Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 31-07-2007, 14:19
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: said nursi

Önce hanginize cevap vereyim.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 31-07-2007, 14:19
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: said nursi

Envar";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
felsefeci87";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
biz zaten tartışmak için burdayız..Seviyeli ve çağdaş bir şekilde.İstediğinizi yazabilirsiniz.ama beni kendi safına çekemeyeceğinizi belirtmek isterim.Beni nurlandıramazsınız

saygılarımla.
Hayır bu benim vazifem değil.Bu Allah ın vazifesi.Ben sadece şunu istiyorum ki cevapladığım her iddianızda insaflı davranacaksınız ve hakkı hak edene ereceksiniz.Doğruya doğru.Eğer kablse teker teker başlayalım inşaallah...

Ben daha önceleri sizin bulunduğunuz cemaatteydim.Oraya toz kondurmadığım zamanlar da olmuştu.İnsaflı da davranmıştım ama gerçek yüzlerini gördüm zaman herşey çorap söküğü gibi geldi.siz istediğiniz iddiayı yazın.Sonuçta onları savunacak onların tekelinde bulunan sözleri burda kaleme geçireceksiniz.benim için herhangi bir sorun yok.Siz istediğiniz kadar iddialarınızın arkasında olun.Ben kendi dünya görüşümden asla taviz vermeyeceğim.Çünkü bunlar benim GERÇEKLERİM

saygılarımla.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 31-07-2007, 14:21
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: said nursi

Siz yazılarınızı yazın..İstediğinize cevab verebilirsiniz..Ama nelerden bahsedeceğinizi adım gibi biliyorum o yüzden bir çekincem yok
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 31-07-2007, 14:32
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: said nursi

Sohbet odasında bu konuyu tartışabilir miyiz?
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 31-07-2007, 16:22
kontdragon kontdragon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Aug 2006
Mesajlar: 6
Standart Re: said nursi

sayın falsefeci
Siz halk tarafından kuşku ve çelişki uyandıracak Kuranda geçen bazı konuların herhangi bir yerde tartışıldığını veya konuşulduğunu gördünüz de Nur Cemaatinde Saidi Nursi'nin bu beyanatlarının tartışılabileceğini umuyorsunuz. Ben de hali hazırda bu sohbetlere gidiyorum. Siz de zamanında gittiğinize göre bu tür konulara girilmeyeceğini bilirsiniz. Belki de bizim gurubun henüz tam olgunlaşmadığını düşünüyorlardır abilerimiz.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 31-07-2007, 16:32
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: said nursi

Sevgili Envar,

bu site bir müsabaka alanı değil, münazara klübü de değil. Sözleriniz bu site için önemli bu sebeple kalıcı olmasını isteriz. Bu sebeple lütfen bu başlıkta yazmağa devam ediniz, tabi kendinize güveniniz tam ise.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 31-07-2007, 20:36
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: said nursi

felsefeci,
Said Nursi hakkında yazdıklarının tamamına yakını yalan.
kitaplardan alıntıladıkların ise ,baktım bazılarını kitaplardabulamadım,bazılarını iseyazının ortasından kesip almışsın.anlamını saptırmışsın.kastamanu lahikası sayfa 45 denen yerler ise yok.bulunamadı.

yazdıkların tamamen hınç ve hırs ile karışık düşmanlıkla yazıldığı için cevap verilmeye değmez görüyorum.
ama yazını okuyup da merak edenler için hıristiyanların durumu ile ilgili risalelerde yazılanlardan bazılarına ait bir dökümanı aşagıda sunuyırum.
ayrıca bu konuyu gündeme sizlerin getirmesi ilginç.yani cenneti diğer din mensuplarından kıskanacak en son *kişiler sizlersiniz.sizene kim cennete girerse girsin?yer mi yetmiyo insanlara cennette de telaş ediyorsunuz.cennet var ve eğer buna inanıyorsanız niye *daha az insanın cennete ulaşmasını arzuluyorsunuz anlamadım.cennete inanmıyorsanız zaten bu durumdan size ne?

neyse,döküman aşağıdadır.bu dökümanın binlerce kişiye ulaşmasına vesile olan bu yolda hizmette bulunan felsefeci beye de teşekkür ederim.

bozuk çıkacak yazılar arapça metinlerdir.


v[¬&ÅI7!ö¬w´W²&ÅI7!ö¬yÁV7!ö¬v²K¬"
¬w[¬Q«B²K«9ö¬y¬"ö«—

HIRİSTİYANLARIN NECATİ MESELESİ

Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden bîçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki: Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nisbeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye, masumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.
Üç-dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiç bir haberim yokken Avrupa'da Rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O manevî ihtarın beyan ettiği taksimat, bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:
O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır. Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî'ye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (A.S.) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zaîfler, müstebid büyük zalimlerin cebr ü şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet, onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalaletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikattan haber aldım. Cenab-ı Erhamürrâhimîn'e hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem-i şefkatten teselli buldum.
Eğer o felâketi gören zalimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzar eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i Rabbaniyedir.
Eğer o felâketi çekenler, mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-ı beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın manevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki; o musibeti onlar hakkında medar-ı şeref yapar, sevdirir. K.l: 111
Yukarıda Kastamonu Lahikasından alıntılanan kısmı bana tevil eder misiniz ? *
Eğer zahiri manâyı kabul edersek efendimizin irtihalinden sonra bir hıristiyanın cennete gitmesi sonucu çıkmıyor mu?
Lütfen bana yardımcı olur musunuz ?
Cevab: Yukarıda anlatılan birinci husus, (onbeş yaşında olanlar) hükmüdür ki bunlar dinimizce mükellef olmayıp cennetliktirler. *
Diğer husus ise yine dinimizde yeri olup ceza görmeme sebebi olan (fetret) şartlarında ise, kurtulma ihtimali var. Ancak kişinin kendi şartları kısmen de olsa fetretten hissedar olup olmadığının tesbiti oldukça müşkildir. Onun için yukarda (eğer mazlum ve masum ise) kaydı var. Yani gaddarların zulmüne uğramış ve öyle gaddarlığı yapmaz ve sevmez ise, o şahsın fıtrat-ı asliyesini tamamen kaybetmeyip bir mikdarı bulunabiliyor demektir. İşte mezkür beyan, fıtrat-ı asliyesi derecesinde insaniyet hakikatından hissedar ise demek oluyor.
Evet gayr-ı müslimin fıtrat-ı asliyeden sukutu, irtidada düşen müslimin sukutu kadar olmadığını Hz. Bediüzzaman şöyle izah eder:
İslamiyetten çıkan müslüman “.....Ecnebi dinsizleri gibi de olamaz. Çünki onlar, peygamberi inkâr etseler, diğerlerini tanıyabilirler. Peygamberleri bilmeseler de Allah'ı tanıyabilirler. Allah'ı bilmeseler de kemalâta medar olacak bazı güzel hasletler bulunabilir. Fakat bir müslüman; hem enbiyayı, hem Rabbini, hem bütün kemalâtı Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm vasıtasıyla biliyor. Onun terbiyesini bırakan ve zincirinden çıkan daha hiçbir peygamberi (A.S.) tanımaz ve Allah'ı da tanımaz. Ve ruhunda kemalâtı muhafaza edecek hiçbir esasatı bilemez. Çünki peygamberlerin en âhiri ve en büyükleri ve dini ve daveti umum nev'-i beşere baktığı için ve mu'cizatça ve dince umuma faik ve bütün nev'-i beşere bütün hakaikte üstadlık edip, ondört asırda parlak bir surette isbat eden ve nev'-i beşerin medar-ı iftiharı bir zâtın terbiye-i esasiyelerini ve usûl-ü dinini terkeden, elbette hiçbir cihette bir nur, bir kemal bulamaz. Sukut-u mutlaka mahkûmdur.” Sözler:144
Evet son din olan İslâmiyet, iyiliklerin ve faziletlerin tamamını getirdiğinden, bu dini reddedenin, İslam haricinde kalır ve alacağı hiçbir iyilik olamaz. Çünkü mürted İslâm haricinde bir iyilik ve fazilet almak istese o İslâmiyette var. Tekrar onu almak istemesi tenakuz olur. Eğer İslâmiyete dönecekse, o ayrı meseledir.
İslâmiyetten önceki semavî dinler, zamanla ve mekânla mukayyeddirler, getirdikleri iyilikler kısmîdir, zaman ve mekânın seviye ve ihtiyacına göre gelmiştir ve o iyilikler İslamiyette en mükemmel şekliyle vardır.
Bu mesele ile alakalı olarak şu beyanlar da nazara alınır. Yani islamiyet sonsuz mükemmel; müslüman ise dereceli mükemmeldir.
Evet, “Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vaki', sabit değildir.
Öyle de: Her kâfirin her vasfı kâfir olmak, küfründen neş'et etmek yine lâzım değildir.” S:725
Keza “herbir müslümanın herbir sıfatı müslüman olması lâzım olmadığı gibi, herbir kâfirin dahi bütün sıfat ve san'atları kâfir olmak lâzım gelmez.” Mü:32
Yani müslümanın i’tikadı eksiksiz fakat kemalatı ve fiilleri eksik olabiliyor.
“Kâfirin iki manası vardır: Birisi ve en mütebadiri, dinsiz ve münkir-i Sani' demektir. Şu mana ile, ehl-i kitaba ıtlak etmeğe hakkımız yoktur. İkincisi: Peygamberimizi ve İslâmiyeti münkir demektir. Şu mana ile onlara ıtlak etmek hakkımızdır. Onlar dahi razıdırlar.” Mü:33
Mektubatta fetret hakkında şu izah var: “zaman-ı fetrette ®žx*,«*ö«b«Q²A«9ö|ÅB«&ö«w[¬"±¬H«Q*8ö@ÅX*6ö@«8«:ö * sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bil'ittifak, teferruattaki hatiatlarından muahazeleri yoktur. İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Eş'arîce; küfre de girse, usûl-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünki teklif-i İlahî irsal ile olur ve irsal dahi, ıttıla' ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-i salifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevab görür, etmezse azab görmez. Çünki mahfî kaldığı için hüccet olamaz.” M:385
Dinimizce mes’ul olmak için fıkıhta malum olduğu üzere: İrsal, ittila, iktidar, ihtiyar gibi şartlar var. Bu şartlar dahi nazara alınmalıdır.
“...bununla beraber, en mühim bir cihet budur ki: "Adem-i kabul" başkadır, "kabul-ü adem" başkadır. Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar; Peygamber'i bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar.” M:335
Keza Hz. Bediüzzaman risalede “fetret-i mutlaka” tabirini kullanmakla kısmî fetreti hatırlatır. Ve beyne-el milel sinsi nifak cereyanı dünyadaki ictimaiyatı, yani sosyal hayatı, yani sosyolojik te’siri, emsalsız derecede müfsid kıldığından dehşetli bir gaflet ve cehalet ve sefahet milletleri istila etti. Elbette adalet ve hak üzere yürüyen İslâm, mevcud ictimaî durumu nazara alacaktır.
Bir rivayette meâlen buyruluyorki: “Müslümanlardan bir cemaat dağlar gibi günahlarla mahşere gelir. Allah onları affeder ve günahları yahudilere yükler.” (Ramuz-ul Ehadis, sh. 507 ve Sahih-i Müslim, 49-5l)
Bu rivayet fitne-i Âhirzamana vesile olan münafıkların ifsadatına ve o fesada itilen halkın durumuna işaret olsa gerektir.
Bir de ehemmiyetle nazara alınacak şefaat-ı kübra rivayeti var. Şöyle ki:
"Ebu Hüreyre Radıyallahu anhü şöyle demiştir: (Bir kere) "Ya Resulallah, kıyamet gününde senin şefaatin en ziyade kime rayegân (çokça) olacak? " diye sordum. Buyurdu ki: "Ya Eba Hüreyre, hadis (bellemek) için sende gördüğüm hırsa göre bu hadisi senden evvel kimsenin bana sormayacağını (zaten) tahmin ediyordum.Kıyamet gününde halk içinde şefaatime en ziyade mazhar olacak kimse, kalbinden (yahut içinden) halis olarak lâ ilâhe illallah diyendir. (*) " Sahih-i Buhari Muhtasarı, hadis No:85
(*) : Şefaat-ı makbule-i Muhammediye'den (sallallahü aleyhi vesellem) müstefid olmayacak ferd-i aferide yoktur. Habib-i Hüda (aleyhi efdatü't-tehaya) Efendimizin bütün halkın *hevl-i mevki'den rahat bulması için bir şefaat-ı ammesi olduğu gibi bazı küffarın tahfif-i azabı, müstahakk-ı ikab olan bazı mü'minînin Nar-ı Cahim'den necatı, Cehennem'e girmiş mü'minînin halâsı, bazı mü'minînin bilâhesab velâ azab dahil-i Cinan olması, keza dahil-i Cinan olan mü'minînin ref-i derecatı için gûna-gûn şefaatleri vardır. Bu şefaatler içinden en ziyade müstefid olacakların, muhlis mü'minler olduğundan şüphe yoktur.” (Bu dip notu, Buharinin ilk müterciminindir.)
Netice: Fitne-i ahirzaman, rivayetin beyaniyle emsalsizdir. Ahkâm-ı şer’iye müvacehesinde olmak şartiyle bu fitne içinde olanlar, imanî hükümleri bilerek inkâr etmemek şartiyle menfi hüküm vermek müşkildir. Müsbet hüküm ise, muayyen şahıslar hakkında olmayıp, şer’î kaideler müvacehesinde söz sahibi olan dinî şahsiyetler umumî hüküm verebilirler.
Mesela: “Ehl-i Sünnet'in ve İlm-i Kelâm'ın azîm imamlarından meşhur Sa'deddin-i Taftazanî, Yezid ve Velid hakkında tel'in ve tadlile cevaz vermesine mukabil, Seyyid Şerif-i Cürcanî gibi Ehl-i Sünnet Velcemaat'in allâmeleri demişler: "Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve fâcirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybîdir. Ve kat'î bir derecede bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat'î ve delil-i kat'î bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tövbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususî şahsa lanet edilmez. Belki «w[¬T¬4@«X*W²7!ö«:ö«w[¬W¬7@ÅP7!ö]«V«2ö¬yÁV7!ö*^«X²Q«7 ögibi umumî bir ünvan ile lanet caiz olabilir. Yoksa zararlı, lüzumsuzdur." diye Sa'deddin-i Taftazanî'ye mukabele etmişler.” Emirdağ Lâhikası:206
Envar neşriyatından Mektubat adlı eserin 452. sahifesinde (Üçüncü Nükte) de okunabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 31-07-2007, 21:07
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: said nursi

Tabi,tabi ben yalancıyım siz iyisiniz ve sizin gibiler dürüst öyle değil mi?Herkesi kendiniz gibi mi sanıyorsunuz? Asıl Siz ve sizin gibilere yanıt vermeye değmez.Hiç kimse yoğurdum ekşi demez.Bunlar gerçeklerdir..bunları kabul etmeyenler siz ve sizin gibi insanlardır.Ben hayatım boyunca,hiç kimseye iftira atmadım.Zaten iftira atılacak da bir durumunuz yok,halk bu yobazların ne mal olduğunu gayet iyi biliyor.Bundan şüphemiz yok.ben gerçekleri tokat gibi yapıştırdığıma inanıyorum..Dünya'nın çivisi de çıkmış ona da yanıyorum.. *


saygılarımla..
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 31-07-2007, 22:40
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: said nursi

bu sa it için başlık açıp zaman kaybetmeye değmez, yalnızca iyilerin, adam gibi adamların
arkasından gidilmez, satılmışların onursuzların kişiliksizlerin, ve dahası aynı kanı taşıdığı
halkına ihane tednlerin arkasından da gidenler olacaktır.

kendisini ingiliz sömürgelerinden sorumlu bakan gladstone keşvetmiştir, osmanlının
çöktüğü bir dönemde, osmanlının çöküşünü hızlandırmak için efendisi ingilizleri mutlu
etmek için kendi halkını isyana teşvik eden diğer it şeeh sait ile el ele verip kürtleri
isyana teşvik etmiştir.

yalnızca ingiliz uşaklı meşhur değildir bu delinin, aynı zamanda rus hayranıdır. rus'un
marmaraya yerleştiği dönemde köşe yazarı olduğu volkan gazetesinde bir taraftan
halk ı direnişe çağırırken diğer taraftan prens *sabahhattin *ile birlik olup sultanı
rusa karşı dize getirmek için el ezher kozunu sultanın önüne sürmüştür.

bilinenin aksine bu deli ruslara esir düşmemiş rusyaya kaçmıştır, ortalık durulunca
tekrar düşmanı olduğu topraklara geri dönmüştür. peşinden giden ahmakların ballandıra
ballandıra anlattıkları esir düşme hikayesi tamamen yalandır, bir dönem ajanlını yaptığı
bir ülkeye kaçmıştır bu deli.

elbetteki said de diğer tüm satılmış kürtler gibi kendi halklarını, sahiplerinin çıkarları
için heba etmekten çekinmemiştir, said ve diğer it sayesinde çıkan isyanlarda binlerce
kürt yok yere ölmüştür.

sahip, *görevini ziyedesiyle yerine getiren has kanişe * ingiliz nişanı ile onurlandırmıştır.
onun peşinden giden salya sümükleri nerdeyse ekrandan taşan diğer kaniş ise daha büyük
bir görev üstlenmiş, abd nin az gelişmiş ülkelerdeki ajanlarını istihdahdam etme görevini
üstlenmiştir, bu kaniş ise üstün gayretleri nedeni ile abd de fbi a ait bir kulübede mutlu
mesut bir hayat sürmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 01-08-2007, 00:26
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: said nursi

Said Nursi hayatta olsa idi *belki de;"yalancılar *ancak ve sadece çamuru atabilirler ki izi kalsın,
iftiracılıktan,hep aynı yalanları söylemekten başka malzemeleri olmadığından,başka şeyden medet umamayıp sadece ve sadece çamur atarlar.bu kadar çamuru nereden buldukları ve bu kadar çok çamur atabilmeleri bana hep onların çamurun ta içinde olduklarını ve hatta çamurun ta kendisi olduklarını hatırlatır.bu kadar insafsız ve yalancı olabilmek de zaten ancak bu şartla olabilir." derdi kimbilir.hatta önce *"bre vicdansız bu kadar yalan söylersin hiç mi kimse sormaz sana yahu atar tutarsın yok mu bunun ispatı diye?".Sorsalar hakketen ispatla diye ne diyecen?

yalanlarınızın bir kısmı da şu aşağıdaki linkte le alınmıştır.lütfen okuyunuz.(yalancılar okumasa da olur.)
http://www.ittihad.com.tr/index.php?...d=63&Itemid=30
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:54 .