Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 21-02-2021, 14:46
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.997
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
çünkü kıç yalamadan üst sınıfa kimse giremez, bu kapitalizmin birinci kuralıdır.
Siz kapitalizmin doğayla ilişkisini bilmediğiniz için sınıf ayrımına dar bir açıdan bakarak sadece kapitalizmle nedensellik kuruyorsunuz.
Sınıf ayrımı her zaman her alanda her yerde kaçınılmazdır.
İnsanlar zekalarına göre de sınıflandırılır örneğin.

Mars'a robot gönderen bu mühendisler zeka-beceri-bilgi konusunda insanlığın üst sınıfına aittir.
Bense onlarla övünmüyorum, onlarla aynı sınıfta olduğumu biliyorum.

Bizimle aynı sınıfta olmasanız bile Marsa robot gönderilmesine siz de sevinebilirsiniz. İnsan ırkına aitsiniz sonuçta. İnsan ırkı da tek başına bütünsel bir sınıftır.

Senin de üst sınıfta olduğun durumlar var. Örneğin insan sınıfına aitsin ve güvercin sınıfından daha üsttesin. Sınıf farkı her yerde kaçınılmaz.
Sınıf ayrımları doğal işleyişin zorunlu bir sonucudur. Kapitalizm de bu açıdan doğayla tam bir uyum içerisindedir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 21-02-2021, 15:22
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.635
Standart

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/
Kapitalizm milyarca insanı öldürerek, onları yoksulluktan inleterek Mars'a gidiyor, bunu Sovyetlerin ahlaksızlığıyla kıyaslaman komik değil mi?
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 21-02-2021, 15:37
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.635
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Siz kapitalizmin doğayla ilişkisini bilmediğiniz için sınıf ayrımına dar bir açıdan bakarak sadece kapitalizmle nedensellik kuruyorsunuz.
Sınıf ayrımı her zaman her alanda her yerde kaçınılmazdır.
İnsanlar zekalarına göre de sınıflandırılır örneğin.
Sınıf denen şey hayalle olmaz, konumunla olur.
Ya ezilen-sömürülen sınıfın üyesisin ya da kapitalist sınıfın ama sen ezilen sınıfa ait olduğun halde kendini hayalle kapitalist sınıftan görüyorsun.

Bak, kapitalist dünyada toplasan 10 kişi kapitalist çıkmaz, hadi bunların Koç ailesi gibi işbirlikçileriyle-aileleriyle birlikte dünyada bir milyon diyelim. O bir milyon içindeysen bunları söylemen normaldir ama onlardan biri değilsen sadece kendini kandırırsın.

Bu arada kapitalizmin doğayla ve evrimle ilişkisini gayet iyi bildiğimi belirteyim. Zaten bildiğim için komünistim.
Kapitalizm olmadan olmaz sanıyorsunuz, bu bir yere kadar doğru ama onun bir süreçten ibaret olduğunu bir türlü kabullenemiyorsunuz. Çünkü olaya metafizik kafayla bakıyorsunuz. Oysa her şey gibi kapitalizm de ölür. Ahan da bugün mutlak gibi görünen dinlerin sekülerleşmesinden bahsediyoruz. Dinler bile bu hale geldiyse her şey değişir.

Ayrıca senin adına üzülüyorum, gençsin, yakışıklısın, maddi durumun da fena değil, böyle kandırıkçı hayallerle kendini avutman gerçekten üzücü.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 21-02-2021, 16:53
Ahlaksız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.117
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kapitalizm milyarca insanı öldürerek, onları yoksulluktan inleterek Mars'a gidiyor, bunu Sovyetlerin ahlaksızlığıyla kıyaslaman komik değil mi?
Sovyetler farklı bir yöntem mi denedi?
Bir tarafta açlıktan ölen milyonlar varken, sovyetlerde 'Ay'a gideceğiz' deyip gitmediler mi?
Sovyet veya komünist denilen insanların, liberallerden aslında zerre farkı yok ki.
Hepsi insan sonuçta.
Komünistler kendini adaletten/eşitlikten yana insanlar gibi takdim ediyorlar ama iş başa düştü mü, hepsinin aynı b.k olduğu ortaya çıkar/çıkıyor.

Komünizm, kapitalizmin revize/reform edilmiş hali sonuçta.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 21-02-2021, 17:13
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/
Aptallaştırma aracı aptal dizilerden ancak aptallar bilgi aldığını zanneder.

Ateistim diyorsun ama bunu temellendirecek felsefi, siyasal, iktisadi, bilimsel vs azami diyebileceğimiz genel bir birikimden tamamen yoksunsun. Bu yüzden din eleştirisinde gelebileceğin en üst seviye "bak burda öldürün diyor" oluyor zaten. Bütün kültür ve "bilgi" seviyen büyük çoğunluğu çöplük ve aptallaştırma aracı filmlerden, dizilerden, internet denen çöplükten geliyor.

Bence insan bu durumdan kendi çabalarıyla da kurtulabilir. Ancak bana kalırsa sen okumakla da, düşünmekle de düzelecek bir tip değilsin çünkü buna kapasiten bile yok. İflah olmazsın yani. İdealizm bile diyemiyeceğim tuhaf boş bir metafizik dinci anlayışa sahipsin.

Sırf tartışmış olmak için tartışıyorsun. Bütün bu sebeplerden dolayı sana ciddi ciddi yazmaya değmez bana kalırsa. Zaman kaybısın.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 21-02-2021, 18:17
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Senin de üst sınıfta olduğun durumlar var. Örneğin insan sınıfına aitsin ve güvercin sınıfından daha üsttesin. Sınıf farkı her yerde kaçınılmaz.
Sınıf ayrımları doğal işleyişin zorunlu bir sonucudur. Kapitalizm de bu açıdan doğayla tam bir uyum içerisindedir.
Kapitalizmin dünya tarihindeki yeri en fazla 600 yıldır. Ancak metafizik bir anlayış bir şeyin sonsuza kadar duracağını zanneder.

İnsanlık tarihinin başlangıcı komünal düzene dayanır. Buraya kadar hayatta kalmasının, ilerlemesinin ve beynini geliştirmesinin altındaki neden de yapılan işbirliği, dayanışma ve emektir. İnsan olarak kim ve ne olduğumuzun, bilincimizin de altında bunlar yatar.

Mars'a giden aracı yaratan sadece mühendislerin emeği değil, onu yapan parçalardan, ulaşımından, montajından, temizliğine kadar kadar bir dolu genel bir emek sürecidir. Bunların oluşmasını sağlayan kültür, bilgi, bilim ve birikim süreci de insanlığın ortak ürünüdür.

Doğal olmayan bunların sırtından geçinen parazitlerdir. Parazitlerde sağlık için çok tehlikelidir.

Bana kalırsa en az ahlaksız kadar umutsuz bir vakasın ancak yinede diğer okuyucular içinde şuraya bir alıntı bırakıyorum;

Marx kapitalizmin eleştirisine günlük, sıradan bir şeyle, meta ile başlar. Kapital'in ilk satırları şöyledir:

Kapitalist üretim tarzının egemen olduğu toplumların
zenginliği, "muazzam bir meta yığını" olarak görü-
nür; bunun basit biçimi tek bir metadır. Bu nedenle,
incelememiz, metanın analiziyle başlıyor.
Marx, Kapital, s. 49


Herkes bilir ki bir meta alınıp satılan ya da eşit değerde olduğu düşünülen başka bir şeyle mübadele (değiş-tokuş)
edilen bir şeydir. Metaların insanlara yararlı oldukları için alınıp satıldıkları açıktır.

Öyleyse bir metanın iki yüzü vardır. Bir kullanım de-
ğeri, bir de mübadele değeri. Bir mübadele değeri kendini, metaların mübadele edildiği fiyat olarak açığa vurur.

Meta: Marksist olmayan iktisat yazımda "mal" sözcüğü
ile aynı anlanıdadır. ·çev.

Öyleyse bizim meta için başlangıç tanımımız şudur:
İnsanlara yararlı olduğu için alınıp satılan bir şey.

Böyle söylenince hiçbir sorun yokmuş gibi görünür. Metanın kullanım değeri yüzü ile mübadele değeri yüzü birbirine güzelce uymuş gibidir.

"Bir meta, ilk bakışta, kolayca anlaşılan sıradan bir şey gibi görünür. Metanın analizi, onun metafizik safsatalarla ve teolojik süslerle dolu çok karmaşık bir şey olduğunu gösterir."
Marx, Kapital, s. 81


İlk bakışta meta kolayca anlaşılabilir sıradan bır şey gıbı gorunse de Marx, kapitalizmde şeylerin göründükleri gibi olmadığını gösterir.

Marx'ın çözümlemesi aslında, çağdaş kapitalizmde kullanım değeri ile mübadele değerinin birbiriyle savaş halinde olduğunu gösterir.

Gelin önce şeylerin kullanım değeri yüzünü ele ala-
lım. Gelişigüzel bir ürün demeti düşünelim: Bir çay poşeti, bir çekiç, bir dürbün.

İlk gözünüze çarpan şey, kullanım değeri olarak her birinin ne kadar farklı yararları olduğudur. Gerçekten de bu yararlar her ürün için kendine özgüdür. Çay poşetini çivi çakmak ya da çekici uzağı görmek için kullandığınızı düşünün, başarılı olma şansınız pek yoktur.

Bir şeyin yararlılığı, onu kullanım değeri haline getirir. Ne var ki, bu yararlılık, havada duran bir şey değildir. Meta, cisminin özellikleriyle belirlendiğinden, o olmadan var olamaz.
Marx, Kapital, s. 50


Bu ürünlerin birbirinden farklı olmasının yanı sıra
kendilerine özgü yararları büyük ölçüde kendi fiziksel yapılarına bağlıdır.
Su geçirmeyen bir çay poşetiyle bir bardak çay hazırladığınızı, ya da mercekleri olmayan bir dürbün kullandığınızı düşünün.

Demek ki bu ürünlerin yararlılıkları tamamen fizik-
sel yapılarıyla ve parçalarının birleşimiyle ilişkilidir. Bu da yine yararlı olmalarının, kendilerine özgü belli niteliklere bağlı olduğu anlamına gelir.

Ürünlerin hammaddeleri nereden gelir? Açıktır ki
başlangıçta hepsi şu ya da bu biçimde doğal malzemelerdir. Çay bitkiden, poşeti ağaç ve sebze liflerinin karışımından gelir. Çelikten yapılmış bir çekiç, demir ve karbon bileşimidir. Mercek için gerekli cam da kum ve kireç gibi doğal malzemeden üretilir.

Kuşkusuz doğa, daha iyi, daha rahat, daha gelişkin
yaşamamızı sağlayan bu yararlı ürünlere kendiliğinden dönüşmez. Bu İNSAN EMEGİ ile yapılan, bir bakıma neredeyse sihirli bir dönüşümdür.

Çalışma, her şeyden önce, insanla doğa arasındaki bir süreçtir; bu süreçte, insan, doğa ile kendisi arasındaki madde alışverişini kendi çabasıyla yürütür, düzenler ve denetler. Doğanın sağladığı maddelerin karşısında bir doğa gücü olarak yer alır. Doğanın sağladığı maddeyi kendi yaşamında kullanılabilecek bir biçimiyle mülk edinmek üzere kendi canlı varlığının doğal
güçlerini, kollarını ve bacaklarını, kafasını ve ellerini harekete geçirir. Kendi dışındaki doğa üzerinde etkide bulunur ve onu değiştirirken, aynı zamanda kendi öz doğasını da değiştirir. Böylece, doğada uyuklamakta olan güçleri geliştirir ve bunların hareketini kendi emri altına alır.
Marx, Kapital, s. 182


Demek ki kullanım değerinin kökenieri doğa ve insan emeğindedir. Bu, sadece yakın tarihimizdeki kapitalist üretim için değil, insanlık tarihi boyunca böyledir.

İnsanlar kullanım değerini hep doğal hammaddelerden
türetmiştir. Bu üretim süreci de bizi yaratıcı, akıllı insanlara dönüştürmüştür.
İnsan soyunun çalışma süreci, hayvanları yönlendiren sezgisel eylemden çok farklıdır.

Bir örümcek, dokumacının çalışmasını andıran faaliyetlerde bulunur ve bir arı, bal peteğini yaparken bazı mimarları utandırır. Ama en kötü mimarı en iyi arıdan daha en başından ayırt eden şey, mimarın, peteği balmumundan yapmadan önce kafasında kurmuş olmasıdır. Emek sürecinin sonunda, bu sürecin başında zaten işçinin imgeleminde, yani düşünsel olarak var olan bir sonuç ortaya çıkar. İşçi, sadece, üzerinde çalıştığı doğal maddeye biçim değişikliği vermiş olmakla kalmaz; aynı zamanda, bu doğal şey üzerinde, kendi faaliyetini yürütme biçimini bir yasa olarak
belirlediğini ve kendi iradesini tabi kılmak zorunda
olduğunu bildiği amacını da gerçekleştirmiş olur.
Marx, Kapital, s. 182


İnsanın çalışması, sezgisel içgüdülerle değil de yaratıcılık ve düş gücüyle yönlendirildiği için,insanlar yaratıcı olabilir. Hem kendilerini çevreye uydurabilirler hem çevreyi kendilerine.

Kendilerine ve çevrelerindeki doğaya ilişkin şeyler keşfedebilirler. Bütün bunlar insanlık tarihinin,doğa tarihinden farklı olabilmesini sağlar. Elimizin alet yapıcı bir organa dönüşmesi, insanlık tarihinin gelişimini belirlemiştir. Marx'ın yaşam boyu dostu ve çalışma arkadaşı Friedrich Engels şöyle der:

Maymunun insana dönüştüğü binlerce yıl
boyunca atalarımızın ellerini uyarlamayı
yavaş yavaş öğrendikleri ilk işlemler çok ba-
sit şeylerdi. En ilkel vahşiler ... yinede bu geçiş yaratıklarından çok üstündü. İlk çakmak taşının insan eliyle bıçağa dönüşmesinden öncegeçen süre, bilinebilen tarihin uzunluğuyla karşılaş-
tırıldığında önemsiz görünür. Ama belirleyici adım atılmıştır; el özgürleşmiş ve bundan sonra hep daha maharetli olabilmiştir; böylece artan esneklik kuşaktan kuşağa geliştirilerek aktarılmıştır.

Friedrich Engels,
Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü



Öyleyse bizim insan olarak ne ve kim olduğumuzun temelinde emek yatar. Ernekle üretilen kullanım değerle-ri, belli emek türlerinin üzerinde çalıştığı hammaddelere
verdiği özel niteliklerden türer.

Kağıt yapmak istediğiniz ağacı, demir külçesiymiş
gibi yüksek sıcaklıktaki fırına sokmanız işe yaramaz.

Emek, farklı doğal malzemelerin taşıdığı özel niteliklerle
iş görmek zorundadır.

Kapitalizmde insan emeğinin ne hale geldiğini dü-
şünürsek, ernekte içselleştirilmiş insan yaratıcılığına
Marx'ın yaptığı övgüyü hatırlamamız gerekir.

Şimdi, insan emeğinin iki tür ürünü vardır. Bir tür,
başka işlerin görülmesine yarayan aletler ve hammaddeler olarak kullanılır. Öbür tür, insanların kendilerini
yeniden üretmek için tüketilen ya da kullanılan nihai ürünlerdir -bu, başları üzerindeki dam ya da yedikleri lokma olabilir.

İnsan emeği harcanarak elde edilen aletler ya da hammaddeler, örtük ya da olası kullanım değerleri olarak kalır. O kullanım değerlerini gerçek kılmak için ek emek harcanması gerekir.

Canlı emeğin bu şeylere el atması, onları ölüm uy-kularından uyandırması, yalnızca olası kullanım
değerleri olmaktan çıkarıp, gerçek ve etkin kullanım değerleri haline sokması gerekir. Bu şeyler, emeğin ateşiyle harekete gelir, onunla bir vücut olur, süreç içinde kendilerine düşen görevleri şevkle yerine getirmek için canlanır; gerçi, bu sırada tüketilirler; ama, bunun bir amacı vardır; geçim aracı olarak bireysel tüketim alanına veya üretim aracı olarak yeni emek süreçlerine girmeye hazır yeni kullanım değerlerinin, yeni ürünlerin yapıcı unsurları olmak üzere tüketilirler.
Marx, Kapital, s.186


Marx'ın, aletlerde (gelişmiş makineleri de bunlara katabiliriz) ya da hammaddelerde var olan potansiyeli ha-rekete geçirmek için gerekli canlı emek düşüncesi, daha sonra onun yaptığı kapitalizm çözümlemesi için çok önemli olacaktır.

Son olarak şunu da belirtmeliyiz ki Marx'ın deyimiyle "türümüzün varlığı" için emek, her ne kadar tam merkezdeyse de, o da doğaya bağımlıdır. Marx Kapital' de der ki
bu ilişki "doğanın koyduğu hiç sona ermeyecek bir insan varlığı koşuludur, dolayısıyla da o varlığın bütün toplumsal aşamalarından bağımsızdır, daha doğrusu bütün bu aşamalarda geçerlidir."

Kapitalizm tarih sahnesine çıktığında insan emeğine ne olduğu konusu ne kadar düşünmeye değerse, doğaya ve bizim doğayla ilişkimizin kapitalizmle ne hale geldiği de o kadar düşünmeye değer bir konudur.
https://books.google.com.tr/books/ab...on&redir_esc=y

Konu Saint-Just tarafından (21-02-2021 Saat 19:05 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 21-02-2021, 19:30
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.997
Standart

Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!
https://tr.sputniknews.com/columnist...-yogunluk-var/
Saint-Just´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsanlık tarihinin başlangıcı komünal düzene dayanır.
Onlar bu yüzden ''ilkel'' olarak tanımlanıyor. Şimdi de komünal ilkel kabileler var. Onlar da kapitalizme geçemedikleri için ilkel kalmaya devam ediyorlar.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 21-02-2021, 20:07
Ahlaksız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.117
Standart

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
.....
Zaman kaybısın.
Ben böyleyim de, sen necisin?

Şu forumdaki komünistlerin iki tanesi bir konuya girince, o konuya yönetim eninde sonunda müdahale etme ihtiyacı duyuyor. Niye acaba?!
Bu bilgi birikiminle şu cahile bir anlatsana.!

Niye bu kadar egonuz yüksek, niye her şeyi bildiğinizi/çözdüğünüzü sanıyorsunuz, niye bu kadar gerginsiniz/sinirlisiniz?

Çünkü İNANÇLI insanlarsınız sizler. Bir düşünceye, bir ideaya, bir fikre İNANIYORSUNUZ.
O yüzden deli gibi sinirlisiniz. O yüzden eleştiriyi kaldıramıyorsunuz. O yüzden kendi aranızda herhangi bir konuda anlaşamıyorsunuz.

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kapitalizmin dünya tarihindeki yeri en fazla 600 yıldır
........
Şu mesajının ilk cümlesini okudum, gerisini okumadım, çünkü gerek yok. Mesajına böyle başlayan birisinin cümleleri okunmaz.

Sana komünist literatürce empoze edilenleri burada PAPAĞAN gibi tekrarlıyorsun.
Kapitalizm dediğin şey, neolitik devrimden/dönemden beri, hatta daha öncesinde de vardı.
Müslümanlardan ZERRE farkınız yok. Müslümanlar da kendilerine empoze edilenleri din sanıyorlar ama işin aslı öyle değil işte.
Müslümana laf anlatılamayacağı gibi, bir komüniste de laf anlatılamaz.
Komünist kişi, neyin doğru/yanlış olduğunu anca kendisi bulabilir.
Bunun içinde bilgi ve IQ lazım, canım benim.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 21-02-2021, 20:45
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çünkü İNANÇLI insanlarsınız sizler. Bir düşünceye, bir ideaya, bir fikre İNANIYORSUNUZ.
O yüzden deli gibi sinirlisiniz. O yüzden eleştiriyi kaldıramıyorsunuz. O yüzden kendi aranızda herhangi bir konuda anlaşamıyorsunuz.
Sorma, çernobil dizisiyle getirmiş olduğun eleştiriler karşısında öyle bir sinirlendimki müdahele etme ihtiyacı hissettim. Komünizm'e karşı yöneltmiş olduğun eleştirilerin karşısında durulamıyor kardeşim. Niye bizi zor durumda bırakıp öfkeden kudurtuyorsun? Yani resmen şu eleştiri karşısındaki şu sakallının durumuna düşüyoruz;



Seni burdan eğitmek benim işim değil, neolitik dönem ile başlayan köleci toplum özelinde sınıflı toplumlardır. Bu dönemden önce avcı ve toplayıcı dediğimiz ilkel komünal toplum vardır ki bu toplumlarda sınıf veya sömürü yoktur. Ancak kapitalizmin ne olduğunu bile bilmeyen bir aptal neolitik dönem ve sonrasını "kapitalizm" olarak adlandırır.

Tarihsel materyalizmin açıkladığı bu dönemler ve sonraki dönemlere geçiş antropologlar tarafından da akademik yazımda doğru kabul edilir.

Bu konuda özellikle Engels'in "ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni" yada Morgan'ın ilkel komünal toplulukları anlattığı kitaplarından ya da Chris Harman'ın "Dünya Halklarının Tarihi" gibi kitaplardan faydalanabilirsin canım.

https://www.yordamkitap.com/halklari...binyila-ciltli
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 21-02-2021, 21:14
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!
https://tr.sputniknews.com/columnist...-yogunluk-var/


Onlar bu yüzden ''ilkel'' olarak tanımlanıyor. Şimdi de komünal ilkel kabileler var. Onlar da kapitalizme geçemedikleri için ilkel kalmaya devam ediyorlar.
Tunceli ne zamandan beri komünistmiş ben anlamadım, ki benim bildiğim Tunceli belediyesi komünistlerin eline daha yeni geçti. Daha öncesinde bir ovacık deneyimi var. Ayrıca belediye yönetimini ele alınca kapitalist üretim ilişkileri mi değişmiş oluyor?




Ee şimdi dünyada ki intihar oranlarında da kapitalist ülkeler başı çekiyor ne olucak şimdi? İş başında ölenler, yaralananlar, sakatlananlar ya da hastalığa yakalanlar istatistiklerinde de hep kapitalist ülkeler var?

Hatta bak ilginç bir bilgi ülkemiz iş cinayetlerinde pardon iş kazası ölümlerinde avrupa'da birinci, dünya'da ise üçüncü sırada. Acaba bu ölümlerin kapitalizm ile bir ilgisi var mı?

Bir yerde dayanışma ve işbirliği yüksek olabilir. Sosyal demokrasi de gelişmiş olabilir. Sosyalist bir ülke ya da toplumda olabilir. Ancak dünyada hiç bir yerde komünist bir kabile ya da toplum yoktur.

İlkel komünal topluma ilkel denmesinin sebebi komünal toplumun en basit hali ve insanlığın üretim tarzının ilk başlangıç örneği olmasından dolayı. Komünizmin "ilkel" olmasından dolayı değil.
İnsanlığın kapitalizm den sonraki sosyalist ve komünist toplum aşamaları çok daha üst düzey olacaktır. Çünkü toplumsal gelişimin yasaları böyledir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:59 .