Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Sanat > Edebiyat

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 21-01-2010, 14:35
matillda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
matillda matillda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2009
Bulunduğu yer: isvicre
Mesajlar: 583
Standart Meryem, Mehmet, Rabia, ben bir de biz.

Altı aydır maaşlarımızı alamıyorduk artık bıçak kemiğe dayanmıştı. Şirket sahibi yani patron efendi doğru dürüst işyerine uğramaz olmuştu. Her gün düzenli olarak muhasebecinin ofisini ziyaret edip paramızı sormak mesai saatinin ilk refleksi olmuştu.

Gazetelerde ve iş ilanı dergilerinde tırım tırım iş arıyor uygun olanlara CV mi yollayıp bekliyordum. Tedirgindim de bir yandan. Tekstil gibi berbat bir sektörde üstelik de ihracat alanında çalışmak başlı başına zor bir işken yeni bir işyerinde muhtemelen eskiyi aratacak bir işverenin yeni sömürü şartlarını düşünmek öte yandan beş kuruşsuz alacaklı olmak, sağa sola borçlu olup ezim ezim ezilmek de cabasıydı.

Kötü de olsa öğle yemekleri hala geliyordu neyse ki. Bazen muhasebeden dolmuş parası alabilmek bile lükstü artık. Şirket bu hale gelmeden bir yıl önce servisle işe gidip gelme şansımız bile olmuştu oysa. Son olarak yapılan ihracat işinde yağlı Avrupa müşterisinin borcunu ödememesi şirketi piyasaya hatta uçan kuşa borçlu hale getirmiş, olan her zamanki gibi biz işçilere olmuştu.

Planlama ve satın alma şefi olarak şirket itibarını sarsmayacak (patron ağzından masalları) borçlu olduğumuz şirketlere (kumaşçı, aksesuarcı, baskıcı, boyacı, fermuarcı, ilikçi, düğmeci, vb.) anlatıp ikna etmek gibi yeni bir ekstra işim de vardı artık. Tüm bu borçluluğa rağmen imalat inadı süren işverenimiz telefon ve maille bizlere yeni işler yüklemeyi de eksik etmiyordu. Ne hikmetse o istediği zaman bize ulaşıyor biz alacaklı olduğumuz maaşlarımızı sormak için aramak istediğimizde telefonlarına ulaşamıyorduk.

Arkadaşlarım… İyi, dürüst, özverili insanlardan oluşmuş bir iyi ve saflar kümesi gibiydik diyebilirim. Elimizden geldiğince dayanışma içinde olmaya gayret ediyorduk, bu, o günler için son derece zor olsa da. Mehmet vardı kulakları çınlasın, ütü paket şefi arkadaşımız. Batman’dan çoluk çocuk çıkıp İstanbul’a ekmek için gelmiş bir aşiretin aşiret diyorum çünkü amcaoğlu dayıkızı teyze torunu vs. civardaki tekstil atölyelerinde ya da atölyeli şirketlerde gece gündüz çalışıp didinen insanlarından biriydi. Çocuk denecek yaşına rağmen geleneksel bir evlilik yapmış ve üçüncü çocuğuna gebe eşi de Mehmet’le aynı şirkette çalışıyordu.

İhracat firması olduğu için bizim çalıştığımız işyeri ve türevlerinde mesai saatleri esnektir öyle esnek öyle esnektir ki mesela p.tesi günü erkenden çıktığınız evinize üç gün sonra tekrar dönecek kadar…

Sigortalarımız da artık yatmıyordu tabi. Mehmet arkadaşın eşi Meryem’ in çocukları hastalandığında muhasebeden vizite için evrak alması gerekir bir süre sonra ister istemez bağrış çağırışlara tanık olurduk. Süreç olarak sigorta kapsamı uygunluğundan men olmaları nedeniyle doktor için evrak almaları da mümkün olamıyordu ve tartışmanın bir galibinin olması meseleyi çözmüyordu.

Ha toplu olarak iş bırakmayı elbette düşünüyor sık sık tartışıyorduk hatta üç beş kişi çoktan çekip gitmişti haklı olarak lakin içeride olan maaşlarımıza elveda demenin riskini taşıyordu bu durum. Korkuyorduk, her çalışan işçinin tehlike anında girdiği rizikolar yanı sıra sendika hakkımızın olmaması bizler gibi o sektörde çalışan milyonlarca insan gibi yolun sonunda hem işsiz hem beş parasız kalma durumundan, alacaklılardan, hastalıktan, faturalardan, ha deyince yeni bir iş bulamamaktan, nasıl bir ortam ve koşulda kalacağımızın belirsizliğinden…

Bir yükleme daha yaptık bu hengâme arasında. Hiçbir şey yokmuş gibi sanki ertesi gün maaşlarımızı alacakmış borçlarımızı ödeyip sıkıntılarımızdan kurtulacakmışız ümidiyle hem de. Yok. Öyle bir şey olmadı. İki hafta sonra üç beş kuruş, maaşımızın yüzde beşi kadar bir para verildi, mahalle bakkalına bir miktar ödeme yaptım ama borcum o akşam yaptığım alış veriş nedeniyle daha da bir katmerlendi.

İki gün sonra akşam saatlerine doğru Mehmet telaşla planlama odasına girdi. Eşinin sancıları başlamış hatta iki gündür varmış ama söyleyememiş kadıncağız. Hemen bir hastaneye götürme telaşına kapıldık tabi. Ütü paket atölyesine koşarak gittiğimde kumaş artıklarından oluşmuş tepeciğin üzerinde Meryem’i kendinden geçmiş bir halde buldum. Kan ter içindeydi çok korkmama rağmen soğukkanlı olmaya çalıştım yattığı yeri biraz daha iyileştirmeye çabaladım, su içirmeye çalıştım. Sakinleştirme ve bilindik nefes egzersizlerine teşvik de ardından. Nafileydi. Şirketin atölyelere yolladığı aracının gelmesini bekliyorduk öte yandan da muhasebeden en azından üç beş kuruş almak için de diğer arkadaşlar seferber oldu ancak muhasebeci dışarıdaydı ve ne zaman geleceğine dair kimsenin fikri yoktu, telefonu kapalıydı. O telaşta bu durumu sorgulayacak halde değildik elbette. Satın alma yaptığım bir takım firmalardan tanıdığım bir iki kişinin cep telefonlarına ulaşmaya çalıştım terslik arda arda derler ya bir şekilde herkesin iş güç nedeniyle uzaklarda olası tutmuştu. Şirketin telefonları borç nedeniyle kapalı olduğundan dışarıdan birilerini arama şansımız da ancak kendi telefonlarımızdaki olmayan ya da sınırlı kontörlerimizin insafıyla mümkündü.
Bu arada arkadaşlardan bazıları taksi bulmak için çıktılar.

Meryem’ in durumu giderek kötüleşiyordu. Bağıra bağıra sesi kısılmıştı artık birden hafif kanla karışık bir su aktı bacaklarının arasından. Bu bebeğin gelmek üzere olduğunun işaretiydi apaçık. Elbisesini olabildiğince yukarı sıyırdım mutfak görevlisi ablaya sıcak su hazırlamasını ve kağıt peçete, tuvalet kağıdı temiz ne bulursa getirmesini söyledim. Zangır zangır titriyordum. Habibe abla(mutfak görevlisi) gelip duruma baktığında bebeğin gelmek üzere olduğunu bu durumda hiç bir yere kıpırdayamayacağımızı söyledi. Meryem’ in pijamasını çıkardım diğer akraba kadınları da etrafımıza doluştular doğum yaptırmasını bilen olup olmadığını sordum. Kendi kendine doğuracağını, diğer çocuklarından birini köyün yaşlı ebesi (eğitimli bir ebe değil ama en az eğitimli bir ebe kadar da becerikli olduğundan şüphemin olmadığı)tarafından birini de ablasının yardımıyla dünyaya getirdiğinden söz ettiler. Bu arada o yaşlı ebe nine öldükten sonra köyde doğum meselesi güçleşmiş komşu köyden bir ebe gelene dek pek çok kadın kendi kendine doğum yapmak durumunda kalmış doğum esnasında hayatını kaybeden kadınlar da olmuş. Biz bunları konuşurken Meryem sancıyla kıvranmaya devam ediyordu sanırım tansiyonum epey düşmüştü bayılacak gibiydim.

Birden bacaklarının arasında bebeğin simsiyah saçlarını fark ettim, diğer kadın işçilerden bir tanesi Meryem’ in karnına elleriyle basınç yapmaya başladı. Kısa bir süre sonra bebeğin suratını ardından omuzlarını, minik gövdesini ve bacaklarını gördüm reflekssel bir ivedilikle ellerimi o yöne doğru uzattım ve sıcacık canlı kanlı bu minik insan avuçlarımdaydı artık. Kendimi tutacak halde değildim ve salya sümük hatta hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım, ateşe tutup kolonya ya da benzeri bir sıvıyla sterilize etmeye çalıştıkları şık şık makasını (tekstilde ürünlerin ipliklerini temizlemek için kullanılan küçük makas)göbek kordonunu kesmem için uzattılar. Zor zamanların insana kattığı garip bir soğukkanlılık da bunca acemi bunca duygusal resmin içinde yerini alıveriyormuş meğer. Kağıt peçetelerle biraz temizlediğim minik erkeğin ağlama sesiyle gerçek dünyaya geri döndüm. Elime nereden ve nasıl geçtiğini anımsamadığım hırka gibi bir nesneye sardım bebeği ve annesinin kucağına verdim.

Taksi geldiğinde Meryem ve bebeği yine de hastaneye yolladık yollamasına da hiç birimizin cebinde doğru dürüst para yok.
Ben ve iki arkadaşım tanıdığımız başka bir şirketteki arkadaşlardan bir miktar borç para aldık. Oradan da hastaneye gidip bebeği, anneyi ve Mehmet arkadaşımızı ziyaret ettik.

Ertesi gün muhasebeci arkadaşın bankadan şirket adına çektiği bir miktar parayı alıp ortadan kaybolduğu haberiyle sallandı şirket. Masasının çekmecesine not bırakmış hakkı olan birikmiş maaşlarının büyük bir kısmını aldığına dair ve diğer işçi arkadaşlardan özür dilerim gibi bir şeyler yazmış. Haklıydı haksızdı gibilerinden bir sürü argümanı da beraberinde getirdi bu olay. Herkes “ben olsam” diye başlayan cümlelerle parayı çekme yetkisi olsa nasıl davranacağından dem vuruyordu. Ancak hiç birimiz muhasebecinin yerinde değildik. Beş vakit abdestinde namazında son derece dindar türbanlı bir kişilikti. Samimiyetim olmadığından hakkında fazla bildiğim de yoktu. Şirkette muhasebe sorumlusuydu ve bildiğimiz kadarıyla maddi durumu da olağanın epey üstündeydi. Kendine ait son model bir arabası zor durumlarda arkasında olan varlıklı bir ailesi vardı. Ve patronla arası en iyi olan insandı ki pek çok kişi bunu muhasebe- patron doğal yakınlığı olarak değerlendiriyordu. Birkaç arkadaş detaylı bilgi almak için Rabia’ nın (muhasebeci kadın)evine gittiler ancak kendisi de ailesi de ortalıktan toz olmuşlardı.

Ertesi günlerde biz işçilerin şirkete gelmememizin tek ortak nedeni patronu ya da onun adına bir açıklama yapacak bir yetkiliyi görebilme belki maaşlarımıza kavuşma ümidiydi artık. Maliye çoktan şirketteki her eşyayı kayıt altına almıştı bile.

Mehmet arkadaş şayet patronu görürse ve para alamazsa kan dökeceğinden söz ediyordu ki bu cümleyi her gün şirkete gelip alacağı için saatlerce bekleyen onlarca alacaklıdan da duyuyorduk.

Ümidim tükenmişti. İş arayışlarıma yoğunlaştım her gün en az dört şirkete CV yollayıp haber bekliyordum. Birkaç kez görüşmeye de gittim ama kafama yatmayan hiçbir yere bodoslama dalmak da istemiyordum son tahlilde yaşadığım kötü tecrübe gerek iş çevrelerine gerek insanlara olan güvenimi yeterinden fazla sarsmıştı…

kuşku aramızda bir dil oldukça, her sözcük ayrı çoğalacak beyin kıvrımlarımızda. kuşku aramızda bir dil.

Konu matillda tarafından (21-01-2010 Saat 14:47 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21-01-2010, 17:51
Yergin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yergin Yergin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
Standart

Devamı olacak mı acaba sevgili matillda?

Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 22-01-2010, 00:02
matillda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
matillda matillda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2009
Bulunduğu yer: isvicre
Mesajlar: 583
Standart

Olacak sevgili EnvyMe.
Boş zamanlarımda yazma işini bitirdiğimde

kuşku aramızda bir dil oldukça, her sözcük ayrı çoğalacak beyin kıvrımlarımızda. kuşku aramızda bir dil.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 22-01-2010, 01:43
ulpian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ulpian ulpian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880

Başarı Ödülü 

Standart

Büyük keyifle okudum... Devamını bekleriz sevgili matillda...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 22-01-2010, 09:48
UlulElbab UlulElbab isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
Standart

Çok güzel,düzgün bir Türkçe ve akıcı bir anlatım.
Bir solukta okudum
Devamı için konuya abone oldum.

Sevgi ile...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 22-01-2010, 18:46
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger matillda;

Bu tip bir yazi turunu dile getirmekte, bayagi ustasin. Umarim devami gelir, emegine ve dusuncene saglik.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 22-01-2010, 19:59
sinner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sinner sinner isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
sinner - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

matilda,
Realist yer yer de Natüralist çizgide bir hikaye olmuş.
Kalemine sağlık. Devamını dilerim
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 23-01-2010, 15:55
saroz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
saroz saroz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
Standart

Sevgili Matillda, çok güzel bir yazı olmuş. ifadelerin çok güçlü. İnsanlar ve mekan insanın gözünde canlanıyor. Yaşatıyorsun okuyucuya anlattıklarını.

Bir önerim olacak. Mümkünmü bilmiyorum ama, çalışanların cephesini eksiksiz anlatmana karşın işverenin dünyası değer yargıları eksik geldi bana.

Sadece ihracat yaptığı firmalardan tahsilat yapamadığı için ekonomik krize girdiğini biliyoruz. Ancak yaşam standartlarını, ekonomik kriz anındaki önceliklerini, aile ilişkilerini vs. bütünlük içerisinde işvereni canlandıramıyorum gözümde.

Yaşadıklarını anlatıyorsan, bilmiyor olabilirsin ama kurgu ise bu konudaki boşluğu doldurabilirsin.

Sevgiler

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 23-01-2010, 17:18
matillda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
matillda matillda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2009
Bulunduğu yer: isvicre
Mesajlar: 583
Standart

Düşünceleriniz ve önerilerniz için çok teşekkür ederim sevgili arkadaşlar.
Amatör bir yazar olarak, devamını yazma işini bitirdiğimde(sanırım hikayenin ikinci bölümü olacak) foruma asacak ve benim için son derece önemli olan değerli eleştirileriniz ve değerlendirmelerinize sunacağım.

Sevgili saroz, işverenin iş dünyası dışındaki hayatına dair fazla bir fikrim olmadığından açılımlıyamadım. Söz konusu hikayeyi gerçek yaşam(ım)dan aktarmaya çalıştım devamında da aynı durum söz konusu. Devamında yine bir işveren sözkonusu ancak iş dışındaki hayatına dair daha fazla bilgim ve şahitliğim olduğundan biraz daha detaylı ifadelere yer vereceğim.

Dediğim gibi ortalamanın altında olan amötürlüğümün çıtasını biraz olsun yükseltebilme şansım, değerli görüşlerinizin ışığıyla mümkün olacak. Ya da tersinden yazma işinde haddimi bilmeyi öğreneceğim öyle ya da böyle yine de sizlerle bir şeyleri dostça arkadaşça insanca paylaşmak keyifli ve güzel bir his...

Tekrar teşekkür ederim
Sevgi ve saygılarımla

kuşku aramızda bir dil oldukça, her sözcük ayrı çoğalacak beyin kıvrımlarımızda. kuşku aramızda bir dil.

Konu matillda tarafından (25-01-2010 Saat 18:31 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Meryem Suresi 64. Ayet timsah İslam 27 14-02-2015 10:55
Meryem karışıklığı Russell İslam 6 15-08-2014 20:29
Muhammed'in Meryem aşkı.. -Maximus- İslam 54 02-11-2007 01:00
Köpekbalıkları ve Meryem degisim Konu-dışı 5 27-05-2007 07:49

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:53 .