walla
26-06-2009, 00:41
Genelkurmay Harekât Başkanlığı’nda hazırladığı iddia edilen ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’, 12 Haziran’da Taraf Gazetesi’nde yayımlandıktan sonra, Ergenekon soruşturmasıyla başlayan kutuplaşma daha da derinleşirken, Nisan 2009 tarihli bu belgenin gerçek olma ihtimali, ‘darbe’ kaygılarını güncelleştirdi.
Söz konusu belgenin küpürlerinin yer aldığı ve ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’ başlığıyla verilen haberde, Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü’nde ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ adı altında bir çalışma yapıldığı, belgenin altında 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in paraf ve imzasının bulunduğu iddia ediliyordu
Şanlıurfa Atatürk Spor Salonu'nda AKP tarafından düzenlenen kongrede Recep Tayyip Erdoğan,Ateşin üzerine benzin dökerek ''İşte son günlerde, gazetelerin yaptığı haberleri görüyorsunuz. AK PARTi üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgilerle onlara yönelik olarak davaları açacağız'' dedi.
İddiaların doğrudan muhatabı olan TSK gerekli araştırma ve incelemeyi yaptıktan sonra , ilk açıklama Askeri Savcılık’tan geldi. Askeri Savcılığın verdiği bilgide, “Askeri Savcılığımızca olayla ilgili olarak yapılan soruşturmada şu ana kadar elde edilen deliller değerlendirildiğinde, ele geçirildiği iddia edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin bir kanaate varılmıştır. Türk silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik bu sahte belgenin ise, KİMLER TARAFINDAN VE NE AMAÇLA HAZIRLANDIĞININ AYRICA TARAF GAZETESİNE SAHTE DE OLSA BÖYLE BİR BELGENİN KİM VEYA KİMLER TARAFINDAN verildiğinin ortaya çıkarılmasının da SONUNA KADAR TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ TAKİPÇİSİ OLACAKTIR.” deniliyordu.
Evet, silah ters tepti ve kendi kucaklarından TSK'nın kucağına attıkları sahte belge, tekrar kendi kucaklarına geri döndü.Peki şimdi ne olacak?
Önce olayları bir inceleyelim...
‘Belgenin sahte’ olduğu iddialarının merkezinde malum iktidarın da bildiği gibi ‘Fethullah Gülen cemaati tarafından hazırlandığı varsayımı yer alıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’yle Gülen cemaati arasındaki gerilim yıllardır her Yüksek Askeri Şûra’da (YAŞ) gündeme geliyor. Çok sayıda asker Fethullahçı olduğu gerekçesiyle onlarca yıldır askerlikten atıldı. Bu Fethullah’ın asker içinde örgütlenmekte, askerin ise içinde barındırmamaktaki kararlılığının göstergesiydi.
Ancak ‘askeri sahte belge’ konusunda Gülen cemaatini sabıkalı kılan bir olay da yaşanmıştı:
3 Mart 2009 tarihinde Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkezi ile 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’nda görev yapan Astsubay Ali Balta, Orhan Güleç ve İsmail Dağ gözaltına alındı. Bu askerlerin neden gözaltına alındığı uzun süre kamuoyuna açıklanmazken İslamcı bazı yayın organlarının olaya gösterdiği yakın ilgi dikkat çekiyordu.
Vakit, Zaman gibi bazı gazeteler ve İslamcı internet siteleri, üç astsubayın Kayseri’de gözaltına alındıktan sonra Ankara’ya getirildiğini ve sorgulandığını duyururken gözaltı nedeninin bilinmediğini belirtiyorlardı. Vakit gazetesindeki 18 Mart 2009 tarihli haberde askerlerin uzmanlar tarafından hipnotize edilerek ve işkence yapılarak ifadelerinin alındığı öne sürüldü. Bugün ve Zaman gazetelerinde benzer yayınlar vardı.
Aynı tarihlerde Bugün ve Zaman gazetelerindeki haberlerde ise askerlerin avukatlarıyla uzun süre görüştürülmediği, yasadışı bir şekilde gözaltında tutuldukları öne sürülüyordu. Bu yayın organlarının neden bu olayla bu kadar yakından ilgilendikleri daha sonra ortaya çıkacaktı.
Söz konusu belgenin küpürlerinin yer aldığı ve ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’ başlığıyla verilen haberde, Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü’nde ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ adı altında bir çalışma yapıldığı, belgenin altında 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in paraf ve imzasının bulunduğu iddia ediliyordu
Şanlıurfa Atatürk Spor Salonu'nda AKP tarafından düzenlenen kongrede Recep Tayyip Erdoğan,Ateşin üzerine benzin dökerek ''İşte son günlerde, gazetelerin yaptığı haberleri görüyorsunuz. AK PARTi üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgilerle onlara yönelik olarak davaları açacağız'' dedi.
İddiaların doğrudan muhatabı olan TSK gerekli araştırma ve incelemeyi yaptıktan sonra , ilk açıklama Askeri Savcılık’tan geldi. Askeri Savcılığın verdiği bilgide, “Askeri Savcılığımızca olayla ilgili olarak yapılan soruşturmada şu ana kadar elde edilen deliller değerlendirildiğinde, ele geçirildiği iddia edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin bir kanaate varılmıştır. Türk silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik bu sahte belgenin ise, KİMLER TARAFINDAN VE NE AMAÇLA HAZIRLANDIĞININ AYRICA TARAF GAZETESİNE SAHTE DE OLSA BÖYLE BİR BELGENİN KİM VEYA KİMLER TARAFINDAN verildiğinin ortaya çıkarılmasının da SONUNA KADAR TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ TAKİPÇİSİ OLACAKTIR.” deniliyordu.
Evet, silah ters tepti ve kendi kucaklarından TSK'nın kucağına attıkları sahte belge, tekrar kendi kucaklarına geri döndü.Peki şimdi ne olacak?
Önce olayları bir inceleyelim...
‘Belgenin sahte’ olduğu iddialarının merkezinde malum iktidarın da bildiği gibi ‘Fethullah Gülen cemaati tarafından hazırlandığı varsayımı yer alıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’yle Gülen cemaati arasındaki gerilim yıllardır her Yüksek Askeri Şûra’da (YAŞ) gündeme geliyor. Çok sayıda asker Fethullahçı olduğu gerekçesiyle onlarca yıldır askerlikten atıldı. Bu Fethullah’ın asker içinde örgütlenmekte, askerin ise içinde barındırmamaktaki kararlılığının göstergesiydi.
Ancak ‘askeri sahte belge’ konusunda Gülen cemaatini sabıkalı kılan bir olay da yaşanmıştı:
3 Mart 2009 tarihinde Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkezi ile 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’nda görev yapan Astsubay Ali Balta, Orhan Güleç ve İsmail Dağ gözaltına alındı. Bu askerlerin neden gözaltına alındığı uzun süre kamuoyuna açıklanmazken İslamcı bazı yayın organlarının olaya gösterdiği yakın ilgi dikkat çekiyordu.
Vakit, Zaman gibi bazı gazeteler ve İslamcı internet siteleri, üç astsubayın Kayseri’de gözaltına alındıktan sonra Ankara’ya getirildiğini ve sorgulandığını duyururken gözaltı nedeninin bilinmediğini belirtiyorlardı. Vakit gazetesindeki 18 Mart 2009 tarihli haberde askerlerin uzmanlar tarafından hipnotize edilerek ve işkence yapılarak ifadelerinin alındığı öne sürüldü. Bugün ve Zaman gazetelerinde benzer yayınlar vardı.
Aynı tarihlerde Bugün ve Zaman gazetelerindeki haberlerde ise askerlerin avukatlarıyla uzun süre görüştürülmediği, yasadışı bir şekilde gözaltında tutuldukları öne sürülüyordu. Bu yayın organlarının neden bu olayla bu kadar yakından ilgilendikleri daha sonra ortaya çıkacaktı.