Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 07-03-2021, 21:19
FayHattı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
FayHattı FayHattı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2018
Bulunduğu yer: İzmit
Mesajlar: 22
Standart Kendine kendine oluşum ve Tanrı ilişkisi

Herkese merhaba. Daha önce yazdığım bir yazımı burada paylaşmak istiyorum. Üzerine konuşulacak veya eleştirilecek noktaları merak etmekteyim.

Bir şeyin kendi kendine oluşma durumu yada tesadüfen oluşma meselesi genelde din felsefesinde ortaya çıkan tartışma konularından biri.
Kendi kendinelik ne demek? Bir şeyin kendi kendine oluşup oluşamaması ne demek? Bir şeyin kendi kendine oluştuğunu yada oluşmadığını belirleyecek bir metod var mı?

Kendi kendine kavramı, oluşmuş ve oluşan bazı şeylerin arkasında bunu bilinçli ve amaçsal olarak tasarlayan bir şeyin olmadığı anlamına gelir. Yani bir şeyin kendi kendine oluştuğunu söylemek, o şeyin bir bilinç tarafından etkilenmediğini/meydana getirilmediğini söylemekle aynı şey. Bazen bu kavramın, olguların doğa yasalarına tâbi olmayan gibi yanlış bir anlamda kullanıldığı da olur. Mesela bir bulut kendi kendine oluşur dediğimizde; oluşumunun belli etkenlerden etkilenmediği, nedenselliğe tabi olmadığı yada sebepsizce oluşuverdiği gibi bir anlamda değil, onu oluşturan şeyin bilinçli bir şey tarafından meydana getirilmediğini kastederiz.
Kısaca bu kavram, oluşan şeylerin arkasında bunu bilinçli ve amaçsal olarak tasarlayan, etki eden bir şeyin olmadığı anlamına gelir.

Bir şeyin kendi kendine yada tesadüfen oluşup oluşmadığını nasıl bilebiliriz? Duvara saplanmış bir mermi gördüğümüzde, merminin duvara kendi kendine saplandığını düşünmeyiz çünkü mermi bir rüzgarın yada bir sineğin hareket ettirebileceği bir şey değil. Yada bir ev, araba, robot, uçan bir uçurtma gördüğümüzde bunların kendi kendine, bilinçli bir şey tarafından yapılmadığını düşünmeyiz. Bunların arkasında bunları bilinçli bir şekilde planlayan, uygulayan ve düzenleyen bir şeyin olduğunu düşünmek gayet normal. Fakat burada daha ateş edeni yada merminin duvara nasıl saplandığını görmeden, bir arabanın ve evin meydana gelişini, uçurtmanın uçmasına sebep olan şeyi o 'an'da görmeden/deneyimlemeden neden bunun kendi kendine oluşamayacağını düşünürüz? Çünkü yaşantımızda bir bilinç ile,
irade ile ateş edildiğini gördüğümüz, arabaların ve evlerin insanların bir çabasının sonucu olduğunu deneyimlediğimiz ve bunun haricinde bir deneyimle karşılaşmadığımız için bunun tesadüfen, kendi kendine olamayacağını düşünürüz. Çünkü hayatta hiçbir zaman bir sineğin yada bir sandalyenin silahın ağzına mermiyi verip tetiğe çektiğini deneyimlememişizdir, belli bir arı grubunun araba topladığını yada bir rüzgarın robot tasarladığını deneyimlememişizdir. Ve bu dile getirim doğuştan gelen bir bilgi değil, deneyimle elde edilen bir durumdur. Eğer doğduğumuzdan beri böyle bir hareketin bir karınca tarafından yapıldığını birçok kez deneyimleseydik, ineklerin toplaşıp kendilerine bir fabrika kurduğunu, kuzeyden esen bir rüzgarın gökdelen inşaa ettiğini deneyimleseydik, bunları gayet normal
karşılardık, aynı şuanda bunların oluşumlarını normal karşıladığımız gibi.

Peki bir şeyin oluşumunu daha önce hiç deneyimlememiş isek, bu şeyin kendi kendine oluşup oluşmadığına nasıl karar verebiliyoruz? Bu zamana kadar bir telefonun nasıl oluştuğunu görmemiş ve deneyimlememiş isek, bir telefonun kendi kendine oluşamayacağına/bir bilinç tarafından meydana getirilmiş olduğuna nasıl ulaşıyoruz?
Cep telefonunu ilk kez deneyimlediğimizde, üretildiği/ortaya çıktığı anı deneyimlemeden de bunun içerdiği parçalardan, tuşların dizilişinden ve tasarımından tut, çevrenin(insanların,reklamların,medyanın) etkisiyle yola çıkarak ve bunun haricinde oluşabilecek bir şey duymadığımız/karşılaşmadığımız için(telefonların maden ocaklarından çıkartıldığı, bazı ağaç türlerinde yetiştiği gibi) bunun insan yapımı olduğuna zaten büyük bir ön güvenç verebiliriz. Ve bunu deneyimleme olanağına da sahibiz, gerçekten eyleme geçecek kadar şüphe duyduğumuzda üretim fabrikasını ziyaret edebiliriz. Sadece telefon için geçerli değildir bu; bir fön makinesi, bir kalem bile olabilir. Ayrıca bu sebeplerle karara varmamız ile, evren hakkında aynı karara varmamızın arasında ki farklardan biri de, bu oluşumların arkasında bilinçli bir irade görüp görmemek potansiyeline sahip olup olamamızdır. Bir şeyin kendi kendine yada tesadüfen oluşup oluşmadığını, o şeyin arkasında bunu bilinçli ve amaçsal olarak tasarlayan şeyi geçmişteki veya şuandaki deneyim yoluyla ulaşabiliriz. İlk önce oluşun ardındaki sebebi, sonrada bu olguyu ifade edecek bir dile sahibim. İradenin ve bilincin muhattabı da, yapısında bilinç, irade yada canlı olan her şeydir.

Dolayısıyla bir oluşun arkasında, bu oluşun bilinçli bir şey tarafından yapıldığını deneyimlememişsek, bu oluşum kendi kendine oluşmuş demektir. Peki evrenden, samanyolundan tutunda bir karıncanın yada karmakarışık bir organizmanın oluşumuna kadar, her şey kendi kendine mi oluştu? Evet. Çünkü biz evrenin, samanyolunun veya diğerlerinin arkasında bunları planlayan bilinçli bir şey deneyimleyemediğimiz için, bu deneyimlenmemiş şeyde dilde var olamaz, çünkü dilim dünyayı temsil eder ve dolayısıyla bunların hepsi de kendi kendine oluşmuş olur.

Fakat teizmde evrenin yada bir şeylerin kendi kendine oluşamayacağı düşüncesi deneyimin değil, tanrı inancının ortaya çıkardığı bir tezdir. Çünkü tanrıya inanıyorsam, zaten olan şeylerin arkasında ben tanrıyı deneyimlemesem bile onu tasarlayan bir tanrıdan söz edebildiğim için, muhattabım bilinçli ve tasarımcı bir tanrıdır. Dolayısıyla burada artık kendi kendinelik gözlemden ve deneyimden koparak salt inanç halini alır.

Bu noktada 2 önemli sorun ortaya çıkıyor; birincisi tanrı, bir 'şey' olmadığı için böyle bir potansiyele de dahil olamaz ve dolayısıyla bilince de sahip olamayacağı, ikincisi de bu salt bir inancın, deneyimden üstün tutulması.
Kendi kendine oluşmamış denilen şeyde, bilincin muhattabına bakarak, dolayısıyla deneyimleyerek, dolayısıyla bir bilince sahip ve bu potansiyeli taşıyan şeyin deneyiminde anlayabiliriz. Ama tanrı bir şey(maddeye indirgenebilen) değil, dolayısıyla bir bilince de sahip değil, dolayısıyla böyle bir potansiyeli bile taşımıyor. Aksine tanrı bilinçlidir, iradelidir demek, tanrının bilinci ortaya çıkaran şeylere(olgulara) sahip olduğu anlamına gelir. Hem bilinçli, hem merhametli, hem şu,
hem bu deyip tuzu biberi ekledikten sonra, tanrı bir şey değildir demek, onu hiçbir maddeye karşılık getirmemek kavramların oyununa gelmektir, kavramların mantığını çiğnemektir. Dolayısıyla evrenin, bizlerin kendi kendine oluşmadığını söylemek, tanrının da bir bilince(bilinci ortaya çıkaran olgulara) da sahip olduğunu-aynı zamanda bir şeylere de sahip olmadığını- ve bunu deneyimlediğimizi önkabul görür.
Ayrıca bu salt inanca dayanarak, kendi kendine oluşamaz diyebileceğiniz şeylerin arkasında deneyimleyemediğimiz bir bilinç yoksa ve buna rağmen hala aynı şeyi savunuyorsak bu, deneyime karşı inancın daha baskın olma halidir. Yani sağ avucumuzda var olmayan şeyi, sol avucumuzdaki var olan şeye tercih etmek gibi mantıksızdır.

Peki evrenin yada kendisine muazzam bir görkem, ihtişam duygusu hissettiren bir oluşumun kendi kendine oluşamayacağı düşüncesine sahip birinin, bunların kendi kendine oluşma düşüncesine ilk anda nasıl bir tavır sergileyebileceğini ve bu düşüncenin kendisinde nasıl bir saçmalık, mantıksızlık hissettireceğini tahmin edebilir misiniz? İnanılmaz derecede çevreden etkilenebilen bir canlıyız; düşüncelerimiz, hissettiğimiz duygular gerçeklik algımızla ilişkili. Belli bir zamandır hissettiğimiz şeyler, bu hissi ortaya çıkaran durumların ortadan kalktığı gibi ortadan öylece kalkmazlar, aynı bir futbolcunun futbolu bıraktığında yeteneklerini de anında kaybetmediği
gibi, bizde o hisleri ve duyguları içimizde barındırmaya devam ederiz. Bunun sonucunda da bu gibi düşüncelere hissiyatımız doğrultusunda karar vermemiz, bu düşüncenin de bizim sağduyumuza uygun gelmeyişi de o derece olası.

"Kuzey Anadolu Fay Hattı'nı buldum ama derdimi anlayacak bir politikacı bulamadım."
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07-03-2021, 22:20
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 3.980
Standart

Kendi kendine oluşan bir şey yok zaten. Şeylerin diğer şeyleri oluşturması var.
Ağaçtaki yaprak rüzgarla hareket ettiğinde kendi kendine hareket etmiş olmuyor, rüzgar sebebiyle hareket etmiş oluyor.

Ateist, yaprağın hareketi rüzgardan diyendir.
Teist, yaprağın hareketi tanrıdan diyen.

FayHattı´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kendi kendine kavramı, oluşmuş ve oluşan bazı şeylerin arkasında bunu bilinçli ve amaçsal olarak tasarlayan bir şeyin olmadığı anlamına gelir.
kendi kendine'yi bu şekilde tanımlamışsın ok.

bu tanımın tanrıyla sıkıntısı şu, bazı olayların sebebini bilinç-iradeyle bazılarını doğal nedenselliklerle açıklarsan tanrının her şeyin sebebi olması durumuyla çelişir.
tanrı her şeyi yaratandır, eğer yaprak hareketini yaratan rüzgarsa her şeyin yaratıcısı olan tanrı imkansız hale gelir.
bu durumda tanrının tanımını değiştirip bazı şeyleri yaratır bazılarını yaratmaz mı diyeceksiniz.
yoksa ilk başlatan(ilk neden) tanrıdır geri kalanlar doğaldır mı diyeceksiniz.
bakın tanrının tanımını bile biz yapıyoruz insan olarak.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
kendikendine

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:18 .