Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #361  
Alt 11-04-2019, 23:06
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.614
Standart

Çinli bilim insanları, maymunlara insan beyni geni nakletti

Çinli bilim insanlarının gen düzenleme teknikleri kapsamında yaptıkları deneylerin sonu gelecekmiş gibi görünmüyor. Bilim insanları bu sefer de insan beyni genlerini maymunlara aktardılar.
Üzerlerinde deney yapılan Makak maymunlarının daha zeki hale gelerek, hafızalarının kuvvetlendiği ifade edilen açıklama sonrasında ise bilim dünyası bahse konu deneylerin nereye kadar devam edeceğini tartışmaya başladı.

Ayrıca Bkz."Çin bu sefer de bir polis köpeğini klonladı"
Çinli araştırmacıların MCPH1 geninin insan varyantını Makak maymunlarına uyarlayarak gerçekleştirdiği deney sonucunda, maymun beyninin insanlarınkine benzer bir gelişim kaydettiği belirtiliyor.

China Daily sitesine göre deney sonucunda, hayvanlar sıradan maymunlara göre daha iyi tepki süresine ve gelişmiş kısa süreli hafızaya sahip olmuşlar.

Söz konusu deneye tepki gösteren genetik bilimci James Sikela durumu, “İnsan genlerinin beyin evrimine olan etkilerini incelerken genetiği değiştirilmiş maymunları kullanmak hiç uygun değil. Karşı karşıya kaldığımız durum tam anlamıyla kaygan bir zemin üzerinde duruyor.” sözleriyle eleştirmiş. Bilim insanı ayrıca, deneylerin hayvanların hayatlarını değersizleştirdiğini ve ileride ölçünün iyiden iyiye kaçabileceğini belirtmiş.

Akıllara, “Maymunlar Gezegeni” senaryolarını getirse de bahse konu deneylerin insanlığın nasıl ve neden bu kadar akıllı hale geldiği sorularına bir cevap aradığı belirtiliyor.

Çinli bilim insanlarının gen düzenleme teknikleri kapsamında yaptıkları deneylerin sonu gelecekmiş gibi görünmüyor. Bilim insanları bu sefer de insan beyni genlerini maymunlara aktardılar.
Üzerlerinde deney yapılan Makak maymunlarının daha zeki hale gelerek, hafızalarının kuvvetlendiği ifade edilen açıklama sonrasında ise bilim dünyası bahse konu deneylerin nereye kadar devam edeceğini tartışmaya başladı.

Ayrıca Bkz."Çin bu sefer de bir polis köpeğini klonladı"
Çinli araştırmacıların MCPH1 geninin insan varyantını Makak maymunlarına uyarlayarak gerçekleştirdiği deney sonucunda, maymun beyninin insanlarınkine benzer bir gelişim kaydettiği belirtiliyor.

China Daily sitesine göre deney sonucunda, hayvanlar sıradan maymunlara göre daha iyi tepki süresine ve gelişmiş kısa süreli hafızaya sahip olmuşlar.

Söz konusu deneye tepki gösteren genetik bilimci James Sikela durumu, “İnsan genlerinin beyin evrimine olan etkilerini incelerken genetiği değiştirilmiş maymunları kullanmak hiç uygun değil. Karşı karşıya kaldığımız durum tam anlamıyla kaygan bir zemin üzerinde duruyor.” sözleriyle eleştirmiş. Bilim insanı ayrıca, deneylerin hayvanların hayatlarını değersizleştirdiğini ve ileride ölçünün iyiden iyiye kaçabileceğini belirtmiş.

Akıllara, “Maymunlar Gezegeni” senaryolarını getirse de bahse konu deneylerin insanlığın nasıl ve neden bu kadar akıllı hale geldiği sorularına bir cevap aradığı belirtiliyor.

https://futurism.com/the-byte/chines...an-brain-genes

https://www.donanimhaber.com/Cinli-b..._source=Bundle

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #362  
Alt 12-04-2019, 12:15
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.614
Standart

Filipinler'de yeni insan türü keşfedildi

Filipinler'in en büyük adası Luzon'da, modern insanlarla aynı zamanda yaşamış yeni ve garip bir insan türü bulundu.

Tuhaf bir yeni tür, insan ailesine katıldı. Filipinler'deki en büyük ada olan Luzon'daki bir mağarada bulunan insan fosillerinin arasında bulunan küçük azı dişleri, bu insanların küçük olduğunu gösteriyor. Kavisli parmakları ve ayak baş parmakları, ağaçlara tırmandıklarına işaret ediyor.

Homo luzonensis adı verilen bu tür, Neandertaller ve Denisovalılar da dahil olmak üzere, dünyanın çok sayıda arkaik insanın yaşadığı ve Homo sapiens'in Güneydoğu Asya'ya ilk ayak bastığı zamanlarda, yani 50.000-80.000 yıl önce yaşamıştı.

Arkeolog Adam Brumm, “Bu gerçekten sansasyonel bir keşif. Tüylerim diken diken oldu” diyor.

Homo floresiensis “hobbit” kafatası ve modern insan kafatası karşılaştırması. C: Yousuke Kaifu
Keşif, alışılmadık bir başka eski insan türü olan ve Endonezya'daki Flores adasında bulunan küçücük Homo floresiensisleri anımsatıyor. Homo floresiensis türünün takma adı hobbitler.

Homo ayak kemikleri uzmanı Jeremy DeSilva ekip arkadaşları, Güneydoğu Asya adalarının, eski insanlar için bir çeşitlilik beşiği olabileceğinden ve Homo floresiensis gibi Homo luzonensis'in de bir adada izole kalmasından dolayı küçük vücutlar geliştirmiş olabileceğinden şüpheleniyor.

Paleoantropolog Armand Mijares'in liderliğindeki bir ekip 2007 yılında, Luzon adasındaki Callao Mağarası'nda bir metatarsal (ayağın üstündeki kemiklerden biri) buldu. 2010 yılında yayınladıkları araştırmaya göre, bu kemiğin şekli, cinsimizin bir üyesine ait olduğunu açıkça gösteriyordu. Uranyum oranları, kemiğin yaş aralığını 50.000 ila 80.000 yılları arasında, asgari yaşın ise muhtemelen yaklaşık 67.000 yıllık olduğunu gösterdi.

Parmak ve ayak kemiklerinin kavisli olması, tırmanmanın bu türler için hala önemli bir aktivite olduğunu gösteriyor. C: Florent Detroit
Mijares'in ekibi 2011 ve 2015'te bölgeye geri döndü ve “bonanza” adını verdikleri fosili buldu. Daha önce bulunan ayak kemiği parçası ile aynı katmanda, aynı bireyin sağ üst çenesinden beş diş, iki diş, iki parmak kemiği, iki ayak kemiği ve kırık bir kalça kemiği keşfedildi. Araştırmacıların söylediğine göre bu kemikler, muhtemelen hepsi aynı türden en az üç bireyi temsil ediyordu.

Dişler, diğer Homo türlerinde de bulunan benzersiz bir özellikler bütünü gösteriyordu. Küçük azı dişlerinin boyutu yaklaşık olarak bizimkilerle aynıydı, fakat bu dişlerin tek bir kökü değil, ilkel tür özelliği olarak iki ya da üç kökü vardı.

Paleoantropolog Florent Détroit, “Azı dişleri ise oldukça modern bir özellikle tek köklüydü ancak inanılmaz derecede küçüktü: sadece 10 milimetre uzunluğunda ve 8 milimetre genişliğinde” diyor. Bu boyutlar, hobbit lakaplı Bu Homo floresiensis'inkinden bile daha küçük.

Homo luzonensis'e ait dişler. C: Callao Cave Archaeology Project
Détroit, “Diş boyutları vücut boyutları ile ilişkilidir, bu nedenle Homo luzonensis'in küçük vücutlu olması mümkün” diyor. Ancak bunu kesin olarak bilebilmemiz için tüm halde kol veya bacak kemiği bulmamız gerekir.

Uzun ve kavisli parmaklar ve baş parmaklar, Lucy gibi Australopithecus türüninkine benziyor. Erken bir insan atası türü olan Lucy'nin, hem dik bir şekilde yürüdüğü, hem de ağaçlar arasında sallandığı düşünülüyor.

Paleoantropolog Tracy Kivell, “Bu parmaklar, büyük bir ihtimalle ağaçlara tırmandığını gösteriyor” diyor.

Paleoantropolog Susan Antón, “Ne dediklerini anlıyorum ama aynı zamanda daha fazlasını istiyorum” Bir kafatası kemiği ya da Antik DNA yeni bir tür olup olmadığını ortaya çıkarabilir. Fakat DNA, mağaradaki gibi sıcak, nemli koşullarda hızla parçalanır ve söz konusu fosiller incelendiğinde Antik DNA'yı verecek hiçbir genetik materyal bulunamadı.

Homo luzonensis'in farklı bir tür olup olmadığı bir kenara, yüz binlerce yıl boyunca adada izole kalarak evrim geçirmiş olabilir. Luzon'daki kasaplık işlemleri görmüş gergedan kemikleri 700.000 yıl önceye dayanıyor, ancak araştırmacılar hangi insan türünün bundan sorumlu olduğunu henüz bilmiyor.

Mijares ve ekibi tekrar mağaraya geri döndü. İnsan hikâyesinin birçok parçası Güneydoğu Asya'nın adalarında gizleniyor olabilir.

Antón, insan evrimi söz konusu olduğunda, sandığımızdan çok daha az şey bildiğimizi söylüyor.

http://gazetekarinca.com/2019/04/fil...ru-kesfedildi/

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #363  
Alt 13-04-2019, 22:12
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.055
Standart

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Gökbilimciler, uzak bir galaksinin merkezinde yer alan süper kütleli kara deliğin ilk kez fotoğrafını çekti.
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47868739
Bunu bir de gerçek delikmiş gibi sananlar var. Sanki evrende her şeyi yutan gizemli bir delikmiş gibi.
Halbuki bir delik falan yok ortada.
Sadece yüksek çekim gücü olan bir bölge.

Karadelik ile bigbang çarpıtmasının ilişkili olduğunu düşünüyorum.
İkisinde de ''yoğunlaşmış nokta/bölge'' sözkonusu.

Karadelikler her şeyi çekiyor da nereye gidiyor? belki de bigbang denilen şeye dönüşüyor devamında.
Çektiği her şeyi saçarak patlıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #364  
Alt 13-04-2019, 22:32
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.006
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çektiği her şeyi saçarak patlıyor.
Çekkkk çekkk çekkkk çekkkk çekkk çekkkk .....
.....
.....

Çekkkkkk çekkkk nereye kadar dimi ? Bi yerden sonra sığmazsın oraya ve patlarsın.

Karadeligin fotograflanması ile alakalı
Nerede okudum bilmiyorum ama güzel benzetme yapmış birisi , " istanbuldan çıplak gözle bakınca hindistadaki bir ağacın üzerindeki meyvanın çekirdeğini görmek gibi bir basarıya imza atılmış " demiş birisi
Alıntı ile Cevapla
  #365  
Alt 17-04-2019, 15:25
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 2.614
Standart

3 boyutlu yazıcıda bir bütün organ olarak kalp üretildi

İnsan hücresi ve damarları kullanılarak üç boyutlu yazıcıda ilk kalp üretildi.

Bu çalışmanın, organ naklinin geleceğini değiştirebilecek büyük bir başarı olduğu belirtiliyor.

Amerika'nın Sesi'nde yer alan habere göre Tel Aviv Üniversitesi'nde yürütülen çalışmada, üretilen kalp pembe-mavi renkte ve sadece bir tavşan kalbi büyüklüğünde.

Ancak çalışmayla ilgili bilgi veren proje direktörü Dr. Tal Dvir, daha büyük boyutlardaki insan kalbinin de yeni teknolojiyle üretilebileceğini söylüyor.

Dvir, daha öncede kalp yapısının üç boyutlu yazıcıyla üretildiğini ancak bu defa kalbin hücre, kan damarları ve karıncıklarıyla bir bütün organ olarak üretildiğini ifade ediyor.

Advanced Science tıp dergisinde yayımlanan çalışmanın ayrıntılarına göre üç boyutlu yazıcıda kalp üretmek en fazla üç saat sürüyor.

Araştırmacılar, hastaların hücrelerini ve "biyo mürekkep" adı verilen şeker ve protein karışımı biyolojik bir materyal kullanarak, yağ dokularından parça aldı.

Önce bağışıklık sistemiyle uyumlu, kan damarları olan kalp yamaları, ardından da tüm kalp üretildi.

Ancak araştırmayı yürüten ekip, üretilen kalbin kasılıp gevşeme becerisi olsa da hücrelerin kan pompalamayı yani "kalp gibi davranmayı" öğrenmesi gerekiyor.

"Belki 10 yıl içinde dünyadaki pek çok hastanede organ yazıcıları olacak ve bu prosedürler bir rutin haline gelecek" ifadelerini kullanan Dr. Dvir, kalp bağışının az olması nedeniyle bu alanda gelişmelerin aciliyetine de dikkat çekti.

http://gazetekarinca.com/2019/04/bir...kalp-uretildi/

Vicdanlar yaralandığında da kan akmış sayılmaz mı? -Thoreau...
Alıntı ile Cevapla
  #366  
Alt 04-05-2019, 00:23
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.006
Standart

https://www.webtekno.com/haber/amp/67990

Bir Bilim İnsanından Tuhaf İddia: Dünya'nın Merkezinde Kara Delik Var.
Alıntı ile Cevapla
  #367  
Alt 04-05-2019, 12:38
Rapi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rapi Rapi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Mar 2019
Mesajlar: 546
Standart

https://www.webtekno.com/kara-delige...eo-h67929.html

Geleceğin astronomları, ilk ve son derece bulanık olan fotoğraftan daha iyi görüntüler elde edecekler. O vakte kadar elde ettikleri bilimsel veriler ise yukarıdaki gibi dijital sanatçılar tarafından yorumlanacak?
İzlediğiniz videoda tuhaf bir deneyim yaşamanız doğal. Bunun bilimsel olarak birkaç nedeni var. Kara deliklerin etrafında, kütleçekim yoğunluğu nedeniyle "lensleme etkisi" oluşuyor. Bu etki, kara delik dediğimiz o küresel karartının arkasındaki şeyleri, önündeymiş gibi görmemizi sağlayabiliyor. Yani hangi açıdan bakarsanız bakın, kara deliğin etrafında bir disk görmeniz mümkün.
Alıntı ile Cevapla
  #368  
Alt 17-05-2019, 23:10
Rapi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rapi Rapi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Mar 2019
Mesajlar: 546
Standart

Element Oluşumunun Yıldızlarda Başladığı Nasıl Keşfedildi?

Periyodik çizelgedeki tüm elementlerin kökünün yıldızlardan geldiğini artık hepimiz biliyoruz. Yaklaşık 70 sene önce ortaya çıkan bu bilgi, insanlığın kendi varoluşunu anlamak için attığı en büyük adımlardan biri olarak görülmüştü ve öyle de oldu.
Paul Merrill isimli bir astronom, Mount Wilson Gözlemevi'nde teleskopla gökyüzünü incelerken oldukça enteresan bir durumla karşılaştı. Uzak bir yıldızdan gelen bir ışığa bakarken, yıldız üzerinde teknetyum elementine ait izler buldu. Ancak o dönemde var olan bilgi ve birikim bu durumu açıklayamıyordu çünkü teknetyum fizikçilerin ‘yapay' dediği elementlerden biriydi ve bir yıldız üzerinde nasıl oluşabileceği henüz bilinmiyordu.


Merrill, bu oldukça sıradışı keşfini bir makaleye döktü ve 2 Mayıs 1952'de Science dergisine bu keşfi bildirdi. Bu oluşum ile ilgili üç fikri vardı. Bunlardan ilki yıldızlarda ağır elementlerin oluşabildiği fikriydi, ancak hala bir yıldızda nasıl ya da ‘kimlerce' ağır elementler oluşabileceği anlaşılır değildi. Merrill'in yaptığı bu sıradışı gözlem, evreni anlama yolunda atacağımız en büyük adımlardan biri için kapıyı aralamış oldu.


50'li yılların başlarında evrenin oluşumuna dair en popüler düşünce ‘büyük patlamaydı, ancak bu konu hakkında çalışma yapan bilim insanlarının hiç biri elementlerin oluşumuna dair net bir cevap veremiyordu. Ancak açılan bu yol ve nükleer fizik çalışmaları sayesinde, konunun aslının öğrenilmesi uzun sürmedi. Dönemin en önemli dört nükleer astrofizikçisi, konu üzerinde birlikte çalıştı ve oldukça başarılı ilerleyen bu çalışmalar sonucunda yıldızlar ve elementlerin oluşumu süreci açığa çıkmaya başladı.


Yıldızların merkezinde meydana gelen ve çekim sebebi ile yaşanabilecek içe çökmeleri de engelleyen bir dizi nükleer reaksiyonun, hafif elementleri daha ağır olanlara bağlayacak şekilde işlediği anlaşıldı ve böylece elementlerin aslında yıldızlarda ‘doğal yollarla' ortaya çıktığını keşfetmiş olduk. Keşfin tam olarak anlaşılması ve ortaya çıkması için 5 yıl gerekti ve 1957 senesinde ‘Elementlerin Yıldızlarda Sentezi‘ başlıklı bir makale ile ilan edildi.

Yıldızlar ve element oluşumuna dair halen birçok çalışma yapılıyor ve bilim insanları bu nükleer reaksiyonların ve element oluşumlarının, evrenimizin oluşumunda etkisi olan şey olduğunu düşünüyorlar. Bilim dünyası ve uzayı anlama yolunda atılan bu önemli adımdan bu yana birçok bilimsel ve teknolojik gelişme yaşandı ve hepsinin bir tür birikerek çoğalmanın ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Bilim insanları da bu sayede gelecekte evrene dair daha çok şeyi bilebilmeyi umut ediyor.
Kaynak: gaiadergi
Alıntı ile Cevapla
  #369  
Alt 18-05-2019, 20:50
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.055
Standart

evet hepimiz yıldız tozuyuz.
evrenin toz parçalarıyız.
Alıntı ile Cevapla
  #370  
Alt 23-05-2019, 01:23
Rapi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rapi Rapi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Mar 2019
Mesajlar: 546
Standart

Kara Delik Fotoğrafları Black Hole Friday


1- "Blazar"
Antarktika'da bulunan Ice Cube Nötrino Gözlemevi, 4 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan bir ‘blazar' parçalarını gözlemlemeyi başardı. Bu gözlem, önceki gözlemlerle de karşılaştırılarak, ‘blazar'lar hakkında daha derin araştırmalar yapılıyor.

2- Aktif Galaktik Çekirdekler
Gösterilen fotoğrafta, sürekli kara deliği besleyen tozlarla çevrili bir kara delik gösterilmiştir. Burada bir iç içe olma durumu söz konusu. Bu durum da ‘Blazar' olarak da bilinen, Gama ışını patlamalarına yol açar.

3- Canavar Kara Delikler
Süper kütleli kara deliklerin nasıl oluştuğu hala gizemini koruyan bir durumken bu konuda en kabul gören teori, galaksilerin çarpışması sonucunda daha büyük bir nesne oluşturması teorisidir. Paylaşılan görüntüde birleşen kara deliklerin UV ışın yaydığı gözlemlenmiştir.

4- Yerel Kara Delikler
Bilim insanları son dönemlerde bu tarz kara delikleri araştırmaya yönelmiş durumdalar. Uluslararası Uzay İstasyonu, bu gözlemleri yapabilmek için "Nötron Yıldızı İç Yapısı Kaşifi" deneyini yaptı ve GRS1915+105'in disk rüzgarlarından bir basınç akışı oluşturduğunu keşfetti.

5- Birikim Diskleri
Bu görüntü, düz bir disk şeklindeki kara delik etrafında dönen sıcak plazma gazının oluşturduğu birikim diskini göstermektedir. Sıcak plazma gazları, kara deliklerin yaklaşık 10 yılda emdiği maddelerden sonra yayılmaktadır. Paylaşılan görsel Aralık 2017'de yapılan bir gözleme ait.

6- Beklenmedik Kara Delik
Paylaşılan görselde, galaksinin ortasındaki bir süper kütleli kara delik gösteriliyor. 2018 yılının Nisan ayında NASA tarafından keşfedilen kara deliğin bulunduğu yer, evrenin boş olarak nitelendirilen bir bölgesindeydi. Güneş'ten 17 milyar kat daha ağır olan bu kara deliğin keşfi, kara deliklerin yaygın olarak ortaya çıkabilecekleri fikrini düşündürtüyor.

7- Keşfedilmiş En Uzak Kara Delik
Fotoğraftaki kara delik, bugüne kadar keşfedilmiş en uzak kara delik olma özelliğini taşıyor. Merkezindeki maddeleri emen bir kara deliğe sahip olan yıldızsı gök cismi, Dünya'ya yaklaşık 13 milyar ışık yılı uzaklıkta.

8- Büyük Manyetik Alanlar
Bu fotoğraf, içerisinde süper kütleli bir kara deliğe sahip olan ‘Cygnus A' Galaksisi'ne ait. Galaksinin çevresindeki tozlara ‘Torus' adı veriliyor ve bu tozlar büyük bir manyetik alan sayesinde kara deliği besliyorlar. Bu gözlemler Stratosferik Gözlemevi tarafından, kara deliklerin nasıl beslendiği araştırmaları yapılırken elde edilmiş.

9- Süper Kütleli Kara Delik
Fotoğraftaki kara deliği işaret eden ve tam ortada görülen galaksinin ismi NGC 4151'dir. NASA, James Webb Uzay Teleskop'u yardımıyla bu kara deliğin kütlesini ölçmeye çalışıyor. Uzmanlara göre bu kara deliğin kütlesi, Güneş'in kütlesinin neredeyse 40 milyon katı.

10- Kara Delik Nasıl Oluşur?
Kara delikler, yaşam döngüsünü tamamlayan yıldızların, bir süpernova patlamasıyla ölmesi sonucunda yoğun bir nesneye çökmesiyle meydana gelirler. Görünür ışık skalasında olmayan Gama ışınları, kısa süren patlamalarla yayılırlar. NASA, bu olayı daha detaylı gözlemleyebilmek için Neil Gehrels Swift gözlem evini kurdu.
Kaynak: inversecom
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
bilim, bilim haberleri, buluşlar, çevre, en son araştırmalar, icatlar, keşifler, sağlık, teknoloji, uzay, yenilikler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:39 .