Orijinalini görmek için tıklayınız : ''Soner Yalçın'ın not defterinden''
Mutezile
06-08-2009, 11:07
Aşağıda güzel bir yazı, farklı bir bakış açısı bulacaksınız. Bir kısmını alıntılıyorum:
Pervin Buldan'ı tanıyor musunuz?
ADI Pervin Buldan.
Kaçırılıp öldürülen Savaş Buldan'ın eşiydi.
O da Yüksekovalıydı. Teyze çocuklarıydılar.
Savaş 1961, Pervin 1967 doğumluydu.
Öldürüldüğünde Savaş 33, Pervin 27 yaşındaydı.
Bir çocukları vardı: Neçirvan.
Savaş Buldan öldürüldüğünde Pervin Buldan ikinci çocuğu Zelay'a hamileydi.
Ölüm haberini alınca bayıldı. Erken doğum yaptı.
Dünyaya küstü.
devamı için: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11813646&yazarid=218
boğaziçi
06-08-2009, 14:04
bu bakis acisini bize unutturanlar 80 darbesininin sorumlulari ve sonrasinda olanlar. guneydoguda olan olaylari kimse yadsimiyor. 80 sonrasinda kin ve nefret tohumlarini insanlarin icine sacanlar utanmali. ablam guneydoguda ogretmenken orada anlatilanlar inanilmayacak kadar kotu olaylar. firatin kirmizi aktigini anlatiyorlar. birileri bunu bilincli bir sekilde yapti ve basariya dogru yol almaktalar. su anda da acilim sacilimlarla devam ediyoruz.
herşeyin bir bedeli var...Türkiyeyi bölmeye çalışanlar elbet bir bedel ödeyecekler, öyle veya böyle...bu savaşta taraflar var...her taraf belli bir bedel ödüyor, suçlu bu savaşı çıkaran, suçlu bu savaşı çıkararak kar sağlıyacak olanlara alet olanlar......adamlar pkaka nın sponsorluğuna soyunmuşlar... hem teröre destek olacaksın, Yıkmaya çalıştığın ülkede nerden geldiği belli olmayan para ile krallar gibi yaşayacaksın ...oh ne hayat...çıkmış bir gazetecide duygu sömürüsü yapıyor, kadının niyetini bırak ailenin niyeti baştan belli.
O yazının devamında şu cümleler var:
"...Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, son yerel seçim sonuçları için "Kürdistan sınırlarını belirledik!" dedi.
Doğal olarak medyada yer yerinden oynadı.
Benim ise ilk aklıma gelen şu oldu:
"Ne kadar canı yanmış!"
Bakınız...
Biz empati kurmayı unuttuk. İçimizi, beynimizi kinle doldurduk."
Gördünüz mü Soner beyefendinin sözlerini?
Pervin Buldan canı yandığı için "Kürdistan sınırlarını" çizmekte çok haklıymış.
Her canı yanan bir ülke sınırı çizecek olsa Türkiye'de her sokak bir ülke olmalıydı.
12 Eylül sonrasında Metris'te, Ulucanlar'da, Emniyet hücrelerinde vb... işkenceden ölenlerin eşleri ne yapsın peki?
Onlar da ülke sınırı çizsinler mi?
Ben daha çok şu yazıya başlık açmak isterdim:
Dokuz şehit ve Pervin hanımefendi -Behiç Kılıç
"...Ağzındaki sözlere bakınca rahatça “yeminli Türk düşmanı” diyebilirsiniz de..
Kürt dostudur diyebilir misiniz?!.
Hali tavrı, bir iç savaş arayıcısı meydan okumaları, hangi akla hizmet için seferberdir acaba?!
Neden bir kışkırtıcı görevli görüntüsü içindedir?.. Sözlerinin hangi yaraları kaşıyacağını, bir yerleri ayaklandırıp çatışmaya çekme peşinde mesajlar olduğunu bile bile niye böyle konuşuyor?!. İç kargaşa çıkarsa ne kâr sağlayacak?!. Böyle bir çatışmada kendisinin, birinci, ikinci derece yakınlarının zarar görmeyeceğinden emin olan bu hanımefendi, gariban insanları sahaya sürerek yükselecek ateşten nasıl bir haz duyacak?!
Nasıl bir intikam duygusunun peşinde, iç savaştan medet umar halde, nasıl bir zihniyet içerisinde!?.
Sorunun cevapları, öldürülen uyuşturucu baronu kocasının kan davasını süren bir kadını işaret ediyor!..
Dünyaca ünlü eroin tüccarı kocası Savaş Buldan’ın intikamını kovalayan bir kadını, bu uğurda aşiret gücünü kullanıp TBMM’ye giren, yürüdüğü yolu kolaylaştırsın diye PKK ile işbirliğine girişen bir kadını...
Iğdır milletvekilini görüyoruz!.."
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=8245
Yaşanan acılar bir an önce bitsin diye çaba harcamak, herkezin görevidir. Acılardan sonuç alınmaz. sadece yara büyür.
Kardeşçe ve insanca birarada yaşamak için acı çektirmekmi gerekiyor?
Sadece birbirini anlamaya çalışmak yeterli.
Kürt sorunu, bizim sorunumuzdur. Biz çözmediğimiz sürece, dışarıdan müdahalelere açık bir yara olmaya devam edecektir.
Sadece birbirini anlamaya çalışmak yeterli.
Ben asla anlamam. Binlerce evladımı verdim kara toprağa, binlercesi bunların yollara döşediği mayınlara basarak veya kalleş pusularda veya nöbet sırasında üzerine atılan bir roket ile parampaça oldu bedenleri. Şimdi bana kimse evlatlarının katilleri ile masa başında kadeh tokuştur diyemez.
Ben asla anlamam. Bir meczubun peşinden gidenleri, katillerle halvet olanları, bizim verdiğimiz kanlar üzerinden siyaset yapanları asla anlamam.
Kan tüccarlarını, teröristlere karanfil verenleri, gazetelerine onların kravatlı resimlerini koyarak sempatik göstermeye çalışanları asla ve asla anlamam.
İhaneti, kanı, katliamı asla unutmam.
Şimdi bana kimse evlatlarının katilleri ile masa başında kadeh tokuştur diyemez.
Muhammed'in kısasa kısas suresinden farkını açıklayabilir misin.
saygılarımla
Muhammed'in kısasa kısas suresinden farkını açıklayabilir misin.
Ben Hind'i çok iyi anlıyorum. Hamza'nın ciğerini yemesine rağmen Muhammed onu affetmişti çünkü onun öfkesindeki haklılığı görmüştü. Bugünün Müslümanlarında bile Ebu Cehil ve Ebu Leheb'e duyulan öfke yoktur Hind'e karşı. O mevzunun üzerinde durmazlar.
Aslında herkes Hind'i çok iyi anladı.
sonuç
yani kan davası meşru mudur.
saygılarımla
İlk cinayeti işleyen bütün sonuçlarına katlanır.
Kan davası meşru değildir.
Çünkü cinayeti işleyen sonucunu görmüştür ve adalet yerini bulmuştur.
Bunu devam ettiren ilk kişi ise suçludur.
İkincisi ise haklı.
Özetle;
Herkes hakkettiği cezaya çarptırılmalıdır.
Katil ile maktul aynı değildir. İkisini aynı kefeye koyanlar adaleti katlederler.
İşte asıl katliam da budur.
İlk cinayeti işleyen bütün sonuçlarına katlanır.
İlk cinayeti işleyen Kabil.
Bir de bu açıdan degerlendirebilir misin olayı.
saygılarımla
Kabil'in yeri cehennemdir. Onu ancak Habil affederse belki kurtulabilir. Habil onu affeder, ne de olsa kardeşidir lakin Adem ile Havva'nın affetmesini beklemek fazla olur ama Kabil de onların oğludur. Bu yüzden Adem ile Havva Kabil'i affedebilirler bu ihtimal de vardır.
Peki Tanrı affeder mi?
Bence Tanrı onu Habil'î öldürdüğü için affetse bile insanoğlunun işlediği bütün cinayetlerden sorumlu tutar.
Kabil "ilk cinayetinin" kefaretini ödeyemez. Yükü ağırdır.
Kabil'in işi her halükarda Allaha kalmıştır.
Allah'ın sünnetinde ise bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş kabul edilir.
Sonuçta; Kabil sonsuza kadar cehennemdedir.