinin baskın olduğu rejimdeyiz. Karanlık enerji evreni genişletiyor. Fakat karanlık madde, karanlık enerji ve madde arasındaki etkileşimler nedeniyle bu rejim sonsuza kadar devam etmeyecek, giderek maddenin ya da karanlık maddenin baskın olduğu rejime doğru evrim geçirecek, bu durumda evren büzülmeye, daralmaya başlayacak ve sanki tekilliğe doğru gidecek. Fakat hiçbir zaman tekilliğe ulaşamayacak çünkü yavaş yavaş karanlık enerji evreni genişleterek arkadan gelen yeni bir evrenin doğumuna neden olacaktır.
çok mantıklı.
güzel paylaşım teşekkürler.


"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"İçinde yaşadığımız evren sadece maddeden oluşmamaktadır. Madde, karanlık madde ve karanlık enerjiden oluşmaktadır. Karanlık enerji evrenin %71.4'ünü oluşturmaktadır. Karanlık madde ise evrenin aşağı yukarı %24'ünü oluşturmaktadır. Bizim içinde bildiğimiz madde bileşeni %4.6'sını oluşturmaktadır.
böylece klasik materyalizm, bilim tarafından çökertilmiştir.
materyalistlerin maddenin tanımını eğip bükerek yaptıkları savunmalar dürüstçe görünmüyor.
bu sanki teistlerin tanrı tanımını eğip bükmeleri gibi.

evren bütünüyle maddedir dersek o durumda materyalizm yanlışlanabilir bir görüş olmaktan çıkardı.
o tanıma göre evrende ne keşfedilirse edilsin materyalizmi yanlışlamazdı.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 15-10-2019, 19:56
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
çok mantıklı.
güzel paylaşım teşekkürler.


böylece klasik materyalizm, bilim tarafından çökertilmiştir.
materyalistlerin maddenin tanımını eğip bükerek yaptıkları savunmalar dürüstçe görünmüyor.
bu sanki teistlerin tanrı tanımını eğip bükmeleri gibi.

evren bütünüyle maddedir dersek o durumda materyalizm yanlışlanabilir bir görüş olmaktan çıkardı.
o tanıma göre evrende ne keşfedilirse edilsin materyalizmi yanlışlamazdı.
Sevgili Yıldıztozu
Alıntı yaptığın kelimelerde geçen ifade, "madde", "karanlık madde" Bu neyi çökertiyor? Neyi yanlışladı? Nasıl yanlışladı, ilgili makalede metafizik kanıtlar mı var, bir ayet mi var?

Materyalist ne demek, bence hiç bir fikrin yok. Bilim de materyalisttir, şu alıntı yapılan makalenin de bir kısmı materyalisttir, diğer kısımlar ise ne bilimle ilgili ne felsefeyle, sadece başka bir teoriye atıf ve değerlendirme, bir romanı değerlendirmek gibi, öznel(deney gözleme dayalı değil, zaten atıf yapılan teorinin kurgu-varsayım yönüne dair ifadeler)...

kaldı materyalizmi, ki dünyadaki teolojik enstitülerin ifade, tanımlarıyla düşünüyor olmalısın, materyalizmi en çok çökertenler evrim karşıtlarıdır zaten. materyalizmin yol olarak alternatifi metafiziktir, öyle bir yol buldun, ama haberimiz yoksa aydınlatırsan sevinirim.

materyalizm, bilgi edinme isteminin GÖZLEME, DENEYE, fiziğe dayalı olması ve yine bilgi edinim yolunun da yine bu yol üzerinden yapılmasına dayanır, aslı budur, bunu nasıl çökertirsin? Gaipten ruhlar, cinler mi baskın eyledi, metafizik gözlemler mi mevcut, fiziksel olayların ardında bir zeus ya da süper bir ruhani zeka mı bulundu?

Karanlık maddenin lafzının geçtiği bir ifade materyalizmi çökertmez yanlışamaz da, öyle bir şey olsa bile, karanlık, aydınlık, siyah, sarı gibi ifadeler, görece, biçimle, temelde form-yapıyla igilidir, karanlık denmesi, madde olmadığı anlamına gelmez, etkileşemediğin için karanlık lafzını kullanmışsın hepsi bu materyalizmin madde tanımı hiç değişmedi ve işin aslı madde, biçimlere, şu ya da bu etki-tepkiye dair, duyarlı olup olmamasıyla, renkle, biçimle vb tanımlanamaz.

Sorun şu ki idealizm hala hakim. Materyalizm maddeyi, atoma dayalı tanımlamaz, o totolojidir, bu gün bilimsel tanım maddeyi tanımlamak esası taşımıyor. o YAPIYI tanımlamakla ilgili ve özde alakası yok(halbuki proton da, nötron da maddedir, atomun yapısının tanımı=madde tanımı demek değildir, "ev" nedir sorusu başkadır, "ev" nasıldır, çeşitleri nelerdir başka. Ahşap, prefabrik, betonarme vs tümü de biçimle-yapıyla ilgilidir, bu başkadır, "ev" in anlamı başka. "E görelik" bir türlü kavranamadı, cümleleri okurken, keliemler, tanımlar hangi açı-anlamda kullanılmış bunu kavrayabilme kabiliyeti-inceliği bir türlü anlaşılamadı)...

Fiziğin dahili maddedir, şu ya da bu alanlar, etkileşimler vs ise maddidir, fizikidir, materyalizmi ancak metafizikle çökertmek zorundasın. Nasıl ki bilimsel teoriler eksik kaldığında, geliştirildiğinde, daha detaylı bilgiler edinildiğinde bilim çökmüyorsa, materyaizm de öyle sandığın gibi 3-5 kelime veya kelime oyunlarıyla çökmez, aksine gelişir. Nasıl ki, antik çağda materyalistler maddenin yapısını atomla, atomu da "şu biçimde" vb, güncel tanımdan farklı tanımlamış olmakla materyalizm-bilim çökmüyorsa... İlgili makale de ise, aslında elle tutulur bir ifade bulunmuyor(bizim açımızdan). Evren dedikleri biçimden ibaret, biz biçime dayalı öznel saltıklaştırma-mutlaklaştırma biçimine dayalı tanımları doğru ve geçerli bulmuyoruz...

Evreni tanımlarken(!), "kaotik evren" ifadesi dahi sorunludur... kaotik olma durumu evrenin yapısıyla ilgilidir. hareket, etki-tepki zeminiyle, daha doğrusu buradaki kaotik ifadesi, evrenin dışında, ayrı veya evrene HARİCİ değil DAHİLİ'dir.

Evrenin öncesi ve sonrası temelindeki ayrımlar biçimden ibaret, sizin nereye kadar, neleri baz-referans alarak ayrım yaptığınıza bağlı. Galaksiler nasıl ki bir oluşumdur, elbette her form-yapının temeli oluşumdur. Hasılı eğer siz dar kapsamlı bir tanım yapacaksanız, açınız da darlaşır, bizim galaksimiz dersiniz, aynen bizim evrenimiz demeniz gibi. Sonra "samanyolu bu biçimde değilken neydi" diye sorarsınız, ama dönüp, samanyolunun başlangıç meselesini, götürüp varlık-madde başlangıcı, bir yoktan varoluş diye anlarsanız, artık geriye elinizde ya teoloji, mitoloji kalır ya da lafazanlık-idealizm. Oluşmak ifadesi madde açısından var-yok değil, değişimi-evrimiyle, daha doğrusu eylem-fiil esaslı bir kelimedir ve tanısının temeli ise, "değişken, değişen" form-yapıya nazarandır. Yoğurt+su=ayran.

Lakin bu konunun madde ile hiç bir alaksı yok, madde zemininde bizim, önce sonra diye bir ayrımımız yok, ilgili baz-referans ayrımlar yapı ve biçimle anlam kazanır ve bunlarda görecelidir. Yukarıdaki "ayran" örneği gibi, ayranın oluşumu ile madde karşı-karşıya konamaz. yani ne Samanyolunun ne de evren dediğimiz dar kapsam biçim tanımlarımızın temelinde, afaki, olağanüstü, absürt, metafizik, envai türde madde biçimi üfürmeye dayalı nedenler yatmıyor, gereği de yok, form-yapıya nazaran, biçime dair tanımlıyoruz.
Varlık sorunsalı ise biçime ait değildir, ortadadır ve hiç bir biçime dayalı tanımlara göre don giymez, bunu kavrarsanız yok afilli madde, çekilli madde, itimli madde, karanlık madde, aydınlık enerji, karanlık enerji gibi öznel kelime, kurgu oyunlarına da gerek kalmaz.

Karanlık madde demektelermiş, sebep? Çünkü etki-tepki oluşmuyor, sırf bu yüzden form-yapısına dair bilgi edinemedikleri için adına "karanlık" deyivermişler. İspatı ise dolayımlarla, çıkarımlarla yapılıyor ve buna da ispat deniyor.

Görme ışık dalgalarıyla, duyma titreşen nesnelerin titreşim sayısı, etkisiyle, koklama, parçacıkların temasıyla elde edilen etkiye göre vs yapılıyormuş, sonra da insan bunlara göre tanım yapıyormuş... Buraya kadar sorun yok, sorun neyi tanımladığını bilmektir. yani tanımı yapılan, göreceli olan form-yapıdır. oysa maddenin buna göre illa belirli bir biçimi, rengi, tadı, kokusu vb olmak zorunda değil.

Evren kaotiktir, bu yapıyla ilgili, ilişki, hareket, dolayısıyla çelişki(!) vb bir zeminde anlam kazanıyor ve bu kaotik durum evrenin haricinde değil, dahilinde anlamlıdır. Haliyle evrene (hangi evren?) başlangıç tayin etme çabası dönüp dolaşıp yine kendi-kendisiyle çelişiyor. Oysa tanımların temeli biçimden öte gitmiyor ve bir biçimin farklılığı, tanımı ile, madde, varlığı, fiziği karıştırmamak gerekir.

örneğin Samanyolunun sarmal olması, fiziği dışlamaz, belirlemez, samanyolunun bu halinin yerine bambaşka bir hale evrilmesi de fiziği, maddeyi dışlamaz, aksine şu halden bu hale geçişler, evrilmeler, form-yapıya nazaran ise de, temelde maddidir. Burada en yaptığın hata, ilgili makaleden, maddeyi, materyalizmi çökertme becerisi göstermiş olmandır. Ne alaka? safsata...
Bu tür basit öznelci ve kurgucu, hayal gücüne dayalı ifadeler yerine, bana göre günümüzde önemsenmesi gereken "plazma evren" modelidir. İdealistçe türetilen hayal-gücü, kurgulara dayanmıyor ve bizzat veri-gözleme, kozmolojiye dayanıyor ve evren'i insan merkezli sınırlamıyor...

Evren dediğin gözlemleyebildiğin ve böylece kendini içinde-dahili olarak ifade ettiğindir. Neden illa bir başlangıç peşindesin, neden illa evren dediğin her koşulda, her durumda, her zaman AYNI(!) biçimde, hal'de olmak zorunda? mesela madde açısından da aynı durum geçerli. evrene özel(!) bir başlangıç sorunu, hala, ama hala ısrarla, evrim ve değişim olgusuna karşı dirençten ileri geliyor, evrim, değişim bir türlü kabullenilmek istenmiyor. işte temel sorunlardan birisi, değişime karşı, bunca reddiye dizme, kurgu işleri, merkeze insanı ve insana uygun koşulları kabullenme, öznelcilik işte asıl mesele bu. Diğeride değişeni, değişen haliyle kabullenmemek, değişimin üzerinde gerçekleştiğini anlayaamak, bunun yerine değişimden öncesi için hayali kurgular bir yoktan peyda olma inançları yerleştirmek vs...

Bizim evren dediğimiz sonsuz ve sınırsız olabilir. Sizin evren dediğiniz biçim ise aslında bir adacık olmalı. Gökadalar nasıl oluşuyorsa, evrenler de öyle olmalı, zira evren ifadesinin kapsamı, bütününü oluşturan en nihayetinde ilgili adalar. Ya da örneğin, insan hangi galakside ise ona bizim galaksimiz demekte. Ve bizler adaları birbiriyle olan uzaklığı, ayrı duruşu yani yine biçime, forma, yapıya göre ayırıyoruz, ona göre de bir isim veriyoruz. Oysa bu adalar böylece uzanıyor ve evren sonsuz, sınırsız olabilir - ki olmamasını gerektirecek hiç bir tutarlı sebep yok-, form-yapı biçim, uzaklık, yakınlıklar, büyüklük, küçüklükler vs ilişkisel ağ ve düzlemde görecedir sadece.
Eğer evren tanımı fizikel mesafeler ve ayrık duruşlara göre ise, haliyle evren(bizim evren) lokal bir ifade olur. Oysa hiç bir kurguya yer bırakmayacak biçimde gözlemlerde, plazmanın, şu ya da bu koşullarda nasıl da katı maddeye doğru yol aldığını veya nasıl da günübirlik biçim değiştirdiğini, nasıl da bir şey iken başka bir şey olarak ifade edebileceğimiz biçimde form-yapı, biçim değiştirdiğini görüyoruz. Yine burada günümüz madde tanımının YAPIYA, miktara dair saltıklaştırılmasının da ne kadar yanlış olduğunu görüyoruz.

Plazma bulutu topaklandığında(kabaca ifade), galaksileri oluşturabiliyor, öncesinde ne vardı? Plazma bulutu, peki neden ona da galaksi demiyoruz da, illa bizim kabulümüzü sağlayacak biçimde katı cisimler(katı hal!) söz konusu olduğunda galaksi diyoruz, yetmiyor neden öncesine dair absürt, metafizik, maddeyi dışlayan üfürükler peşinde koşuyoruz? En basit haliyle cevap, teolojik, mitolojik, devinime reddiye, evrim karşıtlığı, bir şeyi olduğu gibi kabullenmemek saplantı ve şartlanmaları... Modern mitoloji, modern fantaziler, boş ve gereksiz işler.

Son olarak madde tanımsızdır -yani illa şu biçimde olacak diye bir kıstası yok- , tanımlarınız biçime dair o biçimlerde göreceli form-yapılara nazaran ve bunlar değişir, evrilir...

Sonuç "kaotik evren" değil, sadece evren, aynen kaotik galaksi, sarmal galaksi gibi ayırmama durumu gibi, sadece galaksi, sadece evren, ev-ril-en, hangi biçime sahip olursa olsun "evren" (yukarıda verilen "EV" örneği gib o zemin-temelde bakmalı). insanı merkeze koymanın anlamı yok, insan yokken de evren, plazma deryası iken de evren, bir top iken de evren, bir saha iken de evren, hangi biçimde olursa olsun evren. biçim evrene dairdir, haricen düşünülemez...En fazla bizim şu anki evrenimiz dersiniz, ama nedir, dar kapsamlıdır o kadar ve bu evren için de absürt yaratılış kurguları üretmeye gerek yok, o hangi biçim de görünürse görünsün, her biçimde de evren. evren demeniz için işinize gelmesi gerekmiyor. Nereye varıyoruz, evrilmeye, halden hale, biçimden biçime geçişe.

Aslında ilgili makalenin de bu denli önemsenecek bir yönü, yapısı, verisi, detayı yok. ortalama her insan bu basit değerlendirmeleri yapabilir...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (16-10-2019 Saat 00:45 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15-10-2019, 23:55
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.146
Standart

Yanlışlanamazlığı, ölçülemezlikten gelen bilimselsizliğine ek olarak diyalektikle de çelişkilidir. Kütle-enerji denkliği üzerinden farklı etiketleme ile, forma dair olan dengesizliği, sonsuza dengleme çabası .
Dincisi geriden bunlar da ileriden üfleyerek insanlığı aldatıyor, en güzeli ise her iki tarafın da bir şey biliyormuşcasına bir birine girmesi. Bazıları onunla konuşur, bazıları ise onu görmez. Sonsuz olanı görmeyen mi yoksa konuşan mı üç kağıtçı. Evet, bütün mesele bu.

Bazı insanlar hiç değişmez. kendilerini deyistirmemek icin sadece daha iyi yalan atmayi öğrenirler
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-10-2019, 00:49
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yanlışlanamazlığı, ölçülemezlikten gelen bilimselsizliğine ek olarak diyalektikle de çelişkilidir.
Kelime lafazanlığı ahmak da yapıyor demek ki... Materyalizm, bilim şu ya da buna dair bir iddia, teori değildir, eksik ol, sende anlama...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16-10-2019, 08:59
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.997
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Aslında ilgili makalenin de bu denli önemsenecek bir yönü, yapısı, verisi, detayı yok. ortalama her insan bu basit değerlendirmeleri yapabilir...
evet aslında bu forumda bile benzer düşünceler defalarca yazılmıştır.
sanırım makalenin farklılığı bu görüşleri matematiksel denklemlere dökmesinde.

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilim de materyalisttir
bunu iddia eden de materyalizmin kendisi.
yani bilim çıkıp da ben materyalistim demiyor.

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
materyalizmi ancak metafizikle çökertmek zorundasın.
peki materyalizmin karşısına sadece metafizik mi getirilebilir?
neden sadece bu iki paradigmadan birini seçmeliyiz.
siyah ve beyaz dışında da renkler yok mudur.

ben mesela evreni maddeyle değil, değişimle açıklıyorum.
değişen nedir sorusuna da ihtiyaç duymuyorum.

evrimin kendisi (sadece kendisi) her şeyin genel açıklaması olabilir.
madde evriliyor demek yerine evrim madde algımızı geçici olarak ortaya çıkarıyor diyebiliriz.
evrim metafiziksel midir?
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16-10-2019, 14:35
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.146
Standart

Elektriksel evren veya plazma kozmolojisi nedir? Sorunun cevaplanması kolay olmasada bununla ilgili neyin hayal edilebileceğini ve bunun ciddi bir bilim olup olmadığını açıklamaya çalışacağım. İnternette Elektrik evreni altında evrenimizle ilgili bir çok ifade ve hipotez bulabiliyoruz. Elektrik evreni ile ilgili tüm düşüncelerin ortak bir yanı varsa, ifade şu: kozmostaki süreçler ve olaylar, yerçekimi tarafından değil, elektromanyetik kuvvet tarafından yönetilir. Bu nedenle "elektriksel evren" alternatif bir kozmoloji veya normal bildiğimiz bilimden çok farklı bir alternatif astronomi / fiziktir. Bu alternatif kozmolojinin nereden geldiği de tam belli değil. 1883 yılında, yalnızca takma ad altında 'Elektriksel Evren' başlıklı bir kitap yayınlandı. Kısacası, elektriğin evrendeki her şeyden sorumlu olduğu iddia ediliyor. Bu, yıldızları parlatır,isi yayar, gezegenleri hareket ettirir ve gözlemleyebileceğimiz her şey elektriksel işlemlerden kaynaklanır. Ancak, bu takma ad altında bilinen adamın ilgilendiği diğer konulardan da anlaşılacağı gibi bilimsel olan bir tarafı yok. Örneğin bize güneşin ve ayın arkasında yaşam olduğu hakkında masalımsı şeyler söylüyormus. Bu bir tarafa 'Elektriksel Evreninin' modern destekçileride, gökbilimci ya da kozmolog olmayan insanlardır ve çalışmaları bilimsel dergilerde yer almamıştır. Daha önce de söylediğim gibi,bunların temel bir teorik detaylandırması da yok .

Büyük patlama elektriksel evrende yok. Galaksiler de daha önce düşündüğümüzden tamamen farklı davranıyor:
"Gökadalar elektrik kuvvetleri tarafından oluşturulur ve düzenli olarak kuasarları ve elektron ışınlarını çıkarırlar ve kuasarlar cüce gökadalardan büyük gökadalara, tanımlanabilir "ebeveynler" ve" çocukları "misali aileleri oluşturan gökadalara dönüşür.

Ayrıca yıldızlar elektrikle çalışır: Nasıl mı, bakınız.
'Yıldızlar, termonukleer gaz topları değil, elektrik transformatörleridir. Yıldızlar galaktik akımlarla beslenir ve bu enerji akışına bağımlıdır.'

Ayrıca yıldız ve gezegenlerin oluşumu hakkında bildiğimiz ve düşündüğümüz her şey yanlıştır:

"Yıldızlar diğer yıldızları ve gaz gezegenlerini doğuruyor. Dünya benzeri gezegenler ve aylar ayrıca gaz devlerinin ve cüce güneşlerin çekirdeğinin 'elektrik gücü' ile 'doğar'.Gezegenlerin ve atmosferlerinin yüzeyleri daha büyük nesnelerden doğarken diğer gezegenlerle elektriksel karşılaşmalar sonucu ortaya çıkar. Gezegenler hızla en az elektriksel etkiye karşılık gelen yörüngelere girerler."

Dolayısıyla, Elektrikli evren, astronomların son yüzyıllarda tarif ettikleri evrenden tamamen farklıdır. Gördüğümüz üzere gezegenlerin yıldızlar etrafında hareket etmesine neden olan yerçekimi değil, elektriktir. Yıldızların parlaması da nükleer füzyonla gerçekleşmiyormuş, çekirdeklerin muazzam kütlelerinin çekimi altında ısınmıyor, bunun yerine elektrikle çalışıyormuş. Evren genişlemiyor ve galaksiler kütlecekimsel olarak yıldız sistemlerini bağlamıyor, her şey yine elektrikle olup bitiyor.

Diğer gök cisimlerinde görülen tüm kraterler çarpışmalardan değil, elektriksel deşarj izlerinden kaynaklanır. Gökbilimciler tarafından gözlemlenen büyük gaz bulutları ve süpernova kalıntıları göründüğü gibi değil, evrendeki plazma akımlarıymis. Ve buna benzer her şey elektriksel ve tüm modern astronomi yüzyıllarca bizleri aldatıyormuş.

Bu elektrik dünyası ciddi bir bilim midir yoksa saçmalık mı? Kısacası: Elektriksel evreninin gerçek bilim ile ilgisi yok. Gerçeği yeterince açıklayamayan veya somut gözlemlerle teyit edilmeyen, klasik bir sahte bilim ve komplo teorisi karışımıdır.
Daha uzun bir cevap yazması zor. Bu modelin ifadelerini çürütmek çok zor olacağından değil, ancak,destekçilerinin iddiaları öylesine saçma olduğu için, uygun bir cevap vermeside öylesine zor oluyor. Gökyüzünün mavi olmadığını, çimlerin yeşil olmadığını ve güneşin turkuaz olduğunu söylemek gibi bir şey. Bu açıkça saçmalıktır; reddetmeyi nereden başlayacağını bile bilmiyorsunuz.

Ayrıca, bu kadar aptalca saçma olduğuna inanmak isteyen herhangi biri rasyonel argümanlara ikna olmayacaktır. Örneğin, önemli ifadeler gezegenlerle ve onların hareketleriyle ilgili olan oluşum sorununu görmezden gelip hareketi düşünelim.

Bunun nasıl çalıştığı 400 yıl önce bulundu. İsaac Newton, yerçekiminden kaynaklanan tüm olayları tahmin etmeyi mümkün kıldı ve çok iyi çalışıyor. Yeni gezegenleri bile keşfedebiliyoruz. Gök cisimlerinin hareketlerini o kadar iyi tahmin edebiliyoruz ki uzay sondalarını öngörülen noktasına varinca indirebiliyoruz. Yerçekimi teorimiz, ayın, dünya etrafında hareketinden tut güneş tutulmalarına kadar saniyesine varınca tahmin etmemizi sağlıyor. Yerçekimi, daha uzak yıldızların birbirleri etrafında nasıl hareket ettiğini ve bu tahminlerin ve gözlemlerin birbirine mükemmel şekilde nasıl uyduğunu gösteriyor.


Yerçekimi kuvveti tanımımızın henüz tam olarak doğru olmaması muhtemeldir. Bu yüzden birçok bilim adamı kuantum kütlecekim teorisini aramaktadır. Ancak bu, şu ana kadar bildiğimiz her şeyin tamamen yanlış olduğu anlamına gelmez. Ve en önemlisi, cisimlerin hareketini bilmeyle ilgili bugüne kadar inandığımız her şey saçma, o zaman elektrik evreninin teorisi kozmosu aciklamalıydı. Bu nedenle, gezegenlerin hareketini mümkün olduğunca önceden tahmin edebilen tamamen elektriksel kuvvetlere dayalı bir matematiksel formülasyonu olması gerekirdi. Havaya atılan bir tenis topunun nasıl yere düştüğünü de tanımlayabilmelidir. Teoriye göre! Eğer bildiklerimiz yanlış olsaydı, kelimenin tam anlamıyla modern bilimimizin tümü de yanlış olurdu! Ve aynı astronominin, fizik, biyoloji, jeoloji ve benzerlerinin hepsinin aynı yanlış teoriyle tutarlı olarak gözlemlenebilir tüm doğayı tanımlayabilmesi büyük olasılıkla tesadüf olmuş olacakdi. Böylesine bir tesadüf ola bilir mi. bu modelin destekçileri daha iyi bir açıklamaları olduğunu söylüyorsa, o zaman gerçekten daha iyi olmalılar. Yoksa her şeyin elektriksel olduğu iddiasının ötesine geçemezler. İddia ya yönelik herhangi bir çalışma keşfetmedim, örneğin gezegensel hareketi öngörmek için ayrıntılı bir hesabın olması gibi, kafasına göre bilimsel takılanlar bu tür çalışmalara yönelik bir bilgisi varsa söylesin.

Bazı insanlar hiç değişmez. kendilerini deyistirmemek icin sadece daha iyi yalan atmayi öğrenirler
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 16-10-2019, 15:18
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.318
Standart

ortalama her insan bu ''basit'' değerlendirmeleri yapamaz.

felis agnosticus'un bi çevirisine itiraz ettiğim için ODTÜ'lü bi fizikçi doçent'le tartışmak zorunda kaldım.
salak;
geometrideki rasyonel (aslında bir o kadar da irrasyonel) tekilliği fizikteki tekillik diye bana kakalamaya kalktı.
içine düştüğü zavallı durumu dahi algılayamadı
alfven fiziğinden haberi olmamış çünkü.

forumda bunları defalarca sadece bir-iki kişi dile getirmişti.
ancak mesele, egemen paradigma ve psikoloji meselesi

bu forumda hayalkırıklığı bitmez.

sonuçta açıkladığı şey evren ise;
bunu değişimle de açıklasan kendi ilkel, elden geçmemiş olanağı geliştirilmemiş ''madde'' kavramınla da açıklasan materyalistsin işte. diğeri metafiziktir
ya yöntem olarak ya ontolojik olarak
bunu anlamayan bi yıldıztozu ile
niceliğin nitelikten soyutlandığını - yani sonuçta bi soyutlama olduğunu-
diyalektiğin yasası olmakla,
diyalektiğe bişey katmadığını anlamayan spartacus.

ne yapıyosunuz siz ya
kendi emeğinize saygınız yok
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 16-10-2019, 21:22
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bu forumda hayalkırıklığı bitmez.

sonuçta açıkladığı şey evren ise;
bunu değişimle de açıklasan kendi ilkel, elden geçmemiş olanağı geliştirilmemiş ''madde'' kavramınla da açıklasan materyalistsin işte. diğeri metafiziktir
ya yöntem olarak ya ontolojik olarak
bunu anlamayan bi yıldıztozu ile
niceliğin nitelikten soyutlandığını - yani sonuçta bi soyutlama olduğunu-
diyalektiğin yasası olmakla,
diyalektiğe bişey katmadığını anlamayan spartacus.
O konunun bununla alakası yok, nicelik ile nitelik konusunu anlamayan daha doğrusu iki kavramı yanlış tanımlayıp-konumlandırıp, sonrada kendi tanımında ısrar eden sensin, benim açımdan önemi yok, zira o da eksik kalsın diyorum, meselenin bir diğer sorunu da, üst zeminlerdeki(form-yapıya nazaran) konuları, alt zeminlere dayatmakla ilgili...

Niceliğin, niteliğe dönüşümü lafzı absürttür. Esas olarak ifade ettiğim ise, nicel değişimlerin nitel değişimlere yol açtığıdır-ki bu süreçle ilgilidir, analiz, çözümleme ve elbette bütün açısı-temelinde bir konudur. evrimsel süreç de, devrimsel süreç de bu çerçevede bir bütündür. Nicel ile nitel karşıt, zıt, özdeş kavramlar değil, bin kere dile getirildi, NİCEL, miktar ile ilgili bir kavram, ilgili ifade ise madde ya da şunun yapısını izahı amaçlamaz, YÖNTEM üzredir.

Niceliği, miktar olarak düşünmek gerekir, bu kadar basit. Salgın hastalığın yayıldığı bir toplumda, salgın oranının değişimi, fizikseldir, analiz bakımından ise bu oranın kendisi ise niceliktir.
Keza şu ya da bu kimyasaların form-yapıya etkime analiz-çözümlenmesinde de miktar(nicel) önem arzeder, bunu(nicel etkisini) bilimsel gözlem, araştırma, deneyler ve izahlar da ve hatta gündelik dilde zaten her bakımdan kullanıyoruz.

Bu evrim süreci içinde geçerlidir, örneğin ot ile beselenen canlıların evriminde, ilgili bölgedeki yiyecek miktarı,
Bu döllenme, çeşitlenme sürecinde de geçerlidir, baskın hale gelmenin sayıca-miktarca, oranca etkisi açsından da geçerlidir, sprem sayısı(nicelik) açısından da....
Bu toplumsal nitelikler, sosyo-kültürel, sosyo-politik alanlarda da
Bu kimyasal bileşiklerdeki oranlar açısından da... ... ...
örneğin;
Doğal seçilim, bir popülasyonda sadece yeteri kadar genetik varyasyonlar var olduğunda evrime neden olur.
Burada yeteri kadar ifadesi niceldir, "yeteri kadar" kelimesi şu ya da bu nesneye dair, o nesnenin biçimi, yapısı, ne olduğu, olmadığına ve şu ya da bu özelliğine dair kullanılmıyor, böyle bir amacı da yok, miktar açısından kullanılır. Miktar olduğu için nicel denir. Demek ki buradaki miktar, yeteri kadar -yani etkin-baskın olabilme etkisi oluşturana kadar veya açı lokal ise lokal de dahi çeşitli özelliklerin değişimine yol açar, nicel değişim-birikimlerin, nitel değişimlere yol açması çıkarımı...

Önemli olan nicelik ile kastedilen miktarın ne olduğu, neye göre olduğudur, buradan çözümler, analizler elde edilir. vs.

Nicelikten kasıt, maddeyi madde yapan zırvalığı veya ne olup, olmadığını açıklayan bir ifade, zemin değil.
Bir ifadenin ne adına, neye göre kullanıldığı önemlidir. 3 oksijen atomu bileşik yaparsa ozon oluşur sözündeki, 3 rakamı niceliği ifade eder, nitelik farklı nicelik farklı kıstaslara göre soyutlanır, önce bu kavranmalı. Nicelik=miktar ile ilgilidir, haliyle form-yapılar, ortamlar, organizmalar-örgütler, ağlar, bilinç düzeyi vs burada miktar sözkonusu olduğun da o miktar niceliği temsil eder....

bir nitelik örneği ver...

Bir ifadeye amacı, kapsamı dışında anlamlar yüklenmeye kalkılırsa bunun sonu ya safsata ya da hayal kırıklığı olur.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 16-10-2019, 22:08
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bunu iddia eden de materyalizmin kendisi.
yani bilim çıkıp da ben materyalistim demiyor.
Materyalizm kelimesinin kullanımı hakkında, kargaşa yaşıyor olabilirsin. Oysa orada materyalizm ifadesi, YOL-YÖNTEM olarak dile geitiriliyor. Bilim neden materyalisttir? Birileri materyalist dediği için değil, gözleme-deneye, yani fiziğe dayandığı için. O yol=materyalizm, ok?
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
peki materyalizmin karşısına sadece metafizik mi getirilebilir?
neden sadece bu iki paradigmadan birini seçmeliyiz.
siyah ve beyaz dışında da renkler yok mudur.
Evet, SADECE METAFİZİK! Bu konu siyah-beyaz meselesi değil, alakası yok. Bu biçimde indirgeyemezsin, materyalizm bir iddia, şu yada bu konuya dair özel bir teori, alan değil. Bu şekilde çarpık bir götürüyle, paradigma haline getirilip kıyaslanmamalı.
Senin soru neden illa bilimi seçmeliyiz. Başka bir yol biliyorsan orataya koyarsın, bakarız, eğer bilimsel bir temele dayalı ise zaten bilimin karşısına geçmez, aksine dahili olur, umarım anlayabiliyorsundur.
Materyalizm neden önemli, sen klişe sanıyorsun, oysa materyalizm, bilimin izlediği YOL'DUR(bilgiye ulaşma, merak, gözlem, deney, nesnel dayanak, buna bağlı mantık ve sorular, bunlar bilim değil yol'dur ve bu yol materyalizmdir, felsefenin konusudur, bunu anlamak zor olmamalı) işin aslı bu. Bilim ne zaman metafizik sorular soruyor, gözleme, deneye, bilgiye kapalı, bilgiyi dışlayan uyduruk alanları zorluyor, o zaman materyalist yoldan sapıyor, bilim olmaktan, çıkıyor, bilgi ile hiç bir bağı kalmıyor demektir. Teoloji->metafizik->idealizm.
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ben mesela evreni maddeyle değil, değişimle açıklıyorum.
değişen nedir sorusuna da ihtiyaç duymuyorum.
Kullandığın ifade dahi kendini dıştalıyor. Evren'i diyorsun, işte değişimle açıkladığın evren lafzında, değişen nedir sorusunun cevabı tam da orada evren, ama temel de madde oluyor! Değişen madde! Bu öyle yalıtılmş, kavanoza konmuş bir parçacık olarak düşünülmeyecek! İlişkisel ağ, bütün olarak bakılacak. değişim dendiğinde temelde olan hareket-ilişki zeminidir. Kelime oyunu yapıyorsun, ama ne için, ne adına, ne gereği var? İlişki halinde olanlar nedir, hareket halinde olanlar nedir, bunların faktörleri nelerdir, hareketin, ilişkinin sebebi nedir vs? Değişim dediğin -kavrayış, algı kıyas, soyutlama-kavram olarak- sonra anlam kazanır.

Hiç bir şey yok, sadece "değişim" var demelisin -ki evet bu idealizm oluyor ve elbette "değişim" kavramını neye dayanarak soyutladığın sorulacak, bu cevabı kendin vermelisin, "sorma gereği duymuyorum" demen bir cevap niteliği taşımıyor.
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sanırım makalenin farklılığı bu görüşleri matematiksel denklemlere dökmesinde.
Bundan sonra, dilersek matematikle bir yığın zihinsel, kurgusal oyunlar da oyanayabiliriz, neden illa bir şeylere inanmak arzusu terkedilemiyor?
hayır, zaten big-bang'in kurgusu(temeli) ağırlıklı olarak öznel-matematik oyunlarıyla dolu, bu oyunlardan olmadık gerekçeler nesneler, varsayımlar vs türetiyorlar, illa teolojik, egemen şartlanmalar galebe çalmalı! Bu kişi de, açılıp, kapanmaktan söz ediyor, öyle olsa bile kapalı halde iken de evren, açıkken de evren -DEĞİŞEN NE(sorumu hala anlayamadın değil mi?), kabullenmeme isteği ideolojik, teolojik alt-yapı!
Sana gelirsek değişim diyorsun, her an deviniyor, çünkü her an, hareket-ilişki hasılı değişim mevcut, açık da olsa, kapalı da olsa, deviniyor, ilgili teorilerde ise illa bir başlangıç arayışı sorunu mevcut, bütün mitoloji buna dayandırılıyor.

Değişmek kelimesinin referansının, KIYAS olduğunu biliyor olmasın.

Değişim kerameti kendinden menkul, hiç bir referansı olmayan, ne idüğü belirsiz ruhani bir kavram değil, o bir SOYUTLAMA! Değişimin de temelinde yatan unsurlar mevcut, bu da zemin olarak HAREKET-İLİŞKİ-ETKİ-TEPKİ olarak ifade edilir.

Bir değişim örneği vermelisin, neye dayanarak söylemektesin, neyi, neyle kıyasladın? Anlamam gerekiyor...
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
evrimin kendisi (sadece kendisi) her şeyin genel açıklaması olabilir.
madde evriliyor demek yerine evrim madde algımızı geçici olarak ortaya çıkarıyor diyebiliriz.
evrim metafiziksel midir?
Evrimi OLGU olarak dile getiriyorsan, yukarıda dile getirdiklerim yine geçerli, yok bir kerameti kendinden menkul olarak "kendisi" diyorsan, öyle bir "şahısa, cisime, kendisine" sahip değiliz.
Evrim tanımın nedir? Neye göre tanımlıyorsun?
Örneğin biyolojide evrim, canlıların, farklı özellikler vb kazanmasıyla, böylece "değişim" ile ilgili ifade edilir.
Felsefede ise, salt canlılar değil, tüm nesneler, ortamlar, koşullar, yapılar vb daha genel kullanılır.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:56 .