Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #61  
Alt 05-09-2008, 00:57
çakırcalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
çakırcalı çakırcalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Aug 2008
Mesajlar: 467
Standart

timsah´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
KULPLU GÜNEŞ VE KILIFLI AY ARABALARI
"Allah sözü edilen derya içinde Güneş için üç yüz altmış kulplu elmastan bir araba yaratıp, üzerine Güneş koymuştur. Güneş'i arabası ile doğudan batıya doğru çekip götürmeleri için her kulpundan tutacak bir melek tayin etmiştir. Ay içinde Hak Teala üç yüz kulplu sarı yakuttan bir araba yaratarak, üzerine Ay'ı yerleştirmiştir. Ay'ı arabası ile doğudan batıya çekip götürmeleri için her kulpu tutacak bir melek tayin edilmiştir. Ayrıca Ay için cevherden altmış kulplu bir kılıf yaratmış, her kulptan tutacak altmış melek tayin etmiştir. Ay'ın arabasını götüren melekler onu her gün Güneş'ten uzaklaştırdıkça, kılıfını tutan melekler de kılıfı her gün Ay'dan biraz daha sıyırarak Güneş ile Ay karşı karşıya geldiğinde kılıfından tamamen çıkıp dolunay halinde görülür. Sonra Ay'ı Güneş'e melekler yavaş yavaş yaklaştırdıkça kılıfını da diğer taraftan her gün biraz daha yaklaştırıp Ay Güneş'e iyice yaklaştığında kılıfını Ay'a tamamen giydirirler. Kıyamete kadar bu şekilde devam eder. Bu sebepten Ay bazen hilal, bazen yarım ay, bazen dolunay şeklinde görülür. "

Buyrun size fantazi, hadi bana bunun dayanağını getirin sevgili okinono.

Yukarıdaki türlerdeki, fantazileri eleştirirken egomuzu tatmin etmek (ki öyle birşey yok)
seni üzüyor galiba invi forumdaşım
Dostum bu ne yahu? Bu da senin uydurman mı yoksa yine Ulema-i İslam (SAV) efendilerimizden birinin cevherlerinden mi?
Alıntı ile Cevapla
  #62  
Alt 05-09-2008, 01:05
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Bu Erzurumlu İbrahim Hakkı dan olsa gerek, ama işin ilginç yönü tam da Mısır'ın ölüler kitabı ile bire bir kesişiyor.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #63  
Alt 05-09-2008, 01:45
Silverhand Silverhand isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Sep 2008
Mesajlar: 35
Standart

Sn. Okinono

Köle falan değilim korkmuyorum da ama yanlış bir şey illa da yasayla yasaklanmış bir şey olması gerekmez. Sonuçta birinin dedikodu etmesini yasayla yasaklayamazsınız yasaklasanız da bir şey ifade etmez. Ne yasa koyucunun ne polisin ruhu duymadan o dedikoduya devam eder. Neye tepki vermem gerektiğini de tam olarak anlamadım.

Ne Zeyd'i ne de başka birini korkaklık ya da şerefsizlikle haşa suçlamıyorum. Ben bir şey düşünüyorsam bunu aklıma o şekilde yatıyor mantığım onu o şekilde kavrıyor diye öyle düşünürüm bu benim ya da farklı düşünen sizin şereflerimizle ilgili değildir. İki insan farklı düşünebilir sonuç olarak farklı düşünen farklı davrananlardan biri mutlaka şerefsiz değildir. İki farklı görüş iki farklı düşünceden doğal bir şey olamaz. Bir insan bir şey düşünür ya da yaparsa düşündüğü şeyi kendine göre doğru olanı yapar. Benim için siz şu an bu olay yanlıştır diyenler ne ise osunuz insanlık olarak. Kimseyi hor görmem. Beni yanlış anlamayın.

Aşık olma meselesiyle ilgili sorunuz benim özel hayatım konuyla çok alakadar olduğunu sanmıyorum. O yüzden cevap vermeme hakkımı kullanıyorum. Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #64  
Alt 05-09-2008, 12:25
sosyalist-R - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sosyalist-R sosyalist-R isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2006
Mesajlar: 142
Standart

buna benzer bir safsatayı istanbul esenyurttaki kadiri tarikatı şeyhi yusuf ..... hocadanda duymuştum ama onunkinde melekler bu kadar az değildi sanki
Alıntı ile Cevapla
  #65  
Alt 05-09-2008, 12:47
asinar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
asinar asinar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Mesajlar: 428
Standart

sorogren´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bizim bu konuda risalelerimizde yazan asagidadir.Degerlendirmemiz de bu yondedir.Kim hangi sik tercihini *isterse onu iradesiyle tercih eder bu imtihanda.irade serbest tercih serbest.


Birincisi: “Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Zeyneb’i tezevvücünü; eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaleti dahi medar-ı tenkid buluyorlar, nefsanî, şehevanî telakki ediyorlar.” diyorsunuz.
Elcevab: Yüzbin defa hâşâ ve kellâ! O damen-i muallâya şöyle pest şübehatın eli yetişmez. Evet onbeş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemal-i iffet ve tamam-ı ismet ile Haticet-ül Kübra (R.A.) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zâtın kırktan sonra, yani hararet-i gariziye tevakkufu hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivac ve tezevvücatı, bizzarure ve bilbedahe nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenid olduğunu, zerre kadar insafı olana isbat eder bir hüccettir.
O hikmetlerden birisi şudur ki: Zât-ı Risaletin akvali gibi, ef’al ve ahvali ve etvar ve harekâtı dahi menabi-i din ve şeriattır ve ahkâmın me’hazleridir. Şıkk-ı zahirîsine Sahabeler hamele oldukları gibi, hususî dairesinde mahfî ahvalâtından tezahür eden esrar-ı din ve ahkâm-ı şeriatın hameleleri ve râvileri de, Ezvac-ı Tahirattır ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir. Esrar ve ahkâm-ı dinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azîm vazifeye, bir çok ve meşrebce muhtelif Ezvac-ı Tahirat lâzımdır.
Gelelim Hazret-i Zeyneb’in tezevvücüne: Yirmibeşinci Söz’ün Birinci Şu’lesinin Üçüncü Şuaının misallerinden olan ( ) (<33,40>) âyetine dair şöyle yazılmış ki: İnsanların tabakatına göre birtek âyet, müteaddid vücuhlarla, herbir tabakanın fehmine göre bir mana ifade ediyor. Bir tabakanın şu âyetten hisse-i fehmi şudur ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hizmetkârı veya “oğlum” hitabına mazhar olan Zeyd (R.A.), rivayet-i sahiha ile itirafına binaen, izzetli zevcesini kendine manen küfüv bulmadığı için tatlik etmiş. Yani: Hazret-i Zeyneb, başka yüksek bir ahlâkta yaratılmış ve bir Peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu, Zeyd ferasetle hissetmiş ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine küfüv bulmadığından, manevî imtizaçsızlığa sebebiyet verdiği için tatlik etmiştir. Allah’ın emriyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış; yani ( )(<33,37>) nın işaretiyle, o nikâh bir akd-i semavî olduğuna delaletiyle, hârikulâde ve örf ve muamelat-ı zahiriye fevkinde, sırf kaderin hükmüyledir ki Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o hükm-ü kadere inkıyad göstermiştir ve mecbur olmuştur. Nefis arzusuyla değildir. Şu kader hükmünün de ehemmiyetli bir hükm-ü şer’î ve mühim bir hikmet-i âmmeyi ve şümullü bir maslahat-ı umumiyeyi tazammun eden ( )(<33,37>) âyet-i kerimesinin işaretiyle: Büyüklerin küçüklere “oğlum” demeleri, zıhar mes’eleleri gibi, yani karısına “anam gibisin” dese, haram olduğu gibi değildir ki, ahkâm onunla değişsin. Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederane nazar ve hitabları, vazife-i risalet itibariyledir;şahsiyet-i insaniye itibariyle değildir ki onlardan zevce almak uygun düşmesin?
İkinci bir tabakanın hisse-i fehmi şudur ki: Bir büyük âmir, raiyetine pederane bir şefkat ile bakar. Eğer o âmir, zahirî ve bâtınî bir padişah-ı ruhanî olsa; merhameti, pederin yüz defa şefkatinden ileri gittiği için, raiyetinin efradı, onun hakikî evlâdı gibi, ona peder nazarıyla bakarlar. Peder nazarı ise, zevc nazarına inkılab edemediğinden ve kız nazarı da zevce nazarına kolayca değişmediğinden, efkâr-ı âmmede, Peygamberin mü’minlerin kızlarını alması şu sırra uygun gelmediği için, Kur’an o vehmi def’ maksadıyla der: “Peygamber rahmet-i İlahiye hesabıyla size şefkat eder, pederane muamele eder ve risalet namına siz onun evlâdı gibisiniz. Fakat şahsiyet-i insaniye itibariyle pederiniz değildir ki, sizden zevce alması münasib düşmesin? Ve sizlere “oğlum” dese, ahkâm-ı şeriat itibariyle siz onun evlâdı olamazsınız!..”
Bu risaleler hangi dilde yazılmış? Türkçe? Arapça? Farsça? Hepsinin bir çorbası? Bu gün bu risaleleri duru bir Türkçe'ye çevirmeden kaç kişi anlar? Bu dinciler işte böyle beyin salatası yapıyorlar. Bunları okumak ve anlamaya çalışmak için harcanan zamana ve çabaya yazık. Eğer olay kaderin cilvesiyse ve Zeyd kendisini eşine uygun görmediğini farketmişse, Zeyd hem Allah'tan hem de Muhammed'den daha akıllı ve bilgili demektir ki bunun böyle olduğunu onlardan önce farketmiş. Aksi halde Allah Muhammed'e baştan, "Hoop aslanım, naa'pyon sen? Böyle soylu bir kızı böyle zavallı bir köle ile evlendirmek de ne oluyor? Otur oturduğun yerde!" Zeyneb ancak sana yakışır oolum. Sen alacaksın onu," diye baştan indirirdi ayetini. Ne kutsal kitapmış bu Kur'an be! Sürekli olarak Muhammed'in uçkuruna çalışıyor. Acıyorum bu risalelerde yazılanlarla beyni dumura uğratılan bunca müslümana, sadece acıyorum!
Alıntı ile Cevapla
  #66  
Alt 05-09-2008, 14:15
Silverhand Silverhand isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Sep 2008
Mesajlar: 35
Standart

Eğer olay kaderin cilvesiyse ve Zeyd kendisini eşine uygun görmediğini farketmişse, Zeyd hem Allah'tan hem de Muhammed'den daha akıllı ve bilgili demektir ki bunun böyle olduğunu onlardan önce farketmiş. Aksi halde Allah Muhammed'e baştan, "Hoop aslanım, naa'pyon sen? Böyle soylu bir kızı böyle zavallı bir köle ile evlendirmek de ne oluyor? Otur oturduğun yerde!" Zeyneb ancak sana yakışır oolum. Sen alacaksın onu," diye baştan indirirdi ayetini.

Bu da aslında doğru Muhammed önce Zeyd'e istiyor sonra da kendine ama bir şey diyince öyle bir şey demediğimiz halde laf hemen şerefe şerefsizliğe geliyor ya anlatamıyorum ya anlaşılmıyorum o yüzden bu başlıktaki tartışmadan ben çekiliyorum. Kalanlarla da ilginç ve güzel bir tartışma olabilir. Tüm katılımcılara saygılar.
Alıntı ile Cevapla
  #67  
Alt 05-09-2008, 14:59
heaven heaven isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Sep 2008
Mesajlar: 1
Standart

bence asıl tartışılması gereken şey;evlatlık alınan kişinin gerçekten evlat gibi olup olmadığıdır.benim görüşüme göre burda verilmek istenen mesaj; evlatlıklarımızın kendi evlatlarımız gibi olmadığı.
ben 6 yıl shçek çocuk yuvalarında çalıştım. o çocukların hallerine çok üzüldüm ancak onlardan birini evlatlık almayı hiç düşünmedim.ne kadar görmezden gelinirse gelinsin çocuk kendi anne babasına benziyor.istisnalar dışında normal bir insan evladını kimseye vermeye kıyamaz.buralardaki çocukların çoğunun anneleri babaları var ve büyük çoğunluğu da ahlaksız,işe yaramaz tipler.sanırım kimse bu kişilerin çocuğunu alıp ta genetik olarak geçmesi muhtemel sorunlarla uğraşmak istemez.
oralarda esirgeme değil de depolama kurumu gibi istiflenen çocuklar için neler yapılabilir?bu da ayrı ve burada yeri olmayan bir konu.
sonuç olarak bence evlatlık deyince o sizin gerçek evladınız olamaz.yani isterseniz karısı,isterseniz de kocası ile evlenin,önemli değil...
Alıntı ile Cevapla
  #68  
Alt 05-09-2008, 15:22
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

bence asıl tartışılması gereken şey;evlatlık alınan kişinin gerçekten evlat gibi olup olmadığıdır.benim görüşüme göre burda verilmek istenen mesaj; evlatlıklarımızın kendi evlatlarımız gibi olmadığı.
ben 6 yıl shçek çocuk yuvalarında çalıştım. o çocukların hallerine çok üzüldüm ancak onlardan birini evlatlık almayı hiç düşünmedim.ne kadar görmezden gelinirse gelinsin çocuk kendi anne babasına benziyor.istisnalar dışında normal bir insan evladını kimseye vermeye kıyamaz.buralardaki çocukların çoğunun anneleri babaları var ve büyük çoğunluğu da ahlaksız,işe yaramaz tipler.sanırım kimse bu kişilerin çocuğunu alıp ta genetik olarak geçmesi muhtemel sorunlarla uğraşmak istemez.
oralarda esirgeme değil de depolama kurumu gibi istiflenen çocuklar için neler yapılabilir?bu da ayrı ve burada yeri olmayan bir konu.
sonuç olarak bence evlatlık deyince o sizin gerçek evladınız olamaz.yani isterseniz karısı,isterseniz de kocası ile evlenin,önemli değil...


...
Sayın heaven hoşgeldiniz.

Çocuk yuvalarında gördükleriniz ve tecrübelerinizden bilgilenmeyi çok isterim.

Örneğin, ahlakın soya çekim ile ilgili olduğu söyleminiz kişisel bir görüş mü yoksa Shçek in konuya mevcut bakışı mı?

Shçek hakkında bizleri bilgilendirmeniz dileği ile.
Selamlar
Alıntı ile Cevapla
  #69  
Alt 05-09-2008, 18:08
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Peki

O halde herneyse de Muhammed Zeyd'in yüzüne nasıl bakabilmiştir?!

Çözüm buradadır... Gidin şimdi meşruiyetin asıl aracını-silahını bulun.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #70  
Alt 05-09-2008, 18:19
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

Bunu onur meselesi yapmamışlardır herhalde. Alt tarafı bir kadın işte. Ha onda ha bunda..

17 Ağustos depreminden sonra -ki o dönem 5 vakit namazımda, kur'an'ımda ve cemaatimdeydim- sohbetlerde depremden sağ kurtulan çocuklarların bahsi geçerdi. Arkadaşlar evlat edinmekten bahseder gibi olurlardı karşı görüşler duyulurdu, "Peygamber efendimiz evlatlığının karısıyla evlenerek evlat edinmeyi kaldırdı" derlerdi. Tabii ki o çocuklara yardım etmek için onlarla evlenmek kimsenin aklına da gelmiyordu.

Evlat edinme müessesesini kaldırmak Din'in sakat bir tarafı bence. Peygambere zorluk(?) olmasın diye yüzlerce çocuk aile sahibi olamadan büyüyor.

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:24 .