Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Multimedya

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 03-09-2007, 12:16
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Köşe Kapmaca..

Basındaki 'din' içerikli yazılar için başlıktır...
***********************************
Mine Kırıkkanat, Vatan/ 03.09.2007

" Sektör helal, şerait fuhuş *

Türkiye’deki tatil sektörünün tarih faktörünü “yatak sayısıyla” yendiği turistik bölgelerimiz arasında, en yataklı olmasa da yatarlılık bakımından “Bedroom” diye anılan yarımadamız, muazzam bir misafir ağırladı bu yaz.

Temmuz ayının son haftası bir gece, Bedroom havaalanına konan Boeing 767’den 5 adet entarili bedevi indi. Bedevilerin efendisi, kule gördü mü dubara sallayan “mahdum”dan başkası değildi.

Bedroom’a gizlice geliyorlardı, zaten kimliklerini jandarmaya bildirmeyen çok yıldızlı otelin başı sonradan derde girecek, jandarmaya “vallahi habersiz geldiler, habersiz gittiler, biz de tam size bildirecektik ki, siz bilmişsiniz...” açıklamasıyla durum kurtarılacaktı.

Oysa şeyh mahdum ve dubaracı tayfasının Bedroom’u teşrifi yalnız çok yıldızlı otelin çok Müslüman sahibi tarafından bilinmiyor, Filipinli sauna ve Rusya’daki fuhuş sektörü tarafından da yakından takip ediliyordu.

Bedroom’a sabah inen özel uçakla Rusya’dan taze taze getirilen ve zaten hepsinin 20 yaş altı olmaları şart koşulan 40 adet nataşa, otele çoktan teslim edilmişlerdi.

Keza 20 adet Filipinli masöz (masajcının dişisine denir) de tedarik edilmişti.
***
Çok yıldızlı otelin çok Müslüman sahibi, tabii ki en şaşaalı villaları ile karaya köprüyle bağlanan küçük adayı, dubaracı mahdum ve dört seyisine tahsisle, bu özel ziyaretin mahremiyetini de sağlamıştı!

Otelin, sayıları bine yakın diğer müşterilerine kapatılan ada, VIP bedevileri beklerken şöyle bir manzara arzediyordu:

Ahşap kaplı adacıktan denize uzatılan kerevetler ışıklandırılmış, üzerlerine yerleştirilen masaj masalarının başında Filipinli masözler dikiliyordu.

Oraya buraya serpiştirilen mangal ve kebap tertibatlarında kuzu, koyun, inek, geyik, Allah’ın “haram” demediği ne kadar dört ayaklı varsa döne çevrile pişiriliyor, orta yere de 60 kişilik bir masa kurulmuş, konukları bekliyordu.

Köşe büfeleri gibi oraya buraya serpiştirilen 40 adet “körpe” nataşa, ellerine tutuşturulan şampanya kadehleriyle saatlerden beri ayakta durmaktan yorgun düşmüşlerdi ki...

Gece 11’de dubara mahdum ve dört seyisi, beyaz entarileriyle avdet etti. O dönerden bir lokma, bu kebaptan bir parça tadaraktan orta masaya ilerlediler ve oturdular. Nataşalar da yanlarına oturunca, 60 kişilik masanın 15 koltuğu boş kaldı.

Mahdum boşluktan hoşlanmazdı. Filipinli masözlerden 15 adedi de masaya buyur edildi ve sefa başladı.

Şeyh mahdum ve dört emiri, o gece o adada yediler, çaktırmadan içtiler, hatta bol bol burun ‘çektiler’, beyaz yeldirmelerini uçura uçura nataşalarla dans ettiler, yorgunluklarını masaj masalarında attılar.

Gecenin bir saatinde, nataşaları da yanlarına alıp villa süitlerine çekildiler.
***
Ertesi sabah bir yat, beş bedevi ve 40 nataşayı güvertesine alarak, Akdeniz’in enginlerine açıldı. Ancak bir nataşanın o sabah “adet gördüğü” anlaşılınca, yat alelacele Göcek’e döndü, “murdar mal” karaya bırakıldı ve Arap şeyhinin günlük zina turuna 39 tazeyle devam edildi.

Yat, otelin rıhtımına akşam döndü. Mahdum, hizmetinden çok memnun kaldığı çok Müslüman sahibiyle çok yıldızlı oteli gezerken, “Bize kaç kişi hizmet etti?” diye sordurdu seyisine. “100 personel” denince küçümsedi. “Burada kaç kişi çalışıyor?” diye sordurdu bu kez. Cevap, “500!” olarak gelince şanına yaraşan “bahşiş” emrini verdi. Seyisi, yanında taşıdığı çanta irisi bavuldan vakumlanmış (evet, vakumlanmış!) bir dolar paketi çıkarıp verdi.

İçinde, açılınca genleşen 250 bin dolar vardı. Otel yönetimi tarafından 500 personele, tabii ki “liyakat” esas alınarak, kademeli ölçülerde dağıtıldı.

Ve mahdum ile dört emiri, Boeing 767’lerine binip havalandılar Türkiye’den.

1001 gece masalları nerdeee?.. Arap şeyhinin 120 personelin seferber, 40 nataşanın sefertası olduğu fuhuş seferi, hepi topu bir gün bir gece sürmüştü.

Ama Bedroom Bedroom olalı, ne böyle “helal zina” gördü, ne de helalinden böyle bahşiş!"
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-09-2007, 14:39
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Köşe kapmaca..



Sevgili thunderpoint ;

Sanırım,yazacaklarım sevgili Mine Kırıkkanat'ın yazısı ile çok uyumlu değil.
Hoşgörüne sığınıyor yine de yazıyorum.

Amerika'da koyu dindar dört kadın, bir yandan kahve içiyorlar,
bir yandan sohbet ediyorlardı.
Birinci kadın, oğlundan söz açtı:
-Benim oğlum rahiptir. Bir topluluğa girdiğinde onu gören
herkes kendisine “Peder'” der.

İkinci kadın da kendi oğlundan söz etti:
-Benim oğlum ise papazdır. Bir topluluğa girdiğinde onu
gören herkes kendisine “Aziz Peder” der.

Üçüncü kadın da oğluyla övündü
-Benim oğlum ise kardinaldir. Bir topluluğa
girdiğinde onu *gören herkes kendisine “Yüce Aziz” der.

Üç kadın oğullarıyla övünmelerini bitirdikten sonra,
dördüncü kadını dinlemeye hazır olduklarını belirtmek için gözlerini ona dikerler ve beklerler.
Fakat dördüncü kadın konuşmaz ve büyük bir keyifle *kahvesini
yudumlar.

İlk üç kadın bir müddet sonra dayanamayıp hep bir ağızdan sorarlar:
- Ya senin oğlun?
Sen de bahsetsene oğlundan!"

Dördüncü kadın, kahvesinden son yudumunu aldıktan sonra ağır
konuşarak oğlunu anlatmaya başlar:

- Benim oğlum, 1.95 boyunda, dalgalı siyah saçlı, yeşil
gözlü, geniş omuzlu, atletik yapılı, son derece şık giyinen ve 29
yaşında olmasına *karşın çok zengin bir kişidir.
Bir topluluğa girdiğinde onu gören tüm kadınlar
birbirlerinin kulaklarına eğilirler ve “Aman Tanrım'”derler.

Bir de Tansel Emir arkadaşımızın açtğı "Allah ve para" topiği geliyor aklıma.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-09-2007, 19:06
sosyalist-R - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sosyalist-R sosyalist-R isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2006
Mesajlar: 142
Standart Re: Köşe kapmaca..

ee sevgili thuneder artık bu şeyh lerin gelip gitmelerine arsalar alıp alemler yapmalarına alışmalıyız
ülkemizde hala onlara peygamber soyu diye *üstün bakan pis arabı başına taç eden yobazlığın yılmaz savunucuları akp iktidarı var
yasin kadı gibi teröriste malınla canınla kefil olan başbakanın ülkesinde bu olay deve de kulak kalır
bu arada yukardaki pis arap kelimesi sadece konudaki şeyhler için geçerlidir olayda faşist bir niyet yoktur
her ne kadar arap milleti ülkesine giren abd yi onların bayraklarıyla karşılayacak kadar bizi her fırsatta sırtımızdan vuracak kadar seviyesini belli etmiş bir millet olsada

hepinize en derin sevgi ve saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-09-2007, 19:07
sosyalist-R - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sosyalist-R sosyalist-R isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2006
Mesajlar: 142
Standart Re: Köşe kapmaca..

bu arada psiko abim fıkran harikaydı
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03-09-2007, 19:13
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Ruhat Mengi, Vatan/ 03.09.2007

Holbrooke’un minik yanılgısı! *

ABD’nin eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke “Türkiye ile Malezya dünyada ılımlı İslâm’ın uygulandığı iki ülke” diyerek bizi onurlandırdığı (!) gün Malezya’da üniversitelerde türbanın mecburi olduğunu, bazı bölgelerinde de şeriat hükümlerinin uygulandığını ‘Bu nasıl benzetme’ sorusuyla birlikte yazmıştım. 22 Temmuz seçimlerinden kısa bir süre sonra yabancı basının “Türkiye’de İslâmcılar büyük farkla iktidar oldu” diye zil takıp oynadığı, “Cumhuriyet bitti, Türk İslâm Demokrasisi geliyor” diye havalara uçtuğu günlerdeydi.

Örneğin, Amerikan basınının “Türkiye’nin ABD’yle laik Türk politikacıların çoğundan daha dost bir cumhurbaşkanına sahip olmasından büyük mutluluk duyduklarını” dile getirdiği günlerdi. “Laik Türk politikacılar”ı vurgulama nedenlerinin, bu cumhurbaşkanının laik olmadığına, “İslâmcı” dedikleri siyasetçilerin laiklikle ilgisi olmayacağına inanmalarından mı ileri geldiğini onlara soramadık maalesef.

Ama tabii Türkiye’nin bu noktaya gelmesi, böyle yorumlara fırsat verilmesinin önemli bir nedeninin İslâmcı dedikleri parti karşısındaki diğer partilerin “Batı”ya, AB’ye, liberal ekonomiye karşı, IMF’ye karşı, Kuzey Irak’a da seçim sonrası hemen giriverecekmiş gibi budala ötesi bir politika izlemeleri olduğunu da unutmamak lâzım.

Sanki Türk milleti Müslümanlıkla yeni tanışıyormuş da Erbakan misali “O partiden olmayan Müslüman değil”miş gibi iktidarı boyunca dini siyasete taşıyan ve din üzerinden halkı bölen bir partinin karşısında “Laiklik neden önemli” sorusunun cevabını bile anlatacak zekâyı, yeteneği gösteremeyenleri, “laiklik, ilkeler, Cumhuriyet kazanımları” diye papağan gibi tekrarlayıp duranları unutmamak lâzım.

Zekâ, bilgi, strateji, plân, program olmayınca içi boş sözcüklerle bir yere varılmaz.

Şimdi ilk paragrafa dönelim; Holbrooke bizi “Dünyanın iki ılımlı İslâm ülkesi” diye Malezya ile aynı kefeye koymuştu. Endonezya’yı ekleyememesinin nedeni ise bu 150 milyonluk ülkenin “ılımlı İslâm” derken kısa sürede radikal İslâm’a çoktan kaymış olmasıydı.

TEK OL YETER!
Tesadüfe bakın ki bu deneyimli Amerikalı siyasetçinin mutluluğu uzun sürmedi ve sözünün üstünden birkaç hafta geçmeden Türkiye “Dünyanın ‘tek’ ılımlı İslâm ülkesi” olarak kalakaldı.

Malezya Hükümeti’nin yasalarda şeriat kurallarına dayalı bir değişiklik yapacağını Adalet Bakanı Ahmed Firuz açıkladı.

ABD Başkanı Bush’un “Liderliğine hayranım” diyerek övdüğü Malezya Başbakanı Ahmed Bedevi ise “Malezya laik bir devlettir” maddesinin anayasadan çıkarılabileceğini söyledi.

Ama elbette bunları Türkiye de onlara benzer mi diye söylemiyorum. Milletin yüzde 47’si, başta büyük sermaye olmak üzere aksine inanırken benim endişe duymamın lâfı mı olur?

Biz farklıyız; AB’ye gireceğiz, ekonomimiz süper, borç harç yok, refah tavana vurmuş, işsiz kalmamış, ayrıca hâlâ laikliğin önemine inanan küçük bir kesim (yine bazılarının ve yabancı basının deyimiyle laik elitler) varken Türkiye asla Malezya’ya benzeyemez.

Holbrooke birazCIK yanılmış ne çıkar?

Hem üstelik, konu ne olursa olsun “dünyada tek” olmak iyidir.

“Dünyada tek laik demokratik Müslüman çoğunluklu ülke” olmak fazla geldiyse buyrun buradan yakalım o zaman. Dünyanın tek ılımlı İslâm ülkesi!
*****
Zencilik karaborsada!
Zenciliği de laiklere çok gördüler. Bu kez ordunun davetlerine, bayram resepsiyonlarına eşsiz katılanlara zenci yakıştırması yapılıyormuş.

Yavuz Donat’ın köşesinden öğrendiğime göre DTP’li Sırrı Sakık ise bunu kabul etmiyor ve “Asıl zenciler biziz. Hiç davet edilmeyenler” diyormuş.

Kısacası zencilik karaborsaya düşmüş durumda. Mağduriyet edebiyatının iyi iş yaptığı memlekette kapış kapışa gidiyor.

Bu arada, eşsiz gidilen davetlerden sonra Çankaya Köşkü’nün internet sitesi yenilenirken “Sayın Hanımefendi” bölümü ve özgeçmişi çıkarılmış, Abdullah Gül’ün özgeçmişinde de eşinin adı geçmiyormuş.

Bunlar da ilk bakışta Hayrunnisa Gül’ün (veya eşiyle birlikte) bir kez daha zenci sıfatını kapmasına neden oluyor.

İkinci bakışta ise Abdullah Gül, “devletin başı” konumunda devlet dinî bir kimliğe sahipmiş gibi görüneceği için, daha önce yapılmış Anayasa yorumları nedeniyle bu sorunun çıkacağını bilerek adaylığında ısrar etti. Yani AİHM’nin üniversite konusunda verdiği kararda olduğu gibi “kuralları bilerek” o mevkiye geldi. Bu nedenle sonucu kabullenmeyi baştan taahhüt etti yani mağduriyet söz konusu değil.

Öte yanda, kişisel görüşüm yakında bu sorunun da ortadan kalkacağı yönündedir, zira kadın erkek eşitliğinin olduğu bir ülkede bir cumhurbaşkanından 7 yıl boyunca yalnız fotoğraf vermesini, birlikte görünmemesini bekleyemezsiniz. Hangi nedenle olursa olsun haksızlıktır. Ama bu sorunu çözmek de Erdoğan ve Gül’e düşer.

Bakın nasıl ilerliyoruz adım, adım...

Sabredin diğer sorunlar (!) da çözülecek yakında...

“Sonra” mı?.. Sonrası için yukarıdaki yazıya tekrar bakın isterseniz!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 04-09-2007, 14:46
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Bekir Coşkun, Hürriyet/04.09.2007

10.5’uncu Cumhurbaşkanı...

CUMHURBAŞKANI’nı halkın seçmesine ilişkin referandum yasası için havaalanlarında oy verme işlemi başlıyor ve halkın oyuna sunulan yasada "11’inci Cumhurbaşkanı’nı halk seçer" diyor.

Eeee...

Abdullah Gül de 11’inci Cumhurbaşkanı.

Etti mi iki tane 11’inci...

Yasayı "12’nci Cumhurbaşkanı’nı halk seçer" diye düzeltmek de şu aşamada olanaksız, çünkü Meclis tatile girecek ve Anayasa değişikliği de gerekli.

İki tane "11’inci Cumhurbaşkanı" olmaz.

10 ile 11 arasında ise rakam yok...

Cumhurbaşkanları niye numara ile anılırlar?

Gerçi Fransızların Louis serisinde olduğu gibi tarihte birçok numaralı imparatorlar, krallar, padişahlar var. Ama onların isimleri aynı. Diyelim ki anons edildiğinde Louis’lerin 16’sı birden mikrofona koşmasınlar diye belki...

Kenan Evren ile Süleyman Demirel arasında hiçbir isim benzerliği yok. Zaten bu numaralama işini de Demirel icat etti, kendisine "eski" denilmesin diye.

Abdullah Gül kaçıncı?..

11’inci...

Peki, şu anda oylanmakta olan, askılarda, işlemlerde ve Yüksek Seçim Kurulu’nun tüm kararlarında yer alan "11’inci Cumhurbaşkanı’nı halk seçer" hükmü ne oluyor?

10’uncu Cumhurbaşkanı Sezer idi gitti, 11’inci şu sıralarda yapılan referandumla "seçilir" deniyor.

Geriye kalıyor 10 ile 11’in arası.

10 ile 11’in ortası ise...

10.5...

Her zaman şakayla takıldığım, genç gazetecilere her zaman örnek gösterdiğim sevgili Uğur Dündar, Başbakan ile o ünlü söyleşisinde sanırım bunu açmak istedi.

Ancak yanıtı yok.

Bu bir demokrasi kazasıdır, nasıl olsa düzeltilir.

Ama iktidardaki arkadaşların ne halde olduklarını gösteriyor bize. Bir "11’inci Cumhurbaşkanı" daha seçiyorlar.

Olmadı Abdullah Gül’e "10.5’uncu Cumhurbaşkanı" denilir, olur biter...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 05-09-2007, 10:02
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Tufan Türenç, Hürriyet, 05.09.2007 Köşe yazısı...

Sivil anayasadan sivillerin haberi yok


BÖYLE bir şey dünyada ne görülmüş ne de duyulmuştur.

AKP kendi dünya görüşüne yakın akademisyenlerden bir kurul oluşturuyor.

Onlara "Şöyle şöyle bir anayasa yapın" diye talimat veriyor.

Onlar da oturup öyle bir anayasa taslağı hazırlıyorlar.

Bu işi büyük bir gizlilik içinde yapıyorlar ve taslağı AKP’ye veriyorlar.

Gazeteciler ancak taslakla ilgili tırtıkladıkları bilgilere dayanarak haberler yapabiliyorlar.

İşte, kamuoyunun, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, derneklerin, sendikaların, üniversitelerin bildikleri, basında çıkan bu sınırlı bilgilerden ibaret.

Şimdi hem komisyon, hem akademik kurul Tayyip Bey’in başkanlığında toplanacak ve taslağa son şeklini verecek.

Oysa anayasalar toplumsal bir uzlaşma belgesi olduğu için geniş bir tartışma ortamında hazırlanır.

Ama bu anayasa toplumun değil, AKP’nin anayasası olacak.

Onun için ömrü de uzun olmayacak.

* * *

Siviller çalışmalardan bihaber oldukları için bu sivil anayasaya bir katkı yapamadılar.

Şeffaf ve demokrat iktidar bu demek olmalı.

AKP tarafından izlenen anayasa yapma yönteminin ne kadar demokratik ve saydam olduğunu kendilerini bu dinci partiye yakın bulan neo solcu liberaller iyi düşünsün.

Baksanıza, hukukçular yangın yemiş gibi şaşkın ve çaresiz.

"Tartışamadık, böyle dayatmalarla yapılan anayasalar toplum tarafından benimsenmez" diye yakınıyorlar.

AKP’ye toz kondurmayanlar ise nasıl kıvıracaklarının hesabını yapıyorlar.

Ama kimse umudu kesmesin.

Bizim başbakanımız su katılmamış bir demokrattır, aşırı uzlaşmacıdır.

Ama bir huyu vardır önce yapar, sonra uzlaşma arar.

Ne yapalım yani, uzlaşan uzlaşır, kabul eden eder, etmeyen ise anasını da alır gider.

Yakışıksız söylem

Ben daha çok demokrasinin Türkiye’nin bütün sorunlarının çözüm anahtarı olacağına inanırım.

Düşünce ve ifade özgürlüğü, bir toplumdaki bütün sıkıntıların hazım ilacıdır.

Daha çok demokrasinin bir ülkeyi bölüp parçaladığı da dünyada görülmemiştir.

Gerek Kürt sorunu olsun, gerek öteki sorunlar olsun ancak daha çok demokrasiyle çözülebilir.

Ancak...

Buna rağmen Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in üslubu ve yaklaşımını yanlış ve demokrasiye aykırı buluyorum.

Bir belediye başkanı, bir ülkenin başbakanına, içinde bulunduğu psikolojik durum ne kadar sıkıntılı olursa olsun, böyle meydan okuma nezaketsizliği içinde olmamalı.

Evet Baydemir Başbakan’dan ve iktidardan şikáyetçi olabilir.

Başbakan ve partisini eleştirebilir.

Ama konumu, böyle bir üslup kullanmamasını gerektirir.

Baydemir 24 saat siyaset yapmak yerine, belediye başkanlığı yapsın.

Diyarbakır halkına daha iyi hizmet vermiş olur.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-09-2007, 13:47
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Vatan Gazetesi, Mustafa Mutlu, 06.09.2007 köşe yazısı

Polis sınavı için ilginç iddialar! *


Dün 26 Ağustos’ta yapılan Polis Meslek Yüksek Okulları Giriş Sınavı’nda yaşanan skandalı yazmıştım. Sorular çalınmış, bu nedenle Adana’da bir kişi hakkında tutuklama kararı bile verilmişti.

Daha da ötesi; soruların sırf bu sınav için özel kurs düzenleyen bazı tarikat destekli dershanelere sızdırıldığı söyleniyordu.

Bu yazıma ilginçtir ki (en azından şimdilik) İçişleri Bakanlığı’ndan ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yanıt gelmedi...

Fakat yurdun dört bir yanından kendileri ya da yakınları bu sınava girenlerden çığlıklar yükseldi... İddialar akıl alır gibi değil:


***

Adı bende saklı bir okur: “Ben Karşıyaka’dan bir okurunuzum. Polislik sınavına çok yakın arkadaşlarım girdi. Hepsi bir cemaat dershanesi olan K.....’in öğrencisiydi. Sınava girmeden önce arkadaşlarımdan biri soruların büyük bir kısmının ellerine geçeceğini söyledi. Sınav öncesi yurtlarda kamplara alındılar. Yurtlarda da bir hiyerarşi söz konusuydu. Cemaate yakınlık derecesine göre adaylara 50 ile 70 arasında soru cevapları verildi. İkinci dereceden cemaate yakınlığı bulunanlara ise 2002-2006 ÖSS sorularına çalışmaları söylendi. Sorular da oradan çıktı! Cevapları alan arkadaşlarım sınavı kazandı.”

Halil Taş-Gaziantep: “Ben 32 yıl görev yapan bir polis emeklisiyim. Çocuğum da benim mesleğime devam etmek istedi, sınava girdi. Üç yıldır dershanelere yılda 1,5 milyar para ödüyoruz. Ama kazanamıyor. İşin en garip tarafı, çocuklara ÖSS gibi bir sınav sonuç belgesi gönderilmiyor. Kaç doğru yapmış, kaç yanlış; bilemiyoruz.”

Buğra Okay: “Ben de sınava girdim. 80 puan beklerken 54 puan aldım. Fethullah Gülen cemaatinden olanlar ise rahatlıkla kazandı. Çünkü onlar sınavdan bir hafta önce gittikleri kursun düzenlediği kampa alındılar. Sorular onlara o kampta dağıtıldı. Dikkat ederseniz bu sınavı Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi yapmıyor. Neden?”

Fidan Garipler: “21 yıllık öğretmenim. Oğlum bu yıl Balıkesir Polis Meslek Yüksek Okulu’na başvurdu. Mülakatta kolundaki küçük aşı izi yüzünden elendi. Oysa daha büyük yarası olanların, boy-kilo orantısı bulunmayanların, boyu 1.64’ü geçmeyenlerin mülakatı kazandığını gördük. Benim 1.90’lık oğlum şimdi depresyona girdi. Bizim de tarikatçı mı olmamız gerekiyor?”

Mehmet Türkoğlu: “Bahsettiginiz tarikat desrhaneleri haftalık kamplarda kadrolaşmaya müsait gençlere soruların tamamını, yalnız Adana’da değil, tüm illerde vemişlerdir. Ben de bir polis adayı babası olarak tüm bunlara şahit oldum. ‘Siz neden sorulara ulaşamadınız’ derseniz bizim gibi vatandaşların tarikatlarla tekkelerle işi olmaz... Zaten onlar da vermezler.”

Adana Avşar takma isimli okur: “Adana’daki bütün cemaat dershaneleri, soruları önceden dağıttı. Bu sınav sizin de söylediğiniz gibi derhal iptal edilmeli.”

Mehmet Açıkalın: “Elazığ’dan Adana’ya bu sınav için öğrenci götürüldü. Buna kendim şahit oldum. Medya bu işin peşini bırakmasın.”


*****

GÜNÜN SORUSU

Sorum Emniyet Genel Müdürlüğü’ne:

Üzerine bu kadar büyük bir şaibe düşmüş sınavı iptal etmek için daha ne bekliyorsunuz?
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-09-2007, 09:10
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Mine Kırıkkanat, Vatan Gazetesi 07.09.2007 köşe yazısı

Moskoflar geldi, uşaklar da burada *


İsviçre’nin Neue Zuricher Zeitung gazetesi, geçen mayıs “Ukrayna’da futbol, siyaseti yansıtıyor” başlıklı bir makale yayınladı. Yasal nedenlerle size bu makaleden söz edemeyeceğim. Ama aynı gazetenin, 21 Haziran 2007 baskısında Ukraynalı Müslüman dolar milyarderi, iş adamı, parlamenter ve Shakhtar Donetsk futbol takımı sahibi Rinat Ahmedov’dan dilediği özür, içeriği hakkında yeterince bilgi vermekte:

“DÜZELTME
‘Ukrayna’da futbol, siyaseti yansıtıyor’ başlıklı makale (NZZ, 16.05.2007) Rinat Ahmedov’a dair doğru olmayan ve yanıltıcı bir imaj vermektedir. Avukatlarının belirttiği ve NZZ’nin de kabul ettiği gibi, Shakhtar Donetsk futbol kulübü başkanı Bay Ahmedov ile Ukrayna’daki organize suçlar arasında hiçbir ilinti yoktur. Ayrıca, makalede yanlış biçimde iddia edildiği gibi Bay Ahmedov, yurt dışında dava açmak yoluyla Ukrayna yasalarından kaçmamaktadır. Ahmedov’un ekonomik başarısı, kesinlikle suç oluşturacak yöntemlerle kazanılmış başlangıç sermayelerine dayanmamaktadır. Son olarak, gazeteci İgor Aleksandrov’un kurban gittiği cinayetle Rinat Ahmedov’un etkinliklerinin hiçbir ilgisi olmadığı belirtilir. NZZ, bu açıklamaların yayınından ötürü pişmanlığını bildirir ve açıklamaların Bay Ahmedov’a verdiği tüm sıkıntılardan dolayı kendisinde özür diler.”

Neue Zuricher Zeitung’un Rinat Ahmedov’u suçlayan makalesindeki iddialarını, yayınlandıktan bir hafta sonra böylesine eğilip bükülerekten yalanlayıp yutmasına neden olan etken, dünyanın en güçlü avukat bürolarından, uluslararası 900 hukukçu mevcutlu Akin Gump avukatlarının yasal girişimidir.

Peki Ukraynalı Müslüman bir dolar milyarderi ve İsviçreli bir gazeteden bize ne?

Şöyle söylesem, acaba yeterince ilgi alanımıza girer mi: Rinat Ahmedov, İgor Gumenyuk’un “patron” düzeyinde ortağıdır. İgor Gumenyuk, Fettah Tamince’nin ortağıdır. Fettah Tamince, Fethullah Gülen hayranı ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan başta, bazı AKP ileri gelenlerini Rixos otellerinde ağırlayıp yat gezilerine çıkaran, 10 yılda 16 “dünya markası” kuran iş adamıdır.

İnşaat şirketi, 2004’te Ukrayna’da “Yılın İnşaat Şirketi” bile seçilmiştir.


***

Tarih ne garip değil mi?

Bir zamanlar, “komünistler Moskova’ya!” diye bağırılırdı Türkiye’de. “Moskof uşağı!” diye tükürülürdü Marksistlerin yüzüne. Sürüm sürüm süründürüldü, uzaktan yakından, ilgisi olan olmayan SSCB ülkeleriyle, hatta rejimi bile değil, kültürü ve edebiyatıyla.

Ruslar, en büyük, en korkulacak, en tarihi düşmandı. Kars’ta, Ardahan’da gözleri vardı, ama her şeyden önce dinsiz, imansız, Allah’sızlardı, çünkü mülkiyet kavramı yoktu, “karıları bile paylaşırlar”dı!

Zaman geçti, devran döndü, önce nataşalar geldi Türkiye’ye. Türk erkekleri tarafından “mülkiyet duygusu” olmadan iştahla paylaşılıyorlar. Sonra Moskoflar, “iş adamı” olarak geldiler. Eh, gelen Moskofa “uşak” da gerekti. Bol bol “Moskof uşağı” türedi. Hem de hangi çevreden?

Bir zamanların en hızlı Moskof düşmanı, İslamcılar arasından tabii...

Küresel barış buna denmez de neye denir, sorarım size.


***

Artık Moskoflar aramızda. İş adamı. Milyar dolarlık yatırımlar yapıyorlar, milyon dolarlar kazandırıyorlar Türkiye’deki hizmetlilerine.

Bir gün sabah kalkıp bakacağız ki, aaaa Kars, Ardahan derken, güney sahilleri geçmiş Moskoflara, ellerinin kirini Akdeniz’de yıkıyor, meğer Türkiye’deki “sıcak para”larını da zaten turizm sektöründe patlatılan şampanyayla serinletiyorlarmış...

Bu yazıyı neden mi yazdım ?

Dünkü Vatan’da Putin’in hakkında tutuklama kararı çıkarttığı Müslüman Rus “iş” adamı Mihail Gutseriyev’in Antalya’ya kaçtığı haberine şaşırdım da ondan. Antalya’daki Moskoflar ve ağababaları, benim bildiğim Putin’in Ukraynalı “yakınları.” Mihail Gutseriyev, olsa olsa “arabuluculuk” istemeye gelmiştir Antalya’ya.

Ukraynalı ya da Rus, fark etmez. Müslüman Müslümanı koruyup kollar ya.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07-09-2007, 10:47
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: Köşe kapmaca..

Kişiliğinden tutun,alaycı gülümsemesine kadar hiçbir şeyini beğenmediğim Mine *Kırıkkanat'ın hergün böyle çatır çatır çatlamasını gördükçe zevkten dört köşe oluyorum.Hele aklıma bide Tuncay Özkan'ın seçim gecesi asılan suratı geldikçe daha bir neşeleniyorum.Hanım, yap bi çayda içelim şöyle karşılıklı.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:14 .