Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 02-12-2012, 02:36
ALKA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ALKA ALKA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 12 Feb 2010
Bulunduğu yer: Berlin
Mesajlar: 5.990

Başarı Ödülü 

Standart

Kurtuluş Savaşını Çanakkale Savaşı ile karşılaştıralım:

I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasındaki Çanakkale Savaşı'nda verdiğimiz kayıp:

57.263 şehit,
97.874 yaralı,
11.178 kayıp,
20.297 hastalık sonucu ölüm
Diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat

1919-1922 yılları arasında Kurtuluş Savaşında verdiğimiz kayıplar:

Batı Cephesi’nde:
8.274 ölü,
30.433 yaralı,
45.051 kaçak,
9.991 kayıp,
2.245 esir

Doğu Cephesi'nde: (Kâzım Karabekir’in 18.491 kişilik 15. Kolordusu)
46 ölü,
76 yaralı

Bu sayılar Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında çok mütevazi kalıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 03-12-2012, 20:46
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

Ben cahilliğin, ezikliğin bu kadarına da pes diyorum. Fransa ile ne zaman savaşmışız diyor; güney cephesi bağlamında Antep Savunması, Maraş Savunması, Urfa Savunması hep Fransa'ya karşı verilmiştir.

İngilizlerle Savaşılmadığı da yalan; cephe savaşı olmasa da şehir savaşı ve it dalaşı yaşanmıştır. İngilizler erzak ve cephane taşınan birçok limanı bombalamıştır. Kuvayi milliye ekipleri Eskişehir'den Düzce'ye kadar ingilizleri püskürmüştür. Benzer çatışmalar karadenizde de olmuştur. İstanbulda birçok ingiliz eşek cennetini boylamıştır

ABD bile ülkemize o dönemde çıkarma yapmıştır

Sayın ALKA'nın verdiği bilgiler eksiktir.

Batı cephesi bilgileri yalnızca son savaşları ele almaktaddır; düzenli ordunun kurulması oldukça sonradır.

Yine güney cephesinden hiç bilgi yok burda.

Doğu cephesinde de yine kuvayi milliye eliyle yürütülen bir savaş vardır Kazım KARABEKİR oraya gelene kadar.

Ayrıca iç isyanların bastırılması noktası da atlanmış.

Dilaver gibilerin marksist olması bu bir yitikliktir marksizm adına. Mondros ve sevr antlaşmaları, açık işgal, işbirlikçi isyanlar ortadayken ve bu durum yaklaşık 4 yıl sürmüşken, bu mücadeleyi küçümsemek ancak eziklere ve cahillere yakışır.
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 03-12-2012, 23:45
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

Ben cahilliğin, ezikliğin bu kadarına da pes diyorum.
İnsanın bir kere tutunduğu efsaneler yıkılmaya görsün. Ardı sıra ''çöküş psikozu'' gelir. Bu da insani bir dramdır neticede. Ancak, alışacaksınız güzel kardeşim. Modernitenin Kemalizmle başlamadığı, Kemalizmin bizzat bunu engellediği ve daha da beteri rejimin ''cehalet-eğitim-modernite'' söylemini felaket bir ideolojik manipülasyon aracı yaptığı gerçeğine alışacaksınız.

En çok da bu kısmı seviyorum: Modernitenin, kadınlara hakkın ve özgürlüğün Cumhuriyetle ''icat edildiği''ni sanan Kemalist, rejimin bırak hak vermeyi, bizzatihi hakkın içini boşaltıp toplumsal hareketi bastırdığını görüyor
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 04-12-2012, 02:13
ALKA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ALKA ALKA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 12 Feb 2010
Bulunduğu yer: Berlin
Mesajlar: 5.990

Başarı Ödülü 

Standart

ALKA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kurtuluş Savaşını Çanakkale Savaşı ile karşılaştıralım:

I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasındaki Çanakkale Savaşı'nda verdiğimiz kayıp:

57.263 şehit,
97.874 yaralı,
11.178 kayıp,
20.297 hastalık sonucu ölüm
Diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat

1919-1922 yılları arasında Kurtuluş Savaşında verdiğimiz kayıplar:

Batı Cephesi’nde:
8.274 ölü,
30.433 yaralı,
45.051 kaçak,
9.991 kayıp,
2.245 esir

Doğu Cephesi'nde: (Kâzım Karabekir’in 18.491 kişilik 15. Kolordusu)
46 ölü,
76 yaralı

Bu sayılar Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında çok mütevazi kalıyor.
kemalistcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın ALKA'nın verdiği bilgiler eksiktir.

Yine güney cephesinden hiç bilgi yok burda.
Yukarıda verdiğim verilerin kaynağı Emekli Tümgeneral Celal Erikan ile Alptekin Müderrisoğlu’nun yaptığı hesaplamalara dayanır.

Güney'deki kayıplar Genelkurmay’ın sayıları içine girmiyor, çünkü çete savaşları olduğu için Genelkurmay bunları ‘sivil kayıp’ olarak değerlendiriyor. Aynı şekilde daha sonra ‘hain’ ilan edilen Çerkez Ethem’in birliklerindeki kayıplar bu sayılara dahil değildir.

Kara Harp Mezunu Eski Subay Sabahattin Selek’e göre Doğu Cephesi’nde Ermenilere karşı şanlı zaferler kazandığı söylenen Kazım Karabekir’in 18.491 kişilik 15. Kolordusu’nun kaybı sadece 46 ölü ve 76 yaralıdır.

Veya diğer örnek Kahramanmaraş Savunması'nda ölen toplam sivil sayısına dair verilen çarpıtılmış bilgiler. Genelkurmay belgelerine göre, Maraşlı sivil ve milislerin kaybı 200 ölü, 500 yaralıdır. Ancak bize okullarda tarih derslerinde öğretilen ise Maraş'ta 4000 sivilin öldüğüdür.

Geçenlerde yayınlanan bu haber bir kez daha Kurtuluş Savaşı'nın gerçekten nasıl vuku bulduğu üzerinde tekrar düşünmemiz gerektiğini gösteriyor..

21 Kasım 1920: Mardin'in "çakma" kurtuluş günü
Mardin'de her yıl 21 Kasım'da kutlanan "Kurtuluş Günü"nün aslında var olmadığı ortaya çıktı. 91 yıldır kutlanan çakma "Kurtuluş Günü", Belediye Meclisi kararı ile değiştirilerek "Onur Günü" yapıldı.
http://www.marksist.org/tarihte-bugu...kurtulus-gunu-
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 05-12-2012, 01:06
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

AlbatrosS´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsanın bir kere tutunduğu efsaneler yıkılmaya görsün. Ardı sıra ''çöküş psikozu'' gelir. Bu da insani bir dramdır neticede. Ancak, alışacaksınız güzel kardeşim. Modernitenin Kemalizmle başlamadığı, Kemalizmin bizzat bunu engellediği ve daha da beteri rejimin ''cehalet-eğitim-modernite'' söylemini felaket bir ideolojik manipülasyon aracı yaptığı gerçeğine alışacaksınız.

En çok da bu kısmı seviyorum: Modernitenin, kadınlara hakkın ve özgürlüğün Cumhuriyetle ''icat edildiği''ni sanan Kemalist, rejimin bırak hak vermeyi, bizzatihi hakkın içini boşaltıp toplumsal hareketi bastırdığını görüyor
Modernitenin kemalizmle başlamadığı doğrudur(ki kemalizm kaba modernizm değildir; halkçıdır); ancak çığır açan atılımların bu dönem yapıldığı bir gerçektir. Medeni kanuni kılık kıyafet devrimi, dil devrimi, laik-bilimse-karma eğitim, köy enstitüleri, halk evleri,millet mektepleri, gerçek anlamda fabrikalar, çağdaş tarım, kooparatifçilik, tekke ve zaviyelerin kaldırılması vs vs.

Afife JALE cumhuriyetten önce neredeyse idam edilecekti tiyatro oynadı diye; ya sonrakaç kadın tiyatrocu yetişti acaba birkaç on yıl içinde? Eğitim almak, belli başlı meslekleri yapmak, seçmek ve seçilmek, kanunlar önünde eşit olmak; daha ne olsun ki?

Arkadaşımız hem ezik hem çürük
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 05-12-2012, 01:18
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

ALKA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yukarıda verdiğim verilerin kaynağı Emekli Tümgeneral Celal Erikan ile Alptekin Müderrisoğlu'nun yaptığı hesaplamalara dayanır.

Güney'deki kayıplar Genelkurmay'ın sayıları içine girmiyor, çünkü çete savaşları olduğu için Genelkurmay bunları ‘sivil kayıp' olarak değerlendiriyor. Aynı şekilde daha sonra ‘hain' ilan edilen Çerkez Ethem'in birliklerindeki kayıplar bu sayılara dahil değildir.

Kara Harp Mezunu Eski Subay Sabahattin Selek'e göre Doğu Cephesi'nde Ermenilere karşı şanlı zaferler kazandığı söylenen Kazım Karabekir'in 18.491 kişilik 15. Kolordusu'nun kaybı sadece 46 ölü ve 76 yaralıdır.

Veya diğer örnek Kahramanmaraş Savunması'nda ölen toplam sivil sayısına dair verilen çarpıtılmış bilgiler. Genelkurmay belgelerine göre, Maraşlı sivil ve milislerin kaybı 200 ölü, 500 yaralıdır. Ancak bize okullarda tarih derslerinde öğretilen ise Maraş'ta 4000 sivilin öldüğüdür.

Geçenlerde yayınlanan bu haber bir kez daha Kurtuluş Savaşı'nın gerçekten nasıl vuku bulduğu üzerinde tekrar düşünmemiz gerektiğini gösteriyor..

21 Kasım 1920: Mardin'in "çakma" kurtuluş günü
Mardin'de her yıl 21 Kasım'da kutlanan "Kurtuluş Günü"nün aslında var olmadığı ortaya çıktı. 91 yıldır kutlanan çakma "Kurtuluş Günü", Belediye Meclisi kararı ile değiştirilerek "Onur Günü" yapıldı.
http://www.marksist.org/tarihte-bugu...kurtulus-gunu-
Yani üçlü antlaşmalar, mondros, sevr, yıllarca süren işgal, iç isyanlar, sovyetlerin ve üçüncü dünyanın desteği hepsi mizansendi öyle mi? Siz şaka mısınız?

200 kişiyi kim saymış; 200 ölü 400 yaralı az mıdır?

Hemen belirtmeliyim bir konuda size katılabilirim; o da var olan birşeye ekleme ve çıkarma yapılmaması gerektiğidir.Kemalistler de bu oyuna gelmemli; zaten değerli olan bir şeyi daha değerli yapacağz derken değersizleştirmemeli, kişiliklerinden ödün vermemelidir. Mahir, Deniz, kimi çekincelere karşın İbo ve onlarca gerçek marksist tahlilci bunun hakkını vermiştir. Darısı sizin başınıza...
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 09-12-2012, 18:42
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

kemalistcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Modernitenin kemalizmle başlamadığı doğrudur(ki kemalizm kaba modernizm değildir; halkçıdır); ancak çığır açan atılımların bu dönem yapıldığı bir gerçektir. Medeni kanuni kılık kıyafet devrimi, dil devrimi, laik-bilimse-karma eğitim, köy enstitüleri, halk evleri,millet mektepleri, gerçek anlamda fabrikalar, çağdaş tarım, kooparatifçilik, tekke ve zaviyelerin kaldırılması vs vs.

Afife JALE cumhuriyetten önce neredeyse idam edilecekti tiyatro oynadı diye; ya sonrakaç kadın tiyatrocu yetişti acaba birkaç on yıl içinde? Eğitim almak, belli başlı meslekleri yapmak, seçmek ve seçilmek, kanunlar önünde eşit olmak; daha ne olsun ki?

Arkadaşımız hem ezik hem çürük
Değil mi ama? Siz sopa yemeye doymuyorsunuz, anladık

1. Modernite ''Kemalizmle başlamamıştır hatta Kemalizm moderniteyi ketlemiştir'' dediğimizde, vatandaş ''GEREKÇELERİMİZ''e o denli bakmamış ve anlayamamış ki:

- Modernite ''Osmanlı ile başlamıştır'' dediğimizi,

-Yahut, modernite ''devlet aygıtının bahşettikleri'' dediğimizi sanmış olmalı.

Güzel kardeşim; modernitenin bugünkü ''tanımı'' öncelikle ''toplum ve birey''in siyasi, toplumsal ve kültürel olana iştiraki ile devlet dahil otoriteden bağımsız bir ''özne'' olarak ortaya çıkışıdır: Bu öznenin ''geleneksel kültür ve toplum hiyerarşisi''ni aşmaya gayret-keş politik-devrimci bir özne olma çabasını bilmem söylemeye gerek var mıdır?

2. Osmanlı devleti moderniteyi ''başlatmıştır'' demememizin özel bir sebebi var, ki sorulursa onu da söyleriz. Ama şunu pekala deriz: Modernist akımlar Osmanlı sürecinde başladı! Bu ikisinin farklı olduğunu sanırım anlamışızdır. Yani bunu Osmanlı da ''bahşetmedi''

3. Afife Jale örneğiniz hem ''hatalı'' hem de zihin kodlarınızı ele vermekte: Zira, muhterem döneminin ''tek Müslüman kadın oyuncusu'' olmadığı gibi, sahneye çıktığı yıl 1920'dir. Fakat ondan önce de kadın oyuncular oynamıştır.

Örneğin şöyle bir bilgiye rastladım:

Afife Jale'den daha önce, 1918'de, Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife adındaki genç kızlar Darülbedayi'ye girmişler ve daha sonra da bırakmışlardı
http://rejiast.blogcu.com/turk-tiyat...ranlar/1039959


Bundan önce şu bilgiyi vermekte fayda var: Müslüman Türklerin yayımladığı(oynanan değil!) ilk modern tiyatro eseri olarak Şinasi'nin Şair Evlenmesi kabul edilir: 1859. Bazı kaynaklar, daha öncesinde de bazı metinler olduğunu kaydetmiş, ama ya 'aslı bulunamadığı' yahut ''modern tiyatro örneği'' olarak görülmediği için ilk olarak Şinasi ifade edilir.

Fakat!

Kadın tiyatrocular şeklinde genel olarak bakıldığında, gayrı müslimlerden birçok ''kadın oyuncu'' yetiştirdiğini biliyoruz. Hal böyleyken ''ilk kadın tiyatrocumuz Afife Jale'' diye övünmeniz beyhudedir, çünkü değildir! İslam inancının ve keza eğitim bürokrasisinin ''müslüman kadınlar'' üzerinde baskı oluşturduğu doğru olsa da, gayrı müslim oyuncuların gerek kendi dillerinde gerekse de sonradan Türkçe diksiyon dersleri alarak oynadıkları oyunları SAYMAMANIZIN GEREKÇESİ N'OLA ACEP? Birçoğu İstanbul'daki özel yahut değil tiyatro sahnelerinde görev alan kadınlardan bahsediyoruz ki bildiğimiz kadarıyla istanbul hala Türkiye'nin siyasi sınırları içerisindedir

Basit bir google aramasıyla 1800'lerden 1923'e değin 300 küsur gayrı müslim dergi ve gazetesinin yayımlandığını görebiliriz. Gazete ve dergi işi dönemi için dahi pekala ''modern bir faaliyet'' iken, bunların ''yok sayılması''nı da takdire şayan buluyoruz!

(tabi daha geniş bir siyasi sınırdan bahsettiğimizi de kaydedelim o dönem için)

4. Son olarak: Modernite ''derken'' ısrarla ''toplumu/bireyi'' öne çıkarıyor ve o toplum/bireyin otorite yani devletle ilişki ile taleplerine vurgu yapıyoruz. Buna rağmen ''seçmek-seçilmek'' örneğini HALA, meseleyi anlamadığını afişe eder biçimde tekrardan bir argüman olarak SUNMAya ne demeli bilmiyorum???

Biz diyoruz ki, Osmanlı'dan beri pekala canlı ve dinamik bir ''kadın hareketi'' olup rejim bu hareketi/dinamizmi engellemiştir:Ahanda örneğini de verdik mi??? KADINLAR HALK FIRKASI GİRİŞİMİ'ni siz ne sandığıydınız??? TC'ye geleneğe değin 40 dergi çıkarıldığını belirtip 1950'lere değin kaç tane dergi olduğunu sormadık mı guşum? Bu hatunların TALİBAN AJANLARI olduğunu ispat edebilirsen ben iddialarımı geri alacağım söz
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 13-12-2012, 02:59
Shawstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Shawstein Shawstein isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2012
Mesajlar: 182
Standart

ALKA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Geçenlerde yayınlanan bu haber bir kez daha Kurtuluş Savaşı'nın gerçekten nasıl vuku bulduğu üzerinde tekrar düşünmemiz gerektiğini gösteriyor..

21 Kasım 1920: Mardin'in "çakma" kurtuluş günü
Mardin'de her yıl 21 Kasım'da kutlanan "Kurtuluş Günü"nün aslında var olmadığı ortaya çıktı. 91 yıldır kutlanan çakma "Kurtuluş Günü", Belediye Meclisi kararı ile değiştirilerek "Onur Günü" yapıldı.
http://www.marksist.org/tarihte-bugu...kurtulus-gunu-
Çanakkale'de verilen mücadele zaten tarihimizin en kanlı savaşı olarak geçer, tarih konusunda en ufak bir fikrinizin dahi olmadığını görüyorum.

"Düşünmek" yerine biraz tarih hakkında temel düzeyde de olsa bilgi sahibi olmanızı öneririm.

"Günümüzde, dünyadaki temel sorun, aptalların kendilerinden son derece emin, akıllıların ise devamlı süphe içinde olmalarıdır."
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 18-03-2013, 14:19
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 820
Standart Bir yaşam biçimi olarak Devrimcilik

Devrimcilik bir yaşam biçimidir.

Bu yaşam biçimine özünü veren olgu ise,mevcut düzen ve koşullarda yaşamak istemeyip daha iyi ve ileri bir insani düzende yaşama arzusudur.Bu anlamda, devrimci bir yandan mevcut düzende yaşayıp öte yandan içsel çelişkinin görüngüsü sonucu mevcut düzenin alternatifi olan bir sistemin yaşam biçimini kendine rehber edinmiş olup amaçlanan sistemin temel değerlerini kendinde cisimleştirmiş olandır.(Burada kastettiğimiz devrimci kavramının tam karşılığı komünist devrimcidir.Bundan sonra geçecek her devrimci deyimi,komünist devrimciyi anlatmak için kullanılmıştır.)

Devrimci deyimini açıklamaya girişmeden önce devrimcinin amaçladığı olguyu açmak gereklidir.Devrimci ,devrim için mücadele eden ve bunun için tüm yaşamını vakfetmiş olandır.Buradan devrim deyimine bir açıklık getirmek zorunludur.Devrim,mevcut düzeni tümden ortadan kaldırmak ve yerine daha iyi ve daha ileri bir şeyler koymak eyleminin kendisidir.

Buradan hareketle,devrimci(elbette ki komünist devrimci) mevcut emperyalist kapitalist düzenin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılıp yerine komünizmin ilk aşaması olan sosyalizmi ve ardından gerçek insanlık ve paylaşım düzeni olan komünizmi inşa etmek görevi uğruna mücadele veren örgütlü bireydir.Burada dikkatle bakılırsa bir olgunun altını çizmiş olduk:O da devrimcinin örgütlü bir bireye karşılık geldiğidir.

Yani devrimci bu eylemini ancak ve ancak örgütlü bireyler topluluğuna dahil olarak yapabilir.Yineleyelim ki,devrimi yapan devrimci değildir.Devrimi yapan mevcut düzenden rahatsız olan tüm sınıf ve katmanlara önderlik etme yeteneği kazandırılmış komünizmi kuracak biricik devrimci sınıf proletaryanın ta kendisidir.Tabi ki diğer devrimci sınıf ve katmanları bu devrimci mücadeleye katarak.Devrimci bu sınıf mücadelesinin katalizörüdür sadece.Ya da daha geniş anlamıyla sınıfı sınıf bilinciyle donatacak bu mücadelenin her evresinde liderlik edecek temel itici güçtür.Sosyalizm ve komünizm tarihsel sürecin sonuçlarıdırlar.Sınıflı toplumların sonuncusu sosyalizme ve sonrasında komünizme giden yol bilimsel bir sonuçtur.Ama bu süreç, yukardan aşağı inşa edilebilen tek düzeni işaret ettiğindendir ki,irade ve devrimci sınıf mücadelesi bu anlamda kilit rol oynayacaktır.

Sosyalizm kendinden önceki sınıflı toplumlar gibi bir önceki sınıflı toplumun bağrından çıkmaz.Sadece sosyalizmi kuracak ,altyapısını sunacak sınıflar ve ekonomik alt yapı sosyalizmin mevcut kapitalizmden aldığı unsurlardır.Oysa kapitalizm,kendinden önceki feodal toplumsal düzenin bağrından çıktı ve sonraki süreç içinde ekonomik alt yapı kapitalist olmasına rağmen iktidar feodal kral,bey vs ye aittti.Burjuva demokratik devrimler bu çelişkiyi ortadan kaldırdılar.(Şimdi dünya üzerinde sözümona krallıkla yönetilen ülkelerin olması bu noktada şaşırtıcı olmasın.buradaki krallıklar kesinlikle göstermelik krallıklardır. ve öte yandan bu mevcut krallıklar gerçekte şu anda büyük kapitalist şirketlerin en büyük ortaklarından olup krallık ünvanı sadece bu anlamda göstermeliktir.)

Devami icin;

Kaynak #1

Konu Neva tarafından (19-03-2013 Saat 09:08 ) değiştirilmiştir. Sebep: Uzun kopyala/yapistir kisaltildi.
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 18-03-2013, 14:38
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

Devrimci olmak çok zor..çok zor..

Hayatta istediğim çoğu şeyi olabildim ve başardım ama devrimcilik yarım kaldı.Ne mutlu başaranlara
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kadınla erkek eşit olamazlar ! kitapsızım Politika 31 06-01-2015 23:02
İslama Göre Türkler İsteseler de Müslüman Olamazlar ALKA Turan Dursun 0 07-11-2012 06:29
Kendini Müslüman Sananlar __KokTengri__ İslam 51 13-09-2012 23:13
T d h:kendini fesetti: zahit Politika 3 28-06-2010 12:57
Allah kendini yok edebilir mi? tardu İslam 7 27-06-2010 22:55

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:30 .