Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 27-11-2012, 04:33
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 820
Standart Kendini Asamayanlar Devrİmcİ Olamazlar

Turkiye`de gelisen surec icinde, Gerici ve yobaz AKP`nin fasist Kemalist dusunceye vurdugu darbe kucumsenecek bir sey olmadigini, Turkiye sinirlari icinde fasist Kemalist dusunceye sahip olanlarin kendilerini devrimci ve ilerici gormeleri!! elbette Marksizm ve Leninizm bir dusunce yapisindan uzak, Ataturkcu olmanin Turkiye halklari uzerinde estirilen Fasist, Irkci, Milliyetci ve Gerici bir akimin urunu oldugunu, AKP ve onun gibi Dinci partilerden kendilerini biraz olsun yenilikci gormus olsalarda... Milliyetci ve Ikrci bir mantiga hizmet ettikleri kesindir.
Ozellikle Komunist, Marksist ve Leninist bir dusuncenin ne oldugunu bilmiyenler, kendilerini Devrimci ve ilerici gormeleri.... Ilericiligin ve Devrimciligin ne oldugunu bilmiyenler, Kendilerini bir yerlede gormeye calismalari.... Kendi kendilerini avutmaya calimaktan oteye gitmeyecektir...

Saygideger bir Dostun bu konuya dair guzel bir aciklamasi ile acilik getirmis oluruz......

Devrimciliğin pekte revaçta olmadığı ve geçmişe özlemle bakıldığı yıllarda yaşamamızla birlikte; hala kendince kendini devrimci sayıp ortalıkta onlarca insan! dolaşmaktadır.

Bu ilginç paradoks elbette incelemeye değer bir durumdur. Bu ilginç paradoksun aslında en önemli nedeni psikolojik olarak arada gidip gelen ara sınıfların, küçük burjuvazinin ve kendini her şeyden sanan bir küçük ve de küçülüp proletaryaya katılan azınlığın durumunu yansıtmaktadır.

Ne kendinden olur, ne de başkasından. Gittiği her yerde kendini dayatmaya ve elindeki imkan ve olanakları karşısındaki gücü teslim almaya ya da onu mahkum kılmaya dönük kullanmaya çalışır. Olmadık yerlerde gereksiz ucube sorunlar çıkarıp” ben ya da hareketin kendisi “ demeye kadar gidebilecek küçük burjuva yaklaşımın beslendiği ana damar; kesinlikle ülke topraklarında devrimci hareketin köklü bir geleneğin, değer yapısının,ahlaki – toplumsal- kültürel bir akımın yaratılamayışıdır.

Bu yaşamın her alanına sirayet etmiş hastalıklı bir ruh halinin ürünüdür. Hezeyanlar içinde ve ruhani dünyasında hayaller ile yaşayan hastalıklı yapı, kendisini her şeyin üstünde görür. Her şeyin kendisinden menkul olduğu ve “dünyanın da kendi çevresinde döndüğünü sanır” ahmakça. Kendi ateşinde bir kez yanmamış olanların , toplumsal ateşler içinde nasıl yanacaklarını varın sizler düşününüz.

Kalemin bile dilinin çözüldüğü anlarda söylemekten imtina edeceği her türden pisliğin içinde debelenenlerin; kendileri dışında her şeyi tukaka ilan etmeleri kadar olağan bir şey olmamakla birlikte cüretleri ise bine bir para koyacak kadar aşağılıkçadır.

Küçük ya da büyük tüm dağları yaratmış bu megalomanlar, halbuki yaşamlarının hiçbir devresinde taşı taş üstüne koymamışlardır. Bir kez bile devrimci bir sınavdan geçmemişlerdir. Ama iş devrimcilik ve yoruma gelince mangalda kül bırakmayan ukalalara dönüşürler bu gibileri. Devrimci yaşamın bir kez bile yanından geçmemişler, değerler-ahlak-kimlik söz konusu olduğunda kendilerinden başkalarını anlamazlar.

At izi it izine karışsa da , ortada hala değerleri-ahlakı-kimliği ile gerçek devrimciler tükenmediği için, bu tüplerin ilk elde saldırdığı kimseler bunlar olurlar. Bunlar sırtından kendilerin yer ve konum kapma ya da kendilerini dayatma fırsatı yaratmaya çalışırlar. Yalan-dolan-dalavere bunların lügatında sıradan olaylardır.

Asla ve kesinlikle kendilerine bakıp , süzgeçten geçirip sorgulamayı kendileri için saymazlar. Onlar için özeleştiri denilen bir şey yoktur. Sadece eleştiri adı altında karalama, çamurlama,aşağılama,değerlere saldırma vardır. Bunlar ile devrimin yolunun keşişmesi asla ve kesinlikle olanaklı değildir.

Yaşamları dar kalıplar ve sınırlar içinde ve kendi dünyaları ile sınırlı bu insanlara nefes borusu açıldığında ise, kendilerini o alanların vaz geçilemezleri sanırlar. Ellerindeki maddi olanakları , devrimci değerlere sahip olmuşcasına büyük bir nimet gibi sunarlar. Ellerindeki maddi imkanları , devrimci değerleri satın alabilir gibi bir iddia içinde hareket etmekten çekinmezler utanmazca. Sanki devrimcilik ve değerleri yitip , ölüp gitmiş gibi.

Bu kerameti kendinden menkuller ile devrimci değerler, devrimci yaşam asla birlikte olamaz. Bu tipler asla ve kesinlikle devrimci olamazlar. Kendisi olamayan , asla ve kesinlikle devrimci olamaz. Kendisi ile sorunlarını aşamayan , kendisi ile hiçbir biçimde barışık olmayan asla ve kesinlikle devrimci değerlere sahip olamaz. Kendisi dışında dünyayla bağı olmayan ve dünyayı kendinden ibaret gören küçük ve hastalıklı ruh hallerini devrimcilikle bağdaştırmak hakaret olacaktır.
KENDİNİ AŞAMAYANLAR ASLA DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


Mahmut Halil Can ( Sendiren)

Konu idontneedagod tarafından (27-11-2012 Saat 12:52 ) değiştirilmiştir. Sebep: Kaynak link eklendi
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 27-11-2012, 16:09
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.877

Onur Üyeliği 

Standart

Yaşamları dar kalıplar ve sınırlar içinde ve kendi dünyaları ile sınırlı bu insanlara nefes borusu açıldığında ise, kendilerini o alanların vaz geçilemezleri sanırlar.
Kendisi dışında dünyayla bağı olmayan ve dünyayı kendinden ibaret gören küçük ve hastalıklı ruh hallerini devrimcilikle bağdaştırmak hakaret olacaktır.
Bu cümlelerin altına imzamı atıp yukarıdaki yazıyı bu cümlelerin ışığı altında tekrar okudum ve....

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 27-11-2012, 21:33
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

Bu yazı bir oltaysa oltaya geldim; ara gazıysa gaza geldim; yemse yemlendim; tuzaksak da tuzağa düştüm.

Özenti bir başlığın altına yazılmış ısmarlama, bilimsel değeri olmayan, öznel, duygulara kapılarak yazılmış bir yazı için pek bir şey demeye gerek yok aslında. Devrimcilik bir başka devrimcinin topuğuna sıkmaksa, devrimcilik egemen, gerici, faşist güçlerin kimilieri üzerindeki haksız ve adice uygulamalarını övmekse ben "devrimci" değilim, demek de yeterli olacaktır belki de.

"Kişiliklerinde devrim yapmayanlar, gerçek anlamda devrim yapamazlar." Mahir ÇAYAN
Bakalım aynı sözü söyleyen gerçek bir devrimci ne diyor:

"İddia makamı, ihtilalci kavramı ile Marksist kavramını eş anlamda kullanmaktadır.

"Bu anlayış, hayatın realitelerine, dünya devrimci pratiğine ve de bilime aykırı bir anlayıştır. Sosyalist olmayan bir kişi pekâlâ ihtilalci olabilir. Mesela: Büyük Fransız Devriminin önderleri, Marat, Robespier… sosyalist değillerdi, ama gerçek birer ihtilalci idiler.

"Proletaryanın ideolojisi olan sosyalizmin henüz teorik ve pratik temellerinin mevcut olmadığı 18'inci Yüzyıl için geçerli olan bu durum, 20'nci Yüzyılda da geçerlidir.

"Bu gerçek, 20'nci Yüzyılda yani sosyalist ve milli demokratik devrimler çağında emperyalist boyunduruk altında olan bizim gibi ülkelerde özellikle geçerlidir.

"Şöyle ki:

"Bolivya'da Yankee Emperyalizmine karşı isyan bayrağı açarak dağa çıkan Papaz Camillo Torres, sosyalist değildi, ama gerçek bir devrimciydi.

"Cezayir Halk Savaşı'nda, Fransız Emperyalizmine karşı, kanla, ateşle halkının kurtuluş destanını yazan Cezayir Milliyetçileri Marksist değillerdi, ama kelimenin gerçek anlamıyla ihtilalciydiler.

"Dünyanın ilk zaferle biten Halk Savaşını sürdüren Kuvayı Milliye'nin yönetici kadrosu sosyalist değildi, ama sapına kadar ihtilalciydi…

"Keza, bugün, Vietnam'da Amerikan Emperyalizmine karşı dövüşen Budist rahipler Marksist değillerdir, ama devrimcidirler.

"Hayat, bunun tersinin de geçerli olduğunu söylemektedir. 20'nci Yüzyıl devrimci pratiği, sosyalist olmayan devrimcileri kaydettiği gibi, tüzük ve programlarında "Marksist-Leninist" yazan pek çok örgütün (ve de mensuplarının) devrimci olmadıklarını da belirtmektedir.

"Mesela, Latin Amerika'da Milli Kurtuluş harekatına yan çizen pek çok "Marksist Parti" vardır. Ama bu parti ve mensuplarının hiçbiri devrimci değildir. Papaz Camillo Torres bunların hepsinden daha ileridir ve de devrimcidir.

"Keza, Cezayir Halk Savaşı'nda Milli Kurtuluş Savaşı'na yan çizerek, Cezayir için en iyi çözüm yolunun sosyalist Fransa'nın bir eyaleti olmasında gören Cezayirli Sosyalist aydın da, O'nun partisi de devrimci değildir. Bilimsel Sosyalizmden habersiz Cezayirli bir milli kurtuluşçu, bu aydından da, O'nun partisinden de ilericidir, devrimcidir.

"Bu örneklere, sayısız örnekler katmak mümkündür.

"Kısacası, kim emperyalist boyunduruğa karşı, halkının kurtuluşu için, bütün varlığını ortaya koyarak savaşıyorsa ihtilalci de, devrimci de, ilerici de odur!

"İhtilalci ve ihtilal kavramlarından, sadece sosyalist ve proletarya devrimini anlayan iddia makamı için, Atatürk, elbette ki devrimci (ihtilalci) değildir; evrimcidir. Bize ve tarihe göre, meselenin bu izah tarzı, en nazik deyimle, G. M. Kemal Atatürk'ün tarihî kişiliğini ve O'nun eseri olan Anadolu İhtilali'ni hiç ama hiç anlamamanın somut belgesidir. Ve G. M. Kemal Atatürk'ü bu şekilde değerlendirenler ne kadar Atatürkçülük iddiasında olurlarsa olsunlar onların Atatürkçülüğü, "gardrop" Atatürkçülüğünden öteye gitmez.

"Hayatın cilvesine bakın ki, onun açtığı yolda Milli Kurtuluş Bayrağını 1971 Türkiye'sinde dalgalandıran bizler, O'nun adına, O'nunla uzaktan yakından ilişkisi olmayanlar tarafından O'na ihanetle suçlanıyoruz.

"Gerçekten garip olan bu durum, asla bizi şaşırtmıyor. Bu, tarihin her döneminde hâkim sınıfların uyguladığı bir taktiktir. Ülkesinde dünyayı değiştiren, halkına ve ulusuna mal olmuş her ihtilalciyi, ölümünden sonra hâkim sınıflar (O'nun devrimci kişiliğini ve eylemini kendi sınıfsal çıkarları paralelinde tahrif ederek) O'nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, kalkan olarak ileri sürerler. Bu, objektif bir olgudur ve bugüne kadar, sınıflar mücadelesinde, ilerici gerici mücadelesinde hep böyle süregelmiştir.

"Büyük Fransız Devriminde, karşıdevrimciler tarafından katledilmiş olan devrimci Marat, bir süre sonra, O'nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, karşıdevrimin bayrağı olarak çıkartılmaya çalışılmıştır. Marat'ın izinde yürüyen Jakoben'lere (Robespier ve arkadaşlarına) karşı, tutucu Jirondenler, Marat'ı kalkan olarak kullanmışlardır. O'nun izinde yürüyenleri, O'nun adına, O'nu katledenler suçlamışlardır.

"Ülkemizde de bugün aynı oyun oynanmaktadır.

"Gazi Mustafa Kemal'in "Ya İstiklal, Ya Ölüm" şiarını kendisine şiar edip, O'nun hedeflendirdiği Tam Bağımsız Türkiye için mücadele edenlerin karşısına, karşıdevrim, Atatürkçülük iddiasıyla çıkmaktadır.

"Bu, tarihin paradoksudur." (THKP-C Savunma, s. 127-129)

"(…) Kemalizm, emperyalist boyunduruk altında olan yarısömürge ülkelerin devrimci milliyetçilerinin bir kurtuluş bayrağıdır. Kemalizm'e ruh veren, onu yaşatan, Milli Kurtuluşçuluğun (yani, antiemperyalist ve antifeodal) tavır alışıdır." (agy., s. 130)

"Kemalizm, ülkemizde asker sivil aydın zümrenin geleceğini yansıtan, antiemperyalist ve antifeodal bir tavır alıştır. Bu yüzden Kemalizmin sağı solu olmaz.

"Kemalizm soldur, Milli Kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı bu zümrenin isyan bayrağıdır.

"Milli Kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından bizler sapına kadar Atatürkçüyüz. Onun Milli Kurtuluşçuluk bayrağını, hayatımız da dahil, her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz." (agy., s. 131)
"BÜTÜN TÜRKİYELİ AYDINLAR İKİ ALTERNATİFTEN BİRİSİNİ SEÇMEK ZORUNDADIR

"Burada kısaca belirttiğimiz dünya ve Türkiye'nin şartlarına ilişkin gerçekler, 1971'in Türkiye'sinde bugüne kadar çeşitli şekillerde etraflıca söylendi, yazıldı, çizildi; kamuoyuna mal edildi. Sağcısından solcusuna kadar kimsenin inkâr edemediği gerçekler haline geldi.

"İşte böyle bir durumda, halkımızın % 60'ının okuma-yazma imkânlarına sahip olmadığı ülkemizde, bu gerçekleri bilmemesine imkân olmayan aydınlar iki alternatifle karşı karşıyadır.

"I. Alternatif:

"Ya, Türkiye'nin bugünkü içler acısı durumu, mevcut düzeni, ülkenin "değişmez kaderi" olarak, olduğu gibi kabullenip, "böyle gelmiş böyle gider" "bana ne, ben kendi çıkarıma bakar hayatımı yaşarım" diyerek bu düzenin bir unsuru olacaklardır.

"Bu alternatifi seçenler ülkemizde iki küme teşkil etmektedir. Birinci küme, açık bir ihanet içinde olan aydınlar grubudur. Bu grup tıpkı 1919'da kukla İstanbul Hükümetini destekleyen aydınlar gibi açık ve bilinçli bir şekilde vatana ihanet içinde olup, ülkenin zenginliklerinin emperyalist tekellere peşkeş çekilmesini bizzat organize edenlerin grubudur. Bunlar açıkça, 1970'lerin dünyasında bir ulusun bağımsız olarak yaşayabileceğini inkâr eden vatan-millet mefhumlarından yoksun, kozmopolit aydınlar.

"Bunlar için tek bir yüce yasa vardır. O da, kendi çıkarları ve kendi esenlikleridir. Bunlar hayâsızca, bir ulus için kutsal ne varsa, onu emperyalist pazarlarda açık artırmaya çıkarmış vatan hainleridir. Ve bunu da ağızlarından hiç eksik etmedikleri vatan-millet adına yaparlar!

"Türkiye için bu gaflet ve ihanet içinde olanlar açısından iki alternatif vardır:

"a- Türkiye ya Rusya'nın peyki olacaktır,

"b- Ya da Amerika'nın peyki olacaktır.

"Ve bu hain mantığa göre. Amerikan peykliği ehveni şer olduğu için, bu konuda seçilen yol milletin selametidir!

"Bunlar için üçüncü bir alternatif yoktur. Tam Bağımsız Türkiye bir "komünist" yalanıdır. Türkiye mutlaka büyük bir devletin koltuğu altında yaşayacaktır, buna mecburdur. Bu yüzden, "Türkiye tam bağımsız bir ülke haline gelebilir ve mutlaka gelmelidir" diyen Millî Kurtuluşçular, bunlar için derhal yok edilmesi gereken zararlı unsurlardır.

"Bunlar; sırtlarını Amerikan Emperyalizmine dayamış, hâkim sınıfların mensupları, sözcüleri, teknisyenleri ve bürokratlarıdır. Aralarında bizzat hâkim sınıfların çocukları olduğu gibi, emekçi kökenli olup da kökenine ihanet eden, halkına sırt çeviren hainler de mevcuttur.

"Bu grubu teşkil eden aydınlar(!), asker-sivil aydın zümrenin dışında, emperyalizmin ve hâkim sınıfların aydın(!)larıdır.

"Bu birinci grup içindeki diğer kanat ise, ülkenin içinde bulunduğu durumdan gerçekten üzüntü duyan, kalbinde vatan sevgisi henüz sönmemiş, ancak kendi esenliğini vatan esenliğinin üstünde tutan aydınlar grubudur. Bu grubun siyasal niteliği asker-sivil aydın zümrenin sağ kanadıyla milli burjuvazinin bir kesiminden oluşmaktadır. Bunlar ülkenin kurtuluşunu mevcut sömürge ekonomik ve sosyal düzenin birtakım ıslahatlarla tedavi edileceğini ileri süren, devrimci değil, evrimci bir dönüşüme bel bağlamış olan aydınlar grubudur.

"Bunlara göre 20'nci Yüzyılın ikinci yarısında, milyonlarca lira borç altında olan bizim gibi ekonomisi tarıma dayalı geri bir ülke dış yardımsız yaşayamaz. Evet, Amerika'nın iktisadi hegemonyası vardır. Ama bu şartlar altında dev Amerika'yı ülkemizden atamayız. Ayrıca onun yardımına da muhtacız. Bu yüzden Amerika'ya karşı birden sert çıkmak yanlıştır. Yavaş yavaş, bağımsız politikaya tedricen yönelmek en tutarlı yoldur. Özetle bu grubun görüşü budur.

"2. Alternatif:

"Ya da;

"Gelelim ikinci alternatife: Bu alternatif, 20'nci Yüzyılın ikinci yarısı da dahil olmak üzere, her tarihî dönemde, ulusun tam bağımsız olarak yaşayabileceğine inananların, emperyalist boyunduruk altında yaşamaktansa ölmeyi yeğ tutanların alternatifidir. Bu ikinci yol, hayatı da dâhil olmak üzere her şeyini ortaya koyarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ya İstiklal Ya Ölüm" parolasını kendisine şiar edip, "Tam Bağımsız Türkiye" için bitmemiş olan Anadolu ihtilali için savaşanların yoludur.

"Bugün, Gazi Mustafa Kemal'in yükselttiği "istiklali Tam Türkiye" bayrağı bu yolu olarak seçmiş olan sosyalist ve gerçek Kemalist Millî Kurtuluşçuların ellerinde dalgalanmaktadır.

"Evet, bütün Türkiyeli aydınlar, bu iki alternatiften birisini seçmek zorundadırlar.

"Birinci alternatifte, rahat bir yaşantı, bu düzenin nimetleri vardır.

"İkincisinde ise, çeşitli zorluklar, kan, işkence ve ölüm vardır.

"Biz, yurtsever kişiler olarak, ikinci yolu seçtik.

"Seçtiğimiz yol, Gazi Mustafa Kemal'in açtığı yoldur.

"O'nun başlattığı Anadolu ihtilalinin yoludur.

"Parolamız, "Ya İstiklal Ya ölüm!"

"Hedefimiz, "İstiklal-i Tam Türkiye"dir." (agy., s. 115-117)
'Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır. Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.'
Son söz: Bugün gericilik, faşizm, sermaye, işbirlikçilik almış başını gidiyor. Bugün eğer kemalistler bunlara karşı çıkmak adına bir şey diyebiliyorlarsa, karşı çıkıyorlarsa ve bedel ödüyorlarsa bu ancak değer görmelidir, önemsenmelidir. Kemalizm'in kimi açmazları varsa ya da kemalistlerin kimi yanlışları varsa bunlar dönülmez açmazlar, yanlışlar değillerdir; ben kendim adıma özeleştirimi her zaman vermeye hazırım. Ayrıca sola, sınıf savaşımına eğilimli kimi kemalistleri yadsımak hiç de gerçekçi bir tutum ve strateji değildir. Tarih kemalistlerin devrimciliğini onaylamıştır; sonradan peydah olma, birçok şeye paravan olmuş bir "Atatürkçülük" ile bizi suçlamanız da gerçekçi değildir. Bizi artık kavramlarla değil olgularla yargılayın; işte burdayım ete, kemiğe bürünmüş halimle.

İşte forumumuz http://ateistplatform.org/forum/index.php

Lütfen yazdıklarımı, paylaştıklarımı, yorumlarımı okuyun. Sonrada önyargıları aşmış bir halde bir araya gelip konuşalım ve bu kör dövüşüne bir son verelim. Ben kemalistleri de aynı biçimde eleştiriyorum; içinde sol ve onun değerleri olmayan, sınıf gerçeğini yadsıyan, kendine toz kondurmayan hiçbir oluşumun ve mücadelenin içinde olamam. Size bütün içtenlliğim ve iyi niyetimle bir zeytin dalı uzatıyorum, lütfen kabul edin...

Saygılar, sevgiler...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28-11-2012, 09:13
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 820
Standart

Saygideger Kemalistcan dost.

Baslikta soz konusu olan KENDİNİ AŞAMAYANLAR ASLA DEVRİMCİ OLAMAZLAR. soylemi uzerine yapilmis bu yorumdur.
Turkiye sinirlari icinde Mustafa Suphi ve ondan sonra gunumuze kadar verilen ML mucadele icinde kendilerini asamiyanlarin Asla Devrimci ozelliklere sahip olamiyacaklarini vurgulanmaktadir.

Ataturk ve Ataturkculuk basli basina Komunizm, Sosyalizm, Sosyal Demokrasi ve Aydin olan herkesin dusmanidir.
Cunku Kemalizm; Askeri Fasist Diktatorluktur, Kemalizm Askeri Fasist Diktatorlugunu 1946 lara kadar Askerlerden olusmus tek parti diktatorlugu ile surdurmustur... Kurdugu Fasist Yasalar donem donem farkli partiler tarafindan yasa degisiklikleri ile ilimli hale getirilmesine ragmen, gunumuzde hala bu fasist yasalarin ozelligini korudugunu ve Turkiye halklari bu fasist yasalarla yargilanmaktadir....

Kemalizm; Turkiye`de aydin ve demokrat olma ozelligini bile yok eden bir dusunce bicimidir.
Kemalizm; Halklari hice sayan, Turkiye halklarin bas dusmani olan bir dusunce bicimidir.
Kemalizm; Irkci, Milliyetci, Gerici ve Fasist Diktatorluktur.
Kemalizm`i kendisine oncu ve lider goren hic bir kurum ve kurulus demokrasiden soz etme hakkina sahip degildir.
Kemalizm; Komunizmin, Sosyalizmin ve Demokrasinin dusmanidir.
Kemalizm; Turkiye`de Insan Haklarina dusman ve onunde Engel Teskil eden, Irkci, Milliyetci ve Gerici bir yapilanmadir.

Kemalizmi savunmak!! Askeri Fasist Diktatorlugu Savunmakla es anlamlidir.

Kurtulus Savasinda Emperyalizme Karsi Verilen Mucadele, ML bir mucadele olmazsada, Ilerici ve dogru bir mucadeledir.
Tipki bugun Filistinde Barbar Israil egemenligine karsi verilen mucadeleyi destekleyip, verilen mucadelenin ilerici bir mucadele oldugunu savunuyorsak... Mucadelenin onderligini yapan, Dinci, Irkci, Milliyetci veya Seriatci olmasini bile goz onunde bulundurmadan, Ilerici bir mucadele oldugunu savunuyorsak... Bunlarin hic birisinin Komunist, Marksist ve Sosyalist olmamasi, Yani Dinci ve Gerici olmalari, Israil isgaline karsi verdikleri mucadelenin ilericiligine golge dosurmez. yani mucadelenin dogruluguna golge dusurmez.

Sah Riza Pehlevi`ye karsi verilen mucadele ML mucadelemiydi? elbette hayir, Humeyni Sahi deviriken bunun adina Devrim denmedimi? elbette devrimdi, Sah rejimi devrildi, yerine benzer farkli bir rejim geldi.

Kemalist Devrim`de bunun bir benzeriydi, Iflas eden Osmanli rejimin yerine farkli bir rejim getirerek, kendisine gore bir devrim yapti, yaptigi devrimi surdurebilmesi icin, Kurdugu Fasist Anayasa ile nice katliamlara imza atti, sistemi tam olarak oturtmak icin Askeri fasist diktatorlukle yasadigi gune kadar en iyi sekilde korumaya calisti.
oldukten sonra, Ataturk ve onun fasist ilkelerine karsi cikan kim olursa olsun, ya idam edildi, yada zindanlarda curutuldu.

Sonuc olarak Komunizm ve Sosyalizmin dusmani olan, Isci ve Emekci Dusmani olan birini kendisine onder ve lider goren mantik ML dusuncesinden uzak, Irkci ve Milliyetci bir yapilanmadan oteye gidemedigi gibi,
Irkci, Milliyetci ve Fasist bir yapilanmayi kendisine Devrimci bir yapilanma olarak gormeye calisan, Kendisini asamiyan, var olan gercekleri goz ardi edip, gercekleri gormekten korkanlarin, devrimci olmalari mumkun degildir.

Kendi Irkci ve Milliyetciligi disinda dunyayla bagi olmayan ve dunyayi kendinden ibaret goren, Kendisinden baskasina yasam hakki tanimiyan, kucukk ve hastalikli ruh hallerini devrimcilikle bagdastirmak!!!! Devrimciye, Devrime, Devrimcilige, Devrimciye hakaret olacaktır.

KENDİNİ AŞAMAYANLAR ASLA DEVRİMCİ OLAMAZLAR.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28-11-2012, 14:54
beserek beserek isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Sep 2012
Mesajlar: 11
Standart

KENDİNİ AŞAMAYANLAR ASLA DEVRİMCİ OLAMAZLAR.

Kisi kendini nasil asar ?..oncelikle gerici, yobaz bir anlayisla sahip cikmayacak inandigi degerlere..Bu dogmatik tum anlayis yontemlerdein disina cikabilmekle mumkun..
Kemalizm Mustafa Kemale onun degrlerine sahip cikmaksa bende kendimi kemalist olarak goruyorum..

1930 larin ikinci yarisinda bir takim isguzarlarin dunyada esen Nasyonel sosyalist akimlarladan etkilenerek olusturmaya calistiklari Kemalizm kastediliyorsa kemalist deyilim..bu M.Kemale olan saygimi azaltmaz aksine kendisine Musoli-hitler benzeri bir nasyonal parti yapilanmasi teklifini reddedende odur.

Kapitalizme teslimiyetin belgesi niteligindeki izmir iktisat kongresini baz alirsaniz kemalist deyilim.Laikligi ve siyasal islamla olan savasini ele alirsaniz sonuna kadar Kemalistim.

Mustafa suphilerin olumunu hos gorme gafletinde Kemalist deyilim.

Gerici ayaklanmalari (seyh sait, menemen , irili ufakli diger benzeri isyanlar) baz alirsaniz sonuna kadar Kemalistim.

Dersimde kiyim olmadi , insanlar kitleler halinde kiyima tabi tutulmadi derseniz durun derim ama ,Dersimle ilgi harekat kararinin bir gecede hic bir neden yokmus gibi yada salt orada yasayanlar Alevi kokenli oldugu icin derseniz gene durun derim..Nuri dersimiyi (baytar nuri) iyi anlamali ..

Tarihte sosyalist olmayan ihtilaciler (devrimciler) varken M.Kemali onlar arasinda gormemeyi hazimsizlik on yarigi, kendini asasmamak olarak goruyorum.


Fasizmin diktatorlugun pratik teorik tanimlari Mustafa kemelin yasadigi donemde mevcutken M.Kemale bu yakistirmalar yapilirsa bu tanilamalarin tekrar yazilmasi gerekir derim.

Anti demokratik uygulamalar oldu,Demokrasi yoktu derseniz dogru derim.
Ama tutarda o donemin kosullarinda Demokrasiyi olusturmak sartlarin olumsuzlugunu gormesseniz tarihi tersten okuyorsunuz derim..Ki en guclu oldugu donemde dahi Meclisten kimi kararlarin gecmesi icin nasil cabalar sarf ettigini bilmek gerekir.

Ataturk adina halk muhalefeti darbelerle engelleniyor, siyasi haklariniz yok ediliyor anti Demokratik ortam yaratiliyorsa, Ataturkculuk arkasina siginilarak yapiliyorsa Kemalist deyilim.

ama ittihat teraki kongresinde "siyasetle ugrasmak istiyorsaniz yzerinizden unuformanizi cikarin " diyen birini dusunce Kemalistim.

Ve bugun Ataturku anlamnin onun yerinde olmanin siyasal islama , gerici odaklara karsi bir cephe oldugunu goruyorum elbette yanlarinda olacagim.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28-11-2012, 18:05
mücerred mücerred isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2008
Mesajlar: 400
Standart

Baştaki yazıyı okuyunca aklıma müslüman kardeşlerimin mezhepleri tarikatları geldi
Onlarda kendilerinden başka herkesi sahte kendilerini hakiki müslüman zanederler .
Geçenlerde konuştugum bir nurcu risalelerin takipçisi biziz,hakiki nurcu biziz sen bize gel diyordu.

Sadece kendilerinin hakiki oldugunu iddia etmek sadece dincilere ait bir şey degil.
Bu inanç veya ideolojilerie taraf olmanın getirdigi bir hastalık.
Türkiye deki kominist örgütler de sadece kendilerinin marksist leninist olduklarını digerlerinin ise sadece devrimci,yurtsever ,küçük burjuva örgütler oldugunu iddia ederler.

İdeolojilerde inançlar gibi insanda geçici körlük(bazen kalıcı)ler yaratabilmektedir.Dikkat edin!

Ben kominizmin ülküsüne aşıgım
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 28-11-2012, 19:32
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

Sayın Baskoylu

Ben diyeceğimi, dedim; bu tür tartışmalara kolaylan girmem artık. Yazdıklarım silinmedikçe burda kalacaktır; o yüzden bunca iyi niyet sergiledikten sonra sidik yarışına giremem. Anlaşılan ezber bozulmayacak, papağanlık sürecek.

"Türkiye'yi gerçek kemalistler kurtaracaktır." diyen Abdullah ÖCALAN'ı aşın önce siz. Kızıldere'de herkes çarpışırken, saklanan ve kurtulan, bugün yeri yurdu belli olan Ertuğrul KÜRKÇÜ'leri aşın önce. Aşiretçiliği, islamcılığı ve darkalıpçı milliyetçiliği aşın önce. Mahir ÇAYAN'ı yadsımak sizin işiniz değil.

Saygılar...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 29-11-2012, 05:33
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

Ben kemalistleri de aynı biçimde eleştiriyorum; içinde sol ve onun değerleri olmayan, sınıf gerçeğini yadsıyan, kendine toz kondurmayan hiçbir oluşumun ve mücadelenin içinde olamam. Size bütün içtenlliğim ve iyi niyetimle bir zeytin dalı uzatıyorum, lütfen kabul edin...
Marksizmle Kemalizmin ideaları farklıdır. Daha İzmir iktisat kongresinde, serbest piyasayı teşvik edip kapitalizme bağlanacak kararları almakla meşguldü Kemalizm. Kemalizmin tarihi de Batılılaşma yahut kapitalizme entegrasyon tarihidir. O yüzdendir Marksist olmak için Kemalist olmaya gerek olmadığı gibi Marksizm Kemalizmle ''uzlaşmaz''. Onu en fazla belli bir aşamada ''kullanmayı'' dener ve denedi. Yani ''stratejik işbirliği''. Bundan ibaret. Bunun da beyhude bir çaba olduğu zaten biliniyor.

O sözler ne Gezmiş'i ne de Çayan'ı ''Kemalist'' yapmaz. Bilakis ''rejime İHANET''le suçlanan iki devrimcinin basbayağı teorik bir eksiklik, yanlış ve yetersizlikle ''hayır bizim davamız Kemalizme aykırı değildir, bilakis onun gibi bağımsızlıkçıdır'' demesinden ibarettir. Çayan'la Kemalizm arasında bağ kurmak, Hugo Chavez'in Venezüella'daki sosyalist iktidarına rağmen ''aslında LİBERAL'' olduğunu söylemek gibidir. Ehh, ülkedeki özel sektörün varlığına, gücüne ve üretim kapasitesine dokunulmaması da bunun delili olarak sunulabilir örneğin. Tabi, aklı başında hiçbir liberal de doğaldır ki Chavez'i ''liberal'' görmez. Kavram ve olguları birbirinden ayırmazsak sağlıklı sonuçlara ulaşılamaz.

Bugünlerde de birileri Ulusalcılar(Kemalistlerle)'la Kürtlerin ittifak potansiyellerinden bahsediyor(Merdan Yanardağ, Ergin Yıldızoğlu). Çok şükür ki CHP, MYK toplantısında H. Aygün'ün ''Dersim için hakikat komisyonları ve Anadilde eğitim'' önerisini linç ederek gereken cevabı verdi


Ha şu var: Kemalistler(bugünün ulusalcıları, chp, add gibi örgütler) inkarcı zihniyetlerinden vaz geçer, devletin ciddi cürümler işlediğini kabul eder; bunun yanında ''demokratik hak ve özgürlükleri'' de samimi biçimde destekleyerek ''Kemalizm aslında bu tavrı gerektirir'' diyebilirler. Demekle de kalmaz, samimi ve tutarlı bir demokrat duruşun içinde yer alırlar. Demokratik talep kimden gelirse gelsin elbette destekleneceği, olumlu görüleceği için bunlar da desteklenir. Kemalistlerin önünde uzun ve meşakkatli bir yol var ve ne yazık ki Ulusalcıların içindeki ''hakim siyasi kültür'' arzu ettiğiniz BARIŞ VE UZLAŞIYI gerçekleştirebilecek bir potansiyele sahip değil. MHP milliyetçiliği ve Ülkücülüğün bile birçok Ulusalcılığın kibirli ve militan milliyetçiliği yanında SEVİMLİ kaldığı vakıadır. ((Vanlılar için ileri geri konuşan gerizekalı bir TV sunucusuna Bahçeli ''soysuz'' derken; Yılmaz Özdil kadına arka çıkarak ''taş atan Kürtler'' laçkalığı yapıyordu örneğin.)
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 29-11-2012, 18:16
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 820
Standart

Saygideger Dostlar

Farkliliklarimiz elbette zenginliklerimizdir, Yuz Cicek Acsin, Bin Fikir Carpissin ilkesi anlamina gelmektedir, Inanclarimizi, Fikirlerimizi ve Dusuncelerimizi Insani degerler icinde korudugumuz surece, hakaret ve kirici bir yaklasim icinde olmadigimiz surece bir cok seyin ustesinden gelebilecegimize inaniyorum.

Saygideger AlbatrosS Dost konuya biraz daha aciklik getirmis, emegine ve yuregine saglik.

Yukarida soyledigim gibi, Konu Kemalizm degil ama Dostlarimiz Kemalist mantigin konu ile es anlamda oldugunu soylemeye calismalari ile Kemalist dusunceyi yani Turkiye`de yasama yansitilan Fasist dusunceyi aklamaya veya oyle gormeye calisma cabalarina elbette saygimiz var...

Lakin Konumuz "KENDİNİ AŞAMAYANLAR ASLA DEVRİMCİ OLAMAZLAR." konusu olunca... Bu ne Ataturkculuk, Ne Neo Nazicilik, Ne Hizbullahcilik, Ne Islamcilik vs vs gibi olusumlari kapsamamaktadir.....
Humeyni`de kendisine gore devrimcidir!!!! Devrim basli basina bir yeniliktir, eskiyi devrip yeniyi getirmektir, Iflas eden Osmanliya ait Padisahligi devirip, kendisine gore, Cumhurriyet kurdu. Bunun Devrim olmadigina dair bir iddamiz yok,
Milli burcuva yenilikleri getirdi, Harf ve Kiyafet degisiklikleri elbette devrimdir, Ama halka yonelik yani halkin zaruri olan ihtiyac yenilikleri (Devrimleri) degildir, Milli Burcuva Devrimleridir.
Cumhurriyetin kurulusundan hemen sonra Turkiye`de halk ve halklar icin gereksinim olan Kultur Devrimi, Toprak Devrimi ve Sanayi Devrimidir, Halka yonelik devrimlerle yola cikmis olsaydi, Ne Fransizlara nede Ingilizlere peskes cekmis olacakti.
Kendi ulkesini isgal eden veya isgal etemek istiyen ulkelere satilmanin, ulkeyi boylesi kan emicilere peskes cektirmenin acizligini fazla aciklamaya gerek gormuyorum.

Fransiz, Ingiliz ve Italya gibi isgalci ulkelere nota vererek, Erzincan`a kadar kizil orduyu getiren, BIR KAC EMPERYALIST GUC BIR ULUSU YER YUZUNDEN YOK EDEMEZ siari ile hareket eden Ulkeyi asil isgalcilerden kurtaran Sovyetlere sirt ceviren...
Komunizm ve Sosyalizmin Ulke Icin Cok Buyuk Tehlike Goren Bir Mantik, Ulkeyi Isgal Etmek Istiyen Batili Mantiga Teslim Etmenin Daha Dogru Olacagini Dusunen ve Hayata Gecirip, Ulkeyi Gobekten Emperyalizme Teslim Eden, Milli Burcuvazinin Hortlamasini Sagliyan... Bir Mantigi Marksist, Leninist veya Sosyalis gorme mantigi!!! Ayaklarimizin yerden kopuk, gormek istemiyen gozlerimiz, dusunmek istemiyen beynimizle hareket ettigimizin farkinda olmamiz gerektigine inaniyorum.

Ataturk kisi olarak, Kendi Irki ve Milliyeti icin mucadele vermis, amaci olan bir cok seyi korumak adina nice katliamlara, cinayetlere, soykirimlara, yargisiz infazlara ve daha nice haksizliklara bas vurarak yapmistir, Onemli olan yaptiklarini tumu ile kabul etmektir, suslemek, allandirmak ve pullandirmak yerine, var olan gercekleri oldugu gibi kabul etmektir.
Komunizmin, Marksizmin ve Sosyalizmin dusmanligi acik acik bizzat kendi yazilari ve konusmalari ile ortada iken!!!!
Ataturk`u yukaridaki dusuncelere sahip oldugunu savunmak!! Onun ugruna verdigi mucadeleyi baltalamaktir, Onun Irkci ve Milliyetciligine golge dusurmektir.. Boylesi bir yapilanma icine girmeye calismak, hem kendimizi kandirir, hemde onun ugruna verdigi mucadeleye golge dusurur.
Ataturk`u Komunist, Marksist, Leninist ve Sosyalist oldugunu dusunenler!!! olurda Ataturk mezarinda kalksa, Inanin boylesi dusunceye sahip olanlari, tek tek dar agacina cikarir, ilk once kursuna dizer, olmeden once sallandirirverir.

Sonuc olarak Corba ile Pilavi, Komposto ile Sutlaci bir birine karistirirsak, olmiyan bir seyi var oldugunu savunursak, cozum degil cozumsuzluk yaratmis oluruz.

1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini kutlariz!!! 1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini, Batili Emperyalistlere yaranmak ve usakligini yapmak icin 1 MAYIS BAHAR BAYRAMINA cevirmesine seyirci kalirsiniz!!!!!
Burada Isci ve Emekci Dusmani Oldugunu gormemezlikten gelirsiniz!!!!!
Komunizm ve Sosyalizmin Ulke Icin Buyuk Bir Tehlike Oldugunu, Soylemesini acik ve net bir sekilde biliyorsunuz!! Komunist, Sosyalist, Ilerici ve Aydin oldugunu savunursunuz!!!
Komunizm ve Sosyalizmi ulke icin buyuk tehlike gordugunu, bu yuzden olurda Mustafa Suphi ve arkadaslari ile cikip gelebilecegini dusunerek, Olurda kendi planini suya dusurur mantigi ile bizzat getirtirip, Karadenizde hunarca ketlettirir!!!
Hem Mustafa Suphi ve yoldaslarini saygi ile aniyoruz!! hemde onlari hunarca katleden mantigi savunuyoruz!!!
Kemalizmi savunan veya savunmak icin caba harciyan bir cok iyi niyetli dostlarin Farkinda olmadan veya bilmeden..... Dokuz Isigi savunduklari, Yani Turk Milliyetcisi ve Irkcisi olduklarini gormeleri gerektigine inaniyorum.
MHP ile CHP arasinda tek farklilik budur, Birisi Acik Acik Dokuz Isigi savunur, digeri ise caktirmadan savunuculugunu yapar, ama farkli gozukmek icin Fasist Kemalist Dusuncenin tek yaraticisi oldugunu, Onun partisi ve onun izinden gittigini savunup MHP den farkliymis gibi halki aldatip... Kurulusundan beri Kanli Guvercinlerini ucurmaya calisir.......

Hakliya Hakli, Haksiza Haksiz,
Dogruya Dogru, Yanlisa Yanlis diyebilme cesaretine sahip isek... Kendimizi sorgulama cesaretine ve yenileme azmine sahip isek, Insanliga dair butun guzellikleri yasama yansitma mucadelesini yuregimizde tasiyabiliyor ve yasatabiliyorsak.... Iste O zaman bir cok seyin ustesinden gelebiliriz....
Yok degilse ogrendiklerimizi ve ogretildiklerimizle kalir, tabulari kirmaktan korkarcasina Saplantilari kendimize amac edinir, bir adim ileri gidemeyiz.....

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

Konu Baskoylu tarafından (29-11-2012 Saat 18:21 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 29-11-2012, 23:26
beserek beserek isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Sep 2012
Mesajlar: 11
Standart

tartisma M.Kemal Komunistmiydi deyilmiydi tartismasi gibi olmus....

Lenin de Ankara’ya elçi gönderdiği S. İ. Aralov’a verdiği talimatta, M. Kemal’in sosyalist olmadığını bildiğini açıkça belirtmişti...7 Temmuz 1922 tarihinde, Sovyet elçisi Gene ,Aralov’un, İran elçisi Mümtazüddevle İsmail Han onuruna verdiği bir yemekte dile getirirken;
“Türkiye’nin mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı, belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye âzim ve mühim bir gayret sarf ediyor. Çünkü müdafaa ettiği bütün mazlum milletlerin, bütün şarkın davasıdır ve bunu nihayete erdirinceye kadar Türkiye, kendisiyle beraber olan şark milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir.." diyor.
Bunlar Sovyetlerin bakis acisidir..


Peki M.Kemal sosyalist-bolsevik devrim konusunda ne dusunuyor ;
"Arkadaşlar cümlenizin malûmudur ki umumi harbin son senelerinde Rusya dahilinde patlayan inkılap, insanların çoğunluğunu teşkil eden fakir halk içinde sosyalistlik maksatını ve gayesini ilan etti. Bu umum beşeriyetin, emperyalist ve kapitalist idarelerin zalim, tahakküm(zorbalık) ve tevellüdünden kurtarılmasını hedef ittihaz etti..(hedef tuttu). İslamiyetin en ali kaide(yasa)) ve kanunlarını ihtiva eden(içeren) Bolşevizmin, bizim dahi mevcudiyetimize kast etmiş olan müşterek düşman aleyhinde, bugün kazanmış olduğu zafer bizim içinde teşekküre layık bir neticedir. .... Bolşevizm, millet içinde mağdur olan bir sınıf halkı göz önünde bulundurur. Bizim milletimiz ise bütünüyle mağdur ve mazlumdur. Bu itibarla dahi, bizim milletimiz, beşeriyeti kurtarmaya teşebbüs etmiş kuvvetler tarafından himayeye layıktır. Bunları söylemekten maksadım, bu noktayı açık, samimi ve kati olarak ifade ediyorum."...

Ulusal Burjivasisi olmayan 20.000 kayitli isci sayisi zor bulan Yeni cumhuriyette bu isin alt yapisida yoktu...

Fakat M.Kemale yapilan elestirilerde bir yaniyla insafsizlikda gorulmeyen gorulmek istenmeyen yanda var..bulundugu ve oncesi tarihi donemin kosullari, her seye ragmen gericilige siyasal islama karsi takindigi tavir ve 1929 dunya bunalimda izledigi yol..arkadaslar eger hilafet saltana dokunulmamis olsaydi elit aydinlar disarida okumus kesim disinda sosylizmle tanisamazdi bile.elimizde yesil bayrak bir elimizde Kuran anti-emperyalist naralar atardik.Alevi toplumuda kendi cemaatleri icin cami yarisina girerdi..

Butun bunlar Mustafa Kemali tabulastirmak deyil elestirlemez tarihe mal olmus hatalar yapan bir olarak gostermek deyil..Goz ardi edilen yanlarini hatirlatmak icindi.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kadınla erkek eşit olamazlar ! kitapsızım Politika 31 06-01-2015 23:02
İslama Göre Türkler İsteseler de Müslüman Olamazlar ALKA Turan Dursun 0 07-11-2012 06:29
Kendini Müslüman Sananlar __KokTengri__ İslam 51 13-09-2012 23:13
T d h:kendini fesetti: zahit Politika 3 28-06-2010 12:57
Allah kendini yok edebilir mi? tardu İslam 7 27-06-2010 22:55

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:20 .