
26-06-2009, 00:41
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Çikan her belge gİbİ, darbe belgesİ de sahte Çikti..
Genelkurmay Harekât Başkanlığı’nda hazırladığı iddia edilen ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’, 12 Haziran’da Taraf Gazetesi’nde yayımlandıktan sonra, Ergenekon soruşturmasıyla başlayan kutuplaşma daha da derinleşirken, Nisan 2009 tarihli bu belgenin gerçek olma ihtimali, ‘darbe’ kaygılarını güncelleştirdi.
Söz konusu belgenin küpürlerinin yer aldığı ve ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’ başlığıyla verilen haberde, Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü’nde ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ adı altında bir çalışma yapıldığı, belgenin altında 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in paraf ve imzasının bulunduğu iddia ediliyordu
Şanlıurfa Atatürk Spor Salonu'nda AKP tarafından düzenlenen kongrede Recep Tayyip Erdoğan,Ateşin üzerine benzin dökerek ''İşte son günlerde, gazetelerin yaptığı haberleri görüyorsunuz. AK PARTi üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgilerle onlara yönelik olarak davaları açacağız'' dedi.
İddiaların doğrudan muhatabı olan TSK gerekli araştırma ve incelemeyi yaptıktan sonra , ilk açıklama Askeri Savcılık’tan geldi. Askeri Savcılığın verdiği bilgide, “Askeri Savcılığımızca olayla ilgili olarak yapılan soruşturmada şu ana kadar elde edilen deliller değerlendirildiğinde, ele geçirildiği iddia edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin bir kanaate varılmıştır. Türk silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik bu sahte belgenin ise, KİMLER TARAFINDAN VE NE AMAÇLA HAZIRLANDIĞININ AYRICA TARAF GAZETESİNE SAHTE DE OLSA BÖYLE BİR BELGENİN KİM VEYA KİMLER TARAFINDAN verildiğinin ortaya çıkarılmasının da SONUNA KADAR TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ TAKİPÇİSİ OLACAKTIR.” deniliyordu.
Evet, silah ters tepti ve kendi kucaklarından TSK'nın kucağına attıkları sahte belge, tekrar kendi kucaklarına geri döndü.Peki şimdi ne olacak?
Önce olayları bir inceleyelim...
‘Belgenin sahte’ olduğu iddialarının merkezinde malum iktidarın da bildiği gibi ‘Fethullah Gülen cemaati tarafından hazırlandığı varsayımı yer alıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’yle Gülen cemaati arasındaki gerilim yıllardır her Yüksek Askeri Şûra’da (YAŞ) gündeme geliyor. Çok sayıda asker Fethullahçı olduğu gerekçesiyle onlarca yıldır askerlikten atıldı. Bu Fethullah’ın asker içinde örgütlenmekte, askerin ise içinde barındırmamaktaki kararlılığının göstergesiydi.
Ancak ‘askeri sahte belge’ konusunda Gülen cemaatini sabıkalı kılan bir olay da yaşanmıştı:
3 Mart 2009 tarihinde Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkezi ile 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’nda görev yapan Astsubay Ali Balta, Orhan Güleç ve İsmail Dağ gözaltına alındı. Bu askerlerin neden gözaltına alındığı uzun süre kamuoyuna açıklanmazken İslamcı bazı yayın organlarının olaya gösterdiği yakın ilgi dikkat çekiyordu.
Vakit, Zaman gibi bazı gazeteler ve İslamcı internet siteleri, üç astsubayın Kayseri’de gözaltına alındıktan sonra Ankara’ya getirildiğini ve sorgulandığını duyururken gözaltı nedeninin bilinmediğini belirtiyorlardı. Vakit gazetesindeki 18 Mart 2009 tarihli haberde askerlerin uzmanlar tarafından hipnotize edilerek ve işkence yapılarak ifadelerinin alındığı öne sürüldü. Bugün ve Zaman gazetelerinde benzer yayınlar vardı.
Aynı tarihlerde Bugün ve Zaman gazetelerindeki haberlerde ise askerlerin avukatlarıyla uzun süre görüştürülmediği, yasadışı bir şekilde gözaltında tutuldukları öne sürülüyordu. Bu yayın organlarının neden bu olayla bu kadar yakından ilgilendikleri daha sonra ortaya çıkacaktı.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

26-06-2009, 00:42
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Bu sırada 12 Mart 2009 tarihinde Taraf gazetesinin sürmanşetinde Karargâhevleri soruşturmasını yürüten Askeri Savcı Hava Hâkim Yüzbaşı Mehmet Çelik hakkında haberler yayımlanmaya başladı. ‘Dünyanın en zengin askeri savcısı’ başlıklı haberde Mehmet Çelik’in malvarlığının fazlalığı vurgulanıyordu. Askeri savcı hakkındaki yayınlar birkaç gün sürdü. Daha sonra savcının ailesinin zengin olduğu anlaşılacaktı. Askeri savcıya yönelik neden böyle haberler hazırlandığı bir soru işareti olarak kaldı. Bu sırada uzun süredir konuşmayan Fethullah Gülen’in ‘kendilerine yönelik komploların olabileceği’ni belirten demeci Zaman gazetesinde yer aldı.
Gözaltındaki astsubaylardan Ali Balta, lisedeyken cemaate girdiğini, Kayseri’de Işıkevi’ndeki liderlerinin emriyle sahte evrak hazırladığını anlattı. Balta, yetkili askerlerin şifreyle girdiği Döküman Yönetim Sistemi’ne girmiş ve Kayseri 2. Hava İkmal Komutanı Tümgeneral Rıdvan Ulugüler adına iki sahte emir hazırlamıştı. Bir evrakta Ergenekon sanığı Albay Cengiz Köylü için yardım toplanması çağrısı yapılıyor, diğerinde ise askerlerin Kayseri’deki bazı esnafa gitmemesi çağrısı yapılıyordu.
Bu operasyon ve astsubayın ifadeleri askere, Ergenekon operasyonuna karşı büyük bir koz ve karşı koyma şansı yaratmıştı. Çünkü askerin içine sızan ve belge hazırlayacak kadar ileri giden bir cemaat (örgüt) vardı ve amaçları halkı askere karşı kışkırtmaktı. Askeri savcılık bunu soruşturuyordu. Sonuçta astsubayın itiraflarından bunun örgütlü bir suç olduğu anlaşılıyordu ve askeri savcı isterse bütün Fethullah Gülen cemaatine yönelik-aynı ulusalcılara yönelik yapılan Ergenekon operasyonu gibi - dalga dalga büyüyen bir ‘Işıkevleri’ operasyonu başlatabilirdi.
Bu senaryoyu en ilginç hale getiren noktalardan biri askeri savcı Mehmet Çelik’e yönelik iddiaları içeren Taraf gazetesinde çıkan haberlerdi. Çünkü Fethullahçı olduğu öne sürülen üç astsubayla ilgili soruşturmayı yürüten Askeri Savcı Hava Hâkim Yüzbaşı Mehmet Çelik’ti. Henüz kamuoyu astsubayların neden gözaltına alındığını bilmediği günlerde Taraf gazetesi askeri savcı aleyhinde yayın yapmıştı.
Senaryoya göre Fethullah Gülen tedirgin olmakta haksız değildi. Nitekim Genulkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 14 Nisan 2009 tarihinde gazetecilerin sorularını yanıtladığı toplantıda Gülen cemaatini hedef almış, cemaat ile ilgili bir soruya ise kimsenin tam olarak anlamadığı bir yanıt verdi, ‘yargı sürecinin devam ettiğini söylemişti’. Kamuoyunun bildiği Gülen cemaatine yönelik bir dava yoktu.
Gülen cemaatinde bunun tedirginliği vardı. Senaryoya göre bu sırada yine Taraf gazetesinde çıkan bir belge, ışıkevlerine yapılacak operasyonun önünün kesilmesi için atılabilecek en önemli adımdı .
Şimdi ne olacak, basit, yine malum gazete ve yandaş medyada yine sahte bir iki belge ve haberler çıkacak, internete bir iki sahte konuşma bantları ve görüntüler yayınlanacak...
Peki bundaki amaç ne?
Diğerleri gibi bu olaylarında unutulmasını sağlamak.
AKP mazlumları oynayacak,TSK yine suçlu durumuna düşürülmeye çalışılacak.
Din adına yapılanlar....
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

26-06-2009, 00:47
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Jun 2009
Mesajlar: 36
|
|
Askeri savcılık belge sahte demedi söylenenleri bi tarafınızdan almayın
Genelkurmayda hazırlanmadı dedi
eee şemdinli olaylarındaki askerleri serbest bırakan daha birçok akılalmaz "hukuki" kararlar veren bir kurumdan ne beklenirki zaten
sana deseler araştır baban hırsızmıymış ne diyeceksin
"Araştırdım babam aslında hırsız değilmiş"
gelde gülme şimdi
Din adına yapılanlar....
EDİT
din adına niye yapılsın
yani sahte belge hazırlanacak
islam bundan karlı çıkacak
nası bi alaka kurdun sen öyle
|

26-06-2009, 01:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Pala´isimli üyeden Alıntı
Askeri savcılık belge sahte demedi söylenenleri bi tarafınızdan almayın
Genelkurmayda hazırlanmadı dedi
eee şemdinli olaylarındaki askerleri serbest bırakan daha birçok akılalmaz "hukuki" kararlar veren bir kurumdan ne beklenirki zaten
sana deseler araştır baban hırsızmıymış ne diyeceksin
"Araştırdım babam aslında hırsız değilmiş"
gelde gülme şimdi
Din adına yapılanlar....
EDİT
din adına niye yapılsın
yani sahte belge hazırlanacak
islam bundan karlı çıkacak
nası bi alaka kurdun sen öyle
|
Salak olsaydım alaka kuramazdım.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

26-06-2009, 01:31
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 781
|
|
mehmet celik hakkinda ki iddalar , ailesin zengin olmasi ile alakali degildi ,,
mehmet celik 90 konutluk izni olan bir arsayi aldiginda , cankaya belediyesi tarafindan usulsuz bir sekilde bu arsaya 420 konutluk imar izni verilmisdi ....
Bu imar izni ayni parselde bulunan ve konut sayisi artirilmayan bir koparaf tarafindan mahkemeye verilis ve karar dururulmusdu .
Mahkeme kararina ragmen mehmet celi kurdugu kooperatif aracigliya yinede bu 420 konutu pazarlamaktadir ..
Cankaya belediyesi seriatcilarin mi?
Mahkeme tarafindan teyit edilen yolsuzluk , chp ve asker yapinca helal mi ?
asker hemde askeri savcinin bu kadar girif akceli parali islere bulasmasi dogru mu ?
aileden zengin oldugu soyleniyor evet , ama 2005 ve 2008 yillari arasinda ki muaazam servet artisini ise bunu aciklayamiyor ,,
Ikinci olarak evrakda sahtekarlik meselesinide buraya yazin, karistigi bir adli olaydan kurtulmak icin , savciya kendi fotoragi yerine baskasinin fototafi olan belgeyi gonderdiigi belgelerle ortaya cikarildi ,, eminim buna diyecek bir kac sozunuz vardir
ucuncu olarak : erkenekon davasi ile ilgili karargah evleri sorusturmasina bilirkisi olarak atadigi ,yine ayni davanin bas saniklarindan perincekin partisine uye birinin getirilmesi
Doduncu olarak , astsubaylar meselesi ki , dava halen suruyor iskence iddalari ortada , gecmisi ve yaptiklari gozonune alindiginda ise pek de yabana atilmayacak iddalar ...
Ayrica askeri savcinin andic belgesi konusunda , topu taca atarak , olayin ustunu ortmeye calismakdan baska ortaya konan bir seyde yok ...
Mesele degil bunlar , elbetde yazilacak cizilecek , merak etmeyin suren bir dava var , omrumuz yeterse sonucu goruruz ,,
ceremesini cektik eller zulmunde duslerimizde hep guzellikler vardi onlarda senin gibi uzakdi
|

26-06-2009, 01:38
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 781
|
|
fikri takip acisindan
celik tarafi mahkemye vermis asagida mahkeme dilekcesi var .. birakalim mahkeme isi cozsun ,,, mahkeme sonrasi tekrar bakariz !
Çelik, görevi gereğince periyodik olarak genel mal beyanlarında bulunmanın yanı sıra beyan edilen mallardaki değişimleri, izah edilen ve belgelendirilen mal varlığı artışlarını da yasal prosedüre uygun şekilde yerine getirmiştir. Gerek 2005, gerek 2008 ve ara dönemlerdeki gelişmeler ile ilgili 3628 sayılı Yasa'nın 7. maddesi gereği rutin yapılan karşılaştırmalarda, 'kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından gelirleriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan bir artış' tespit edilmediği gibi anılan Kanun'un 4. maddesi gereğince haksız mal edinme sayılacak şekilde bir mal iktisabında ve beyanında kesinlikle bulunmamıştır. Mal varlığı ile ilgili hiçbir beyan, bilgi ve belge saklamamış, mal beyanı dışında haksız kazanç sureti ile elde ettiği bir mal varlığı ortaya çıkmamışken böylesine ağır ve haksız bir suçlamanın muhatabı olmasını kabul etmemiz olanaklı değildir. Kaldı ki mal bildirimlerindeki 'malın değer artışı'nın kesinlikle haksız artış olarak nitelendirilemeyeceği, yasanın açık ve amir hükmüdür. Tüm mal varlığı ve varlık değişim sürecine yönelik bilgilerin bir bütün halinde değerlendirmesi ile izahı olanaklı olan fakat 'gizlilik gerektiren' bir olayı, tek suçu 'Karargah Evleri' soruşturması savcısı olmak olan Çelik aleyhine maniple, ajite ve afişe ederek hedef haline getirmek isteyen davalıların, bu yasa dışı niyet ve eylemlerinin yasal koruma görmeyeceği inancındayız.”
“KARARGAH EVLERİ SORUŞTURMASI SAPTIRILMAK İSTENİYOR”
Dava konusu haber ile “Karargah Evleri soruşturmasının yolundan saptırılmak istendiği” öne sürülen dilekçede, “Davalıların haber bütünlüğü içinde sürekli ve ısrarla vurguladıkları özne, Çelik'in mal varlığı ve diğer gerçek dışı suçlamaların kamuoyuna açıklanması değildir. Asıl örtülü amaç, vekil edenimce başarılı şekilde hukuka uygun bir biçimde yürütülen Karargah Evleri soruşturması süreci içinde ve sonunda birtakım 'fincancı katırlarının ürkmesi' sonucu ortaya çıkacak sonuçları bugünden engellemek, soruşturmayı asıl mecrasından saptırmak, öncelikle Çelik'i korkutmak, sindirmek, başarılı olamazlarsa medya gücü ile soruşturmadan uzaklaştırmak ve yerine gelecek askeri savcıyı pasifize etmek ve yargıyı etkilemektir” denildi.
Dava dilekçesinde, 13 Mart 2009 tarihinde yayımlanan “Karargah Savcısına 420 Villalık Hediye” başlıklı haberde de “gerçek dışı bilgilere yer verildiği” iddia edildi. Dilekçede, Taraf gazetesi, sahibi Başar Arslan, Genel Yayın yönetmenleri Ahmet Altan ve Alev Er ile Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Adnan Demir ve muhabir Mehmet Baransu'dan 250 bin TL manevi tazminat talep ediliyor. Çelik, görevi gereğince periyodik olarak genel mal beyanlarında bulunmanın yanı sıra beyan edilen mallardaki değişimleri, izah edilen ve belgelendirilen mal varlığı artışlarını da yasal prosedüre uygun şekilde yerine getirmiştir. Gerek 2005, gerek 2008 ve ara dönemlerdeki gelişmeler ile ilgili 3628 sayılı Yasa'nın 7. maddesi gereği rutin yapılan karşılaştırmalarda, 'kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından gelirleriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan bir artış' tespit edilmediği gibi anılan Kanun'un 4. maddesi gereğince haksız mal edinme sayılacak şekilde bir mal iktisabında ve beyanında kesinlikle bulunmamıştır. Mal varlığı ile ilgili hiçbir beyan, bilgi ve belge saklamamış, mal beyanı dışında haksız kazanç sureti ile elde ettiği bir mal varlığı ortaya çıkmamışken böylesine ağır ve haksız bir suçlamanın muhatabı olmasını kabul etmemiz olanaklı değildir. Kaldı ki mal bildirimlerindeki 'malın değer artışı'nın kesinlikle haksız artış olarak nitelendirilemeyeceği, yasanın açık ve amir hükmüdür. Tüm mal varlığı ve varlık değişim sürecine yönelik bilgilerin bir bütün halinde değerlendirmesi ile izahı olanaklı olan fakat 'gizlilik gerektiren' bir olayı, tek suçu 'Karargah Evleri' soruşturması savcısı olmak olan Çelik aleyhine maniple, ajite ve afişe ederek hedef haline getirmek isteyen davalıların, bu yasa dışı niyet ve eylemlerinin yasal koruma görmeyeceği inancındayız.”
ceremesini cektik eller zulmunde duslerimizde hep guzellikler vardi onlarda senin gibi uzakdi
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:36 .
|