Orijinalini görmek için tıklayınız : İsanin annesİ
hep düşünmüşümdür bu hristiyanlarda hiçmi akıl fikir yok diye
onlarda en az müslümanlar kadar saftır güya bi tanrı var sonra bu tanrının aklına nerden ve ne amacla estiyse meryemi hamile bırakma fikri gelir
şimdi sizlere işin aslını kısaca anlatacağım ,aslında bu meryem kendiside öldüğü güne kadar yahudiydi nede olsa "asırı dinci yahudi" bir ailenin kızıydı !!
bunun bi yavuklusu bide kuvvetle muhtemel buna göz koyan haham vardı heralde tapınakta calışırken yada ibadet ederken görmüştür kendisini
ya yavuklusu yada hahamlardan biri bunu ..edit.. sonrasında meryem hamile kaldı ,tabi bu hamilelik evlilik öncesi olduğu için fuhus anlamına geliyodu dahada acıkcası meryemin .. olduğu anlamına
fahişelikse yahudi seriatına göre cok agır bi suctu cezası taslanarak öldürülmekti !!!
tabi meryemde bu korkunc sonu iyi bildiği için hayatını kurtarmak için iyi bir yalan uydurmak zorundaydı
uydurduğu bu yalanla "yahudilikten bozma" hristiyanlık denilen din ortaya cıktı ,yanında promosyon olarakta tanrının oğlu isa
böylece meryem sayesinde hristiyan olsun müslüman olsun tüm inanclı kardeşlerimiz babalara geldi :)
ne diyelim hayırlı uğurlu olsun...
Anlaşılan bilim kurguyla çok uğraşıyorsun.Meryem Ana tanrısal esinleme,sözüyle hamile kaldı.Senin gibi düşünenlerden aklından şüphe etmek lazım.Nerden çıkarıyorsun ki?Anlamadım gitti.İsevilikte din değildir!İsevilik Mesih İsa'ya inanmak ve izlemektir.
Whiteface
28-05-2009, 08:50
Vay arkadaş birkaç cümleyle işi çözmüş bravo doğrusu = )
bu konuda kitap falan yazsana sen : ) bak richard dawkins kitap yaza yaza malı götürüyor, zengin oldu bu sayede. havuzlu villasında şampanyasını yudumluyordur şimdi : )
belgesel de çekebilirsin tabi. Ama mısır tanrısı horus'u kullanmak yada İsa Mesih'i güneşle bağdaştırmak biraz klişe oldu : ) Onları çürütüldü artık yeni birşeyler üretmelisiniz. Hadi ateistler kafa yorun biraz. Bişeyler bulacaksınız : ) biraz hayalgücünüzü kullanın, üretin işte bişeyler...
ayrıntı isimli arkadaşım anlatıcaklarını dalga geçer gibi anlatmassan sevinirim
ayrıca seninlede tartışmaya girilmez belliki sadece fikir beyan ediyorsun hiçbir kanıtın yok olamazda ben Hz.Meryeme sonuna kadar inanan kutsal bir insan olduğunu düşünüyorum..nasıl bir kaynak okudun yada nerden buldun yada okudunmu !? orasını bilmiyorum ama öylesine bişeler yazmışın.. babalara geldiniz tabirinide kullanmassan sevinirim burası herkese açık bi yer babanın ahırı değil.
Meryem Bir tapınak fahişesi olabilirmiydi...acaba...
Tapınaklara adanmış ve ödevi yabancı toplum birim erkekleri ile yatmak olan kutsal fahişeler, süreç içinde hiyerarşik bir yapı kazanmış ve kendi içinde farklı özellik taşıyan kutsal kadın alt kategorileri oluşmuştu. Hammurabi yasalarında, Entum, Sugitum, Naditum, Sal. Zikrum, Kadiştum veya Kulmaşitum olarak anılan 'Kutsal Fahişe'ler, gelişme içinde hıristiyan tapınak ve manastırlarında 'kız kardeş' rahibe olarak da karşımıza çıkacak olan "kutsal genel kadınlar"dan başkası değildir. Sara,Rebekka, Raşel gibi "Bakire Meryem" de, "kocasına çocuk temin eden" türdeki "kısır" veya "bakire" kategorisinde bulunuyor olmalıydılar.
Kutsal fahişelerin her farklı kategorisinin tüm özelliklerini eski yazılı yasalardan tam olarak ortaya çıkarmak mümkün değilse de, yine de, özellikle Hammurabi Yasaları, bu noktada hayli geniş bilgi vericidir.
mabed fahişeliği ile geniş bilgi aşağıdaki linkte
http://www.gizliilimler.tr.gg/Mabed-Fahi&%23351%3Beli&%23287%3Bi.htm?PHPSESSID=1bd268a8d0...
Bu sitede nelere izin veriliyor böyle, gördükçe gün geçtikçe hayretlere düşüyorum.
Hangi aklı yerinde bir insan, hayatında hiç görmediği, tanımadığı birisi için fahişe damgasını vurabilir! İnsanlığınızdan utanın...
Nazzam-Cubbai
28-05-2009, 18:43
Tsk ayrinti
Isayin baba Proplemi var ,
1.baba yok
2.baba yusuf
3.baba Tanri
4.baba Davut (soyu)
---------------
velidi zinalara yer yok , cennete
Deuteronomy:23-2 Hiç bir piç RAB?bin topluluğuna girmeyecek. Hatta soyundan onuncu kuşağa dek olanlar bile RAB?bin topluluğuna girmeyecek.
yasa disi dogan her cocuk lanetlenmis , bu cocuklarin gunahi neydi yasik gunah deyilmi bunlar saten yasarken izdirap dolu bir ömürleri var , bu yetmesmis gibi öbür dünyada devam ikilip kakilmaya , sevgiye bak .
incildeki isayin da babasi yok , onun icinde gecerlimi bu ayet ?
Luka:16-18 «Karısını boşayıp başkasıyla evlenen her adam zina etmiş olur. Kocasından boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.
Matta:5-32 Ama ben size diyorum ki, karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir nedenle boşayan her adam, onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.
kacasini bosamis kadin evlenirse baskasiyla, ikinci evlilikten dogan cocuklar velidi zina hükmüne giriyorlar hiristiyan liga göre , bunlarada cennet yok
ozgur_beyin
28-05-2009, 19:52
Bu sitede nelere izin veriliyor böyle, gördükçe gün geçtikçe hayretlere düşüyorum.
Hangi aklı yerinde bir insan, hayatında hiç görmediği, tanımadığı birisi için fahişe damgasını vurabilir! İnsanlığınızdan utanın...
sevgili arkadaşım bu site ezber bozan bir sitedir.
imanlı bir hrıstiyan değilsen başka nasıl tanımlarsın.
büyük ihtimalle üfleme müslüm gündüzün fatma şahine yaptığı gibi olmuştur.
meryem yaşadıysa bir tapınakta bir rahip ten hamile kalmıştır
bazı kaynaklarda isanın maria magdelena ile evlendiği bile yazılı .
hatta fransada inzivaya çekildiğine inanılan bir kilise var
sayın özgür beyin arkadaşım bu site ezber bozar tamamda desteksiz fikirlerede inanmamak lazım..şöyleki sen her yazana inanıyormusun yoksa bazı değerlere göre seçiyormusun..örnek olarak sen kuran a inanmıyorsun bende bazı kaynaklarda yazan isanın maria magdelena ile evlendiği yazılı kitaba.
meryem yaşadıysa bir tapınakta bir rahip ten hamile kalmıştır .işte sözünü ettiğim bu ezberi bozar diyorsun ezbere yorum yapıyorsun.
ozgur_beyin
28-05-2009, 20:20
sevgili vanda bir kere isanın yaşadığan dair bir tane belge göster seni olduğu gibi kabul edeyim. sen bunu açıklarsan bu sefer sen ezberimi bozarsın ve haklı olursun.
kadeş anlaşmasının belgesi var elimizde ama isanın yaşadığına dair sadece esatir var
Felsefeci 87
28-05-2009, 20:24
Özgür beyin, Öncelikle İsa'nın gerçek anlamda Kurtarıcı, Tanrı vb birşey olduğuna inanmadığımı belirtmek isterim. Ama onun yaşadığını söyleyen romalı yahudi tarihçilerden tacitus'u biliyorum. Bunun dışında da Nasıralı İsa diye bir insanın yaşadığını söyleyen birçok belgenin olduğu doğru değil mi? İsa, normal bir insan olarak yaşam sürmüş olamaz mı? Ben mi yanlış biliyorum.
sevgilerimle.
sevgili arkadaşım bu site ezber bozan bir sitedir.
imanlı bir hrıstiyan değilsen başka nasıl tanımlarsın.
büyük ihtimalle üfleme müslüm gündüzün fatma şahine yaptığı gibi olmuştur.
meryem yaşadıysa bir tapınakta bir rahip ten hamile kalmıştır
bazı kaynaklarda isanın maria magdelena ile evlendiği bile yazılı .
hatta fransada inzivaya çekildiğine inanılan bir kilise var
Bu sitenin nasıl bir site olduğu tartışılırda, buradaki hakaretlere neden izin verdiği tartışılmamalı. Direk engel olunmalı. Ben hristiyan değilim, müslümanım.
Kendiniz söylemişsiniz nasıl tanımlanır diye. Hakaret etmek, tanımlamak veya tanımlamamak değildir. Düpedüz kişinin kendi insanlığını gösterir hepsi bu.
Meryem'in nasıl hamile kaldığı Kur'an-ı Kerim'de yazılıdır. Hz. İsa'da doğumdan sonra kundakta iken Allah'ın kudreti ile insanlara nasıl olduğunun cevabını vermiştir.
Buna ben inanıyorum. Bir hristiyan farklı inanıyor olabilir. Siz hiç inanmıyor olabilirsiniz. Ama bunu hakaretle, aşşağılama ile burada seviyesizce dile getirmenin hiçbir anlamı yok. Siz, site meclis üyesi olarak buradan yapılan hakaretlere ezber bozma diyorsanız ona söylenecek söz yok tabi...
Tacitus (http://tr.wikipedia.org/wiki/Tacitus) İsa'nın yaşadığı dönemden epey sonra yaşamış bir tarihçidir. Sadece tartışmalı bir paragrafta Hırıstiyanlardan bahsettiği
söylenir. Yanlış hatırlamıyor isem MS.60'lı yıllarda ünlü Roma yangını ile ilgili bir paragraftır.
İsa'nın yaşadığı iddia edilen dönemde yaşamış hiç bir tarihçi İsa'dan bahsetmez.
başka bir başlıkta tartışmıştık. Bakire dogum tüm dünyada evrensel bir mitolojidir. Bu da babanın biyolojik işlevinin bilinmedigi dönemlerden kalma bir görüştür.
Meryem mutlaka birilerinden hamile kaldı ama o dönemlerde baba kavramının bilinmedigi bir evlilik modeli geçerli idi. Ayrıca cinsellik de genellikle serbest olarak kısıtlamasız yaşanırdı.
Gerçi İsa dönem itibarıyla ataerkiye yakın düşüyorsa da halk arasında hala eski bakire dogum motifleri geçerli idi.
saygılarımla
Özgür beyin, Öncelikle İsa'nın gerçek anlamda Kurtarıcı, Tanrı vb birşey olduğuna inanmadığımı belirtmek isterim. Ama onun yaşadığını söyleyen romalı yahudi tarihçilerden tacitus'u biliyorum. Bunun dışında da Nasıralı İsa diye bir insanın yaşadığını söyleyen birçok belgenin olduğu doğru değil mi? İsa, normal bir insan olarak yaşam sürmüş olamaz mı? Ben mi yanlış biliyorum.
sevgilerimle.
Site üyelerimizden Da Vinci'nin blogunda bu konu oldukça güzel işlenmiş.
İsa: Mesih mi Tanrı'nın oğlu mu Tanrı mı Peygamber mi yoksa mit mi? (http://bilimfelsefedin.blogspot.com/2007/09/isa-mesih-mi-tanrnn-oglu-mu-tanr-m.html)
Tacitus İsa'nın yaşadığı dönemden epey sonra yaşamış bir tarihçidir. Sadece tartışmalı bir paragrafta Hırıstiyanlardan bahsettiği
söylenir. Yanlış hatırlamıyor isem MS.60'lı yıllarda ünlü Roma yangını ile ilgili bir paragraftır.
İsa'nın yaşadığı iddia edilen dönemde yaşamış hiç bir tarihçi İsa'dan bahsetmez.
Evet, Tacitus (55-120) Neron'u anlatırken Roma'daki zulümden, baskılardan söz etmiş ama Hristiyanlara yapılan işkencelerden de söz ettiği iddia edilmekte.
Bir de Flavius Josephus var ki o da İsa'dan sonra yaşamış ama Tacitus'a nazaran daha yakın zamanda. (38-100)
Bu Josephus'un direk İsa'dan bahsettiği öne sürülür.
Aşağıdaki linkten çıkaramadım, bir bilen belki yararlı bir şey iletebilir bize:
http://www.earlychristianwritings.com/josephus.html
Yosefus'un (Josephus) İsa’nın kişiliği, mucizeleri, öğretileri ve çarmıha gerilişi konusunda yazdılarının sahtekarlık olduğu, daha sonradan ekleme olduğu Hristiyanlar tarafından bile kabul edilmektedir. 4. yy'a kadar bunlardan kimsenin haberi yokken bir anda Eusebius tarafından Yosefus'un olduğu iddia edilmiştir ve kanıt olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ama Hristiyanlık apolojisti Lee Strobel, The Case for Christ kitabında bunun sahtekarlık olduğunu kabul etmektedir (6). Hatta Katolik Ansiklopedisi'nde bile bu alıntı sahtekarlık olarak belirtilmektedir (7).
Da Vinci, yazısında Josephus'un yazılarında sahtekarlık yapıldığını yazmış.
mehmetsalih
28-05-2009, 21:44
Bu Konuyu İslam Formuna Aldım
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=182271#post182271
özgür beyin ne tür bi yazı istiyosunki yani şimdi Hz.isa damı yok odamı uydurma diyosun sen.bunu diyosan benim sana gösterebileceğim bişe yok özür dilerim cevabımdan ötürü.
bende daha önce bugüne kadar gelen yazılarda sorun olduğunu ve doğru bir bilgiye ulaşmanın çok zor olduğunu ifade etmiştim.. gerçekler neyse onlar saklanmaya çalışıldı..
benim bildiğim kadarıyla iznik konsülünde yakılan kitaplarda meryemle ilgizli yazılarda yer alıyordu hatta fahişe olabildiğyle ilgili şeyler vardı ve yakılma sebebpleri buydu...
isanın ilk mucizesi denen bir olay yeni doğduğunda meryemin evini basanlar olmuş ve meryeme kötü kadın demişlerdir isada bunun için annesini aklamıştır yeni doğmuş iken konuşarak.. böyle bir rivayet vardı bu rivayette o evi basanların meryemi sorgulayışında eve girip çıkan isimlerden bahsedilmekteydi kımden bu çocuk denilirken..
bi haltlar döndüğü kesin :)
elcihanaferin
28-05-2009, 23:20
Josephus ve Tacitus'un yazıları Hıristiyan rahiplerce sonradan tahrif edilmişlerdir. Bunları "İsa Mesih'in Kişiliğ" başlığında aktardım.
Josephus için 134 numaralı mesaja bakabilirsiniz:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9592&page=14
Tacitus için ise 144 numaralı mesaj:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9592&page=15
Pante'nin Tacitus ile ilgili mesajında bahsettiği Hıristiyanlara baskı, işkence yapıldığı iddiası yanlıştır. Bu daha sonraki dönemlerde olmuştur. Nero ve Tacitus'un zamanında ortada henüz "Hıristiyan" ismi bile yoktu. Bu ismin başlangıcı ve Hıristiyanların Roma da - hatta başka adlar altında - varlığı MS 2. asrın ortalarından sonradır. Hıristiyan ismi de daha sonra çıkmıştır.
.
Hayatimin otuzbesyilinda hep bu Allah denilen bilinmeyenilini duydum,Allah söyle diyor,allah bunu sevmez,allah böyle emrediyor,allahdan kork,allah bunlari sever,sunlar cehennemlik,bunlar cennetlik,ama ne yazikki bu kainatin her zerresini yaratan ve dünyadaki herseyden haberi olan bu varligin ne yazikki yaratildigi 1400 yildan beri hic sesi cikmamasi,bu beni cok düsündürüyor isin garip yani masum tanri inancimida zedeliyor,kimdir bu allah?öncelikle bunu tartismamiz lazim,kimdir bu allah?insanlarin hayatini bu kadar etkiliyen ayni zamanda hic sesi cikmayan allah?kimdir bu?madem varsa? neden aclari doyurmaz?hastalari iyilestirmez?neden iyi insanlara yardimci olmaz?benim tanri inancimi zedeliyen bu allah kim?
Pante'nin Tacitus ile ilgili mesajında bahsettiği Hıristiyanlara baskı, işkence yapıldığı iddiası yanlıştır. Bu daha sonraki dönemlerde olmuştur. Nero ve Tacitus'un zamanında ortada henüz "Hıristiyan" ismi bile yoktu. Bu ismin başlangıcı ve Hıristiyanların Roma da - hatta başka adlar altında - varlığı MS 2. asrın ortalarından sonradır. Hıristiyan ismi de daha sonra çıkmıştır.
Olabilir. Ben verdiğim linkteki yazılanları ilettim. Ama Hristiyanların sahtekarlık yapıp çarpıtmış olmaları da mümkün. Tacitus'un kitabının orijinalini görmediğim için birşey diyemiyorum.
http://www.earlychristianwritings.com/tacitus.html
sayın papillon neden aclari doyurmaz?hastalari iyilestirmez?neden iyi insanlara yardimci olmaz?benim tanri inancimi zedeliyen bu allah kim?
demişsinizde size bir sorum var gerçi yaşınız benden büyükmüş daha iyi bilirsiniz ama
şimdi hepimiz aynı zenginlikte olsak hasta olmasak kimse aç olmasa hepimiz aynı derecede iyi olsak nası denenicez yani sizi benden ne ayıracak diğer dünya için ?
Sayin Wand(duvar)ben aslinda baslik acmak istiyordum ama yazdigim buraya yapisdi.Sayin duvar benim sahsen bir tanri inancim olsada olmasada bir cennet veya cehennem beklentim yok,onun icin bu sinav hikayesi bana gercekden cok bos geliyor,mesela bende sizin allahiniz kadar güc olmasa sadece dünyaya yetecek kadar güc olsa emin ol aclari doyururum ,cocuklari sevindiririm ,hastalari iyilestiririm,bu dünyada allah olmayip bütün bunlara karsi cani pahasina savasan insanlar var ve onlar bana göre senin allahindan daha yüce.saygilar ve selamlar
1.si benim nickimin manası duvar değil sihirli değnektir Wall = duvar :)
2.si ben sizi yanlış anlayarak öyle bir yorum yaptım sanırım , inanmıyorsanız söylediklerim sizi kapsamaz iyi geceler dilerim.
Mesih İsanın Babası Tanrıdır.Meryem Anada olağanüstü şekilde hamile kalmıştır.Rab'bin gücü herşeye yeter.Elçihan okuyansa bizzat yapanlardan olduğunu sanar.Yanlarında mıydın?Gördün mü?İsim ver madem.Kaç yılında?İsevilere ilk 300 yıl büyük işkenceler yapılmıştır.Ama boyun eğmişler sonunda.Gerçeğe,hakka teslim olmuşlar.Ne kadar çabalarsa çabalasın insan gerçeği hiçbir zaman yenemez.Ve hiçbir şeyde gizli kalmayacaktır sonuna kadar.Örtülü olupta ışığa çıkarılmayacak hiçbir şey yoktur.
elcihanaferin
29-05-2009, 01:23
Sn. Wand (Sihirli değnek, okuma kalemi, orkestra şefinin çubuğu, asa)
Wand'ı sadece İngilizce bir kelime sanmışsınız, ama Almanca'da bir anlamı "duvar"dır (for your information). Açın bir sözlüğe bakın.
İkincisi, demek bir Tanrı var ve insanları denemek için olmadık şeyler yapıyor? Yani hastalıklar ortaya çıkarıyor, felaketler, salgınlar, depremler, harpler, açlıklar vs. Böylece de insanları deniyor, öyle mi?
Yani Tanrı bizi yaratmış, kurallar koymuş, ve kontrol ediyor; biz ne yapıyoruz, irdeliyor.
Bu ne biçim bir mantık? Neden o Tanrı insanları yaratıp, insanlarla oyun oynuyor? Hiç günahı olmayan bebekleri neden öldürüyor? Ne acımasız, berbat bir Tanrı bu? Fakirlerden ne istiyor? Hem fakir yaratmış veya hasta yaratmış, seyredip alay mı ediyor?
Ne ihtiyacı var öyle yaratmaya? Tanrı herşeye kadir değil mi? Neden o zaman herkesi iyi, güzel, efendi, değerli yaratıvermiyor? Ne acayip, densiz, kötü niyetli bir tanrı bu böyle?
elcihanaferin
29-05-2009, 01:30
Mitsel Bakire Meryem
Kutsal yazıların İsa hakkında pek söyleyecek bir şeyi yoktur, sözde annesi hakkında ise çok daha az bilgi var. İlk Hıristiyanlar için ‘Meryem, İsa’nın annesi’ neredeyse yoktu; Tanrı-adamlarının doğuşuyla ilgili değildiler, bütün mesele onun ölümden sonra tekrar doğuşundaydı. Paulus da Meryem’den (ve Yusuf’tan) hiç bahsetmez. Gospellerde ise, bütün azizlerin en üstünü, cennetin kraliçesi olması mukadder olan Meryem neredeyse iki boyutlu bir yok-birimdir.
Gospel gösterisinde ‘Meryem’ birkaç sahnede yer alır. Hepsinde pasif bir karakterde ve hep geri planda ve zahiren sessizdir (toplamda üç kere konuşur, ikisinde bir cümle söyler). Tarif de edilmemiştir (gerçi Gospellerde hiçbir karakter tarif edilmemiştir); yaşını da bilmeyiz. Bir parça oyunculuğu, özellikle şahitlik alanında vardır. Kuzin Elizabet’le aile bağlantısı ve Yusf’la nişanlı olması dışında kökeni de bilinmiyor. İlk defa o sözde bildirimde ortaya çıkar; bir melek ona kariyerini bildirir. Ses çıkarmadan kendisine ifşa edilen kutsal rolü kabullenir ve hamile Elizabet’le (Vaftizci Yahya’nın annesi) 3 ay geçirmek üzere acele dağlara koşar. Bunda onun sanat eseri sahnesi olan tek konuşmasını - magnifikat – yapar:
"Canım Rab'bi yüceltir; Ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar.
Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi. İşte, bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak.
Çünkü Güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı. O'nun adı kutsaldır.
Kuşaklar boyunca kendisinden korkanlara merhamet eder.
Bileğiyle büyük işler yaptı; Gururluları yüreklerindeki kuruntularla darmadağın etti.
Hükümdarları tahtlarından indirdi, Sıradan insanları yükseltti.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.
Atalarımıza söz verdiği gibi, İbrahim'e ve onun soyuna sonsuza dek Merhamet etmeyi unutmayarak Kulu İsrail'in yardımına yetişti."
Luka 1: 46 – 55
Bunu kaydetmek için o sırada odada (mağara mıydı yoksa) kim olduğunu Tanrı bilir! Belki hatıralarını yazmıştır (Doğrusu bu parça 1 Samuel 2’den bir adaptasyondur). Ama bu monologdan sonra kendisi adına söyleyecek bir şeyi yoktur. Çobanların ve bilge adamların ziyaretlerine tanıklık eder, derin derin düşünür (Luka 2:16, 19); Mısıra götürülür (Matta 2:13, 18) Celile’ye geri getirilir; 12 yaşındaki oğlunun Mesihlik iddiasına şaşakalır (Luka 2: 48 - 52); suyun şaraba dönüştürülmesine tanıklık eder (Yuhanna 2:1, 12); süper star oğlu tarafından reddedilir (Luka 8: 19 – 21); onun çarmıha gerilişini izler (Yuhanna 19: 25 – 27); Kutsal Ruh için bekler (Elç. İşleri 1:14). Nihai akıbeti ifşa edilmemiştir ve Hıristiyan Kilisesinin yaratılmasında herhangi rolle itibar edilmemiştir.
al bundy
29-05-2009, 01:40
Bulunan en eski Tevrat'ta yani Kumran Tevratlarında İsa'ya ait bilgiler var diye okumuştum.Tevrat'tan ayrı olarak onunla birlikte bulunan diğer yazılarda İsa'nın annesi ve babasından bahsediliyor diye okumuştum fakat daha fazla bilgi bulamadım.Bu konuda yardım edebilecek biri var mı?Ayrıca eğer gerçekten böyle bir durum varsa Vatikan bu belgeleri saklamış olabilir mi?
Kutsal Yazıların Rab Mesih İsa hakkında sonsuz derecede çok söyleyecek sözü var.Bence senin yok.Kelamın odak noktası mesajı Mesih İsadır.Meryem Ana değil.Meryem Anada elbette kutsaldır.Ama kelaım amacı Onun yüceliğini değil Mesih İsanın Müjdesini açıklamaktır.
tanrı bir kukla sanatçısı değildir vede bizlerde kuklalar değiliz bizleri yaratıp ipleri elinde tutarak bizimle oynasın...
bu hangi mantığa sığarki.. kukla efendileri bu sanatlarını para kazanmak için yaparlar ya tanrı? bizi yarattı herşeyi yaptırıyor hasatlıkla afetle savaşla deniyor? ölüyor öldürüyor ve daha sayılamayacak çokça şey hepsi bir hepsi haktan diyorsunuz demek ki!
o zaman sizi gerçek dünyada görmek isterim..
unutulmaması gereken şey kutsal fahişeliğin o zamanda iğrenç bir şey değil kutsal bir görev olduğudur her zaman dersiniz her olguyu zamanına göre değerlendirmek lazımdır diyede bunu niye öyle değerlendirmiyorsunuz?
sayın elcihanaferin almanca anlamı duvar demişsin bende o olmadığını belirtmek amaçlı yazdım onu almanca manasından banane ben ingilizcesini kullanıyorum :) benim kullandığım nick i hangi dilde kullandığımı ben bilirim değilmi.
peki ben size soruyorum o zaman sizce Allah insanları nasıl denemeliydi yada neyle denemeliydi ?
elcihanaferin
29-05-2009, 12:46
Sn Wand,
Takma adınızı Türkçe dışında ve Türkçe karakter dışında seçmişsiniz. O zaman herkes bildiği dile göre, anladığını kullanır. Papillonun size parantez içinde duvar adlandırması gereksiz olabilir, ama sizin de ona aynı şekilde - aslında başka şeyine karşı çıkmak için ama bahane olarak kullanıp - cevaplamanız da gereksiz. Konu dışı şeylerin bahsi, konudan kaçınmak için gerekçe icat etmektir.
Gelelim Tanrının sınamasına. Tanrı insanları neden sınayacakmış? Lütfen bir cevap verir misiniz? Bakın Tanrı insanları oldukları gibi, yani karakterleri, özellikleri ile yaratmışsa, neyi, neden sınayacak? Her şeyin sebebi o değil mi? Her şeyi işiten, bilen, her şeye kadir, önceden ne olacağını da bilen o değil mi?
Tanrı inancınız olduğuna göre bu sorduklarımı evet diye cevaplayacağınızı düşünüyorum.
O zaman Sn. Wand, dünya bir tiyatro ve Tanrı da insanlarla oynuyor. Aynen iki önceki mesajda Sn. kızılordu'nun bahsettiği kukla oynatma misali gibi. Hem istediği gibi yaratmış, sonra da sınıyor. Ne acayip bir iş bu?
Sizin söylediğinize göre de bazılarını fakir, bazılarını zengin yapıyor; sınamak için felaketler gönderiyor. Kundaktaki bebelere acı ve dehşet veriyor, insanları çaresiz bırakıyor, ıstırap çektiriyor. Neden? Cevap:denemek için! Olmadı Sn. Wand, sizim Tanrınız çok kötü niyetliymiş.
Ayrıca İnsanların iyi olmaları için Tanrı'ya ihtiyaçları yok ki. Eğer Tanrının rızası için, yani cennete gitmek için iyilik yapıyorsanız, hiç yapmayın. Çünkü öylesi ikiyüzlülük olur. Samimi olmaz. Siz insanlara gerçekten, insan oldukları için, siz insan olduğunuz için, iyi davranın. İçinizden gelsin. Tanrı bahanesine ne gerek var?
.
öncelikle sayın elcihanaferin kesinlikle amacım aslında başka şeyine karşı çıkmak için ama bahane olarak kullanıp - cevaplamanız da gereksiz gibi birşey değildi yanlış anlaşılma olmuş..o arkadaş öyle yazınca bende cevap olması amacıyla yazdım..
ayrıca Tanrının rızası için, yani cennete gitmek için iyilik yapıyorsanız, hiç yapmayın. Çünkü öylesi ikiyüzlülük olur. Samimi olmaz. Siz insanlara gerçekten, insan oldukları için, siz insan olduğunuz için, iyi davranın. İçinizden gelsin.
ibaresinede katılmıyor değilim..ben insanlara iyilik yaptığımdan ötürü cenneti isteme hakkım olduğunu düşünüyorum..zaten bunu yapıncada Allahın rızasını kazanacağımı düşünüyorum.
Hem istediği gibi yaratmış, sonra da sınıyor. Ne acayip bir iş bu? demişsiniz
arkadaşım pc programı değilki bu random yaratıp sora sınasın..elbetteki istediği gibi yaratıp bulundurduğu duruma göre belki sabrını belki inancını belki sağlamlığını belki iyilik kötülüğünü deneyecek..olay şurdaki dediğiniz gibi önceden herşeyi bilir..fakat müdehale yok..serbestsin nasılki sen şu an Allahın yanıldığını söylerken sana inme inmiyor(olması gereken bu gibi dendiği için böyle yazdım)birini öldürmeden öncede kolun kopmuyor
aslında bu konunun aslı kader konusunun irdelenmesi ile daha kolay açıklanır diye düşünüyorum
yanlış anlaşılma olduysa kusura bakmayın amacım o değildi.
digeri_1
29-05-2009, 14:44
isanın annesi yaşamış mıdır ? yada gökyüzüne alınmış mıdır ? alınmışsa kim(ler) görmüş ?
Sayın natan siz sadece gördüklerinizemi inanıyorsunuz ?
digeri_1
29-05-2009, 15:10
konuyu elektriğe,akıla vs getirecek misin
getirmek istediğim şey yazılı kanıtlar..siz geçmiş tarihinizi nasıl öğrendiniz..süregelen yazılarla
digeri_1
29-05-2009, 15:41
peki meryemi nasıl öğreeceğiz ? mesela hangi yazılı kayıtlar ( görgü tanıkları vs. ) meryemin göğe ışınlandığını anlatıyor ?
ben zaten göğe ışınlandı demedim..o fikri savunmuyorum herkesin inandığı yazı kitap farklı ama genel bir görüş var ortada bildiğiniz gibi
digeri_1
29-05-2009, 15:57
evet , meryemana nın yaşadığı . ben de hem fikirim :)
digeri_1
29-05-2009, 15:57
peki onun isa dan başka çocuklarının olduğuna inanıyor musunuz ?
bilgim çok az o konuda yani kesinliği kesin değil öyle diyim.ama yazılanlara göre sanmıyorum.
elcihanaferin
29-05-2009, 17:38
Sn Wand,
Sizin bazı şeyleri tam yerine oturtamayıp arayışta olduğunuzu görüyorum. Bu çok normal bir şey. Herkes her zaman arayışta, olmal da.
Benim kastettiğim şu. İstediğiniz teist kutsal kitaba bakın - Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman kutsal kitapları - Tanrı sınırsız bir şekilde güçlüdür, her zamanda ve her yerdedir, her şeyi hisseder, duyar. Güçlerine duyularına yapacaklarına sınır yoktur. Neden insanı yaratmış? Ne gerek vardı da insanı yarattı? Canı mı sıkıldı acaba?
"elbetteki istediği gibi yaratıp bulundurduğu duruma göre belki sabrını belki inancını belki sağlamlığını belki iyilik kötülüğünü deneyecek..olay şurdaki dediğiniz gibi önceden herşeyi bilir..fakat müdehale yok..serbestsin nasılki sen şu an Allahın yanıldığını söylerken sana inme inmiyor(olması gereken bu gibi dendiği için böyle yazdım)birini öldürmeden öncede kolun kopmuyor"
demişsiniz. Neden insanı yaratıp da inancının sağlamlığını veya iyilik, kötülüğünü denemek istesin? İskambil falı falan açsaydı? İnsanlarla neden fala bakıyor? Felaketlerde ölen bebeklerin ne günahı vardı? Tanrı, sizin anlattığınız şekliyle "iyi" bir tanrı olamaz, Hem kötü niyetlidir; hem gaddardır; hem kincidir; hem alaycıdır; hem de bir öyle, bir böyle karasız, ne yaptığını bilmez.
Meryem'e gelince; yaşayıp yaşamadığı bile belli değildir. Muhtemelen - kitaplardaki haliyle, yani İsa gibi - yaşamamıştır. Kutsal kitap masallarında da göğe falan alınmamıştır, akıbeti meçhuldür.
ben bazı şeyleri oturtamayıp la ne demek istediğinizi anlayamadım fakat sorunuzun cevabına gelince
dünyada sadece kötü şeyler olmuyor sen görmek istediğin yeri seçiyorsun..ama neden diyorsun doğruda diyorsun nedenini bilmek istiyorsun ama birde şöyle düşün ben bunları sana açıklayamam yani peygamberliğimi ilan etmiş olurum bunları açıklarım dersem..ben okuduğumu aklımın yettiği kadar yorumlama çalışıyorum..O yeri göğü ve insanları kendisine ibadet etmek için yarattı ve AKIL verdi insanlara..yani bütün yaptıklarından sen sorumlusun..ne olacağı belli diyeceksin benim bu lafıma karşı seçme imkanım yok diyeceksin..
kader konusunu açtığımızda daha anlaşılırdan kastım oydu benim..benim kader anlayışım şu ; Allah önüne yollar çıkarır burası bellidir sadece hangisinden gideceğini sana verilen akıl ve mantık sayesinde sen seçersin bir örnekle açıklarsak ;
Allah sana 2 yol sunmuş biri müslümanlık biri ateistlik..ikisinide okudun araştırdın mantığına uymadığı için atezim i seçip yoluna devam ediyorsun..işte bu seçimde Allah sana karışmıyor..kendi iradene ve aklına bırakıyor seni..ne yapacağını biliyor fakat bilmesiyle senin o yolu seçmen arasında bir alaka yok.
umarım soruna cevap bulabilmişsindir.benim açıklamam bu olur..başka sormak istediğin bişey olursa elimden geldiğince yardımcı olurum
saygılarımla.
elcihanaferin
29-05-2009, 18:12
Sn Wand,
Nedense bazı sorulara cevap verip, bazılarına vermiyorsunuz.
Şimdi kundaktaki bebek ne günah işlemiş de Allahın getirdiği felaketle dehşet içinde, ıstırap içinde kalıp, sonra da ölüyor? Kurunun yanında yaş neden işkence çekiyor? Bu Allah o zaman vahşi, kötü niyetli, gaddar değil mi?
Bunların açıklanmasının peygamberlikle falan bir ilgisi yok ki. Siz sadece şunu demek istiyorsunuz: "Benim aklıma bir neden gelmiyor. Ama en iyisi de inanmak, çoğunluk da inanıyor. Öyleyse, ben de sormayayım, düşünmeyeyim. Bana Allah bu kadar akıl vermiş."
Bu durumda, söylenecek bir şey yok. Mutlu olun, bu halinizle o halde.
sayın elcihanaferin duygu yoğunluğunuzu anlayabiliyorum fakat bunu ironik bir biçimde dile getirmenize gerek yoktu..diğer kısma gelirsek ;
onada cevabımı verirdim fakat mantığınıza ters geleceği için söylemek istemedim
ama madem bu şekilde düşünüyorsunuz onuda açıklayım kendimce
yukarda bahsettiğim kaderden ötürü olan bişeydir bence..mesela ıraktaki bir amerikan askeri..asker olmadan önce önüne yollar çıkmıştır oda askerliği seçerek gitmiştir ırağa..oradaki katliamları anlatmama gerek yok sanırım..bir eve girer -ABD yönetimini istiyormusunuz
hayır cevabı gelince evdekileri katledip çıkarlar..şimdi o adamın askerlikten ziyade içinde barındırdığı kin nefret varsa o insanlara karşı davranışı farklı olur yoksa farklı olur.evde bir bebek vardı diyelim adamda herkesi bebekte dahil öldürdü çıktı..şimdi o bebeğin kaderinde o yoktu belki ama dediğim gibi Allah müdahele etmiyor..istese kurtaramazmı elbetteki fakat dediğim gibi sınıyor öldürecekmi öldürmeyecekmi..tabiki bebeğe ve insanlara yok yere yazık oluyor ama oda o askerin ve hükümetin caniliğidir.yani Allahın kötülüğüdür diyemessin Allah herkesi bebek yaratır 20 yaşında dünyaya kimse gelmez..YANİ KİMSE KÖTÜ DOĞMAZ..yaşadığı çevre ve şartlar onu kötü yapmıştır..bunuda oluşturan Allah değil yine insanlardır..
umarım istediğin gibi bir yanıt olmuştur.
saygılarımla.
bilimsel olarak babasız dünyaya gelmenin mümkün olabileceğini gösterin
ozaman bende laflarımı geri alayım ,ne dersiniz bilim ve eğitime cok önem veren meryemcikler muhammedcikler...
aksi halde meryem biri yada birileriyle cinsel ilişkiye girip isaya hamile kalmıştır sonucu ortaya cıkar ,zaten bunun baskada mümkünatı yoktur !!!
AYATAYA da tesekurler tapınak fahişesi hatırlatması için ,onuda yazacaktım ama kısa ve öz olsun diye yazarken yazmayı unutmuşum
not : bazı müslümanlar bana kızmışlar ,niye bana kızıyosunuz ki ? buna benzer bi olay sizdede var yoksa onu hatırlattığı içinmi kızdınız ,hangi olaydanmı bahsediyorum tabikide müminlerin anneciği aycecikle safvanın durumları :)
ayrıntı isimli arkadaşım rica ederim benimle tartışmaya girme...beni çok geriyorsun seni kırmak istemiyorum diğer arkadaşlarla şu ana kadar bi sorunum yok..bakın rica ediyorum ben sizin gibi bir insanı karşıma alıp cevap veremem çok ağır olur sizin açınızdan altından kalkamazsınız..bunun olmaması huzurun bozulmaması için bunu son olarak yazdım bundan sonra benden cevap alamayacaksınız.
ne yani fikirlerimizi yazamayacakmıyız ,EDİT !!
nesin sen ,diktatormu ?
abdulKADİR
30-05-2009, 02:17
Site yönetiminin bu çifte standardını kınıyorum. Çirkef bir mesaja hakettiği cevabı hakaret ve küfür içermeden vermiştim. Bu duruma uygun bir deyim vardır halk dilinde:
''Taşları bağlamışlar, köpekleri serbest bırakmışlar''
1400 yıl boyunca islam denilen din insanlara ne verdi ,islamın neresinde ahlak var ?
küçücük kız cocuklarını essek kadar heriflerle evlendirmek sizde !!
kafa kol kesmek sizde !!
kadınlarI mirastan mahrum etmek sizde !!
kadınlara değil 2.ci sınıf ,hayvan muamelesi yapmak sizde !!
bilim sanat ticaret yerine abuk sabuk işlerle uğrasmak sizde !!
islam barıs dini deyip ortalığı mezbahaya cevirmek sizde !!!
SİMDİ SORUYORUM YUKARDAKİLER YALANMI ??
ayrıca mesajın küfürlü olduğu için silindi neden yarım yamalak anlatıyosun ?
aaa pardon unutmuşum nede olsa muhammed denilen herifin izinden gidiyosun oda senin gibi cok kurnazdı ,tabi o daha kurnaz olduğu için malı o götürdü senin gibilerede olmayan allaha dua etmek (yalvarmak) kaldı
Sevgili ayrıntı;
Seni çok agresif görüyorum.
Belki Akhenaton'a haksızlık yapıldığını düşündüğünden, başlığının silinmesinden, başlığının kilitlenmesinden dolayı moralin bozuk olabilir.
Ama yine de duygularına hakim olmalı, sitemiz üyelerinin bir kısmının hassas olduğu kutsallara hakaret olarak görülecek yakıştırmalarda bulunmamalısın.
Seni daha sakin, daha aklıselim olmaya davet ediyorum.
Sevgiler.
yo akhenatonla alakası yok ,benim sinirim saman alevi gibidir
dinlere neden inanmadığımızın sebeplerini yazmak zorundayız ,cünkü forumun mantığı bu
ve bu sebebleri yazıncada "vay efendim benim dinime hakaret etti" gibisinden ciyak ciyak ciyaklıyolar ,sanki keyfimizden inanmıyoruz
ilgin içinde tesekur ederim....
İsa'nın annesinin tapınaklardaki kutsal kadınlardan olması bana da mantıklı geliyor. Eğer böyle bir kişi gerçekten yaşadı ise durum bu olmalı.
Ancak önceki mitlerle benzerlikleri düşünüldüğünde İsa'nın kurmaca bir karakter olması fikrine ise daha yakınım. İnsaflı davranırsam en azından yüzde doksan kurmaca...
elcihanaferin
30-05-2009, 09:49
İsa elbette kurmaca. Bunu "İsa Mesih'in Kişiliği" başlığında aktarıyorum zaten. İsa kurmaca olunca Meryem haydi haydi kurmaca. Meryem'in Gospellerde nasıl geçtiğini anlattım. Devamı olan kurmacalığını da aktaracağım.
Bu sitede Rab, Tanrı, Allah yoktur vb demek hakaret değildir. Bunu kaldıramayanlar siteye girmesin. Ancak hakaret olmaz. "Herif" lafı hoşuma gitmedi. Forum yönetcilerinin bu kelimeyi de silmesini öneririm.
Daha önce aktardım. Esas tartışmadan, yan konulara, ad takmalara geçmek, kaçmak anlamına gelir. Asıl mevzu dışında kişiliklerle konuşmak çok basit, sıradan boş bir taktiktir.
.
İsa'nın annesi olduğu var sayılan Meryem Anadolu'nun kadın Tanrıça'sı Kibele'dir.Efes'teki Meryem Ana Evi ve Kilisesi eski Kybele kültünün tapınağıdır.
Hristiyanlık Anadolu'da gelişmiş bir din.
İsa'ya atf edilenlerin de Anadolulu bir ermişe ait olduğu ispatlandı.
İlginç olan İslamın Allah'ının bütün bunları kendi kutsal kitabı Kuran'da gerçekmiş gibi anlatmış olması.
Genç bir kadının karnına bir meleğin üfürmesi ve çocuk olması..
Bunlara hala inanılıyor..
abdulKADİR
30-05-2009, 19:47
Sayın prozac02, (ya da mesajı her kim sildiyse)
silinen mesajımın baştan aşağı küfür içerdiğini iddia ediyorsun. Seni bu iddianı ispatlamaya davet ediyorum.
Bu mesajı aynen özel mesaj olarak ta ilgili şahsiyete ilettim. Bu vatandaşın aynı mesaja cevap olarak yazdığı mesajı da buraya eklemiştim. Vatandaşın verdiği cevaptan da anlaşıldığı gibi benim mesajım baştan aşağı küfür olsaydı vatandaşın cevabı da ona göre olurdu. Ağzının payını almanın verdiği bir eziklikle dinime ve peygamberime saldırmaya devam etmiş.
Ne yazıkki, bu cevap mesajı da sildiğinden okuyanların bunu görme şansı kaybolmuş.
Mesajda yer alan tek küfür sayılabilecek kelime, benim de baştan kelimenin bütününü yazmaktan kaçındığım ama sonra yazmaya karar verdiğim ''düdükleme'' kelimesidir. Bu kelime ayrıntının bu başlıktaki ilk mesajında hala mevcut. Benim bu utanmazlık karşısında verdiğim cevapsa;
''bir insanın dünyada yaklaşık 3-4 milyar insanın AZİZE bildiği bir kıza bu kelimeyi kullanabilmesi için bizzat kendinin düdüklenmiş olması gerekir'' şeklindeydi.
Eğer bu kelime küfürse, ilk mesajda hala neden duruyor?
Eğer bu kelimeyi bir üyeye yazmak küfürse, ''bir dini şahsiyete küfür, hakaret ve aşağılama ifadesi kullanma yasağı''nıza göre hz. Meryem için kullanmak daha ağır bir küfür olduğundan buna nasıl izin veriyorsunuz?
Üyenin şahsıyla alakalı birkaç tespit yapmam küfür olarak değerlendiriliyorsa lütfen küfrün tanımını yapın da biz de ateist sitenin küfür anlayışına göre davranalım.
Ayrıca bu dengesiz üyenin hakkımızda büyük harflerle yazdığı BUDALAAA sözcüğü de hala bir şahsiyet göstergesi olarak duruyor. Kötü söz sahibine aittir kuralınca buna cevap bile vermedim ama anlayamadığım, birileri bize hakaret edince fikir özgürlüğü oluyor da, biz hakaret bile etmeden ağır konuşunca küfür mü oluyor???
Ve bunun adı çifte standart değil de nedir?
Diğer bir çifte standardınız:
Arkadaşlarınızın mesajında küfür veya hakaret varsa bunları hassasiyetle temizliyor ve kalanını yayınlıyorsunuz, ama bizim mesajımızda sizi rahatsız eden ağır ifadeler olunca mesajı toptan silip atıyorsunuz. Bizimkini neden kafanıza göre temizleyip geri kalanını yayınlamıyorsunuz?
Mesela o mesajda AYATA'nın hz. Meryem için tapınak fahişesi iftirasına da cevap vardı.
Sizin sitenizde İFFET abidesi kadınlara fahişe demek serbestken fahişeye fahişe demek yasak mıdır yoksa???
Yineliyor ve hodri meydan diyorum.
Eğer mesajımın baştan aşağı küfür olduğunu iddia ediyorsanız bunu ispat etmek zorundasınız. Edemezseniz özür dilemek ve mesajı tekrar panoya asmak boynunuzun borcudur.
Bu mesajı etkili ve yetkililere gösterin, küfür içerip içermediğini sorun, hepsi sizinle aynı fikirdeyse ben özür dileyeceğim. Hatta bir tane yetkiliniz bile senin dediğin gibi baştan aşağı küfür içeriyor derse yine özür dileyeceğim.
Dinimize ve şahsımıza saygı duymak zorunda değilsiniz ama emeğe saygı göstermek zorundasınız. Öyle ucuz suçlamalarla emek verip yazdığımız cevapları silip atamazsınız.
İsevilik Kudüste meydana çıkmıştır!Anadoluda değil!Ermiş olduğunu idda edenleri kanıtlar göstermeye davet ediyorum.
evet benimde geçen anlatmak istediğim buydu..Hz.meryeme inanmıyorum denilebilir elbetteki inanmak zorunda değilsiniz
fakat yanlış anlaşılmamak umudu ile şöyle bir örnek vermek isterim..
siz Hz.meryemi hiç görmedeniz yaşayıp yaşamadığından da emin değilsiniz..bi kitap evet diyor başkası hayır yada siz hayır diyorsunuz..
Sizi hiç görmeyen birisi size bu yakıştırmayı yapsa sizin tepkiniz ne olurdu sayın site sakinleri..
Madem hümanistsiniz lütfen insanların değer yargılarına değer verin..Saygı karşılıklıdır ve kazanılır.
EDİT
EDİT
ayrıca hem AYATA ya hemde PHANTOM 'a katılıyorum bencede EDİT tapınak fahişesi olma ihtimali cok yüksek
hani bidaha benimle muhatap olmayacaktın ???
EDİT
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=181183#post181183
insanların kullandığı kelimeler kurduğu cümleler onların eğitim ve kültür seviyelerini belirler
sen ateist falan değilsin..cahilin bayrak tutup koşanısın
gerçekten bir kadına f.... sözcüğünü kullanmak çok yanlış kim yada ne olursa olsun.. O bir insanın annnesi siz seversiniz yada sevmezsiniz.. bazı şeyleri eleştirebilir ama hakaret edemezsiniz kadınlar erkeklere cinsel eylemleri için f.... diyor mu?
lütfen daha duyarlı olalım..
saygılar
parmis Güneşin_kızı
sayın parmis daha bir sitede bir topluluk içerisinde sokak ağzıyla konuşan konuşmayı beceremeyen bir zavallıdan duyarlı olmayı beklememek gerekir.
ayrıca hem AYATA ya hemde PHANTOM 'a katılıyorum bencede EDİT tapınak fahişesi olma ihtimali cok yüksek
Ayrıntı, bazan ifadelerinde argo dozunu fazla kaçırıyorsun.
Eleştiri doğal hakkın da, kutsal ve saygın olarak inanılan kişilerden bu ağızla sözetmemelisin.
2. mesajın editlenmiş ama bu mesajının da editlenmesi gerekir.
Daha seviyeli yazacağını umuyorum.
gerçekten bir kadına f.... sözcüğünü kullanmak çok yanlış kim yada ne olursa olsun.. O bir insanın annnesi siz seversiniz yada sevmezsiniz.. bazı şeyleri eleştirebilir ama hakaret edemezsiniz kadınlar erkeklere cinsel eylemleri için f.... diyor mu?
lütfen daha duyarlı olalım..
saygılar
parmis Güneşin_kızı
fahişe sözcüğünü assağılamak için değil ,binlerce yıl önce kutsal bir görev olarak fahişelik yapan kadınlar vardı bunları tanımlamak için diyoruz
Ayrıntı önce insanların inançlarına hakaret etmemeyi öğrenmelisin.İnanmaman hakaret yada küfür etmek hakkını vermez.Ok?
Arkadaşlar, karşılıklı muhabbetler elbet olacak sitemizde.
Ancak gerginliğin tırmandığı başlıkların ortak özelliği YAZILARA değil de KİŞİLERE cevap veriyor olmamız.
Yazılarımızı kişiselleştirmeden yazmaya gayret edersek tansiyonumuz 6/12 mutedil halde kalır, ateşimiz 36.4 civarlarında seyreder.
Kalp krizi riskini azalttığı yönünde rivayetler de var üstelik.
Bu arada, kelliğe, kemiklere, gözlere, felce ve dahi skolyoza, menopoza, andropoza da iyi geldiği yolunda duyumlarımız var...
velhasılı...
kalp sağlığımızı koruyalım, kırmızıya dikkat çekelim, :D mesajları kişiselleştirmeyelim.
Sayın prozac02, (ya da mesajı her kim sildiyse)
silinen mesajımın baştan aşağı küfür içerdiğini iddia ediyorsun. Seni bu iddianı ispatlamaya davet ediyorum.
Bu mesajı aynen özel mesaj olarak ta ilgili şahsiyete ilettim. Bu vatandaşın aynı mesaja cevap olarak yazdığı mesajı da buraya eklemiştim. Vatandaşın verdiği cevaptan da anlaşıldığı gibi benim mesajım baştan aşağı küfür olsaydı vatandaşın cevabı da ona göre olurdu. Ağzının payını almanın verdiği bir eziklikle dinime ve peygamberime saldırmaya devam etmiş.
Ne yazıkki, bu cevap mesajı da sildiğinden okuyanların bunu görme şansı kaybolmuş.
Mesajda yer alan tek küfür sayılabilecek kelime, benim de baştan kelimenin bütününü yazmaktan kaçındığım ama sonra yazmaya karar verdiğim ''düdükleme'' kelimesidir. Bu kelime ayrıntının bu başlıktaki ilk mesajında hala mevcut. Benim bu utanmazlık karşısında verdiğim cevapsa;
''bir insanın dünyada yaklaşık 3-4 milyar insanın AZİZE bildiği bir kıza bu kelimeyi kullanabilmesi için bizzat kendinin düdüklenmiş olması gerekir'' şeklindeydi.
Eğer bu kelime küfürse, ilk mesajda hala neden duruyor?
Eğer bu kelimeyi bir üyeye yazmak küfürse, ''bir dini şahsiyete küfür, hakaret ve aşağılama ifadesi kullanma yasağı''nıza göre hz. Meryem için kullanmak daha ağır bir küfür olduğundan buna nasıl izin veriyorsunuz?
Üyenin şahsıyla alakalı birkaç tespit yapmam küfür olarak değerlendiriliyorsa lütfen küfrün tanımını yapın da biz de ateist sitenin küfür anlayışına göre davranalım.
Ayrıca bu dengesiz üyenin hakkımızda büyük harflerle yazdığı BUDALAAA sözcüğü de hala bir şahsiyet göstergesi olarak duruyor. Kötü söz sahibine aittir kuralınca buna cevap bile vermedim ama anlayamadığım, birileri bize hakaret edince fikir özgürlüğü oluyor da, biz hakaret bile etmeden ağır konuşunca küfür mü oluyor???
Ve bunun adı çifte standart değil de nedir?
Diğer bir çifte standardınız:
Arkadaşlarınızın mesajında küfür veya hakaret varsa bunları hassasiyetle temizliyor ve kalanını yayınlıyorsunuz, ama bizim mesajımızda sizi rahatsız eden ağır ifadeler olunca mesajı toptan silip atıyorsunuz. Bizimkini neden kafanıza göre temizleyip geri kalanını yayınlamıyorsunuz?
Mesela o mesajda AYATA'nın hz. Meryem için tapınak fahişesi iftirasına da cevap vardı.
Sizin sitenizde İFFET abidesi kadınlara fahişe demek serbestken fahişeye fahişe demek yasak mıdır yoksa???
Yineliyor ve hodri meydan diyorum.
Eğer mesajımın baştan aşağı küfür olduğunu iddia ediyorsanız bunu ispat etmek zorundasınız. Edemezseniz özür dilemek ve mesajı tekrar panoya asmak boynunuzun borcudur.
Bu mesajı etkili ve yetkililere gösterin, küfür içerip içermediğini sorun, hepsi sizinle aynı fikirdeyse ben özür dileyeceğim. Hatta bir tane yetkiliniz bile senin dediğin gibi baştan aşağı küfür içeriyor derse yine özür dileyeceğim.
Dinimize ve şahsımıza saygı duymak zorunda değilsiniz ama emeğe saygı göstermek zorundasınız. Öyle ucuz suçlamalarla emek verip yazdığımız cevapları silip atamazsınız.
Sn .Abdulkadir,
Forum alanlarında bilgiye yer veriyoruz,ö.m ile gelen küfürlere değil..DK ya bildirebilirsin..
Her saniye yeni ileti yazılıyor hepsini takip etmek mümkün değil ..
Herzaman söylüyoruz ''!'' den bildirin çok mu zor yada küfretmek dahamı kolay..?
Sözüm sadece size değil kim kendisine yakıstırabılıyorsa dilediği kadar küfredebilir..Sabırlıyım uğrasır silerim..
Eğer mesajımın baştan aşağı küfür olduğunu iddia ediyorsanız bunu ispat etmek zorundasınız. Edemezseniz özür dilemek ve mesajı tekrar panoya asmak boynunuzun borcudur.
Bu mesajı etkili ve yetkililere gösterin, küfür içerip içermediğini sorun, hepsi sizinle aynı fikirdeyse ben özür dileyeceğim. Hatta bir tane yetkiliniz bile senin dediğin gibi baştan aşağı küfür içeriyor derse yine özür dileyeceğim. Özür dilemek erdemdir A.Kadir o ileti bu başlığa yakışsa kaldırmazdım..
O iletideki hakaret ve küfürleri buraya asamam sana ö.m den bildireceğim ama özür beklemiyorum..
http://www.turandursun.com/tuzuk/p2012_articleid/1
Site tüzüğümüz açıktır,moderatörler hakaret içerikli yazıları kaldırmaya yetkilidir.
Yazılar hakaret içeriklidir ve kaldırılmıştır.
Şikayet mercii DK dır.
abdulKADİR
31-05-2009, 03:38
Sn .Abdulkadir,
Forum alanlarında bilgiye yer veriyoruz,ö.m ile gelen küfürlere değil..DK ya bildirebilirsin..
Her saniye yeni ileti yazılıyor hepsini takip etmek mümkün değil ..
Herzaman söylüyoruz ''!'' den bildirin çok mu zor yada küfretmek dahamı kolay..?
Sözüm sadece size değil kim kendisine yakıstırabılıyorsa dilediği kadar küfredebilir..Sabırlıyım uğrasır silerim..
Özür dilemek erdemdir A.Kadir o ileti bu başlığa yakışsa kaldırmazdım..
O iletideki hakaret ve küfürleri buraya asamam sana ö.m den bildireceğim ama özür beklemiyorum..
Sayın prozac, sanırım aramızda iletişim sorunu var.
Ortada özel mesajla gelen küfür falan yok. Bunu nerden çıkarıyorsun? Ben tam tersini söylemiştim oysa.
DK ile de işim olmaz. Ama eğer yaptığın şu haksız eleştiriden ve mesajımı kaldırmandan dolayı DK'ya seni şikayet etme hakkım varsa bunu yapmak isterim doğrusu.
Çünkü mensup olduğum din, insanlığım ve karakterim dolayısıyla küfürden ve iftiradan fersah fersah kaçınan biri olarak bunlarla itham edilmem kabul edilir gibi değil.
O ileti ''İsa'nın annesi'' başlıklı konuya yazılmıştır ve İsa'nın TEMİZ, İFFET ABİDESİ annesine yapılan iğrenç iftiralara cevaptır.
Özel mesajdan rapor ettiğin tek bir cümle var, küfür olarak gösterdiğin. Oysa ''baştan aşağı küfür'' demiştin mesajım için. Bu değerlendirmenin, ''çamur at izi kalsın'' anlayışının bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Burda yazan dindarları, özellikle de müslümanları küfürbaz olarak göstermek istemenin bir sonucudur.
''Kerhaneden çıkmak'' yanlış anlamaya müsait olabilir ama küfür değildir. Zinayı kanıksayan bir erkek için geneleve gitmek küfür ve hakaret olmadığı gibi, ordan çıkmakta küfür ve hakaret değildir.
Yanlış anladığın bir cümleden dolayı beni küfürbaz biri olarak lanse etmeni kınıyor, ve özel mesajda yazdıklarımı yapman ümidiyle bu konuyu kapatıyorum.
Site tüzüğümüz açıktır,moderatörler hakaret içerikli yazıları kaldırmaya yetkilidir.
Yazılar hakaret içeriklidir ve kaldırılmıştır.
Şikayet mercii DK dır.
Arkadaşım, site tüzüğünüzden önce benim kendi tüzüğüm vardır riayet etmem gereken. Buna göre küfretmek, iftira atmak ve hakaret etmek haramdır, yasaktır, günahtır. Sabrım taştığında alayvari yazdığım olur ama kesinlikle küfür ve hakaret olmaz. İşte bu ileti de onlardan biri.
Eğer okuduysan bunu görürdün.
Ama eğer yaptığın şu haksız eleştiriden ve mesajımı kaldırmandan dolayı DK'ya seni şikayet etme hakkım varsa bunu yapmak isterim doğrusu.Evet DK ya basvurabilirsin..
Özel mesajdan rapor ettiğin tek bir cümle varBirtek cümleden bahsettim idrak edebileceğini düşünmüştüm..Diğerlerini yazmama gerek varmı ?
A.Kadir ileti DK da hatalıysam düzeltilir..
Bu değerlendirmenin, ''çamur at izi kalsın'' anlayışının bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Burda yazan dindarları, özellikle de müslümanları küfürbaz olarak göstermek istemenin bir sonucudurA.Kadir hala yalnış düşünüyorsun..Zamanla iddianın geçersiz olduğunu anlayacaksın...
konuyu kapatıyorum.Bak bu iyi fikir.. Sonucu bekleyelim..
( Bu sendeki nasıl bir tıynettir, nasıl bir ahlaksızlıktır?
senin gibilerin lügatında İFFET kavramının olduğunu sanmıyorum
İFFET ABİDESİ birine bu şekilde çirkef iftiralar atacak kişinin bizzat kendisinin ''düdüklenmiş'' olması gerekir.
''Fuhuş ve yalan... Allah dostlarına ne kadar uzak iki kavramsa senin gibi edepsizlere de o kadar yakın iki kavramdır.'' ) abdulKADİR
Şimdi burda siz birine ahlaksızsın,iffetsizsin,düdüklenmişsin,edepsizsin demektesiniz,bu sözler hakaret ve küfür değil ise çok haklısınız walla.
Ya da ben okuduğumu anlayamamaktayım.
elcihanaferin
31-05-2009, 18:48
Meryem'in anneliği hususunda gereksiz bir çok atışma oldu. Ben Hıristiyan kutsal kitabındaki durumu aktardım ve devamını getireceğimi söyledim. İşin biyolojik tarafı bir yana, kitaplardaki ve tarihsel gelişmeleri iki üç bölümde aktaracağım. Ancak bir konum daha var:
Burada fahişelik ile mabet fahişeliği birbirine karıştırılarak tatsız atışmalar oldu. Mabet fahişeliği kutsal bir görevdir ve bu fahişeler de kutsaldır. Bu husus biraz anlaşılmaya çalışıldı ve hatta bununla ilgili site adresi bile verildi. Ama kızgın kalkıp oturanların herhalde dikkat edecek durumları yoktu. Dolayısıyla biraz bunu anlatmak istiyorum. (Alıntı Muazzez İlmiye Çığ'dan - Ortadoğu Uygarlık Mirası'ndandır):
Sümerlerde kadınların en önemli görevlerinden biri mabetlerde rahibe olmaktı. 20'ye yakın görevleri vardı. Bunların başında şarkıcılık, oyunculuk, fahişelik geliyordu. Mabetlerde seks kutsal sayılmış, hatta eşcinsellik de doğal görülmüştü. Bunlar aynı zamanda mabetlere gelir getiriyordu. Mabet fahişelerinin başlarını örtmeleri zorunluydu. Bu gelenek Hamurabi zamanında kaldırılmış, ama sonra MÖ 1500lerde adını bilemediğimiz bir Asur Kralının yaptığı kanunun 40. maddesiyle tekrar yürürlüğe girmişti. Bu maddeye göre evli ve dul kadınlar da başlarını bir şalla örtecekler, kızlar, köleler ve sokak fahişeleri örtemeyeceklerdi. Böylece evli ve dul kadınları da yasal seks yaptıkları kabul edilerek kutsal sınıfa koymuşlardır. Bu gelenek Yahudilere geçmiş. Bir Yahudi kadın evlenince saçlarını traş ettirip başına bir örtü örtmüş, ya da peruk talmış. Bu gün bile fanatik ailelerde bu adet sürüyormuş.
Yahudilerde erkek ve kadın kutsal fahişeliğin Tevrat'ın son yazıldığı zamana kadar devam ettiği Tesniye 23:18 den anlaşılıyor. Burada:
"İnsanoğullarından ve kızlarından kendilerini fuhuşa vakfetmiş kimseler olmayacaktır. Kadınlar! Fuhuşun ücretini Rabbın mabedine getirmeyeceksin."
deniyor. Yahudi fahişeleri yüzlerini bir peçeyle örtüyorlarmış. Tevrat, tekvin 38:12 - 30'da anlatıldığına göre Yahuda'nın oğlu ölünce gelinini adet olduğu gibi ikinci oğluna alıyor. O da ölünce üçüncü oğluna almıyor. Buna kızan gelin, yüzüne peçe koyup kendisini fahişe gösterip kaynatasıyla yatıyor…
Sümerlerde mabet fahişeleriyle başlayan baş örtüsü Anadolu'ya da geçmiş. Hitit çağındaki kabartmalarda bazılarında baş örtüsü görülüyor. Yunan ve Roma çağı heykellerinde de görülen başörtüsü İslamiyet'e kadar gelip erkekten kaçmaya dönüşüyor….
-----------------
Peki Meryem'le ne ilgisi var diyecekseniz, ayrıca şöyle bir açıklama var:
--------------------------
Sümerlerde toplumun anaerkil olduğu anlaşılıyor. Efsanelere göre evreni, insanları yaratan, toplum düzenini, okulları sanatı, sağlık ve bereketi koruyan hep tanrıçalar. Daha sonra Samilerin etkisiyle bu Tanrıçaların güçleri azalıyor, yerini erkek Tanrılar alıyor. Tanrıçaların içinde yalnız aşk ve bereket Tanrıçası İnanna, Akatlarda İştar, Museviler'de Astarte, Yunan'da Afrodit, Roma'da Venüs olarak İsa'ya kadar varlığını korumuştur. İsa sonrası ise nitelikler, İsa'nın annesi Meryem'e geçirilerek günümüze kadar sürdürülmüştür.
-------------------------
Şimdi, Meryem'in 9 sene Kudüs'teki Mabet'te bulunduğu iddiasını buna eklerseniz ne ortaya çıkar?
Burada mabet fahişeliğini illa ki günümüzdeki yoz fahişelik anlamına alan yoz anlayış sahipleri durup düşünmeliler. Bunlardan hele bir kısmı kendilerine her çeşit ahlaksızlığı hak görürken kendi yakını kadınları aynı görüşten korumak için kapatıp, her türlü insan hakkından mahrum ederken, başka kadınların kızların sadece bir tarafını düşünebilen adi yaratıklardır.
Ayrıntı önce insanların inançlarına hakaret etmemeyi öğrenmelisin.İnanmaman hakaret yada küfür etmek hakkını vermez.Ok?
OK zaten pişmanda oldum konuyu alaycı bi uslupla actığım için
birazdan bununla ilgili özrümü belirten bi konu daha acacağım
elcihanaferin
31-05-2009, 23:48
Kim?
Kutsal yazıların İsa hakkında pek söyleyecek bir şeyi yoktur, sözde annesi hakkında ise çok daha az bilgi var. İlk Hıristiyanlar için ‘Meryem, İsa’nın annesi’ neredeyse yoktu; Tanrı-adamlarının doğuşuyla ilgili değildiler, bütün mesele onun ölümden sonra tekrar doğuşundaydı. Paulus da Meryem’den (ve Yusuf’tan) hiç bahsetmez. Gospellerde ise, bütün azizlerin en üstünü, cennetin kraliçesi olması mukadder olan Meryem neredeyse iki boyutlu bir yok-birimdir.
Gospel gösterisinde ‘Meryem’ birkaç sahnede yer alır. Hepsinde pasif bir karakterde ve hep geri planda ve zahiren sessizdir (toplamda üç kere konuşur, ikisinde bir cümle söyler). Tarif de edilmemiştir (gerçi Gospellerde hiçbir karakter tarif edilmemiştir); yaşını da bilmeyiz. Bir parça oyunculuğu, özellikle şahitlik alanında vardır. Kuzin Elizabet’le aile bağlantısı ve Yusf’la nişanlı olması dışında kökeni de bilinmiyor. İlk defa o sözde bildirimde ortaya çıkar; bir melek ona kariyerini bildirir. Ses çıkarmadan kendisine ifşa edilen kutsal rolü kabullenir ve hamile Elizabet’le (Vaftizci Yahya’nın annesi) 3 ay geçirmek üzere acele dağlara koşar. Bunda onun sanat eseri sahnesi olan tek konuşmasını - magnifikat – yapar:
"Canım Rab'bi yüceltir; Ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar.
Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi. İşte, bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak.
Çünkü Güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı. O'nun adı kutsaldır.
Kuşaklar boyunca kendisinden korkanlara merhamet eder.
Bileğiyle büyük işler yaptı; Gururluları yüreklerindeki kuruntularla darmadağın etti.
Hükümdarları tahtlarından indirdi, Sıradan insanları yükseltti.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.
Atalarımıza söz verdiği gibi, İbrahim'e ve onun soyuna sonsuza dek Merhamet etmeyi unutmayarak Kulu İsrail'in yardımına yetişti."
Luka 1: 46 – 55
Bunu kaydetmek için o sırada odada (mağara mıydı yoksa) kim olduğunu Tanrı bilir! Belki hatıralarını yazmıştır (Doğrusu bu parça 1 Samuel 2’den bir adaptasyondur). Ama bu monologdan sonra kendisi adına söyleyecek bir şeyi yoktur. Çobanların ve bilge adamların ziyaretlerine tanıklık eder, derin derin düşünür (lLuka 2:16, 19); Mısıra alınır (Matta 2:13, 18) Celile’ye geri getirilir; 12 yaşındaki oğlunun Mesihlik iddiasına şaşakalır (Luka 2: 48 - 52); suyun şaraba dönüştürülmesine tanıklık eder (Yuhanna 2:1, 12); süper star oğlu tarafından reddedilir (Luka 8: 19 – 21); onun çarmıha gerilişini izler (Yuhanna 19: 25 – 27); Kutsal Ruh için bekler (Elç. İşleri 1:14). Nihai akıbeti ifşa edilmemiştir ve Hıristiyan Kilisesinin yaratılmasında herhangi rolle itibar edilmemiştir.
Putperest Model
Ama bu kabataslak hatlarla ‘yaratıcı’ Hıristiyan yazıcılar, tam teşekküllü bir bedeni yeterince çabuk ortaya çıkaracaklardır. Putperest Tanrılar, sık sık, bakire Tanrıçalar tarafından sözüm ona baba bırakılırlardı – çok normal olarak güneş ışınları vasıtasıyla döllenmeyle. Sonuçtaki güneş-tanrı, annesinin göğsünde bir bebek olarak resmedilirdi – Meryemana ve çocuk, a kadar! Bu şekilde ikon tasvirler Mısır’dan Çin’e kadar her şekilde bulunur. Romalıların kendi bakire Tanrıçaları, Vesta, onun ebedi alevini ve kendi iffetlerini 30 yıldır koruyan kadınlarca hizmet görürdü.
Hıristiyanların ‘Meryem’i, 2000 yıldır çifte nazarla, hem bir tanrıya annelik ederek hem de bakireliğini koruyarak, bu başarıyı gölgede bırakmıştır. Ama putperest mitlerin araç gerecinin, Hıristiyanlığa kaynaşması, yaratıcı hikaye anlatma için birkaç asır alacaktı.
Daha ziyade, meşhur süper kahramanın kendisinin uydurulmuş hayatının gecikmiş bir yansıması gibi. Meryem’in biyografisi de asırlar boyunca filizlendi. Justine ve Irenius gibi erken dönem Hıristiyan yazarları, orijinal bahçe ikametçilerinin günahını ‘itaati’ ile tersine çevirerek Meryem’i ‘ikinci bir Havva’ olarak yücelttiler.
Justine ‘Mağdur’, Bar Koşbar isyanı sırasında Filistin’den Efes’e kaçan bir Yunan, şehirde keyif alarak gelişme aşamasında bulduğu Hıristiyanlığı benimsedi. Ama Justine’in heyecanı, daha önceden Yunan klasiklerine olan aşinalığından ileri gelmektedir. Vatandaşı olduğu şehirde ay tanrıçası Artemis’in (veya Romalıların adlandırmasıyla Diana’nın) kutsal inancı vardı ve bin senedir bereket, iffet ve gençliğin ebedi bakire koruyucusuydu. Bu süreçte şehir, zengin bir hac yeri haline gelmişti – Artemis tapınağını kahinleri dünyanın ilk bankerleriydi.
Bakire oluyor
Justine, Hıristiyanlığı rakip inancın özellikleri ile aşılamaya koyuldu. İstikrarlı Hıristiyanların muhalefetine rağmen İncil’in yetersiz Meryem hikayesini inatla Meryem’in ‘bakire doğum’ yaptığı fikri ile süsledi. Bu inanç, kendisinin de kabul ettiği gibi, sadece ‘kutsal peygamberler tarafından ileri sürülen kehanetler’e , yani Septuagint’te bulunan meşhur Yeşeya 7:14’ün yanlış tercümesine dayanıyordu. (Burada ‘genç kadın’ kelimesi yerine Yanlışlıkla ‘bakire’ kelimesi konmuştu.) Yeni türemiş Hıristiyanlığın çok daha eski bir imanla rekabet ettiği bu dönemde Mesih takipçilerinin ‘Bakire Doğum’da karar kılmış olması sürpriz sayılmamalıdır. Bu mucizevi doğum, eğe İsa figürü yaşamışsa oldukça şüpheli bir ana-babalığı olduğunu ima eden ilk Hıristiyanlık eleştirmenlerine faydalı bir ispat çürüme sağlamıştı.
Meryem efsanesine ikinci büyük katkı ikinci yüzyıl ortasında ‘James’in başlangıç anlatısı’ adlı çok hayali olduğu için Rönesans’tan bu yana Katolik kilisesi tarafından dahi reddedilen bir dokümandan gelir.
Buna rağmen bu sofu saçmalık şu andaki Kutsal Meryem inancını desteklemekte ve Meryem’in ebeveynlerinin ve onların ebeveynlerinin adları, dahi çocukluğunun hikayesi (Mabede 3 yaşında bırakılıyor, 9 sene – Yahudi adetlerinde böyle bir olay hiç olmamasına karşın – mabette kalma, meleklerle günlük sohbetler yapma, buluğa ermede yaşlı dul Yusuf’la ‘güvenli’ evlilik gibi bilgiler sağlamaktadır. Bu süslü ‘tarih’le Meryem yükselmesine bir şefaatçi olarak başlıyor; kadınlığının verdiği tevazu dolayısıyla Mesih’ten daha kolay yaklaşılabiliyor. Arkasında bin yıldan fazla pazarlama başarısı olan tanrıça Artemis prototipi gibi kurulduğu esrarengiz biçimde, artistik tasvirleri hızla çoğalıyor.
Bir yüzyıl sonra ise artık arka zeminde detay eklenmiş bir ‘Meryem’in Doğumu üstüne Gospel’i vardır (Hiçbir zaman yeterli Gospelimiz yoktur değil mi?). Burada Meryem’in antik ebeveynleri Anne ve Joachim’e doğuşu, 1 Samuel’de zaten bulunan Samuel’in Hanna ve Elkana’ya doğumunun basit bir yeniden yazımıydı. Ama şimdi Meryem’in büyükannesinin 7 evlilik yaptığı gibi hoşlukları da öğrenmiş bulunuyoruz. Altı koca seks yaparken şehvet hissetiği için Rab tarafından halledilmiştir. Neyseki yedinci, günahkar davranış sırasında atıl vaziyetteydi, yoksa ne Anne ne Meryem ne de İsa olacaktı.
Bakire olarak kalır
Gospellerin açıkça İsa’nın 4 erkek ve (ismi bilinmeyen) 2 kız kardeşi olduğunu belirtmesine rağmen Mesih teologları tanrıçalarının bakire ‘saflığı’nı münakaşa etmeyi bertaraf edip, uzlaşılmazlar. Bütün doğum sürecinde bakire kaldığında ısrar ederler.
4. Yüzyılda İsa'nın doğumu sırasında Meryem’in kızlık zarının bozulmadığı fikri öne çıktı. Meryem’in doğumdaki bakireliği, dönemin bütün büyük teologları tarafından bahsedilen bir meseleydi. – D. Hampson, Hıristiyanlıktan Sonra, s. 189
Meryem’in daimi bakireliği yaygınlaştıkça, teologlar arasında İsa’nın kardeşlerine hakkındaki karmaşa da arttı. Yeni bir dogmayla bunların uyumlu hale gelmesi lazımdı. Böylece erkek ve kız kardeşler, kuzen, üvey kardeş vs oldular.
Daha çok İmparatoriçe Helena’nın ayrıntılı faaliyetleri sayesinde 4. yüzyıl Meryem inancı için bilhassa olumluydu. Constantine’in annesi olarak, dünyanın Rabbinin annesine karşı özel bir çekicilik hissediyordu. Helena kesin olarak dinsel arkeolojiyi icat etmiştir (ya da tapınak-yaratma işini).
Kutsal topraklarda gittiği her yerde Mesih’in kanıtını buluyor ve o noktada bir kilise yapılmasını emrediyordu; doğum mağarası (veya yerliler öyle söylüyordu), son yemek evi (veya yerliler öyle söylüyordu), Geresa bahçesi , çarmıh tepesi, boş mezar, haçın kendisi, bizzat ahşabın kesildiği ağacın kendisi! Ve muhakkak ki, Nasıra’da melek Cebrail’in Meryem’e bildirimi yaptığı yeri (mağara) de Helena bulmuştu. Her tapınakla birlikte bir de Meryem ‘haber verme’ festivali oluyordu. (Maalesef Helena, İsa’nın vaaz etme görevinin sözde ana yeri Caparnaum’a kadar ileri gitmedi ve şehir tarihte kayboldu!)
---------------------------------------
Devam edecek
------------------------------------
NOT:
Septuagint, İbrani kutsal kitabının Yunanca sürümüdür. İskenderiye’de MÖ 3 – 1. Yüzyıllar arasında aralıklarla tercüme edilmiştir. Kelime Latince ‘yetmiş’ anlamında olup, 70 veya 72 Yahudi tarafından Torah’ın İbraniceden Yunancaya tercüme edildiğini ananevi olarak göstermektedir. Septuagint İbrani İncil’inde bulunmayan bazı kitapları da kapsamaktadır. Çoğu Protestan İncil’i Yahudi Kanonunu takip ederek ilave kitapları dışlarlar. Katolikler ise bir kısmını alırlar. Ortodokslar bütün kitaplarını kullanırlar. Anglikanlarda Mezmur 151 dışında hepsini kullanırlar….
Meryem Ana hep bakiredir.Tersini idda edenlerde hiçbir zaman ispatlayamamışlardır.Yeşeyada geçen hem genç,hemde bakire anlamındadır.
elcihanaferin
01-06-2009, 01:00
İsa'nın kardeşleri olduğu Gospellerden belli. Herhalde inançlılar Gospellere yalan demezler.
Şimdi bu kardeşler nereden çıktı? Eğer rahimden çıkmadıysa, eğer onlar da 'bakire doğumu" ise en azından adları doğru dürüst bilinir, aziz falan olurlardı. Bu kadar tabiat dışı bir şeyde, herhalde adları falan bilinirdi değil mi? Onlar da kutsal kitaplarda bakire doğumlu olarak gözükürlerdi. Onların da "bakire duğumu" olmaları halinde 'Baba'nın bir aşılama yapması gerekirdi (Çünkü ondan başkası mucizevi yoldan bir şey yapamaz, normal yoldan yapar). Ama o zaman bu işin kutsal kitaplara yansıması lazım! Öyle bir şey de yok. İşte burada bir problem var. Ya Meryem Bakire değil, ya da Gospeller yalan yanlış yazıyor.
İkisi de mi olmaz? Neden? Cevap çok basit : Hepsi kurgu da ondan.
Dikkat ederseniz hiç biyolojik tarafa dokunmuyorum. Şunu da kabul ediyorum: Putperestlerin tanrıçaları ne kadar bakire ise, elbette Meryem de okadar bakiredir.
Nazzam-Cubbai
01-06-2009, 01:13
Meryem Ana hep bakiredir.Tersini idda edenlerde hiçbir zaman ispatlayamamışlardır.Yeşeyada geçen hem genç,hemde bakire anlamındadır.
matta 12- 46
46İsa hâlâ halka seslenmekteyken, annesiyle kardeşleri geldi. O'nunla konuşmak isteyerek dışarıda durdular. 47Birisi İsa'ya, «Bak» dedi, «annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle konuşmak istiyorlar.»
luka 8 -19
19İsa'nın annesiyle kardeşleri O'na geldiler, ama kalabalıktan ötürü yanına yaklaşamadılar. 20İsa'ya, «Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar» diye haber verildi.
devami var istermisin
Nazzam-Cubbai
01-06-2009, 01:22
markus 6 -3
3Meryem'in oğlu, Yakup, Yose, Yahuda ve Simun'un kardeşi olan marangoz değil mi bu?
markus 3-31
31Daha sonra İsa'nın annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durdular, haber gönderip O'nu çağırdılar
johan 2-12
Bundan sonra İsa, annesi, kardeşleri ve öğrencileri Kefernahum'a gidip orada birkaç gün kaldılar.
elcilerin isleri 1-14
14Bunların hepsi, İsa'nın annesi Meryem, diğer kadınlar ve İsa'nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyorlardı.
1,korintler 9-5
5Diğer elçiler gibi, Rab'bin kardeşleri ve Kefas gibi, yanımızda imanlı bir eş gezdirmeye hakkımız yok mu
paolo dahasi varda sen yeni ahiti hic okumadinmi
Kelamda geçen kardeş kelimesi kuzenleridir.Yose,Yahuda Aziz Yusufun akrabalarıdır.
Meryem Anada bakiredir.Mesih İsanın kardeşleri yoktur!Gerçekten yana olmayanlar için gerçekler hep anlamsız gelir!
Nazzam-Cubbai
01-06-2009, 01:27
luka 2- 6.7
Onlar oradayken, Meryem'in doğum yapma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu
demeki baska ogularida dogmus
http://de.wikipedia.org/wiki/Geschwister_Jesu
Orda kastedilen oğul Mesih İsadır.Mesih İsadan başka oğlu olmamıştır Meryem Ananın.
İlk Oğuldan kasıt Mesih İsadır.Meryem Ananın Mesih İsadan başka çocuğu yoktur.
Ordaki kastedilen Oğul Mesih İsadır.İlk defa doğuracağı için öyle ifade kullanılmış.
luka 2- 6.7
Onlar oradayken, Meryem'in doğum yapma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu
demeki baska ogularida dogmus
http://de.wikipedia.org/wiki/Geschwister_Jesu
da vinci sifresini cağırıstırıyor,olabilirmi?
elcihanaferin
01-06-2009, 23:28
Ordaki kastedilen Oğul Mesih İsadır.İlk defa doğuracağı için öyle ifade kullanılmış.
O zaman "İlk çocuğunu doğurdu" derdi. Neden ilk oğlu diyor? Kesin en az bir tane daha oğlu var.
------
Kelamda geçen kardeş kelimesi kuzenleridir.Yose,Yahuda Aziz Yusufun akrabalarıdır.
Kelam neden birdenbire dil fakiri oluverdi? Kelamı istediğimiz gibi değiştiriyorsak, senin gibi, ben de değiştiriveririm. Ne biçim şey bu? Yok orada yazan 'kardeş', aslında 'kuzenmiş'.
Meryem Ananın tek çocuğu vardır.Oda Mesih İsadır.Dil farkı yüzünden ibranicede kuzen kelimesinin karşılığı yok bildiğim kadarıyla.Ayrıca ortadoğu kültüründen insanlar birbirinede kardeş diyebilirlerdi.
elcihanaferin
02-06-2009, 09:40
MİTSEL BAKİRE MERYEM - 2
Kusursuz Aldatmaca
Beşinci yüzyılda Efes Konsili (MS 431) Meryem’e Theotokos (Tanrının Annesi) ünvanı verilmesinde uzlaştı. Mesihsel sapkınlığa karşı en emin koruma yolu Meryem’in Tanrının annesi olarak onay ve yüceltilmesiydi.
Diğer bir deyişle, bu aslında, marangozun süregelen ne kadar insan, ne kadar tanrı olduğu tartışmasına dur demek teşebbüsüydü. O tanrıydı, üçlüğün noksansız bir parçası ve Meryem annesiydi.
Efes tabii, uzun zamandır, ölen ve yeniden doğan Tanrı Attis’in annesi ve eşi Tanrıça Kibele adıyla mutlu olduğu zaman zarfında, Tanrının annesinin evi olmuştu. Roma döneminde Frig Kibele, Yunan Artemis ile birleştirilmişti. Belli bir derecede saygısızlık ve yeniden yapılanma sonrasında kutsallık eskisi gibi devam etmişti.
Bizanslıların saray ayinlerine ve kurumsal semboller özel düşkünlükleri vardı ve gölgede bir köylü kadındansa, tacı ve asasıyla komple bir kraliçe olarak Meryem, emperyal iştaha daha çekiciydi. İsa’nın kendisi gibi, o da asil olmuş ve azizliğe yükselmişti. Altıncı yüzyıldaki Konstantinopolis Konsili (MS 553) Meryem’in ‘daimi, bakire’liğini onaylamaya devam etti. Görünüşe göre bakireliğin ‘saflığı’, Tanrının ‘saflığı’na yakındı.
Yedinci yüzyıla kadar yaratıcı yazarlar Meryem’in hikayesinin aksak sonunu tamamen tatminkar olacak bir şekilde değiştirmişlerdi. Şamlı John (Sur’lu Gregory ile birlikte) Meryem’in cismani gövdesinin (sadece ruhunun değil) cennette üstlenildiği (yine meşhur oğlu gibi) fikrini geliştirdi. John, Emevilerin başkenti Şam’da yaşıyordu ve Muhammet’in 620’de cennete yükselişi (Kuran sure 17:1)iddiasından gayet rahat ilham almış olmalı. Meryem’in cennete üstlenildiği dogması 1950 senesi kadar yakın bir zamanda Papa Pius XII tarafından da tariflenmiştir.
.
Meryem Ana Tanrıça değildi.Zaten Tanrının Anneside ünvandır!Meryem Ana hep azizdi zaten.
elcihanaferin
02-06-2009, 22:52
Yükseldikçe Yüksel
787’de Yine rahipler ve piskoposlar İznik’te toplandılar. Meryem’in devam eden yükselişi yine gündemdeydi. Yüzyıl içinde daha önce, durmaksızın İslam’dan gelen baskıyla, iki imparator, Leo III (717 – 741) ve oğlu Constatntine V (741 – 775) ‘putperestliği’ ve onun ‘kutsal ikon’ bolluğunu yasaklamıştı. Ama ikon düşmanlığı, yüzlerce manastır ve tapınağın gelirlerini yok etmişti ve Ortodoks Kilisesini emperyal sarayla karşı karşıya getirdi. Genç oğlu Constantine VI için naiplik yapmakta olan İmparatoriçe İrene, dini baskıya boyun eğerek yedinci ekümenik konsili topladı.
Konsil çabucak ikonların - bilhassa Meryem’in tapınılması için – kabulünü onayladı:
“Rab, havariler ve peygamberler bize ilk önce, bütün cennet güçlerinin üstünde olan, Tanrının Kutsal Annesine saygı göstermeyi telkin etmiştir. Eğer herhangi kimse; her zaman kutsal bakire, gerçek ve tamamen Tanrının annesinin görünür, görünmez bütün yaratıklardan yüce olduğunu doğrulamazsa ve samimi bir imanla şefaatini niyaz etmezse, ondan doğmuş tanrımızın güçlü erişimi bilindiğinden, bırakın aforoz olsun.” - (Varghese s.16)
Dokuzuncu yüzyıl itibarıyla, Meryem, tanrı-adamdan başka herkesi gölgede bırakmıştı – ve Meryem Kilise hiyerarşisinin her istediği olabiliyordu.
Evet Meryem Ana hepimizden üstündür.Rab'den sonra en büyük odur.Meryem Ana her zaman tapılmaya layıktır.Konseylere gerek yoktu zaten.
abdulKADİR
03-06-2009, 03:02
( Bu sendeki nasıl bir tıynettir, nasıl bir ahlaksızlıktır?
senin gibilerin lügatında İFFET kavramının olduğunu sanmıyorum
İFFET ABİDESİ birine bu şekilde çirkef iftiralar atacak kişinin bizzat kendisinin ''düdüklenmiş'' olması gerekir.
''Fuhuş ve yalan... Allah dostlarına ne kadar uzak iki kavramsa senin gibi edepsizlere de o kadar yakın iki kavramdır.'' ) abdulKADİR
Şimdi burda siz birine ahlaksızsın,iffetsizsin,düdüklenmişsin,edepsizsin demektesiniz,bu sözler hakaret ve küfür değil ise çok haklısınız walla.
Ya da ben okuduğumu anlayamamaktayım.
Evet doğru anlayamamak gibi bir sorun var birazcık. Eğer olmasaydı sadece ''edepsiz'' kelimesinin doğrudan şahsa yöneltildiğini görürdünüz. Edepsize edepsiz demek te hakaret olmasa gerektir, nasıl kafire kafir demek hakaret değilse...
Ama asıl sorun bakış açılarımızdaki sorundur. Bizim helal dediğimize siz ahlaksızlık derken, sizin helal dediklerinize de biz ahlaksızlık derken birbirimizi nasıl ikna edebiliriz ki? Baksanıza, adı sanı belli olmayan birine hakettiği birkaç kelime sarfettim diye bütün mesaj siliniyor, ama milyarlarca insanın kutsal bildiği bir kadına fuhuş ve yalan gibi en aşağılık iftiralar atılıyor ama yönetimin kılı kıpırdamıyor. Üstelik ''dine, dini değerlere ve dini şahsiyetlere'' hakaret-küfür yasak'' olduğu halde. Demekki küfür ve hakaret anlayışımız da farklı. Farklılık zenginliktir ama bu kadarı da felakettir. Bu felaket karşısında daha fazla, kendimi ifade etmek için yırtınmayacağım...
Burada fahişelik ile mabet fahişeliği birbirine karıştırılarak tatsız atışmalar oldu. Mabet fahişeliği kutsal bir görevdir ve bu fahişeler de kutsaldır. Bu husus biraz anlaşılmaya çalışıldı ve hatta bununla ilgili site adresi bile verildi. Ama kızgın kalkıp oturanların herhalde dikkat edecek durumları yoktu. Dolayısıyla biraz bunu anlatmak istiyorum. (Alıntı Muazzez İlmiye Çığ'dan - Ortadoğu Uygarlık Mirası'ndandır)
...
1.İkidebir alıntı yaptığınız (ya da kopyala-yapıştır yaptığınız) İlmiye Çığ tarafsızlığı olmayan bir yazardır. Turan Dursun'un din konusundaki tespitleri nasıl din araştırmacıları ve dindarlar için bir referans olmazsa, bu yazarın araştırmaları ve tespitleri de aynı çevreler için referans olmaz. Sizler nasıl bir konunun ispatı için getirdiğimiz kutsal kitap metinlerini dikkate almıyorsanız bizler de aynı şeyi bahsettiğiniz eserler için yaparız. Onun için gereksiz alıntılarla sayfaları doldurmayın bence. Kendimden biliyorum. Sizin yaptığınız bu alıntılar cevap vermenin dışında, bilgilenmek için okunmuyor.
Tarafsız olduğuna tek bir neden göstereceğim, fazlasına gerek yok:
Tevratta geçen ''fahişe'' ve ''tapınak'' kelimelerini tutmuş ''yahudilikte kutsal fahişelik vardır'' şekline dönüştürmüş.
Bu noktada
2.Mabet fahişeliği ve mabet fahişeleri sizin için kutsal olabilir ama bir yahudi, bir hristiyan ve bir müslüman için bırakın kutsallığını hiçbir anlamı yoktur. Siz Sümer tapınaklarıyla tek Tanrı'lı dinlerin mabetlerini karıştırıyorsunuz. Bunların isim benzerliğinden başka hiçbir ortak yönleri yoktur.
Bu ilahi dinlere göre mabet ve fahişe kelimelerini yan yana getirip aynı cümle içinde kullanmak bile sapkınlıkken siz tutup bir de MERYEM gibi bir AZİZEyi bu çirkefe bulaştırma hevesindesiniz.
Tevrat, incil ve kur'anda fuhuş-zina şiddetle kınanmış ve yasaklanmış, yapanların cezası belirlenmiştir.
Tevrat ve incilde adı geçen birkaç fahişenin durumundan yola çıkılarak, bu günaha müsamaha gösterildiği sonucu nasıl çıkartılır?
Putperestlerin uygulamaları tevratta anlatılıyor diye, yahudilerin bu günahlardan uzak durmaları emrediliyor diye ya da bazı yahudilerin fuhuş yaptıkları anlatılıyor diye fahişeliğe prim mi verilmiş oluyor?
Üstelik tevrat fahişeliği kutsal olan fahişelik ve sokak fahişeliği olarak ikiye ayırıyor öyle mi? İnsandaki ''Sümer takıntısı'' böyle garip bir şeydir işte. Sümer tapınaklarıyla Süleyman mabedi arasındaki farkı dahi göremeyecek kadar körleşir.
...
Şimdi, Meryem'in 9 sene Kudüs'teki Mabet'te bulunduğu iddiasını buna eklerseniz ne ortaya çıkar?
Meryem'in 9-10 sene Mabet'te kalması iddiasını kabul ediyorsanız, bir bütün olarak islam kaynaklarını delil almalısınız o zaman. Çünkü hz. Meryem'in mabette kalmasıyla ilgili herhangibir bilgi hristiyan kaynaklarında yoktur bildiğim kadarıyla.
Bu durumda hz. Meryem 9-10 yıl mabette kalmışsa bundan ne ortaya çıkarmış bakalım.
Meryem mabete verildiğinde 5-6 yaşlarında bir çocuktur. Mabette tabiri caizse dişi sinek bile yoktur. Çünkü mabete kadınların girmesi yasaktır. Sadece avluya kadar yaklaşabilirler. Yahudi din adamlarının bu yanlış anlayışları Hanne'nin kızı Meryem'i Allah'a adamasıyla sob buluyor. Meryem'in mabede geldiği gün hahamlar kıyameti koparıyorlar ama sonradan yumşuyorlar. Neticede 5-6 yaşlarında bir çocuktur ve yıldırma taktikleri ve mabedin ağır koşulları karşısında uzun süre dayanamayacağını düşünüp izin veriyorlar. Ve bir tabu yıkılmış oluyor böylece. Mabetin bütün temizlik işleri ve diğer ağır işler küçük Meryem'e yükleniyor. Hz. Zekeri'ya elinden geldiğince yapılan haksızlıklara engel olmaya çalışsada yalnız fazla başarılı olamıyor. Hz. Meryem hiç şikayet etmeden hem mabet işlerini hem kendi ibadetlerini yapıyor. Mabedin uzak bir köşesinde küçük bir oda yapılmıştır kendisine. Mabette öğrenim gören erkek çocuk öğrencilerden ve hahamlardan tamamen ayrıdır. Geceleri odasından çıkar avludaki hasta, yaşlı ve kadınlarla ilgilenir, onlarla yiyeceğini paylaşır, sohbet eder...
Bu şekilde geçen 9-10 yılın sonunda henüz 16 yaşlarındayken Cebrail İsa Mesih müjdesiyle gelir.
Şimdi, Süleyman mabedinin durumu buyken, yahudilikte fahişeliğin konumu buyken sizdeki ''Sümer takıntısının'' sebebi nedir?
Yahudilerin içinden her türlü isyan ve günahı yapanlar çıktı ama hiçbir zaman fuhşu mabede sokacak kadar alçalmadılar. Eğer öyle olsaydı herkesten önce onların bu sapkınlığını İsa Mesih ve hz. Muhammed yüzlerine vururdu. Sizden önce bunu biz duyardık.
Burada mabet fahişeliğini illa ki günümüzdeki yoz fahişelik anlamına alan yoz anlayış sahipleri durup düşünmeliler. Bunlardan hele bir kısmı kendilerine her çeşit ahlaksızlığı hak görürken kendi yakını kadınları aynı görüşten korumak için kapatıp, her türlü insan hakkından mahrum ederken, başka kadınların kızların sadece bir tarafını düşünebilen adi yaratıklardır.
Sanırım buraya kadar yazdıklarımdan birşey açığa çıkmıştır: O da sizin anladığınız manada masum yani kutsal bir fuhuş sektörü ilahi dinlerde hiçbir zaman olmamıştır. Sizde olan yani, sümerlerde olupta kutsal bildiğiniz o fuhşu siz nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, bizi hiç ilgilendirmez. Bizim için hepsi aynı derecede fuhuştur, zinadır, pisliktir. Bize göre fuhşun yozu, medenisi, gericisi çağdaşı olmaz. Putperest insanların kendi puthanelerinde yaptıkları iğrençlikler de bizi ilgilendirmez. Bunları söyleyen dindarlar mı yoz düşünce sahibidir yoksa fahişeliği sınıflara ayırıp ''şu kakadır, şu cicidir'' diyenler mi yoz düşünce sahibidir, vicdan sahiplerince malumdur. Bu ayrımı tarih için yapanlar, günümüz için de, ''sokak kadını'', ''hayat kadını'', ''metres'' gibi ayrımlara gidip zinayı cici gösterirler. Ama bir dindar için bu ayrımların hiçbir hükmü yoktur.
Bazı ''adi yaratıklardan'' bahsetmişsiniz. Keşke açık adres verseydiniz de biz de yanlış yorumlara girmeseydik. Allah bizi o tür dinsiz adi yaratıklardan olmaktan korusun. Zira gerçek dinin ve dindarın olduğu yerde ''adi''lik te olmaz.
Eğer, ''siz ne diyorsunuz, benim kastettiklerim tam da dindarlardır'' derseniz o zaman da dönüp bir aynaya bakın derim.
elcihanaferin
03-06-2009, 10:15
İkide bir İlmiye Çığ'dan alıntı yapmadım. Bir kere alıntı yaptım. O da daha önce konuşulup duran konuda, onun ne dediği belirlensin diye. İster din çevreleri ve siz onu referans alın, ister de almayın. Bu sitede biz onu referans alabiliriz. Bizim için de o tarafsız olmayı beceren bir bilim insanıdır. Sizin hoşunuza gitmeyen şeyleri yazmama durumunda değilim. Alıntılar gereksiz değildir, beğenmiyor, dayanamıyorsanız okumazsınız. Benim yaptığım alıntılar gayet de güzel okunuyor. Bunu siz DÖ grubunda olmadığınız için göremiyorsunuz.
Mabet Fahişeliğinin ne olduğunu aktarmakla, onu bugünkü değer yargısı ile düşünmek, çok farklı şeylerdir. Bunun bile farkına varamayacak kadar kendinizi kaptırmışsınız. Benim bütün yaptığım alıntılarda, dinlerin ta baştan kesintisiz bir şekilde yavaş yavaş değişerek günümüze kadar geldiği gösteriliyor. Ama siz kendi şartlanmanıza göre olayları, asırlarca öncenin yargı değerlerini bırakıp, bugüne taşıyarak anlıyorsanız, o sizin bileceğiniz bir şey, beni de hiç ilgilendirmez.
Meryem'e gelelim. Meryem'in Mabede (4-5 değil) 3 yaşında verilerek orada 9 sene kaldığı vs iddiasını da gayet yanlış anlamışsınız. Bu iddia (tekrar bakabilirsiniz) ikinci yüzyıl ortasında Meryem'i kutsal kılmak için uydurulmuştur. Benim aktardığım, bu davranışın o zamanki Yahudi toplumunun ve mabedin kurallarına aykırı olduğu, dolayısıyla iddianın geçersiz olduğu şeklinde. Ama siz buna geçerli diyorsanız, o da sizin bileceğiniz bir şey. Tekrar ediyorum, alıntıdaki yorum, iddia edenin henüz putperestlik değer yargılarından kurtulamadığı için, kutsallık yaftasını yapıştırabilmek uğruna Meryem'in mabede verildiğini iddia ettiği şeklinde. Burada hala Sümerlerden kalma inancın kırıntılarının yaşadığı iması var. Ha siz kendinize göre, geçersiz bulunan bu iddiayı onaylayın. Hiç önemli değil. Nasıl olsa abartılarak, uydurularak , neredeyse Meryem'in kutsallığı İsa'nınkinin üstüne çıkmış. Bir ilave daha, bir şey fark ettirmez. (Bir de 3 +9 = 12, yani 16 değil.)
Görüldüğü gibi ben sözümün arkasındayım. Siz, eskideki kutsal fahişelik kavramını, aynen benim aktardığım gibi, bugünkü berbat anlamıyla düşünmüşsünüz. Onun için de "durup düşünün", yani öyle değildir, diyorum (o mesajı tekrar okuyun). Ayrıca eğer siz, kendinize her çeşit ahlaksızlığı hak görürken, kendi kadın-kız akrabalarınızı aynı görüş dolayısıyla başkalarına karşı korumak için kapatıp, bu arada başka kadınların ve kızların sadece bir yerleri ile ilgileniyorsanız, o zaman bahsettiğim 'adi yaratık' kavramının içine dahilsiniz demektir. Adres gayet açık yazılmıştır. Kendinizi, bu açıklamaya göre istediğiniz yere oturtursunuz. Allah sizi - sadece bir kavram olduğu için - hiçbir şeyden korumaz. 'Gerçek' din diye bir şey yoktur, sadece din vardır, inanış biçimidir. Benim kastettiğim yukarıda yazılıdır, eğer o açıklamayı 'dindar' anlamına almak istiyorsanız, o da sizin bileceğiniz bir şey, yine beni ilgilendirmez.
Abdülkadir arkadaşım sana sonuna kadar katılıyorum.Tepkinde çok yerinde.Sözde Hakaret yasak geçiyor.Ama insanların kutsallarına hakaret ediliyor.Kimsede sesini çıkarmıyor!Kelamda zina yasaklanmıştır.Eski Ahitte taşlama vardı.Bugüne kadarda kimse ispatlayamamış Meryem Anaya iffetsizlik ile suçlayanlar.Pagan dinlerin inancı bizi ilgilendirmez.Meryem Ananın tapınakta kaldığına dair belgede yoktur.Olsa bile tapınakta kimse böyle şey yapamazdı.Zaten erkeklerin dışındada kimsede giremezdi.Sonuç olarak bu iddaların hepsi asılsızdır gerçeği yansıtmamaktadır.
[QUOTE=Ayrıntı;182861]bilimsel olarak babasız dünyaya gelmenin mümkün olabileceğini gösterin
ozaman bende laflarımı geri alayım ,ne dersiniz bilim ve eğitime cok önem veren meryemcikler muhammedcikler...
aksi halde meryem biri yada birileriyle cinsel ilişkiye girip isaya hamile kalmıştır sonucu ortaya cıkar ,zaten bunun baskada mümkünatı yoktur !!!
QUOTE]
evet kanıtınız varmı isanın babasız doğduğuna dair ?
yok galiba ? neyse sağlık olsun böylede idare edersiniz artık :D :D
Abdülkadir sonuna kadar katılıyorum sana.Tepkinede hak veriyorum.Kelamda zina zaten yasaklanmıştır.Meryem Anamıza bu iftirayı atanlarda hiçbir zaman ispatlayamamışlardır.Meryem Ananın tapınakta kaldığına dair belgede yoktur elimizde.Erkekler dışından kimse giremezdi.Öyle olsa bile.Tapınakta yine olmasına imkan olamaz.Çünkü zina edenler taşlanıyordu.
elcihanaferin
03-06-2009, 21:36
Günahsız
Meryem’in doğurmasının ilk yazılmasında, o da herkes kadar lekesizdir. (bu arada hepimiz ilk günahın seks ile bulaştığını biliyoruz.) Erken dönem Kilise Pederleri, sadece Mesih’in günahsız doğduğunda uzlaşmışlardı. Meryem’in günahkar olduğundan şüpheleri yoktu. Bununla beraber, Meryem’in rahmi, oluşmaktaki süper kahraman için geçici bir ev temsil ettiğinden, lekeli bir rahim, saflık açısından teolojik zorluklar çıkarıyordu.
Yedinci yüzyılda ortaya çıkan İslamiyet – gayet mutlulukla ‘peygamber İsa’, Meryem ve bakireliğini benimseyerek – harika efsaneye kendi katkısını yaptı. Muhammet’in bir geleneğine göre her yeni doğan çocuğa Şeytan tarafından ‘dokunulur’. Ancak Meryem ve meşhur oğlu için Tanrı araya koruyucu bir örto koymuştu. Meryem’in bu günahsızlık kavramı (sadece İsa’nınki değil)geriye Katolikliğe süzülmüştür. Edward Gibbon şöyle yazmıştı:
Latin Kilisesi, bakire anneden bu kusursuz gebeliği Kuran’dan alıntı yapmayı reddetmedi. Bu, Kuranda belirsizce ima edilmiştir, ama daha açıkça sünnet geleneğinde anlatılmıştır. On ikinci yüzyılda, kusursuz gebelik Aziz Bernard tarafından haddini bilmez bir acayiplik olarak kınanmıştır.
On üçüncü yüzyılda doktrinel bir anlaşmazlık Dominikanlarla (‘lkusurcular’), Fransiskanlar (‘kusursuzcular’) arasında kavgaya dönüştü. Mesele on dokuzuncu yüzyılda despot Papa IX. Pius’un ‘Papalığın Yanılmazlığı’na giden hareketinde açılış gambiti olarak ‘lekesiz gebeliği’ onaylamasına kadar sürdü.
Ancak 1854’te dünya Meryem’in normal olarak ama günahsız gebe kaldığından emin olabildi. O zamana kadar, dördüncü yüzyıldaki ‘daimi bekaret’ saçması Meryem’in saflığını bahşetmeye yetmişti.
Zaten bir tanrıça olduğundan, orta çağlar boyunca Meryem mucizelerinin patlak vermesinin yaygınlığı pek şaşırtıcı değildir (hala zamanımızda da sürüyor). Bir tanrıdan daha azı, ama bir insandan çok daha fazlası, bir dişi olarak sonsuz tevazu ile kutsanmış, daha ‘önemsiz’ meselelerde başvurulan aracı olarak görülmektedir. O artık yaşamış en önemli kadındı.
İnanç durdurulamaz vaziyetteydi. Çoğu azizin tek kutsal günü veya festivali olmasına karşılık Meryem’in her iki – üç haftada bir kutsal günü ve Hıristiyan Dünyasında her kilisede kendi şapeli (ibadet odası) var. Sonunda Katolik Kilisesi bu dörtnala giden fanteziye dur demek zorunda kaldı ve Meryem’in ‘tamamen oğula bağlı’ olduğunu müminlere hatırlattı. Ama Reformasyonun Protestanlarına bu çok gelmişti. Onların elinde Meryem tekrar pasif, itaatkar, arka fonda bir yerlerde gölge haline dönüştürüldü.
Bakire olarak tarif edilen, sınırsız tevazu ve teslimiyeti için yüceltilen Meryem, kendi kelimeleri ile Rabbin kölesi, kadın düşmanı fanatiklerin idealize etiği kadındır.
-----------------------------------------------------
‘İsa Hiç Yaşamadı’ sitesinden derlenmiştir: http://www.jesusneverexisted.com/mary.htm
Bu bölümün kaynakları:
Graham Phillips, The Marian Conspiracy (Sidgwick & Jackson, 2000)
Marina Warner, Alone of All Her Sex (Picador, 1976)
John Shelby Spong, Liberating the Gospels (Harper, 1996)
John Shelby Spong, Born of a Woman (Harper, 1992)
Robin Lane Fox, The Unauthorized Version (Penguin, 1991)
Leslie Houlden (Ed.), Judaism & Christianity (Routledge, 1988)
W.H.C. Frend, The Rise of Christianity (Darton, Longman & Todd, 1984)
Riane Eisle, The Chalice & the Blade (Harper Collins, 1987)
Ruth Harris, Lourdes: Body & Spirit in the Secular Age (Allen Lane, 19990
Roy A. Varghese, God Sent - A History of the Accredited Apparitions of Mary (Crossroad, 2000)
elcihanaferin,
Meryem'i aynı zamanda Tanrıça tapınımının bir uzantısı olarak da algılamalıyız, öyle mi? Belki de bu o kültürün, yeni dine uyum sağlayarak ayakta kalabilmiş bir hatırası...
elcihanaferin
03-06-2009, 23:19
Yeni bir inanç, hep eski inanç üzerine inşa edilerek başlıyor. Dolayısıyla eski inanç, gelenekler vb hep yeninin başlangıcında var. Böylelikle kabul edilebilirlikleri, benimsenmeleri daha rahat oluyor. Meryemin ikinci yüzyıldaki kutsallaşması da henüz geçerliğini korumakta olan pagan tanrıçalarına benzerliği ile sağlanıyor. Geçiş, yani benimsenme sağlandıktan sonra yeni unsurlar da eklenmeye başlanıyor. Meryem'de özel olarak görünen bir durum var. İsa'nın kutsallığının pekiştirilmesi ile Papalığın otoritesi için Meryem kullanılmış. Bu arada da Meryem haddinden fazla abartılmış.
Daha önce söylediğimiz gibi Meryem Ana tanrıça değildir!O zaten övgüye layıktır.Kimsenin abartmasınada gerek yoktur.Her ne kadar bazı çevreler onu günahkar olarak görselerde bu doğru değildir.Mesih İsa gibi Meryem Anamızda günahsız ve hatasızdır.
Ayrıntı Tanrı için herşey mümkündür.Metafiziği duydun mu?Ademinde anası babası yoktu.
Paolo,
Biliyorsun, İslam dininde Hristiyanlıktan hiç aşağı kalmayacak derecede önemlidir Meryem Ana. Müslümanlar onun anneliğini yüceltip Meryem Ana demişler(Yoksa bu Türkiye'ye has bir şey mi?) . Bu eğilim hristiyanlar da onun bakireliğine yönelmiş. Yanılıyorsam düzelt, onu "Bakire Meryem" diye anıyorlar.
İslamiyet'te anlatıldığı şekilde kabullenildiğinde Meryem harikulade bir şahıs. Ben hala kızım olursa göbek adını Meryem koymakta kararlıyım mesela...
Yalnız bizim burda yaptığımız şey olaylara tarihi bakış açısıyla yaklaşmaya çalışmak. Sizler de doğru bildiğinizi elbette savunacaksınız. Ama sen de bizi anla lütfen :)
Ek olarak sen yazınca aklıma geldi. Karşılaştırma yapayım dedim. İslamiyette hatasızlık diye bir kavram yoktur. Peygamberler günahsız olarak kabul edilir. Ama hatasızlık vasıfları yoktur. Günahsızlıkları da bağışlanmaktan ya da affedilme garantilerinden kaynaklanır.
Sanırım sizde bunun olması tanrısallıktan kaynaklanıyordur.
Paolo,
Bana şunu anlatır mısın? İnsanların günahlarını bağışlamak için neden yine aynı insanların oğlunu öldürmelerine izin veriyor? Adamlar onu haksız yere öldürdülerse bu nasıl bir affedilme sağlıyor? Daha çok kızması lazım gelmez miydi? Anlamak için sordum.
abdulKADİR
07-06-2009, 00:33
İkide bir İlmiye Çığ'dan alıntı yapmadım. Bir kere alıntı yaptım.
Yaptığınız bütün alıntıları kastettim bu cümleyle. Yani bu başlıktaki 80. 94 ve 96. mesajlarınızla diğer başlıklarda yaptığınız, kaynağı belirsiz alıntıları kastettim. Aslında bu şekilde kopyala-yapıştır şeklinde alıntı yapmanız yasak değil mi? Bu tür alıntılarda link vermek zorunda değil misiniz. DÖ gubunda olunca size herşey mübah mı yoksa??
Benim yaptığım alıntılar gayet de güzel okunuyor. Bunu siz DÖ grubunda olmadığınız için göremiyorsunuz.
İşte bu sebepten dolayı bu şekildeki tartışmalar iki tarafın birbirini germesinden başka bir işe yaramıyor. Siz gayet güzel alıntı yapıyorsunuz ama ben DÖ grubundan olmadığım veya ateist olmadığım için göremiyor, anlayamıyorum. Ben de kendi doğrularımı gayet güzel anlatıyorum ama siz herhangibir dine mensup olmadığınız için beni anlayamıyorsunuz. O halde neyin peşindeyiz ki?
Mabet Fahişeliğinin ne olduğunu aktarmakla, onu bugünkü değer yargısı ile düşünmek, çok farklı şeylerdir. Bunun bile farkına varamayacak kadar kendinizi kaptırmışsınız. Benim bütün yaptığım alıntılarda, dinlerin ta baştan kesintisiz bir şekilde yavaş yavaş değişerek günümüze kadar geldiği gösteriliyor. Ama siz kendi şartlanmanıza göre olayları, asırlarca öncenin yargı değerlerini bırakıp, bugüne taşıyarak anlıyorsanız, o sizin bileceğiniz bir şey, beni de hiç ilgilendirmez.
Niye şartlanmış olan ben oluyorum da siz olmuyorsunuz? İlahi dinlerin putperest dinlerden doğduğunu ve gerçekte bir temele dayanmadığını iddia etmek şartlanmışlığın ta kendisidir bize göre.
Meryem'e gelelim. Meryem'in Mabede (4-5 değil) 3 yaşında verilerek orada 9 sene kaldığı vs iddiasını da gayet yanlış anlamışsınız. Bu iddia (tekrar bakabilirsiniz) ikinci yüzyıl ortasında Meryem'i kutsal kılmak için uydurulmuştur. Benim aktardığım, bu davranışın o zamanki Yahudi toplumunun ve mabedin kurallarına aykırı olduğu, dolayısıyla iddianın geçersiz olduğu şeklinde. Ama siz buna geçerli diyorsanız, o da sizin bileceğiniz bir şey. Tekrar ediyorum, alıntıdaki yorum, iddia edenin henüz putperestlik değer yargılarından kurtulamadığı için, kutsallık yaftasını yapıştırabilmek uğruna Meryem'in mabede verildiğini iddia ettiği şeklinde. Burada hala Sümerlerden kalma inancın kırıntılarının yaşadığı iması var. Ha siz kendinize göre, geçersiz bulunan bu iddiayı onaylayın. Hiç önemli değil. Nasıl olsa abartılarak, uydurularak , neredeyse Meryem'in kutsallığı İsa'nınkinin üstüne çıkmış. Bir ilave daha, bir şey fark ettirmez. (Bir de 3 +9 = 12, yani 16 değil.)
Ne yani, Muazzez ablanızdan mabet fahişeliği ile ilgili alıntılar yapıyorsunuz, sonra sözü hz. Meryem'e getiriyorsunuz, ama hz. Meryem'i mabet fahişeliği ile suçlamıyorsunuz öyle mi???
Eğer mabet fahişeliği ile hz. Meryem ile bir bağlantı kurmuyorsanız, neden bunu çağrıştıracak bir alıntı yapıyor ya da neden hz. Meryem'le böyle bir iğrençliğin alakası olmadığını açıkça vurgulamıyorsunuz?
Size göre hz. İsa ya da hz. Meryem zaten kurgulanmış sahte kişiliklerse Muazzez ablanızdan bu alıntıları yapmanın mantığı nedir?
Mantığa bakar mısınız??? :)
Eğer hz. Meryem'in mabede adanmışlığı doğruysa ve hayatını mabedde geçirmişse, illaki (haşa) mabed fahişesi olmuş demektir, dolayısıyla hz. Meryem'in mabedde yaşadığını reddetmeliyiz... Öyle mi??
Ateist mantık her konuda olduğu gibi burda da iflas etmektedir. Bu iflasın başlıca nedeni de, ilahi dinleri putperest dinlerin bir devamı olarak görmektir. Bu görüş açısıyla hiçbir dini meseleyi sağlıklı ele almanız mümkün değildir.
''alıntıdaki yorum, iddia edenin henüz putperestlik değer yargılarından kurtulamadığı için, kutsallık yaftasını yapıştırabilmek uğruna Meryem'in mabede verildiğini iddia ettiği şeklinde.'' Böyle bir yorumu göremedim ben alıntıda. Eğer varsa bu yorum kime aittir?
Alıntılarla kafa karıştıracağınıza size ait fikirlerle forumda yerinizi alsanız da biz de kimle tartışıyoruz bilsek iyi olacak.
Ayırca ısrarla sayılar ve yaşlar üzerinde durup güya beni düzeltmeniz de komik kaçıyor. Son Peygamber de dahil peygamber ve dini şahsiyetlerle ilgli tarihler sabir değildir. İslami kaynaklara göre mabede veriliş yaşı, annesine ihityaç duymadığı bir yaştır. 3 yaşındaki bir bebeğin anneye ihtiyaç duyduğu açıktır.
Sonuç olarak: Hz. Meryem'in Süleyman Mabedine verildiği, orda hz. Zekeriya'nın himayesinde yetiştirildiği kur'an ayetleriyle sabittir. Onun mabedde yetiştirilme sebebi ona kutsallık atfekmek için değildir. Evlat sevgisiyle yanıp tutuşan Hanne'nin, ''eğer bir evlat verirse onu Allah'a adayacağı'' şeklindeki yaptığı duanın bir sonucudur. Bu kadar basit bir olayı sümerlere bağlamak, fahişelikle bağdaştırmak akla ziyan gayretlerdir.
Ayrıca eğer siz, kendinize her çeşit ahlaksızlığı hak görürken, kendi kadın-kız akrabalarınızı aynı görüş dolayısıyla başkalarına karşı korumak için kapatıp, bu arada başka kadınların ve kızların sadece bir yerleri ile ilgileniyorsanız, o zaman bahsettiğim 'adi yaratık' kavramının içine dahilsiniz demektir. Adres gayet açık yazılmıştır.
Nasıl gayet açıktır??
Zorla kimse kimseyi kapatmıyor ama kapananlar müslüman hanımlardır ya da müslüman erkeklerin hanımı, kızı, gelini v.s dir. Dolayısıyla müslümanlığı sadece isimden ibaret görmeyip hayatlarına hakim kılanların ahlaksızlıkla işi olmaz. (Tabi burdaki ''ahlkasızlık'' tabiri sizin değer yargılarınıza göre değil evrensel değer yargılarına göredir. Siz şimdi çok eşliliği bile ahlaksızlık olarak görürsünüz ki, dindarların sizin anlayışınıza göre bir ahlak anlayışına sahip olmalarını bekleyemezsiniz.)
Dolayısıyla islamı bir hayat nizamı olarak yaşayan birinin başka kadınların sadece biryerleriyle ilgilendiği kuru bir iftiradan öteye geçmez.
O halde bahsettiğiniz ''adi yaratık'' ne menem bir yaratıktır?
Nerelerde yaşar, nelerle beslenir, ne yer ne içer?
Sizin bu tarifiniz benim ''cennete gidecek ateist'' tarifim gibi havada kalmaktadır. Ama boşverin, bu yaratığın neslini araştırmak kimseye fayda getirmeyecek aksine sataşmayı körükleyecektir.
Hz. Meryem'in kişiliğinden günümüzdeki birilerine sataşma becerisini gösterebildiğinize göre devamını getirmek sizin için zor olmayacaktır.
Kendinizi, bu açıklamaya göre istediğiniz yere oturtursunuz. Allah sizi - sadece bir kavram olduğu için - hiçbir şeyden korumaz. 'Gerçek' din diye bir şey yoktur, sadece din vardır, inanış biçimidir. Benim kastettiğim yukarıda yazılıdır, eğer o açıklamayı 'dindar' anlamına almak istiyorsanız, o da sizin bileceğiniz bir şey, yine beni ilgilendirmez.
Belki duymadınız ama gerçekten bir ''GERÇEK DİN'' vardır. Nasıl ki herşeyin birçok sahtesi olup sadece bir tane gerçeği varsa bu durum dinler için de geçerlidir.
elcihanaferin
08-06-2009, 00:16
Bu başlıktaki mesajlarımda, başlık adı koyduğum bütün derlemelerin kaynağını 103 numaralı mesajım sonuna yazmıştım. Siz 108 numaralı mesajınızla benim bildirdiğim durumdan çok sonra, mesajıma dikkat etmeden beni suçlayarak, kendi şartlanmanızı ortaya çıkarmışsınız. Daha sonraki benim şartlanmış olma ihtimalime değinirken sizin şartlanmışlığınız apaçık ortaya çıkmış oldu. Çünkü bunlar Kopyala/yapıştır cinsi bir şey değildir. 103 numaralı mesaja bakarsanız kaynakların İngilizce olduğunu, ve derleme yaptığım sitenin de İngilizce olduğunu görürsünüz. Bunlar hem tercüme olup, hem de orijinallerin tam değil, kısmen tercümesi ve ağır kaçacak nitelemelerin yumuşatılması, bazen de atlanması ile belirli bir tarzda yapılmıştır. Ayrıca sizin de okuduğunuz 'İsa Mesih'in Kimliği' başlığında bu durumu aktarmıştım (o başlıktaki mesajlarım da aynı siteden derlenmiştir). O başlıkta, 118 numaralı mesajımda bu duruma genel olarak değinmiş ve bahsettiğim sitenin içindekiler kısmında tercümesini yaparak aktarmaya çalışacaklarımı da göstermiştim. Dolayısıyla iddianız ve DÖ grubuyla ilgili sözleriniz havada kalmıştır.
Ayrıca mesajlarımın cevap almamdan başka işe yaramadığını söylediğiniz için DÖ grubu bazı üyelerince, ilgiyle izlendiği mesajını aldığımı yazdım. Siz tabi bunu göremediniz, ama bunu saptırmaya çalışmışsınız. Benim aktardığım mesajların içeriği hakkında bir tartışma olacaksa, bunlar DÖ grubunda olmaz, olmuyor, doğrudan bu başlık altında olur. Yani, DÖ grubunda normal forumlarda tartışılanlar dışında, aynı konularda bir tartışma bulunmamaktadır. DÖ grubu forumlarının daha farklı fonksiyonu var. Yani bahsettiğiniz hususta görecek bir şey zaten yok.
Elbette sizin açınızdan ben de şartlanmış olabilirim. Bunu siz de böyle görebilirsiniz, doğrudur. Dinlerin hepsi, ayırım yapmadan, ilahidir - kutsaldır. Teist dinlerin putperest temelleri olduğunu iddia etmiştim (siz böyle temeli olmadığında şartlanmışlık olduğunu herhalde sehiv neticesi yazmışsınız). Neyse, bu iddiamı (sonraki Meryem konusunu da kısmen kapsamak üzere) tekrarlayayım: Önce putperest dinler vardı. Çeşitli halkların Tanrı ve Tanrıçaları birbirlerine başka adlar altında geçmiş ve bu yolla kabul görmüştür. Buna örnek Yunan Tanrılarının adlarını Roma Tanrılarında devam ettirilmesi - Afrodit'in Venüs olması - gibidir. Bu yolla, üstün duruma geçen halk, kendi Tanrısını, yendiklerine kabul ettirmede veya idaresini aldığı halkın Tanrı veya Tanrıçasını, kabul etmede yumuşak geçiş yapmakta, zorlanmamaktadır. Bu durumda Yunan Tanrılarının da Anadolu'da Frig Tanrılarından hatta Hitit Tanrılarından (ondan önce de Sümer , Asur, vs) geldiği de görülmektedir. Yani önceki inancın kutsallığı kullanılarak inançlar pekiştirilmekte, benimseme rahat olmaktadır.
Aynı durum teist inançlarda da var. Mesela, Yahudilerin Perslerin İdaresine geçmeden önce (MS 6 ila 5. asır) çok tanrıları olduğu kanaati var. Persler Yahudileri idare etmede, bu inanca müsaade etmeyi uygun buldular, ancak tanrı sayısını azalttılar (bir dişi, bir erkek), sonra da sadece Yehova kaldı. Bu sırada bütün Yahudi kutsal kitapları elden geçtiği düşünülüyor. Hıristiyanlığın başlangıcında da hala putperest tanrıların inancı yaygındı. Dolayısıyla yeni dinin benimsenmesi için eski kutsallık sembol ve nitelemeleri devam ettirildi. Size İslamiyet'ten de örnek verebilirim. Muhammet Medine'de iken bir ara Yahudileri kazanmak üzere saygı gösterisi olarak kıbleyi Kudüs'e çevirmişti. Aslen de kıble'nin Kabe'ye dönük olmasının sebebi, gene asırlarca burada eski Arap putlarının bulunması idi. Yani kutsallık için, önceki inançların kullanılması çok normal.
Meryem'de de hadise böyle oluyor. Gospellerde Meryem ile ilgili pek az bilgi varken, kimse de bir şey bilmezken,MS ikinci asır ortasından itibaren, yani çok sonra, uydurmacalar başlıyor. Anne, baba adları yanında, büyük anne ve büyük baba adları uyduruluyor, çocukluğu ve ne derece saf ve akıllı olduğu vs uyduruluyor. Bütün bu bilgiler Meryem'e daha fazla kutsallık tanımak adına yapılıyor. Mabede bırakılması ise en uyduruk ve imkansız olanı. Bunun da o zamanın Yahudi geleneği ile tamamen ters olduğunu aktardım. Neden peki böyle uyduruyorlar? Oradan da kutsallık kaptırmak için. Hani saf, tanrı yolunda, hiç sokakta kalmamış, hep mabette. Bu da putperest inancın bir devamı olarak görülüyor. Mabet fahişeleri kutsaldı. Dolayısıyla buradan gelen bir düşünce ile onun kutsallığını kuvvetlendirmek için mabede gönderiyorlar. Söylediğim bu. Bunu daha önce de tekrarladım, ama siz gene istediğiniz gibi anlayın, yapacak bir şeyim yok.
Bu arada Meryem ile İsa'nın Kuran'da bulunması da, yine onun kutsallık için bu karakterleri kullanarak inancı kolay benimsetmesinin yoludur. Kurgulanmış olayları alıp, ilaveler yaparak, olayların aktarılması, farkında olmanın gösterilmesi, inancı kabul ettirmenin ve yaymanın yollarından biridir. Daha önce de söylemiştim. kurgu İsa'yı kullanması dahi, Müslümanlık hakkındaki şüpheleri kuvvetlendiriyor.
Bu, kadınları kapatma hususunda da, eğer siz, aynı zamanda başka kadınların sadece bir yerini düşünüyorsanız o zaman adi yaratıksınız. Bilmiyorum bu cümle daha açık nasıl yazılabilir.
Gerçek din diye bir şey yoktur. Çünkü bütün dinler, bütün inançlar gerçektir. Sahte inanç olmaz. Her dinden her dindar, inancının gerçek olduğunu söyler. Bir inançta olup da başka inançta görünen, sahte dindar olabilir; ama inançlar sahte olamaz. Onun için, sahte din diye bir şey yoktur, dinlerin hepsi gerçektir.
elcihanaferin,
Meryem'i aynı zamanda Tanrıça tapınımının bir uzantısı olarak da algılamalıyız, öyle mi? Belki de bu o kültürün, yeni dine uyum sağlayarak ayakta kalabilmiş bir hatırası...
evet buda cok mantıklı ancak sahsen meryemin dolayısıylada isanın yasadıklarına inanıyorum ,aynı zamanda meryemin cok iyi derecede din bilgisine sahip olduğunada ve o bilgilerle oğlu isayı alet ederek (hayatını kurtarmak için mecburen) neo judaismi/hristiyanlığı meydana getirdi ,zaten hristiyanlığın %90 nı tevrattan alıntıdır ,kalanıda meryemle isanın kişisel görüşleridir
hristiyanlarıda kazanmak için kafadan uydurduğu dine ,meryemle oğlu isayla ilgili hikayelerede yer veren muhammedde böylece meryemin oyununa gelmiş oldu. nasıl ama ? oyun içinde oyun:thumb:
Evet Meryem Ananın din bilgisi çok iyidir.Ama bunu veren zaten Tanrının kendisi.Rab İsa Mesih herşeyi biliyor zaten.Kimsenin ona birşey öğretmesine gerek yoktu.
Deniz Tegin
27-08-2009, 16:54
Hristiyanlıkta da,her dinde olduğu gibi birşeyleri "mucize"ye bağlama vardır,isa'nın doğumu gibi.Ve horus ile benzerliği bir yana,haç aslında mısırlılardan gelen bir semboldür.
Haç pagan dinlerindede vardı.Ama Mesih İnancında çok farklıdır.Haç Mesih İsa'yı temsil eder Mesih imanlıları için.
öncelikle sayın elcihanaferin kesinlikle amacım aslında başka şeyine karşı çıkmak için ama bahane olarak kullanıp - cevaplamanız da gereksiz gibi birşey değildi yanlış anlaşılma olmuş..o arkadaş öyle yazınca bende cevap olması amacıyla yazdım..
ayrıca Tanrının rızası için, yani cennete gitmek için iyilik yapıyorsanız, hiç yapmayın. Çünkü öylesi ikiyüzlülük olur. Samimi olmaz. Siz insanlara gerçekten, insan oldukları için, siz insan olduğunuz için, iyi davranın. İçinizden gelsin.
ibaresinede katılmıyor değilim..ben insanlara iyilik yaptığımdan ötürü cenneti isteme hakkım olduğunu düşünüyorum..zaten bunu yapıncada Allahın rızasını kazanacağımı düşünüyorum.
Hem istediği gibi yaratmış, sonra da sınıyor. Ne acayip bir iş bu? demişsiniz
arkadaşım pc programı değilki bu random yaratıp sora sınasın..elbetteki istediği gibi yaratıp bulundurduğu duruma göre belki sabrını belki inancını belki sağlamlığını belki iyilik kötülüğünü deneyecek..olay şurdaki dediğiniz gibi önceden herşeyi bilir..fakat müdehale yok..serbestsin nasılki sen şu an Allahın yanıldığını söylerken sana inme inmiyor(olması gereken bu gibi dendiği için böyle yazdım)birini öldürmeden öncede kolun kopmuyor
aslında bu konunun aslı kader konusunun irdelenmesi ile daha kolay açıklanır diye düşünüyorum
yanlış anlaşılma olduysa kusura bakmayın amacım o değildi.
Sn.wand;
Tanrı yarattığı insanın herhangi bir konuda sağlamlığını mı denemek istiyor diyorsunuz,ben mi yanlış anlıyorum?,eğer evet herhangi bir konuda sağlamlığını denemek istiyor derseniz,neden bunu yapıyor ki?
Tanrı kendi yarattığı insanın, nereye dek sağlam kalabileceğini bilmiyor mu?,yani nasıl ki bir maddenin direnç noktası varsa, yada şöylede diyebiliriz ,herhangi bir şeye en azından dışardan uygulanan bir kuvvete karşı koyabilme sınırı belli ise(biz insanlar bunu öğrenebilmek için deney yaparız ama Tanrının deney yapması!?! ilginç...),bunun üstünede direnç gösteremiyorsa ,ne olacağını görmek için biz insanlar deney yapabiliriz ama Tanrının yarattıklarının, dayanma sınırlarını bilmiyor olması(ki her şeyi bildiği düşünülürse!?!) ve deney yapar gibi onlar üzerinde sınama yanılma yöntemi uygulaması tuhaf bir durum bence, üstelik son noktaya dek zorlayıp kendi istediği şeyler olmayınca yarattıklarını suçlaması ayrıca tuhaf olmuyor mu ?
İnsan tercihlerinde serbestse,Allahın onun tercihlerini ve sonuçlarını bilmiyor olması gerekiyor, ama bu durumda herşeyi bilme özelliğine gölge düşüyor,yok eğer insanın tercihlerinde serbestliği devam ederken, tercihlerini ve sonuçlarını bilirse yani neyi tercih edeceğini biliyorsa (Ki bunu yaptıran,seçtiren de o değil midir?)bu durumda insanın tercihindeki serbestlikten söz etmek komik olur.
Tanrı kendisinin, insana vermiş olduğu bazı özellikleri sınayacağım,sağlamlığını deniyeceğim(ki bu sağlamlığın derecesinide biliyor olması gerekir, ama bu durumda niye hala sınamadan bahseder buda gariptir!) derde, insanın son dayanma noktasına dek onu zorlayıp sonrada yaptığı şeyler nedeni ile kendisi memnun kalmazsa bu durumda suçlu neden insan oluyor ki?
saygılar...
Mesih İsanın Babası Tanrıdır.Meryem Anada olağanüstü şekilde hamile kalmıştır.Rab'bin gücü herşeye yeter.Elçihan okuyansa bizzat yapanlardan olduğunu sanar.Yanlarında mıydın?Gördün mü?İsim ver madem.Kaç yılında?İsevilere ilk 300 yıl büyük işkenceler yapılmıştır.Ama boyun eğmişler sonunda.Gerçeğe,hakka teslim olmuşlar.Ne kadar çabalarsa çabalasın insan gerçeği hiçbir zaman yenemez.Ve hiçbir şeyde gizli kalmayacaktır sonuna kadar.Örtülü olupta ışığa çıkarılmayacak hiçbir şey yoktur.
Sn.Paolo;
Mesih İsa'nın babası Tanrıdır demişsiniz,bu nasıl mümkün olsun ?,Tanrı insani özelliğe mi büründü yani,buna Rabbin gücü herşeye yeter diyerek bir yanıt vermiş olmuyorsunuz bence!,ve İsa Tanrı'nın oğlumu oluyor bu durumda,ilginç!
Tanrı neden kendi yarattığı insanlar arasından bir kızı seçip, ondan bir çocuk sahibi olmak istesin ki?bu tamamen mitolojide Zeus'un insanlar arasından bazı kadın yada kızları beğenip,seçmesi olayı ile benzer bir hale gelmiyor mu bu durumda?
saygılar...
Mesih İsanın Babası Tanrı derken fiziksel değil ruhsal anlam kastetmiştin.Evt insan olmuştur Tanrı.İsa Mesih ruhsal ve manevi anlamda Tanrının Oğludur.Çünkü insanları sevdi.Onlara hem kendini tanıtmak hemde kurtarmak için biricik Oğlunu gönderdi.Kutsal Kitapta nedenini anlatıyor.Yuhanna 3:16'yı okumanızı tavsiye ederim.Orda nedeni anlatılıyor.
Freester
13-09-2009, 16:41
Bende bi kitap yazsam isah mesih erkekler ile takılır bayanlar umursamazdı herhalde iyi satardı off hala bunlaramı bakıyorsunuz ;)
Sadece bayanlar değil hiç kimse umursamazdı bence.
dogruluk
14-09-2009, 00:23
Anlaşılan bilim kurguyla çok uğraşıyorsun.Meryem Ana tanrısal esinleme,sözüyle hamile kaldı.Senin gibi düşünenlerden aklından şüphe etmek lazım.Nerden çıkarıyorsun ki?Anlamadım gitti.İsevilikte din değildir!İsevilik Mesih İsa'ya inanmak ve izlemektir.
SELAM;
Meryem Ana tanrısal esinleme,sözüyle hamile kaldı.
BU KONUYU BİRAZ AÇAR MISIN?
Rabbin ol demesiyle ve ruhunu onun rahmine gönderdikten sonra hamile kaldı.
Nazzam-Cubbai
14-09-2009, 01:35
Rabbin ol demesiyle ve ruhunu onun rahmine gönderdikten sonra hamile kaldı.
yeni ahite nerde "ol " dedi de oldu yaziyor
paolo gösterirmizin
Nazzam-Cubbai
14-09-2009, 01:40
yusuf mariyanin kocasi
rab isanin uvey babasi yusuf mariya ile hic iliskiye girmedimi ?
bu birlesimden kardesleri varmi rab isanin?
mariya ve yusuf evli ikenmi dogdu rab isa ?
Ol diye cümle gelmez.Yuhanna 1'de sözden bahseder.Aziz Yusuf hiçbir zaman Meryem Anayla ilişkiye girmedi.
güneşinzaptıyakın
15-09-2009, 01:47
Haç pagan dinlerindede vardı.Ama Mesih İnancında çok farklıdır.Haç Mesih İsa'yı temsil eder Mesih imanlıları için.
İsa günümüzde yaşasaydı hıristiyanlar ''haç'' yerine ''elektrikli sandalye'' kullanıyor olabilirlerdi...
İlginç düşünce.Ama Eski Ahitte İsa Mesihin çarmıha gerileceğini yazıyor.
ugurce82
15-09-2009, 08:17
Sn Paolo;
Metafiziğe ve allahın herşeyi yapabileceğine bu kadar inanıyorsunuz madem, İsadan sonra gelen muhammede neden inanmıyorsunuz.
Yani müslüman olmamanıza sebep nedir.
Hristyanlığı pek bilmem ama sizin kutsal kitaplardada isa mesihin son peygamber olduğumu yazılıdır.
Birde sizin şu kutsal kitaplar nasıl kimler tarafından yazılmıştır. Yani vahy gelme olayı olmuşmudur.
Çünkü İsa Mesih kendisinden sonra sahte peygamberler geleceğini söylemiştir.Ayrıca ilk ve Son kendisinin olduğunu söylemiştir.Bu arada İsa Mesih Rabdir peygamber değil.Eski Ahit(Tevrat,Zebur) peygamberler tarafından yazılmıştır.Yeni Ahitse Havariler tarafından yazılmıştır.Evt Tanrı esinlemesi olmuştur.
yusuf mariyanin kocasi
rab isanin uvey babasi yusuf mariya ile hic iliskiye girmedimi ?
bu birlesimden kardesleri varmi rab isanin?
mariya ve yusuf evli ikenmi dogdu rab isa ?
İsa Meryem ve Yusuf evliyken doğdu
Kardeşleri olup olmadığına gelince... İncil'de Yusufun yalnızca Meryem İsa'ya hamileyken ondan uzak durduğu yazar. Sonrasında evlilik hayatları devam etmiştir... Kardeşleri olduğunu ya da olmadığını söyleyenler mevcuttur.
Sn Paolo;
Metafiziğe ve allahın herşeyi yapabileceğine bu kadar inanıyorsunuz madem, İsadan sonra gelen muhammede neden inanmıyorsunuz.
Yani müslüman olmamanıza sebep nedir..
Hristiyanların Müslüman olmamalarına sebepler
1 Kutsal Kitapların değişimi fikrini kabullenememe...
Kanımca bir kez Kitap değişimini kabullenen bir sonrakini de kabullenir Müslüman değil deist olunur. Tevrat İncil değişiyor Kuran korunuyor yok öyle..
2 İsa ve Musa'nın belirli bir dini eğitimden geçerken Muhammed'in geçmemesi...
Musa Mısırlı rahiplerin yanında eğitilmişti Tevrattaki sembolleri de burdan aldığına inanılır İsa ise çocukluğunu Essener grubunun yanında geçirmişti onun merhameti kendine son derece hakim olması bağışlayıcılığı benzetmelerle konuşması ve sessizliği Essener rahiplerinin felsefesidir... Ancak Muhammedle ilgili bu şekilde bilgilerimiz yok hatta bazı Müslümanlar onun okuma yazma bile bilmediğini iddia ederler. peygember olmak için insanın büyük bir eğitimden geçmesi şarttır. Musa ve İsa çok uzun yıllar süren eğitimlerden geçmişlerdir.
3 Müslümanların Hristiyan ve Musevilere bakış açıları da bu konuda bir fikir verebilir... Kafir gavur zındık... falan değiliz bize öyle diyenlerin dini de onlara kalsın
4 Müslümanların ahiret hakkındaki inanışları ile hristiyanların ahiret hakındaki inanışlarının birbirlerini tutmamaları...
İslamiyette daha cismani bir cennet cehennem varken Hrisityanlıkta cennet cehennem ruhanidir. Orada bir bedene sahip olma dahi söz konusu değildir hele şarap içme havuzlarda yüzme gibi islami inanışları incelediğimizde olay daha net anlaşılır
Ölünce ruhumuz bedenimizden ayrılır ve ruhlar alemine(spatyum) gider orada tekrar cisimlenip dünyevi bir zevklere dalması hiç de inanılası gelmiyor
5 hristiyanlıkta ne olursa olun adam öldürmek yasakken İslamiyette din uğruna adam öldürme gibi insanların inanç özgürlüklerini kısıtlayan bir görüş olması... Din savaşı mümkün değil kabul edilemez bu uğurda neler yapıldığı da ortada...
6 İslamiyetteki evlilik anlayışının Hristiyanlıktaki kutsal evlilik yasasıyla ters düşmesi...
''Erkek ailesinden ayrılacak ve kadınla birleşecek ve ikisi tek beden olacak'' felsefesiyle 1 erkek 4 kadın felsefesi birbirlerinden çokça uzakta
Buna karşılık Hristiyanların çok büyük bir kısmı Muhammedden nefret etmezler bunu da belirtmeliyiz hatta onu seven yaptıklarını takdir eden(sonuçta Arabistana dönemine göre büyük medeniyet getirmesi söz konusu) Hristiyanlar da mevcuttur...
Birde sizin şu kutsal kitaplar nasıl kimler tarafından yazılmıştır. Yani vahy gelme olayı olmuşmudur.
Sn. Ugurce Kutsal Kitapların yazılışını daha iyi anlayabilmeniz için İsa ve Musanın hayatlarını da bilmek gerekir. Kısaca açıklamaya çalışacağım...
Musa Mısırlı rahiplerin arasında yaşadı onların mutlak bilgiyi herkesle paylaşmamak gerektiği düşünceleriyle büyüdü... eski din bilginleri insanlara kaldıramayacağı bilgileri vermekten kaçınırlar dini bilgiler ancak bu yolu seçenlere aktarılırdı halk daha kısıtlı yüzeysel bilgilere sahipti din bilginleri de yazdıkları kitapları semboller kapalı anlatımlarla yazmışlardır.
Musa Sina dağında Tanrının meleğiyle konuşmuştur. (Vahiy) Daha pek çok kez Musa Tanrının melekleriyle konuşmuş onlardan yardım almıştır. Ve kendisi de bu öğrendiklerini yazmıştır ancak apaçık değil sembollerle ve kapalı anlatımlarla... siz bugün nuhun gemisini balık ve Yunusun hikayesini olduğu gibi alırsanız eyvah=) Bunların hepsinin belirli anlamları vardır ve öğrenmek isteyen bu konuda araştırma yapmaya mecburdur
Musa ölmek üzereyken görevini yeşuya devreder ve Kutsal Kitaba yazmaya Yeşu devam eder ve ondan sonra da Musanın diğer yandaşları... Bunun için de bir bilgi vermek zorundayız eski din bilginleri düzenledikleri bir takım törenlerle birbirlerine görevlerini devredebilir o kişiyi kendi yerine hazırlayabilirdi Tevrat'ta geçen el vermek sözcüğü bu noktada çok büyük önem taşır çünkü bu devredişi anlatmaktadır...
Gelen diğer İsrail peygamberleriyle de Tevrat tamamlanır...
Gelelim İncile yani İsa'ya...
İsa çocukluğunda Essener rahiplerinin yanında eğitim görmüştür Essener rahipleri de gizlilik konusunda Musanın çağdaşlarından geri kalmaz... İsa vaazlarını sembollerle benzetmelerle vermiştir. İsteyen bilgiye ulaşır istemeyen dışarda kalır... İsanın durumunda bir başkalık daha vardır bu da babasız doğmasının getirdiği bir sonuçtur... Ruhunda Tanrıdan bir parça vardır bu nedenle ki onun her yaptığını bilen yanlışsız günahsız bir kimse olduğuna inanırız. ne yapacağını çok önceden biliyordu ve her şeyi plana göre yaptı... Tanrının melekleriyle o da konuşmuştur...
İsa sağlığında hiçbir kitap yazmadı görevini ölümünden sonra havarilerine devretti. Burda da komünyonun önemi anlaşılmalı... son akşam Yemeğinde İsa neden şarap ve ekmeği kutsayıp bu benim kanım ve etim dedi???... Gidişinden sonra havarilerinin ruhlarında kendisini bulabilmesi için... Bıraktığı görevi devam ettirebilmeleri için... Ve İncilde okuduğumuz kadarıyla başlangıçta İsanın yaptığı mucizeleri gerçekleştiremeyen havariler onun gidişinden sonra İsanın adıyla mucize yapmışlardır. İsa havariler için ölmemiştir onların içinde yaşamaya devam etmektedir, onlara yollarını göstermektedir. İsa kendisi gelecek hakkında kehanetlerde bulunan biriydi komünyondan sonra bu özelliği havarilerine de geçmiştir havarilerin yazdığı metinlerde de gelecekle ilgili kehanetler söz konusudur.
Bugün İncil metinleri İsanın vaazlarından elçilerin yaptıklarından ve onların esinlenmelerinden oluşur... Ancak onlarda yazarken gizliliğe uymuşlar kapalı anlatım kullanmışlardır.
Belki Müslümanların bunu saçma bulmalarının nedeni bu şekilde bir el vermek ya da komünyonun başarısız olacağı düşünceleridir. Zira Müslümanlar Kutsal Kitapların ayet ayet geldiğine inanır bu şekilde görev bırakmaya katılmazlar... Bütün bunlar İsa ve Musanın din eğitimlerinden geçip Muhammedin geçmemesinin bir sonucudur. Muhammed sahabelerine ya da halifelerine bu şekilde görev bırakamazdı çünkü o bu konuda eğitilmemişti yalnızca kendi işittiklerini yazdırmıştır ancak bunu yaparken o döneme ait geçici kurallarla evrensel kurallar birbirine karışmıştır savaş, 4 kadın alabilme, cariyelerle karışmamak için örtünme gibi kurallar muhtemelen o dönem için düzenleyici kurallardır.
Umarım sorunuza yanıt alabilmişsinizdir...
ugurce82
17-09-2009, 16:39
Çünkü İsa Mesih kendisinden sonra sahte peygamberler geleceğini söylemiştir.Ayrıca ilk ve Son kendisinin olduğunu söylemiştir.Bu arada İsa Mesih Rabdir peygamber değil.Eski Ahit(Tevrat,Zebur) peygamberler tarafından yazılmıştır.Yeni Ahitse Havariler tarafından yazılmıştır.Evt Tanrı esinlemesi olmuştur.
İlk ve son kendisinin olduğunu söyleyen ayetleri söyleyebilir misiniz?
Havarilerin yazdığını kabul ettiğiniz bir kitaba sizi inandırmaya iten olgular neler olmuştur? Yani içinde ne gibi bilgiler vardır ki siz buna inandınız?
İsa rabdir demişsiniz, bir rab neden dünyaya gelmek birisi tarafından doğurulması mı gerekir? Ayrıca neden rab dünyada bir yaşam sğrme gereği duymuştur. Bunun insanlığa getirdiği ne gibi bir fayda olmuştur. Kastettiğim isa rabbinizin dünyada yaşama amacı ne idi? Ne gibi faydaları vardır insanlığa?
ugurce82
17-09-2009, 16:43
Sn. Ugurce Kutsal Kitapların yazılışını daha iyi anlayabilmeniz için İsa ve Musanın hayatlarını da bilmek gerekir. Kısaca açıklamaya çalışacağım...
Musa Mısırlı rahiplerin arasında yaşadı onların mutlak bilgiyi herkesle paylaşmamak gerektiği düşünceleriyle büyüdü... eski din bilginleri insanlara kaldıramayacağı bilgileri vermekten kaçınırlar dini bilgiler ancak bu yolu seçenlere aktarılırdı halk daha kısıtlı yüzeysel bilgilere sahipti din bilginleri de yazdıkları kitapları semboller kapalı anlatımlarla yazmışlardır.
Musa Sina dağında Tanrının meleğiyle konuşmuştur. (Vahiy) Daha pek çok kez Musa Tanrının melekleriyle konuşmuş onlardan yardım almıştır. Ve kendisi de bu öğrendiklerini yazmıştır ancak apaçık değil sembollerle ve kapalı anlatımlarla... siz bugün nuhun gemisini balık ve Yunusun hikayesini olduğu gibi alırsanız eyvah=) Bunların hepsinin belirli anlamları vardır ve öğrenmek isteyen bu konuda araştırma yapmaya mecburdur
...
İyi ama yukarıda paolo arkadaşımız incilde isanın ilk ve son olduğunu yazmıştı muhammedi kabul etmemek için. Fakat siz musanında peygamber olduğunu söylüyorsunuz.
İyi ama yukarıda paolo arkadaşımız incilde isanın ilk ve son olduğunu yazmıştı muhammedi kabul etmemek için. Fakat siz musanında peygamber olduğunu söylüyorsunuz.
İlk ve son derken ne demek istediğinizi anlamadım...
İlk ve son Mesih İlk ve son tanrı Oğlu gibi bir anlamdaysa evet öyle
Ancak asla ve asla İsa İlk ve son peygamber değildir Sondur doğru ama ondan önce pek çok peygamber de gelmiştir...
paolo arkadaşım bir sözünüz yanlış anlaşılmış galiba=) Gerekli açıklamayı siz de yapar mısınız??
ugurce82
17-09-2009, 21:40
İlk ve son derken ne demek istediğinizi anlamadım...
İlk ve son Mesih İlk ve son tanrı Oğlu gibi bir anlamdaysa evet öyle
Ancak asla ve asla İsa İlk ve son peygamber değildir Sondur doğru ama ondan önce pek çok peygamber de gelmiştir...
paolo arkadaşım bir sözünüz yanlış anlaşılmış galiba=) Gerekli açıklamayı siz de yapar mısınız??
Ben kendisine muhammedi neden peygamber olarak kabul etmiyorsunuz sorusuna verilen cevap incilde isanın ilk ve son peygamber olduğu yazıyor şeklindeydi. Şimdi sizin cevabınıza göre isa ilk ve son peygamber değil. Peki muhammedin peygamberliğini kabul ediyor musunuz? Ayrıca bir üstte paoloya sorduğum soruları sizde cevaplar mısnınz;
Saygılarımla;
Sayın uğurçe Yeni Ahitin hiçbir yerinde İsa Mesihe ilk ve son peygamber yazmıyor.Daha doğrusu Rab Mesih İsanın öyle sözü yok.Son derken peygamberlikleri tamamladığı ve ondan sonra peygamber gelmeyeceğini için sondur aynı zamanda.Vahiy 1'de geçiyor ayet.Çünkü yaşam sözlerini orda farkettim.Yeni Ahitte.İsa Mesihi orda tanıdım.İçinde çok değerli bilgiler var.Kütüphane gibi.Zaten ingilizcesi bible.Yani kütüphane.Aradığınız birçok konu var.Bizim için dünyaya geldi.Onun dünyaya gelmesi sayesinden insanlar hem kurtulmuştur.Hemde Tanrıyı daha iyi tanımıştır.
Ben kendisine muhammedi neden peygamber olarak kabul etmiyorsunuz sorusuna verilen cevap incilde isanın ilk ve son peygamber olduğu yazıyor şeklindeydi. Şimdi sizin cevabınıza göre isa ilk ve son peygamber değil. Peki muhammedin peygamberliğini kabul ediyor musunuz? Ayrıca bir üstte paoloya sorduğum soruları sizde cevaplar mısnınz;
Saygılarımla;
Önceki sayfada uzun uzun cevapladım=) Ama eksik bir yer kalmış da olabilir yanıtlarımı okuyun eksik bir yer kaldıysa sorun tamamlarım...
ugurce82
18-09-2009, 16:15
Önceki sayfada uzun uzun cevapladım=) Ama eksik bir yer kalmış da olabilir yanıtlarımı okuyun eksik bir yer kaldıysa sorun tamamlarım...
Konu paolo tarafından açıklanmıştır sevgli vesper, başka bir sorum daha olacak, müslüman arkadaşlar devamlı incilde isanın kendinden sonra bir kurtarıcının daha müjdesinin verildiğini savunuyorlar ve bu kişinin muhammed olduğunu düşünüyorlar. Böyle bir şey gerçekten var mıdır?
Hayır yoktur.İdda ettikleri kişi aslında Kutsal Ruhtur.
Konu paolo tarafından açıklanmıştır sevgli vesper, başka bir sorum daha olacak, müslüman arkadaşlar devamlı incilde isanın kendinden sonra bir kurtarıcının daha müjdesinin verildiğini savunuyorlar ve bu kişinin muhammed olduğunu düşünüyorlar. Böyle bir şey gerçekten var mıdır?
İsterseniz bu konuya beraber bakalım sn. ugurce=)
Sözü edilen ayetler şunlar
15«Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. 16-17Ben de Baba'dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek. Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır. YUHANNA 14. BÖLÜM
7Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem, O'nu size gönderirim. 8O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. YUHANNA 16. BÖLÜM
Hristiyanlığın üçlü birlik inancını bilenler bu ayetleri anlamada ve yorumlama da herhangi bir zorluk çekmeyecektir. İsa'nın gidişiyle imanlıların yalnız kalmamaları Tanrının her zaman yanlarında bulunmaları adına dünyaya gönderilen Kutsal Ruh... Kutsal Ruhun iman eden herkese geleceğine inanılır...
Tamam Müslümanlar Üçlü Birlik'e inanmıyor o zaman Kutsal Ruhu kabul etmez ama ayette dikkat edilirse gerçeğin ruhunun görülemediği ve sonsuza kadar bizimle kalacağı içimizde yaşayacağı yazıyor... Açıkça görülmektedir ki bu da bir insana işaret olamaz. Yine de ayetlere bakarak yorumunuzu da siz yapın...
Sevgilerle...
Atenkhaton
17-10-2009, 14:00
İsterseniz bu konuya beraber bakalım sn. ugurce=)
Sözü edilen ayetler şunlar
15«Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. 16-17Ben de Baba'dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek. Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır. YUHANNA 14. BÖLÜM
7Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem, O'nu size gönderirim. 8O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. YUHANNA 16. BÖLÜM
Hristiyanlığın üçlü birlik inancını bilenler bu ayetleri anlamada ve yorumlama da herhangi bir zorluk çekmeyecektir. İsa'nın gidişiyle imanlıların yalnız kalmamaları Tanrının her zaman yanlarında bulunmaları adına dünyaya gönderilen Kutsal Ruh... Kutsal Ruhun iman eden herkese geleceğine inanılır...
Tamam Müslümanlar Üçlü Birlik'e inanmıyor o zaman Kutsal Ruhu kabul etmez ama ayette dikkat edilirse gerçeğin ruhunun görülemediği ve sonsuza kadar bizimle kalacağı içimizde yaşayacağı yazıyor... Açıkça görülmektedir ki bu da bir insana işaret olamaz. Yine de ayetlere bakarak yorumunuzu da siz yapın...
Sevgilerle...
Yuhanna 1: 19-20 Yahudi yetkililer Yahya'ya, "Sen kimsin?" diye sormak üzere
Yeruşalim'den* kâhinlerle* Levililer'i* gönderdikleri zaman Yahya'nın
tanıklığı şöyle oldu açıkça konuştu, inkâr etmedi "Ben Mesih* değilim" diye
açıkça konuştu.
Yuhanna 1: 21 Onlar da kendisine, "Öyleyse sen kimsin? İlyas mısın?" diye sordular.
O da, "Değilim" dedi.
"Sen beklediğimiz peygamber misin?" sorusuna,
"Hayır" yanıtını verdi.
Acaba o devirde BEKLENİLEN PEYGAMBER KİMDİ? Soruya dikkat ama; üç farklı kişiden bahsediliyor. Yahya'ya sen Mesih misin diye sorulan soruya hayır diye cevap veriyor. (Cevabını İsa olarak verelim...) Sonra Peki İlyas mısın diye soruluyor. Yahya, tekrar hayır diyor. Ben, İlyas da değilim. (Tevrat, 2. krallara göre göğe alınmıştı ve Yahudiler arasında tekrar geri döneceğine dair bir beklenti vardı.) Sonra tekrar soruluyor; "Sen, BEKLEDİĞİMİZ PEYGAMBER MİSİN?" Ve Yahya'nın verdiği yine aynı cevap: Hayır? Peki bu beklenen Peygamber kim? Belki 20-30 yıl sonra İncil'den kaldırılması büyük bir olasılık olan ayet'e de günümüzün tanıkları olarak son kez bakın; çünkü sizden sonraki kuşaklar, bu ayeti göremeyecek ya da bu ayet de başka bir bakış açısıyla çarpıtılmaya çalışılacak. Bir Mesih, Göğe alınmış bir İlyas, BEKLENEN BİR PEYGAMBER ve bunların hiçbiri olmadığını itiraf eden, ve kendini "Peygamber Yeşaya'nın dediği gibi, 'Rab'bin yolunu düzleyin' diye çölde haykıranın sesiyim ben" olarak tanımlayan Yahya... Görmemek için, görmemek istemek yeterlidir...
Ferisiler Mesihi bekliyorlardı.Ama Onu peygamber sanıyorlardı.Bazıları İlyas peygamberi bekliyorlardı.
digeri_1
17-10-2009, 18:48
halkını kurtarmayı planlayan bir mesih bekliyorlardı. , birileri onun peygamber olduğunu dşünmüş olabilir birileri ilyas olduğunu merak ettiler. sadece bu ayete dayanarak ( küçük bir ayrıntı) bir doktrin yazmak yada bunu muhammede yorumlamak akıl dışı. Eğer böyle bir şey denmek isteseydi incilin heryerinde açıkça Muhammed gelecek diye yazardı.
Bunu kulanmak isteyenlerden biri de akıllı (!) üstad saidi nursi , külliyatından bir çok kitap okudum ve bu gibi ayrntıyı büyütüp duruyor. burdan bir şey çıkmaz arkadaşlar. incilde muhammed (ahmed)felan yazmadı ,böyle birşeyi beklemek te saçma.
bence müslümanlar "uydurulmuş "dedikleri incille bu kadar uğraşmasınlar . kendi dinini ,kaynaklarıyla paylaşsınlar, umut verici bilimsel ,öğretici yarrlı birşeyler varsa bunları paylaşsınlar da biz de istifade edelim .
sevgili arkadaşım bu site ezber bozan bir sitedir.
imanlı bir hrıstiyan değilsen başka nasıl tanımlarsın.
büyük ihtimalle üfleme müslüm gündüzün fatma şahine yaptığı gibi olmuştur.
meryem yaşadıysa bir tapınakta bir rahip ten hamile kalmıştır
bazı kaynaklarda isanın maria magdelena ile evlendiği bile yazılı .
hatta fransada inzivaya çekildiğine inanılan bir kilise var
Bu konu hala bile muallak halde.
Inancli hristiyanlar da Kuran'i reddettigine ve Muhammed'e sahte peygamber dedigine gore, dogrulayici kesin ve saglam bir kanit yok hala.
Jesus-Christ
14-01-2013, 17:37
Bakire Gebelik İnancı
Bakire gebelik, Pavlus'un, Markos'un ve Yuhanna'cı geleneğin metinlerinde yoktur. Yeni Ahit yazarlarından bu konuya değinenler, sadece Matta ve Lukadır. Pavlus, isanın Davut'un soyundan geldiğine değinir. ( Rom. 1:3) ve İsanın bir kadından doğduğunun altını çizer. (Galatyalılar 4:4) Ayrıcaİsanın Tanrı'nın oğlu olduğunu ve önceden var olduğunu savunur. Markos, çocukluk dönemini anlatmaz ve Bakireden doğuma değinmez.
İsanın bakireden olduğu, çocukluğuna dair Matta ve Lukada anlatılır. Bu olay Matta 1:18-25 de açıkça, ve belki de daha az açık alarak Luka 1:31-35'te belirtilmiştir.
Mattanın ve Lukanın metinlerinde, inciller bize isanın kim olduğunu ve nerden geldiğini söylemek isterler. Soyağacı ve meleğin Yusuf'a ilettiği mesaj aracılığıyla Matta, İsanın, Davut'un soyundan geldiğini ve doğumda Kutsal Ruhun oynadığı rolü anlatır; Luka ise bu fikri, Cebrail'in Meryem'e İLETTiĞİ MESAJIN İÇİNDE sunar.
Kökeni ve Anlamı
Bir hayli eski olan mucizevi doğum temasını ele almakla başlayalım. İshakın ( Yar. 18:1-15; 21:1-3) Yakup ve Esav'ın ( Yar.25,21) Yusuf ve Benyamin'in (Yar. 29:31-30:24' e kadar ) Şimşon'un (Hakimler 13:2-24) Samuel'in ( I. Sam. 1:1) ve daha sonra Vaftizci Yahyanın ( Luk. 1:5-25) annelerinin kısırliği sonra da bu kısırlığın Tanrı tarafından nasıl açıldığı anlatılır.
Yaşamın kökeninde hep Tanrı'nın bulunduğu [ bunun bir örneği için bakınız Yar. 29:31] __ilkesi sayesinde, Yahudi gelenekleri, İsrail tarihinin büyük kişiliklerinin böylece Tanrı tarafından halkına sunulduğunu__kanıtlamaya çalışır.
Bakire gebelik kavramı ile mucizevi gebelik teması arasında ayrım yapmak gerekse de, ikisini birleştiren bağ gözden kaçırılmamalıdır. Bu; Luka'nın ikili kompozisyonunda ( Luk. 1,2) görülür.vaftizci Yahyanın mucizevi doğumu, daha üst bir dereceden isanın bakireden doğumuna tekabül eder. Yahya Tanrı'nın bağışıydı çünkü annesi Elizabeth kısırdı ve yaşı ilerlemişti. ( Luka 1:7)
İsa da Tanrı'nın bağışıydı çünkü eline erkek eli değmeden gebe kalmıştır.
( Luka 1:34; Matta 1:18, 25)
Bir din savunucusu için bir bakirenin doğurması gibi bir kavramın Yahudilikte hiç benzerinin BUlUNMADıĞINı söylemek çekicidir. ASLINDA HİÇ DE ÖYLE DEĞİL!. İ.Ö. I. Yüzyıldan evvel İncili Yunanca'ya çeviren Mısır Yahudileri ( yetmişler kurulu), Yeşeya'nın ( Yeşeya 7:14) Mesihle ilgili ünlü kehanetini bir bakireden doğma anlamında yorumlamışlardır. İbranice metin, "genç kadın" yani " ALMAH" dediği yerde Yetmişler Kurulu, sözcüğü " bakire" yani "PARTHENOS" diye çevirir. Yani, İsadan önce 2. Yüzyıldan itibaren ve belki de daha önceden , Yahudi geleneğinin bir bölümü, beklenen bu olağanüstü doğumu Mesih'in bir bakireden doğacağına yorumlamıştı.
İlk kez Yetmişler Kurulunun bahsettiği bu anlam ilişkisinini aklımızda iyi tutalım. Her ne kadar bazı görüşlere göre bir bakirenin gebe kalması teması, yani çocuğu doğuran kadının bekareti üzerinde ısrarla duran bir doğum teması, Filistin Yahudiliğinde pek yer almıyorsa da her ne kadar bu kültür sadece Tanrı'nın yada bir meleğin doğrudan eyleminin vurgulandığı mucizevi gebelik temasını kabul etmişse benziyorsa da Helenistik Yahudilik ( burada özellikle de Mısırdaki İskenderiye Yahudiliği söz konusu ) kendince bu iki temayı da kabul edip, ortaya konulmuştur.
Yetmişler Kurulunun Yeşeya 7:14 çevirisi, bakirenin gebe kalışı temasına yer veren tek ve son terim ise, yinede 23. Bölümde Melkisedek mucizevi doğumunu nakleden __Hanok'un SIrları Kitabını_ da unutmamak gerekir. Doğrusunu söylemek gerekirse burada ne deyimin İncildeki anlamı ile mucizevi bir doğum ( tanrı kadının kısırlığını ortadan kaldırır ve kadın gebe kalır) ne de tam anlamıyla bakirenin gebe kalması sözkonusudur. Metinde evlenmemiş bir genç kadın, ( bakire olması muhtemel) cinsel ilişkiye girmeden bir çocuk doğurmuştur.
"Nir'in kısır ve ona çocuk vermemiş karısı Sofonim artık yaşlılık çağındaydı ve öleceği gün karnında bir çocuk belirdi; oysa Rahip Nir, Tanrı'nın onu halkına karşı görevlendirdiği günden beri, onunla yatmamıştı" demek ki Melkisedekin doğumu, mucizevi bir şekilde gerçekleşmişti. Nir ve erkek kardeşi Nuh, doğumdan sona şunu haykırırlar:" Kardeşim, bu, tanrıdan olma!" Bu metin bir dönüm noktası oluşturur : Mucizevi doğum teması ile bir bakirenin gebe kalması arasında bir ARA HALKA görürüz. Belki de mucizevi doğum yerine, bakire doğum, Helenistik Yahudi Hristiyan kültürünün bir ürünüdür. Her ne olursa olsun, evlenmemiş genç bir kadın ve Tanrı'nın yönlendirim ve denetiminde, kutsal ruh ile mucizevi doğum söz konusudur.
Bakire gebelik teması, herşeyden önce İsaya yöneliktir ve Meryemle ilgili değildir: Daha Meryem'in kişiliğini aydınlatmadan önce, isa Kimdir? Sorusunu cevaplar: İsa, mesihtir, Davut'un soyundan olup, sembolik Davut oğludur.
(Matta 1:1; Luka 1-32) dini ilk kabuller, Mesih ünvanının ilk verilişini Paskalya olayına bağlamışken, sonradan herkes, isanın mesihliğinin kamusal alana girince vaftizden itibaren ilan edildiğini göstermeye çalıştı. ( Markos 1:11)daha da geriye gidersek, çocukluk hikayelerinin, Mesihliğinin İsanın kökenine dayandığını gösterir. Matta tamamen İsanın kişiliğine yönelik bu örneğin en iyisidir: Yeşeyayı ( 7:14 ) __bu kısım Matta 1. Bölüm 18-25 ayetlerinin temel taşını oluşturur__ Yunanca çevirisinden alıntılayan ilk incil, bizimle olan Tanrı/ immanuel yani Mesihle ilgili kehanetlerin GERÇEKLEŞMESİ olarak öne sürer.
Matta 1:20 ve Luka 1: 35 isanın kutsal ruhun kudreti ile doğduğunu söylerler. Böylece isa ile birlikte kökten bir yenilik de söz konusudur: tıpkı insanın, canlılığın yaratılışını Tanrı'nın armağanı olması gibi. Tıpkı ikinci bir Adem gibi, Paskalya sabahında " kavmini günahlarından kurtaracak olan" (matta 1:21) çocuk isanın doğumundan itibaren tanrı, yeni yaratılışı yürürlüğe koymuştur. Bu kurtarıcı, doğrudan doğruya, insanların arasından çıkmamıştır. ( Matta 1:21; Luka 2:11)
İsa, babanın en büyük armağanıdır. İlahi eylemin bir ürünüdür.
Sayın Prof G. Bessiere'in bir kitabından esinlenerek dile getirdim.
İlk kez Yetmişler Kurulunun bahsettiği bu anlam ilişkisinini aklımızda iyi tutalım. Her ne kadar bazı görüşlere göre bir bakirenin gebe kalması teması, yani çocuğu doğuran kadının bekareti üzerinde ısrarla duran bir doğum teması, Filistin Yahudiliğinde pek yer almıyorsa da her ne kadar bu kültür sadece Tanrı'nın yada bir meleğin doğrudan eyleminin vurgulandığı mucizevi gebelik temasını kabul etmişse benziyorsa da Helenistik Yahudilik ( burada özellikle de Mısırdaki İskenderiye Yahudiliği söz konusu ) kendince bu iki temayı da kabul edip, ortaya konulmuştur.
Helenistik yahudiligin yorumunu nasil kabul edebiliyorsunuz ki, bir hristiyan olarak?
Isa putlara mi tapiyordu? Heykeller onunde mi egiliyordu veya heykellere atfedilmis kurtaricilar tanrilar diye mi iman ediyordu?
Veya annesi mi Helenistik biri miydi?
Helenistik yorumu asmissiniz konuyu desteklemek amacli, ama bu Isa ve annesini daha cok batirir gelecek sorular nezdinde.
Yani sizin soylemeye calistiginiz Helen yahudileri bu kitabi cevirdiler, o cumleyi de o sekilde kabul ettiler, fakat Filistin yahudileri bunu kabul etmezler, biz de onlarin(Helen'lerin) dedigine dikkat cekeriz seklinde bir olay midir?
Enok kitabi deseniz o da tamamiyla mitolojiktir.
Bir kere diger saydiginiz isimlerin dogumlarini, Meryem'e iliskin, Isa'ninki ile bir tutamassiniz ki kitabiniza gore?
Meryem bakire degil miydi?
Diger isimlerin zaten bir iliskisi vardir. Kisir olmasi ayri konudur. Iliskide oldugunun ispati zaten kisir olusudur.
Ikisini nasil bir tutacaksiniz ?
Tanri Mucizesi(!) olarak addetseydiniz, samimi soyleyeyim daha anlasilir olurdu dinlere iliskin.
Filistin yahudileri tabi ki kabul etmezler, boyle birseyi niye kabul etsinler ki?
Basit bilgi;
http://www.dunyadinleri.com/helen.html
Isa boyle birseyi, boyle bir Tanrilar inancini kabul eder miydi yasadigi donemde?
Kaldi ki sizin astiginiz helen yahudiliginin yorumu ile alirsak, demek ki Isa'nin, bakire Meryem'den dogusu mitolojiktir ve asla boyle birsey olmamistir.
Meryem bakiredir ve bir gün bir oğul doğurur.
Bu oğlun babası Tanrı'dır.
Oğul da tanrıdır.
Tanrı olan bu Oğulun, Babası Tanrı'la ilişkisi şöyledir;
Tanrı tanrıyla konuşur.
Tanrı tanrıya dua eder.
Tanrı tanrıdan yardım ister.
Tanrı tanrıya yalvarır.
Tanrı tanrıya boğun eğer.
Tanrı, tanrı'yı çarmıhta çiviletir.
Tanrı, Çarmıh ta nalları diker.
Meryem'in bakireliği de ayrı bir saçmalıktır.
Buna inanların durumu da benzer bir aptallıktır.
Bir kız bir gün hamile kalır.
Ve tiksinti uyandıran yalanlara kaynaklık edecek bir din başlamış olur.
Kmileri aptallıklarını sürdürür ve Doğumdan sonra bile kadının BAKİRE olduğunu iddia eder. Bu aptallığa kendini adayan ve hayatını yalanlara kurban eden, uğrunda yaşamını mahfeden, bilime, akla ve mantığa, ayrıca içinde bulunduğumuz çağa ihanet eden bi dünya insan vardır.
Meryem'in kiminle sevişip de çocuk doğurduğu belli değildir.
Meryem diye birinin varlığı da şüphelidir.
Doğum yapıyorsun.
Ve yine de bakiresin.
Bu çağda bu masallara inanlar tiksinti uyandırıcıdır.