Turan Dursun Sitesi Forumları
  #331  
Alt 22-12-2012, 08:42
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 820
Standart

Alevi Yasam Felsefesini;
Islam icinde veya farkli dinler icinde gormeye calisanlara guzel bir cevap......

Bu yola ne Hizir Pasalar, Ne Yavuzlar, Ne Izolar, Ne Fetolar Nede bunlar gibi niceleri golge dusuremedi, bundan sonrada dusuremiyeceklerdir.

Alevilik bazi Islam yobazlari tarafindan, veya Alevilik icinde kendisini Alevi gostermeye calisan Hizir Pasalar, Osmanli politikasini surdurmektedirler, Izzettin Dogan ve onun gibi bir cok yol duskunu, Alevi Yasam Felsefesine golge dusurmeye calissada, Yobaz Islam Dini ve Osmanlinin 1400 yil bir sure ile basarili olmamadilarsa, Bundan sonrada basarili olamiyacaklardir...

Bu gizli izzettinler, Alevi yasam felsefesine verdigi zarar elbette kucumsenecek bir sey degil, lakin bunlar cirpindikca, birer Hizir Pasa olduklarini aciga cikardikca, Kazanan Ihanetci, Isbirlikci, Teslimiyetci ve yol duskunleri olmiyacaktir.
Kazanan Sevgi ve Insanlik Yolu olacaktir.....


Alevilik : İnsanlığın doğuşundan beri gelen ve menzil nerede bilinmez ama menzile kadar gidecek olan kadim bir yoldur. Bu ne demek? Alevilikte yaradılış yoktur doğuş vardır. Doğuş ilk ne zaman olmuştur? Alevi öğretisi buna cevap veremez. Çünkü bu bilimin işidir. Fakat insanlık tarihini güruhu Naci Naciye ile yani doğuşla başlatır. Neden Adem ile Havva değil? Çünkü Adem inanç söylencesine göre, çamurdan yaratılmıştır, Havva kaburgasından ve şeytan vardır hikayesinde. Oysa Alevilikte şeytana yer yoktur. Nereden biliyoruz? Şeytan kötülüğün aldatmacanın simgesidir. Kötülük ve aldatmacanın yolumuzda yeri yoktur. Şeytan ikiliğin simgesidir. Alevilikte ikiliğe yer yoktur. O yüzden Cemlere şeytan, herkes giremez. Cemde sorgu sual vardır. Hakk yolundan çıkanlara hesap sorulur. Şeytan insanları yoldan çıkarmak için vardır. Yoldan çıktım şeytana uydum Alevilikte yoktur. Çünkü akıl devreye girer. Yol öğretisi devreye girer. “Hakk Erenlerinin ise dini ve mezhebi yoktur. Yol vardır. Yol din değildir. Hakk Erenlerinin Yol’u Allah’a bağlı değildir. Hakk Erenlerinin Yol’u Hakk’a bağlıdır. Hakk Yol’unda dinin ne işi var? Hakk Erenlerinin Yol’unda Şeytan’ın ne işi var? Hakk Erenlerinin Yol’unda doğruluk vardır. Yani doğruluk Hakk’tır”
Doğru, iyi, güzel, gerçek olan haktır. Hakk yolunda yürümekle sorumlusundur. “Hakk, evrenin hakimi doğrudur. Hakk ikrardır”. . (eğilip doğrulmak ile, aç kalmakla, iki yardım etmekle olmuyor) Rızalık razılık öğretisi bireylerin birbirinden razı gelmesi ve rızalık vermesini şart koşar. Bu ne demek kişinin hem kendini hem de toplum içindeki bireyleri denetlemesi demek kötü birine razılık verebilir miyiz? Her zaman yazıp söylerim. Aleviliğin nerden geldiği, tarihsel köklerinin, ne olmadığının zerre kadar önemi yok. Çok basit gibi görünen yol öğretisinin özün dışa yansıması olan sözlerini yani felsefesinin derinliğini doğru kavramak gerekir. Bunun içinde öncelikle bize verilmiş öğretilmiş değerleri kendi içimizde yıkmalıyız. Araştırmalıyız. Araştırmalarımızı, okuduklarımızı yaşam kültürümüzle karşılaştırmalıyız velhasıl sentez-analiz sentez doğruları alıp yanlışları atabilmeliyiz. Alevi yaşam zor zanaattır. Herkesin harcı değildir. Mangal gibi yürek ister. Bu yüzden Alevilikte yola çağrı yoktur, yola duruş vardır. Kendisine güvenen, gönülden yürekten yolu yürümek isteyenler, ikrar verip, talip olup, yola dururlar.
Aleviliğin doğuş ve birlik yol öğretisi çok doğru kavranılmalı. Yolun özü ve temelidir. Neden Irk,millet, din, inanç-inançsızlık, cins ayrımı yok ? Neden 72 millete aynı nazarda bakarız. Yine söylenceye göre neden eşit.? Neden kırklar cemi büyüğümüz, küçüğümüz bir. Neden sadece insan? Neden bir gömlekte ikiliği, birbirini yemeyi kabul etmez. Yolumuzun temeli üzerine oturmayan hiçbir görüş teori yaşam biçimi alevi öğretisinde uzun süreli olamaz. Popülist ve geçici olmaktan öteye gitmez.

Alevilik binlerce kültür ırmağının oluşturduğu ummandır. Hiç bir şey gökten zembille aniden inmedi. Toplumsal ekonomik-sosyal, kültürel değişim ve gelişmeler yaşayarak bugünkü yaşadığımız konumdayız. Yaşadığımız evrende toplumların, insanların birbirlerini etkiledikleri, etkilendiklerini kendilerini değiştirip, dönüştürdüklerini, daha doğru ve daha gerçekçi , daha derin bilgi donanımlarına sahip olmak için çaba sarf ettikleri doğru değil midir? Alevilik dogmatik değil yenilikçi, ilerici, değişim ve dönüşümcüdür. Alevilik insanlığın doğuşundan beri var olan tüm kültürlerden iyi, güzel, doğru, hak ne varsa kendisine katmasını bilmiştir. Farklı kültürler ırmak ise kendisinin umman oluşu bu özelliğinden kaynaklanmıştır.

Alevilik farklılıkları zenginlik olarak görür 72 millete aynı nazarda bakmasının dil ırk din ayırımı yapmamasının temelini oluşturur. Bu aynı zamanda bir arada birlikte insanca yaşamanın da zeminidir. Hangi kültür vardır ki eskinin bağrında kendisini geliştirip, yeni kendisini yaratmamıştır. Hepimiz biliyoruz kitaplı 4 din birbirinin devamı ve birbirinden esinlenmiştir. Kim diyebilir Yahudiler Hıristiyan’dı geçmişte, yada Hıristiyanlar Müslüman’dı..

Aleviliğin kökleri ortaklaşa toplum biçimine kadar iner. Ana kültü, bilinen anaerkil toplumsal yapıdan gelmektedir. Çok eski ve köklü bir inanışı temsil eden kendilerini yenileyerek sınıflı toplum biçimine karşı sınıfsız, ortaklaşa toplum kurmaya ve yaşatmaya çalışanların kültürüdür. Alevilik=Aleviliktir. Kendisine özgü ve kendisi için bir yoldur, farklıdır. Bu farklılığı kabul etmek gerekir. Hiçbir elbiseye sığmayacak kadar üryandır. Demdir, deryadır.

Alevilik; Bilimin rehberliğinden insandan yana duruştur. Bir yaşam biçimidir. Alevilik hiç bir inancın yada ideolojinin ne bir uzantısıdır, nede zenginliğidir. Kendine özgü, kendisi için bir yoldur. İnsanlık tarihinden beri var olmuştur ve var olacaktır. Bu süreçte gelişen tüm olayları, olguları kendi felsefesine göre yorumlamıştır. Hiç bir inancı ve gelişmeyi reddetmemiştir. Yaşanan, tüm bilinen tarihsel gelişmelerde de hak ve haktan yana taraf olmuştur. Nerde duracağını bilmiştir. Aleviliğin insandan ve haktan yana duruşu, olmazsa olmaz koşullarında biridir. İslam coğrafyasında da yaşanan olaylarda inançsal bazda olmasa da, siyasal bazda taraf olmuştur. Alevilik; Ne Musa’yı, ne İsa’yı, ne de Hz Muhammedi dışlamıştır. (Hz. Ali, Hz.Fatma ve Hz. Hüseyni) gönüllerine mihman eylemiştir. Ama hiç bir zaman, gidip, onların içine de girmemiştir.

Bu yüzden de başımıza gelmedik kalmamıştır. Dünyayı açıklaması bilimden yanadır. Alevilik Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır derken; kendisini bilimin rehberi değil, bilimin kendisine rehber edindiğini açık ve net şekilde ortaya koymuştur. Bizler insanlığın var oluş tarihinden itibaren: Bilimin rehberliğinde insan ve insanlıktan yana duruşu olan, tavrı olan herkese sahip çıkıp gönlümüze mihman eyleyeceğiz. Bu demek değildir ki, onunla aynı inanç sistemi yada ideolojide olacağız. Bu konuda alevi felsefesi yeterince derindir ve kendine özgüdür. Başka oluşumlarda aramaya gerek yok, ne ararsan kendinde aranın geniş ve derin anlamlarından biride budur. Yaklaşık son 15 yıldır sürdürülen öze dönüş çabaları da kendimiz olmak içindir. Kendimizi orda, burada ifade etmek için değil, onu hep yaptık zaten. Bu anlamda kendi (alevi) felsefesinin derinliğini göremeyenler yada Aleviliğin ürettiği felsefeyi yanlış ve yanlı okuma açıları, alevi felsefe tarihini de sorunlu bir hale getirmiştir. Bugün bizlerin en çok yapması gereken kendimize verili öğretilmiş değerleri bir tarafa bırakıp kendi felsefemizi anlamaya çalışmak ve kendimiz olabilmektir. Alevilik hiç bir inancın ideolojinin zenginliği değildir. Alevilik sonsuz ve sınırsız bilgi birikimiyle, yaşamı sorgulamak yargılamak yorumlamak, yoğurmaktır. Bilimin rehberliğinde, Hakkın, insanlığın yanında taraf olmak, durmaktır. Nerede duracağını bilmektir.
Alevilik sözün bittiği yerde başlar. Sadece yaşanır yol yürünmek içindir, sadece yürünür.

Alevilik; Sevgi dini, Erdem okulu, Evrensel değerler bütünüdür. Sevgi mayamızdır. İçine sevgi katılmamışsa, maya bozuktur. Bencildir. Dildeki nefret, kin düşmanlık, özdeki bencilliğin dışa vurumu.. dildeki muhabbet, aşk, dostluk, özdeki özge canlılığın dışa vurumudur. Sevgi insanlığın özlemi, rızalığın, razılığın, rıza kentinin anahtarı... Yar aşkı, hak aşkı, yol aşkı bu üçleme çok önemlidir.

Alevilikte evlilikler bu yüzden ikrar üzerinedir. Kadın ve erkek aşkın iki halidir. Bedeni aşıp ruha varırlarsa, bir olurlar. (Yine ikilik yok cins ayırımı yok, birlik var) Yar aşkını üretmek ve yaratmak gerekir. Hak aşkı, yar aşkının ürünü çocuktur. “Şer Havva’dır, Hayır ise Adem’dir. Adem Hayır’dır ama Havva’nın koynundadır. Bu yüzden Hayır lekelidir. Şer’in koynundaki Hayır’dan hayır gelir mi? Evrenin hakimi Hakk’tır. Hakk İkrar ve İman’dır. Hakk Erenleri ikrar ve imanı bilirler, Hayır ve Şer ile işleri yoktur. İkrar ve İman birdir, bir gömlektedir. Hakk hakikattir, hakikat doğruluktur ve halkımızın kalbinde bir noktadır. Nokta Hakk’tır. Hakk Erenlerinin yolunda, evlilikte kadın ve erkek birbirine ikrar verir. Yol’a alınırken de ikrar vardır.” Yazdıkça , yaşadığımız evrende Aleviliğin ne denli zor bir yol olduğunu daha net ve açık bir şekilde görüyoruz değil mi? İkrar vermek şerri kendine uğratmayacağına dair yemin etmek, söz vermek ve sözünden dönmemektir. Ancak insan sevdiği zaman şerden uzak durur.

Ancak sevgi bencilliğin düşmanı, özge canlılığın dostudur. Evreni doğayı insanı sevmek. Tüm ilişki ağını sevgi üzerine kurmak... Bugün sosyolojik, psikolojik tüm sosyal bilimler ispatlamıştır ki sevgi ile büyüyen çocukların toplumsal düzendeki pozitifliğini, bu konuda daha çok ne yazılabilir ki? Sadece derin ve geniş düşündüğümüzde erdem okulu, daha yaşamın ilk ve her saniyesinde başlıyor. Ceninin mayası sevgidir. Kamil insan olma, Bireyin kendini geliştirmesi, yenilemesi, bilgi ile donanması, Hamdım-piştim-yandım kamil insana giden yolun süreçleri…Kamil insanlar topluğundan oluşan rıza kenti düşü, her daim canlıdır. Merkezine insanı alan ve etrafındaki her şeyi insana göre şekillendiren insanın ve doğanın yüreğine sığınma kültürüdür. Aşk ideallere doğaya ve insanlığa tutkuyla bağlanmaktır, tutkuyla sevmektir. Evrendeki tüm güzellikleri hissedip yaşamaktır. Yaşatmaktır. Sevgi bizim dinimiz başka dine inanmayız. Erdem evrensel değerleri sahiplenmek, savunmak ve yaşama geçirmektir. Yolumuz sevgi, aşk yolu, hak yolu. Sevgi rıza kentinin anahtarıdır.

Alevilik; Hukuk, sosyal yaşam, Adil, Eşitlikçi, Paylaşımcı, Kardeşçe, Özgür ve Barışçıldır. Kırklar cemi söylencesini doğru kavramak gerekir. İnsanlar arasındaki adının önüne getirilen her türlü unvan ve sıfat yoktur. Hak olarak büyüğümüz, küçüğümüz yoktur hepimiz biriz, hepimiz eşitiz. Nerede birimizin canı yansa hepimizin canı yanar Ustalık, üstünlük bilgidedir; bilginin, bilince ve yaşama dönüşmesindedir.

Alevi hukuk sistemi, toplumsal yaşam içinde çıkan irili, ufaklı sorunları kendi inanç temellerine göre çözmüştür. Alevi toplumu kendi yarattığı bu hukuk sistemi ile hem kendisini güçlendirmiş, hem de muazzam bir ahlak sistemi edep (eline diline beline) paylaşımcı ve eşitlikçi bir toplumsal yaşam yaratmıştır. Adildir: Ceza suç ile orantılı olup, kişiyi kötülüklerden arındırarak tekrar toplumsal yaşam içerisine dönmesini sağlamaktır. Yargılama, eleştiri, özeleştiri, arınma ve temizlenme amaçlıdır. En büyük ceza toplumsal teşhir ve tecrit olan düşkünlüktür. Paylaşımcıdır. Kardeşlik : Musahiplik kurumunun var olması bile kardeşliğe ne denli önem verdiğinin göstergesidir. Karındaşlıktan çok daha önemli ve etkilidir. Ömrü boyunca kendinden ve musahibinin her davranışından sorumlu olmak musahibinle birlikte dara çekilmek. Kişilerin birbirini ve kendini denetlemesi oto kontrol ve sorumluluk. Biliriz sorumlulukla özgürlük çatışmaz çakışır. Ne kadar sorumluluğuna sahip çıkar yerine getirirsen o kadar özgürsündür. Özgürlüğün sınırlarını sorumluluklar belirler… Barışçıldır. Bugüne kadar kendisinden farklı hiçbir toplumsal yapılanmaya karşı ne bir savaş açmıştır, nede müdahale etmiştir taki kendi sınırlarını ve insanlık hakları ihlal edilmediği sürece. Biz Hiçbir zaman başkalarının kapısına dayanıp, bizden olacaksınız demedik.

Ne kadar çok şey yazabiliriz Alevi felsefesinin derinliklerine indiğimizde. Edindiğimiz tüm bilgi, yaptığımız tüm araştırmalarda kendi yol öğretimize yüzümüzü çevirdiğimizde bize ışık olduğunu görüyoruz. Elbetteki değişen şartlarda asimilasyon ve dejenerasyonu da katarsak yaşanılanlar ve suların bulanması doğaldır. Sular durulacak ve daha güçlü olarak bu bulanıklıktan çıkacağız. Bu yüzden Aleviliği Luvilikle, Sümerlerle, Mezopotamya, Haranla yada bilimin sustuğu yerlerde konuşturmaya çalışarak, ne başlatabiliriz ne de her benzer kültürlere eş tutabiliriz. Umman ırmaklara indirgenemez. Alevilik=Aleviliktir ve farklıdır. Tıpkı doğuş inancımızda olduğu gibi, varoluşla, doğuşla başlar. (ki ilk doğuş ne zamandır şimdilik bilimsel olarak net değildir). Yapacağımız tek şey, yol öğretimizin felsefi derinliğine inmek ve yüzümüzü yola çevirmektir. Farklılığımız zenginliğimizdir diyen Alevi yol öğretisi kendi içindeki farklılıkları ayrıştırmalara yol açmayacak şekilde değerlendirmesini bilme yollarını bulmak zorundadır. Aydınlarımızın, ustalarımızın sorumluluğudur. Bu sorumluluğu taşımayanlar, bu yükün altında ezilir ve vebalinde kalırlar. Bir gömlekte ikiliğe yer yoktur. Gelme gelme, dönme dönme, bu yol ateşten gömlektir giyebilirsen, demirden leblebi yiyebilirsen, Bu bir rıza lokmasadır paylaşabilirsen, ikrar verip öyle gel.

HAYATCAN.
Alıntı ile Cevapla
  #332  
Alt 26-12-2012, 09:10
bilimselinsan bilimselinsan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 26 Dec 2012
Bulunduğu yer: harikalar diyari :)
Mesajlar: 39
Standart

Alevilik dunyanin en guzel seyidir. Kendimde aleviyim ordan biliyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #333  
Alt 30-12-2012, 14:48
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

Alevilik öncelikle semavi dinler olmak üzere diğer birçok dinden daha evrensel, ilerici, toplumcu, gerçekçi, insancıl, çoğulcul, garibandan yanadır. Ki dinleri egemenlerin dinleri ve halkın dinleri diye ikiye ayırmamız gerekse, kuşkusuz alevilik halkın dinleri kısmında yer alacaktır. Bu uçurumsal ayrıma ve aleviliğin kökenine karşın yine de onaylamalıyız ki yaşayan alevilik metafiziksel, mitsel, islami öğeler içermektedir; o yüzden iğneyi kendimize batıralım derim arada ve yalnızca iyi yönleri yüzünden diğer yönünü yok saymayalım derim. Sonuçta biz ateistiz. Ben hiçbir zaman aleviyim demekten gocunmam, aksine gurur duyarım; alevi değilim desem Yunus Emre'yi, Pir Sultan Abdal'ı, Hacı Bektaş Veli'yi, Şeyh Bedrettin'i de ret etmem, soyumu sopumu, geçmişimi ve bana rahat bir ortam sağlayan kültürümü yok saymam, bize edilenleri görmezden gelmem gerekir. Yine de alevilik diğer birçok dinden ve öğretiden daha büyük bir derinliğe ve daha geniş bir çerçeveye sahip olsa da sınırları vardır diye düşünüyorum; bu sınırlarının kimini aşmak işten bile değil demek istiyorum...
Alıntı ile Cevapla
  #334  
Alt 30-12-2012, 14:51
balyapan balyapan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Oct 2012
Mesajlar: 326
Standart

kemalistcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Alevilik öncelikle semavi dinler olmak üzere diğer birçok dinden daha evrensel, ilerici, toplumcu, gerçekçi, insancıl, çoğulcul, garibandan yanadır. Ki dinleri egemenlerin dinleri ve halkın dinleri diye ikiye ayırmamız gerekse, kuşkusuz alevilik halkın dinleri kısmında yer alacaktır. Bu uçurumsal ayrıma ve aleviliğin kökenine karşın yine de onaylamalıyız ki yaşayan alevilik metafiziksel, mitsel, islami öğeler içermektedir; o yüzden iğneyi kendimize batıralım derim arada ve yalnızca iyi yönleri yüzünden diğer yönünü yok saymayalım derim. Sonuçta biz ateistiz. Ben hiçbir zaman aleviyim demekten gocunmam, aksine gurur duyarım; alevi değilim desem Yunus Emre'yi, Pir Sultan Abdal'ı, Hacı Bektaş Veli'yi, Şeyh Bedrettin'i de ret etmem, soyumu sopumu, geçmişimi ve bana rahat bir ortam sağlayan kültürümü yok saymam, bize edilenleri görmezden gelmem gerekir. Yine de alevilik diğer birçok dinden ve öğretiden daha büyük bir derinliğe ve daha geniş bir çerçeveye sahip olsa da sınırları vardır diye düşünüyorum; bu sınırlarının kimini aşmak işten bile değil demek istiyorum...
Ateistlerin alevilere şefkatli bakışının bir örneği daha
Alıntı ile Cevapla
  #335  
Alt 31-12-2012, 22:11
Firestorm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Firestorm Firestorm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Dec 2010
Mesajlar: 2.384
Standart

kemalistcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Alevilik öncelikle semavi dinler olmak üzere diğer birçok dinden daha evrensel, ilerici, toplumcu, gerçekçi, insancıl, çoğulcul, garibandan yanadır. Ki dinleri egemenlerin dinleri ve halkın dinleri diye ikiye ayırmamız gerekse, kuşkusuz alevilik halkın dinleri kısmında yer alacaktır. Bu uçurumsal ayrıma ve aleviliğin kökenine karşın yine de onaylamalıyız ki yaşayan alevilik metafiziksel, mitsel, islami öğeler içermektedir; o yüzden iğneyi kendimize batıralım derim arada ve yalnızca iyi yönleri yüzünden diğer yönünü yok saymayalım derim. Sonuçta biz ateistiz. Ben hiçbir zaman aleviyim demekten gocunmam, aksine gurur duyarım; alevi değilim desem Yunus Emre'yi, Pir Sultan Abdal'ı, Hacı Bektaş Veli'yi, Şeyh Bedrettin'i de ret etmem, soyumu sopumu, geçmişimi ve bana rahat bir ortam sağlayan kültürümü yok saymam, bize edilenleri görmezden gelmem gerekir. Yine de alevilik diğer birçok dinden ve öğretiden daha büyük bir derinliğe ve daha geniş bir çerçeveye sahip olsa da sınırları vardır diye düşünüyorum; bu sınırlarının kimini aşmak işten bile değil demek istiyorum...
Öncelikle siz kimsiniz?*

Alevi'lik köken değildir eğer ki kendinizi Alevi olarak görmek istemezseniz bu kökünüze yapmış olucağınız bir saygısızlık olmiyicaktir.



*: Kalın yaptığım yere hitaben söylüyorum.

Dinlerin doğru tarafları da vardır; Mesela Hristiyanlık İslamiyetin, İslamiyet de Hristiyanlığın yanlış olduğunu iddia eder.
Alıntı ile Cevapla
  #336  
Alt 01-01-2013, 02:11
Sesli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sesli Sesli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Apr 2012
Mesajlar: 1.172
Standart Çok acı ama gerçek!

Ne acıdır ki yazılan yazılardan Alevi olan vatandaşlarımızın dahi Alevilik hakkında tam bir bilgiye sahip olmadıkları görülmektedir. Bu ülkemizdeki Müslümanlar için de aynı şekilde cereyan etmektedir. Çünkü çoğu Müslüman vatandaşımız daha Kuranda ne yazmakta, onu dahi bilmez. Alevilik ise zaten Osmanlılar zamanında baskıya uğramış ve bu nedenle de kendilerini İslam içinde gizlemek zorunda kalmışlardır. Bu gizleyiş zamanla bu dinin temel bilgilerinin de unutulmasına neden olmuş olabilir diye düşünmektyim. Mesela İslamda Camide siz saz çalabilir misiniz? Ama Alevilikte sazın kutsal bir değeri vardır.

Alevilikte erkek ve kadın arasında ibadet esnasında kaçış olmadığı halde, yani birlikte SEMAH dönülürken, İslamda kadını camide hiç bir erkek göremez dahi...

Alevilikte ibadet dili TÜRKÇE iken, İslamda Arapçadan başka bir dil kullanılmasına dahi izin yoktur. Namazda ille de Arapça okumanız beklenmektedir.

Ve daha nice çok farklı uygulamaları ALEVİLİK'te görmek mümkündür. YOLA GİRMİŞ olmaktan tutun da, MÜSAHİBLİK, DÜŞKÜNLÜK meseleleri gibi, İslam ile ilgisi olmayan pek çok husus bu dinde yer almaktadır. İslamda yatırlara dahi mum yakmak günah sayılırken, Alevilikte ÇIRAĞI olmadan ibadet dahi olamaz...

Sevecenlikle,
Alıntı ile Cevapla
  #337  
Alt 01-01-2013, 12:33
Firestorm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Firestorm Firestorm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Dec 2010
Mesajlar: 2.384
Standart

Sesli´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne acıdır ki yazılan yazılardan Alevi olan vatandaşlarımızın dahi Alevilik hakkında tam bir bilgiye sahip olmadıkları görülmektedir. Bu ülkemizdeki Müslümanlar için de aynı şekilde cereyan etmektedir. Çünkü çoğu Müslüman vatandaşımız daha Kuranda ne yazmakta, onu dahi bilmez. Alevilik ise zaten Osmanlılar zamanında baskıya uğramış ve bu nedenle de kendilerini İslam içinde gizlemek zorunda kalmışlardır. Bu gizleyiş zamanla bu dinin temel bilgilerinin de unutulmasına neden olmuş olabilir diye düşünmektyim. Mesela İslamda Camide siz saz çalabilir misiniz? Ama Alevilikte sazın kutsal bir değeri vardır.

Alevilikte erkek ve kadın arasında ibadet esnasında kaçış olmadığı halde, yani birlikte SEMAH dönülürken, İslamda kadını camide hiç bir erkek göremez dahi...

Alevilikte ibadet dili TÜRKÇE iken, İslamda Arapçadan başka bir dil kullanılmasına dahi izin yoktur. Namazda ille de Arapça okumanız beklenmektedir.

Ve daha nice çok farklı uygulamaları ALEVİLİK'te görmek mümkündür. YOLA GİRMİŞ olmaktan tutun da, MÜSAHİBLİK, DÜŞKÜNLÜK meseleleri gibi, İslam ile ilgisi olmayan pek çok husus bu dinde yer almaktadır. İslamda yatırlara dahi mum yakmak günah sayılırken, Alevilikte ÇIRAĞI olmadan ibadet dahi olamaz...

Sevecenlikle,
Bir Alevi olarak bu konuda haklı olduğunuzu düşünüyorum sadece iki konuda düzeltme yapıcam. Alevi'lik bir din değildir ve ibadet dili yoktur(belli başlı bir dili yoktur yani Kürtçe de Japonca da yapılabilir).

Dinlerin doğru tarafları da vardır; Mesela Hristiyanlık İslamiyetin, İslamiyet de Hristiyanlığın yanlış olduğunu iddia eder.
Alıntı ile Cevapla
  #338  
Alt 01-01-2013, 19:45
Sesli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sesli Sesli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Apr 2012
Mesajlar: 1.172
Standart

Firestorm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir Alevi olarak bu konuda haklı olduğunuzu düşünüyorum sadece iki konuda düzeltme yapıcam. Alevi'lik bir din değildir ve ibadet dili yoktur(belli başlı bir dili yoktur yani Kürtçe de Japonca da yapılabilir).
Sayın Firestorm,

Alevilik bir din değilse ne olarak anılmaktadır? İbadet dili olmasaydı, Alevilikteki nefesler JAPONCA, ya da, HİNTÇE okunurdu. İbadet yapılıyorsa o eylem dinseldir. Ama siz yapılanın ibadet olmadığını iddia ediyorsanız, o zaman yapılan nedir sorusu ortaya çıkar.

Ben tabii bildiklerime göre söz etmekteyim. Yanlışsa, lütfen kaynak göstererek doğrultunuz.
Alıntı ile Cevapla
  #339  
Alt 01-01-2013, 23:05
Firestorm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Firestorm Firestorm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Dec 2010
Mesajlar: 2.384
Standart

Sesli´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Firestorm,

Alevilik bir din değilse ne olarak anılmaktadır? İbadet dili olmasaydı, Alevilikteki nefesler JAPONCA, ya da, HİNTÇE okunurdu. İbadet yapılıyorsa o eylem dinseldir. Ama siz yapılanın ibadet olmadığını iddia ediyorsanız, o zaman yapılan nedir sorusu ortaya çıkar.

Ben tabii bildiklerime göre söz etmekteyim. Yanlışsa, lütfen kaynak göstererek doğrultunuz.
Öncelikle tekrar belirteyim bir Alevi olarak buradaki kaynak benim zaten(Alevi'likte yazılı kaynaktan çok sözlü kaynaklar ön plandadır, çünkü yazılı kaynakları yorumlamak gerekir ve yine söze döner ki bu yönde alınabilicek her eğitim de aynı şekilde yazılı değil sözledir)...


Alevi'lik kendi içerisinde yol olarak tanımlanır din olarak tanımlanmaz kısacası... Ayrıca o nefesler her dilde de okunur sıkıntı olmaz. Ortamdaki ortak dil hangisi ise o dilde olur cem ki bilmediğiniz işe bile burun sokup hala bana iddalarda bulunuyorsunuz. Ayrıca rütüellerin hepsi ibadet diye geçse de aslında farklı amaçlar için de yapılır ki kişisel kanım aslında yapılan bütün rütüellerin ana amacının ibadet olmadığı yönündedir ki böyle bir konuyu açıkcası daha çok konuya vakıf birisi ile oturup konuşmayı tercih ederim. Umarım o kısmını da fazla uzatmazsınız.

Dinlerin doğru tarafları da vardır; Mesela Hristiyanlık İslamiyetin, İslamiyet de Hristiyanlığın yanlış olduğunu iddia eder.
Alıntı ile Cevapla
  #340  
Alt 02-01-2013, 00:57
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

Firestorm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Öncelikle siz kimsiniz?*

Alevi'lik köken değildir eğer ki kendinizi Alevi olarak görmek istemezseniz bu kökünüze yapmış olucağınız bir saygısızlık olmiyicaktir.



*: Kalın yaptığım yere hitaben söylüyorum.
Kimsiniz derken, yanıt olarak ne duymak isterdiniz? İnsanlıktan nasibini almaya çalışan biriyim özümde, desem yeter mi acaba? Dörtnala gelip Uzak Asya'dan, Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan, bu memleketin çocuğuyum, desem. Kemalizmin ilkeleri yoğrulmuş, marksizm ile pişmiş bir Türk devricisyim, desem. Çoğaltılabililinir...

Aleviliğin toplumsal, tarihsel ve coğrafyasal sınırları varsa elbette kökendir. Kökensiz, derinliksiz bir şey doğrusu olamaz ki? Aleviliğin birçok evrensel değeri olsa da, bir insanın alevi olması ya da alevi gibi düşünmesi için alevi doğması gerekme de; alevilerin çoğunluğu alevilerden beslenmiş, alevilerde olmuş, alevilerden yayılmıştır; diğerleri istisnadır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:15 .