Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 12-09-2010, 14:09
hur-kus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hur-kus hur-kus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 428
Smile Mukaddes Kitabın Tanrı’nın İlham Edilmiş Hediyesi Olduğunu Gösteren Deliller

MUKADDES KİTAP “Allah sevgidir” der, hikmet ve kudret niteliklerini Tanrı’ya atfen kullanır. (I. Yuhanna 4:8; Eyub 12:13; İşaya 40:26) ‘Bütün yollarının adalet’ olduğunu söyler. (Tesniye 32:4)

Mukaddes Kitaba göre, Tanrı merhamet ve acıma gibi niteliklere de sahiptir.—Çıkış 34:6; Romalılar 9:15.
Mukaddes Kitap böyle nitelikleri Tanrı’ya atfen kullandığından, onu el yordamıyla arayan insanları kendine doğru çeker.

Bu kitap yaratılışı, günah ve ölümün başlangıcını ve Tanrı ile barışma yolunu anlatır. Yeryüzünde tekrar kurulacak cennetteki yaşama dair heyecan verici bir ümit sunar. Ancak bütün bu bilgiler, Mukaddes Kitabın Tanrı’dan gelen ilham edilmiş bir hediye olduğu ispatlandığı takdirde değer kazanır.
Mukaddes
Kitap ve Bilim

Mukaddes Kitap, eleştiriye karşı daima zafer kazandı. Örneğin, açık fikirlilikle okunduğunda, Mukaddes Kitabın bilimle uyum içinde olduğu görülür. Şüphesiz Mukaddes Kitap bir bilim kitabı değil, ruhi bir rehber olarak hazırlandı. Ancak yine de Mukaddes Kitabın bilimsel gerçeklere uyup uymadığını bir görelim.
Anatomi:

Mukaddes Kitap, insanın, henüz cenin iken ‘bütün kısımlarının yazıldığını’ doğru olarak söyler. (Mezmurlar 139:13-16) Beyin, kalp, akciğer, gözler gibi—bedenin tüm kısımları anne karnındaki döllenmiş yumurtacığın genetik yapısında ‘yazılmıştır.’ Bu genetik yapı, bedenin her kısmının hangi uygun sıra ile oluşacağını gösteren bir zaman çizelgesini de kapsar. Düşünün, insan bedeninin gelişimiyle ilgili bu gerçekler, bilim adamlarının genetik yapıyı keşfetmesinden yaklaşık 3.000 yıl önce Mukaddes Kitapta yazılmıştı.
Hayvanların
Yaşamı:
Mukaddes Kitaba göre, “tavşan . . . . geviş getirir.” (Levililer 11:6) François Bourlière (The Natural History of Mammals, 1964, sayfa 41) şöyle demektedir:
“Yiyeceği bağırsaklardan bir kez yerine iki kez geçirme alışkanlığı tavşan ve yabani tavşanlarda sık görülen bir olaydır. Evcil tavşanlar, akşam yediklerini genellikle çiğnemeden yutar ve bu yiyecekler, ertesi sabah midelerinde bulunan gıdaların hemen hemen yarısını oluşturur. Yabani tavşanlarda ise, geviş getirme günde iki kez olur ve aynı alışkanlık Avrupa’daki tavşanlarda da görülmüştür.”
Buna dair, Mammals of the World (E.P. Walker tarafından, 1964, Cilt II, sayfa 647) adlı kitapta şunlar söylenmektedir:
“Bu, geviş getiren memeli hayvanlarda görülen geviş getirme durumuna benzemektedir.”
Arkeoloji:

Mukaddes Kitapta geçen krallar, şehirler ve milletler, kil tabletler, çömlekler, yazıtlar ve buna benzer eşyaların bulunmasıyla canlandılar. Örneğin, Kutsal Yazılarda geçen Hittîler gibi kavimler gerçekten yaşadı. (Çıkış 3:8) The Bible Comes Alive adlı kitabında Sir Charles Marston şöyle dedi: “İnsanların Mukaddes Kitaba gösterdiği güveni sarsmaya ve Kitabın yetkisini yıkmaya çalışanlar, bulunan deliller karşısında kendileri yıkılıyor ve yetkileri yok oluyor. Arkeologların elde ettiği bulgular, yıkıcı eleştirmenliği, kesin olmayan gerçeklerden yola çıkarak oluşturulmuş kurgu dünyasına doğru götürüyor.”
Arkeoloji, Mukaddes Kitabı birçok yolla desteklemiştir. Örneğin, bulgular Tekvin 10. bapta geçen yer ve isimlerin gerçekliğini onaylar. Kazılarda, İbrahim’in doğmuş olduğu ticari ve dinsel bir merkez olan Kildanîlerin Ur şehri bulundu. (Tekvin 11:27-31) Arkeologlar, Gihon sularının kaynağından yukarıya doğru, Yeruşalim’in güneydoğu kısmında Kral Davud’un aldığı Yebusî şehrini ortaya çıkardı. (II. Samuel 5:4-10) Kral Hizkiya’nın yaptığı havuz veya kemerli su yolunun bir kenarına kazılmış “Siloam” yazısı, 1880 yılında gün ışığına çıktı. (II. Kırallar 20:20) M.Ö. 539’da Babil’in, Büyük Koreş tarafından ele geçirilişinin anlatıldığı Nabonidus Yazıtı, 19. yüzyılda kazılarda meydana çıktı. Ester kitabında anlatılan olayların ayrıntıları, 1880 ile 1890 yılları arasında, Persepolis şehrindeki yazıtların ve Kral Kserkses’e ait (Ahaşveroş) Şuşan sarayının bulunmasıyla doğrulandı. 1961 yılında Kayseriye’de, Roma tiyatrosunun yıkıntıları arasında bulunan bir yazıt, İsa’yı işkence direğinde idam ettiren Romalı vali Pontuslu Pilatus’un yaşadığını ispatladı.—Matta 27:11-26.
Astronomi:

Günümüzden 2700 yıl ve genelde insanların dünyanın yuvarlak olduğunu öğrenmelerinden çok önce, peygamber İşaya şöyle yazdı: “Dünya dairesi üzerinde oturan odur.” (İşaya 40:22) Burada “daire” olarak tercüme edilen İbranice hug kelimesi “küre” olarak da tercüme edilebilir. (A Concordance of the Hebrew and Chaldee Scriptures, B. Davidson tarafından) Ayrıca, yer yüzeyinin “daire” şeklinde olduğu uzaydan ve bazen çok yüksekten uçan bir uçaktan da açıkça görülmektedir. Bundan başka, Eyub 26:7 Tanrı’nın “hiçliğin üzerine dünyayı as”tığını söyler. Bu doğrudur, çünkü astronomlar, yeryüzünü herhangi görünür bir desteğin tutmadığını bilir.
Botanik:

Bazıları, İsa “hardal tanesi”ne “bütün tohumlardan en küçüğü” diye değindiğinden dolayı, yanlış şekilde, Mukaddes Kitabın doğru olmadığı sonucuna vardılar. (Markos 4:30-32) İsa, herhalde, çapı 1 ila 1,6 mm olan siyah hardal tohumunu (Brassica nigra veya Sinapis nigra) kastetti. Şüphesiz bundan daha küçük, toz kadar ince olan orkide tohumları da var; ancak İsa orkide yetiştiren insanlara hitaben konuşmuyordu. Galile’de yaşayan bu Yahudiler, o yöredeki çiftçiler tarafından ekilen değişik tohum türleri arasında, hardal tanesinin en küçük tohum olduğunu biliyordu. Burada İsa, Gökteki Krallık hakkında konuşuyordu, botanik dersi vermiyordu.
Jeoloji:

Mukades Kitabın yaratılışa dair kaydı hakkında, ünlü bir jeolog Wallace Pratt şöyle dedi: “Bir jeolog olarak benden, yeryüzünün başlangıcı ve yaşamın meydana gelişiyle ilgili çağdaş fikirlerimizi, Tekvin kitabının hitap ettiği kavimler gibi kırsal bölgede basit bir yaşam süren insanlara kısaca anlatmam istense, Tekvin kitabının birinci babının anlatımını yakından izlemekten daha iyi açıklama yapamam.” Pratt, Tekvin kitabında kaydedilen olayların sırasının—okyanusların başlangıcı, toprağın ortaya çıkışı ve denizde yaşayan canlıların, kuşların ve memeli hayvanların meydana gelişinin—esas olarak jeolojik döneme ait başlıca bölünmelere uygun olduğunu belirtti.
Tıp:

The Physician Examines the Bible (Doktor Mukaddes Kitabı İnceliyor) adlı kitabında C. Raimer Smith şöyle yazdı:
“Tıpla ilgili konularda Mukaddes Kitabın bu kadar doğru bilgi verdiğini görmek beni çok şaşırttı. . . . . Çıban ve yaranın tedavisine dair anlatılanlar çağdaş standartlar açısından bile doğrudur. . . . . Birçok insan, cebe konulan bir kestanenin romatizmayı önlediği; kurbağaya dokunmanın siğillere yol açtığı; faniladan kırmızı bir fular takmanın boğaz ağrısını geçirdiği; küçük bir poşet çadıruşağı otunu (kötü kokulu bir ot) üstünde taşımanın hastalıkları önlediği; bir çocuğun her hastalandığında bağırsaklarında tenya bulunduğu şeklindeki batıl itikatlara hâlâ inanmaktadır; ancak böyle ifadeler Mukaddes Kitapta bulunmaz.
Bu başlı başına şaşırtıcıdır ve bana göre Mukaddes Kitabın Tanrısal kaynaklı olduğunu ispat eder.”
Tarihsel
Ayrıntıların Güvenilirliği

Avukat Irwin H. Linton, A Lawyer Examines the Bible (Bir Hukukçu Mukaddes Kitabı İnceliyor) adlı kitabında şu gerçeğe dikkat çekti:

“Edebi eserler, efsaneler ve sahte şahitler, anlattıkları olayları uzak bir yere ve belirsiz bir zamana yerleştirmeye çalışırlar ve bu şekilde, biz hukukçuların, iyi bir savunmada ‘ifadelerin zaman ve yer belirtmesi’ gerektiğine dair öğrenmiş olduğumuz ilk kuralı bozarlar. Oysa Mukaddes Kitap, olayların tarihini ve yerini son derece kesin bir dille belirtir.”
Linton, bu sözlerini ispatlamak için Luka 3:1, 2’den alıntı yapar. Orada, İncil yazarı, İsa Mesih’in hizmetine başladığı tarihi tespit etmek amacıyla resmi görevlerdeki yedi kişiye değinir.
Luka’nın verdiği şu ayrıntılara dikkat edin:

“Kayser Tiberiusun saltanatının on beşinci yılında, Pontuslu Pilatus Yahudiye valisi, Hirodes Galile reisirubu, kardeşi Filipus İturea ve Trahonitis havalisi reisirubu, Lisanyas Abilini reisirubu, Hanna ile Kayafa başkâhin bulundukları zamanda, çölde Zekeriyanın oğlu Yahyaya Allahın sözü geldi!”

Mukaddes Kitap, böyle ayrıntılarla doludur. Üstelik, Kutsal Yazıların, İnciller gibi bazı kısımları Yahudi, Yunan ve Roma kültürlerinin en çok geliştiği dönem boyunca kaleme alındı. O dönem, hukukçular, yazarlar, yöneticiler ve benzer kişilerin dönemiydi. Şüphesizdir ki, eğer İncillerde ve Mukaddes Kitabın diğer bölümlerinde geçen ayrıntılar gerçeğe uygun olmasaydı, sahte olarak açığa vurulurdu.
Oysa dünyevi tarihçiler İsa Mesih’in gerçekten yaşadığını ve benzer gerçekleri doğruladılar.
Örneğin İsa ve Onun takipçileri hakkında Romalı tarihçi Tacitus şöyle yazdı:

“[Hıristiyan] isminin türetildiği Hıristos, Tiberius’un saltanatı sırasında valilerimizden biri olan Pontuslu Pilatus tarafından idam edildi.” (Annals, XV. Kitap, 44)

Mukaddes Kitabın tarihsel doğruluğu, onun, insan toplumuna Tanrı’dan gelen bir hediye olduğunu kanıtlamaya yardım eder.

"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ


Matta 7:12

www.jw.org
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12-09-2010, 14:23
hur-kus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hur-kus hur-kus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 428
Standart

En Büyük Kanıt

Arkeoloji, astronomi, tarih ve diğer bilim dallarının Mukaddes Kitabı desteklemesine rağmen bu tür deliller Mukaddes Kitaba olan imanımızın temelini oluşturmaz.
Mukaddes Kitabın, Tanrı’nın bize ilham edilmiş bir hediyesi olduğunu gösteren birçok kanıtın yanı sıra, en büyük kanıtı peygamberliklerinin gerçekleşmesidir.

NOT: "Peygamberlik" ifadesi, olmamış ve ileride olacak olayların Tanrı ilhamı ile önceden bildirilmesidir. Bu işte elçi olarak kullanılan kişilere "Peygamber" denmektedir.

Yehova Tanrı doğru peygamberliklerin Kaynağıdır.
O, peygamberi İşaya vasıtasıyla şöyle dedi:
“İşte, öncekiler vaki oldu, ve yenileri ben bildiriyorum; onlar meydana çıkmadan önce size işittiriyorum.” (İşaya 42:9)
Bundan başka, Mukaddes Kitap, yazarlarının Tanrı’nın mukaddes ruhunun veya faal gücünün ilhamıyla yazdığını söyler. Örneğin, İsa’nın takipçisi resul Pavlus şöyle yazdı: ‘Her mukaddes Yazı Tanrı tarafından ilham edilmiştir.’ (II. Timoteos 3:16)

Resul Petrus da şunları yazdı:
“Kitabın hiç bir peygamberliği hususî tefsirden değildir. Çünkü peygamberlik asla insanın iradesile gelmemiştir, fakat insanlar Ruhülkudüs [mukaddes ruh] tarafından sevkolunarak Allahtan söylediler.” (II. Petrus 1:20, 21)

O halde, Mukaddes Kitabın bazı peygamberliklerini inceleyelim.

Mukaddes Kitabın yüzlerce peygamberliği arasında, 15 yüzyıldan fazla bir süre boyunca, geçmişte bütün Orta Doğu’ya dehşet saçan Aşur’un başkenti “kanlı şehir” Nineve hakkında bir peygamberlik de bulunur. (Nahum 3:1)
Henüz Nineve kudretinin doruğundayken, Mukaddes Kitap önceden şunları bildirdi:

“[Tanrı] Nineveyi bir virane, ve çöl gibi kurak edecek. Ve sürüler, milletlerin bütün hayvanları, onun içinde yatacaklar; hem saka kuşu hem de kirpi onun direk başlıklarında geceliyecekler; pencerelerde onların sesi ötecek; harabiyet eşiklerde olacak; çünkü erz ağacı kaplamaları söküldü.” (Tsefanya 2:13, 14)

Bugün orayı ziyaret edenler, eski Nineve şehrinin bulunduğu yerde sadece yüksek bir toprak yığını görürler.
Ayrıca, önceden bildirildiği gibi, orada koyun sürüleri otlar.

Tanrı’nın peygamberi Daniel, bir rüyette, iki boynuzlu bir koç ve gözleri arasında büyük bir boynuzu olan bir ergeç gördü. Ergeç, koçu yere yıktı ve iki boynuzunu kırdı. Bundan sonra ergecin büyük boynuzu kırıldı ve onun yerine dört boynuz çıktı. (Daniel 8:1-8) Melek Cebrail bu durumu şöyle açıkladı:
“Gördüğün iki boynuzu olan koç Medya ve Fars [Pers] kırallarıdır. Ve o kıllı ergeç Yunan ili kıralıdır; ve gözleri arasında olan büyük boynuz birinci kıraldır. Ve kırılmış, ve yerine dört boynuz çıkmış olana gelince, o milletten dört kırallık çıkacak, fakat onun kuvvetinde olmıyacaklar.” (Daniel 8:20, 22)
Tarihin de kanıtladığı gibi, iki boynuzlu koç, Med-Pers İmparatorluğu “Yunan ili kıralı” tarafından devrildi. Sembolik ergecin Büyük İskender’i temsil eden ‘büyük bir boynuzu’ vardı. Onun ölümünden sonra, bu “büyük boynuzun” yerini, “dört kırallık”ın başına geçen dört generali aldı.

İbranice Kutsal Yazılarda (“Eski Ahit”) geçen çok sayıda peygamberlik İsa Mesih’in şahsında gerçekleşti.
Bunların bazısı Yunanca Kutsal Yazıların (“Yeni Ahit”) ilham edilmiş yazarları tarafından İsa’ya uygulandı.
Örneğin, İncil yazarı Matta, İsa’nın bir bakireden doğduğu, yolunu hazırlayan bir habercinin olduğu ve Yeruşalim’e bir sıpa üzerinde girdiğine dair peygamberliklerin gerçekleşmesine dikkat çekti. (Matta 1:18-23; 3:1-3; 21:1-9 ile İşaya 7:14; 40:3; Zekarya 9:9’u karşılaştırın.)
Böyle gerçekleşmiş peygamberlikler, Mukaddes Kitabın gerçekten Tanrı’nın ilham edilmiş bir hediyesi olduğunu kanıtlamaya yardım eder.

Günümüzde gerçekleşen Mukaddes Kitap peygamberlikleri “son günlerde” yaşadığımızı ispatlar. (II. Timoteos 3:1-5)
Eşi görülmemiş boyutlarda görülen savaşlar, salgın hastalıklar ve depremler, İsa’nın, gökte Krallık yetkisini aldığı ‘huzurunun alametinin’ bir kısmını oluşturur.
Bu alamet, gökte kurulmuş olan Krallığın iyi haberini vaaz eden, Yehova’nın Şahitlerinin dünya çapındaki faaliyetini de kapsamına alır. (Matta 24:3-14; Luka 21:10, 11)

Şimdi gerçekleşmekte olan Mukaddes Kitap peygamberlikleri de, İsa Mesih’in idaresindeki Tanrı’nın gökteki hükümetinin yakında itaatli insan toplumuna ebedi mutluluğun hüküm süreceği yeni bir dünya getireceğine dair teminat verir.—II. Petrus 3:13; Vahiy 21:1-5.

“Gerçekleşmiş Mukaddes Kitap Peygamberlikleri” başlıklı liste, sıralanabilecek yüzlerce Mukaddes Kitap peygamberliğinin sadece birkaçını gösterir.

Bunlardan bazısının gerçekleşmesi de, yine Kutsal Yazılarda kaydedilmiştir;

ancak özellikle dikkate değer olan günlerimizde gerçekleşmekte olan peygamberliklerdir.

Herhalde, siz de Mukaddes Kitapta önceden bildirilen, dünya çapında görülen gelişmeleri fark ediyorsunuz.

Ancak neden daha derin bir araştırma yapmayasınız?

Eğer isterseniz Yehova’nın Şahitleri size memnuniyetle daha ayrıntılı bilgi verecektir.

Yüce Olan’ı ve O’nun amacını bilmek için yapacağınız samimi araştırmanızın, sizi Mukaddes Kitabın gerçekten Tanrı’nın ilham edilmiş bir hediyesi olduğuna ikna etmesini dileriz.

"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ


Matta 7:12

www.jw.org

Konu hur-kus tarafından (12-09-2010 Saat 14:35 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14-09-2010, 10:45
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.330

Onur Üyeliği 

Standart

O kadar yazmışsınız ama bir insan kendini bir ecüşe, bücüşe ne kadar inandırmak ister, yazıda o kadar.

Peygamberlik dediğiniz şey, babadan oğula geçer bir şeydir, erk işidir(kral, sultan, şah, padişah, ağa, bey gibi, bir asilin çocuğuda asildir gibi....). Her şeyden evvel siyasi bir olgudur, din ise işin kılıfı. tarih peygamber dediğiniz olguyla karşılaştığında bunun anlamının ÇOBAN olduğunu görmüştür. Zaten yazılı bulgular da Çoban denmektedir.

İnsan avcı toplumlarından(paleolitik dönem) yerleşik üretim toplumlarına(neolotik dönem) geçiş ile birlikde, hayvanları da evcilleştirmeye başladı. Koyunun evcilleştirilmesi insana, koyundan faydalanmanın yollarını gösterdi. Tabi birde ve en önemlisi ona SAHİP(mülkiyet) olabilmeyi... Eti, sütü, yünü insan çıkarına vazgeçilemez ve muazzam bir fayda sunmaktaydı. Peki ya koyundan faydalanan insan, neden insandan da faydalanmasındı, hıııı?. İnsan alet kullanabiliyor, işleyip-üretebiliyor, kas gücü iradi olarak yönlendirilebiliyordu ve koyundan tüm diğer hayvanlardan daha muazzam kazançlar sağlayabilirdi.... İşte insanın evcilleştirilmesi de hem bir kabakuvvet(güç ve bu din ile pekiştirildi) hemde zekice bulunmuş bir yol olarak dinler sayesinde başarıldı. Çünkü insan ileri düzeyde düşünebilen, muhakeme yapabilen, durum tespiti yapabilen, fark edebilen vs özelliklere sahipti ve sadece bir sopa ve bir çoban ile koyun gütmek kadar kolay olamazdı. Yinede En nihayetinde koyun ile insan evcilleştirmenin ortak bir noktası vardı ki, oda bir sopa ve bir çobanın varlığının olmazsa olmazlığıydı. Çünkü korku yoksa, tehdit yoksa, ceza yoksa insan evcilleştirilip köleleştirilemeyecek özelliklere sahipti. Korkutuldu, sopa sallandı çoban tayin edildi....

Şimdi bir kral çıkıp, benden sonra yine krallar gelecek ve sizi idare edecektir dese, delil olur mu!

Bana da vahiy geldi, ey toplum, size bundan sonra da başbakanlar, bakanlar tayin edeceğiz.... (işte konu delil olunca dayanak edilemeyecek bir söz)

Daha fazla vakit harcamayı düşünmüyorum bile.....


Ancak neden daha derin bir araştırma yapmayasınız?

Eğer isterseniz Yehova’nın Şahitleri size memnuniyetle daha ayrıntılı bilgi verecektir.


Burası ise Yehova Şahitleri sizi daha çok kıskaca alacak, korku sopası beyninizin içinde gümbürdeyecek, sizi yola getirecek diyor. etin, sütün yünün olmasa da muazzam fayda sağlayacaksın diyor...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15-09-2010, 02:00
Natan Natan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üyeler
 
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: USA
Mesajlar: 4.831
Standart

Sayın hür kuş

Bunlar da bir şey mi ? Siz Kurandaki mucizelere bakın bi (bknz.!)

Onların yanında bunlar hiç kalır.

Edit: Kuranda pek çok mucize olduğu söylenir, bu tür anlamsız çalışmalar bilgisiz ve arayışta olan insanları etkileyebilir fakat mucize gibi görünen şeylerin nasıl düzmece,safsata olduğu da bilenler tarafından kanıtlanır ;

Bakınız MUCİZE YALANLARI.COM , eski kitaplardan mucize çıkarmaya hevesliyiz ama ..

saygılarımla

natan

*Butun insanlar derisinin altinda aynidir. -Natan

*Bir birey, baska bir bireyle aralarinda ancak saygisal bir bag varsa iletisim kurabilirler. -Evrensel Insan

*Ogrenme sevgisini hayatinizin merkezine koyun.- Natan
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17-09-2010, 02:20
AvniSinanoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AvniSinanoglu AvniSinanoglu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Sep 2010
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 429
Standart

hur-kus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
......
Isa yoktur. O bir uydurmadir. Bakin Zeitgeist filmine
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-09-2010, 19:05
Natan Natan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üyeler
 
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: USA
Mesajlar: 4.831
Standart

Merhaba

Başlığın amacı kutsal kitabın doğruluğunu (!) ortaya koyup , arayışta olan kimseleri hristiyanlığa yönlendirmektir.

Yukarıdaki iki makaleye inanan inanır, inanmayan inanmaz. Bense konuya ilişkin düşüncemi dile getirmek istiyorum. Hür kuştan alıntı yapsamda yazının birincil muhattabı hürkuş değil, , genel bir kitle, genel bir görüş .


hur-kus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
MUKADDES KİTAP “Allah sevgidir” der, ‘Bütün yollarının adalet’ olduğunu söyler. (Tesniye 32:4)
  1. ' Allah ' sevgidir.
  2. Allah ' adaletli 'dir.


Birincisi , kutsal kitapta tanrı "sevgi" değildir. İnsanları şu şekilde korkutarak kendisine itaate zorlayan bir varlığın sevgi olduğunu düşünmüyorum .
  • "Onlara oğullarının ve kızlarının etini yedireceğim ; etraflarını saran düşmanlarının canlarına kastedenlerin yarattğı darlık ve sıkıntı yüzünden her biri komşusunun etini yiyecek " (Yeremya 4,9, 19.bölüm)
İkincisi , yine kutsal kitaptan okuduğum üzere tanrının "adaletli" olduğunu düşünemiyorum. Neden mi ? Çünkü Kadını ,Erkeği,Çocuğu,Emzikteki bebeği,Sığırı ,koyunu dahası soluk alan tüm canlıları ACIMASIZCA YOK EDEN , ,KILIÇTAN GEÇİRTEN bir varlık adaletli OLAMAZ.


hur-kus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mukaddes Kitaba göre, Tanrı merhamet ve acıma gibi niteliklere de sahiptir.


Ben tam aksini gösteren pasajlar biliyorum . Bu iddayı çürüten yine Kutsal kitabın kendisidir. Bir örnek vereyim .

  • onun herşeyini tamamen YOK ET . Hiç birine ACIMA! Kadını ve erkeği, çocuğu ve emzikteki bebeği,sığırı ve koyunu ,deveyi ve eşeği, HEPSİNİ ÖLDÜR!!! (I.Sam.15/3)
Burada soluk alan tüm canlıların KATLEDİLMESİ yönünde tanrı Yehova emir veriyor. Başka bir örnek ;


  • "Acımayın, yaşlı , genç , çocuk, kadın, kız demedenHEPSİNİ ÖLDÜRÜN !!!" Hezekiel 9:6
"Acımadan öldürün" diyen soykırımcı bir tanrının idda edildiği üzere 'merhamet ve acıma gibi niteliklere sahip' olduğu düşünülemez.

Bugün
soykırım suçu işlediği bilinen Adolf hitlerin insan sevgisiyle yanıp tutuştuğu söylenemeyeceği gibi.

hur-kus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu kitap yaratılışı, günah ve ölümün başlangıcını ve Tanrı ile barışma yolunu anlatır. Yeryüzünde tekrar kurulacak cennetteki yaşama dair heyecan verici bir ümit sunar.


İşte metafizik bir yaklaşım. Gerceklerden uzaklaşmanın ve ezilen insanların kendi kaderini tayin etmek için mücadele etmesi yerine göklerden yada gaipten yardım beklemesini öngörüyor. Ezilen ve acı çeken insanlar bu dünyadan istediğini alamamış , öbür dünyalardan , cennet denilen sefa dünyasında nasıl mutlu olacağını HAYAL ediyor.

Kısaca din, insanlara ölümden sonra bir yaşam AVUNTUSU sunar .Her an ölebilen insan için sonsuzluk özlemi yada sonsuza kadar yaşama arzusu Öbür dünyalara kapı aralar.

İnsanlık ise hayal kurmayı bırakıp gercek dünyanın değerini bilmeli ve yaşadığımız bu dünyayı cennete cevirmelidir.

Bir gittin mi bir daha gelme yok yani .

Uzun olmaması için burada kesip tekrar devam edeceğim.

saygılarımla

*Butun insanlar derisinin altinda aynidir. -Natan

*Bir birey, baska bir bireyle aralarinda ancak saygisal bir bag varsa iletisim kurabilirler. -Evrensel Insan

*Ogrenme sevgisini hayatinizin merkezine koyun.- Natan
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02-10-2010, 23:29
Jdarc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jdarc Jdarc isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Sep 2010
Mesajlar: 200
Standart

Aaaa yoksa sizin (dininizde) bir mucizeniz yok mu?

Arkadaş, ne bu böyle. Herkes mucize çıkarıyor.


Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03-10-2010, 16:42
Dark_Prince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dark_Prince Dark_Prince isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 18 Aug 2010
Mesajlar: 2.387
Standart

bir zamanlar incilde ''dünyanın düz olduğu ve öküzün başında olduğu'' yazması ve galilenin keşfi sonucunda bunu reddettiği için neredeyse öldüreleceğide büyük bir mucize gerçekten...

Tanrı'nın Adımlarını İzle Ama Asla Takip Etme!

Blog Facebook
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03-10-2010, 17:00
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart

Dark_Prince´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bir zamanlar incilde ''dünyanın düz olduğu ve öküzün başında olduğu'' yazması ve galilenin keşfi sonucunda bunu reddettiği için neredeyse öldüreleceğide büyük bir mucize gerçekten...
saygıdeğer Dark_Prince ;

Aslında ''dünyanın düz olduğu ve öküzün başında olduğu'' Eski-Yeni ahitte hiç bir yerde yazmaz. Bu sadece Ahitleri toplumsal doğru kabul eden kişilerin, başka bir toplumsal doğrusudur.

Esen Kalınız.

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein

Konu AerA tarafından (03-10-2010 Saat 17:07 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 03-10-2010, 19:53
Natan Natan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üyeler
 
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: USA
Mesajlar: 4.831
Standart

İlginç bulduğum bir ayeti paylaşmak isterim.Dünyanın direkler,temeller üzerine kurulu olduğunu belirten I. Sam. 2:8 ayeti.

Şöyle diyor ilgili kısmı ;
  • Çünküyeryüzünün temelleri RAB'bindir,
    O dünyayı onların üzerine kurmuştur.

Ayettin "temel" olarak çevrilmesi pek de dürüstçe değildir. Çünkü kelimenin ingilizcesi ve daha önemlisi ibranicesi daha farklı bir sözcüğü işaret etmekte.

İngilizcesini ve İbranicesini asıyorum ;
  • "For the pillars of the earth are the LORD'S,
    and on them he has set the world."
  • מקים מעפר דל מאשפת ירים אביון להושיב עם־נדיבים וכסא כבוד ינחלם כי ליהוה מצקי ארץ וישת עליהם תבל׃
Orjinal kelime "me·tzu·kei" olup anlamı direk, sütun, dayanak, destek,payandadır. Bu ayetten ne anlamamız gerekiyor ?

Dünyanın direkler üzerinde durduğunu mu belirtiyor ?

Ne dersiniz

*Butun insanlar derisinin altinda aynidir. -Natan

*Bir birey, baska bir bireyle aralarinda ancak saygisal bir bag varsa iletisim kurabilirler. -Evrensel Insan

*Ogrenme sevgisini hayatinizin merkezine koyun.- Natan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"Tanrı herşeyi biliyorsa, merak etmenin nasıl bir duygu olduğunu bilemez" paradoksu VraeL İslam 21 20-05-2015 22:38
İsa’nın gerçekten yaşamış biri olduğunu gösteren tarihsel kanıtları inceleyin. hur-kus Hristiyanlık 71 26-08-2011 11:30
‘Tanrı’yı Bu İşe Karıştıramayız’ hur-kus Felsefi Tartışmalar 4 28-06-2010 00:29

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:53 .