güzel sormuşsun mütezille efendi sorularını severim konuşalım elbette
sosyalistin neyi mabuldür kısmından önce konumuzdan pkk yi çıkaralım nedeni ise adamlar sosyalist değil yani bugün tutupta 88 yılının pkksini konuşmuyoruz o hallaeriyle kalıp mücadele etselerdi çok değişik şeyler konuşurduk ama bu yok!
şimdi hobsbawn ın devrimciler kitabını yada diğer kitaplarını okuyanınız var mı bilmıyorum orda ülkelerde analizler vardı..
bakınız türkiyede öncelikle maoist haareketin kırsaldan kentlere hareketinin asla büyüyemiyeceğini, bu stratejinin eskide kaldığını ifade etmiş, bununla beraber deniyenlerin kırsalda güce kavuştuktan sonra kentleere geeçeemiyeceğini çok çok kırsalllıklarda hakim olacaklarını belirtir..
bakınız böylede olmuştur.. köyler ilçeler hatta kurtarılmış mahallelerv.s
dahası yok tüm maoist hareketleerde izafet aynı..
öncelikle bunu yani makbul olmayanı çıkaralım..
sonra gelelim silahlı mücadeleeye? güncel mi?
asla değil bugün silahlı devrim mücadelesi en fazla egemen sınıfı yıpratmaya yarar ancak üretim ilşkilerinden kopuk bi şekilde sınıftan uzak olarak devrim örgütlenemez..
bu gerilla birliklerinin bulunduğu bölgelerde ki halka zarar vermekte, gerilla birliklerinin yiyecek içecek gibi ihtiyaçlarını zaten yoksul olan köylülerden alması devrimi imkansızlaştırmakta..
kentleri işçi sınıfını hatta orta sınıfı aydınları örgütlemeden açıkça siyasetini tartışmadan ülke gündemine söz söylemeden güncellikten bahsedilemez ve bu da makbul olmayandır..
gelelim masa başı yeorisyenine??
asla makbulu değildir! teorisyen olmakla beraber örgütlü mücadelede yer almak leninisst bir ilkedir.. marksizm sadece teoris üretmez yapıcılarıda yaratır..
harekete geçendir dava adamıdır.. yani aktif siyasette rol alandır örgütlenendir, aydınlıkçı olan ilerici olan bunu hayatının her alanına yansıtan yaşamını diyalektik sürdürmek için evrimleşendir..
aydındır, sanatçıdır, işçidir, öğrencidir farketmez hepsine ihtiyaç vardır..
ben teori üretirim sokaklara inmem halkın kapısını çalmam işler yapmak yazarım, söylerim diyen devrimci tanımını kabul etmıyoruz. Devrimci yazmaktanda, kapı çaalmaktanda yoksun değildir..
makbulü dediğiniz gibi aktif katılımcı olandır ki yegane istediğimiz dünyanın yada ülkenin kurulumu için çalşmayan kişi sosyalismi nasıl getirebilir?? evde oturan ama sosyalizmi isteyen kişi emek harcamayınca sosyalizm tanrı tarafından inmeyecektir, yahut onlaar getirsin ben yaşarım anlayışınıda kabul etmıyoruz..
castrolar, cheler ülkelerinin politik koşullarında özgünlüklerini kullanmışlardır bir ülkede sosyalizm öncelikle özgünlükle gelir yani che leer gerilla savaşı verdi lenin iç savaşı kullandı v.s gibi başka ülkelerin taktikleri birebir alınıp kullanılamaz.. ülke nesnelliği çok önemlidir..
zamanın koşullarıyla günümüz koşulları arasında iyi bir analiz yapılmalı, bununla beraber dediğim gibi ülkenin nesnel koşulu değerlendirilmeli, egeemen sınıfın baskı, saldırı aygıtları tahlili eksiksiz olmalı, işçi sınıfı ve halkın durumu tespit edilmeli bu gibi başlıklarla izlenecek yok, uygulanacak teori ve strateji seçilmeli.. bununla beraber örgütlenmeli..
istisnai durumlarda vardır elbeet bir ülkede gündeme bağlı değişiklikler olabilir devrimci yapı gündemi yakından takip etmeli bundan kopmamalıdır gerekirse stratejisinde değişiklikleer yapmalıdır.. en önemli meselelerden biriside, dostu düşmanı iyi bilmelidir
aydını gericiyi iyi analiz edebilmeli.. iraan örneğine dikkat etmekte fayda var.. bu yüzden dostumuzu düşmanımızı karıştırmamalıyız..
yobazdan müttefik olmaz...
naçizane bişeyler yazdım sevgili mutezile umarum biraz olsun cevaplıyabildim..
saygılar..