Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 15-11-2005, 13:57
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart Kur'an Araştırmaları - Bulgular

Günümüzde Kuran ın bazı değişik Arapça versiyonları bulunmaktadır bunlar arasında farklılıklar olduğu bilinmektedir İşte bunlardan bazıları:


"Warsh" ın versiyonu
Kullanıldığı yerler: Cezayir,Fas,Tunus un bir kısmı,Afrika nın batısı ve Sudan


"Qualun" versiyonu:

Kullanıldığı yerler:Libya,Tunus un büyük bir kısmı ve Katar



Al-Duri versiyonu:

kullanıldığı yerler:Afrika nın batısı ve Sudan ın bir kısmı


"Hafs" versiyonu:

Müslüman dünyasının genel olarak kullandığı kitap budur..(Türkiye buna dahildir)

Libya ve Ahmediye mezhebi Kuranları ve Yemen San'a Kuranı; yaygın olan Hafs versiyonundan (Arap-Osman Mushafı) net farklılıklar göstermektedir...


Libya Kuran'ı ile Arap Kuran'ı arasındaki farklar
Halife Ömerin oğlu şöyle demiştir: "Hiçbiriniz "Kuran'ın tümünü elimde tutyorum" demesin. Bilir misiniz ki, Kuran'ın (ayetlerinin) çoğu, yitip gitmiştir. Ama herhangi biriniz, "Kuran'dan ne kalmışsa (görünüşte ne varsa) o kadarını rlimde tutuyorum" desin. (Celaluddin Süyuti, el İtkan Fi Ulûmi'l-Kuran, 2/32).

"Kuran, Tanrı'nın koruması altındadır", "Kuran, bir harfi bile değişmeden korunagelmiştir", "İslam dünyasının heryerinde Kur'an aynıdır"... türünden savlar, artık gücünü yitiriyor.

Muhammed'den sonra yazıya ilk dökülen Kur'an, halife tarafından imha edilmiş.Ondan sonra hazırlanan "ikinci asıl" da aynı akibete uğramıştır. Günümüzden 5000 sene önce yaşamış olan Sümerliler ve Mısırlılar'ın yazılı eserleri günümüze kadar gelirken, günümüzden 1400 yıl önce hazırlanmış olan Kuran'ın aslı (ilk orijinal nüshası) yeryüzünde bulunmamaktadır.

Bugün, Libya'da birçok yönden farklı bir Kuran basılmış ve "Cemahiriye Mushafı" olarak adlandırılmıştır. Bunun üzerine "Devrimci Kurtuluş Murtaza Hareketi" adlı Arap kuruluşu buna karşı çıkıyor ve şu ilkeleri sıralıyor:

1- Osman yazı biçimi (e'r-Resmü'l-Osmani), hiç yorum yapılmadan örnek alınması gereken bir Kuran yazı biçimidir. Kuran yazısı bir de ünlü kıraatlere uygun olmalıdır.

2- Hiçbir ayetin ayetliği tartışılamaz. Bir küçük tartışma var yalnızca: O da"besmelenin ayet olup olmadığı"dır.

3- Eklemiş olan "vakıf" (durma) ve uzatma işaretleri koymak zorunludur.

4- "Tevatür" (çok kimsenin aktarması) yoluyla gelen ve "Hind rakkamları" adıyla anılan Arap rakkamlarını koymak da zorunludur.

Sözkonusu İslamcı örgüt, "Cemahiriye Mushafı" adlı Kur'an'ın bu ilkelere uymadığını belirtiyor. Ayrıca, adına da itiraz ediyor: "Büyük, küçük, her ülke kendine bir Mushaf (Kuran) belirleyip "bu ülkenin Mushafı'dır" derse durum ne olur?" diyor ve bunun içinden çıkılamaz korkunç bir şey olacağını savunuyor. Bir başka deyişle, "şu ülkenin Kuran'ı, bu ülkenin Kuran'ı" denemez demek istiyor. İyi de, "Dünya'da yalnız bir tür Kuran vardır. Kuran her çağda, her yerde aynı olmuştur, çünkü Kuran'da değişiklik olmamıştır" kandırmacasının tersine, gerçekte değişik Kuran'lar ile karşılaşılıyorsa ve bir ülke bunlardan birini "resmi Kuran" diye kendisi için seçme yoluna gidiyorsa ne olacaktır? Nitekim, Libya'nın yaptığı da budur.

Libya Mushafı'nın ortaya çıkması ile, Arap Mushafı ile karşılaştırmak için bir çalışma yapılmış ve doğru-yanlış çizelgelerini hazırlamış Murtaza Kuruluş'u.. Murtaza'nın "doğru" saydığı, genellikle herkesin bildği Kuran'ın biçimidir, "yanlış" saydığı ise, "Libya Mushafı'nda yer alan şeklidir.

Halbuki, bu çalışmada "yanlış", "tahrif" diye nitelenen örneklerin çoğu, eski ünlü "kıraet üstadları"nın "kıraet"lerinde de yer almıştır. Bie başka deyişle, Libya Mushafı "yanlış" ise, "tahrif" ise, bu yanlış ve tahrifler yüzyıllardır süregeliyordu, çünkü, çizelgede adları verilen "kıraet sahipleri", Libya Mushafı ile uyuşuyorlar. Bu kişiler ise, rastgele kişiler değillerdir. Örneğin, Medineli Nafi (H.70-169/M.689-785), "7 kıraet" sahibinden birisi ve Islam dünyasının en önemli ve güvenilir uzmanlarından birisidir. İbn Kesir (H.45-120/M.665-737) de "7 kıraet" sahibinden birisidir ve bu alanda Mekke'nin en tanınan kişisi olmuştur. Ebu Amr (H.68-154/M.687-770) ve ötekiler de "kıraet üstadları"dırlar.

Evet, görülüyor ki, "Libya Mushafı"nda bulunan ve "tahrif", ""yanlış" olarak nitelendirilen değişiklikler, Libya Mushafı ile ortaya çıkmamışlardır. Bunlar, İslam'ın en güvenilir Kuran uzmanlarınca da bu şekilde benimsenmişti. Dahası, Kuran'daki yalnızca "hareke"ler "harf"ler değil, "kelime"ler, "cumle"ler, "ayetler" de, değişik "metin"lerde "mushaf"larda, değişik olarak yer almışlardır. Ama, bunları gözden kaçırmak ve saklamak için, elden gelen yapılmış, bunun için yüzyıllar boyu akla gelmedik yollara başvurulmuştur. Değişik Kuran parçalarına, yani aynı Sure ve Ayet'lerdeki sözlerin, çok değişik biçimde ortaya çıkışına Muhammed'in zamanında bile rastlanıyordu. İşte bir örnek:

Muhammed'in en yakın arkadaşlarından (Halife) Ömer, bir gün, Hâkim Oğlu Hişam'ı, Furken Suresi'ni okurken dinler. Hişam'ın bu sureyi kendisine öğretilenlenden tümüyle farlı sözlerle okuduğunu görür, öfkelenir ve yakapaça onu Muhammed'e götürür. Olayı Muhammed'e anlatır. Muhammed, Sure'yi her ikisine de okutur. Başka başka sözlerle okudukları halde, ikisini de onaylar. "Kuran böyle indirilmiştir" der ve ekler, ""Kuran yedi harf üzerine indirilmiştir". İlginç olan odur ki; bugün ıslam dünyasında bilinen Kuran'da sözü edilen yedi harfin sadece bir adedi, evet, bir adedi bulunmaktadır. "harf"ler ile amaçlanan ne olursa olsun, yedi adet harften altı adedi eks***ir. Demek ki, bugün, "indirilmiş" olduğu iddia edilenin sadece yedide biri bulunuyor. Yedide altısı ise yok. Ne denli ilginç, değil mi? Bu "yedi harf", bir yutturmacayı tezgahlamak ve "değişik Kuran"lar bulunduğunu örtbas etmek için uydurulmuştur ama, farkında olmadan bir başka yönde açık verilmiştir. Kuran'dan-Muhammed dönemindeki- çoğunun bugün eksik olduğu ortaya çıkmıştır. (Buhari, Kitabu Fezaili'l Kur'an).

Bü çizelgedeki farklardan kimi "hareke", kimi de "harf" farkıdır ve bu farklar da bu yerlerde, "farklı anlamlar" meydana getirmekte. (Bu değişiklileri görmek için bkz. Ebu Zer'a Abdurrahman, Huccetü'l-Kıraat, Beyrut, 1984, 77-270, sure ve ayet sırasına göre.

Yine aynı açıklamalara göre, "Libya Kuran"ında, "ayet sonu" olarak gösterilen kesim, diğer müslümanların Kuran'ında ayet sonu değildir. Ya da birincisinde ayet sonu gösterilmemişken, ikincisinde ayet sonudur.

Kuran'ın Hicr Suresi'nin 9.ayeti şöyle der: "15/9. Dogrusu Kitap'i Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz". "Kuran'ı koruma işini, Tanrı'nın-varsa eğer- kendi üzerine almasında biraz durmak gerekir. Tanrı, "Kuran'ı niye koruyor?". Ayette bunun cevabı da verilmiş: "Çünkü onu biz indirdik" diyor. tanrı'ya böyle söyletiliyor. Ancak, Kuran'ın "Tevrat" ve "İncil" ile ilgili ayetlerine bakıldığı zaman, büyük bir "çelişki" göze çarpıyor. Kuran ayetlerinde, çok açık bir biçimde, Tevrat ve İncil'in de Tanrı tarafından indirildiği bildirilir. Ancak, Islam dünyasına göre, bu kitaplar "zamanla tahrife uğradıkları" ve "bu yüzden Kuran'ın indirildiği" inancı vardır. Bu ilişkin ayet ve hadisler kanıt olarak gösterilir. Peki ama, akla şu soru geliyor: Tanrı, kendi gönderdiği için Kuran'ı koruyor da, kendi gönderdiği Tevrat ve Incil'i niye koruyamamış? Bu soruya kimse tatminkar bir cevapveremiyor..

Demek ki; "Kuran'ı tanrı indirdi, koruyucusu da O'dur" iddiası doğru değil.. Tanrı-varsa eğer-, Kuran'ı koruyamamıştır. Kuran'ın asılları yakılmıştır. Günümüzden 5000 sene önce yaşamış olan Sümerliler ve Mısırlılar'ın yazılı eserleri günümüze kadar gelirken, günümüzden 1400 yıl önce hazırlanmış olan Kuran'ın aslı (ilk orijinal nüshası) yeryüzünde bulunmamaktadır. Kaldı ki, bugün elimizdeki Kuran'ın, Muhammed'in Kuran'ı ile aynı olmadığı anlaşılıyor. Ayrıca, Libya ve Arap mushafları olmak üzere de iki ayrı Kuran bulunuyor.



Evet, ne gariptir ki; Muhammed'in Allah'tan-varsa eğer- indiğini iddia ettiği Kuran'ın yazıya ilk dökülen kopyası yeryüzünde bulunmamaktadır. Muhammed'den asırlarca önce yaşamış olan eski Mısırlılar düşüncelerini ve tarihlerini bugüne kadar getiren yazılarını taşlar üzerine yazmayı akıl etmişken, Allah'ın-varsa eğer- ve onun peygamberi olduğunu iddia eden Muhammed'in bunu düşünememiş olması size garip gelmiyor mu? Muhammed, Kuran'ın yazıya ilk dökülen halini bu şekilde yazarak ölümsüzleştirmeyi niye düşünemedi? Eğer bu hatayı yapmamış olsa idi, bugünkü Kuran ile Muhammed'in Kuran'ı karşılaştırılarak kontrol edilebilirdi. Kuran'ın değişmesi de önlenebilirdi. Doğru sözdür; "Söz uçar, yazı kalır".

Tüm bu eksiklikler, Kuran'ın Allah'tan-varsa eğer- inmediğinin, insan sözü olduğunun, bir başka deyişle Muhammed ve arkadaşlarının sözü olduğunun bir diğer göstergesidir.


Saarland Üniversitesi'nde İslam üzerine çalışan Dr. Gerd Puin, Kuran'ın 14 yüzyıldır değişmediği inancını bilimsel bulgularla sorgulamaya cesaret etti. Rüşdi gibi büyük bir tehditle karşılaşmaktan korkan Puin, Yemen'de 6. yüzyıldan kalma el yazması Kuran üzerindeki çalışmalarının sonucunda, son semavi dinin kutsal kitabının yüzyıllar içinde değişimden geçtiğini iddia etti. Puin, Kuran'ın Hz. Muhammed daha ortaya çıkmadan yazılmaya başlandığı ve zaman içinde yenilendiği tezini ortaya koyuyor. Bu Allah kelamının 14 yüzyıldır değişmediğini ve bu özelliğiyle diğer iki semavi dinden daha üstün olduğunu savunan İslam dünyasını çileden çıkaracak bir tez.

Bilinenlerin en eskisi
Puin'in çalışmalarının odağındaki el yazması Kuran 1972'de Sana'daki Ulu Cami'nin onarımı sırasında bulunmuş. O dönemde Yemen Antik Eserler Müdürlüğü'nün başkanı olan Kadı İsmail El Akva, yoğun yağışların ardından onarıma alınan caminin tavan arasında bir yığın kâğıt ve parşömenin arasında bulmuş el yazmalarını. Sonra da bunların tarihi bir hazine olduğuna karar verip, incelenmesi için harekete geçmiş. 1979'da bazı araştırmalar için Yemen'e giden Puin'in ilgisini çekmiş bu parşömenler. Puin'in restorasyon çalışmalarından sonra da bazılarının İslam'ın en kritik dönemleri olan 7. ve 8. yüzyıllara ait olduğu anlaşılmış. Puin'in çalışmaları ilerledikçe parşömenlerin tarihte bulunmuş en eski el yazması Kuran olduğu ortaya çıkmış. Bilinen üç tane el yazması antik Kuran var. Bunlardan 8. yüzyıldan kalma iki tanesi Özbekistan'da Taşkent Kütüphanesi ve Topkapı Sarayı'nda saklanıyor.
7. yüzyıla ait olan bir kopya ise Londra'da British Library'de. Sana'daki bunlardan da eski. Üstelik Hz. Muhammed'in memleketi Hicaz'ın kaligrafisiyle kaleme alınmış, yani ilk örneklerden. Puin önce surelerin dizilişinde bazı ufak farklar görmüş. Sonra da parşömenlerin üzerinde önceden yazılar olduğunu, sonra bunların silindiğini ve tekrar yazıldığını, yani elindekilerin 'palimpsestus' olduğunu. Özellikle 7. ve 12. yüzyıllarda kullanılan 'palimpsestus' yöntemiyle, papirüs veya parşömenin üzerindeki yazılar silinir, sonra tekrar yazılırdı. Rönesans döneminde ilk yazının okunması için kimyasal yöntemlerin kullanıldığı 'palimpsestus' incelemeleri başladı, böylece birçok antik çağ metni ortaya çıkarıldı. Bu bulgulara dayanan Puin de Kuran'ın evrim geçirdiği sonucuna varmış.
Sana metni İslam'ın, Arapçanın ötre, esre, hemze gibi ses veren işaretlerden yoksun olarak yazıldığı ilk dönemlerine ait. Yani Halife Osman döneminde yazıya dökülen Kuran'ın ilk örneklerinden. O dönemden kalan diğer Arapça metinler gibi özel bir uzmanlık gerektiriyor. Puin, "Ancak güçlü bir sözlü geleneğin içinden geliyorsanız okuyabilirsiniz" diyor. Sana metninin, zamanında Kuran'ı zaten ezberinde tutanlara bir rehber olduğunu söyleyen Puin'e göre, yıllar geçtikçe Kuran'ın doğru yazımı ve okunması bozulmuş. İnsanların metni etkili hale getirmek
için değişiklikler yaptığını söyleyen Puin'e göre en güzel örnek, 694-714 yıllarında Irak Valiliği yapan Haccac bin Yusuf'un "Kuranı Kerim'e binden fazla elif koydurdum" diye övünmesi.


Tarihi dönüm noktası
Oxford Üniversitesi'nde Kuran üzerine çalışmalar yürüten Profesör Allen Jones da Haccac'ın ses veren işaretleri ekleterek Kuran'da yaptırdığı değişikliklerin tarihi bir dönüm noktası olduğu görüşünde. Puin ise, Hz. Muhammed'in ölümünden 29 yıl sonra Halife Osman zamanında ilk kez kitaplaştırılan Kuran'ın birçok yorum katmanının eklendiği bir iskelet olduğunu, birçok kelime ve telaffuzun 9. yüzyılda oturduğunu savunuyor. Cambridge Üniversitesi öğretim üyelerinden Tarif Halidi ise, Kuran'ın gelişimi üzerine İslam dünyasında yaygın kabul gören teze bağlı. Halidi, Sana Kuran'ının Hz. Osman'ın kaleme aldırttığı Kuran'ın henüz ulaşmadığı kesimlerce kullanılan kötü bir kopya olduğunu söylüyor.


İslam öncesi kaynaklar
Puin'in diğer ses getirecek teorisi ise, Kuran'ın İslam öncesi kaynaklardan beslendiği. Kuran'da geçen Es-sahab er-Rass (İyinin yoldaşları) ile Es-sahab el-Ayka (Dikenli çalıların yoldaşları) kabilelerinin Arap geleneğine ait olmadığını söyleyen Puin, Ptolemy'nin haritası üzerinde çalışarak er-Rass'ın İslam öncesi Lübnan'da, el-Ayka'nın da MS 150'de Mısır'da Asvan bölgesinde yaşadığını ortaya çıkarmış. Halidi'ye göre ise bu, Kuran'ın bütünlüğünü
bozmuyor. Puin, Kuran'ın saf Arapçayla yazıldığı inancını da sorguluyor. İncelediği metinde birçok yabancı kökenli kelime bulmuş. Bunlara 'Kuran'ın kendisi de dahil. Puin Kuran'ın Aramca, ibadet sırasında okunacak kutsal kitap parçaları anlamındaki 'kariyun' kökünden geldiğini, Kitabı Mukaddes'teki hikâyelerin büyük kısmının Kuran'da daha kısa formda yer aldığını, kısacası aslında 'Kitab-ı Mukaddes'in ibadet sırasında okunacak bir özeti olduğunu söylüyor.
'Bilimsel bir metin' elde etmeye çalıştığını, Müslümanların bin yıl önce Kuran üzerinde çalıştığını ve konuyu kapattığını söyleyen Puin'in, ilk makalesini, Dünya Müslümanlar Birliği'ne bağlı Alman İslam Arşivi'nin yöneticisi Salim Abdullah yayımlayacak. Puin, büyük gürültü kopacağı uyarılarına da aldırmıyor. (The Guardian)

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-11-2005, 09:20
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Çok gecikti, ama hiç olmamasından iyidir demişler.

Mushaflardaki farklılıklara örnekler: -I-

* Bakara suresi 219: ''yünfikune'' bilinen Kurada (Arap-Osman-Mushafı olan Hafs versiyonunda) ayet sonu değil. Libya Kuranında ayet sonu

* Ali İmran suresi 4. ayetindeki ''ve enzele'l-furkane'' Hafs versiyonunda ayet sonu değil; Libya Kuranında ayet sonu.

*Ali İmran; 97 deki ''İbrahime'' Hafs'da ayet sonu değil; Libya Kuranında ayet sonu.

Libya'da basılan ve herkesin bildiği Kuranla arasında çok farklılık bulunan Mushafın ''Libya Cemahiriyesi Mushafı'' diye adlandırılması doğal; değilmi? Ali'nin Mushafı, Aişe'nin Mushafı, Übeyy İbn Kab'ın Mushafı, İbni Mesudun Mushafı olur da; Libya Mushafı neden olmasın?


-Devam edecek-

PS: Ayetlerin Kıyaslanması-İncelenmesi (başka kim olabilir di?) sevgili Turan Dursun imzalıdır.

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17-11-2005, 12:07
aspartam aspartam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
aspartam - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Turan Dursun sazan ya,dünyanın neresinde Kur'an aleyhinde bir yazı kaleme alınmışsa sazan gibi atlıyor.Dünyanın neresine giderseniz gidin,bütün Kur'an-ı Kerimler esresine varıncaya kadar aynıdır.Bende yazayım ozaman birkaç değişiklikle bir Kur'an, olurmu?Ancak bana inanan birkaç salağı kandırmış olurum.Kur'an ise bütün sahihliğiyle neşredilmeye devam eder.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 17-11-2005, 12:46
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

''Turan Dursun sazan ya,dünyanın neresinde Kur'an aleyhinde bir yazı kaleme alınmışsa sazan gibi atlıyor''


Aspartam yanlış anladın sanırım: Turan Dursun bu satırların YAZARIDIR.
FUSHA-SAHİH Kuran arapçası bilgisi ile Ayet farklılıklarını gösteren k e n d i s i d i r. Kimsenin Ku'ran aleyhinde veya lehindeki yazısına atlamamıştır

Kitaplarında zaten böyle bir temayül hiç yoktur ki; O sazanlığı senin, benim, Alümünyum, burkay, mehmet, gibi dostlar yapar ki; Ku'ran arapçasına hakim olmayanların;Temel Kaynakları okuyup - derlemek dışında bir şeyler ortaya koymaları zor gözükmektedir. Bunda da bir kusur yoktur. Ne kadar çok karşılaştırmalı Okuma yapılırsa bu çalışma tabii ki o denli tarafsız ve İlmi olma iddiasını haklı çıkarır. Ku'ran ve islam nasıl TEK Nur Risalelerinden öğrenilemezse; TEK sevgili Turan Dursun'la da iktifa etmek isabetsiz bir yönelim değil midir?

Mushaflardaki farklılıklara örnekler: -I-

* Bakara suresi 219: ''yünfikune'' bilinen Kurada (Arap-Osman-Mushafı olan Hafs versiyonunda) ayet sonu değil. Libya Kuranında ayet sonu

* Ali İmran suresi 4. ayetindeki ''ve enzele'l-furkane'' Hafs versiyonunda ayet sonu değil; Libya Kuranında ayet sonu.

*Ali İmran; 97 deki ''İbrahime'' Hafs'da ayet sonu değil; Libya Kuranında ayet sonu.

Libya'da basılan ve herkesin bildiği Kuranla arasında çok farklılık bulunan Mushafın ''Libya Cemahiriyesi Mushafı'' diye adlandırılması doğal; değilmi? Ali'nin Mushafı, Aişe'nin Mushafı, Übeyy İbn Kab'ın Mushafı, İbni Mesudun Mushafı olur da; Libya Mushafı neden olmasın?



**Diğer iddian: ''Kur'an ise bütün sahihliğiyle neşredilmeye devam eder.''

Zeyd İbn Sabit'in Ku'ranı mescid kapısında 2 yıl bekleyerek sahabelerden n a s ı l aldığını okuyanlar-bilenler için; Ku'ranın derlenme sürecinde (İki kapak arasında Cem edilme-Kitab haline getirilme sürecinde) 'mütevatır' vasfını nasıl kaybettiği malumdur. Ayrıntılar kaynaklarda mevcut. Ama burada da tekrar girebiliriz.

Mushaflar arası farklılıklar 3-5 değil; çokçadır. Vakit buldukça yer verilec
ek..

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17-11-2005, 12:50
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

''Turan Dursun sazan ya,dünyanın neresinde Kur'an aleyhinde bir yazı kaleme alınmışsa sazan gibi atlıyor''


Aspartam yanlış anladın sanırım: Turan Dursun bu satırların YAZARIDIR.
FUSHA-SAHİH Kuran arapçası bilgisi ile Ayet farklılıklarını gösteren k e n d i s i d i r. Kimsenin Ku'ran aleyhinde veya lehindeki yazısına atlamamıştır

Kitaplarında zaten böyle bir temayül hiç yoktur ki; O sazanlığı senin, benim, Alümünyum, burkay, mehmet, gibi dostlar yapar ki; Ku'ran arapçasına hakim olmayanların;Temel Kaynakları okuyup - derlemek dışında bir şeyler ortaya koymaları zor gözükmektedir. Bunda da bir kusur yoktur. Ne kadar çok karşılaştırmalı Okuma yapılırsa bu çalışma tabii ki o denli tarafsız ve İlmi olma iddiasını haklı çıkarır. Ku'ran ve islam nasıl TEK Nur Risalelerinden öğrenilemezse; TEK sevgili Turan Dursun'la da iktifa etmek isabetsiz bir yönelim değil midir?

Mushaflardaki farklılıklara örnekler: -I-

* Bakara suresi 219: ''yünfikune'' bilinen Kurada (Arap-Osman-Mushafı olan Hafs versiyonunda) ayet sonu değil. Libya Kuranında ayet sonu

* Ali İmran suresi 4. ayetindeki ''ve enzele'l-furkane'' Hafs versiyonunda ayet sonu değil; Libya Kuranında ayet sonu.

*Ali İmran; 97 deki ''İbrahime'' Hafs'da ayet sonu değil; Libya Kuranında ayet sonu.

Libya'da basılan ve herkesin bildiği Kuranla arasında çok farklılık bulunan Mushafın ''Libya Cemahiriyesi Mushafı'' diye adlandırılması doğal; değilmi? Ali'nin Mushafı, Aişe'nin Mushafı, Übeyy İbn Kab'ın Mushafı, İbni Mesudun Mushafı olur da; Libya Mushafı neden olmasın?



**Diğer iddian: ''Kur'an ise bütün sahihliğiyle neşredilmeye devam eder.''

Zeyd İbn Sabit'in Ku'ranı mescid kapısında 2 yıl bekleyerek sahabelerden n a s ı l aldığını okuyanlar-bilenler için; Ku'ranın derlenme sürecinde (İki kapak arasında Cem edilme-Kitab haline getirilme sürecinde) 'mütevatır' vasfını nasıl kaybettiği malumdur. Ayrıntılar kaynaklarda mevcut. Ama burada da tekrar girebiliriz.

Mushaflar arası farklılıklar 3-5 değil; çokçadır. Vakit buldukça yer verilec
ek..

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-11-2005, 13:35
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart

ÖNEMLİ! diye önemle belirtmişler diye ciddi birşey zannettim. En az yüzyıldır tekrarlanan masalların değişik bir versiyonu olmaktan öteye geçememiş. Pek de önemli iddialar değil aslında hele de Turan Dursunun Kendi başına hazırlayıp kaleme aldığı iddialar hiç değil. Ta Osmanlının son dönemlerindeki İngiliz ve Vatikan destekli müsteşriklerin çalışmaları da bu yöndeydi. Turan Hoca kendi başına özgün birşey ortaya koymamış yani.

Harf, 7 harf, Veche kuramı, şive farklılıkları, eşanlamlı kelimelerin yorumu vesaire vesaire. Bunlar da taaaa İbn-i Cahızdan beri konuşulan şeyler. Özellikle de belagatçılar arasında. Hiçbiri de kalkıp bunları kuranın DEĞİŞİK versiyonları diye algılamamış. Ya o adamlar çok aptal ya da Turan Hoca çok zeki, ya o adamların hepsi birden korkak ya da Turan Hoca çok cesur, ya o adamların hepsi kör ya da Turan Hoca çok gözüaçık biri ve nihayet ya o adamlar aklın ilkelerine ve ilmin usulüne riayet ediyorlar ya da Turan Hoca hiçbir ilke ve usul tanımadan önüne gelen her argümanı dengesiz bir şekilde çarpıtıp duruyor.

Kuranın değiştirilmediğine dair kesin bir inanç için fusha-sahih denilen Kuran Arapçası dalında uzman olmaya gerek yok. Eğer yazılanlardan yola çıkacaksak bu yazılanların birbirine paralel değişken usulsüzlükleri bile Kuranın tahrif edilmediğine ve edilemeyeceğine basit bir delil olmuş.

Yani siz, bu yazılanları gerçekten Kuranın değiştirildiğine, orijinal Kuranın olmadığına dair deliller olarak görüyorsanız ve dayanaklarınız bunlarsa hakikaten çok çürük bir zeminde yürüyorsunuz demektir.

Suyutinin sadece işine gelen yerlerininden alıntılama yapılması da ayrı bir konu. Mesela Suyuti Itkanda bir de şöyle birşeyden bahseder:

İbnu Mesud'dan şöyle nakledilir: "Kurra'nın kıraatini dinledim ve onları birbirine yakın buldum. Öğrendiğiniz gibi okuyunuz. Münakaşa'dan sakınınız. Bu sizden birinizin -gel- anlamında "ekbil, hellum, teala " demeniz gibidir.

Taberi de ve bir de unutulan ama unutulmayanlardan daha önemli bir kaynak olan İbn-i Hibban da şu olay geçer:

İbnu Mes'ud rivayeti:" İlk kitap bir kapıdan bir harf üzere inerdi. Kur'an ise yedi kapıdan yedi harf üzere indi: Zahir, Amir, halal, haram, muhkem, müteşabih ve emsal. Helalını helal, haramını haram kabul ediniz. Emredildiğinizi yapınız. Yasakladığınızı bırakınız. Hikayelerinden ibret alınız. Muhkemi ile amel ediniz. Müteşabihlerine inanınız. Ve " biz, Kuran'a inandık, hepsi Rabbimizin katındandır" deyiniz."

Mutezile ve Turan Dursun ya da Batılı diğer müsteşrikler fark etmez, bütün bu anlattıkları Müslümanların gocunmasını gerektirecek şeyler değil. "Acaba" dedirtecek cinsten hiç değil.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17-11-2005, 16:49
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

İbnu Mesud'dan şöyle nakledilir: "Kurra'nın kıraatini dinledim ve onları birbirine yakın buldum. '' (Alümünyum)

İzin verde kıraatler arasında bir 'yakınlık' olsun. lehçe farklılığı denilen şey de zaten bu ayrı lisandan bahsedilmiyor.

Mutezile ve Turan Dursun ya da Batılı d i ğ e r müsteşrikler fark etmez,(Alümünyum)..

Sen bana, Turan Dursuna Müsteşrik dediğini farkında mısın?

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17-11-2005, 17:02
burkay
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

SELAM ARKADASLAR VE MUTEZILE : Libya Kuran'ı ile Arap Kuran'ı arasındaki farklar
Halife Ömerin oğlu şöyle demiştir: "Hiçbiriniz "Kuran'ın tümünü elimde tutyorum" demesin. Bilir misiniz ki, Kuran'ın (ayetlerinin) çoğu, yitip gitmiştir. Ama herhangi biriniz, "Kuran'dan ne kalmışsa (görünüşte ne varsa) o kadarını rlimde tutuyorum" desin. (Celaluddin Süyuti, el İtkan Fi Ulûmi'l-Kuran, 2/32).

"Kuran, Tanrı'nın koruması altındadır", "Kuran, bir harfi bile değişmeden korunagelmiştir", "İslam dünyasının heryerinde Kur'an aynıdır"... türünden savlar, artık gücünü yitiriyor.
[align=left:50a9e42068]SIZLER DEGILMISINIZ HADISLER DE UYDURULDU DIYE ... HZ ÖMERIN BU YAZISININ DOGRULUGUNU KABULÜ NÜ SIZ NASIL TAM OLARAK DOGRU ALINTI YAPIP VE SONRA [/align:50a9e42068]İslam dünyasının heryerinde Kur'an aynıdır"... türünden savlar, artık gücünü yitiriyor.
BU MU KANITINIZ SIZIN ?
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 17-11-2005, 17:12
burkay
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

" SÖZLERİ İYİ DİNLEYİP EN GÜZELİNE UYANLARA NE MUTLU " ( ZÜMER :18 )

HZ. RESUL ZAMANINDA KUR'AN ZATEN CEM EDILMIS TOPLANMISTI.SADECE BIR KITAP HALINE GETIRILMEMIS, KAGIT,TAS, AGAC KABUKLARI UZERINDE YAZILI OLARAK BIR ARADA BULUNUYORLARDI.TABII HAFIZLAR BIR TARAFTAN EZBERE DEVAM EDIYORLARDI...
HZ. EBU BEKIR DONEMINDE KUR'AN'I İLK KİTAP HALINE GETİREN HEYETİN BAŞKANI ZEYD BİN SABIT , HZ. OSMAN DONEMINDE KUR'AN'I ÇOĞALTAN KOMİSYONUNDA BAŞKANI IDI...ILK KUR'AN CEM EDILIP KITAP HALINE GETIRILDIKTEN SONRA YILLARCA- YAKLASIK 30 YIL - HZ. RESUL'UN HANIMLARININ BIRININ YANINDA KALIR.BU ARADA HAFIZLAR HALA KUR'AN EZBERLEMEYE VE HAFIZ SAYISI ARTMAYA DEVAM ETMEKTEDIR.DAHA SONRA B YAKLASIK 30 YILIN SONUNDA YENI KOMISYON ILE ZEYD BIN SABIT KUR'AN'I ÇOĞALTIR.ANA MUSHAF ILE ÇOĞAŞLTILAN KUR'ANLAR 10-15 SENE DAHA BIR ARADA AYNI ZAMAN BIRIMI ICINDE YUZLE R, BINLER, ONBIN, YUZBINLERE HITAP ETMEYE VE HIZMET VERMEYE DEVAM EDER.TABII BU ARADA HAFIZLAR EZBERE DEVAM ETMEKTE, HAFIZ SAYISI HIZLA ARTMAKTA IDI...!KUR'AN'IN ÇOĞALTILMASINDAN 10-15 SENE GEÇTIKTEN SONRA ILK KUR'AN PEYGAMBERIMIZIN ESINDEN ALINIR YAKILIR,ISTE TUM SORU ATMA , INSAN ZIHNINE VESVESE VERME FAALIYETLERININ KOKENI BU OLAYDIR.ACABA KUR'AN'IN ORJINALININ ORTADA OLDUGU SONUCUNA NASIL VARACAGIZ...?KUR'AN'IN TÜMÜNÜ EZBERE BILEN BINLERCE HAFIZI BIR KENARA BIRAKILSA BILE , ILK KITAP YAPAN HEYETIN BASKANI ILE KUR'AN'I ÇOĞALTANLARIN BAŞKANI AYNI KIŞI IDI KI BU ZAT PEYGAMBERIMIZCE OZELLILLE KUAN CALISMALARI NEDENIYLE DAHA HAYATINDA IKEN OVGUYE MAZHAR OLMUS BIRI IDI....AYRICA ILK KITAP HALINE GETIRME SIRASINDA DORT HAFIZ DORT KOLDAN HER BIRI KUR'AN'I CEM EDER TOPLAR , BU DORT MUSHAF'TAN TEK MUSHAFA ULAŞIRLAR...
- HATTA O KADAR YOGUN BASKI VE STIRES ALTINDA KALIRLAR KI BU DORT HAFIZDAN BIRI OLAN HUZEYM BIR AYTETI BULAMAZ VE BUNALIM ICINDE " KUR'AN 'IN TÜMÜ KIMSE ELIMDE DEMESIN " DER....TABII DIGER UC HAFIZ BU ARADA KUR'AN'I TAMAMI ILE CEM ETMISLERDI...ONA DA BULAMADIKLARI AYETI VERIRLER !- ISIN ILGINC YONU BU SOZ BILE KUR'AN UZERINDE SUPHE DUSURMEK ISTEYENLER KULLANMAYA CALISIRLAR !, HALBUKI DORT KISILIK ILK KOMISYONDAN BIR KISI BIR AN ICIN YOGUN CALISMANIN TESIRI ILE O AN ICIN BULAMADIGI AYET UZERINE BU CUMLEYI SOYLEMISTIR...! DIGER UYELERDEN BOYLE VEYA BENZERI BIR CUMLE ISITILMEZ. HUZEYM EZBERE BILDIGI AMA YAZILI KAYNAK BULAMADIGI ICIN BU SIKINTILI ANINDA BU CUMLEYI O SOYLEMISTI VE SADECE KENDI CALISMALARI ILE ALAKALI GECICI BIR OLAY IDI ...-
BU DA YETMEZ GIBI BU ILK ANA MUSHAF VE COĞALTILAN MUSHAFLAR 10 15 SENE BIR ARADA AYNI ULKENIN SINIRLARI ICINDE BULUNMUS VE ONLARDAN BINLERCE HAFIZIN YETISMISTIR.ARALARINDA FARKLILIK OLDUGUNA DAIR TEK BIR OLAY , HADISE, SOZ GUNUMUZE GELMEMISTIR.ZATEN ILK KUR'AN CEM'I - KITAP HALINE GETIRILMESI OLAYI - UNUTMAYALIM KITAP HALINDE DEGILSEDE ZATEN KUR'AN TOPLU OLARAK BIR ARADA VAR IDI - HZ. RESUL'UN VEFATINDAN 6 AY SONRA OLMUSTUR.
OLAYI KISACA TOPARLARSAK :

1- HZ. RESUL VEFATINDAN ONCE HAFIZLAR KUR'AN'I EZBERLEMIS VE KITAP HALINDE OLMASA BILE KUR'AN'I BIR ARAYA GETIRILMISTI...
2-HZ. RESULUN VEFATINDAN 6 AY SONRA KUR'AN KITAP HALINE GETIRILIR.KUR'AN EZBERE DEVAM EDİLMEKTE, HAFIZ SAYISI DA HIZLA ARTMAYA DEVAM ETMEKTEDIR
3-YAKLASIK 30 SENE SONRA KUR'AN ÇOGALTILIR!ANA MUSHAF ILE COGALTILAN KUR'AN'LAR 10- 15 SENE DAHA BIR ARADA BULUNURLAR.BU ARADA KUR'AN EZBERI VE HAFIZ SAYISI DA ARTMAYA DEVAM ETMEKTEDIR.HIC BIR SORUN, EKSIK AYET VEYA KAYBOLMA IDDIASI ORTAYA ATILMAZ, DILE GETIRILMEZ...

"OSMAN'IN ÇOĞALTTIGI MUSHAFLARDAN BIRI HICRI 4. ASIRDA BILINIYOR VE OKUNUYORDU "
( CASANOVA : MUHAMMED ET- LAFIN DU MONDE , SAYFA : 25 )
"KUR'AN İNSANIN BEKLEYEMEYECEĞİ BÜYÜK BİR TİTİZLİK VE MÜKEMMELİYETLE KORUNMUŞTUR."
( SCHWALLY, DIE SAMMLUNG DES QORANS : 2/93 )

BATILI ARASTIRMACILAR DISINDA ISLAMI BIR COK ESERDE COGALTILAN ESERLERIN GORULUP OKUNDUGUNA DAIR BELGELER BULUNMAKTADIR.AYRICA GUNUMUZDE DE COGALTILAN KUR'ANLARDAN UCUNUN YERI BILINMEKTEDIR ( PAKISTAN,MISIR VE ISTANBUL )

TÜM BUNLAR SOZKONUSU IKEN KUR'AN'DA EKSIK-YANLIS-HATA- ARAMAK SADECE ONYARGI VE TAASUP GOSTEGESIDIR !

KUR-AN’IN YAZILMASI

Cebrail (a.s) vasıtasıyla,Allah’tan gelen ayetleri Hz. Muhammed hemen ezberlerdi. Sonra Hz- Resul bu ayetleri hem ashabına yazdırır.(tahta,taş,deri,papürüs,kağıt) hem de ezberlettirirdi.

Hz-Resul vefat ettiğinde bu ayetlerin hepsi yazılı ve ezberlenmiş) olarak bir arada bulunuyordu.

Hz-Ebu Bekir döneminde bu Kur’an ayetleri Zeyd bin Sabit liderliğindeki hafızlar komisyonunca toplanır,yine hafızlarca denetlenir ve bir kitap haline getirilir. Sonra bu tek ilahi kitap (Kur’an) yaklaşık 30 sene bir kadına (Ümmü Selemeye) emanet edilir.

Hz-Osman döneminde İslam coğrafyası genişlediği, çeşitli lehçeler ortaya çıktığı için her bölgeye gönderebilmek üzere Zeyd bin Sabit liderliğinde bir hafızlar komisyonu toplanır ve Kur’an hafızlar kontrolünde Kur’an kopyalanıp çoğaltılır. Günümüzde de ezber ve çoğaltım devam etmektedir. Kısaca Hz-Resul’dan itibaren Kur’an hem hafızlı, hem ezbere günümüze dek kesintisiz iki kaynaktan oluşmuştur.

KUR’AN HAKKINDA BATILI AYDINLARIN BAZI SÖZLERİ

Prof. Ennest Renan:’Bu kitap dini bir inkılap kadar,edebi bir inkılaba da işarettir’.

Rene Basset:’Kur’an ebedi güzelliğin ezeli ve ebedi güzelliğin ezeli vs ebedi timsalidir. Meleklerde,insanlarda o mukaddes kitabın her hangi bir ayeti ayarında tek bir cümle bile yazmaktan acizdirler.’

Gustose Le Ban:’Kur’an ,insanlara zorla kabul ettirilmekten tamamen uzaktır. Ancak inanç ve kanaatle yeryüzüne yayılmıştır.’

Prof. Cement Huart:’Bütün Kur’an’da konuşan yalnız Allah’tır. Peygamber ise yalnız vahyin tebliğine vasıta olmuştur.’

Prof.İ. Goldziher:’Kur’an ismiyle bilinen ve Allah tarafından vahyedilmiş olan bu kitap aynı zamanda bütün cihan edebiyatının bir abidesidir.’

Prof. Nathan Södenblom: ‘Kur’an muayyen zamanlarda Hz-Muhammed (a.s.m) tebliğ edilmiş Allah kelamıdır.’

Jhon Davenport:’Bu Kur’an iledir ki Hazreti Muhammed (a.s.m) Resullüğünü doğrulamış O’na bir nazire getirmekten aciz bırakmıştır.’

Bertram Thomas:’Kur’an edebi üslübu da insanı vecde getiren bir güzelliktir.’diyor.

Prof. Reğis Blachere:’Arapça bilinmeyen avrupalı bir dinleyici bile bazı sureler okunurken heyecana gelmektedir. Dinleyicileri manevi bir tesir altında bırakır.

Emile Dermenghem: Kur’an Hazreti Muhammedin (a.s.m) en büyük mucizedir.’Kur’an mucizedir ve eşsizdir der.’

Arthur Pellegnin:’Kur-an’ın mukaddes metni,hiç şüphesiz ki bütün fikir hareketlerinin ilham kaynağıdır.’

Prof.Armand Abed:’ En basit kinayelerine varıncaya kadar,bütün üslübu ilahi olduğu için,insan bu kitaba hayran olur.’

Will Durant:’Kur’an saf ve sade ruhlara dünyada mevcut imanların en safını ,en açığını ;dini merasimi en sade alanını ve bilhassa putperestlik ve papazlıkla alakası olmayan şeklini etmiştir.’

Prof. Edouard Mantet:’Bu din kitabının güzelliği göklere çıkarılacak derecededir.’

Prof. Jacgues C. Rister:’Onun insanlara tesir kudretiyle manevi yüceliği,Hazret’i Muhammed’i (a.s.m) Allah’ın nuru ile azametine (büyüklüğüne) uymuş göstermektedir. Bunu hiç kimse inkar edemez.’

Prof. Guadefroy-Domomlaynes:’O eşsizAllah kelamının heyecan verici bir tarzda yükselmesi, ondaki kuvvet ise kudretin dinleyeni sarması yegane muciceşi demektir. Resülullah’ın peygamberliğinin doğruluğu da işte bununla sabittir.’

Raymand Charles:’Öyle tasvirleri vardır ki,onların ahenkli seslerinden hasıl olan musikinin dokunaklı güzelliği insanların zihinlerini vahyin kabulüne hazır hale getirir.’

Dominigue Soundel:’Kur’an’ın başlıca özelliği,edebi bakımdan taklidine imkan olmamasıdır,der.’

Jacgues Jamier:’Kur’an üslübune tercüme imkanı yoktur.’

Baswonth-Simith:’Gerçekliğin hikmetin ve üslüp sadeliğin mucisesi,diyor.

Prens Bismarc:’Ben kur’an’ı her bakımdan inceledim,her kelimesinde büyük bir hikmet gördüm.’

Corsel: “Kur’an bütün insanlığın tılsımını çözmekten aciz kaldığı muazzam bir sır olarak yaşamaktadır.”

Kont H. De Castri: “Kur’an sonsuza dek bir mucizedir. Bu kutsal kitabın ta kendisi kaynağının ilâhi olduğunu ispata kâfidir.”

KUTSAL KİTAPLARIN KAYNAĞI SÜMERLERDİR İDDİ(İFTİR)ASI :

MEZOPOTOMYA'DA BULUNAN KİL TABLETLER 1850 YILINDA BULUNMUŞ VE ANCAK 1870 YILINDA ÇÖZÜLÜP OKUNABİLMİŞTİR.YANİ KUR'AN'IN VAHYEDİLDİĞİ TARİHTEN 1200 YIL SONRA BULUNUP OKUNABİLEN TABLETLERİN KUR'AN'A KAYNAKLIK ETMESİ NE KADAR BİLİMSEL VE OBJEKTİF BİR İDDİA OLABİLİR !

GILGAMIŞ DESTANINI , KENDİSİNDEN ÇOK ÖNCEKİ BİR TARİHDE YAZILMIŞ OLAN ESKİ BİR TABLETİN İÇERDİĞİ BİLGİLERİ ÇARPITAN BİR VERSİYON OLDUĞU ARTIK BİLİNMEKTEDİR.1914 YILINDA ARNO REOBEL TARAFINDAN BULUNAN ASIL TABLETTE " ÇOK TANRICILIĞIN BULUNDUĞU İDDİA EDİLEN DÖNEMDEN ÇOK ÖNCELERİ TARİHLERDE YERYÜZÜNDE TEK TANRI İNANCININ BULUNDUĞU ,İNSANIN BALCIKTAN YARATILDIĞI VE TUFAN KARAMANI OLAN ZİUSUDRA İSİMLİ KİŞİNİN VAHİYLARA HER ZAMAN SAYGILI VE DİNDAR BİR KRAL OLDUĞU " BİLGİLERİ YER ALIR !

NOT : Biz Müslümanlar Yahudi ve Hıristiyanların peygamberlerine (Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Davut) ve kitaplarına (Tevrat, İncil, Zebur) inanmasak dinden çıkarız. Fakat Yahudi ve Hıristiyanlar bizim peygamberimize (Hz. Muhammed (S.A.V) ) ve kitabımıza (Kura’an-ı Kerim ) inanırsa dinlerinden çıkarlar. İşte biz Müslümanların üstün yönü burasıdır.
KUR'AN HAKKINDA DAHA DETAYLI BILGI ICIN " KUR'AN VE BILIM " ADLI DOYALARIMIZA BAKABILIRSINIZ !
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 17-11-2005, 18:41
Materyalist Materyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Oct 2005
Mesajlar: 438
Standart

Hz. Resul. Bu yakıştırmayı da yeni duydum. (Ben) Adama ne sıfat vereceğinizi şaşırdınız. Neredeyse allahın yerine koyacaksınız. Hoş. Muhammedi allahın yerine koyan da yok değil hani.!!!

Tek Gerçek Maddedir
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:36 .