PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İmralı Sakininden Devrimcilere Sitem


Mutezile
01-08-2009, 11:21
Yıllar öncesi yapılmış bir sitemdir bu, bölücübaşı tarafından. Ben daha yeni gördüm. Daha doğrusu bu sabah.

Sitemi şöyle seslendiriyor, bölücübaşı:

''Türkiye'de devrimcilikten bahsetmeyin. 20 yıldır organize olamadılar, hala bize eklemlenemediler(!). Böyle devrimcilik böyle solculuk olur mu? Devrim uğruna ben mi kalkıp bunların başına geçeyim yani?''

İÇİN RAHAT olabilir.. Her türlü devrimci, devrimci özentisi, sosyalist, sosyalist türevi ekseri çoğunlukla ''s i z e e k l e m l e n d i l e r''.. Müsterih olarak infazı çekin. Zaten genel affın da eli kulağındadır. Sizleri aramızda göreceğimiz gün çok uzak görümüyor artık..

Bugünlerde yol haritası ile TC'ye ışık tutmak isteyen bu iyi niyetli zatı tanımak lazim. İyi tanımak:

''27 Kasım 1978 günü Diyarbakır’ın Lice İlçesi Fis Köyü’nde toplanan Abdullah Öcalan ve birkaç arkadaşı PKK’yı kurdular. Daha sonraki tarihlerde bu toplantıyı PKK’nın birinci konferansı olarak kabul ettiler. Ancak aradan geçen 20 yıl içerisinde Abdullah Öcalan, neredeyse birlikte yola çıktığı bütün arkadaşlarının ölüm emrini verdi. (Liste çok, çok uzun) Öcalan’ın acımasız katliamcı kişiliğini görmek için onun yıllarca birlikte hareket ettiğini yakın arkadaşlarının ölüm emirlerini nasıl kolaylıkla verdiğine ve kundaktaki çocukları hunharca öldürttüğüne bakmak gerekiyor. ''


Tabii burada ilginç bir unsur: Bölücübaşının çatışma sevmemesi, kendisinin dahil olduğu çatışmaları en azından:

Bölücübaşı der ki: '', “Benim ülkeye gelmem provokasyon olur, çünkü düşman bütün gücüyle beni yok etmek için size yüklenir.”

Mehmet Şener:'' Bizi savaştan kaçmakla suçlayanlar, savaşa lütfetsinler. Mao’nun silahı sırtından düşmedi. Fidel en önde savaştı. Ho Şi Minh, Vietnam dağlarını ana karargâhı yaptı, önderlik budur. Ortadoğu’nun labirentlerinde siyaset üretiyor diye övündüğümüz Apo, Ortadoğu’nun labirentlerinde can telaşına düşmüş. Bizler ağaçtan ormanı görmeyecek körler olamayız... ''

AYATA
01-08-2009, 11:36
sözde sosyalist devrim ilk önce kendi evlatlarını yermiş...gelmiş geçmiş sosyalist diktatörlere bakılsın tüm yol arkadaşları yolda kalmıştır...haaa Apomu....sosyalizmm kimmmm apo kim....kaale almaya bile değmez....kozalakların tanrısı o...

KızıL
01-08-2009, 16:14
hiçbir gerçek devrimci yapı asla kürt milliyetçi hareketine eklemlenmedi, eklemleenemez..

Abdullah Öcalan yada diğerleri bunu yapmadığımız için sitem edebilir, eleştirebilir yada başka şeyler..
ancak türk milliyetçiliğine karçı çıktığımız kadar kürt milliyetçiliğinede karşı çıktık..
pkk izinden sadece ilk kurulduğu yıllaarda gidilebilirdi, programından sosyalizmi çıkardığında bayrağından ssosyalizmi çıkardığında yerlerine milliyetçiliği eklediklerinde devrimcilere sorulmamıştır.. elbette bir örgüt değişim sürecinde diğer yapılara danışmaz.. ancak danışmayanda sitem hakkına sahip olmaz..

ulusal hareketleri desteklemiyoruz, toprak bölünmelerini desteklemiyoruz.. devrimci yapılar olarak yolumuz açıktır..

kendini sosyalist alanda ve düzen siyasetinde var edeemeeyen ufak sol yapılar bu haarekeete eklemlendiler ve hala devam edenler var bunlarda bizi bağlamaz..

bizim yolumuz açıktır..

halkların kardeşliğiyle yaşamak issteyen ve bu ülkede mücadele etmek issteyen herkese kapımız açıktır.. ancak koşullarımızda açıktır..

Mutezile
02-08-2009, 19:54
Kızılorduyu o zaman tenzih ederek söylemek lazım bu eklemlenme hadisesini:

Diğer taraftan;

pkk izinden sadece ilk kurulduğu yıllaarda gidilebilirdi, programından sosyalizmi çıkardığında bayrağından ssosyalizmi çıkardığında yerlerine milliyetçiliği eklediklerinde devrimcilere sorulmamıştır..

PKK'nın izinden gitmek derken, ikimizde aynı şeyi mi anlıyoruz?

KızıL
02-08-2009, 22:57
iznden gitmekten kasıt fikren desteklemektir.. yani bunu sosyalizm mücadelesinde olmyanlara yada örgütle mücadele etmeyenlre anlatmak zordur...

sosyalizm için mücadele ederken desteklenen savunulan bir örgüttü? açıklayıcı olabildim mi?

nogada
02-08-2009, 23:17
iznden gitmekten kasıt fikren desteklemektir.. yani bunu sosyalizm mücadelesinde olmyanlara yada örgütle mücadele etmeyenlre anlatmak zordur...

sosyalizm için mücadele ederken desteklenen savunulan bir örgüttü? açıklayıcı olabildim mi?

PKK'nın fikir ve istekleri nelermiş acaba?

PKK ne istiyor diye bir başlık var orada belirtebilirmisiniz bunları?

Mutezile
03-08-2009, 13:25
kızılordu'dan:

iznden gitmekten kasıt fikren desteklemektir.. yani bunu sosyalizm mücadelesinde olmyanlara yada örgütle mücadele etmeyenlre anlatmak zordur...

sosyalizm için mücadele ederken desteklenen savunulan bir örgüttü? açıklayıcı olabildim mi?

Anlatmak zordur diyorsunuz..Bakın hala kafama takılanlar var, demek zormuş gerçekten:)

* Şimdi sosyalistin makbulü masa başı teorisyeni midir?

* Harekete geçen midir, dava adamı bu mudur?

* Yoksa sosyalistin makbulü aktif, katılımcı, demonstratif, üretken olan mıdır?

* Castro'lar, Che'ler, Ho Şi Mİnh'ler ne şekilde ''İz takibi'' yapmışlardır''?

İşte sosyalist olmayan gelir bu naif soruları soruverir kızılordu

ozgur_
03-08-2009, 13:36
pkk kurulduğu ilk yıllarında sosyalis vurgusu çok on plandaydı, kürt vurgusu çok arka plandaydı. Daha sonra sosyalis vurgusu arka plana düştü. Zaten o dönemdeki hemen hemen tüm sol fraksiyonlarda (Deniz gezmişlerde dahil olma üzere) kürt vugusu vardı. Yani kuruluşunda diğer sol örgütlerden çok farkı yoktu.

KızıL
03-08-2009, 17:45
güzel sormuşsun mütezille efendi sorularını severim konuşalım elbette :)

sosyalistin neyi mabuldür kısmından önce konumuzdan pkk yi çıkaralım nedeni ise adamlar sosyalist değil yani bugün tutupta 88 yılının pkksini konuşmuyoruz o hallaeriyle kalıp mücadele etselerdi çok değişik şeyler konuşurduk ama bu yok!

şimdi hobsbawn ın devrimciler kitabını yada diğer kitaplarını okuyanınız var mı bilmıyorum orda ülkelerde analizler vardı..

bakınız türkiyede öncelikle maoist haareketin kırsaldan kentlere hareketinin asla büyüyemiyeceğini, bu stratejinin eskide kaldığını ifade etmiş, bununla beraber deniyenlerin kırsalda güce kavuştuktan sonra kentleere geeçeemiyeceğini çok çok kırsalllıklarda hakim olacaklarını belirtir..

bakınız böylede olmuştur.. köyler ilçeler hatta kurtarılmış mahallelerv.s
dahası yok tüm maoist hareketleerde izafet aynı..

öncelikle bunu yani makbul olmayanı çıkaralım..

sonra gelelim silahlı mücadeleeye? güncel mi?

asla değil bugün silahlı devrim mücadelesi en fazla egemen sınıfı yıpratmaya yarar ancak üretim ilşkilerinden kopuk bi şekilde sınıftan uzak olarak devrim örgütlenemez..
bu gerilla birliklerinin bulunduğu bölgelerde ki halka zarar vermekte, gerilla birliklerinin yiyecek içecek gibi ihtiyaçlarını zaten yoksul olan köylülerden alması devrimi imkansızlaştırmakta..

kentleri işçi sınıfını hatta orta sınıfı aydınları örgütlemeden açıkça siyasetini tartışmadan ülke gündemine söz söylemeden güncellikten bahsedilemez ve bu da makbul olmayandır..

gelelim masa başı yeorisyenine??

asla makbulu değildir! teorisyen olmakla beraber örgütlü mücadelede yer almak leninisst bir ilkedir.. marksizm sadece teoris üretmez yapıcılarıda yaratır..
harekete geçendir dava adamıdır.. yani aktif siyasette rol alandır örgütlenendir, aydınlıkçı olan ilerici olan bunu hayatının her alanına yansıtan yaşamını diyalektik sürdürmek için evrimleşendir..
aydındır, sanatçıdır, işçidir, öğrencidir farketmez hepsine ihtiyaç vardır..

ben teori üretirim sokaklara inmem halkın kapısını çalmam işler yapmak yazarım, söylerim diyen devrimci tanımını kabul etmıyoruz. Devrimci yazmaktanda, kapı çaalmaktanda yoksun değildir..

makbulü dediğiniz gibi aktif katılımcı olandır ki yegane istediğimiz dünyanın yada ülkenin kurulumu için çalşmayan kişi sosyalismi nasıl getirebilir?? evde oturan ama sosyalizmi isteyen kişi emek harcamayınca sosyalizm tanrı tarafından inmeyecektir, yahut onlaar getirsin ben yaşarım anlayışınıda kabul etmıyoruz..

castrolar, cheler ülkelerinin politik koşullarında özgünlüklerini kullanmışlardır bir ülkede sosyalizm öncelikle özgünlükle gelir yani che leer gerilla savaşı verdi lenin iç savaşı kullandı v.s gibi başka ülkelerin taktikleri birebir alınıp kullanılamaz.. ülke nesnelliği çok önemlidir..

zamanın koşullarıyla günümüz koşulları arasında iyi bir analiz yapılmalı, bununla beraber dediğim gibi ülkenin nesnel koşulu değerlendirilmeli, egeemen sınıfın baskı, saldırı aygıtları tahlili eksiksiz olmalı, işçi sınıfı ve halkın durumu tespit edilmeli bu gibi başlıklarla izlenecek yok, uygulanacak teori ve strateji seçilmeli.. bununla beraber örgütlenmeli..
istisnai durumlarda vardır elbeet bir ülkede gündeme bağlı değişiklikler olabilir devrimci yapı gündemi yakından takip etmeli bundan kopmamalıdır gerekirse stratejisinde değişiklikleer yapmalıdır.. en önemli meselelerden biriside, dostu düşmanı iyi bilmelidir

aydını gericiyi iyi analiz edebilmeli.. iraan örneğine dikkat etmekte fayda var.. bu yüzden dostumuzu düşmanımızı karıştırmamalıyız..
yobazdan müttefik olmaz...

naçizane bişeyler yazdım sevgili mutezile umarum biraz olsun cevaplıyabildim..
saygılar..

Mutezile
03-08-2009, 20:53
kızılordu efendi;

yazdığın yazıyı okumadım, daha doğrusu okuyamadım.

Girişteki o hitap nedir öyle: mütezille efendi

2 kelime içinde 3 HATA..

biraz itina ederek yazacak isen ancak kendini okutursun...Uzun uzun bir şeyler karalayarak değil..

''Ben özenmem, beğenen okur; beğenmeyen de okumaz'' diyorsan; o zaman sana bir çift sözüm olacak elbet.

Şu haliyle yazın orada süs bitkisi mahiyetinde durmakta...

KızıL
03-08-2009, 23:21
mutezille sana efendi demeddim efendi soruları severim dedim
ama sen yanlış anlamakla beraber yazının içeriğinede ğil görüntüsüne takmışsın..

efendi dememdeki sebep efendi gibi sorular sormaktı!

yani abuk subuk sadece karalamak için saçma sorular soran bi sürü insan var onlardan değilsin güzel şeyler sormuşsun demek istemiştim...

yazımda özenilmemiş bir durum yok kaldıki ben burda az zamanla arada bakarak birşeylere cevap vermeye çalışırken senin bu davranışın hiç hoş olmadı canın sağolsun okumayabilirsin sen bilirsin..

yazımdada özenilmemiş itina gösterilmemiş yerleri yazsaydın büyük harf kullanmayışıma bolca paragraf bırakmayışıma takıldın bilemiyorum bu yazıdaki temennim sadece sorularına naçizane cevaplar verebilmekti..
saygılar..

Mutezile
06-08-2009, 19:49
Yanlış anladığımı görüyorum sevgili kızılordu; özür diliyor ve yazını dikkatle okumaya başlıyorum:)

Mutezile
06-08-2009, 20:05
ben teori üretirim sokaklara inmem halkın kapısını çalmam işler yapmak yazarım, söylerim diyen devrimci tanımını kabul etmıyoruz. Devrimci yazmaktanda, kapı çaalmaktanda yoksun değildir..

Güzel, ekim devrimini betimler gibisin zaten üstteki diğer paragraflarda da..

evde oturan ama sosyalizmi isteyen kişi emek harcamayınca sosyalizm tanrı tarafından inmeyecektir, yahut onlaar getirsin ben yaşarım anlayışınıda kabul etmıyoruz..


Bu da çok güzel..de.


Ben devrimci olsaydım aşağıdaki hazırlık safhalarından geçmeye bir insan ömrünün kifayet etmeyeceğini görür ve sanırım başka 'aktivisit'lere odaklanırdım.. Ne onlar öyle:


Kızılordu'dan:

iyi bir analiz yapılmalı, ülkenin nesnel koşulu değerlendirilmeli, egeemen sınıfın baskı, saldırı aygıtları tahlili eksiksiz olmalı, işçi sınıfı ve halkın durumu tespit edilmeli izlenecek yok, uygulanacak teori ve strateji seçilmeli.. bununla beraber örgütlenmeli..
devrimci yapı gündemi yakından takip etmeli bundan kopmamalıdır.. gerekirse stratejisinde değişiklikleer yapmalıdır.. dostu düşmanı iyi bilmelidir

kısaltarak alıntıladım. Bu devrim bana Kaf dağının ardında gibi gözüküyor..

Acaba diyorum ''devrim mefkuresi'' en az devrim kadar önemli ve şevk verici olduğundan mı sıra devrimin kendisine gelmiyor..?

Fransız ve bolşevik devrimlerini okurken çok heyecanlanmış bir ara özenir bile olmuştum kendi çapımda.. Sonra reelpoltik'i, Türkiye konjonktürünü ve elimizdeki insan malzemesini düşündüm ve çabucak vazgeçtim..

Bizi ÇTK, yani toprak reformu, Köy enstitüleri, refahın halka adil paylaştırılması (Habermasın önemli sorunsallarının başında gelir), istihdam politikaları (SAT kurtul, paraya çevir aymazlığı değil), aşiret sistemin topyekün lağvı ihya eder, başka da bir şey değil..

O zamanlar bu kanaate vardım; hala da o noktadayım..

KızıL
06-08-2009, 20:38
şimdi biz bu ülke analizi durumlarını elimizdeki halkı v.s h,gibi durumları analiz ettik, bu bize işimizin zor olduğunu gösteriyor.

bu analiz nedendi?
çünkü herkes başka ülkelere bakıpta devrim stratejisini ona göre kurgulamaya kalkışıyor..
bu çok büyük yanlış
burasu türkiye burdaki herşey başka :)

devrimin kendisine gelmek için hala yolumuz var öncelikle gericilikle mücadelede çok yol almamız lazım. halka siyaset taşımak önemli..

gündelik çıkarlardan kurtulup hem toplumsal hemde uzun vadeli işlere girmek şart..

halka bunları anlatmakta, yılların verdiği gericilik, cehalet karşımıza çıkıyor bana ne!
ben mi kurtaracam! bu halktan adam olmaz:S gibi onca laf duyuyoruz.. laf bizde en çok olan şey icraat kısmında kısırız..

bende fransız ve bolşevik devrimlerinde çok heyecanlanmıştım hatta sabaha kadar okuyordum arada gaza geldiğimde olmuştur :)

ve sizinde belirttiğiniz gibi Türkiye konjoktürü ve elimizdeki malzeme benide çokça sıkıntıya hatta aktif çalışma sırasında kapı kapı gezerken umutsuzluğa soktuğuda oldu.

Ancak vazgeçmeyi, yılmayı bi kere sildim kafamdan bu yüzden birazda kemikleştim ilk zamanlar duyduğum laflar kapılardan kovulmalarımız :) şimdi vız geliyor..

"Bizi ÇTK, yani toprak reformu, Köy enstitüleri, refahın halka adil paylaştırılması (Habermasın önemli sorunsallarının başında gelir), istihdam politikaları (SAT kurtul, paraya çevir aymazlığı değil), aşiret sistemin topyekün lağvı ihya eder, başka da bir şey değil.. "

bu konuda da katılıyorum size..

aşiret sistemi doğuda bizi sıkıntıya sokan en büyük şeylerden birisi diğeri ise yine gericilik..

şimdi gericilik konusunda ve sahte özgürlüklerle ugrasmaktayız bu konu çok hassas ve önemli..
akp nin gericiliği ve sahte özgürlüğü halka gerçekten kabus yaşatacak...


saygılar..

dilaver
06-08-2009, 21:31
Devrim nedir.

Siyasi erkin şiddet yoluyla ele geçirilmesidir.

Peki devrimci kimdir. Bu geregi uygulamaya çalışan kişi. Devrim yapmak isteyen kişi.

Peki bir proleter devrimci kimdir.

İşçi sınıfının siyasi iktidarını talep eden devrimci.

Peki bunu neden talep eder.

İşte tayin edici soru budur.

İşçi sınıfı devrimcileri kurtaran degil, kurtarılmak isteyenlerdir. Bu çok önemlidir.

Kurtarmak isteyenler, şayet kurtarmak istedikleri sınıftan bir tepki göremezlerse hemen gericileşirler. Ama kurtarılmak istenenler, tek kurtarıcının sııf oldugunu bilir ve tepki görmeselerde inatla mücadele eder ve sınıfın kendisini kurtarmasını beklerler. Sınıfı kurtarmak için degil kurtarılmak için örgütlemeye çalışırlar. Başka da bir şey için degil.

Neden böyledir. Açalım.

Çagımızda bir temel çelişki var. Aslında tüm kaynaklar hepimize yeterli. Ama bazı insanlar devlet ve orduların yardımıyla bu subaşlarını tutmuşlar ve kaynakları emegimiz karşısında bize satıyorlar. Sorun adil bir bölüşümdür. Adil bölüşümü ise ancak üretimin içinde olanlar yapabilirler. Üretimin dışında olanalar ise üretmedikleri için ancak bu bölüştürmeden ne şekilde bir rant elde edebileceklerini hesap ederler ve bu savaşlara bile yol açar. Çünkü olay çıkara indirgenmiştir.

O halde üreticiler üretmese insanlar yaşamlarını idame ettiremeyeceginden gerçek güç de onlardadır. Üretimi ortaklaşa yapabildikleri gibi tüketimi ve bölüşümü ortaklaşa yapabilme kudreti de bir tek onlara aittir.

Demek ki tüm sorun bölüşümde dügümlenmektedir. Bu yüzden de dünyada milyonlarca çocuk açlıktan ölebilmektedir.

Bu gerçek altında tek kurtuluş yolu emekçi sınıfların birleşerek ortak irade altında bir kurtuluş reçetesi ortaya koyabilmesinden geçer. İşte devrim tam da budur.

Ve devrimci kurtaran degil, kurtarılmak isteyendir.

saygılarımla

dilaver
06-08-2009, 22:02
Farklı bir degerlendirme :

http://www.gelawej.net/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=2869

saygılarımla

Mutezile
07-08-2009, 08:43
Kızılordu'dan:

şimdi gericilik konusunda ve sahte özgürlüklerle ugrasmaktayız bu konu çok hassas ve önemli..
akp nin gericiliği ve sahte özgürlüğü halka gerçekten kabus yaşatacak...

Bir kaç seneye kadar bu kabusun sürekli ve hiç bitmeyen bir karabasana dönüşeceği işaretlerini veriyor muhteremler. Önemli yerlere koydukları adamların artık tamamı İmam eğitimi veren okullardan ve hanımları da türban takıyor..

Karşı devrim misyonuna çok yaklaştı,çok..


Not: Vaktiyle bir üyeye Çetin Yetkin'in karşı devrim kitabını oku da ondan sonra lügat parçala dedim diye neredeyse zevat üzerime çullanacaktı:) Vay sen nasıl kitap tavsiye edersin de, senin okuduğun kitapları okumadan yazı asamaz mıyız da falan da filan da..

Aynı noktadayız.. 1940 ve sonrası karşı devrim tohumlarının ilk boy attığı yıllar. ÇTK projesinin rafa kaldırılması (göstermelik ve berbat - ufak çapta uygulamasını sayamıyoruz), köy enstitülerinin, yüksek öğretmen okullarının, halk evlerinin devlet eliyle kapatılması ise Karşı-devrimin filizlerinin boy vermeye başladığı önemli duraklardır..

Türkiye'de sol'un öcü diye gösterilmeye başlandığı dönemde; aşağı yukarı bu yasaklama faaliyetlerinin hüküm sürdüğü yıllara tekabül eder.

Bu önemli başyapıttan kurtuluş yok.. Çetin Yetkin: Karşı devrim.

Süreci en iyi ve bilimsel anlatan kitap olduğu iddiamın arkasındayım. (Sözüm sana değil kızılordu, o dönemi ve günümüzü çok iyi anlama derdinde olan herkese)

AYATA
07-08-2009, 08:48
Meclis başkanıda bir imam eskisi imiş.

Mutezile
07-08-2009, 08:54
Ayata farkındasındır; Türkiye'de bu dönemde önemli yerlere İmam eğitimi almış kişiler gelmekle kalmıyor, her nedense bunların önemli bir kısmı da hükümetin başının ya sınıf ya da dönem arkadaşı İmam okulundan..

Bu nasıl tesadüf olabilir?

KızıL
08-08-2009, 04:56
karşı devrim menderes döneminden beri var aslında gericilik hiçbir zaman yok edilmedi istenmedi..

hep farklı stratejilerle karşımıza geldi denemekten vazgeçmediler geçmiyeceklerde..

acıdır ki bu adamlar sürekli güçlenmekteler.. maddi olarakta güçlenmekteler..

ancak önemli bir nokta laf yapmıyorlar 3-5 adamları laf yapıp oyalamakta herkesi, ya geri kalanlar yıllardır çalışmakta..

okullar,yurtlar,aşevleri,barınmaevleri, mağazalar, tatlıcılar, tavuk üretimi v.s sürekli alan kazanıyorlar ve sürekli örgütleniyorlar..

gerçekten tehlikenin boyutu büyük ama bunu bile tehlike değil iyi birşey diye gösteriyorlar..

karşı devrim; tüm ilerici hareketler, bilimsel odaklar, aydınlar herkesi susrturmayı başarmakta yada satın almakta..

bu süreçlerde sağlam saf tutmalı gerçekten sıkı bir mücadele içinde olmak lazım..
eminim acımayacaklar eminim şimdi kardeşim diyen dilleri o anda salavat getir diyecek.. gerçek yüzlerini görmek zor olmasa gerek..

Mutezile
08-08-2009, 08:46
Güzel bir ileti döktürmüşsün sevgili Kızılordu..Tamamına katılıyorum.

kim
08-08-2009, 13:14
karşı devrim; tüm ilerici hareketler, bilimsel odaklar, aydınlar herkesi susrturmayı başarmakta yada satın almakta..

bu süreçlerde sağlam saf tutmalı gerçekten sıkı bir mücadele içinde olmak lazım..


Evet safımız sağlam vede Ergenekon yanında olmalı.
Yoksa bu adamlar bitirecekler bütün ilerici hareketleri.

Molloch
15-08-2009, 02:14
Biz solcular olarak birbirimizin gözlerini oymakla meşgulken Türkiye'deki karşı devrimcilerin bu kadar güç sahibi olmasında şaşıracak ne var ki? Ektiğimizi biçiyoruz ve hepimiz de eşit derecede aptal ve suçluyuz. İdeolojik farklılıkları geçtim, kişisel kan davaları ve hizipleşme yüzünden bile doğru düzgün organize olamıyoruz ki.