Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefi Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #61  
Alt 03-09-2020, 20:00
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.024
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hayır, o hata sana ait, kendin öyle bakıyorsun, açıkladım, senden alıntı yaparak -AÇIKLADIM!, ama sen söylemlerinin ne anlama geldiğinin farkında değilsin
Yıldıztozu: Sanal gerçeklikte yaşıyor olabiliriz ifadesi bilimseldir.
Spartacus: Yanılıyorsun, her olabilirli cümle bilimsel değildir.

Ben Ali hastadır diyorum sense hasta olanların hepsi Ali'dir anlıyorsun.

Bu çıkarımların senin gerizekalı olduğunu bilimsel olarak kanıtlıyor.

Bu yaptığın mantık hatalarını felsefe okullarında örnek olarak kullanmalılar.

Bunun gibi birçok yanlış çıkarımın mevcut. Bilimsel düşünemiyorsun malesef.
Zihni doğru çalışmayan birine bir şey anlatabilmem mümkün değil.
Alıntı ile Cevapla
  #62  
Alt 03-09-2020, 22:27
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.010
Standart

Senin bir bilgisayar mühendisine zeka ölçebilecek,gerizekalı diyebilecek eğitimin varmı sanal dümbük.İlk defa birine, sanal bir boru döşeyesim geldi .Sanal yıldız gübresi.
Alıntı ile Cevapla
  #63  
Alt 03-09-2020, 23:10
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yıldıztozu: Sanal gerçeklikte yaşıyor olabiliriz ifadesi bilimseldir.
Spartacus: Yanılıyorsun, her olabilirli cümle bilimsel değildir.

Ben Ali hastadır diyorum sense hasta olanların hepsi Ali'dir anlıyorsun.

Bu çıkarımların senin gerizekalı olduğunu bilimsel olarak kanıtlıyor.

Bu yaptığın mantık hatalarını felsefe okullarında örnek olarak kullanmalılar.

Bunun gibi birçok yanlış çıkarımın mevcut. Bilimsel düşünemiyorsun malesef.
Zihni doğru çalışmayan birine bir şey anlatabilmem mümkün değil.
Kelime oyunların bitmiyor bir türlü.
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sanal gerçeklikte yaşıyoruz veya yaşamıyoruz ifadeleri ise sınanmaya müsait olmayan, bilimsel de olmayan ifadeler.
Sebep?
"Ali hastadır" demişsin, sınanmaya müsait mi, değil mi?

"Sanal gerçekte yaşıyor olabiliriz" Bilimseldir ve üstelik sınanabilir diyorsun.
"Sanal gerçekte yaşıyoruz" ifadesi ise bilimsel değil ve sınanamaz diyorsun, aralarındaki tek fark, birinde "olabilir" kelimesinin geçmesi, diğerinde ise geçmemesi.. LAFIZ tabanı.
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şu an Ay yüzeyinde 12 bacaklı uçan zürafalar yaşıyor olabilir. Bu ifade de bilimseldir. Çünkü yaşıyor demiyor, sadece mümkün olduğunu belirtiyor.
Mümkün olduğunu belirten nedir? Yaşıyor demiyor, "yaşıyor olabilir" demek mümkün kılıyor mu gerçekten?. Bu iddia, şu şekilde de savunulabilir, bizböyle bir bilgiye sahip değiliz, ne bacak sayısına dair ne de ne olduğuna dair öncül bir ifade de bulunamayız, Zürafa olduğunu da iddia edemeyiz. kaldı ki Ay koşulları, şu an herhangi bir Zürafanın varlık gösterebilmesi, evrimleşmesi vb için geçerli imkanlara(mümkün mü?) sahip değil-iz. Peki ciddiye aldık, Ay'ı inceledik, araştırdık, böyle bir canlıya rastlamadık, bilimsel değil, öncüller ya ilişkisiz, ya da tutarsız veya yok, farazi deriz, karşı taraf, iyi de, kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir(yanlış yerde kullanım!), bu Zürafa bizim duyularımızın algılayamayacağı frekanslarda olabilir, beyazın yokluğu, siyahın kanıtı değildir vs demeye başlar - sözde, sahte-bilim, mitolojik zeminlerde böyle tartışılır...

"Şu an Ay'da 8 bacaklı kediler, 4 bacaklı, 9 kulaklı insan(?) çiftçilerin ambarına dadanan, 12 bacaklı fareleri kovalıyor olabilir" o halde, sınırsız farazi üretebiliriz, evet, yapabiliriz, hayal edebiliriz ve bütün hayallerimiz, böylece tamamen bilimsel!...

"Zeus ile Poseidon, şu an, Jhandaluma'da yaşıyor olabilir" Bu ifade sınanabilir ve bilimsel mi?
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu ifade de bilimseldir. Çünkü yaşıyor demiyor, sadece mümkün olduğunu belirtiyor.
Nasıl belirtiyor? İkisi arasında farkı oluşturan ne? Nesnel bir taban mı, fenomen mi, ortam mı, münkünatın açıkca ortaya konmuş koşulları mı, sebep-sonuç veya dolaysız, dolaylı ilişkilerden mi çıkarım yapılmakta, yoksa aralarındaki fark birinde fazladan "olabilir" kelimesinin kullanılmış olması mı?

Bu konuya dair yazılanları anlayamadın, ön-yargılısın ve belli ki, kendini vererek okumuyorsun...
Andrew Lugg, sahte-bilimi "kökten kusurlu pratikler, diğer bir anlatımla, kökten kusurlu teori, metot ve teknikler bütünü"olarak tanımlar ve sahte-bilimi bilimden ayıran en önemli özelliğin, sahte-bilimde empirik unsurlara bilime göre daha az önem verilmesi olduğunu söyler. Ona göre, sahte-bilimsel teorilerin kavramsal olarak kusurlu bir yapıya sahip olması, empirik verileri ciddiye almalarını ve iddialarının fiilen doğrulanması veya çürütülmesi konu-suna önem atfetmelerini engellemektedir
* empirik, deneycilik, deneysel...

Sanal kavramı ve insanın nesnel bir varlık olduğu, sanal tezahürün de, bu insanın zihninde oluşturduğu, bu tezahüre de, sanki gerçekmiş gibi bir düşünce, davranış atfettiği, düşündüğü, karakterize ettiği kavranırsa, iddianın temel kusuru, zaten görülebiliyor.

Sorun kökten kusurlu iddianın, "yaşıyoruz" veya "yaşıyor olabiliriz" kelimeleriyle sunulmuş, olup, olmaması değil ki, çarpıtmalarına, saptırmana, baltalamana, sanal kavramına bir türlü gelememene, kişiselleştirmelerine rağmen, defalarca izah edildi.

İnsan ve sanal olmak durumuna dair, olabilirlik zemini düşünemiyor veya böyle bir zeminin mümkünatını göremiyoruz, ifade temelden kusurlu... Neden? Açıklandı.

Masal Alice'i, zihninizde canlandırın, Alice'yi şahsına münhasır bir varlıkmış gibi, nesneleştirin... Hatta izlerseniz birileri çizer, seslendirir, siz sanki gerçekten de konuşan Aliceymiş gibi düşünürsünüz, değil mi? -> sanal... Senaryo, görsel-işitsel araçlarla da, karakterize edersiniz, oysa o karakterize işlemini siz yapıyorsunuz, zihinsel olarak, sonra tersin geri oluşturduğunuz tezahür ve karaktere, sanki öyleymiş gibi bir hayat, biçim, irade artık neyse atfediyorsunuz, yapan, eden sizsiniz, zihniniz. Alice duymaz, Alice hissetmez, Alice konuşmaz(seslendiren konuşur), Alice yok, ama zihinsel olarak sanki bir hikayesi varmış gibi, senaryolanır, hayali olarak türetilir, sanki konuşan, hisseden Alice'miş gibi düşünen sizsiniz.. Hatta metaforlarımızda, ağaçlar, taşlar, çeşitli masal karakteri hayvanları konuştururuz, hayali olarak türettiğimiz o ağaç gerçekten var ve konuşuyor mu, yoksa zihnimizde mi böyleymiş gibi kurguluyoruz?

Bizler herhangi bir zihnin, gerçekte var olmayan, ama zihninde hayali olarak betimlediği ve tersin geri kendi zihnindeki betimlemeyi, sanki gerçekmiş gibi düşündüğü, hayat hikayeleri yazıp, atfettiği, gerçek olan o zihnin sankisi-zannı ve masalın konuşan ağaç zannı değiliz, biz nesneliz, varlık biçimiyiz, Aslında var olmayan -> olmayan(olasız), ama kutsal, yüce bir zihnin sanki varmışız gibi aklından geçirmesi ve geçirdiğine de paye vermesi-hissitayı, durumu değiliz, o durumda gerçek olan sadece o zihin olur, hisseden, kendi-kendine paye biçen, gerçekten var olan o zihin olur, biz ise masal oluruz böylece...

Olabilir derken, olabilirlik kelimesinin kökü, ol-makla ilgilidir... yoksan soramazsın da...

Örneğin bu konuda, "12 bacaklı Zürafa, 8 ayaklı kedi, 12 ayaklı fare, 4 ayaklı insan çiftilere ait ambarlar(ay üzerinde)" konu ettik, bunlar nerede? Zihinlerimizde türettik sadece, zihinler bizim, türeten biziz, hisseden de, konuşan da, konuşturan da, dinleyen, okuyan da, sanki gerçeklermiş gibi anlam yükleyen de, türeten de bizleriz, gerçek olan biziz, atfeder, paye biçer, hikaye yazar, karakterize ederiz...

Hala daha "sanal olabiliriz" zan-inancı, düşüncesinin, temel kusuru görülemiyorsa, sözün bittiği yerdeyiz demektir...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (04-09-2020 Saat 00:01 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #64  
Alt 08-09-2020, 20:47
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.024
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

"Sanal gerçekte yaşıyor olabiliriz" Bilimseldir ve üstelik sınanabilir diyorsun.
"Sanal gerçekte yaşıyoruz" ifadesi ise bilimsel değil ve sınanamaz diyorsun, aralarındaki tek fark, birinde "olabilir" kelimesinin geçmesi, diğerinde ise geçmemesi.. LAFIZ tabanı.
Mümkün olduğunu belirten nedir?
Bir şeyin mümkünlüğü ile o şeyin gerçekliği farklı şeylerdir. Bu farkı göremiyorsun.

Bir iddia, evrenin işleyişine ve fizik kurallarına aykırı değilse bu durum o iddianın mümkünlüğünün bilimsel sınanmayı başarıyla geçtiği anlamına gelir.

Uçan zürafa diye bir canlının varlığı fizik kurallarına ve evrenin işleyişine aykırı değildir. Aykırı olmaması onun mümkünlüğünü doğal olarak bilimselleştirir.

Bu çıkarımı kendin yapamıyorsun, neyin ne anlama geldiğini de benim açıklamam gerekiyor.

Yine anlamadıysan bir daha söylüyorum.
Sınanma neredeymiş? evrenin işleyiş kurallarıyla uyumlu olmayı başarılı bir şekilde geçmiş olmasında.
Bilimsel olan neymiş? Mümkünlüğünde.

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"Zeus ile Poseidon, şu an, Jhandaluma'da yaşıyor olabilir" Bu ifade sınanabilir ve bilimsel mi?
Tanımlarına bağlı. Tanımlarını netleştirirsen mümkünlüğüne dair bilimsel sınama yapılır.
Tanımları belirli olan her türlü olabilirlik iddiası bilimsel sınanmaya açıktır.
Alıntı ile Cevapla
  #65  
Alt 08-09-2020, 22:26
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Uçan zürafa diye bir canlının varlığı fizik kurallarına ve evrenin işleyişine aykırı değildir. Aykırı olmaması onun mümkünlüğünü doğal olarak bilimselleştirir.
Fizik kuralları diyorsun, ama spesifik, özel bir iddia atıyorsun, olgu değil! Şu an, Ay'da, Zürafa ifadesini kullandığın an, veri sunmak zorundasın. kaldı ki, uçuyor ve 12 kanatlı ise = Zürafa olduğuna dair bilgi nedir? bu bilgiye nasıl ulaştın?. Olgusal, yani bilimsel iddia ise "şu an Ay'da herhangi bir organizma yaşıyor olabilir" şekliyledir, mitolojik, hakkındalığından özel olarak söz edebileceğimiz, özne-figürlerle, bu kadar keskin, ama bilgiye, gözleme dayanmayan tanım(tanı-m için neler gerekir?!), detaylarla değil.

Dünya'da zürafaların varlığı = Ay'da da olacaktır ve benzer evrimsel süreçler-koşullar mevcuttur anlamına da gelmez, bu tarz eşleştirmeler, ilgisiz, alakasız, mantık hatası, safsatasına girer. Bilimsel öngörüler böyle işleyemez, çünkü bilim açısından gözlem, olgu, veri zemini kadar, tutarlı ilişki de önemlidir ve dikkat edilmesi gereken olgu zeminidir.

Bu tür iddialar için, öncüllerin olmalı ve sağlam olmalı. Tamam ?

Şu an, Zeus Ay'da hamama girmiş olabilir

Bu iddia bilimsel değildir ve aynı anlama gelmek üzere "12 kanatlı uçan zürafa(zürafa?)" da bilimsel değildir, mitolojiktir bu haliyle.

Olasılık-dışı = bu da olasılık gibi, koşulsal bir durumdur ve her ikisi de geçerlidir. Mutlak gözüyle bakmayacaksın, verili koşul olarak düşünmen gerekir...

Torba ve sarı top örneği gibi, torbada mavi, yeşil ve siyah top varsa, sarı topu seçmek, olasılık dışıdır, olasılığı sıfır değildir, bu ifade hatalı, olasılık-dışıdır, hakkındalık-dışıdır. Veri koşul önemlidir, verili koşula göre olasılık yaklaşımı bilimseldir. Bu halde oalsılık dışıdır, ama bu o torbaya herhangi bir zamanda, herhangi bir sarı topun dahil olamayacağı anlamına gelmez, o zaman da sarı topun gelmesi olasılık dahili olur(yani daim mutlak diye değil verili koşul, nesnel taban olarak düşünüyoruz). Kısaca verili koşula dair konuşuyoruz ve sarı topun olmadığı bir torbadan(koşul, nesnel durum), o koşullar dahilinde, sarı topun gelme olasılığından söz etmiyoruz, bilimsel yaklaşım budur, verili koşula göredir ve verili koşulda sarı topun gelmesinin olasılık-dışı olması, genel, mutlak bir ifade namına değil, o koşula göre bir ifadedir ve hiç bir zaman torbada sarı top olmayacak demek değildir, bunu konu etmez, sadece o koşulda, sarı topun gelme olasılığının olmamasıyla ilgili bir ifadedir. Bilimseldir çünkü, ifadenin neye göreliği, hangi koşulda geçerli olup, olmadığı açıkca ortaya konmaktadır ve ifade, sarı top bir gün o torabaya girer mi, girmez mi, olası mı, değil mi amacı taşımıyor, sadece sarı topun torbada olmadığı koşullarda, sarı topun gelmesinin olsalık-dışı olduğunu dile getiriyor. Dikkat edersen olmadığı koşullarda deniyor, yan yattı, çamura battı sarı top torabaya girdi denirse, o zaman da olduğu koşul anlam kazanmıştır ki, bu durumda da olasılık dahilidir denir, her iki durum içinde geçerli argümana sahibiz ve her iki durumunda geçerli olup, olmadığı koşullardan söz edebiliriz! Demek ki sarı topun gelmesi olasığı kadar olasılık-dışılığı da mümkünmüş ve belirleyen "olabilir" demiş olmamız değil, NESNEL KOŞULDUR(Bilimsel taban)...

peki şu an, ilk paragraflarımızda dile getirdiğim ve mitolojik yönünü bir yana bırakıp, ele alırsak, "Şu an(!), Ay'da, 12 kanatlı Zürafanın yaşıyor olabileceği" düşüncen, olasılık-dışı koşul kapsamına giriyorsa? Torbaya mı baktın?

Demek ki, bilimsel ifadelerde BİLGİ TABANI, verili koşul önemlidir, bu tür iddialarda, verili koşulu dışladığınız an(koşul belirttim), bilimi dışlamış olursunuz ki, "olabilir" kelimesi bir kurgu, hayal, inanç, beklenti belirtiminden öteye gidemez.

"OLABİLİR" kelimesini kullanman, lafızla ilgili. fizik kurallarını, verili koşulları dışta tutarak sembolik eşleştirmeler, türetimler, kurgular yapabileceğin, bir zihine, hayal gücüne sahipsin ve bunlara dayalı oalrak da rahatlıkla olabilir diyebilirsin. İlgili iddian bilimsel değil, neden böyle ifade ettiğimi zaten etraflıca açıkladım.

Yaptığım açıklamayı, anlayana ve "olabilir" ifadesinin kullanımıyla, olabilirlik -koşul, imkan olası taban- arasındaki farkı, kısaca bilimsel yaklaşımı anlayana kadar, olabilir ifadesinin=olmayabilir durumunu dışlamadığını -aksine verili durumda genel kabul içerdiğini- anlayana kadar, yapacağın yorumlar geçersiz tekrardan öteye gitmeyecek.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (08-09-2020 Saat 23:38 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #66  
Alt 09-09-2020, 21:09
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.024
Standart

ereninthenature´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Belli bir uygarliga erisen uzaylilar kendi matrix benzeri sanal gercekliklerini olusturup cennet benzeri hayatlar suruyorlar.
Sanal gerçeklikte miyiz sorusu bir yana sanal gerçeklik zaten kullanılan bir şey.
Yakın gelecekte en büyük devrimsel değişimler sanal gerçeklikle bağlantılı işlerden çıkacaktır.
İnsanlığın yaşam biçimini kökünden değiştirecektir.
Sanal gerçeklik modern bilimin, felsefenin, teknolojinin vardığı son önemli farkındalıklardan biri.

Ancak insan psikolojisi muhafazakar kalma ve yeniliklere karşı çıkma eğilimindedir. Bu eğilimden dolayı bu tarz modern gelişmeleri insanlar inandırıcı bulmayıp mitoloji zannedebiliyor.
Zürafaya alışmış psikolojiye uçan zürafa denildiğinde bunu hayal olarak görüyor veya mitoloji diyor.
Oysaki bin yıl önceki insanlara uçan demir denildiğinde de buna mitoloji diyorlardı, fakat günümüzde uçan demirlerle ülkeler arası seyahat edebiliyoruz.

Yenilikçi olmak ya da olmamak. Buradaki mesele de bu.
Yenilikçi uzaylılar kesinlikle sanal gerçeklikte devrim yaşamışlardır.
Alıntı ile Cevapla
  #67  
Alt 10-09-2020, 15:58
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Rüyalarda buluşuruz, bu şarkıyla kavuşuruz..
Dünya fani her şey bomboş - (ilahi)...

Sanal da yaşanmaz, sanal da yaşadığını sanırsın, zira o sanal zihninde tasarladığındır...

Muhafazakarlık mı? Muhafazakar değiliz, aksine ileriyi temsil ediyoruz, zira antik, eski, yeni mitolojiler, metafizik hayallerle gözümüzü, kulağımızı, duyularımızı kapatıp, evreni, fiziği, dış dünyayı yok sayacak kadar körleşmiyor, aldatılamıyoruz, gericileşmiyoruz... Burada muhafazarlık, antik mitolojiler gibi, kendi metafizik dünyalarını, yine kendi zihninde tasarlayan, zihninde tasarladığı tezahüre, sanki gerçekmiş gibi algı oluşturup, sanalı oluşturduğu kendi beyni, zihnini, kendisini, her şeyi, yine kendi düşüncesi, sanalının içine tıkıştıran,buna da inanan, absürt paradokslarla, üfürüklerle dolu inancı ve inananın mitolojisidir... gericilik, cehalet, akıl-mantığını, gerçek algısını yitirmişlik.

İnsan beyni, etkileri yorumlar, duyularımız nesnel etkilere göre iken, algımızda zihin, duygular vs de devreye girer.. Dolayısıyla, insana etki edecek her türlü etki, beyin tarafından yorumlanacak, görüntü oluşturulacaktır( ve bu zihinsel tasarımlara paye de biçilebilir, algı)... Böylece bizler, yapay etkilerle de, zihinsel tasarı, kurgular oluşturabilir, sanki gerçekmiş gibi paye biçebiliriz, anormal bir durum yok. Biçilen paye, gerçekmiş gibi hissiyat, sanki gerçekmiş gibi düşünme durumu da gayet normaldir.

Anormal olan insanın, kendi zihninde tasarladığı imgelere, kurgulara, zihninden bağımsız bir nesnel gerçeklik, fizik, uzay atfetmesi, sanal kavramını en basit ifadeleriyle, hatta basit tanımı, nerede, nasıl oluşturulduğunu, herhangi bir nesnel varlık biçimi değil, zihinsel bir atıf, tezahür, imaj, tasarı yani düşünsel bir kurgu olduğunu kavrayamamasıdır.

"Uçan demir" örneği ile sanal örneği, safsatadır, zira birisi, nesnel ve insan bilgi, birikimi, emek ve nesnel dönüşümler, süreçlerin, fiziğin dahili, ürünü iken, diğeri öznenin zihinsel olarak tasarladığı, imgelediği, kurguladığı ve bu zihinsel tasarıma sanki geçrekmiş gibi atıf yüklediği zihin dahili kavramdır. Bu tür ilişkilendirme, özdeşleştirmeler, elbette akıl-mantık yoksunluğu veya inançla açıklanabilir...

Akıl-mantık dışılığı, kavramı anlamaktan kaçınmak(inanca dayalı hayallerin, yaşam kadar ölümde yalan, sonsuz yaşam sanrısının yıkılma korkusu, psikolojik yönü, delüzyon*), kavramın zemini anlamaktan kaçmak(yalan dünya, kullaşmak, pasifize olmak, boşvermişlik, iman-teslim olmak veya alınmaya adaylık), sanal'ın, herhangi bir öznenin zihninde oluşturduğu tezahür böylece kendi zihnince oluşturlan bir imgelem, simgeleştirme ve zihninde oluşturduğu görüntüye, nesnellik, uzay, fizik ve şahsına münhasır ayrı, bağımsız, organizma, etkileşen bağımsız, kerameti kendinden menkul bir varlıkmış gibi(oysa düşüncenizde) düşünüp, inanma(mitolojik) tümünü işledik, tüm bu akıl-mantık dışı indirgemeler, eşleştirmelerle birlikte, bu akıl-mantığa rağmen sürdürülebilen inanç, absürt paradokslara da sahip... kişi, kendi zihnince tasarladığı gerçek olmayan, ama gerçekmiş gibi atıfda bulunduğu kendi düşüncesinde yaşıyormuş... yani özne, nesnel bir varlık değil, o aslında yok, organizma da değil, bir zihine de, beyine de sahip değil, sadece bu özne, böylece tüm evren, uzay, fizik ve hepimiz, ya bir başkasının hayali düşüncesinden geçiştirdiği masalız, değilse, kendi bu yüce kişi, zihninde oluşturduğu sanalın içinde yine kendisi yaşamaktaymış, kendi zihnince oluşturduğu sanalın içinde yine kendi zihni.

*Delüzyon: gerçeğe dayanmayan, uymayan düşünce, hezeyan, kuruntu. Gerçeğe dayalı bilgilerle izah edilse dahi, vazgeçilmeyen inanç-lar - > ilerleyebilir, psikoz ...

"Belli bir uygarliga erisen uzaylilar kendi matrix benzeri sanal gercekliklerini olusturup cennet benzeri hayatlar suruyorlar."

Mitoloji işte bu, sanal dediğiniz hayat, senayonuzla birlikte, sadece zihninizde oluşturduğunuz bir kurgu, senaryodur ve cennette değil, hayal dünyanızda yaşadığınızı sanırsınız, size kapalı 1 metreye, 1 metre alan yeterli. etrafa 2 hoparlör, kuş ve su sesleri, 1 hoparlörde, erkekler için kadın sesi, huri niyetine, kadınlar için gılman sesi erkek niyetine, gözünüze bir gözlük, ekranda dijital olarak oluşturulmuş ışık seranatları, ağaçlar, sular, kuşlar, huriler, gılmanlar, akan su görüntüsü eşliğinde hoparlörden su, huri, gılman, kuş sesi eşliğinde, dilinize yerleştirilen ve tad alma duyunuzu uyaran diyotlar, burnunuza sokulan hortumlarla koku veren tüpler, o görüntüde hareketli ışıklar asrasından ağaçlara beznettiğiniz görüntü eşliğinde, altınıza sıçana kadar eğlenebilirsiniz(hatta daha ileri de gidilebilir, kıçınıza da bir tıpa takılırsa, ölene kadar cennetinizde-zihninizdeki hülyalarınızda yaşadığınızı sanabilirsiniz)... bütün eğlenceniz, cennetiniz altınıza sıçana ve zihniniz, bu etkilerle hülyalı hayalleri tasarlamayı sürdürene ve sizde sanki gerçekmiş gibi sanana kadardır...

Altınıza sıçana kadar ve elbette sanal olanın zihninizdeki tasarı, kurgu olduğunu bildiğiniz ve vaktinde bırakmayı bildiğiniz sürece iyidir, hoştur, güzeldir, müzikten de öte, terapi olur, ama fiziğin, uzayın, nesnelin ne olduğuyla, sanalın ne olduğunu bilmez, böylece mitolojik, akıl-mantık dışı, modern hurafeler, senaryolar uydurup, taparsanız, bu cennet de yine altınıza sıçana kadardır. kendi zihninin tezahürü, narsisist dünyanda, soluksuz kalıp kalbin durana kadar diretebilir, beyin fonksiyonlarını kaybedene ve hayallerin çökene kadar devam edebilirsin...

İleri uygarlıkmış, ileri uygarlıklar, zihinsel tezhürlerimizle, o an düşüncemizden geçrdiğimizle veya masal, mitoloji ile, kısaca kendi zihninde oluşturduğu hayal ile, kendi zihni ve gerçeği, uzayı, fiziği ayırt edemeyecek kadar ahmak, geri ve açlığından dolayı, rüyasında kendisini darı ambarında gören tavuk olabilir mi? Akıllı insan bu tür teknolojilerden eğitim, pratik, deneyim, uzmanlaşma, test için faydalanırken (zira araçlar!), andavallar mitoloji türetip, inanmayı seçiyor -ki günümüz dünyasındaki insan yığınlarının, kaç bin yıllık masallara taptığını düşünürsek, şaşırmıyoruz, anormal de bulmuyoruz zira mazleme bu, elimizde olan bu...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (10-09-2020 Saat 16:55 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #68  
Alt 10-09-2020, 21:36
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.024
Standart

Sana cevap yazan olmadı ki niye hala cebelleşiyorsun.
Bu başlıktaki mantık hatalarınla, çürük argümanlarınla yeterince rezil oldun artık susmalısın bence.

Gel bak senin psikolojik ve karakter analizini yapayım ben.

Şüphecilikten uzaksın (dindarlarla ortak bir yön)
Yeni fikirlere kapalısın. Ezberlerinin dışına çıkamıyorsun.
Bir yere kadar gelip tıkanıyorsun, tıkandığın noktada duygusal davranıyorsun.
Anlayamadığın o kadar çok şey varken sürekli karşıdakini anlamamakla suçluyorsun.

Yarın yağmur yağacak cümlesi ile yarın yağmur yağması mümkündür cümlesi arasındaki farkı bir türlü anlayamadın. Şu an bile anlayamadığını biliyorum. Türkçe bildiğinden şüpheliyim zaten.
Alıntı ile Cevapla
  #69  
Alt 10-09-2020, 21:39
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.024
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sanki gerçekmiş gib
bu ifadeyi kullanabilmen için gerçeğin belirli olması lazım.
böylece gerçekle gerçek olmayanı ayırt edebilesin.

insanı aşan gerçeklikler de mevcuttur.
örneğin tüm galaksimiz aslında bir uzaylı bebeğinin oyuncağı içindeki bir kum tanesi olabilir.
belki gerçek budur.

gerçek buysa gerçekmiş gibi zanneden konumuna sen düşersin.

gerçek bu değildir demekse cahil cesareti olurdu, öznelci ve kanıtsız bir yaklaşım olurdu.
Alıntı ile Cevapla
  #70  
Alt 11-09-2020, 00:32
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 2.975
Standart

" Gerçek: İnsan bilincinden bağımsız, somut ve nesnel olarak varolan herşey,

Hakikat: Nesnel gerçekliğin, bilinçteki, kendine uygun kavramsal yansısı,

Doğru: Bu kavramın, hem gerçeğe hem de düşünme yasalarına uygun oluşudur"

Gerçekler apaçık oradadır ve bunun üzerini örtmek insan yada digerlerinin elinde değildir. İnsan olmasada gerçekler olmaya devam edicek ve tabiki değişime ugrayarak.insan yokkende gerçekler vardı.

İnsan gerçeklerden degil hakikatlerden korktugu için gerçeklerin üzerini örtmeye çalışır.
İnsanlar gerçekleri red ettigi için degil hakikatin farkında oldugu için tanrı, öteki alem ve yeni moda olan SANAL (sözde gerceklik ) gibi abuklukların peşine koşuyor.

Bu tiplerin , hakikat dediğimiz durumu kavradıkları nokta özdekin gercekliginden duydukları kaygı korku degil , meseleleri madde( özdek) degil. Kendi varlıklarının YOK olma yani bilinen hali olan ölüm hakikatidir. Ölüm bir gerçek degil hakikattir. Ölünce gerceklige bir şey olmaz. Hatta ölenin gercekliginede bir şey olmaz sadece özdekdeki durumu degişir ama bu tanrıcı idealist sanalcı kafa bunu YOK oluş olarak yaşarken degerlendirir ve kendince bu YOK oluş korkusuna şal örter ve insanlık tarihinin belkide en büyük bulusu olann tanrıyı ve ona baglı olan öbür alem !!! UYDURMACASI dedigimiz örtüyü üzerine atarak bu korkusunu yani ona göre YOK oluş korkusunu bastırır.

Gercekle degil hakikatle sıkıntısı olan bu insanlar , tanrı ve öteki alem safsatalarının söylemlerindende haz alamadıkları ve hatta rahatsızda oldukları için , uzaylılar , daha zeki varlıklar , sanal, similasyon gibi yeni yeni abuklukları gerceklerin üzerine örtmeye çalışıyorlar.

Hakikati görüp yani ölüm dedigimizi kanıksayan ve kabul eden insanlar , abukluk üretmezler. Gerceklere örtü örtmezler. Ve ölümdende korkmazlar. Çünkü hakikat budur.

Hakikati görüp gerçeklerin üzerini örterek hakikatten kaçacağını SANANLAR ise ölümden korkarlar.

İşde burada DOĞRU dedigimiz duruma karar veririz.
Dogru olan ölüm ile yani hakikatle gerçekliği örtmemektir.

Son söz
Üstünüzüde yırtsanız, tanrıda uydursanız , uzaylıda arasanız , sanal manal oyunlarınada girseniz ya pamuk tıkanarak yada tıkamayarak hakikati eninde sonunda er yada geç yakalayacaksınız.
Toprak olacaksınız o kadar.

Sizden evvelkiler ne olduysa sizde aynısından olacaksınız. Ölüm korkunuz gercekligin üzerini örtemez.

Salak insanların genel yapısı hafıza problemidir. Sistem onlara ne çakarsa o hafıza ile avunurlar ama kaçınılmaz son kara toprak.

Korkmayın be ölmekten, sizce yok olmaktan.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:18 .