Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 01-08-2007, 09:52
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülük

Soru: Bediüzzaman Hazretlerinin yayınlanmadığı iddia edilen bir eserinde şu ifadeleri kullandığı iddia ediliyor:

”Ey Asurlular ve Ahemenidlerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri ve kahraman askerleri olan arslan Kürtler! Beşyüz yıldır yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. İlâhi hikmet denilen âlem makinesinin nizamı ve telgraf hattı gibi bütün âleme dalbudak salan Tanrı'nın nurlu kanununun kurucusu olan ilâhî hikmet, ezel ufkundan kader parmağını kaldırmış size emrediyor ki: Ayrılık, gayrılıkla damla damla dağınık sular gibi boşa giden hamiyet ve kuvvetinizi milliyet fikriyle birleştirip kaynaştırarak zerrelerdeki küçük cazibelerden bir umumî ve millî cazibe teşkili ile Kürtler gibi büyük bir kütleyi dünya gibi döndürerek İslâm ve Osmanlı şevket güneşinin mevkibinde parlak bir yıldız gibi cazibesine uymakla muvazeneyi ve umumî ahengi muhafaza ediniz.”

Menfi Kürtçülük ima eden bu ifadeler gerçekmidir ? Gerçek ise nasıl anlamalıyız ?

El-Cevab :Bediüzzaman Hazretlerinin Divan-ı Harbdeki savunmasını ve sonuç kısmındaki önerilerini sunduğu “İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi yahut Divan-ı Harb-i Örfî” isimli Eserinden alıntılanan yukarıdaki iddiaların aslında yer almayan birtakım ilaveler içerdiğini anlamak için Risale-i Nur uzmanı olmaya gerek yoktur. En basitinden , Bediüzzaman Hazretleri eserlerinin hiçbir yerinde “Tanrı” kelimesini kullanmamıştır , kullanmaz ! Halbuki bu iddiade bariz bir şekilde “Tanrı’nın nuru” denmektedir. Dolaysıyla “Divan-ı Harfı Örfi” eserinin 58.Sayfasından birtakım kelimeler eklenerek tahrif edilmiş bu sahte alıntının aslını izninizle paylaşmak istiyorum :

“Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin ahfâdı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa, sahrâ-yı vahşette yatmakla gaflet sizi yağma edecektir.Hikmet denilen makine-i âlemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme uzanan ve dal budak salan kanun-u nurânî-yi İlâhiyenin müessisi olan hikmet-i İlâhiye, ufk-u ezelden kaderin parmağını kaldırmış, size emrediyor ki: Tefrika ile müteferrik su gibi katre katre zâyi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle, yani İslâmiyet milliyetiyle tevhid ve mezc ederek, zerratın câzibe-i cüz'iyeleri gibi bir cazibe-i umumî-i vatanî teşkil ile, kütle-i azîmi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i İslâmiyenin cemahir-i müttefika-i İslâmiyenin mevkebinde bir kevkeb-i münevver gibi câzibesine ittibâ ile muvazene ve âheng-i umumiyeyi muhafaza ediniz.”

Bediüzzaman Hazretleri neş’et ettiği toplumu , son beşyüz yıl Osmanlı Devlet-i Aliyesinde olduğu üzere , İslam milleti çerçevesinde hareket etmeye , İslam’ın birleştirici bir parçası olmaya , İslam Birliğinin bir azası olarak çalışmaya teşvik ettiğini görmekteyiz. Yoksa , menfi milliyetçilik hislerini kabartan bir tane ifade görmemekteyiz.

Zaten yazının devamında;

"Fen, san'at silâhıyla cehalet ve fakra hücum ediniz"

“Kılıçlarınızı, fen ve san'at ve tesanüd-ü hikmet-i Kur'âniye cevherinden yapmalısınız.”
İfadelerinden , Fen , Sanat ve Kur’anın Hikmet rehberliğinde bir terakkiye vurgu yapmaktadır.

Hayatını Allah (CC) ve Resulünü(SAV) anlatmaya , İman’a kalblere nakşetmeye talib insanlar hangi ırk-kültür ve etnik grubtan olursa olsun , daima kucaklayıcı bir tavır sergilemiş, bu konuda İslam kardeşliğini ön planda tutmuştur ! Bediüzzaman Hazretleride bu kardeşliğin , ve kucaklayıcı atmosferin , Türk Milleti rehberliğinde tüm milletlerin İslam kardeşliği şeklinde tahakkuk edeceği eksenindedir.

Bunun en bariz örneğini , kendisinden destek isteyen Şeyh Said’e verdiği müthiş cevabta görmekteyiz :

“Türk milleti asırlardan beri İslamiyete hizmet etmiş ve çok velîler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılınç çekilmez; siz de çekmeyiniz, teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Millet, irşad ve tenvir edilmelidir” (Tarihçe-i Hayat, s. 135.)

Sözlerimi Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin , Türk Milletine bakışını gösteren birkaç cümlesi ile noktalayıp , onu bir Türk düşmanı , menfi bir Kürt milliyetçisi gibi göstermek isteyenleri -şayet varsa- “vicdanlarına” havale ediyorum.

“….Türk milleti Kur’ân’ın bayraktarı ve senâ-i Kur’âniyeye mazhar olduğu için…” (Şualar, Sayfa 327)

“….Türk milletinin daima dinde ve imanda ileri olduğunu…” (Şualar, Sayfa 329)

“Bu kahraman İslâm Türk milleti başka bir devletin boyunduruğu altına giremez. “ (Şualar, Sayfa 469)

“…Türk milletinin geçmiş asırlardaki milyarlar şerefli merhum ordularına ve milyonlarla şehidlerine…” (Emirdağ Lahikası, Sayfa 191)

“Ve Türk milletinin bin yıllık kudsî mefahir-i milliyesine mümasil, yine Türk milletinin dünyaya örnek olmuş kahraman ecdadının yerinde İslâmiyet hakikatlerine sarılarak yine Kur’ân’ın bayraktarlığı vazifesiyle istikbalin kıt’alarında hâkim-i mânevî olacağını hissedebilirler.( Emirdağ Lahikası, Sayfa 368)

“…Türk milleti Kur’ân ın bayraktarı ve sena-yı Kur’âniyeye mazhar olduğu için..” (Emirdağ Lahikası, Sayfa 245)

Yazar Dr. Emin Şimşek *- *Gencadam.net
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01-08-2007, 09:54
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

Şualar isimli kitabının 14. Şuasında geçen ve mahkemeye verdiği bir savunmanın *metni;

[Denizli beraatimizden sonra üç sene münzevî ve siyasetten alâkasız olduğum halde Afyon hapsini netice veren bu yeni hadisenin on vecihle kanunsuz olduğunu beyan ediyorum.]

Sekizincisi :

Yirmi iki sene sıkıntılı sebepsiz bir nefiyden sonra tam serbestiyet verildiği halde, binler akraba ve ahbabı bulunan doğduğu memleketine gitmeyerek, gurbeti, kimsesizliği tercih ederek, tâ ki dünyaya ve hayat-ı içtimaiyeye ve siyasete temas etmesin, ve çok sevaplı olan camideki cemaatin hayrını bırakıp, odasında yalnız namazını kılıp oturmasını tercih eden, yani halkın hürmetinden çekinmek olan bir hâlet-i ruhiyeyi taşıyan ve yirmi sene hayatının şehadetiyle ve binler Türk kıymettar zatların tasdikiyle, dindar, müttakî bir Türkü, lâkayt çok Kürtlere tercih eden, hattâ mahkemede Hâfız Ali gibi kuvvetli imanı bulunan bir Türk kardeşini yüz Kürde değiştirmediğini ispat eden ve hürmet ve ihtiram görmemek için zaruret olmadan halklarla görüşmeyen ve camiye gitmeyen ve kırk seneden beri bütün kuvvetiyle, bütün âsârıyla İslâmiyetin uhuvvetine ve Müslümanların birbirine muhabbetine çalışan ve Türk milleti Kur'ân'ın bayraktarı ve senâ-i Kur'âniyeye mazhar olduğu için o milleti çok seven ve hayatını onlar içinde geçiren bir adam hakkında, sâbık vali resmî lisanla ihanet için propaganda yapmak ve dostlarını ürkütmek için

"O Kürttür, siz Türksünüz, o Şâfiîdir, siz Hanefîsiniz" deyip,

herkesi ürkütüp ondan çekindirmeye çalışması ve yirmi senede ve iki mahkemede tarz-ı kıyafeti değiştirilmeye mecbur edilmeyen ve şapka yarı askerin başından kalkmasıyla beraber, münzevi bir adamın zorla başına şapka giydirmeye cebretmeyi hangi maslahat, hangi kanun buna müsaade eder?

Şualar
On Dördüncü Şuâ

Rengini belli et.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01-08-2007, 09:56
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

Kürt Bekir Bey'e yazdığı bir mektub;

"Aziz, sıddık, fedakâr ve vefâdâr kardeşim Kürt Bekir Bey,

Maatteessüf, bilmecburiye nâhoş ve mâlâyâni sayılacak bir bahis söyleyeceğim. Fakat bu bahsim, hakikî hamiyetperver Türkçülere karşı değil, belki frengîlik hesabına sahtekâr bir surette Türkçülüğü kendine perde eden mütecavizlere karşı söylüyorum. Şöyle ki:

Mülhid münafıkların en son ve alçakça ve vicdansızca aleyhimizde istimal ettikleri bir silâhı şudur ki, diyorlar: "Said Kürttür; bir Kürdün arkasında bu kadar koşmak hamiyet-i milliyeye yakışmaz." Ben bu münafıkların vicdansızca desiselerine karşı değil, belki safdillerin temiz kalbleri bunların sözleriyle bulunmamak için diyorum ki:

Evet, ben başka memlekette dünyaya gelmişim. Fakat Cenab-ı Hak beni bu memleketin evlâdına hizmetkâr etmiş ki, dokuz sene mütemadiyen bu memleketteki milletin ondan dokuz kısmının saadetine kendi dilleriyle hizmet ettiğim, bu havalideki insanlara malûmdur.

Hem ben bu memlekette Hulûsi, Sabri, Hafız Ali, Hüsrev, Refet, Âsım, Mustafa Çavuş, Süleyman, Lütfü, Rüşdü, Mustafa, Zekâi, Abdullah gibi yirmi-otuz Müslüman Türk gençlerini adeta yirmi-otuz bin millettaşlarıma tercih ettiğimi ve onları o otuz bin adam yerine kabul ettiğimi, bu dokuz senedeki Türkçe âsâr ile ve hizmetle göstermişim.

EVET, BEN BİN GAFİL VE ÂMİ KÜRDÜ, BİR TÜRK OLAN HULÛSİ'YE KARŞI TUTMADIĞIMI VE BİN CAHİL KÜRDÜ, BİRER TÜRK OLAN ÂSIM VE REFET'E MUKABİL GÖREMEDİĞİMİ VE BİR GENÇ OLAN HÜSREV'İ BİN ÂMİ KÜRTLE DEĞİŞMEDİĞİMİ EHL-İ DİKKAT VE BENİM AHVÂLİME MUTTALİ OLANLAR TASDİK ETTİKLERİ HALDE, FRENGÎLİK NAMINA VE İLHAD HESABINA, TÜRKÇÜLÜK PERDESİ ALTINDA, SAHTEKÂR BİR MİLLİYETPERVERLİK SURETİNDE VE HODFURUŞLUK CİHETİNDE BANA TECAVÜZ EDENLER VE TÜRK MİLLETİNİ VE MİLLİYETİNİ ZEHİRLEYEN MÜLHİDLER BİLSİNLER Kİ, BEN MİLLET-İ İSLÂMİYENİN EN MÜHİM VE MÜCAHİD VE MUAZZAM BİR ORDUSU OLAN TÜRK MİLLETİNE BİNLER TÜRK KADAR HİZMET ETTİĞİMİ BİNLER TÜRK ŞAHİTTİRLER. İŞTE BANA KÜRT DİYEN VE İTHAM EDEN, ZAHİR HAMİYETPERVERLİK GÖSTEREN SAHTEKÂRLAR, BU MİLLETE NE GİBİ HİZMET ETTİKLERİNİ GÖSTERSİNLER.

Bu firavuncukların enâniyetini kabartan mahviyetkârâne söz söylemek câiz olmadığından, bilmecburiye o mütekebbirlere karşı izzet-i ilmiyeyi muhafaza etmek için, söylenmeyecek ve izharı münasip olmayan uhrevî hizmetlerimi Cenab-ı Hakkın affına güvenerek izhar ettim."

Said Nursî

Rengini belli et.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01-08-2007, 09:58
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

“Elde ettiğimiz kanaat, 37 senedir, eğer kendisinde Kürt*çülük fikri bulunsaydı, muhakkak bir sızıntısı, bir ip ucu, bir delil bulunacaktı. Halbuki yüzlerce mahkemeden birisi bu hu*susta en ufak bir delil bulamamış ve bir mahkûmiyet verme*miş olduğunu görüyoruz.

“Gerek umumî emniyet; gerek millî emniyette yapılan araştırma ve soruşturmalarda Kürtçülüğe dair en ufak bir de*lil görülmemiştir.

“Malûmunuzdur ki 960 senesinin Aralık - Ocak aylarında Kürt devleti kurmak niyetinde olan gizli bir teşkilât kuruldu. Türkiye’nin her tarafında yapılan tahkikat neticesinde geniş tevkifat yapıldı. Hiç şüphesiz Bediüzzaman ve talebelerinin en ufak bir alâkaları bulunsaydı, en az onlar da sorguya çekilir ve tevkif edilirlerdi.

Böyle bir şeyin olmaması, onların böyle bir iddiada bu*lunmadıklarını açıkça göstermektedir.

“Bediüzzaman’ın kitaplarında böyle bir Kürtçülük fikri var mı? diye o cihetten tetkik edildi. Bilâkis kendisinin, memleketi birbirinden ayırıcı, menfi milliyet fikrî aleyhinde olduğu görüldü. Mektubat adlı eserinde menfi milliyet için şöyle dediği görülüyor: Mealen:

“Evet, ben Şark’ta doğdum. Fakat felillâhihamd Müslümanım. Her asırda kudsî milletimin üç yüz elli milyon efradı vardır. Bu üç yüz elli milyon hakikî, ebedî kardeşleri, üç buçuk milyon Kürde değişmem. Kürtçülük, Türkçülük, Arapçılık gibi menfi milliyet fikri hariçten içimize sokulmuş bir zehirdir, bir frengi illetidir. Dessas Avrupa zalimleri ve Asya münafıkları, bizleri birbirimize düşürüp parçalamak ve yutmak için bu menfi milliyet fikrini aşıladılar. Çünki onlar “Parçala ve yut” diye birbirimizin aleyhine türlü yalanlar ve iftiralar uydurarak bizi birbirimize düşürürler. Bir zaman dünyaya hükmeden İmparatorluğumuzu bu şekilde kardeşi kardeşe vurdurmak suretiyle parçaladılar.”

“Yine bir vakit, Mevlâna Rifat namında birisi, Kürdistan devleti kurmak fikri ile Kürt Teali Cemiyeti kurmuştu. Bu cemiyetin reisliğine Bediüzzamanı getirmek için yaptıkları teklife: “Yaptığınız, milleti parçalamaktır, millete ihanettir. Ben sizin cemiyetinize giremem” diye şiddetli bir surette red*detmiştir. Bu red mektubu hâlen hayatta bulunan Konsulâtçi Asaf namiyle maruf ihtiyar bir gazetecidedir.

“Şark isyanını çıkaran Şeyh Saide:

“– Bin seneden beri âlemi İslâmın bayraktarı olan bu milletin torunlarına kılıç çekilmez” diye isyandan vazgeçmesi için mektuplar yazmıştır. “Kuva-yı Milliye hareketi başladığı zaman, işgal altındaki İstanbulda Şeyhülislâm Dürrîzadenin: “Bu Millî Mücadele hareketinin. Padişahlığa isyan ve bu ha*rekete katılanların âsi olduğu” şeklinde fetva vermesi üzerine Bediüzzaman:

“– İşgal altındaki bir memlekette İngilizlerin emri ve taz*yiki altında bulunan bir idarenin ve meşihatın fetvası muallel*dir mesmu olamaz. Düşman istilâsına karşı harekete geçenler âsi değillerdir, fetva geri alınmalıdır.”

Diye fetva vermiş olup bu hususla ilgili evrak meşihat ev*rakı arasında mevcuttur

“Bediüzzaman’ın eserlerinde Türkler hakkında şu cüm*leleri görüyoruz:

(İşte ey ehli Kur’an olan şu vatanın evlâtları! Altı yüz sene değil, belki Abbasîler zamanından beri, bin senedir Kur’anı Hakimin bayraktarı olarak bütün cihana karşı mey*dan okuyup Kur’anı ilân etmişsiniz. Milletinizi Kur’ana ve İslâma kale yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz. Müthiş tehacümatı defettiniz.. “Allah öyle bir kavim getirdi ki onları sever, onlar da ONU sever. Müminlere karşı şefkatlidir. Kâ*firlere karşı hiddetlidirler. Allah yolunda mücahede ederler.” Âyetine güzel bir mâsadak oldunuz! Şimdi Avrupanın Frenk-meşrep münafıklarının desiselerine uyup şu âyetin evve*lindeki hitabe mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalı*sınız.

“Ey Türk kardeş! Bilhassa sen dikkat et. Senin milliyetin İslâmiyetle imtizaç etmiş, ondan kabili tefrik değil, Tefrik et*sen mahvsın. Bütün senin mazideki mefahirin İslâmiyet def*terine geçmiş, bu mefahirin zemin yüzünde hiçbir kuvvetle silinmediği halde sen şeytanların vesvesesiyle desiseleriyle o mefahiri kalbinden silme.”

“Ve netice itibariyle Said Nursi’nin hayatım Türklerin içinde geçirmesi, ekseri dost ve muhipleri Türklerden olması ve yüz otuz eserini Türkçe yazması ve bütün eserlerinde böyle bir dâvayı reddetmesi onun Kürtçülükle hiçbir alâkası olmadığının kuvvetli bir delilidir.”

(Maarif Din Plânlama Komisyonuna verilen rapor: Said Özdemir.)

Rengini belli et.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-08-2007, 10:01
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

Bu kadar yeter herhalde, bütün bunlardan sonra kalkıp da Bediüzzaman'a "Kürtçüydü, kürt devleti kurmak istiyordu, şöyleydi, böyleydi" diyen hala çıkacaktır, bundan eminim, ama ancak kendisini kandırmış olacağı apaçık ortadadır.
Beyler unutmayın, zamanında yüzlerce kez yargılanan bir adam Said Nursi. O zamanın hakimleri,
savcıları, gazetecileri, sahte ilim adamları falanı filanı sizden daha çok istiyordu onun mahkum olmasını, ama bir tane bile delil elde edemediler, kürtçülük suçundan ceza veremediler. Biraz insaf.

Rengini belli et.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-08-2007, 10:19
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

Yüreğine sağlık ama anlamazlar kardeş.Allah razı olsun....
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-08-2007, 11:02
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

Aliminyum";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu kadar yeter herhalde, bütün bunlardan sonra kalkıp da Bediüzzaman'a "Kürtçüydü, kürt devleti kurmak istiyordu, şöyleydi, böyleydi" diyen hala çıkacaktır, bundan eminim, ama ancak kendisini kandırmış olacağı apaçık ortadadır.
Beyler unutmayın, zamanında yüzlerce kez yargılanan bir adam Said Nursi. O zamanın hakimleri,
savcıları, gazetecileri, sahte ilim adamları falanı filanı sizden daha çok istiyordu onun mahkum olmasını, ama bir tane bile delil elde edemediler, kürtçülük suçundan ceza veremediler. Biraz insaf.

Senin gibi beyni yıkanmış insanlar hep aynı şeyleri bana söylediler.Bunları ben yüzlerce kez duydum.Kaynaklarını da okudum.Madem said nursi davalardan alınının akıyla çıktı da,neden hapisten çıkamadı.Eğer kendisi,türkiye cumhuriyeti için bir tehlike teşkil etmeseydi,neden hapislere yollandı? Bunun bir mantıklı açıklaması var mı? Almışsınız,nurcuların taraflı kaynaklarından ve risalei nurlardan alıntıları yazıp,yazıp duruyorsun.Biraz sen insaf et ve biraz dürüst davran.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 01-08-2007, 11:03
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

Anlarlar kardeş, anlamaları lazım. Allah'a, Peygambere inanmayabilirler, kendi seçimleridir, anlatırsın, görevini yapar aradan çekilirsin, aklın ve vicdanın işidir bu, müdahale edemeyiz ama iftira, haksız ve dayanaksız isnatlar bundan farklıdır, çünkü gerçek apaçık ortadadır, buna rağmen inkar ediyorsa, reddediyorsa orada insan doğasına aykırı birşey vardır.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 01-08-2007, 12:59
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

"Said nursi 1877 yılında bitlis'in hizan ilçesine bağlı nurs köyünde doğan ve 24 mart 1960 tarihinde ölen ve bidayette saidi kürdi diye anılan bir şahsın esas gayesi, türklüğü tahrif ederek ayrı bir kürt devleti kurmaktır . nitekim yaşamı boyunca bu amacını gerçekleştirmek için etkinlik göstermiştir. Elinden geleni yapmıştır.Yazmış olduğu risalei nurda,türkiye cumhuriyetin ve atatürk'ü karalayıcı yazılara da rastlamaktayız.Said nursi kürt teali cemiyetinin kurucuları arasında faaliyet göstermişti.Vatanı bölmek için elinden gelen gayreti göstermiş,
"volkan" dergisinde dini savunan yazilar yazmıştı. bu evrede sultan 2. abdulhamid'in ilgisini cekince gozaltina alinmis, bir sure *toptaşı tımarhanesinde yatırılmıştır.

halkın temsil edildiği parlamentonun kaldırılarak,padişahın mutlak egemenliğinin geri getirilmesi için çıkan ve sloganı: "halk burada çoban nerede?!" olan bu ayaklanma mustafa kemal atatürk'ün komuta ettiği yıldırım orduları tarafından bastırılmıştır.

said nursi'nin bölücülüğünü kanıtlayan eseri iki mekteb-i musibetin şahadatnamesi yahut divan-i harb-i örfi ve said-i kürdi; onu savunan nur cemaatindeki insanlarımız acaba bu gerçeği görünce acaba ne düşüneceklerdir.çoğunlukla at gözlüklerini çıkarmayıp yine tutucu görüşleriyle ve bahaneleriyle direneceklerdir. Smile

kitap toplam 48 sayfadır ve kitâbın "hâtime" kısmında saîdi kürdî şu satırları yazmaktadır:

"soydaşlarıma (ebnâ-i cinsime) burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis eksik (nâtamam) kalır. ey asurîler ve keyânîlerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri (pişdar) ve kahraman askerleri olan arslan kürtler! beşyüz yıldır yattınız, yeter artık, uyanınız, sabahtır. yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir.

ayrıca saîdi nûrsî kürdî şöyle söylemektedir:
"süphân ve ağrı dağları gibi geleceğin yüksek dağlarının doruğunda ayağa kalkmış, nefse esir olmayı yasak etmiş ve başkasına tecâvüzü câiz görmeyerek şeriâte dayanmış olan, hürriyet sultânı, yüksek sesle sizin gibi mâzinin en derin derelerinde gâfil ve dağınık bir kavme, cehâlet ve yoksulluğa hücûm için, fen, sanat ve silâh başına, ileri arş."



Yazmış olduğu risalei nur'da mustafa kemal atatürk'e deccal yakıştırmasını yapmış ve ona hakaret etmiştir.

“ben bir manevi alemde, İslam deccalini gördüm. yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur–u iman ve kur’an ışığıyla hakikat–i hal–i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.” (şualar458–459,siracun nur 247)


ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadis–i şerif’in ihbariyle kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim.sonra mustafa kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi. (emirdağ lahikası i/278,yirmiyedinci mektuptan sabık reis–i cumhur’a ve üç makama gönderilen istida)



Ayrıca bundan geri kalmayan said nursi vatanımız üzerinde savaşmış,yabancı askerlere de övgü dolu şu sözlerini söylemiştir.

“birinci dünya savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir hristiyan ölmüşse şehit sayılır , ahirette mükafatı vardır.” (kastamonu lahikası,s.45)

“ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve hz. İsa’ya mensup hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.” (kastamonu lahikası,s.75)

hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “ya rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (kastamonu lahikası,s.45)



Said nursi,misyonerleden övgüyle söz etmiş ve onlarla yakın olmayı yazmış olduğu risalelerinde açıkça belirtmiştir..


“müslümanlık – hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; nurcular, hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.”

(emirdağ lahikası i, s. 1712, tarihçe–i hayat, s.434’den )


“misyonerler ve hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. çünkü herhalde şimal cereyanı, islam ve isevidininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak.” (lem’alar,111,141)



İşte said nursi'nin insanların beynini yıkamaya çalıştığı risalei nurundaki nur sözlü yazıları(!) Smile Said nursi ve onun peşinden giden şakirtleri,ülkemizin karanlık yüzleridir.Birsürü insanımızın sosyal hayatıyla oynayan bu insanlar,cumhuriyet için de büyük bir tehlike oluşturmaktadırlar.Din denen kisveyi çocuklarımıza anlatarak,onları küçük yaştan itibaren onları değiştirip,istedikleri gibi kullanma amacına gireceklerdir...Dünya'yı tanımadan,ne olduğunu bilmedikleri koccaman risalelerle beraber hayatı öğrenmeye çalışacaklar..Peki bu hayat nedir? Sosyal hayatın olmadığı,eğlencenin olmadığı,sosyal aktivitelerin olmadığı,kız arkadaşın,erkek arkadaşın olmadığı bir yaşam.Bir nur şakirdi böyle şeyler yapmaz ve kuran hizmetine kendisini adar.Bu nurcuların sapkın bir cemaat olduğunun en büyük kanıtıdır.Nur cemaati,özellikle gençlerimiz için büyük bir tehlike oluşturmaktadırlar.


Bu cumhuriyet düşmanları aramızda ben de bir zamanlar böyle insanların arasındaydım,iyiki de olmuşum,böyle kişilerin gerçek yüzlerini öğrendim ve hayatta önemli bir tecrübe kazandım..Tabiki de ordan kurtuldum..Size rica ederek söylüyorum:Çevrenizde,ailenizde yakınlarınızda bu cemaate giden insanlar varsa lütfen onlara engel olun,yoluna taş koyun ama yine de oradaki zararı görmesine engel olun..Bir evlat yetiştirmek kolay değil,bir kardeş sahip olmak kolay değil. Lütfen vicdanınızın sesine kulak verin.Çocuklarınızı bu din tüccarlarının eline teslim etmeyin..Bırakmayın...

saygılarımla..."

Şu yazıya cevap verin lütfen. Bak hala cevap veremiyorsunuz, lütfen felsefeci87'nin şu yazısına cevap verin. Bugüne kadar cevap verebilen çıkmadı, ah nasıl acıyorum size, bir cevap veremiyorsunuz.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 22-10-2007, 10:34
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart Re: (İFTİRALARA CEVAPLAR) Bediüzzaman Said Nursi ve Kürtçülü

bize acımayı bırak da neyine cevap istiyorsun birader onu söyle.

Rengini belli et.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:03 .