Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik > Büyük Patlama Teorisi

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-09-2008, 15:28
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Büyük Patlama’ya Karşı Bildiri



Kuşku… Ama “Descartes türü” değil!


Prof. Dr. Rennan PEKÜNLÜ
Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü


“Bilinmeyene doğru ilerlemek için kuşku şarttır. Çözülmemiş bir problemi çözmek istiyorsak, bilinmeyene, kapıyı sonuna dek açık tutmalıyız.


Düşünüyorum öyleyse varım’, Rene Descartes’ın metafizik felsefesinin ilk ilkesidir. Kartezyen kuşku yönteminin temelini oluşturur. İdealist felsefenin çarpıcı bir sav-sözüdür (slogan). Bu sav söz “düşünmenin erdem olduğunu savunmaz.

Varoluş bağlamında usa (akla) birinci dereceden önem biçer. Usun dışındaki nesnel dış dünyanın varlığından kuşku duyar.


22 Mayıs 2004 tarihli New Scientist Dergisinde “Bilim Dünyasına Açık Mektup” başlığıyla bir bildiri yayımlandı. Bu bildiride Richard Fevnman’a gönderi yapılarak, ‘BİLİM KUŞKU DUYMA KÜLTÜRÜDÜR’ deniyor. Feynman türü kuşkunun ne olduğuna, Feynman’ın What Do You Care What Other Poeple Think? adlı otobiyografisinden “VALUE OF SCİENCE” (Bilimin Değeri) adlı makalesinin çevirisiyle değinmeğe çalışacağım. Ancak önce, 22 Mayıs 2004 tarihli New Scientist Dergisinde yer alan,

BİLİM DÜNYASINA AÇIK MEKTUP” başlıklı bildirinin içeriğine bakalım.

Bildiride Büyük Patlama modelinin giderek artan sayıda düşsel varlıklara (hypothetical entities), diğer bir deyişle asla gözlenememiş olgu ve süreçlere dayanmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Orneğin, Uzayın enflasyonist (şişerek) genişlemesi, karanlık madde ve karanlık enerjinin (erke’nin) varlığına dayandırılıyor..


Eğer bu “hayaletler” dikkate alınmazsa. Büyük Patlama modelinin öngörüleriyle gökbilimcilerin gözlemleri arasında ölümcül bir çelişki olacağı savunuluyor. Kuram arasındaki uyuşmazlığı gidermek icin düşsel nesnelere, “hayaletlere” bu denli sık başvurma gereksiniminin, fiziğin başka hiçbir dalında onanamayacağı belirtiliyor. Böylesi yara bantları (Batlamyus epycycle’ları) BİG BANG kuramının geçerliliğine kuşku duyulmasına neden oluyor.


Büyük Patlama evren modeli, bu yara bantları olmaksızın varlığını sürdüremez.
Düşsel enflasyonist genişlemeyi dikkate almazsanız, bugün gözlenen mikrodalga anlatan ışınımının yönbağımsızlığını (isotropy) açıklayamazsınız. Çünkü, Hubble yaşı dediğimiz 15 milyar yıl içinde, gökyüzünün birkaç yay derecelik bölgeleri birbiriyle NEDENSELLİK İLİŞKİSİ İÇİNDE OLAMAYACAK ve aynı sıcaklığa (2.73 K) ERİŞEMEYECEKLERDİR.


Büyük Patlama modeli, bir tür karanlık madde (hayaleti) olmazsa, evrendeki madde niceliğine ilişkin çelişkili öngörülerde bulunmaktadır. Evrende gözlenen lityum. dötoryum ve helyum elementlerinin “ANORMAL” BOLLUĞUNU açıklayabilmek için, enflasyon (şişme, büyüme) denen hayalete gereksinim var. Enflasyonun gereksınım duyduğu madde yoğunluğu, Büyük Patlama sırasında gerçekleştiği savunulan çekirdek birlesmelerinden (nuclear synthesis) TÜRETİLEN YOĞUNLUĞUN 20 KATIDIR! Eğer karanlık erke (enerji) denen bir diğer “hayalet” yoksa. EVRENİN YAŞI YALNIZCA 8 MİLYAR YIL OLACAKTIR. Oysa ki, diğer gökadalarda olduğu gibi bizim gökadamızda da 8 milyar yıldan milyarlarca yıl daha yaşlı yıldızlar bulunmaktadır.


Dahası da var! Büyük Patlama kuramı gözlemlerle sınayabileceğimiz bir tek nicel öngörüde bulunamıyor. Bu kuramı destekleyenlerin başarı diye sundukları şey, gözlemlerden sonra, kuramın çökmemesi için UYDURULAN BİR DİZİ AYARLANABİLİR PARAMETRELERDİR. Tıpkı, Batlamyusun Yer özekli evren modelinin çökmemesi için uydurulan epicycle’lar (‘yara bandı olarak okuyunuz!) gibi.


EVRENİN TARİHÇESİNİ ANLAMAK İÇİN OLUŞTURULAN TEK ÇERÇEVE BÜYÜK PATLAMA DEĞİLDİR.
HEM PLAZMA EVRENBİLİMİ HEM DE DURGUN DURUM MODELİ, BAŞLANGIÇ VE SONU OLMAYAN, SÜREKLİ EVRİM GEÇİREN BİR EVREN HİPOTEZİ KULLANMAKTADIR. Bunlar ve diğer evren modelleri evrendeki temel süreçleri -hafif element bolluklarını, gökada kümeleri ve gökada süperkümeleri gibisinden büyük ölçekli yapıların oluşumunu, kozmik mikrodalga ardalan ışınımını, gökadaların kırmızıya kaymalarının uzaklıkla nasıl arttığını- açıklayabilmektedir. Bu modeller Büyük Patlamanın yapamadığını da yapmış, son zamanlarda gözlenen bazı süreçleri öngörebilmiştir.

Büyük Patlama yanlıları, bu başarılı modellerin, evrenbilim bağlamında yapılan tüm gözlemlerin, açıklayamayacağını öne sürebilirler. Bu savunu hiç de şaşırtıcı olmaz. ÇÜNKÜ BÜYÜK PATLAMA DIŞINDAKİ ÇALIŞMALAR DESTEKLENMEDİKLERİ İÇİN GELİŞMELERİ SEKTEYE UĞRATILMIŞTIR. Şurası yadsınamaz ki, bu modeller ve Büyük Patlamanın eksik, aksak yanları, bugün bile tartışılamaz ve incelemeye alınamaz.
Evrenbilim konferanslarında düşüncelerin açık açık tartışması yapılamıyor.
Richard Feynman’ın deyişini anımsayınız:“Bilim kuşku duyma kültürüdür”. Günümüz evrenbilim topluluğunda kuşku ve karşı görüşlere hoşgörüyle bakılmıyor ve genç bilim insanları ne yazık ki, standart Büyük Patlama’ya ilişkin olumsuz bir şey söylemeyip sessiz kalmayı öğrendiler!

BÜYÜK PATLAMA’YA İLİŞKİN KUŞKULARI OLANLAR, BU KUŞKULARINI DİLE GETİRDİKLERİNDE, PROJELERİNE SAĞLANAN PARASAL DESTEĞİ YİTİRMEKTEN KORKUYORLAR.


Yapılan gözlemlerin yorumu da bu yanlı filtrelerden süzülüyor. GÖZLEM YORUMLARI BÜYÜK PATLAMA’YI DESTEKLER YÖNDEYSE “DOĞRU”, DEĞİLSE “YANLIŞ” OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR. Bu yaklaşımla, kırmızıya kaymalara, lityum ve helyum bolluklarına, gökada dağılımlarına ve diğer gözlemlere ilişkin yorumlar ya dikkate alınmıyor ya da bunlarla dalga geçiliyor.

BU TAVIRLAR, ÖZGÜR BİLİMSEL ARAŞTIRMA RUHUNA YABANCI, DOGMATİK BİR USUN ORTAYA ÇIKTIĞINI GÖSTERİYOR.


Bugün, evrenbilimin parasal ve deneysel gözlemsel kaynakları Büyük Patlama çalışmalarına akıtılmaktadır. Parasal desteklerin kaynağı oldukça azdır; bilimsel makaleleri değerlendiren komitelerin hepsinde Büyük Patlama yanlıları baskın konumdalar. Sonuç olarak, evrenbilim alanında Büyük Patlama kendini korumaya almış, kuramın bilimsel geçerliliğinin sorgulanmasından bağışık kalmıştır. Parasal desteklerin Büyük Patlama’nın geçerliliğini araştıran ve ona seçenek olan modellere ilişkin çalışmalara verilmesi, evrenin tarihini saptamaya yönelik bilimsel sürecin başlamasını sağlayacaktır.


Evet, bu bildirinin altında bu bildiriye imza atan bilim insanlarının isim listesi var.

ÇOĞU NOBEL ÖDÜLLÜ, değişik ödül almış, alanında başarılı bilim insanları. Vurgu, yine ünlü, Nobel ödüllü bir kuantum fizikçisi olan Richard Feynman’ın “Bilim kuşku duyma kültürüdür” saptaması üzerine yapılmış.

Bu yazı ve takip eden yazı Bilim ve Gelecek Dergisinin Kasım 2004 sayısından alınmıştır.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-09-2008, 15:33
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Şimdi Feynman’ın “VALUE OF SCİENCE” (Bilimin Değeri) başlıklı makalesini okuyalım:


“VALUE OF SCİENCE” (Bilimin Değeri)

Bilimsel bilgiyle her türlü şeyi yapabiliriz. Kuşkusuz eğer iyi şeyler yaparsak, övgü yalnızca bilime değil, bizi iyi şeyler yapmaya iten tinsel (moral) seçimimize de düzülür. Bilimsel bilgi bizim iyi veya kötü şeyler yapabilmemizi sağlayan bir güçtür. Ancak, bu gücü nasıl kullanacağımıza ilişkin bir yol gösterici içermez!


“Honolulu’ya yaptığım bir gezi sırasında, Budist tapınağında, bu dini turistlere anlatmakla görevli rehber, bize söyleyeceği bir şeyi yaşamımız boyunca unutmayacağımızı dile getirdi -ve ben de asla unutmadım!- Bu bir Budist özdeyişiydi;

“TÜM İNSANLARA CENNETİN KAPISININ ANAHTARI VERİLMİŞTİR; AYNI ANAHTAR CEHENNEMİN KAPISINI DA AÇAR”

“Öyleyse cennetin anahtarının ne değeri var? Eğer hangisinin cennet hangisinin cehennem olduğunu bildirecek bir el kitabımız, yol göstericimiz yoksa, o anahtar, çekinceli bir nesne olabilir. Ancak anahtarın değerli olduğu kuşku götürmez; onsuz cennete nasıl gireriz? “Anahtar yoksa, onun nasıl kullanılacağına ilişkin yol göstericinin ne yararı olabilir? Kısacası, BİLİMİN DEVASA BOYUTLARDA KORKUNÇ ŞEYLER ÜRETEBİLECEĞİ OLASILIĞINA KARŞIN, İYİ ŞEYLER DE ÜRETEBİLECEĞİNDEN, DEĞERİ VARDIR.

“Bilimin bir başka değeri, ‘entelektüel keyif’ denilen bir eğlence üretmesidir. Bu keyfi kimileri okuyup, öğrenip, düşünmekten, kimileri de onun üzerine çalışmaktan alır. Bu keyif, bizi, ‘bilimin toplum üzerine olan etkisini düşünme sorumluluğuna davet’ edenlerin, üzerinde yeterince durmadığı önemli bir noktadır. Sözü edilen yalnızca kişisel bir keyif değildir. Toplumun amacını da düşünen bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, ele alınan sorunları, insanların keyif alacağı bir düzende sunmak mıdır? Eğer öyleyse, bilimin keyfini çıkarmak, diğer herhangi bir şey denli önemlidir.


“Bu arada, bilimsel çabamızın bir ürünü olan dünya görüşünün değerini de küçümsemek istemiyorum. Bu görüşler bizi, geçmişteki ozanların, düş zenginlerinin düşlediklerinden çok daha zengin ve görkemli şeyler imgelemeye yöneltti. Bilim, doğanın imgelem gücünün insanınkinden daha büyük olduğunu gösterir.


“HENÜZ BİLİMSEL BİR ÇAĞI YAŞAMIYORUZ”

“Örneğin, çoğumuz için uzayda milyarlarca yıl boyunca kendi ekseni çevresinde dönen bir gökcismi, dipsiz denizdeki bir kaplumbağanın sırtında duran filin üstündeki dünyadan daha kayda değerdir. Bunları yalnızken çok düşündüm; eminim ki çoğunuz da benzer düşünceler geliştirdiniz. Bizim düşüncelerimizi geçmiştekiler yaşayamazlardı, çünkü bizim bugünkü düşünce dokumuza sahip değillerdi.


Günümüz evren modelinden kimse esinlenmiyor mu? Bilimin bu değerine şarkıcılarımız şarkı yazmıyor. Bir şarkı veya şiir yerine akşam konferansları dinliyoruz. Henüz bilimsel bir çağı yaşamıyoruz. Bu sessizliğin nedenlerinden biri, müziğin notalarını okumayı bilmeyişimiz olabilir. Örneğin, bilimsel bir makale, ‘Farenin cerebrumundaki radyoaktif fosfor niceliği iki hafta içinde yarıya iner’ gibi bir saptamada bulunabilir. Hadi bakalım!… Şimdi bu ne anlama geliyor? Bunun anlamı şudur: Farenin (hem de benim ve de senin) beynindeki fosfor iki hafta önceki fosfor değil. BEYİNDEKİ FOSFOR ATOMLARI SÜREKLİ YENİLENİYOR: DAHA ÖNCE ORADA OLANLAR ARTIK YOK!…

GİTTİLER!


‘ÖYLEYSE US DEDİĞİMİZ ŞEY NEDİR? Bilince sahip bu atomlar neyin nesidir? Geçen hafta afiyetle yediğimiz patates mi? Bu atomlar, bir yıl önce benim beynimde neler olup bittiğini anımsayabiliyor! Öyle bir us ki yerine çoktan yenisi kondu.


“BİREYSELLİĞİM DEDİĞİM ŞEY BİR TÜR DANS. Beynime gelen atomlar dans eder, sonra çeker gider. Daima yeni atomlar gelir; ancak hepsi de aynı dansı eder, dünkü dansı anımsayarak.

“Bir gazete haberinde, ‘Bilim insanları bu bulgunun kanserin sağaltımı araştırmalarında önemli olabileceğini söyledi’ saptamasını okuruz. Gazete düşüncenin kullanımıyla ilgilenir, düşüncenin kendisiyle değil! Çok az kişi düşüncenin önemini kavrar. inanılır gibi değil! Çocuklardan bazıları düşünceyi yakalar. Eğer bir çocuk böylesi bir düşünceye takılırsa, elimizde bir bilim insanı var demektir. Bu çocuklar düşünceyi yakalama erdemine üniversitelerde ulaşırsa çok geç kalmışlar demektir. Bu nedenle, düşünceleri çocuklara açıklamayı denemeliyiz.


‘BİLİM KUŞKU DUYMA KÜLTÜRÜDÜR’


‘Şimdi bilimin üçünce değerine değinelim. Bu deneme, biraz dolaylı olacak, ama çok değil! Bilim insanının, bilgisizlik, kuşku ve emin olmama durumlarına ilişkin derin deneyimleri vardır. Bu deneyim çok önemlidir. Bilim insanı bir sorunun yanıtını bilmiyorsa, o konuda bilgisizdir. Sonuca ilişkin bir kuşkusu varsa, emin değil demektir. Ve sonucun nereye ulaşacağından son derece emin olsa bile hala belli kuşkuları vardır.

İlerleyebilmemiz için bilgisizliğimizin ayırdında olmanın ve kuşkuya yer bırakmanın son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bilimsel bilgi, değişik derecelerde kesinliğe sahip -bazıları kesin olmayan, bazıları hemen hemen kesin ama hiçbiri mutlak kesinlik göstermeyen- önermeler yumağıdır.


“Biz bilim insanları bu durumlara alışığız. ‘Emin olmamak’ bizim için son derece doğaldır. Bazı şeyleri yaşıyor olmamıza karşın onlara ilişkin bilgisiz kalmak bizim için üzücü değildir. Ancak durumun böyle olduğunun herkes ayırdında mı emin değilim. KUŞKU DUYMA ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ BİLİMİN ERKEN DÖNEMLERİNDE OTORİTEYE KARŞI VERDİĞİMİZ SAVAŞIMDAN DOĞDU. Bu oldukça derin ve çetin bir savaşımdı: Soru sormamıza, kuşku duymamıza, emin değilim dememize izin verin. Bu savaşımı unutmamamız, kazandıklarımızı yitirmememiz gerek. Topluma olan sorumluluğumuz burada yatıyor. “insanlığın devasa gizilgücünü bilip, bugüne dek yapabildiklerinin azlığı karşısında üzüntüye kapılıyoruz. Insanlar her çağda hep, ‘Daha iyisini yapabilirdik’ diye düşünüyor. Evrensel bir eğitim anlayışıyla herkesi Voltaire yapabilir miydik?


İyiyi öğretebildiğimiz gibi kötüyü de etkin bir biçimde öğretebiliriz. EĞİTİM GÜÇTÜR, ANCAK BU GÜÇ İYİYE DE KÖTÜYE DE KULLANILABİLİR.

“Uluslararası düzeyde kuracağımız iletişim birbirimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olmalıdır. Düşlerimizden biri de budur.
Ancak iletişim yollarımız çarpıtılabilir. ilettiğimiz şey gerçek veya gerçek dışı olabilir. İLETİŞİM DE BİR GÜÇTÜR, ANCAK O DA EĞİTİM GİBİ HEM İYİYE HEM DE KÖTÜYE KULLANILABİLİR.
“Uygulamalı bilimler insanlığı en azından maddi sorunlarından kurtarmalı. Tıp ve eczacılık hastalıkları denetler. Bu alanda bugüne dek iyi kazanımlar elde ettik. Ancak bazı insanlar hala, yarınki savaşlarda kullanılacak ve büyük yaralar açacak olan zehirler üzerine ısrarla çalışıyor.


“Çoğumuz savaş istemiyoruz. Hepimiz barışı düşlüyoruz. İnsan sahip olduğu devasa olanakları barış zamanında geliştirebilir. Ancak gelecek nesiller barışta da iyi ve kötü yanlar bulacaklar. Belki barışseverler sıkıntıdan kendilerini içkiye vuracaklar. O zaman belki de alkol en büyük sorunumuz olacak.

“Şurası açıktır ki, barış büyük bir güçtür; bunun yanı sıra, ayıklık, maddi güç, iletişim, eğitim, dürüstlük ve ütopyalar da güçtür. Biz bugün geçmiş nesillerin elinde bulunduğu güçlerden çok daha fazlasına sahibiz ve çoğundan daha iyi durumdayız.

Ancak, başarabildiklerimizle karşılaştırdığımızda yapmamız gerekenlerin boyutu da oldukça büyük.“Niçin? Niçin kendimizi aşamıyoruz? Çünkü görüyoruz ki, ELİMİZDEKİ GÜÇLER VE YETENEKLER, ONLARI NASIL KULLANACAĞIMIZA İLİŞKİN BİR YOL GÖSTERİCİ İÇERMİYOR. Bir örnek olarak, fiziksel dünyanın nasıl davrandığına ilişkin bilgi birikimimiz, bazılarını bu davranışların anlamsız olduğu yönünde ikna ediyor!


“BİLİM İYİYİ VEYA KÖTÜYÜ DOLAYSIZ OLARAK ÖĞRETEMEZ.
Geçmişte insanlar yaşamın anlamını bulmaya çalıştılar. Eylemlerine bir yön ve anlam verildiğinde büyük bir insan gücünün açığa çıkacağını gördüler. Böylece yaşamın anlamına ilişkin birçok yanıt bulundu.

Ancak yanıtlar birbirinden farklıydı ve bir görüşün savunucuları diğer görüşe inananların eylemlerini korkuyla izlediler. Korkuyla, çünkü hemfikir olmayanlar açısından insanların devasa gizilgüçleri yanlış ve çıkmaz sokaklara kanalize edildi.

“Filozoflar, insanlığın görkemli ve devasa yeteneklerinin ayırdına, ancak yanlış inançlar sonunda yarattığı çirkinlikleri gördüklerinde vardılar! Oysa ki düşlediğimiz şey, bizi tıkanıklıktan kurtaracak açık bir kanal bulmaktı.
“Tüm bunlar ne anlama geliyor? Varlığımıza ilişkin gizemi dağıtmak için ne söyleyebiliriz? Eğer her şeyi, yalnızca eskilerin bildiklerini değil, bugün bizim bildiğimiz ama onların bilmediklerini de dikkate alırsak, samimi olarak onamalıyız ki, BİLMİYORUZ. Ancak bu gerçeği onamakla belki de aradığımız açık kanalı bulduk. Bu yeni bir düşünce değil; bu us çağının düşüncesi! Bu, bugün içinde yaşadığımız demokrasiyi ortaya çıkaran insanlara önderlik eden felsefedir. Bu felsefe, toplumun nasıl yönetileceğinin bilinmemesi üzerine, yeni düşüncelerin gelişmesine, denenmesine, başarılı olunamadığında bırakılmasına izin verecek bir yönetim dizgesinin nasıl oluşturulması gerektiği düşüncesinden doğdu. Deneme yanılma yöntemi. Bu yöntem 18. yüz yılın sonlarında bilimin kullanıp başarılı olduğu bir yöntemdi. Yararı, o zamanlar toplumsal sorunlarla ilgilenenlerce de görülmüştü. Olasılıklara açık olmak bir şanstı. Bilinmeyene doğru ilerlemek için kuşku şarttı. Çözülmemiş bir problemi çözmek istiyorsak, bilinmeyene, kapıyı sonuna dek açık tutmalıyız. insanlığın henüz başlangıcındayız. Sorunlarla boğuşmak usdışı bir davranış değil. Önümüzde binlerce yıl var. Bizi, elimizden geleni yapma, öğrenme, çözümleri geliştirme ve gelecek nesillere aktarma sorumluluğu bekliyor. Gelecek nesillere özgürlükler bırakmamız gerekiyor.
insanlığın bu erken aşamalarında gelişmemizi uzun süre askıya alabilecek yanlışlara düşebiliriz. Eğer tartışmaları, eleştirileri engeller, ‘Arkadaşlar, işte yanıt budur! İnsanlık kurtuldu!’ dersek, insanları uzun süre yetkenin zincirlerine vururuz, onları bugünkü imgelem sınırlarımızla kısıtlarız. Bizden önce bu tür yanılgılara çok düşüldü.



“Bilim insanları olarak, BÜYÜK İLERLEMELERİN BİLGİSİZLİK FELSEFESİNDEN GELDİĞİNİ, düşünce özgürlüğünün meyvesi olarak ilerlemenin doğduğunu, bu özgürlüğün değerini yüceltmeyi, kuşkudan korkulmaması gerektiğini ve gelecek nesiller adına kuşku duyma özgürlüğünün değerini bilmemiz gerekir”.


KAYNAKLAR
1) Richard F. Feynman, What Do You Care What Do You People Think?, W.W. Norton NY, 1988.
2) New Scientist, 22 Mayıs 2004.

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 24-01-2009, 18:35
Ayejj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ayejj Ayejj isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Apr 2008
Mesajlar: 1.190
Standart

Büyük patlama teorisiyle ilgili itiraz mahiyetinde internette bir yazı okumustum.Lawrenceville Plasma Physics başkanı Eric Lerner ,Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi araştırmacılarından Riccardo Scarpa ve daha birkaç bilim insanının konuya ilişkin fikirlerini belirten bir yazı.Yazının başlığını ve linki aşağıya yapıştırdım.Kanımca, Big bang tarihin tozlu raflarında yerini almaya yaklaşıyor.

Yoksa Büyük Patlama (Big Bang) Hiç Olmadı mı?

http://www.ido-forum.org/uzay-astron...olmadi-mi.html
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 25-06-2011, 09:28
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.010
Standart

Bigbang bilimselliği ,bilim çevrelerinde red noktasına çoktan gelmiş bir teori .Burası çok önemlidir.
Ülkemizde Hy yi evrime saldırtan güçlerle Hawkingin teorisine destek veren güçler aynı güçlerdir..Kara delik ,Solucan deliği ,Zamanda yolculuk fantezilerini içinde barındıran teori asla bilimsel olmaz .Hawkingin kendisi bile yaptığı şarlatanlığın farkında olup.Sanıyorum utancınıda yaşıyor ,lakin dünyada ikinci Einstein diye reklamının yapılması .Bilim kurgu teorilerinden kazandığı başarı ve maddiyat ,ldığı şaibeli ödüllerin sarhoşluğu çok tatlı olmalı. Biz bilim dostlarının Bigbangin iç yüzünü halkımıza göstermek boynumuzun borcu olmalı diye düşünüyorum.Hawking batının eşofman üstü mayo giyen çakma süpermenidir.Arkadaşım bu bildiriye yer verdiğin için çok teşekkür ederim.Bildiride imzası olan bilim insanlarınıda eklerseniz sevineceğim.
Bu arada Aydın bilim adamlarımızdan bir ricamı söylemek istiyorum .Susmayın yazın öğrenelim .sizlerden bunu beklemek hakkımız diye düşünüyorum .Ateist kardeşlerimden ricam bu konuyu sahipsiz bırakmayın.Aydınlarımız bile büyük patlama masalını ezber edinmiş.Teizmin hayat damarı olan mistik Bigbang Ve zamanın bükülmesi palavralarının teşhiri çok önemli bir husustur
Tüm aydınlık insanlara saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 25-06-2011, 09:50
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.010
Standart

Alıntıladığım birkaç Bigbang eleştirisi

1) Statik evren modelleri, eldeki verilere genişleyen evren modellerinden daha iyi uyuyor.
2) Kozmik arkaplan radyasyonunun Big Bang'den kalma bir artık olduğu fikrinden ziyade, uzay boşluğunun yıldızların ışığı tarafından ısıtılması yoluyla oluştuğu açıklaması daha akla yatkın.
3) Elementlerin oluşumunu açıklamak için Big Bang modelinde çok fazla parametre ayarlaması yapmak gerekiyor.
4) Evrenin Big Bang teorisine göre hesaplanan yaşı (15-20 milyar yıl) evrende gözlenen büyük yapıların (galaksi grupları) ve onların arasındaki büyük boşlukların oluşmasına yetecek kadar fazla değil.
5) Kuasarların ortalama ışık şiddetinin zaman içinde tam belli bir şekilde azalması gerekiyor ki, ortalama parlaklıkları tüm kızıla kaymalarda aynı kalsın. (Ki böyle birşeyin olasılığı çok düşük).
6) Galaksi gruplarının yaşı, evrenin yaşından daha büyük gözüküyor.
7) Galaksilerin yerel hareketleri, her tarafı üniform olması gereken bir sonlu evren modeli için fazla yüksek görünüyor.
8) Big Bang teorisine göre, evreni oluşturan asıl baskın maddenin, içeriği ve varlığı belirsiz olan "kara madde" olması gerekiyor. (Kara maddenin normal maddeden çok daha fazla olması gerekiyor).
9) Gözlenen en uzak galaksiler (ki bunların en eski galaksiler olması gerekiyor) galaksilerin evrimi konusunda yeterli kanıt göstermiyor. (Yani daha yeni galaksilerle aynı gelişmişlik düzeyinde görünüyorlar, ki Big Bang teorisine göre zaman içinde galaksilerin evrim geçirmiş olmaları gerekiyor). Ve bunların bazıları en sönük kuasarlardan daha yüksek bir kızıla kayma gösteriyor.
10) Günümüzde gözlediğimiz açık evren eğer başlangıç anına döndürülseydi, evrende gözlenen maddenin gerçek yoğunluğunun kritik yoğunluğa oranının 1'den sadece 10 üzeri 59'da bir kadar farklı olması gerekirdi. Daha fazla bir fark ya çoktan kendi üzerine çökmüş, ya da çoktan dağılıp gitmiş bir evren ortaya çıkartırdı.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 25-06-2011, 10:55
mahirzz mahirzz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Feb 2011
Mesajlar: 525
Standart

büyük patlama masalı
bu kadar bilimsel olmayınız.. "masal" : bu kelime bana çok bilimsel geldi ve anlamakda çok zorlanıyorum. avrupanın en büyük ülkesinden daha büyük bir alanı kaplayan bir deney yapılıyor onu anlıyorum da "masal" gibi bir high-end bilimsel terimi gerçekden anlayamıyorum.

yine de elimden geldiğince bu terimi anlamaya çalışacağım..

saygılar..

İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 25-06-2011, 14:55
yalnizs yalnizs isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2011
Mesajlar: 677
Standart

sayın mahirizz siz de evrime masal diyorsunuz aynı anlam işte
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25-06-2011, 16:58
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.010
Standart

Bilimde teoriler olguları açıklamak için kurgulamalardır .Her teori yanlışlanana kadar doğru olarak kabul edilir Bigbang evreni açıklamaya dönük bir teoridir ve bu teorinin açıklamalarının Boşlukları ortaya konmuştur.Boşlukları ortaya konulan teoriler .masaldır.Sürekli yeni çelişkileri ortaya konmuş olan teori .Ya ayakları yere basar hale getirilecek yada yerini daha tutarlı yeni teorilere bırakacaktır.
Hawking ve hocası Prof. Doger Penrose ait Big bang konusunda aynı fikirde idi .Prof. Doger Penrose şimdiden Döngüsel evren modelini savunur hale gelmiştir.
Ayrıca teori bu gün ortaya çıkış anına göre oldukça farklı bir noktaya gelmiş.
Kurgusal fenomenlerle yaşatılmaya çalışılmaktadır(Kara madde vs )
Yani maslal her geçen gün akılcılığını yitirmektedir


Konu xcan tarafından (25-06-2011 Saat 17:10 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 25-06-2011, 18:38
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.010
Standart

Alıntı

Büyük Patlama “Seçeneksiz” olma ayrıcalığını nasıl kazandı?

Halton C. Arp, gökada ötesi cisimlerin “büyük kırmızıya kaymalarının” bu cisimlerin “çok uzakta” veya “yüksek hızlara” sahip olduklarına veya “genişleyen evrene” değil, yalnızca “genç” olduklarını işaret ettiğini savunuyor. Samanyolu gökadasının da içinde bulunduğu yerel gökada kümesinde, sanılandan daha fazla gökada bulunuyor. Arp’ın gözlemlerinden önce, yalnız kırmızıya kayma ölçümlerinden türetilen hızları 300 km/s den küçük olanlar yerel gökada kümesinin üyeleri olarak alınıyordu. Ancak Arp’ın gözlemleriyle birlikte daha büyük kırmızıya kayma gösteren cüce gökadaların, yerel gökada grubunun bulutsusuyla etkileşen gökadaların ve ışık hızından daha hızlı deviniyormuş gibi görünen jetlere sahip, kuazar benzeri 3C 120 nin de yerel gökada grubu üyesi olduğu anlaşıldı. Bu durumda 3C 120 nin jetlerini yanlı bir varsayımla açıklamaya gerek kalmadı; bu gökada, yerel gökada kümesinin bir üyesidir ve jetlerinin hızı ışık hızından daha düşük hızlardadır.
Arp, “çarpışan gökadalar” kavramının yanıltıcı olduğuna, bu kavram yerine evrimsel bir süreç olan “madde fırlatan gökada” kavramının kullanılması gerektiğine işaret ediyor. Gökadaları yutan Yam yam kara delikler de Arp’a göre Büyük Patlama fantezilerindendir. Yüksek erkelere sahip kütleler sergileyen gökadalar gözlediğimizde, yeni nesil kuazarların, gökada gruplarının ve yoldaş gökadaların doğumuna tanık oluyoruz.
Yine Arp’a göre, gözlenemeyen “yitik kütle” Büyük Patlama’ya göre evrenin %99 denlisini oluşturmuyor. Arp, şimdilerde “karanlık madde” olarak tanımlanan bu hipotetik nesnelerin gerçekte varolmadığını savunuyor. Evrenin yaşının genişleyen bir evrenden tekil noktaya geri giderek hesaplanamayacağını da sözlerine ekliyor. Yüksek kırmızıya kayma gösteren kuazarların, gökadaların ve gökada kümelerinin uzaklıklarının, kütlelerinin ve ışıtmalarının kırmızıya kaymadan farklı bir işlevle yeniden hesaplanması gerektiğini vurguluyor. Arp kuazarların evrendeki en parlak gökcisimleri olmadığını, yıldızlardan daha parlak ancak gökadalardan daha sönük olduklarını savunuyor.


Şekil 1. Özekteki görüntü önalanda mercek görevi gören gökadanın, çevresindeki dört görüntü de ardalandaki kuazarının çekimsel merceklemeyle oluştuğuna inanılan görüntüleri.


Arp’a göre, ardalandaki kuazar veya gökadaların “çekimsel mercekleme” olayı özünde madde fırlatılmasıdır. “Einstein cross” (Şekil 1) olarak bilinen durumda bu madde fırlatma olayının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlandığını savunuyor. Bir tek kuazarın 4 görüntüsünün önalandaki, daha düşük kırmızıya kayma gösteren gökadanın çevresinde yığıldığı varsayılıyor. Ancak Arp, yüksek kırmızıya kayma gösteren hidrojen köprüsünün “iki kuazar görüntü”sünü birbirine bağladığına ve önalandaki gökadanın özeğinden geçtiğine dikkat çekiyor. Bu durum, kuazar görüntüsü olarak yorumlanan görüntülerin aynı kuazara ait olduğuna işaret etmiyor; ayrıca sözü edilen kuazar da ardalanda değil!
Büyük patlamanın temellerini sarsan bu görüşleri sonucunda Halton Arp’a dünyanın önde gelen teleskoplarına proje sunmama yasağı gelmiş. Arp, “Quasars, Redshifts and Controversies” adlı kitabında bu gerçeklere çarpıcı bir biçimde değiniyor. Çalışmalarını günümüzde Garching’deki Max Planck Enstitüsü’nde sürdüren Halton C. Arp “bilim” dünyasının bu yasakçı yaklaşımı nedeniyle Galileo’ya benzetiliyor. 22 Mayıs 2004 tarihli New Scientist dergisinde “Bilim Dünyasına Açık Mektup” başlıklı yazısında şu görüşleri dile getiriyor:

“Bugün Büyük Patlama (BP) modeli geçerliliğini kanıtlayabilmek için çok sayıda hipotetik nesne ve süreçlere gereksinim duyuyor – bunların içinde en çok enflasyon, karanlık özdek ve karanlık erke öne çıkıyor. Bu hipotetik nesne ve süreçler olmazsa gözlemlerle BP öngörüleri ciddi çelişki içine girer. Fiziğin hiçbir dalında gözlemlerle kuramın tutarlı kalabilmesi için bu denli çok hipotetik nesne ve süreçlere başvurulmaz ve kuramın geçerliliğine kuşkuyla bakılır...Richard Feynman, ‘Bilim kuşku duyma kültürüdür’ der. Ancak bugün evrenbilimde kuşkuya ve karşı görüşlere izin verilmiyor. Genç biliminsanları standart BP modeline karşı olumsuz bir şeyler söylememeyi öğrendiler. BP modeline kuşkuyla bakanlar burslarının kesilmemesi için sessiz kalmayı yeğliyorlar”.

Konu xcan tarafından (25-06-2011 Saat 18:47 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 25-06-2011, 18:51
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.323

Onur Üyeliği 

Standart

Bilimsel kuramlar, nesnel olgulara dayanır. deneylenebilir, gözlemlenebilir, sınanabilir dair açıklamalardır. Kuramın kendisi, dayanağı olan olgunun yerine geçemez. örneğin Big Bang bir kuramdır, evrenin kendisi değil. Bilimsel kuramın her şeyden evvel sınanabilir(doğrulanabilir, yanlışlanabilir) verilere dayanması gerekir. Bu anlamıyla nasıl ki din ile bilim bağdaşmaz ise, bilimsel kuramlarla, teolojik kuram ya da kurgular bağdaşmazdır.

Big-Bang konusunda yapılan eleştirilerden bir tanesi de dildeki teolojik etkidir, hatda iddialarında kilise bağı üzerinden, yaratılış-akıllı tasarım etkisi gibi daha ileri gidenlerde var.

Bazı kuram eleştirmenleri evrenden daha yaşlı gökadalar olduğunu söylemektedirler, bazıları da evrenin teorideki haliyle genişlemediğini belirtmektedirler...

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...spx?id=-147704

"Halton Chip Arp'ın görüşleri
İkincisi, kozmolojik hipoteze göre, birbirinden olabildiğince farklı kırmızıya kayma sergileyen iki gökcisminin Yer'deki gözlemciden aynı uzaklıkta bulunması olanaksızdır.
Halton Chip Arp 1949 yılında Harvard College'dan mezun olur. 1953 yılında California Institute of Technology'de doktorasını tamamlar. 29 yıl süreyle Mt. Wilson ve Palomar gözlemevlerinde kadrolu çalışır. 1980-1983 yılları arasında Astronomical Society of the Pacific topluluğunun başkanlığını yapar. Yaptığı çalışmalardan dolayı, Helen B. Warner, Newcomb Cleveland ve Alexander von Humboldt ödüllerini alır. Günümüzde de etkin olan bilimsel yaşamına 1965 yılında başlar ve çoğu Astrophysical Journal, Astronomy & Astrophysics adlı birinci sınıf gökbilim dergilerinde olmak üzere birçok makalesi yayınlanır. Bulguları, evrenbilimin ana akıntısındaki görüşleri çürüttüğünden ünlü gözlemevlerindeki teleskop zamanı elinden alınmış, bilimsel makaleleri yıllarca bekletildikten sonra ya basılmamış ya da basılabilmesi için "bilimsel ödünlerde" bulunması istenmiştir! Bilimsellikten ödün vermeyen Arp kendi deyişiyle, "Bilimsel sonuçların standart bilim dergilerinde yayınlanması ve tartışılması engellenince yapacak bir tek şey kalıyor: kitap yazmak." demiştir. Bunun üzerine Halton Chip Arp, 1987 yılında Interstellar Media adlı yayıneviyle anlaşarak Quasars, Redshifts and Contraversies adlı kitabını yayınlatır.
Bu kitapta Big Bang evren modelini yanlışlayan birçok gözlemsel veri yer almaktadır. Kitabın iletisi son derece açıktır: "Gözlemsel veriler kırmızıya kaymanın kuazarlar için iyi bir uzaklık ölçeği olmadığını gösteriyor. Bugün elimizdeki zengin veriler yalnızca kuazarların değil çoğu gökadaların da görünürdeki parlaklık-kırmızıya kayma bağıntısına yani Hubble bağıntısına uymadığını göstermektedir."
"Evren genişliyor mu?" Bilim Ve Gelecek Sayı:34, Prof.Dr. E. Rennan Pekünlü.

Bir vurgu adına bu alıntıyı ekliyorum ve önemli dediğim yerleri vurgulu hale getirdim. Komplo değildir

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:27 .