Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 07-01-2018, 21:18
hurmetli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hurmetli hurmetli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2005
Bulunduğu yer: Turkiye
Mesajlar: 114
Standart Büluğ-nikah muhabbeti ve dinin yine paçayı yırtması

Bir hafta öncesinden başlayan bir tartışma ile kız çocuklarının 9 yaşında evlenmesine yol açacak diyanet fetvası tartışılıyor. Aslında ortada net bu anlama gelen bir fetva yok (diyanetin kendini savunduğu gibi), ama Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesindeki Dini Kavramlar Sözlüğü'nde, büluğ tanımı için "İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir" ifadesi ile, nikah tanımı için "Buluğ çağına erişmiş kadının velisi olmaksızın kendisinin nikâhlanabilmesi mümkün olmakla birlikte, velisinin de bulunması menduptur" ifadeleri yer almaktaydı. Bu iki tanımı bir araya getirdiğiniz zaman ise –ortada bir fetva ifadesi olmasa da- kız çocuklarının 9 yaşında evlenebileceğine dair Diyanetin resmi/dini görüşü ortaya çıkıyordu. Bunun tartışılacak hiçbir tarafı da yoktu. Yani islam dini, mevcut fıkıh külliyatı doğrultusunda 9 yaşındaki kız çocuklarının evlenebileceğini söylüyordu. Zaten Peygamberden başlayarak tüm İslam tarihinde de uygulama bu yönde idi. Dolayısıyla konu çok net ve açık olduğu için bir kez daha İslam dini çağdaş anlayış karşısında köşeye sıkışmıştı. Yani çağdaş anlayışla din bağdaşmıyordu.
Konu gündeme gelince, başta duyarlı kadınlar ve kadın örgütleri olmak üzere, tüm toplum kesiminden tepkiler geldi. Bunun üzerine Diyanet savunmaya geçti ve böyle bir fetvanın olmadığını, iki ayrı yerdeki ifadeler birleştirilerek bir fetva çıkarıldığı, bir anlamda, bir çarpıtma yapıldığını ifade ettiler. Sonrasında da sitedeki o ifadelerin kaldırıldığını söylediler. Hatta 17 yaşından önce kız çocuklarının evlendirilemeyeceğine yönelik olarak, tüm Türkiye'de camilerde hutbe okuttular. Yani neticede Diyanet resmi görüş olarak evlilik yaşının kız çocukları için 17 olduğunu ilan etmiş oldu.
Şimdi durumu İslam dini açısından inceleyelim. Dini kurallar/ameller neye göre belirlenir? Fıkıha göre belirlenir. Peki fıkhı ne oluşturur? Kitap, sünnet, ümmetin çoğunluğu (icma-i ümmet) ve fakihlerin karşılaştırmaları (kıyas-ı fukaha). Aslında Diyanetin sitesindeki bilgiler –İorada da ifade edildiği gibi- bu dörtlü süzgeçten geçtikten sonra, İslam hukukçularınca alınmış kararlar olmaktadır. Bu ne demek? İslamın görüşü budur, buna göre amel edeceksiniz demektir.
Görüldüğü üzere, İslam bugünkü anlayışa ters bir şeyi öneriyor. Bu çok net. Hiçbir eksiklik veya fazlalık veya anlaşılmazlık yok. Peki ne yapmak lazım? İslam ile hiç ilgisi olmayan bir kişinin yapacağı çok basit; İslamın görüşü çağdışıdır, bugünkü anlayışla bağdaşmaz deyip, eğer dinle ilgili bir sempatisi varsa ondan vazgeçmek ve dinden uzaklaşmak olacaktır. Ama bir Müslümana gelince iş kolay değil; vicdanı bugünkü anlayışın doğru olduğunu ve gerçekten 9 yaşındaki bir kız çocuğunun evlenmesinin çok acı verici sonuçları olacağını düşünür, ama dini hassasiyeti, islam böyle diyorsa böyledir demekten başka çaresi olmadığını ona söyletecektir. Bu durumda bir çelişki yaşamaması mümkün değil. Böyle de oluyor; Müslümanlar hafiften bir vicdani sorgulamaya başlayınca büyükler/din önderleri devreye giriyor ve bir çıkış yolu bularak sorgulamayı sonlandırıyorlar. Bu olayda da Diyanetin 17 yaş ile ilgili hutbe okutması bu amaca yöneliktir. İşe de yaramıştır, konu neredeyse kapanmıştır ve Müslüman halka göre evlilik yaşı 17 olmuştur. Çağdaş anlayışla ters düşmeyecek bir seviyeye çekilmiştir. Dolayısıyla durumu sorgulamanın bir anlamı yoktur. İslam dini hiç yara almamış, dimdik ayaktadır.
İslam tarihine bakıldığında amellerde ve anlayışlarda çok sayıda değişim olduğu görülür. Ne zaman bir proplem çıksa ve dini anlayışa ters ama çağa göre öyle yapmak gereken bir konu olduğunda buna benzer çözümler üretiliyor ve eski anlayış terk edilip yeni anlayış yerleşiyor. Böylece Müslümanların çağa ayak uydurmaları sağlanmış oluyor. Kimse artık terk edilmesi gereken anlayışla birlikte o anlayışı öneren dini de terk etmeyi düşünmüyor. Herkesin dini yerli yerinde duruyor ama dini kurallar ve uygulamalar büyük bir evrim geçiriyor. Tabi bu değişim İslam toplumunun tüm kesimlerinde aynı şekilde gerçekleşmiyor ve dindarlar arasındaki varyasyon da bu yüzden oldukça fazla. Müslümanlar arasındaki çeşitlilik o kadar çok ki, bir tarafta evrimi kabul edenler diğer tarafta hala karılarını kara çarşaflar içine sokanlar vardır. Hepsi dört dörtlük Müslümandır. Hiç sorun yok!?
Aslında dinin ana kaynağı ve bazılarınca (özellikle bazı radikal dincilerce) tek kaynak olarak görülen Kuranda, insanları dinden uzaklaştıracak o kadar çok çağdışı ve bilime aykırı bilgi ve hikaye var ki bu büluğ-nikah meselesi onların yanında hafif kalır. Onlar hala kuranda durduğu halde dini sorgulamayanlar bu basit olayla mı dini sorgulayacaklar ve gerekirse terk edecekler? Bu bir hayal. Din her çağdaş tartışma karşısında kendisini korumasını ve hayatiyetini sürdürmesini başarmıştır. Şimdi de öyle olmuştur.
Demek istediklerimi biraz açacak olursam konu daha iyi anlaşılacaktır. Örneğin Kuranda sözü edilen mucizeler; bir kuşun 4 parçaya ayrılıp her bir parçasını bir tepeye koyduktan sonra çağırınca bir bütün olarak, canlı olarak gelmesi; bir şahsın eşeği ile beraber bir köyden geçerken uyuyakalması ve 300 sene sonra uyandığında eşeğinin kemikleri varken çorbasının sıcacık olması; yedi uyurlar meselesi; Musanın nil nehrini yarması ve içinden ordusunu karşı tarafa geçirmesi; İsanın ölüleri diriltmesi, körleri iyileştirmesi; Nuh tufanı ve gemiye alınan türler meselesi. Buna benzer daha nice bilim dışı hikaye Kuranda var. Ama Müslümanlar bunları sorgulamayı hiç düşünmezler. Çünkü vahye inanıyorlar, bu bilgilerin Allah katından geldiğini düşünüyorlar ve Allah böyle diyorsa bir hikmeti vardır ama biz anlamıyoruz derler. Tabi hiç birinin aklına Kuranın bir insan tarafından derlenmiş olacağı gelmez, gelse de ihtimal vermez.
Aslında konu çok basit; bu Kuran, Muhammed tarafından, mevcut bilgi birikimi ve çağın ihtiyaçları ve problemleri doğrultusunda derlenmiştir, dolayısıyla bakış açısı ve hayat anlayışı o çağı yansıtır dense konu hemen çözülecek ve kurana hak verilecek. O zaman öyle düşünülüyordu, bu konu o zaman problem değildi, gayet normaldi denilecektir. Ama kuranın Allah kelamı olduğuna inanıyorsan bunun çözümü yok. Allah böyle diyorsa vardır bir hikmeti deyip, elinde iktidar gücü de varsa bu çağdışı uygulamaları topluma dayatırsın. Bunun neticesinde de tabi ki baskı ve zulüm vardır. Yaşanan şey bundan ibarettir.
Sonuç olarak, genelde din özelde islam dini, çağdışı anlayışı ile bir kez daha gündeme gelip sorgulanma konusu olmuştur. Ancak Müslümanların kıvrak zekaları ve eşsiz çözüm metotları! İle konu çözülmüş, din sorgulanmaktan kurtulmuş ve Müslümanlar dinlerini korumuşlardır. İslam dini –hafif te olsa- uğradığı bir sarsıntıdan paçayı yırtmayı bir kez daha başarmıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07-01-2018, 21:55
hurmetli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hurmetli hurmetli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2005
Bulunduğu yer: Turkiye
Mesajlar: 114
Standart

Mucizevi hikayeleri bir tarafa bırakıp Kurandaki bazı fıkhi uygulamalara baksak yine Müslümanların hiçbir şey yokmuş gibi, hiçbir terslik yokmuş gibi dini hayatlarına devam ettikleri hayretle görülür. Hırsız erkek ve kadının ellerinin kesilmesi gerektiği çok açık şekilde ayetle ifade edilir ama çok çağdışı bir cezalandırma yöntemi olduğu için bugünkü dini iktidarlar bile bunu yapmaya yanaşmaz. Kadınların şahitliği meselesi, dört kadınla evlenmek gibi uygulamalar artık büyük Müslüman çoğunlukça terk edilmiş durumda. Yani birçok dini uygulama kuranda yazılı olmasına rağmen bugünkü anlayışa ters düştüğü için onları hayata geçirmeyi Müslümanlar bile düşünmez. Bunun açıklamasını nasıl yapacağız? Allah hırsızın elini keseceksin diyor ama sen yaklaşmıyorsun. Yani Allaha karşı geliyorsun ama dini bütün bir Müslümansın. Ama bir Müslüman için dini sorgulayıp tamamen dinsiz olma tehlikesi! Yerine, Allahın bazı emirlerini görmezden, duymazdan gelmek daha pragmatik bir çözüm olsa gerek. Yapılan da budur.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 07-01-2018, 23:13
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

1) Bütün dinlerin fazlası zararlıdır.
Bence mistik / Allahı arayan değilsen Kutsal kitabı gereğinden fazla kurcalamana bile gerek yok.


2) Günümüzde din sadece dini yönetebilir. "Evlilik yaşı kırktır" diye ayet koysalar ve dinayet bunu onaylasa da bir şey olmaz.
Bugün anatomi biliyoruz. Psikoloji / tıp biliyoruz. Dolayısıyla, mesela Mısır'da biri 11 diğeri 9 yaşında çocukları evlendirdiklerinde (hem de zengin aileler bunu yaptıklarında) üzülüp "bunlar niye bu kadar zavallı?" diyoruz.


- Bu hep yapılıyor. İnsanlar kendi cahillikleri için dini suçluyorlar. Peki kendilerinin sorumluluğu yok mu?
- mesela Türk olduğu halde İran'a / Arabistan'a özenen adamın suçu yok mu? Veya kzını okutmak yerine evlendiren kişiler bu ülkede de var. Bu kişileri cezalandırmayan devlet kurumları suçlu değil mi?


Burada dini savunan yok. Ama biz akıl çağındayız. Akla uymayan kişi suçludur. Din de bu kişiyi kurtaramaz.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-01-2018, 00:10
Ahlaksız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.346
Standart

İnanılmaz bir cahil toplum var karşımızda..Bunun farkına varmak lazım..
Bu o kadar kötü ki,uğruna canlarını verecekleri dinlerinin en önemli cümlesini,yani kelime i şehadeti bile bilmiyor bu insanlar..Şaka yaptığımı ya da abarttığımı düşünenler için;

Bu toplum,bilmediği dinin içeriğindeki çelişkiler yüzünden nasıl düşünsün?!
Zaten zırnık bilgisi yok..Bırakın dini veya içeriğindeki çelişkileri,%90'ı ''çelişki'' kelimesinin anlamını bile size söyleyemez..
Türkiye'de sosyolojik bir tahlil yapacağımız zaman,önce bu korkunç cehaleti hatırlayalım..Sonrasında zaten tahlil yapmaya da gerek kalmaz
17-25 aralık zamanlarını hatırlayalım..Biri çıkıp yolsuzluk hırsızlık değil filan demişti..Sonrasında tartışmalar başlamıştı..80 milyonluk ülke yolsuzluğun haram mı veya suç mu olduğunu tartışır olmuştu..Diyanetin bu konudaki tavrı da tamamen siyasidir..Siyaset ne derse,diyanet onu der..Okunan hutbeler siyasidir..Siyasetten bağımsız olamazlar..
Geçenlerde de haram parayla hacca gidilir dedi diyanet..Bunların kafa yapısı bu..Bunlar ne haramı bilir,ne helali..Bugün söylediklerini bunlar yarın unutur..Bugün haram dediklerine,yarın helal derler..Ağır şeyler yazmayayım,yeter bu kadar..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-01-2018, 21:38
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

- Takip etmiyorum ama Diyanet'in AKP'lileşip saçmalamaya başlaması pek iyi olmaz.


Ben insanları "cahil" diye sınıflandırmayı sevmem zaten. Ama cehalet ile yanlış bilgi aynı şey değildir.
Dünyada her türlü bilgiyi çarpıtarak kendilerine fayda sağlamak isteyenler var. Biz zaten bu yüzden dini siyasetten ayırıyoruz yoksa dinin de siyasetin de yüzüne bakılacak hali kalmaz.




Türkiye'de 2012 civarından beri yaşanan her şey saçmalıktır.
O da şöyle: 90'lı yıllarda da (yurt dışında yaşadığım için biliyorum) Türklerin doğulu/ilkel ve vahşi olduklarını kanıtlamaya çabalayan, örneğin Ermeni soykırımı gibi olayları abartarak anlatan, demirperdenin düşüşünden önceki dönemlerde Türkiye'nin AB'ye kesinlikle girmemesi gerektiğini savunan bazı güç odakları vardır. Bunlar günümüzde İran'In haline de gülüp geçiyorlar. Mesela İran şahının ülkesini Batılılaştırmak istediği dönemlerde de bunlar bu ülkeye yardımcı olmuyorlardı. Mısır'da Nasır gibi batı tarzı reform isteyen adamlar gelince de desteklemediler. Afganistan'da, Rus işgalinden sonra kimse şah Mesut'u desteklemedi, Sudi araplar Talibanı desteklediler, bu yüzden ABD'liler de Sudi itlerini geri bile çekmedikleri için Taliban gelip ülkeyi taş devrine geri döndürdü. Sonra tüm bunlar olmamış gibi aradan 10-15 sene geçtikten sonra Bush "bir zahmet" Afganistan'ı yoluna soktu. Irak olayı da aynı. 1950'lerde İngilizler çekip gittikten hemen sonra bir şey yoktu. Sonra burada ve Libya'da bir takım Baas partileri türemeye kendi halkını ezmeye başladı. Libya'da da Cezayirde'de aynı senaryolar. Orada da FLN veya Cezayir Kurtuluş Ordusu diye sol görüşlü bir hareket vardı. Aradan 40-50 sene sonra bu ülke bile talibanın eline geçti (Araplar ya da sudi kral aileleri sayesinde)


Bu nedir biliyor musunuz?
1) Monarşi ile Cumhuriyetin arasındaki savaş bitmemiştir. Arabistan'ın Kral aileleri milletin başına bela olmaktadır
2) Emperyalizm dönemi biz bitirene kadar bitmeyecektir. Odur
3) Tamam ince oyunlar vardır, ama bunlar emperyalizm ile veya "siyasal islam" maskesi altında, parayı çok bulmuş bir takım şuursuz grupların işleridir, Feto da buna benzer bir şeydir (AKP de öyledir)
Konudan uzaklaştık. Ama ben daha "dindar olmaktan" bile bahsetmiyorum. Din konuşabilmen için en azından mesela eski lise din dersi müfredatını bilmen gerekir. Bilmiyorsan, onun yerine dünya çapında kabul edilen dini yazarları (laik olanları) okuyabilirsin.


Ondan sonra konuşursun. Ki bu baktıklarınız gerçek bile değil. Kurgulamışlar.


Kelime-i şehadeti 1) Müslüman olurken iki ölürken ifade ederler.
İlkinde dini kabul ettiğini (arapça ifade ediyorsun), adet yerine gelsin diye herhalde
İkincisinde de ölürken Budistler de "om mani padme hom" (ben gerçeğim) derler. Sebep: Ölünce ruhun direkt Tanrı'ya gidiyor.


Böyle soytarılıkları ciddiye almayı da ben kabul etmiyorum. Adam daha tıraş olmamış. tıraş olmayan adam mı olur
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-01-2018, 02:53
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.705

Başarı Ödülü 

Standart

Turkiye'ye iliskin Diyanet'in bu aciklamasinin, dindar insanlar acisindan pek bir onemi olacagini sanmam. Burada kastedilen dindar profili zaten onlarca yildir kitabin bircok hukmunu uygulamadan iman eden kesimler. Fakat bu aciklamanin, dinciler ile diyanet'i karsi karsiya getirecegi dusunebilir. Bunlara bir de tarikat vb. unsurlari katarsak yine bu tip onderlerin onerdigi hukumler kabul gorur. Siyasi ayakta evlilik yasini 17'ye cekmesi, ulkede kucuk cocuk istismarlari hakkinda herhangi bir hutbe vb. dillendirilmeyisi cakisiyor ne yazik ki..
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-01-2018, 09:03
Hasan Akçay Hasan Akçay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.362
Standart

Neva´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Siyasi ayakta evlilik yasini 17'ye cekmesi, ulkede kucuk cocuk istismarlari hakkinda herhangi bir hutbe vb. dillendirilmeyisi cakisiyor ne yazik ki..

O hutbe okundu
(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/t...hutbesi.html):

Yuva kurmanın
eş, anne olmanın anlamını idrak etme rüştüne* erişmemiş bir kızın
evlendirilmeye çalışılması
asla kabul edilemez bir durumdur
...

_______________________________________

*Nisâ sûresi

6:
Yetimleri nikahlarına ("ilk ihtilam"larına) kadar gözetin,
sonra kendilerini rüşte ermiş gördüklerinize
mallarını hemen verin, büyüverirler diye hızla tüketmeyin.

4:
Kadınların mallarını karşılık beklemeden verin
ama ondan bişeyleri kendileri size bıraktılar ise
işte onu çekinmeden ve sağlıkla yiyin.

3:
Yetimlerin haklarını koruyamıycanızdan korktu iseniz
size yetki veren kadınları ikişer, üşer, dörder nilkahlayın
ama adil olamıycanızdan korkuyorsanız yalnızca birini
ya da yeminlerinizin malik olduklarını...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 14-01-2018, 16:55
hurmetli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hurmetli hurmetli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2005
Bulunduğu yer: Turkiye
Mesajlar: 114
Standart rüşte erme şartı

şimdilerde isamcıların bu çocuk evliliği konusundaki buluşu rüşte ermek. diyorlar ki kuran rüşte erme şartını getiriyor. dolayısıyla çocuk evliliğine karşı.
ama delil gösterdikleri ayete bakıyorsun evlenme ile ilgili değil, mal yönetme ile ilgili. madem rüşte erme şartı var niçin bunu açıkça nikahlanmak için söylememiş de mal sahibi olmakla ilgili söylenmiş. Bu pek ikna edici değil.
Ayrıca boşanma sonrası bekleme süresi (iddet) konusu ile ilgili meşhur bir kuran ayeti var. Talak suresi 4. ayet. Burada "henüz adet görmemiş olan kadınlar"dan bahsediliyor ki bu, henüz adet görmemiş bir çocuğun evlendikten sonraki boşanma durumu ile ilgilidir. bu ayet daha önce de değişik yerlerde tartışıldı. Kızlar 6 yaşında evlenebilir diyen islamcı Nurettin yıldız denen kişi de bu ayeti delil gösteriyor yanlış bilmiyorsam. yani henüz adet görmemiş bir çocuk önce evlenmiş olacak ki sonra boşanırsa yeniden evlenmek için ne kadar bekleyeceği meselesi düzenleniyor burada. dolayısıyla kuran, bırakın rüşte ermeyi baliğ olup adet görmeye başlamayan bir kızın bile evlenip boşanabileceğini varsayarak hüküm koyuyor.
Talak 4: "Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir."
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-01-2018, 17:37
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 2.358
Standart

Hasan Akçay Diyor ki
(...)

3:
Yetimlerin haklarını koruyamıycanızdan korktu iseniz
size yetki veren kadınları ikişer, üşer, dörder nilkahlayın
ama adil olamıycanızdan korkuyorsanız yalnızca birini
ya da yeminlerinizin malik olduklarını...


Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath

Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett

Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel

Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot

İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan

Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe

ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-01-2018, 19:12
hurmetli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hurmetli hurmetli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2005
Bulunduğu yer: Turkiye
Mesajlar: 114
Standart

Kurandaki Talak 4. ile ilgili yeni bir açıklama yazma ihtiyacı duydum.
İlgili ayetteki "henüz adet görmeyen kadınlar" ifadesinden hareketle bu ayetin çocuk evliliğine izin verdiği yönündeki görüşlerden bahsetmiştim. Ancak bilgisayarı kapatmadan odatv internet gazetesine şöyle bir göz atmıştım ki aşağıda linkini verdiğim yazıyı okudum. O yazıda ayette "henüz" ifadesinin olmadığını, bunun yakıştırma olduğunu ve gerçek anlamın "adet görmemiş olanlar" şeklinde olduğu ve biyolojik bir gerçeğe işaret edildiği yazılıydı.
Bunun üzerine ayetin arapça orijinalini ben de incelemek istedim ve baktım ki bu hoca, yani Ali Rıza Demircan doğru söylüyor. Doğruya doğru, dinden çıkmışsak vicdandan da çıkmadık herhalde. Benim hikayemi okuyanlar hatırlar; ben de eski bir imamım ve iyi derecede arapça bilirim. Arapçayı süleymancılarda öğrendim. Ayetin ilgili kısmının Arapça orijinali "lem yahızne" şeklindedir. bu ifadenin tam karşılığı "adet görmedi" şeklindedir. bu ifade "henüz" kelimesini ifade edebilir de etmeyebilir de. henüz ile söylemek zorunlu değil, kesin olan "adet görmedi" anlamıdır. Öyle olunca bu durum ileri yaşlarda olup ta adet görmemiş kadını da işaret eder ki Demircan hoca böyle olduğunu ifade ediyor. Biyolojik olarak hiç adet görmemiş kadınları ifade ediyor ayet diyor.
Ancak burada o da yorum yapıyor belki. Aslında o ayetin ilk geldiği andan itibaren nasıl anlaşıldığı ve nasıl uygulama yapıldığına bakmak lazım. İslam kültürüne bakınca sanki "henüz adet görmeyenler" şeklinde anlaşıldığı ve buna göre uygulama yapıldığı yönünde güçlü işaretler var. Bunu ancak detaylı bir araştırma ile açıklığa kavuşturmak mümkün.

https://odatv.com/turkiyedeki-butun-...401181200.html
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:55 .