Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 18-10-2007, 00:16
deggial - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
deggial deggial isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2007
Mesajlar: 251
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

tardu, HY nın senin külliyat dediğin zırvalarından birkaç sayfa okumak yeterlidir. tamamını okuyup en değerli şey olan zamanını niye boşa harcayasın!

siz inançlılar evrimin sizin yaradılış teaorinize kastetmediğini anlamadığınız sürece, evrimin gerçekliğine boş gözlerle bakmaya, bilimsel kaynaklar yerine sizin gibi gözleri bağlanmış evrim teorisini sözde çökerttiğini iddia edenlere inanmaya ve onların bu yalanlarına ortak olmaya devam edersiniz!

All thinking men are atheists
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 18-10-2007, 00:51
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..



isin garibi bu adam teorisinin, tanrinin Adem Havvasi ile cakistiginin farkinda degil. HY gibileri bu evliya yuzlu adama yakistirmadigini birakmadi. Darwin'in tanriya inanmadigina dair en kucuk bir sozu yoktur, hayati boyunca inancli bir Hristiyan olarak yasadi. Manken kizlari genc imamlari ile yataga sokup filme cekmedi. HY sanki kendi akil hastanesinde yatmamis gibi utanmadan, "Darwin bir deliydi", "bir delinin teorisi" gibi ifadeler kullanir.
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 18-10-2007, 01:05
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

Teizm (Tanrı ve dinlerin kabulü)
Deizm (Tanrının kabulü, dinlerin reddi)
Panteizm (Tanrı evrendir)
Panenteizm (Tanrının ve evrimin kabulü)
Agnostisizm (Tanrının olup olmadığı bilimsel olarak bilinemez)
Ateizm(Tanrının da dinlerin de reddi)

Bu sıralama tanrı ve din inancının nasıl aşama aşama ortadan kalktığını gösterir. -NİL.....................................

Bumudur !!! budur abi...
Tut şunun ucunu döşeyelim abi. Fırattan dicleden geçirelim abi,

Hayırlı olsun...Mısıra vardık sağ selamet.

Şimdi de , Mısır diyarlarından www.dursunbedrihan.net abimizden içi yanık bir türkü;
Tevfik fikret abimize de bu arada hörmetler *:wink:

Sus sus sus kimseler duymasın, sus sus sus (gerisini unuttum)

Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 18-10-2007, 01:19
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

Sevgili tardu , büyük alim ,büyük yazar, bu adam kendi hiç bir şey yazmaz. Yazılanları da sadece müritleri tarafından tercüme edilir. Tercümelerde şu adresten yapılır.Yani türkiyede üretilmiş bir fikir yok. hepsi taklit
ve intihaldir.




http://www.icr.org/

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 18-10-2007, 09:33
gercekisim gercekisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelikten Ayrılanlar
 
Üyelik tarihi: 05 Oct 2007
Mesajlar: 479
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

nil";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili tardu,



Teizm (Tanrı ve dinlerin kabulü)
Deizm (Tanrının kabulü, dinlerin reddi)
Panteizm (Tanrı evrendir)
Panenteizm (Tanrının ve evrimin kabulü)
Agnostisizm (Tanrının olup olmadığı bilimsel olarak bilinemez)
Ateizm(Tanrının da dinlerin de reddi)
Sevgli Pante şimdi Sn. Nil'den alıntıyla 2. sayfada tartıştığımız konuya dair birşey sormak istiyorum.Siz Deistlerin evrimi kabul ettiğini söylüyordunuz,bense evrimi kabul ya da red gibi bir netliğin deist için olmadığını söylüyordum.Yukarıdaki Deizm ve Panenteizm tanımlarına bakarak Panenteistlerin evrimi kabul ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz ancak Deistlerin evrimi net olarak kabul ettiklerini söyleyemeyiz,şayet bu kabulün deist için de geçerli olduğunu söylersek ikisi arasında ne fark kalır?(Panenteizm dinleri kabul etmiyorsa tabi,ben öyle olduğunu sandım zira kabul ederse o da başka bişey olur heralde)

Bu soruları birşeyi kötülemek ya da yalan çıkarmak için sormuyorum sadece bu konularda ben çok yeterli olmadığımı düşünüyorum ve en azından tanımların net olarak anlamak istiyorum çünkü tanımları bilmeden yapacağım tartışma,temeli sağlam olmayan bir tartışma olabilir.

Ayrıca Darwin'in dediği gibi olsa bile neticede insan ve diğer canlılar başka bir canlıdan türeyip evrim geçirerek meydana gelmişse bile,ilk madde nereden geldi sorusuna yanıt bulmak yine bir meseledir zaten benim Tanrı inancıma sebeb te budur.

sonuç olarak:
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz
Kuklacı felek usta, kuklalarda biz
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bittimi oyun, sandıktayız hepimiz
Ömer Hayyam ...
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 18-10-2007, 11:26
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

Sevgili Gerçekişim;
Ben "Deizm evrim teorisini kabul eder" demiyorum, yanlış anlaşılmasın.
Deizm yaratılış inancına, yani Adem ile Havva masalına kesinlikle inanmaz.
Ortada ise bir yaratılış inancı vardır, bir de evrim teorisi.
Dolayısıyla Deist olan birinin evrim teorisine karşı olup yaratılış teorisini savunması mümkün değildir. O zaman o deist değil, teist olur. Kendisine bir din beğenmesi gerekir.

Peki neden evrim teorisi konusunda net bir görüş yoktur Deizmde.
Çünkü Deizm akımı 17. ve 18. yüzyılda etkindir. Evrim teorisinin ortaya çıkışından sonra bu konuda deizm adına görüş sunacak ve görüşleri itibar görecek bir deist duymadım ben. Yani deizm 20. yüzyılda etkinliği olmayan, zayıf bir felsefedir.

Deizm düşüncesine ilk çağda Heraklitus'ta rastlanır. Deizm sadece ilk yaratmaya inanır. Bu da evrenin yaratılışıdır. Dünyadaki ilk canlılık değildir Deizmin nedeni.

Ama insanların dinlerden özgür olanlarının kimisi evrenin ilk yaratılışından dolayı, kimisi ilk canlı olayından dolayı, kimisi de mutasyonlardan dolayı, kimisi de tümünü birden düşünüp, bunların olasılıklarının ardarda gelmesinin mümkün olamayacağı düşüncesiyle Tanrıya inanmışlardır.

Senin takıldığın konu ise yani ilk canlılık evrim teorisinin kapsamı dışındadır. Evrenin yaratılışı da.
Sadece mutasyonlar evrim teorisi içindedir o da benim takıntım.
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 18-10-2007, 12:01
gercekisim gercekisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelikten Ayrılanlar
 
Üyelik tarihi: 05 Oct 2007
Mesajlar: 479
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

Deizm adına kaydadeğer birisi çıkıp görüş açıklamamış ta olsa ben en azından kendi açımdan Tanrıya inanan ancak dinleri reddeden birisi olarak evrim teorisinin gerçekliğine ya da dinlerin yaratılış hikayesine inandığımı söyleyemiyorum.her ikisinin de karşıma bilinmezlikten başka birşey çıkardığını sanmıyorum kısacası sıfıra sıfır elde var yine sıfır.
Evrime dair yazıları okuyorum sonra da karşıt fikirleri okuyorum evrime dair olanlarında sizin de dediğiniz gibi doğal seleksiyon ve mutasyonlarla canlı türlerinin oluşumundan bahsediliyor ancak karşıt görüşlerde de bugüne dek olumlu etkisi olan bir mutasyonun görülmediği belirtiliyor,doğal seleksiyon olayı her ne kadar olabilir gibi görünse de bunun evrim teorisine tam destek olmasını düşünemiyorum zira;doğal seleksiyon sonucu ortaya yeni bir tür çıkmıyor bu sadece mutasyona geçişte bir sıçrama zemini olabilir ama mutasyon aşamasında ortaya çıkan olumlu bir değişim var mı?yok mu? varsa nedir? bu soruların yanıtını bulmak lazım varsa sizden duymak isterim. Şayet evrim varsa o zaman ben de deizmin bir sonraki aşaması sayılabilcek belki de bir kolu sayılabilecek Panenteizm düşüncesine geçerim ancak yoksa bu konu benim için yine de aklımızın sınırlarını aşan bir varsayıma dayalı halde kalır insan ve tüm canlılar,cansızlar bir yaratıcı tarafından yaratılmıştır ancak biz bunun ne şekilde olduğunu bilemiyoruz demeye devam etmek durumunda kalırım,ne dinlerin varsayımını ne de Darwinin teorisini destekleyemem.
Sizin dediğiniz gibi ilk canlılık evrim teorisi dışındadır elbette ama benim asıl merak ettiğim şey esasen ilk yaratılıştır,galiba tümevarım değil de tümdengelim şeklinde düşünüyorum Dinler yaratılışı Tanrı Adem'le Havva'yı yarattı şeklinde kestirip atıyor ateistler de böyle birşeyi sözkonusu bile etmeyerek kestirip atıyor,evrimi savunanlar da bununla igilenmiyorlar arada biz de düşünüyoruz nasıl oldu bu iş (yaratılış) diye ve düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

Ben Dünyadaki hiçbirşeyin tesadüfen olduğunu düşünemiorum doğrusu çünkü herşey birbiriyle etkileşim içinde tıpkı meşhur "kelebek etkisi" gibi.Ne olursa olsun bence insan yine de *bilime dayalı çalışmasını sürdürmelidir,hayallerini de kullanmalıdır elinden geleni yapmalıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 20-10-2007, 14:17
nil nil isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2007
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 68
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

Sevgili Arkadaşlarım,

Evrim teorisini Darwin ve onun türleşme teorisi olan Doğal Seçilimle sınırlamaya kalkarsak evrim teorisinin dinlerden, Darwin’in de peygamberlerden bir farkı kalmaz, böyle olunca da ne sorgulanabilir ne de gelişebilir.
Darwin’in kendisi de canlılığın kökenini sorgulamıştır fakat onun, zamanında genetik gibi evrim teorisini ilgilendiren diğer bilim dalları gelişmemiş olduğu için canlılığın kökeni ile ilgili fazla derine ve ayrıntıya girememiş, tüm canlıların kökenlerini aynı olduğunu söylemekle yetinmek zorunda kalmıştır.
Evrim teorisi canlılığın kökeni ile ilgilenmez diye bir şey yok. Bu yaratılışçı bir söylemdir. Canlılığın kökeniyle ilgilenmeyenler ya da öyle görünenler, bunun tanrısal olduğunu, tanrının sırlarını öğrenmeye kalkmanın da küstahlık olacağını ve tanrının sırlarının bilinemeyeceğini düşünen yaratılışçılardır.
Pozitivistler de bilimin görevi gözlenebilen olguları incelemektir, metafizik olaylarla ilgilenmez, *tanrının olup olmadığı gözlenemeyeceği için bilinemez gibi aynı şeyleri söylerler, çünkü pozitivizm de insanlığın bilimin ve bilimselliğin önemini kavradığı fakat doğaüstü güçler inancından tam kurtulamadığı yaratılışçı bir aşamasını temsil eder ve günümüzdeki bilim otoritesini de pozitivistler temsil eder.
Yaratılışçılar bilimle tanrının varlığını kanıtlayıp tanrıyı yüceltmek ve *tanrı inancını artırmak için ilgilenirler. Pozitivistler de her ne kadar metafizikle ilgilenmediklerini söyleseler de en azından meraktan ilgilenirler.
Çünkü bilimin asıl görevi ve hedefi tıpkı felsefe gibi evrenin, canlının kökeni gibi tüm bilinmeyenleri ve merak edilenleri en azından nereden gelip nereye gittiğimizi bilecek kadarını bilmektir. Ve bilim bilir.
Felsefe bunu akılla bilmeye çalışır, bilim ise deneylerle bilmeye çalışır. Bilinmeyenlerin bilinebilmesi bu ikisinin birlikteliği ile çok daha kolaylaşır. Yani bilimsiz felsefe olmaz, felsefesiz de bilim olmaz. Bilile felsefe ayrı tutulduğu zaman ikisi de bir yere varamaz, bilinmeyenler bilinemez. Bu yüzden bilim başladığından beri doğaüstüne dayanan felsefe gerilemeye, bilimsel felsefe ilerlemeye başlamıştır ve hep ikisini bir arada görürüz.
Günümüz biliminde artık olguların doğasını ve gerçekliğini anlayabilmek için gözlemlemek de şart değildir. Atom altı parçacıkları da gözlemleyemiyoruz fakat matematiksel hesaplamalar ve bilimin verilerine, pratiğe ve birbirine uyumlu deneylere göre gözlemlemeden de gerçek olduklarını biliyoruz. Bu yüzden günümüzde artık “gözümle görmeden inanmam” sözünün de bir geçerliliği kalmamıştır. Gözümüzle görmediklerimiz bilimsel *olmak şartıyla gerçek olabilir ya da sihirbazlık gösterileri ve halisinasyonlarda olduğu gibi gözümüzle gördüklerimiz bile gerçek olmayabilir.
Günümüz evrim teorisi, *paleontoloji, biyokimya, biyofizik, moleküler biyoloji, genetik gibi birçok bilim dallarını kapsar, dolayısıyla da hayatın kökleriyle ilgilenir.
Evrim hayatın kökleriyle doğrudan bağlantılı olduğu için evrimciler de hayatın kökleriyle başından beri her zaman özellikle ilgilenmişlerdir , özellikle de materyalist evrimciler ilgilenmişler, bu konuda *epey yol da almışlardır.
Aristoteles’in başlattığı kendiliğinden türeme anlamına gelen Abiyogenez kuramı, materyalist evrimcilerin bir kuramıdır, organik maddelerin inorganik maddelerden oluştuğunu, yani canlılığın cansız maddeden oluştuğunu savunur. Yaradılışçı evrimciler yani canlının ancak başka bir canlıdan oluşabileceğini savunan biyogenezciler ise sürekli buna karşı çıkıp çürütmeye uğraşmışlardır. !860 larda Pasteur, siterilize edilen sıvıların içinde canlı oluşmadığını tespit ettiği deneyleriyle abiyogenezcileri uzunca bir süre susturmayı başarmıştı ama aslında yaptığı bilimi duraklamaktan başka bir şey değildi.
Çünkü 1930 Larda Haldana, Beuter, özellikle Rus biyokimyacı Oparin kendiliğinden türeme konusunda birçok ilginç ve ayrıntılı bilgiler vererek karbonhidratların, yağların, aminoasitleri kimyasal maddelerden oluşabileceğini, canlıların aracılığı olmadan organik maddelerin kimyasal olarak oluşturulabileceğini göstermişlerdir. Daha sonra 1953 yılında Amerikalı kimya öğrencisi S. Miller daha sonra da ve Nobel ödüllü M. Calvin protein, çekirdek asitleri ve canlılar için gerekli olan diğer karmaşık büyük moleküllerin metan, amonyak,su, karbondioksit ve kükürtlü bileşiklerden nasıl meydana geldiklerini *deneylerle göstermişlerdir. Bundan sonra yapılan deneyler de sürekli aynı sonuçları vermiştir.
Yani canlılığın kökeni cansız maddedir. Cansızdan canlıya geçiş, inorganik moleküllerden organik moleküllere geçiş kabaca, organik moleküllerden de cansızla canlı arasında bir form olan virüslere geçiş, virüslerden bakteri gibi tek hücrelilere geçiş şeklinde olmuştur.
Evrimleşme, her canlının doğal genetik çeşitliliğindeki şartlara ve ihtiyaçlara daha uygun, daha sağlıklı ve daha güçlü olanlar doğal olarak seçilerek bugünkü çeşitliliğe ve türlere kadar gelmiştir.
Yapay seleksiyon sonucu örneğin kurtlardan kaniş köpekleri türetilebiliyorsa, doğal seleksiyon sonucu neden yeni türler oluşamasın. AİDS virüsü HIV in ilk başta tek bir tür virüsken *daha sonra bu virüsün başka bir türünün oluştuğu ve bunların da alt türleri olduğu, tüm diğer virüslerin de bu şekilde türleştiği tespit edilmiş durumdadır. Virüslerin türleşmeleri izlenebiliyor. İnsanlar uzun ömürlü canlıların türleşmesinin izlenmesi zor olduğu için onların da türleştiğine inanamıyorlar fakat fosil kayıtları bunu gösteriyor. Fosil bilim Paleontoloji en alttaki katmanlardan üst katmanlara doğru canlıların karmaşıklaşıp türleştiğini göstermektedir. Genetik bilimi de bunun böyle olduğunu göstermektedir. Diğer bilim dallarının verileri de bunlarla uyumludur.

Günümüzde ise artık kimyasal maddelerden virüs yapılabiliyor. Yapılan bu virüs tıpkı doğalları gibi hücrelere verildiğinde çoğalıp, protein kılıf üretip hücreden çıktıktan sonra diğer hücrelere bulaşıyor ve doğalının yaptığı hastalığı yapıyor.

Bilimciler artık bakteri DNA sı yapma peşindeler, bundan sonraki hedef ise yapay hücre.

Tanrı inancından ne kastedildiği düşünce akımlarına ya da kişilere göre değişebilir.
İlk hareket ettirici ya da evreni yasalarıyla birlikte yaratıp bırakmış bir tanrıya inanan birinin evrimi kabul *etmemesini gerektirecek bir neden yoktur, kabul edebilir.
Fakat insanların çamurdan şekil verilip can üflenmiş bir Ademle onun kaburga kemiğinden yaratılmış bir Havvadan türediğine inanan birinin evrimi kabul etmesi çelişkili olur.

Çünkü evrim yalnız canlılar için geçerli değil, evren, düşünce, bilim, teknoloji dil, din, gibi canlı cansız *canlı cansız her şeyin oluşum ve gelişimini içerir. Tümü evrim halindedir ve canlıların evrimi bunların tümüyle uyumlu olması gerekmektedir. Canlıların evrim teorisi Ademle Havadan başlatılamayacağı gibi virüslere kadar da araştırılıp bırakılamaz.Bu, Tanrı *insana evrimleşmesi için yalnızca virüsleri yaratıp bırakmış anlamına gelir. Buraya kadar araştırılıp bırakılıyorsa bunda bir önyargı söz konusu olur. Ki bilim de burda durmamış, canlıların evriminin canlılardan değil, cansızlardan başladığını göstermiştir.


Tanrı ve din görüşünün evrimine baktığımızda *aradakileri de çıkarıp bakarsak nasıl bir gelişme içinde olduğunu daha rahat görebiliriz.

Teizm (Tanrı ve din inancı)
Deizm (Tanrı inancı)
Ateizm (İkisi de yok)

Bilimden önce yalnızca doğaüstü inançlar vardı. Bu yüzden Teizm daha eski bir inanıştır. Daha sonra bilim ve uygarlık geliştikçe dinler insanlara mantıksız gelmeye başladı *ve yalnızca tanrı inancı kaldı . Bilim ve uygarlık daha da gelişince *artık Tanrıyı da gereksiz *bulup bu inançtan da kurtulabilenler *ortaya çıkmaya başladı. *Bilim ve uygarlık geliştikçe ve insanlar tarafından özümsendikçe de tüm insanlar *Tanrıyı gereksiz göreceklerdir. Teizm bilimden önceki çağların, Ateizm ise bilimin geliştiği çağımızın inancıdır. Şu anki Teizmin şahlanışı kimseyi yanıltıp aldatmasın, Bu yalnızca doğal olan bir geri gidiş sürecidir, bilim geliştikçe Teizm körelecek azalıp Ateizm gelişecektir.

Bu dur sevgili okinonoJ
Susmam, sustukça, sıra bana gelecekJ

Tanrı bilimin boşluklarındadır.
Bilim boşluklarını doldurdukça Tanrı'ya yer kalmayacaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 20-10-2007, 14:54
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

Sevgili Dilaver;

Papağanın biri çok küfürbazmış. Sahibi artık bunalmış ve veterinere gitmiş.

Veteriner demiş ki; bu papağanı yemsiz susuz 15 gün kafesinin üzerine simsiyah bir örtü örterek yalnız bırakın demiş. Ama sakın örtüyü açmayın en ufak bir ışık dahi girmesin içeri demiş.

Adam eve gitmiş. Ve aynen uygulamış herşeyi. 1 gün 2 gün 3 gün derken 10.gün papağanda hiç ama hiç ses yok.

11,12,13 gün adam hayıflanmış, bu papağan kesin öldü demiş.
Ama iki gün kalmış, doktor tavsiyesine uymak lazım demiş..

14. soınunda kafesin başında başlamış dışardsan sesleri dinlemeye, tık yok....

Artık çatlayacak adam...

Siyah örtünün altından hafifçe elini uzatmış, sonra tutmuş titrek ellerle örtüyü, ve kafasını iyice eğerek kafesi en azından ucundan görecek kadar aralamıış;

İşte o 14.gün sonunda papağan tekrar hafızasını olduğu gibi hatırlamış ve

Dayanamdın ... demiş.

......

Oki, savaş baltasını topraktan çıkardı....

İlk hamle basit olsun;

Ne demiş bakalım sayın Nil;

Bilim ve uygarlık geliştikçe ve insanlar tarafından özümsendikçe de tüm insanlar *Tanrıyı gereksiz göreceklerdir. Teizm bilimden önceki çağların, Ateizm ise bilimin geliştiği çağımızın inancıdır. Şu anki Teizmin şahlanışı kimseyi yanıltıp aldatmasın, Bu yalnızca doğal olan bir geri gidiş sürecidir, bilim geliştikçe Teizm körelecek azalıp Ateizm gelişecektir. -Nil

Siz ne dediğinizi ve bilimde rasyonellik ile erekler arasında *bir yorumsal ilişki ve ispat etkeni olamayacağını biliyormusunuz?

Oki artık hep vurmayacak, artık öğretecekte.

İnançsızlığın en başından var olduğunu ispat etmek için uğraşan din; sizin sayenizde bunu başaracak gibi görünüyor. bu birrr.

Toplumsal yaşayışın biriktirerek aktardıklarına kültür denir bu da ikiiii

Gözünü seveyim susssss, size sıra gelene kadar kurbağanın gözü çatlayacak. bu da üççççç...


Bir bilmecem var çocuklar

Haydi sor sor....

Çayda kahvaltıda yenir Acaba nedir nedir ?

Aydınlık deyince akla ;,,

Tamam şimdi buldum,,

Her an onun adı gelir...

Zehir zehir zehir...
................


Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 20-10-2007, 15:23
nil nil isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2007
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 68
Standart Re: Harun Yahya'ya cevap..

Ne dediğini pek anlamadım ama ben Teizmden önce ya da Teizm zamanında Ateizm yoktu demedim, Teizmden önce insanların Teizmdeki gibi bir tek tanrı inancı yoktu, bu anlamda Ateizm vardı. Teizmle birlikte de vardı ama çok azdı, hala da az, ama giderek artmaktadır, bilim ve uygarlık ilerledikçe, yani insanlar bilimden yeterince okuyup *haberdar olup özgür düşünebildikçe de Teistler azalacak Ateistler *artmaya devam edecektir.

Ben böyle düşünüyorum sevgili okinono kabul etmek zorunda değilsin.

Tanrı bilimin boşluklarındadır.
Bilim boşluklarını doldurdukça Tanrı'ya yer kalmayacaktır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:18 .