Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Ateizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-03-2011, 01:54
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart Ateizmin zorunluluğu

Biz ateistlerin birçoğunun tanrıyla, dinle vedalaşması çok hazin olmuştur. Tanrı ve dinin gerçekliği adına en ufak şeylerden bile medet umar olmuşsunuzdur; ama nereyi tutsanız elinizde kalır, bir kere nesnel gerçekliğin ve onun şekillendirdiği dürüst vicdanın yolunu seçmişsinizdir ve kendinize söylenen yalanları belki affedebilirsiniz ama kendi kendinizi kandırmaya asla dayanamazsınız.

Dinler her dönem egemenlere yaramış, onları övmüş, onlarla var olmuştur. Öyleyse bir tür aklama ve kandırma yönteminden başka birşey olmayan, insanlığın ne kendini ne evreni pek tanımadı karanlık çağlar ile uygarlığın binlerce yıl geriye gittiği ortaçağ karanlığının biri ürünü olan, rivayetin rivayeti dinler asla tanrı için bir kanıt oluşturamaz.

Geriye maddi zorunluluk kalır. Evren, doğa, insanlık doğa üstü bir gücün varlığı olmadan açıkalanabilinir mi ya da tüm bunları açıklamak için tanrı bir zorunluluk mu? Gerek evren gerek doğa gerekse insan için olası tüm süreçler gözlenebilir, irdelenebilinir, çözümlenebilirdir. Öyleyse bu gözlem ve deneylerde tanrıyla karşılaşmamız zorunlu olmalıdır eğer tanrı varsa. Ancak şimdiye kadar hiçbir bilimsel çalışmaya böyle birşey kayıt düşülmedi. Daha açık ve değişik bir şekilde anlatmak gerekirse evren, doğa ve insan ile ilgili süreçler kendi devingenliği içinde açıklanamaz olmalı eğer tanrı varsa. Ama görülüyorki kendi devingenliği ve doğası içinde gün geçtikçe daha çok şey açıklanabiliniyor.

Şimdi kimileri diyecek ki fizik kanunları maddenin kurallı, palnlı ve bilinçli olduğunu göstermez mi? Ancak bu kanunların madde etkileşimlerini meydana getirmediği, madde etkileşimlerinin bu kanunları meydana getirdiği ortada. Örneğin newton'un hareket kanunları, kütlenin korunumu yasası ancak belli hızlarda ve belli kütlelerde geçerli, daha küçük kütleli ve çok hızlı durumlarda bunlar darmadağın oluyor. Yine elektromagnetik kuvvet denen şeyin belli bir mesafenin altına inildiğinde farklı bir formül üzerinden tanımlandığını ve çekirdek kuvvetlerine dönüştüğünü görüyoruz. İdeal gaz denklemi olarak sunulan şeyin ise ancak moleküllerin kütleleri ve hacimleri önümsenmeden ortaya atılmış olduğu ortada.

En son olarak geriye maddeyi kim yarattı sorusu kalıyor. Bu soru yanlış bir sorudur. Kediler niye havlar, Türkler neden aptaldır, yatağımızın altında neden cinler vardır gibi bir soru bu. Size maddeyi bir yaratanın olduğunu kim söyledi? Şimdiye kadar çamurdan, sudan, bir parça etten yaratıldığınız dışında ne söylendi size? Yoktan yaratma diye birşeyi hiç gözlemlediniz, hiç böyle bir olay tarihe kayıt düştü mü, bunla ilgili bilimsel bir bulgu var mı? Son diye birşey olmadığını biliyoruz. Nerden biliyoruz? Öyleyse söyleyin son nedir? Son, süreçler yani belli zaman dilimlerini içinde anlamlıdır. Oysa bugün biliyoruzki süreçler süreklilik içindedir. İnsan saat, gün, hafta, ay, yıl, yüzyıl, ömür gibi gibi şeylere odaklanmaya kısa yaşam süresinden dolayı uygundur, yatkındır. Peki herşeyin başlangıcı diye birşey var mıdır, olmalı mıdır, olmalıysa neden olmalıdır? Neden olmaldıra mantıklı bir tane yanıt veremezsiniz. Doğumumuz, çocuk sahibi olmamız, işe girmeniz, savaşa girmemiz, ağır sanayi hamlesini başlatmamız gibi şeylere bir başlangıç payesi vererek büyü resmi yani sürecin süreklilğini gözden kaçıracak mıyız?

Geriye bir tek felsefi neden kalıyor. Yaşamımızın, bilincimizin, varlığımızın bir anlamı, bir amacı var mı? Bütün evrenin, doğanın, yaşamın insan için var olduğu ve insana hizmet için olduğu düşüncesi gayet gurur okşayıcı ama koca evren bu anlamda tam bir israf değil mi, yaşam ve doğa noktasında düşünlürse insan bilinç sahibi bir parazitten başka nedir? Bizden daha küçük ama bilinç yaratabilecek beyinlere sahip olan homo habilis, homo erektus, neandertallar ve onlar kadar olmasada alet yapabilecek düzeyde olan şempazeler ve kimi kuşlar ne için yaratıldı?

Sadece bilimin ve vicdanınızın sesini dinleyin; duyacaksınız gereçeği...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07-03-2011, 07:49
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

kemalistcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sadece bilimin ve vicdanınızın sesini dinleyin; duyacaksınız gerçeği...
sevgili kemalistcan..

bilincinizi bir parça olsun açmaya çalışalım..

gerçek dediğimiz şey "hakikattir", bilimin ürettiği "kanun düzeyinde bilgidir"..

ve bir verinin gerçek olması için bazı kriterleri taşıması gerekmektedir..

1-gözlemlenebilir
2-sınanabilir
3-tekrarlanabilir
4-ve hepsinden önemlisi -evrensel onay almış olması gerekir..

bu 4 özelliği taşımayan bir veri/data ancak tez/iddia, hipotez/varsayım ve nihayetinde teori olabilir.. ama asla gerçek değil..

bir veri/data yukarıda saydığım bu 4 özelliği kazandığı andan itibaren artık insanoğlu için "gerçeklik" düzeyine erişir.. bunu sağlayan tek şey ilerleyen "zaman" dediğimiz süreçtir.. yani her veri/data gerçek olma potansiyeli taşıdığı gibi hurafe/yanılgı olma potansiyeli de taşır..


ve "gerçeklik" düzeyine erişmiş bir veri artık insanoğlunun tartışma/araştırma gündeminden kalkmıştır, düşmüştür.. çünkü insanoğlunun bilincinde bu veri için oluşan "?" kalkar..

ve o yüzden artık bu veriyi hiç bir felsefe/din/düşünce biçimi/ideoloji "reddedemez"..

bu veri reddedilemeyeceği gibi "savunulamaz da", çünkü savunulmasına gerek kalmamıştır..

kendisini tüm insanlığa öyle bir dayatır ki, bunu doğrulamaya ya da yanlışamaya çalışanı sadece komik duruma düşürür ve kimse tarafından ciddiye alınmaz..

gerçeklik düzeyine erişmiş bir veri; insanoğlu bilincinden, yorumundan, reddinden, savunulmasından özgürleşip bağımsızlığını ilan etmiştir artık..

şimdi tüm bunlardan sonra "tanrı vardır/yoktur" gibi veriler bırakın gerçeklik olmayı bir teori bir hipotez bile değildir.. sadece bir "tez"dir yani diğer adıyla "iddia"dır..

gerçeklik düzeyine erişmemiş bir veriyi(tez, hipotez, teori) insanoğlunun bir kişisi, grubu, felsefesi, dininin gerçeklik düzeyinde algılayıp bilincinde sahiplenip sabitlemesi olayına ise insanoğlu kollektif bilincinin verdiği isim "inanç/imandır"..

inanç/iman; her zaman söylediğim gibi bilinmeyen bir şeyi bildiğini zannetme bilinç yanılgısıdır..

yani bir tezi, hipotezi, teoriyi evrensel gerçeklik düzeyine erişmeden kendi/kişisel bilincinde gerçeklik düzeyine taşımasıdır.. ve bu durum bilinçaçıklığı açısından bir uyku halidir..

bir tezi kendi bilincinde gerçeklik düzeyine taşıyan insan diğer insanlarla empati kuramaz, onların nasıl olurda farklı düşündüğünü/inandığını algılayamaz.. diğer insanlar nasıl olurda bu gerçekliği görmemektedir?..

evet imanlı bir insan diğer insanları böyle algıladığı için kendi bilincinde gerçeklik düzeyine çıkardığı veriyi tüm dünya insanlığına doğrulamaya, savunmaya başlar.. ama karşı taraftaki insan da aynı bilinçaçıklık/uyku durumunda olduğu için onunda bilincinin üzerinde farklı bir tez, gerçeklik düzeyindedir..

işte tam burda bilinçsizlik ve dolayısıyla insani olmayan tutum ve davranışlar başlar.. dünya insanlığının binlerce yıldır yaşadığı savaşın kaosun tek nedeni bu bilinçsizlik ve uyku durumudur..

ama bu bahsettiğim bilincin açılması olayı böyle sadece konuşarak aktarılacak, başarılacak bir şey değildir..

benim bu yazımı okuyan her insan yine kendi bilincinde gerçeklik düzeyine çıkardığı tezi/iddiayı savunup diğerlerini yanlışlama yoluna devam edecektir.. yani "insani olmayan" tutum ve davranışlar devam edip değişen bir şey olmayacaktır..

bunun nedeni de insanoğlunun doğduğundaki safbilinçte değil de bu safbilincinin üzerine karabulut/perde gibi sonradan yüklenen zihinde yaşamasıdır..

ve bu yüklenmiş zihinden arınmak hiç de kolay bir şey değildir, çünkü ölmeden önce ölmeyi gerektirir.. yani bize yüklenen zihinde oluşan karar verici o sahtebenliğin/egonun ölmesi gerekmektedir..


Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-03-2011, 00:18
kemalistcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kemalistcan kemalistcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
Standart

Bir yorumdan çok konuyu tamamlayıcı niteliğindeki değerli katkın için sağ ol. Bunu ben atlamışım. Bilme ile inanma arasındaki ilişki bu konunun kilit, düğüm noktalarından.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-03-2011, 16:34
berguzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
berguzar berguzar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Feb 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 196
Standart

Toplum içinde yaşayan insanın en temel varlık şartlarından/göstergelerinden biri de inanmadır. İnandığı –şey- etkileşim içinde olduğu her şey, ya da herhangi bir şey olabilir. Birey, içinde bulunduğu dünyanın anlamının ne olduğuna, geleceğe yönelik planlarına ve etrafındaki insanlara inanma/güvenme olmadan yaşayamaz ve varlığını sürdüremez. Bunun aksi bir tavırla hayatını devam ettirmeye çabalasa bile içinden çıkılamaz kaoslarla boğuşmak zorunda kalacaktır ve bunun örnekleri çoğunlukla psikolojik rahatsızlık olarak literatürlere geçer.

Genel anlamda inanma, nesnesini bir arzunun, yanlış veya doğru bir bilgilenmenin yarattığı bir olanağın belirli bir durumda gerçekleşme (gerçekleşmeme) yada, gerçek olma (olmama)sını kabul etmektir.

Bu tanımdan hareketle şunları söylemek mümkündür.

Bilgi konusu olan şeylerin inanç konusu yapılması, kuruntu ve boş inançları doğurur/doğurabilir. İnanma bilgi değildir. Bilgiyi imandan ayıran şey, bilgi ifade eden bir önermenin nesnesine gidildiği, gitme olanağı olduğu halde inanç ifade eden bir önermenin nesnesine gitme olanağının hiçbir zaman olmayışıdır.

İnanç, en fazla sağlam bir bilgi ile ve mantıki olarak temellendirilebilir.

Yani eşinizin sizi çok sevdiğini bildiğinizi sanırsınız, biliyorum dersiniz. Halbuki onun nesnesine gidemeyeceğinizden dolayı onun sizi çok sevdiğine inanırsınız.

Dolayısı ile ateizm bir zorunluluk değil bir tercihtir. Tıpkı teizm gibi. Bu anlamda inanç bakımından teizm ile arasında zerrece fark yoktur. Biri bir Tanrının varlığına, diğeri ise yokluğuna inanır.

Selamlar...

Bİ SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI! GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-03-2011, 17:16
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.615

Onur Üyeliği 

Standart

Ateizm, teizmin arastirilmasi, sorgulanmasi sonucu ulasilan bir sonuctur. Tercih degildir. Hicbir ateist "dur ben tanrilarin varliklarina inanmayayim" deyip ateist olmaz. Varligi ispatlanmadigi halde, tanri- tanrilar varmis gibi kendini sartlandiranlari gorup, akil ve mantik suzgecinden gecirip, "daha onceki olmayan tanrilar da var zannedildi, ama olmadigini bu son modeline bile inanalarin kesin olarak bildikleri halde yine ayni hatayi yapiyorlar " gerceginden hareket ederek ulasilan bir sonuc.
Cogu imanlilarin anlayamadigi, fark etmedigi de bu. Sizlere ebeveyn ve toplumunuz tarafindan devamli tavsiye ve beyin yikama sonucu icinde bulundugunuz "tercih"i tercih ediyorsunuz. Ateist tercih etmiyor, gercekleri fark ediyor.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08-03-2011, 17:31
berguzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
berguzar berguzar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Feb 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 196
Standart

vartor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ateizm, teizmin arastirilmasi, sorgulanmasi sonucu ulasilan bir sonuctur. Tercih degildir. Hicbir ateist "dur ben tanrilarin varliklarina inanmayayim" deyip ateist olmaz. Varligi ispatlanmadigi halde, tanri- tanrilar varmis gibi kendini sartlandiranlari gorup, akil ve mantik suzgecinden gecirip, "daha onceki olmayan tanrilar da var zannedildi, ama olmadigini bu son modeline bile inanalarin kesin olarak bildikleri halde yine ayni hatayi yapiyorlar " gerceginden hareket ederek ulasilan bir sonuc.
Cogu imanlilarin anlayamadigi, fark etmedigi de bu. Sizlere ebeveyn ve toplumunuz tarafindan devamli tavsiye ve beyin yikama sonucu icinde bulundugunuz "tercih"i tercih ediyorsunuz. Ateist tercih etmiyor, gercekleri fark ediyor.

Ben bir zamanlar bütün dinleri, Tanrıyı elinin tersiyle itmiş biriyim. Çevremin en iflah olmaz kafiri olmaktan gurur duyardım ayrıca.

Lakin birgün rahmetli Turan Dursun gözümü açtı ve bir Tanrının varlığını iliklerimde hissettim. Ama benim inandığım Tanrı ile size dayatılan Tanrı aynı değil, inanın bana.

Selamlar...

Bİ SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI! GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-03-2011, 17:37
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.615

Onur Üyeliği 

Standart

Enerji gercektir; bunu hissetmemek mumkun degil, her an etkisindeyiz; ancak, iradesi, amaci olmayan ama hissedilen enerji de deyip gecebilirsiniz, veya dinlerin yaptigi gibi tanrilastirirsiniz.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 08-03-2011, 17:40
berguzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
berguzar berguzar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Feb 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 196
Standart

Yok ben Tanrıya küll enerji diyemem. O biraz panteizme (vahdedi vücuda) giriyor ki gün gelir solucana da Tanrı demek durumunda kalırım.

Ama bilginin kaynağıdır diyebilirim.

Selamlar...

Bİ SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI! GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 08-03-2011, 21:06
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.877

Onur Üyeliği 

Standart

Lakin birgün rahmetli Turan Dursun gözümü açtı ve bir Tanrının varlığını iliklerimde hissettim. Ama benim inandığım Tanrı ile size dayatılan Tanrı aynı değil, inanın bana.

Selamlar...
Biraz gecikmiş de olsa merhaba berguzar. Yazılarını -rastladıkça- ateist forumda okurdum.
Turan Dursun'un yazılarının bir "kafir"i inançlıya dönüştürmesi gerçekten ilginç.

Fırsatını bulursan bu konuda bir başlıkta konuşmak isterdim.

Selamlar.

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 08-03-2011, 21:12
uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
uyar uyar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
Standart

berguzar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

..... bir Tanrının varlığını iliklerimde hissettim. Ama benim inandığım Tanrı ile size dayatılan Tanrı aynı değil, inanın bana....
sevgili bergüzar dostum...

çeşit çeşit allah olduğu doğru .. her inananın nedense kendi allahı en doğru allah...

bu çelişki bile senin kendi allahından şüphe etmene yetmiyor mu??

benim inancımı kaybetmeme sebep olan gerçeklerden biriydi bu.. sen ne dersin??

kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ateizmin İlkeleri qw19 İslam 58 04-10-2018 23:05
İncil'den Kadına Örtünme Zorunluluğu Natan Kadın & İslam 11 06-09-2015 03:03
Ateizmin Kesinliği Yoktur zocor İslam 87 12-08-2009 14:44
Ateizmin eleştirisi tewderi İslam 1 18-10-2006 14:11

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:42 .