Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 31-12-2006, 23:10
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Takvimler ve Yılbaşı

Eskiden Türkler, o zamanki kullandıkları takvim sistemine göre, yılbaşını Nevruz denilen 21 Mart’ta kutlarlardı.

Türkler Müslüman olunca, Hicri Takvim’i esas aldılar ve Mekke’den Medine’ye hicretin tarihini yani milâdi 622 yılının 20 Eylül gününü, takvim yılı başlangıcı olarak kabul ettiler.

Nevruz ise tüm Türk dünyasında bir bahar bayramı olarak varlığını sürdürdü ve sürdürüyor.

Dünyada tarih boyunca değişik takvimler kullanılmıştır. Bunların çoğunda takvim başlangıcı değişiktir. Örneğin;
Türk dünyasında İslâm'dan önce "Oniki hayvanlı Türk Takvimi" kullanılıyordu. Kullanılan bu takvim sistemine göre, yılbaşını Nevruz denilen 21 Mart’ta kutlarlardı.

Müslüman olunca, Hicri Takvim’i esas aldılar ve Mekke’den Medine’ye hicretin tarihini yani milâdi 622 yılının 20 Eylül gününü, takvim yılı başlangıcı olarak kabul ettiler.

Nevruz ise tüm Türk dünyasında bir bahar bayramı olarak varlığını sürdürdü ve sürdürüyor.

Hindistan’da kullanılan Samvat Takvimi’nde ise, İÖ. 57 yılının 23 Şubat günü ,
Budha Takvimi’nde, İÖ. 544 yılının Pisak ayının dolunay günü,
Selefkiler Takvimi’nde, Selefkoslar’ın Gazze Zaferi’nden sonra İÖ. 312’de törenle Babil’e girişi takvim yıllarının başlangıcıdır.

Ayrıca Mısır Takvimi, Babil Takvimi, Aztek Takvimi, Maya Takvimi, Musevi Takvimi, Hindu Takvimi, Çin Takvimi ve Tamil Takvimi gibi farklı özellikler gösteren takvimlerin kullanıldığını biliyoruz.

Eski topluluklar, takvimde ay senesini kullanıyorlardı. Güneş yılı ilk defa eski Mısırlılar tarafından kullanılmıştır. Mısır'ın bu ilk güneş takvimi, M.Ö. 45 tarihinde, Roma diktatörü Jül Sezar tarafından alınmış, böylece "Julien Takvimi" denilen Rumî Takvim doğmuştu. Bu takvim Milattan sonra 1582 yılında Astronom Chistopher Clavius tarafından bazı küçük değişikliklerle yeniden düzenlendiği için Papa 13. Gregorius tarafından ıslah edildi. Böylece, Gregorien adıyla Batı takvimi (Efrenci Takvim) meydana çıktı.

Ne var ki, bu takvimin başlangıcına, yani 1 Ocak’a, özellikle Hıristiyanlar karşı çıktılar. Zira, onlara göre 1 Ocak’taki yılbaşı kutlamaları, 24 Aralık gecesi yapılacak Hazreti İsa’nın doğum günü kutlamalarını gölgede bırakacaktı. Gregoryen Ermeniler, Hazreti İsa’nın 6 Ocak’ta doğduğunu kabul ederler. Esasen Hazreti İsa’nın 6 Ocak’ta da, 24 Aralık’ta da, hatta Milât’ta doğduğu da kesin değildir. Milat’tan 4 sene önce doğduğunu ileri sürenler de vardır.

Kiliseler, uzun süre yılbaşı kutlamalarına karşı çıkmalarına rağmen, sonunda olayı kabullenmek ve hoşgörüyle yaklaşmak gereğini duydular. Zira, 31 Aralık/1 Ocak gecesi yapılan kutlamaların dini bir yönü yoktu. Hristiyanların direncine ve mecbur kalarak kabullenmelerine karşın İslamın bir kesimi yılbaşını Hristiyan bayramı olarak nitelendirmeyi sürdürmektedir.

Yahudi takvimini de sonraki yazılarda ele alalım.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31-12-2006, 23:35
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Takvimler ve Yılbaşı

İslâm dünyasında ikinci halife Ömer zamanına kadar yazılan yazılara tarih koyma adeti yoktu. Bir gün bir alacaklı, Halife'ye şaban ayında ödenecek bir borçlu senedi göstermiş. Halife bunun hangi şaban olduğunu sorarak, geçtiğimiz senenin şaban ayı mı, bu senenin şaban ayı mı, yoksa gelecek senenin saban ayı mu olduğunu öğrenmek istemişti. Keza vali Ebû Musa'ya birbirini tutmayan iki emir verilmiş. Bunlardan hangisinin ilk, hangisinin son olduğu bilinememiş. Ebû Musa durumu halifeye sormuş. Bunun üzerine şura meclisi toplanmış. Mecliste çeşitli görüşler ortaya atılmış. Sonunda Ali'nin teklifi üzerine Mekke'den Medine'ye hicret, tarih ve takvim başı olarak kabul edilmiştir. Bu olay, hicretin 17. senesinde olmuştu. Gerçi hicret, senenin üçüncü ayı olan rebiyülevvelde yapılmıştı. Halbuki eskiden beri Araplarca muharrem sene başı olarak biliniyordu. Bu sebeple muharrem ayı, yeni yılın başı olarak kabul edilmiştir (Ahmed Muhtar Paşa, Islâh-u Takvim, Mısır 1307, 3).

İslâm dünyasında bazı ibadet ve belirli günler, bu sayede her mevsimde icra edilebiliyordu. Hicrî takvime göre ay yılı esas alındığından oruç, hac gibi ibadetler farklı zamanlarda eda edilebiliyordu. Böylece her otuz beş senede bir, tekrar başa gelme mümkündü .

Müslüman Türk dünyasında Celaleddin Melikşah zamanında hükümdarın adını taşıyan "Celalî Takvimi" adıyla yeni bir takvim yapıldı. Bu takvim de güneş senesine dayanıyordu. İlkbaharın ilk günü yılbaşı sayılıyordu. Melikşah devrinde tatbik edilmiş olan bu takvim Gregorien takviminden daha az hatalı idi.

Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar ay senesi ve hicret başlangıcı kullanılıyordu. Bilindiği gibi güneş senesi ay senesinden onbir küsûr gün daha fazlaydı. Güneş senesi 365 gün 6 saat, Ay senesi ise, aylarının 29 veya 30 gün sayılmasından dolayı 354 gündür. Bunun için ay senesi mali bakımdan bir devlet için uygun değildi. Bu yüzden Tanzimat döneminde "Malî sene" adıyla yeni bir sene ihdas edildi (9 Muharrem 1256 = 1 Mart 1256). Bu Malî senenin ilk yılı 1256, ilk günü de Cumartesi oldu.

Güneş aylarını kullanmaya başlayan bu malî sene, yine hicret başlangıcına dayanıyordu. Fakat sene başı olarak Gregorien takviminde olduğu gibi "ocak" ayını değil, Jülien (Rûmi) takvimine göre "mart" ayını kullanıyordu. Bu sebeple malî seneye "Rumî yıl" adı verilmişti.

Cumhuriyet Türkiyesi, 26 Aralık 1925 tarihinde Hz. İsa'nın doğumunu takvim başlangıcı olarak kabul eden Milat başlangıcına döndü. Yılbaşı da Gregorien takvimindeki "Ocak" ayı olarak kabul edildi.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01-01-2007, 00:09
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Takvimler ve Yılbaşı

Yahudi Takvimi:
Yüzyıllar boyu, Yahudiler yıllarını bir olaydan –Toplum olarak varoluşlarının temelinden – Mısır’dan Çıkışla başlatmışlardır. Sonraları, MS 70 yılında tapınağın yıkılmasıyla, bu şiddetli olay bir süre başlangıç tarihi olarak Çıkış’ın yerini almıştır.

Yahudi dini takvimi evrensel ölçek kullanmaya, yani yılları yaratılıştan itibaren saymaya devam etmektedir.
Yahudiler, dini yılbaşını (Roş Aşana), Tora’nın yaratılış günü olarak belirlediği gün kutlarlar. Tora’daki hesaplamaya göre İbrani ayı Tişri’nin ilk günü, genellikle Eylül sonlarına denk gelir.

Yahudilik, takvimini Ay’ın hareketlerine göre düzenler, batı uygarlıkları ise aylarını Güneş’e göre belirlerler. Bu, bir ikilemi doğurur. Ay, Güneş’e göre günde yaklaşık 48 dakika kadar daha yavaş ilerler. Güneş’ten sürekli artan bir süre geri kalır. (Ay yılının bir ayı 29,5 gündür). Nihayet 12. ayın sonunda Ay yılı, Güneş yılından 11 gün daha kısa olur, her üç senede bir de böylece bütün bir ay kaybedilir.

Ay yılına göre, ayın ilk günü olan “Roş Hodeş”, önceleri Yeruşalayim’deki merkezi kurul tarafından, yeni ayın gözle görülmesinin hemen ardından ilan edilirdi. İnsanlar 29,5 gün süren aylarla baş edemeyecekleri için bazı aylar 29, bazıları ise 30 günlüktür. 30 günlük olanlarda iki tane, 29 günlük olanlarda ise bir tane Roş Hodeş bulunur. Kurul’ın Yeni Ay beyanına benzer biçimde, günümüzde de Roş Hodeş’ten hemen önceki Şabat gününde dua esnasında , yeni ayın gelişi ve Roş Hodeş’in tam olarak başladığı zaman belirtilir.

Yahudiler, haftaları Şabat gününden Şabat gününe sayarlar.Şabat, haftanın tacıdır; Yahudilikteki kutsal günlerin, Yahudilik ruhunun, Yahudiliğin hayal gücünün tacı...
Şabat bir Kraliçedir. İleride ulaşılacak dünyayı önceden biraz tatmaktır. Kipur günü, Şabat’tan daha kutsal olan tek gündür, ve bu olağanüstü kutsallık, Kipur’a “Şabatlar’ın Şabat’ı” ismini kazandırmıştır.

Haftanın bütün günleri Şabat’a yönelmiştir.Günlerin isimleri değil yalnızca sayıları vardır ( Pazar 1.gün, Pazartesi 2.gün gibi ...) ve bu sayılar hep 7. gün olan Şabat’a ulaşır.
Kutsal güne ulaşmak için basamaklar benzetmesini takiben, Şabat’ın sonunda, Yahudiler heycanlarında uçurumsal bir düşüş yaşarlar – Şabat sona erer ve yaşam yeniden tırmanmaya başlamak üzere en düşük basamaktan tekrar başlar.

Yahudilikte günler de dünyevi takvimde olduğu gibi geceyarısıyla sınırlandırılmaz.
Yahudiliğin “zaman”ında günler, gecenin ilk anıyla (yıldızların belirmesi) başlar ve onu sabah (teknik olarak kutup yıldızının belirmesi) takip eder.
Bu sebeple Şabat günü Cuma gecesi başlar ve Cumartesi gecesi yıldızların belirmesiyle sona erer. Aynı şey Pesah, Sukot, Şavuot, Roş Aşana ve Yom Kipur gibi büyük bayramlar, Tişa Beav, Hanuka ve Purim için de geçerlidir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01-01-2007, 04:54
zelzeleci zelzeleci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Oct 2006
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 315
Standart Re: Takvimler ve Yılbaşı

Neden yılbaşı günü bir peygamberin doğum gününe ya da bir tapınağın kurulma gününe ithaf edilmiştir anlamam ki? Galiba Allah bize bu tarihleri uygun gördü. Ama tarih neden Adem ve Havva ile başlamadı merak ederim. Allah Adem'i yarattı ama ona takvim ve zaman vermedi, onun döneminde zaman olamazdı zaten, bundan dolayı Adem'in 800 yıl yaşadığından şüphemiz yok... İşte bundan dolayı o quran onu da kuran Allah ki ondan şüphen olmasın. şüphen varsa cehennemde yerini ayarla bre kalbi mühürlü

Zaman akıp geçer kimse durduramaz
Dur desen de Allah onu durdurmaz
Hem sen kimsin ki Allah'ı sorgularsın
İşte o cihanda zaman da sorgulanmaz

Mesd olmuşum banane izafiyetten
Allah katında elli bin yıl geçmiş
Ben daha bir yılı yeni kutlarım
Kurban kesilmiş yerim en lezzetli etten

Sorarsan cihan nerde
Ben o cihanda sorarım neden nerde
Sus sorgulamak sana mı kalmış
Allah sever kulunu, kul cihadı severse

Ahura Mazdah aşkına bak şu cihana
Yok ben zaten yokum diyarda
Allah beni affeylesin
Allah, Ahura Mazdah'ı sever ise
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-01-2007, 12:54
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Takvimler ve Yılbaşı

"şüphen varsa cehennemde yerini ayarla bre zındık bree kafir... "



Zaman akıp geçer kimse durduramaz
Dur desen de Allah onu durdurmaz
* :wink:


"Allah, Ahura Mazdah-ı sever ise"
* :?:


Zelzeleci deprem yaşamış anlaşılan yılbaşı gecesi..
Sizce Allah, Ahura Mazdah'ı sever mi?
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-01-2007, 13:12
jayjay jayjay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Jul 2006
Mesajlar: 368
Standart Re: Takvimler ve Yılbaşı

zelzeleci";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ama tarih neden Adem ve Havva ile başlamadı merak ederim. Allah Adem'i yarattı ama ona takvim ve zaman vermedi, onun döneminde zaman olamazdı zaten, bundan dolayı *Adem'in 800 yıl yaşadığından şüphemiz yok...
Zelzeleci,
Adem'e takvim verilmemesini ne güzel açıklamışsın yaa...
Dostum sen kendi kendini kandırıyorsun. Adam 800 yaşamış diye mi takvim verilmemiş. Neden şüphe duymuyorsun biraz daha açıklarmısın?
Onun döneminde zaman olmazmış.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-01-2007, 13:25
zelzeleci zelzeleci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Oct 2006
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 315
Standart Re: Takvimler ve Yılbaşı

4 bin yıldır yeni yıl kutlanıyor

Yeni bir yılın başlaması umutların dile getirilmesi ve canlı tutulması için bir vesiledir. Her yeni yıl iyi dileklerle karşılanır. Ve dünyanın en eski kutlamalarından biridir yeni yıl kutlaması....

http://www.ntvmsnbc.com/news/299153.asp
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:44 .